Bayilik sözleşmesinde toplu talep edilen kâr mahrumiyeti cezai şartı
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/1571 E. 2025/905 K. · · İlk derece: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Alacakistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Cezai şart (kâr mahrumiyeti) - Bayilik sözleşmesi mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
bayilik (acente-kıyas)
Gerekçe özeti
Bayilik sözleşmesine ek ürün alım taahhütnamesinde, taahhüde aykırılıktan kaynaklanan kâr mahrumiyeti (cezai şart) bedelinin her yıllık dönem sonunda talep edilebileceği ve anlaşma süresi sonunda toplu olarak talep edilmesine tarafın muvafakat ettiği açıkça kararlaştırılmışsa, alacaklının önceki dönemlerde çekince ileri sürmeksizin ifaya devam etmiş olması borçlu yararına kazanılmış hak doğurmaz ve toplu talebe engel oluşturmaz. Cezai şartın fahiş olup olmadığı hâkim tarafından re'sen değerlendirilmesi gereken bir husus olsa da, dava kısmi olarak açılmışsa ve talep edilen/hükmolunan miktar toplam alacağa kıyasla fahiş nitelikte değilse, henüz talep edilmemiş kısım için tenkis değerlendirmesi yapılamaz.
Ele alınan sorunlar
Fesih ihtarının geçerliliği → ret
İddia: Davalı, fesih ihtarının kendisine tebliğ edilmediğini, bu nedenle geçerli bir fesih bulunmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Fesih ihtarının gönderildiği adresin ticaret sicilinde şirketin merkez adresi olarak kayıtlı olduğu, dava dilekçesinin de aynı adrese tebliğ edildiği dikkate alındığında, sözleşmenin tebligata ilişkin hükmü gereğince bu adrese yapılan bildirimin geçerli olduğu; davalının fesih ihtarının tebliğ edilmediğine ve dolayısıyla geçerli bir fesih bulunmadığına yönelik iddiası yerinde görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Kâr mahrumiyetinin (cezai şartın) her yıl için çekince ileri sürülmeden toplu talep edilebilirliği → ret
İddia: Davalı, müteakip yılın ifasına başlanmış ve ifa öncesi bir önceki yıla dair ceza koşulu konusunda çekince konulmamış olması halinde ceza koşulunun istenemeyeceğini, çekince koymadan uzun süre ifaya devam edilmesi halinde haklı güven oluşacağından önceki yıllara ilişkin cezai şart talep edilemeyeceğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Sözleşmede, hükümlerin tatbik edilmemesinin ya da hatalı tatbik edilmesinin karşı taraf lehine hak iddia etme imkânı tanımayacağı düzenlenmiştir. Ürün Alım Taahhütnamesinde ise taahhüde aykırılıktan kaynaklanan kâr mahrumiyeti bedelinin bir yıllık dönem sonunda ve davacının belirleyeceği dönemlerde talep edilebileceği, ayrıca bu tutarın anlaşma süresi sonunda toplam olarak talep edilmesine davalının muvafakat ettiği açıkça kararlaştırılmıştır. Bu düzenlemelere göre, davacının her bir yıllık dönem sonunda çekince ileri sürmemiş olması davalı lehine kazanılmış hak doğurmaz; davacının cezai şart bedellerini sözleşme sonunda toplu olarak talep etmesine engel bir durum bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı, taahhüt ihlaline dayalı olarak cezai şarta hak kazanmıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Cezai şartın fahiş olup olmadığının (TBK 27) kısmi dava bakımından değerlendirilmesi → ret
Gerekçe: Sözleşme özgürlüğü çerçevesinde tarafların cezai şart miktarını belirlemekte özgür olmaları sınırsız değildir; TBK'nın 27. maddesi bu özgürlüğün sınırını çizer. TTK'nın 22. maddesi gereğince tacir sıfatını haiz borçlu TBK'nın 182/3. maddesi uyarınca cezai şartın tenkisini isteyemez ise de, TBK'nın 27. maddesi gereğince hâkim fahiş gördüğü cezaları re'sen tenkis etmekle yükümlüdür. Davacının alacaklı olduğunu iddia ettiği toplam tutar tenkisi gerektirir niteliktedir; ancak dava kısmi olarak açıldığından, talep olunan ve hükmolunan miktar bakımından tenkisi gerektirir bir hal bulunmamaktadır. Henüz talep edilmeyen miktar için tenkis değerlendirmesi yapılması da mümkün değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Kâr mahrumiyeti/cezai şart bedelinin sözleşmede dönemsel talep hakkı düzenlenmişken çekincesiz ifaya devam edilmesinin kazanılmış hak doğurmayacağı ve bu bedelin anlaşma sonunda toplu talep edilebileceği yönündeki tespit ile kısmi davada henüz talep edilmemiş miktar için tenkis değerlendirmesi yapılamayacağına ilişkin tespit, benzer bayilik/ürün alım taahhütnamesi uyuşmazlıklarında bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
cezai şart↗ kâr mahrumiyeti↗ kısmi dava↗ tenkis↗ çekince↗ kazanılmış hak↗ sözleşme özgürlüğü↗ bayilik sözleşmesi↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2022/1571
KARAR NO 2025/905
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 16/01/2019
NUMARASI 2017/139 Esas 2019/32 Karar
DAVA
Alacak
Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı arasında otogaz istasyonu işletmeciliğine ilişkin 15/05/2013 başlangıç tarihli, 5 yıllık bayilik sözleşmesi ile ürün alım taahütnamesi düzenlendiğini, davalının sözleşme kapsamında 5391 ton otogaz ürünü almayı kabul ettiğini, yine sözleşmeye göre eksik kalan ton üzerinden 20-USD tutarında kâr mahrumiyeti ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalının bayilik lisansının iptal edilmesi üzerine sözleşmenin müvekkili tarafından 07/02/2017 tarihli ihtarla feshedildiğini, müvekkilinin 107.314-USD kâr kaybının bulunduğunu belirterek eksik kalan ürün miktarı için hesaplanan bu tutardan şimdilik 1.000-USD'sinin temerrüt tarihinden itibaren yabancı paraya işleyecek en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı tarafça davaya cevap verilmemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; taraflar arasındaki 15/05/2013 tarihli otogaz bayilik sözleşmesi ve eki protokol hükümleri uyarınca sözleşme tarihinden itibaren 5 yıllık süre boyunca davalının davacıdan birinci yıldan başlamak üzere 1078 ton, toplam anlaşma süresince ise 5390 Ton otogaz almayı taahhüt ettiği, her yıl anlaşma süresinin sonunda hesaplanacak eksik kalan miktar üzerinden ton başına 20-USD kâr mahrumiyeti ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davacı tarafından noter kanalıyla davalı tarafa 07/02/2017 tarihli ihtarname ile davalının EPDK tarafından lisanslarının iptal edilmesi nedeniyle sözleşmeyi yerine getirmesi imkansızlaşacağından 15/05/2013 bayilik sözleşmesi ve eki protokolün tek taraflı olarak fesh edildiği, münhasır delil sözleşmesi uyarınca davacı defter ve kayıtları incelenerek sözleşmenin yürürlükte kaldığı 07/02/2017 tarihine kadar davalının herhangi bir ürün alımı yapmadığı, dolayısıyla ton başına 20-USD ile çarpılarak cezai şart mahiyetindeki kâr mahrumiyeti alacağının (5391x20-USD) 107.820-USD talep edilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, davalı tarafça davacının sözleşmeye ihtirazi kayıtsız devam edildiği ileri sürülmüş ise de ana sözleşmeye ek alım taahüdüne ilişkin protokolün G bendinde anlaşma süresi sonunda toplu olarak kar mahrumiyeti istenmesine davalının onay verdiği, tacir olan her iki tarafı bağlayıcı bu madde uyarınca evleviyetle önceki dönem kar mahrumiyetlerinin istenebilmesinin mümkün olduğu, davalı tarafın hiçbir şekilde alım yapmayarak sözleşmeyi tümden ihlal ettiği, sözleşmenin 28.
maddesi uyarınca sözleşmede belirtilen adreslere yapılacak tebligatın geçerli olacağı kararlaştırıldığından davacı tarafından davalının sözleşmedeki adresine gönderilen fesih ihtarının tebliğ edilemeden bila dönse bile 07/02/2017'den itibaren hüküm ve sonuçlarını doğuracağı, feshin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, kar mahrumiyeti alacağı 1000-USD'nin temerrüt tarihi olan 09/02/2017 tarihinden itibaren 3095 sayılı faiz kanunun 4/a bendi uyarınca yabancı para alacaklarına göre işleyecek ve hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili; dava konusu alacağın feshe bağlı olarak talep edilmesi gerektiğinden ve fesih ihbarının müvekkiline ulaşmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müteakip yılın ifasına başlanmış ve ifa öncesi bir önceki yıla dair ceza koşulu konusunda çekince konulmamış olması halinde ceza koşulunun istenemeyeceğini, çekince koymadan uzun süre ifaya devam edilmesi halinde ceza koşulu istenemeyeceğine dair haklı güven oluşması halinde önceki yıllara ilişkin ceza koşulu talep edilemeyeceğini, sözleşmenin dönemlerine göre davacının kar mahrumiyeti talep edemeyeceğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, bayilik sözleşmesinin fesihle sona ermesi üzerine davalı bayiin tonaj taahhüdü nedeniyle kararlaştırılan cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasında 15/05/2013 tarihinde 5 yıl süreli otogaz bayilik sözleşmesi imzalanmış olup, davalının bayilik lisansının iptali nedeniyle sözleşme davacı tarafından 07/02/2017 tarihinde feshedilmiştir. Davacı, davalının sözleşmede bulunduğu 5.391 ton ürün alım taahhüdünü yerine getirmediğini belirterek davalıdan ton başına 20-USD üzerinden 107.814-USD alacaklı olduğunu ileri sürerek şimdilik 1.000-USD cezai cezai şart bedelinin ödenmesini talep etmiştir. Taraflar arasında akdedilen 15/05/2013 tarihli bayilik sözleşmesinin eki olan aynı tarihli Ürün Alım Taahhütnamesi "...birinci yıldan başlamak ve anılan anlaşmaların yürürlüğü süresince geçerli olmak üzere, yıllık asgari 1.078 ton (anlaşma süresince toplam 5.390 ton otogaz ürününü), münhasıran ...
A.Ş.'den veya ... A.Ş.'nin yazılı olarak göstereceği ikmal kaynaklarından satın almayı kabul ve taahhüt ederiz. (a)Yukarıda bayan ettiğimiz satın alma taahhüdümüzü her bir yıllık anlaşma dönemine ilişkin olarak yerine getiremediğimiz takdirde, (a) anlaşma süresinin hitamında ve/veya her bir yıllık anlaşma süresinin sonunda hesaplanacak eksik kalan miktar üzerinden ton başına 20-USD tutarının ödeme gününde uygulanmakta olan Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığında kar mahrumiyetini ödemeyi, (b) işbu Taahhülname'ye aykırılığın münakit Anlaşmaların da ihlali olarak değerlendirilebileceğini, (c) sözkonusu kar mahrumiyeti miktarının, ... A.Ş. tarafından her bir yıllık anlaşma döneminin hitamında veya bizzet belirleyeceği dönemlerde anlaşmanın ifasıyla birlikte birlikte talep edilebileceğini veya, (d) Anlaşmanın hitamında veya anlaşmanın her ne sebeple olursa olsun sona ermesini müteakip ...
A.Ş. tarafından aynı ticari bölgede yeni bir bayilik tesis edilip edilmeyeceğine bakılmaksızın talep edilebileceğini, ... (g) ... A.Ş.'nin anılan kar mahrumiyeti tutarını mutabakatımız dâhilinde anlaşma süresi sonunda toplam olarak talep etmesine muvafakat ettiğimizi, (h) ... A.Ş. tarafından yazılı feragatname verilmedikçe ... A.Ş.in herhangi bir hak ve alacağından feragal etmiş sayılmayacağı, ... beyan, kabul ve taahhüt ederiz..." şeklinde düzenlenmiştir. Davalının lisansının 28/05/2014 tarihinde iptal edildiği, davacının sözleşmeyi buna dayalı olarak 07/02/2017 tarihinde feshettiği anlaşılmaktadır. Davalı, fesih ihtarının tebliğ edilmemesi nedeniyle geçerli bir fesih bulunmadığını iddia etmekte ise de fesih ihtarının gönderildiği adresin ticaret sicilinde şirketin merkez adresi olarak kayıtlı olduğu, dava dilekçesinin de aynı adrese tebliğ edildiği dikkate alındığında sözleşmenin 28.
maddesi gereğince davalının fesih ihtarının tebliğ edilmediğine, geçerli bir fesih bulunmadığına yönelik iddiaları yerinde görülmemiştir. Sözleşmenin 23. maddesinde; sözleşme hükümlerinin tatbik edilmemesi ya da hatalı tatbik edilmiş olmasının karşı taraf lehine hak iddia etme imkanı tanımayacağı düzenlenmiştir. Taahhütnamede ise taahhütnameye aykırılıktan kaynaklanan kar mahrumiyeti bedelinin bir yıllık dönem sonunda ve davacının belirleyeceği dönemlerde talep edebileceği düzenlenmiştir. Ayrıca taahhütnamede bu tutarın anlaşma süresi sonucunda toplam olarak talep edilmesine davalı tarafın muvafakati bulunduğu görülmüştür. Bahsi geçen bu düzenlemelere göre davacının her bir yıllık dönem sonunda çekince ileri sürmemiş olması davalı lehine kazanılmış hak doğurmayacağı, cezai şart bedellerini sözleşme sonunda toplu olarak talep etmesine engel bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Bu durumda davacının taahhüt ihlaline dayalı olarak cezai şarta hak kazandığından davalının aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Bununla birlikte cezai şartın fahiş nitelikte olup olmadığının da değerlendirilmesi gerekir. Sözleşmenin tarafları sözleşme özgürlüğü çerçevesinde sözleşmenin konusunu ve cezai şartın miktarını belirlemede özgür iseler de bu özgürlük sınırsız ve sonsuz değildir. TBK'nın 27. maddesi bu özgürlüğün sınırını çizmiştir. TTK'nın 22. maddesi gereğince tacir sıfatını haiz borçlunun TBK'nın 182/3 uyarınca cezai şartın tenkisini isteyemeyeceği düzenlenmiş ise de TBK'nın 27. maddesi gereğince hakim, fahiş gördüğü cezaları re'sen tenkis etmekle yükümlüdür. Davacının, alacaklı olduğunu iddia ettiği 107.814-USD tenkisi gerektirir niteliktedir.
Ancak dava kısmi olarak açıldığından, talep olunan ve hükmolunan miktar bakımından tenkisi gerektirir bir hal bulunmamaktadır. Henüz talep edilmeyen miktar için de tenkis değerlendirilmesi yapılması mümkün değildir. İlk derece mahkemesince, kısmi olarak açılan davada sonuç olarak 1.000-USD'nin davalıdan tahsiline karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 253,90-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 173,20-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 26-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 04/06/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/73184 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi