Bayilik sözleşmesinden doğan alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/5966 E. 2021/7105 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kıstelyevm↗ ttk 122↗ denkleştirme (portföy) tazminatı↗ müşteri portföyü↗ tekel hakkı↗ tek satıcılık↗ bilirkişi raporları arasında çelişki↗ ihtarat↗ gerekçenin düzeltilmesi↗ kazanç kaybı↗ bayilik sözleşmesi↗ hakkaniyet↗ ispat yükü↗ fesih↗ kâr kaybı↗ dava sebebi↗ eksik inceleme↗ kesin hüküm↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada, 26/09/2017 tarihli bilirkişi raporuyla, davacının muavin kayıtlarında “BURDA” markalı firmaya ait faturaların da bulunduğu bunların kazanç kaybı hesabında dikkate alınamayacağı, bozma ilamına göre giderlerin düşülmesi suretiyle yapılan hesaplama sonucunda davacının kazanç kaybından bahsedilemeyeceği, denkleştirme tazminatı bakımından ise önceki müşteri portföyünün belirlenmesi halinde hesaplama yapılacağının belirtildiği, davacı vekiline 27/03/2018 tarihli duruşmada müşteri portföyüne ilişkin belgeleri sunmak üzere süre verildiği, davacı vekili tarafından sunulan belgeler dikkate alınmak üzere denkleştirme tazminatının hesabı için ek rapor tanziminin istenildiği, 26/09/2017 tarihli ön raporda eksik olduğu belirtilen belgeleri sunmak üzere 02/07/2019 tarihinde taraf vekillerine yeniden ihtaratlı süre verildiği, bu süre sonunda davalıya ait muavin kayıtların sunulduğu, ancak davacı tarafından dosyaya bir belge sunulmadığı, denkleştirme tazminatının hesaplanabilmesi için davacının önceki müşteri portföyüne ilişkin belgelerin, dosyaya ispat yükü kendi üzerinde olan davacı tarafından sunulması gerektiği, kesin ve ihtarlı süreye rağmen belgelerin sunulmadığı, mevcut duruma göre de denkleştirme tazminatının hesaplanmasının mümkün olmadığı, ek rapor alınması için yazılan talimat da bu sebeple iade edildiği, davacının kazanç kaybı ve denkleştirme tazminatı talepleri ispatlanamadığından asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davacı vekilinin asıl davaya ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Mahkemece bozmadan sonra alınan 18.01.2016 tarihli bilirkişi ek raporunda davacının net kazanç kaybı 175.915 TL olarak hesaplanmış, bu rapora itiraz edilmesi üzerine yeni bir bilirkişi heyetinden alınan 26.09.2017 tarihli raporda davacının net kazanç kaybının eksi değer olarak tespit edildiği bildirilmiştir. Mahkemece iki ayrı bilirkişi heyetinden rapor alınmış olup, söz konusu raporlar yeterli gerekçe içermediği gibi birbirleri ile de çelişkilidir. Mahkemece bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeksizin ve ikinci raporun hükme esas alınma sebebi gösterilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Davalı taraf süresinde fesih ihbarında bulunamayarak sözleşmeyi haksız feshettiğinden, davacının üç aylık süre için net kazanç kaybının hesaplanması gerekmektedir. Mahkemece yapılacak iş, yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak, davacının üç aylık süre için toplam brüt kazancı ve toplam gideri tespit edilerek, taraflar arasındaki sözleşmeye göre, davacı bayiinin, davalı şirkete ait ürünlerin satışından elde ettiği ortalama brüt kazancı bulunup, davacının toplam giderleri içinde, davalı şirkete ait ürünlerin satışı için yapılan harcama gideri kıstelyevm olarak hesaplattırılarak, bulunan gider düşüldükten sonra, davacının net kazanç kaybı hesaplattırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve çelişkili yetersiz rapora dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış ve bu sebeple asıl davaya ilişkin kararın bozulması gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Birleşen dava, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshi nedeniyle uğranılan müşteri (denkleştirme) tazminatının tahsili istemine ilişkindir. Sonradan yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesinde denkleştirme tazminatı düzenlenmiş olup anılan maddenin 5. fıkrası “Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi halinde de uygulanır.” hükmü yer almakta ise de 6769 sayılı eTTK döneminde benzer yönde hüküm bulunmadığından ve bu sebeple davacı bayii denkleştirme tazminatı talep edemeyeceğinden davanın reddi gerekirken, yazılı gerekçe ile reddedilmesi yerinde değilse de, karar yukarıda açıklanan gerekçe nedeniyle sonucu itibariyle doğru bulunduğundan davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile HUMK'nın 438. maddesinin son fıkrası uyarınca kararın gerekçesi düzeltilmek suretiyle onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5952 E. 2022/2986 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmenin feshi · istinaf yoluna başvurulabilirlik
Benzer bu kararda… .4 maddesi gereğince feshedilmiş olup 6102 Sayılı TTK'nın 122/3 maddesi uyarınca sözleşmenin haksız feshinden bahsedilemeyeceği ve sözleşmenin 11.5 maddesi uyarınca «sözleşmenin feshi» halinde davacının denkleştirme tazminatı isteyemeyeceği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili «istinaf yoluna başvurmuştur».
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/4540 E. 2025/4358 K.
Ortak:tekel hakkı · tek satıcılık · hakkaniyet · dava sebebi · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaSonradan yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesinde denkleştirme tazminatı düzenlenmiş olup anılan maddenin 5. fıkrası “Bu hüküm, «hakkaniyete» aykırı düşmedikçe, «tek satıcılık» ile benzeri diğer «tekel hakkı» veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi halinde de uygulanır.” hükmü yer almakta ise de 6769 sayılı eTTK döneminde benzer yönde hüküm bulunmadığından ve bu sebeple davacı bayii denkleştirme tazminatı talep edemeyeceğinden davanın reddi gerekirken, yazılı gerekçe ile reddedilmesi yerinde değilse de, karar yukarıda açıklanan gerekçe nedeniyle sonucu itibariyle doğru bulunduğundan davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile HUMK'nın 438. maddesinin «son» fıkrası uyarınca kararın «gerekçesi düzeltilmek» suretiyle onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece «bilirkişi raporları arasındaki çelişki» giderilmeksizin ve ikinci raporun hükme esas alınma «sebebi» gösterilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
… t ürünlerin satışından elde ettiği ortalama brüt kazancı bulunup, davacının toplam giderleri içinde, davalı şirkete ait ürünlerin satışı için yapılan harcama gideri «kıstelyevm» olarak hesaplattırılarak, bulunan gider düşüldükten sonra, davacının net «kazanç kaybı» hesaplattırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ve çelişkili yetersiz rapora dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış ve bu sebeple asıl davaya ilişkin kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaDairemizin 31.03.2022 tarih ve 2020/5477 E., 2022/2637 K. sayılı bozma ilamında «tek satıcılık sözleşmesine» ilişkin açıklamalara yer verilerek, tek satıcılık sözleşmesinde, tek satıcıya belirlenen bölgede «tekel hakkı» tanındığı, TTK'nın 122/5. maddesine göre «acentelikle» ilgili denkleştirme kurallarının «hakkaniyete» aykırı düşmedikçe tek satıcılık sözleşmelerine de uygulanacağı, yine TTK'nın 122/1-a,b,c maddelerinde denkleştirme tazminatının talep edilebilmesinin koşullarının düzenlendiği belirtilmiş ve Mahkemece tek satıcılık sözleşmesinin koşulları ve buna bağlı olarak «portföy tazminatının» koşulları bakımından somut bir değerlendirme yapılmaksızın sonuca varılmasının doğru olmadığı vurgulanmış, devamla Mahkemece, tek satıcılık sözleşmesinin unsurlarının somut olay bakımından irdelenmesinin gerektiği, taraflar arasında tek satıcılık ilişkisi olduğunun somut gerekçelerle tespiti halinde ise bu kez TTK’nın 122. maddesi çerçevesinde denkleştirme tazminatının koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi ve tazminat koşullarının oluşması halinde Kanun’da belirtilen şekilde hesaplama yapılarak bir sonuca varılması gerektiği belirtilerek «eksik incelemeye» dayalı Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile müvekkili arasında hiçbir zaman «tek satıcılık» ilişkisi olmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 122. maddesindeki denkleştirme şartlarının bu davada uygulanamayacağını, davacı tarafın satış oranlarının istenilenin altında kaldığını, müvekkilinin mallarını satın alan müşterilerin bazılarını kaybetmesi nedeniyle sözleşmeyi haklı olarak feshettiklerini, davacının tazminat talebinin «hakkaniyete» uygun olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
… çesinde; müvekkilinin davalının distribütörü olduğunu, davalının müvekkili tarafından kendilerine verilen siparişleri karşılamamaya başladığını, bu yönde gönderilen «ihtarnamenin» de sonuçsuz kaldığını, davalının ürünlerin «tek satıcılık» hakkını başka bir firmaya vererek Türkiye'de pazarlamaya başladığını, oysa müvekkilinin 2005 yılından itibaren 10 yıllık süre ile davalının ürünlerini ciddi emek ve «masraf» harcayarak Türkiye pazarında satışını yaparak tanıttığını ileri sürerek ticari ilişkinin davalı tarafından tek taraflı olarak sonlandırılması nedeniyle 750.000,00 TL «maddi tazminatın» dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:tek satıcılık sözleşmesi · portföy tazminatı · acentelik · ihtarname · dosya masrafı · maddi tazminat · avans faizi
Benzer bu kararda… çesinde; müvekkilinin davalının distribütörü olduğunu, davalının müvekkili tarafından kendilerine verilen siparişleri karşılamamaya başladığını, bu yönde gönderilen «ihtarnamenin» de sonuçsuz kaldığını, davalının ürünlerin «tek satıcılık» hakkını başka bir firmaya vererek Türkiye'de pazarlamaya başladığını, oysa müvekkilinin 2005 yılından itibaren 10 yıllık süre ile davalının ürünlerini ciddi emek ve «masraf» harcayarak Türkiye pazarında satışını yaparak tanıttığını ileri sürerek ticari ilişkinin davalı tarafından tek taraflı olarak sonlandırılması nedeniyle 750.000,00 TL «maddi tazminatın» dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Dairemizin 31.03.2022 tarih ve 2020/5477 E., 2022/2637 K. sayılı bozma ilamında «tek satıcılık sözleşmesine» ilişkin açıklamalara yer verilerek, tek satıcılık sözleşmesinde, tek satıcıya belirlenen bölgede «tekel hakkı» tanındığı, TTK'nın 122/5. maddesine göre «acentelikle» ilgili denkleştirme kurallarının «hakkaniyete» aykırı düşmedikçe tek satıcılık sözleşmelerine de uygulanacağı, yine TTK'nın 122/1-a,b,c maddelerinde denkleştirme tazminatının talep edilebilmesinin koşullarının düzenlendiği belirtilmiş ve Mahkemece tek satıcılık sözleşmesinin koşulları ve buna bağlı olarak «portföy tazminatının» koşulları bakımından somut bir değerlendirme yapılmaksızın sonuca varılmasının doğru olmadığı vurgulanmış, devamla Mahkemece, tek satıcılık sözleşmesinin unsurlarının somut olay bakımından irdelenmesinin gerektiği, taraflar arasında tek satıcılık ilişkisi olduğunun somut gerekçelerle tespiti halinde ise bu kez TTK’nın 122. maddesi çerçevesinde denkleştirme tazminatının koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi ve tazminat koşullarının oluşması halinde Kanun’da belirtilen şekilde hesaplama yapılarak bir sonuca varılması gerektiği belirtilerek «eksik incelemeye» dayalı Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde taraflar arasında «tek satıcılık sözleşmesi» bulunduğu, bu durumda TTK'nın 122/5 maddesi uyarınca davacının denkleştirme tazminatı talep edebileceği gerekçesi ile davanın kabulüne 750.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacının fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmişt …
Zira gerek hükme esas alınan bilirkişi raporunda gerekse karar yerinde denkleştirme tazminatının koşullarının varlığı konusunda bir değerlendirme yapılmamış, ''...taraflar arasında «tek satıcılık sözleşmesi» bulunduğu anlaşılmaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/5966 E. , 2021/7105 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Karacabey 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 24.12.2019 tarih ve 2015/245 E. - 2019/675 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline geri çevrilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra iade edildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesi uyarınca davacının davalıya ait malların satışını yaptığını, davalının sözleşme hükümlerine aykırı biçimde sözleşmeyi feshederek mal teslimini durdurduğunu, davalının, sözleşme hükümlerine göre üç ay önceden fesih ihbarı yapması gerekirken, ihbarda bulunmadan akdin feshetmesi sonucunda 22.08.2011 ile 22.11.2011 tarihleri arasında davacının 181.681,50 TL kazanç kaybı oluştuğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL'nin 23.09.2011 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Yargılama sırasında bilirkişi raporuyla saptanan 181.681,50 TL'lik kazanç kaybı tutarı gözetilerek davacı vekili tarafından 171.681,50 TL tutarında harç ikmali yapılmıştır.
Asıl davada davalı vekili, davacının sözleşmeye aykırı şekilde yetkili bulunduğu alan dışında satışlar gerçekleştirmesi nedeniyle uyarıldığını, ancak sonuç alınamaması üzerine bayilik sözleşmesinin haklı nedenle davalı tarafından feshedildiğini, davacının, mal gönderilmediği yönündeki iddiasının mesnetsiz olduğunu, esasen davacının mal siparişi yapmadığını, kendi kusurlu eylemi nedeniyle herhangi bir hak talep edemeyeceğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili, taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin 2009 yılının Ocak ayından, davalının haksız olarak sözleşmeyi feshettiği tarih olan 22.08.2011 tarihine kadar devam ettiğini, davacının sözleşmeden kaynaklanan tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, zengin ticaret hacmi ve müşteri portföyü oluşturduğunu, bu davanın konusunun denkleştirme bedeli müşteri portföy bedeli olduğunu, müşteri çevresinin oluşmasında davalının katkı ve masrafının olmadığını, davacının yıllık ortalama net kazancının 984.056,25 TL olduğunu, davalının haksız fesih nedeniyle bu kazancı cebine attığını, davacı tarafından denkleştirme bedelinin tahsili için çekilen 24.12.2012 tarihli ihtarnameden sonuç alınamadığını ileri sürerek, şimdilik 30.000.- TL denkleştirme bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 09/05/20116 tarihinde ıslahla talebini 597.231.- TL artırarak toplamda 627.231.- TL’ye çıkartmıştır.
Birleşen davada davalı vekili, denkleştirme bedelinin istenebilmesi için, taraflar arasında acentelik ilişkisinin oluşması gerektiğini, davacı ile davalı arasında acentelik değil, bayilik sözleşmesi akdedildiğini, davacının da dava dilekçesinde taraflar arasında bayilik ilişkisinin var olduğunu ikrar ettiğini belirterek, haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada, 26/09/2017 tarihli bilirkişi raporuyla, davacının muavin kayıtlarında “BURDA” markalı firmaya ait faturaların da bulunduğu bunların kazanç kaybı hesabında dikkate alınamayacağı, bozma ilamına göre giderlerin düşülmesi suretiyle yapılan hesaplama sonucunda davacının kazanç kaybından bahsedilemeyeceği, denkleştirme tazminatı bakımından ise önceki müşteri portföyünün belirlenmesi halinde hesaplama yapılacağının belirtildiği, davacı vekiline 27/03/2018 tarihli duruşmada müşteri portföyüne ilişkin belgeleri sunmak üzere süre verildiği, davacı vekili tarafından sunulan belgeler dikkate alınmak üzere denkleştirme tazminatının hesabı için ek rapor tanziminin istenildiği, 26/09/2017 tarihli ön raporda eksik olduğu belirtilen belgeleri sunmak üzere 02/07/2019 tarihinde taraf vekillerine yeniden ihtaratlı süre verildiği, bu süre sonunda davalıya ait muavin kayıtların sunulduğu, ancak davacı tarafından dosyaya bir belge sunulmadığı, denkleştirme tazminatının hesaplanabilmesi için davacının önceki müşteri portföyüne ilişkin belgelerin, dosyaya ispat yükü kendi üzerinde olan davacı tarafından sunulması gerektiği, kesin ve ihtarlı süreye rağmen belgelerin sunulmadığı, mevcut duruma göre de denkleştirme tazminatının hesaplanmasının mümkün olmadığı, ek rapor alınması için yazılan talimat da bu sebeple iade edildiği, davacının kazanç kaybı ve denkleştirme tazminatı talepleri ispatlanamadığından asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davacı vekilinin asıl davaya ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Mahkemece bozmadan sonra alınan 18.01.2016 tarihli bilirkişi ek raporunda davacının net kazanç kaybı 175.915 TL olarak hesaplanmış, bu rapora itiraz edilmesi üzerine yeni bir bilirkişi heyetinden alınan 26.09.2017 tarihli raporda davacının net kazanç kaybının eksi değer olarak tespit edildiği bildirilmiştir. Mahkemece iki ayrı bilirkişi heyetinden rapor alınmış olup, söz konusu raporlar yeterli gerekçe içermediği gibi birbirleri ile de çelişkilidir. Mahkemece bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeksizin ve ikinci raporun hükme esas alınma sebebi gösterilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davalı taraf süresinde fesih ihbarında bulunamayarak sözleşmeyi haksız feshettiğinden, davacının üç aylık süre için net kazanç kaybının hesaplanması gerekmektedir. Mahkemece yapılacak iş, yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak, davacının üç aylık süre için toplam brüt kazancı ve toplam gideri tespit edilerek, taraflar arasındaki sözleşmeye göre, davacı bayiinin, davalı şirkete ait ürünlerin satışından elde ettiği ortalama brüt kazancı bulunup, davacının toplam giderleri içinde, davalı şirkete ait ürünlerin satışı için yapılan harcama gideri kıstelyevm olarak hesaplattırılarak, bulunan gider düşüldükten sonra, davacının net kazanç kaybı hesaplattırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve çelişkili yetersiz rapora dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış ve bu sebeple asıl davaya ilişkin kararın bozulması gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Birleşen dava, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshi nedeniyle uğranılan müşteri (denkleştirme) tazminatının tahsili istemine ilişkindir. Sonradan yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesinde denkleştirme tazminatı düzenlenmiş olup anılan maddenin 5. fıkrası “Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi halinde de uygulanır.” hükmü yer almakta ise de 6769 sayılı eTTK döneminde benzer yönde hüküm bulunmadığından ve bu sebeple davacı bayii denkleştirme tazminatı talep edemeyeceğinden davanın reddi gerekirken, yazılı gerekçe ile reddedilmesi yerinde değilse de, karar yukarıda açıklanan gerekçe nedeniyle sonucu itibariyle doğru bulunduğundan davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile HUMK'nın 438.
maddesinin son fıkrası uyarınca kararın gerekçesi düzeltilmek suretiyle onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin asıl davaya ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacının birleşen davaya yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi ile HUMK'un 438/son maddesi uyarınca kararın gerekçesinin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 13/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/729203900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz