6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tekne sigortasında rizikonun teminat kapsamı ve müterafik kusur indirimi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/1157 E. 2025/817 K. · · İlk derece: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan ≠ mahkeme dalı · davacı çerçevesi: Deniz ticareti

Gerekçe özeti

Tekne sigortası poliçesinde denize elverişlilik belgesinin geçerlilik şartı olarak öngörülmesi ve teknenin sigortalı kaptanı/donatanının yönetiminde bulunması hâlinde, gizli kusur teşkil etmeyen yapısal özellikler nedeniyle meydana gelen batma riziko, poliçe ve Enstitü Yat Klozları kapsamında teminat altındadır. Ancak sigortalı donatanın aynı zamanda kaptan olarak olay sırasında teknede bulunması ve zararın önlenmesi için gerekli tedbirleri (hava raporu alma, su geçmez kapıların kapalı tutulması, yükün dengeli dağıtılması) almaması hâlinde TTK 1448 uyarınca müterafik kusur oluşur ve tazminattan bu oranda indirim yapılır. Tazminat niteliğindeki, miktarı ve koşulları yargılamayı gerektiren alacaklar likit sayılmadığından icra inkâr tazminatına hükmedilemez.

Ele alınan sorunlar

Rizikonun sigorta poliçesi teminat kapsamında olup olmadığı → kabul

İddia: Davalı vekili, teknenin ayıplı inşa edildiğini, kıç tarafına kapak açılarak ve perdelerde kaporta açılarak denizsel etkilere açık hale getirildiğini, bu nedenle rizikonun teminat dışı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Poliçenin ihtarlar bölümünde denize elverişlilik belgesinin poliçe teminatının geçerlilik şartı olduğu, teknenin kendi sahibi veya kaptanının yönetiminde olması kaydıyla ticari amaçla kullanılabileceği düzenlenmiştir. Enstitü Yat Klozlarının 9. maddesinde, ziya veya hasarın sigortalı, gemi sahibi ve idarecilerinin gerekli özeni göstermemelerinden kaynaklanmaması koşuluyla teminat altına alınan tehlikeler sayılmış, 9.2.2.1. maddesinde teknedeki gizli kusur da teminat kapsamındaki rizikolar arasında yer almıştır. Bilirkişi raporunda sigortalı teknede ayıp oluşturan bir imalat hatası bulunmadığı, teknenin kıç tarafındaki platformun su hattının 25-30 cm üstünde olmasının, klas kontrolü altında bulunmaması ve boyutu itibariyle uygulanması gereken Gemilerin Teknik Yönetmeliğine ve Türk Loydu'nun atıf yaptığı standartlara aykırılık teşkil etmediği tespit edilmiştir. Teknenin denize elverişlilik belgesinin bulunduğu, rizikonun sigortalı kaptanının yönetiminde olduğu sırada meydana geldiği dikkate alındığında, meydana gelen rizikonun sigorta teminatı kapsamında bulunduğunun kabulü yerindedir. TTK'nın 1453. maddesinde malın ayıbından doğan hasarların aksine sözleşme yoksa teminat dışında olduğu düzenlenmiş olmakla birlikte, poliçede atıf yapılan klozda gizli kusurun teminat kapsamına dahil edildiği ve somut olayda imalat hatası tespit edilmediğinden bu istisna uygulanmamıştır. Turizm Amaçlı Su Altı Sportif Faaliyet Belgesinin süresinin dolmasına rağmen faaliyette bulunulmasının idari yaptırım gerektirse de poliçe kapsamı yönünden istisnai hüküm oluşturmayacağı kabul edilmiştir. Enstitü Yat Klozlarının 10. maddesinde istisna haller sayılmış olup sigortalı ve tekne mürettebatının ihmal ve kusuru teminat dışı sayılmamıştır; TTK'nın 1429. maddesi kapsamında aksine sözleşme bulunmadığından kast dışındaki kusur ve ihmaller poliçe kapsamındadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Sigortalı/kaptanın müterafik kusuru ve tazminattan indirim oranı → ret

İddia: Davacı vekili, teknenin batmasında müvekkilinin kusuru bulunmadığını, hava koşullarının aniden kötüleştiğini, istiap haddi ve denge hesaplarına uygun yola çıkıldığını, kusur atfedilemeyeceğini; davalı vekili ise, teknenin batmasının en önemli sebebinin kıç kapağının açık bırakılması olduğunu, uygulanan %25 kusur oranının çok düşük olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK'nın 1448. maddesinde sigorta ettirenin, rizikonun gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğu durumlarda zararın önlenmesi, azaltılması için imkânlar ölçüsünde önlem almakla yükümlü olduğu, bu yükümlülüğe aykırılığın sigortacı aleyhine durum yaratması halinde kusurun ağırlığına göre tazminattan indirim yapılacağı düzenlenmiştir. Aynı düzenleme Tekne Poliçesi Genel Şartları B.1 maddesinde de yer almaktadır. Toplanan deliller ve bilirkişi raporu çerçevesinde, kaptanın seyir öncesinde hava durumu raporu almaması veya değerlendirmemesi sonucunda havanın bozacağını öngörememesi, dalgalı deniz ortamında hem kıç kapak hem de 7 no'lu postadaki su geçmez perde üzerindeki kapının aynı anda açık bırakılması veya kapatılmaması, demirde ve dalış esnasında yolcuların teknede homojen dağıtılmamış olması hususlarının batmada etken olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sigortalı ve personelinin kastının bulunduğu yönünde iddia ileri sürülmemiştir. Belirlenen kusurlu davranışlar rizikoyu teminat kapsamı dışında bırakacak nitelikte olmayıp, TTK'nın 1448. maddesi kapsamında tazminattan indirim gerektiren müterafik kusur niteliği taşımaktadır. Belirlenen %25 kusur oranı somut olayın özelliklerine uygun bulunmuştur.

Gerekçe kaynağı: özgün

İcra inkâr tazminatı talebi → ret

İddia: Davacı vekili, alacağın likit olduğundan icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Takip ve dava konusu istem tazminat niteliğinde olup, tazminat talep koşullarının oluşup oluşmadığı ve miktarının tespiti yargılamayı gerektirdiğinden, likit olmayan alacak bakımından mahkemece davacının icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmesi yerindedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Tekne sigortası poliçelerinde denize elverişlilik belgesinin teminat şartı olarak yorumlanması, yapısal özelliklerin gizli kusur/ayıp sayılıp sayılmayacağının Gemilerin Teknik Yönetmeliği ve ilgili standartlar çerçevesinde değerlendirilmesi ile sigortalı-kaptanın aynı kişi olması durumunda TTK 1448 kapsamında müterafik kusur uygulamasının somutlaştırılması yönünden emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tekne sigortası Enstitü Yat Klozları riziko gizli kusur denize elverişlilik belgesi müterafik kusur icra inkar tazminatı itirazın iptali

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 1453TTK 1448TTK 1429TTK 1429/1TTK 1427TTK 1435TTK 1444

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/1157

KARAR NO 2025/817

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 09/03/2022

NUMARASI 2019/403 Esas - 2022/109 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 22/05/2025

Davanın kısmen kabulüne-reddine ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkiline ait ... isimli teknenin tekne sigorta poliçesi ile 26.05.2017 -2018 tarihleri arasında davalı tarafça sigortalandığını, teknenin 02.04.2018 tarihinde Fethiye'de kötü hava ve deniz koşulları nedeniyle batarak tamamen zayi olduğunu, bunun üzerine müvekkilinin uğradığı hasarın tazmini için davalı şirkete başvurduğunu, fakat davalı tarafın 05.07.2018 tarihli cevabi yazısıyla müvekkilinin talebini reddettiğini, müvekkilinin hasar talebinin karşılanmaması nedeniyle poliçedeki sigorta bedeli olan 2.000.000-TL üzerinden davalıya karşı İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalının haksız bir şekilde itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalının hasarın karşılanmaması gerekçesi olarak teknenin aynasındaki kaporta ile su hattı arasındaki mesafenin gerekli yükseklikte olmadığını, turizm amaçlı su altı sportif faaliyet belgesinin süresinin dolmasına rağmen yenilenmediğini, teknenin kıç tarafındaki kaporta kapağının açık olduğunu, istiap haddi ve denge hesaplarına aykırı bir şekilde yola çıkıldığını ileri sürdüğünü, tekne mevzuata uygun bir şekilde inşa edilmiş olup ayıplı olmadığını,...

tarafından söz konusu dokümanların ilgili yönetmelikler kapsamında mesleki denetimleri yapılarak dokümanların onaylandığını, 21.07.2017 düzenleme tarihli denize elverişlilik belgesinde görüleceği üzere; teknenin 24.04.2017 tarihinde son kara sörveyi ve 21.07.2017 tarihinde de son deniz sörveyinin yaptırıldığını, teknenin gerekli teknik şartlara ve mevzuata uygun olduğunu, poliçenin geçerliliği açısından turizm amaçlı su altı sportif faaliyet belgesi bulunması zorunluluğundan bahsedilmediğini, bu belgenin teknenin ayıplı ya da mevzuata uygun olup olmadığını gösteren bir belge olmadığı gibi, sonucu değiştirecek mahiyette de olmadığını, ayrıca 31.12.2017 tarihine kadar geçerli bir turizm amaçlı su altı sportif faaliyet belgesinin bulunduğunu, 02.04.2018 olan kaza tarihi itibariyle 2018 yılına ait bu belgenin alınmasının ilgili prosedür gereği mümkün olmadığını, bu belgenin bulunup bulunmaması ile rizikonun gerçekleşmesi arasında herhangi bir illiyet bağı olmadığını, belgenin ancak süreç tamamlandıktan sonra işletme sahiplerine verilebildiğini, müvekkili gerekli tüm önlemleri aldığı halde, teknenin aniden başlayan kötü hava koşulları ve yüksekliği 2-2,5 metreyi bulan dalgalar nedeniyle battığını, havanın kötüleşmesi sonucunda dalış noktasında dalışın iptal edildiğini ve söz konusu bölgeden ayrılmak üzere demir alınırken aşırı büyük dalgalar nedeniyle teknenin bir anda su almaya başladığını, teknenin, suyu boşaltmaya zaman kalmadan çok hızlı bir şekilde 30 saniye içinde battığını, teknenin yolcu taşıma kapasitesinin Gemilerin Teknik Yönetmeliğinde belirlenen koşullara uygun olduğunu, denize elverişlilik belgesine göre 105 yolcu kapasitesi bulunan teknede olay anında toplam 79 kişi bulunduğunu,Gemilerin Teknik Yönetmeliği denetim listesinin 7 numaralı ekine göre, su geçmez kapılar için açık kaldı alarmının sadece tam boyu 24 metre ve üzerindeki gemiler için zorunlu olduğunu, müvekkiline ait teknenin boyunun ise 24 metrenin altında olduğunu, söz konusu kazanın gerçekleşmesinde müvekkiline veya mürettebata atfedilebilecek hiçbir kusur bulunmadığını, poliçenin teknenin inşaatı tamamlandıktan sonra düzenlendiğini, dolayısıyla başından mutabakatlı poliçenin varlığının teknenin ayıplı olmadığını gösterdiğini, hasar poliçe kapsamında olduğundan müvekkilinin zararının davalı tarafça karşılanması gerektiğini belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; dava konusu olayın, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Kaza Araştırması ve İnceleme Kurulu, ... ve Liman Başkanlığı tutanaklarında; teknenin 02/04/2018 tarihinde 72 yolcu, 4 misafir ve 3 mürettebat ile dalış yapmak üzere ... mevkiinde demir attığı, dalış hazırlıkları yapılırken denizin çalkantılı olması sebebi ile başka koyda dalış kararı alındığı, fakat kalkışa başlar başlamaz aynalık üzerinde bulunan açık haldeki kaportadan su girişinin olduğu, buradan giren suyun geminin ileri hareketi ile kıç basması sonucu arttığı, fakat bir müddet fark edilmediği veya önemsenmediği, mevcut açıklığın zaten su hizasında olması ve kıç bölümünden giren suyun buraya trim yaptırması neticesi tekne kıçının suya gömüldüğü ve sephiyeyi kaybederek batmış olduğu şeklinde yer aldığını, dava konusu talebin poliçe teminatı dışında olduğunu, olay günü rüzgarın hızı (knot) 4-6 olarak belirtilmiş olup bofor tablosunda bu ölçeğin karşılığının hafif rüzgar ve küçük belirgin dalgacıklar olarak belirtildiğini, olay sonrasında yolcuların kurtarılmayı beklerken çekilen görüntüsünde dalga yüksekliğinin 0,5 metreden yüksek olmadığının görüldüğünü, tekne kaptanının dalga yüksekliklerinin 1,5-2,5 metre civarında bulunduğu şeklindeki ifadesinin hayali olduğunu, teknenin kıç tarafındaki platformun su hattının sadece 25-30 cm üstünde olmasının, bu yüksekliği aşan hafif dalgaların kaportanın açık olması halinde tekneye su girişine neden olduğunu, sigorta konusu teknenin, sigorta sözleşmesinde belirlenen ve ön şart mahiyetindeki amacının dışında bir faaliyette kullanılması nedeniyle olayın poliçe teminatı dışında olduğunu, olay tarihinde teknenin geçerli bir faaliyet belgesi olmaksızın su altı sportif faaliyeti icra edildiğini ve müvekkili bilgilendirmeden faaliyete devam edilmesi nedeniyle talebin teminat dışı kaldığını, teknenin denize elverişlilik belgesinin olay tarihinde geçersiz olduğunu, teknenin denize elverişli olmadığını ve ayıplı üretildiğini,Gemilerin Teknik Yönetmeliğine göre yolcu teknelerinin her yıl deniz ve su altı sörveyi yaptırılması gerekmekte olup, yıllık sörvey yapılmadığında denize elverişlilik belgesinin geçersiz olacağını, teknenin 03.06.2016 ve 21.04.2016 tarihli sörveylerin yenilenmediğini, bu nedenle denize elverişlilik belgesinin de olay tarihinde geçersiz olduğunu, teknenin faaliyet belgesi 31.12.2017 tarihinde dolmuş olmasına rağmen yenilenmediğini, bu nedenle olay tarihinde faaliyet belgesinin bulunmadığını, davacının tazminat talebinin TTK'nın 1453/2 maddesi gereğince malın ayıplı olması,TTK'nın 1435 ve 1444.

maddeleri gereğince bildirim yükümlülüğüne uyulmaması ve TTK'nın 1448. maddesi gereğince zararı önleme ve azaltma yükümlülüğüne uyulmaması nedenleriyle reddedildiğini, geminin inşaat projesi ayıplı olup, malın ayıbından doğan hasarların sigorta kapsamında olmadığını, teknenin teknik ayıbının, tahliye sistemlerinin ve sinyallerinin devreye girmemesinin teknenin batmasının asli nedenleri olduğunu, davacının ise denizde rüzgar hızını ve dalga boyunu öğrenerek yola çıkmamak, daha güvenli bir koy tercih etmek, su geçirmez kapakları kapalı tutmak gibi önlemleri almadığından ağır kusurlu olduğunu, poliçedeki sigorta bedeli teknenin gerçek değerinin üzerinde olduğundan aşkın sigorta söz konusu olup, sigorta bedelinin sigorta değerini aşan kısmının geçersiz olduğunu, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talep edilemeyeceğini, yargılamaya muhtaç bir konuda müvekkilinin temerrüde düştüğü kabul edilemeyeceğinden, işlemiş faiz talebinin reddi gerektiğini belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; davacıya ait teknenin 26/05/2017 tarihinde 1 yıl süre ile davalı tarafından sigortalandığı, 02/04/2018 tarihinde teknenin Fethiye'de hava koşulları nedeniyle batarak zayi olduğu, bilirkişi raporunda, sigortalı teknede gizli ayıp oluşturan herhangi bir imalat hatası tespit edilmediği, teknenin kapıları ile ilgili yapısal bir kusura işaret edilmediği, sigorta poliçesinde tekne bilgileri yer almakla birlikte teknenin kullanım şekline ilişkin bir sınırlama getirilmediği, teknenin ticari amaçla kullanımına yasak getirilmediği, tek şart olarak teknenin kendi sahibinin veya kaptanının yönetiminde olması koşulunun kabul edildiği,riziko tarihinde sigortalı donatan ve kaptanının yönetiminde olduğunun belirlendiği, poliçenin ihtarlar bölümünde denize elverişlilik belgesinin poliçe teminatının geçerlilik şartı olarak kabul edildiği,teknenin denize elverişlilik belgesi bulunduğundan poliçe teminatının geçerli olduğu, davalı vekili tarafından turizm amaçlı su altı sportif faaliyet belgesinin süresinin 31.12.2017 tarihinde süresinin dolmasına rağmen yenilenmediği savunulmuş ise de, bahse konu teknenin 2017 yılı için belgesinin bulunduğu ancak batma hadisesi olduğu tarihte yenilenmediği, poliçede özel şartlar bölümünde denize elverişlilik belgesi teminat kapsamı yönünden aranmakta olup, poliçe başlangıç tarihinde teknenin dalgıçlıkla ilgili ticari faaliyette bulunacağı teklif formu ile sigorta şirketine bildirilmesine rağmen, bu hususta sigorta şirketi tarafından zorunlu bir belge öngörülmediği, teknenin 2017 yılı için turizm amaçlı su altı sportif faaliyet belgesine sahip olması ve devamında idari prosedürden kaynaklanan gecikme sonucu 03.04.2018 tarihinde Fethiye Kaymakamlığı tarafından belgenin onaylandığı, teknenin yapılan ticari faaliyete uygunluk yönünden yapısal bir eksikliği bulunmadığı,anılan faaliyet belgesinin süresinin dolmasına rağmen ticari faaliyette bulunulmasının poliçe kapsamı yönünden istisnai durum oluşturmayacağı,TTK'nın 1448.

maddesinde, sigorta ettirenin, rizikonun gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğu durumlarda, zararın önlenmesi, azaltılması, artmasına engel olunması veya sigortacının üçüncü kişilere olan rücu haklarının korunabilmesi için, imkânlar ölçüsünde önlemler almakla yükümlü olduğunun düzenlendiği.. no'lu klozun 10. maddesinde istisna haller sayılmış olup, sigortalının/sigorta ettirenin tekne mürettebatının ihmal ve kusurunun teminat dışı sayılmadığı, TTK'nın 1429. maddesi hükmünde de kast dışındaki ihmal ve kusur ile meydana gelen hasarların poliçe kapsamına dahil edildiği, ... no'lu klozun, TTK'nın 1429/1 maddesinde geçen aksine sözleşme niteliğinde olmadığı, klozun 10. maddesinde istisna hallerinin sayıldığı, buna göre sigortalının ve adamlarının kusur ve ihmal durumunun teminat dışında bırakılmadığı, öte yandan olayda kast unsurunun tespit edilemediği, klozun 9.

maddesinde ise poliçe teminatı yönünden tehlikelerin sayıldığı, bu bölümde gerçekleşen rizikolar dolayısıyla sigortalı ya da adamlarının herhangi bir kusur ve ihmaline sonuç bağlanmadığı, bunlar arasında deniz, ırmak, göl veya diğer seyrüsefer yapılabilir suların tehlikelerinin de bulunduğu, somut olaydaki teknenin batmasının 9.1.1. maddesinde yazılı deniz tehlikeleri kapsamında olduğu, klozun 9.2. maddesinde de zıya veya hasarın sigortalı, gemi sahibi ve idarecilerinin gerekli özeni göstermemelerinden kaynaklanmaması koşulu ile, poliçe teminat kapsamındaki rizikoların sayıldığı, bu bölümdeki rizikolar yani 9.2. maddesi başlığı altında yer alanlar için, hasarın ödenmesinde zararın doğmaması için sigortalı, gemi sahibi ve idarecilerinin gerekli özeni göstermeleri şartının arandığı, mürettebat için böyle bir özen yükümlülüğü bulunmadığı, dava konusu batma rizikosunun ise bu bölümde sayılan rizikolardan olmadığı, sonuç itibarıyla ...

no'lu kloz düzenlemesinin 9 ve 10. maddeleri ve alt düzenlemeleri dikkate alındığında, meydana gelen batma rizikosu sebebiyle oluşan zararın teminat kapsamında bulunduğu, rizikonun teknenin ayıbından kaynaklanmadığı, denize elverişlilik belgesinin bulunduğu, tekneyi sevk ve idare eden kaptanın yeterli belgesinin bulunduğu, teknenin dalgıçlıkta ticari amaçla kullanılacağının poliçe düzenlenme aşamasında sigorta şirketine beyan edildiği, davacı sigortalı yönünden beyana aykırılık ya da beyan yükümlülüğünün yerine getirilmediğinden bahsedilemeyeceği, davaya konu olayda tekne donatanı/malikinin aynı zamanda teknenin kaptanı olarak da batma hadisesi sırasında teknede bulunduğu, her ne kadar sigortalı ve tekne mürettebatının kusur ve ihmali olması durumu, zararın poliçe teminatı dışında değerlendirilmesini gerektirmeyecek ise de, dava konusu teknenin batması sırasında tekne kaptanının aynı zamanda gemi donatanı/maliki olmasından kaynaklanan ve sigorta şirketi vekilinin savunmasında ileri sürüldüğü üzere,TTK'nın 1448 maddesinde düzenlenen müterafik kusur durumunun değerlendirilmesini gerekli kıldığı,TTK'nın 1448.

maddesinde, "Sigorta ettiren, rizikonun gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğu durumlarda, zararın önlenmesi, azaltılması, artmasına engel olunması veya sigortacının üçüncü kişilere olan rücu haklarının korunabilmesi için, imkânlar ölçüsünde önlemler almakla yükümlüdür.Sigorta ettiren, sigortacının bu konudaki talimatlarına olabildiğince uymak zorundadır. Birden çok sigortacının varlığı ve bunların birbirlerine aykırı talimatlar vermeleri hâlinde, sigorta ettiren, bu talimatlardan zararın azaltılması ve rücu haklarının korunması bakımından en uygun olanını dikkate almalıdır. Bu yükümlülüğe aykırılık sigortacı aleyhine bir durum yaratmışsa, kusurun ağırlığına göre tazminattan indirim yapılır." hükmünün düzenlendiği, tekne poliçesi genel şartları B.1 maddesinde de aynı şekilde sigortalı ve sigorta ettiren yönünden “her türlü koruma önlemlerini almaya veya bunların alınmasını istemeye, gözetmeye veya bunlara girişmeye yahut başlamaya sigortalı veya sigorta ettiren zorunlu, sigortacı da yetkilidir” şeklinde yükümlülüğün sigortalı açısından bir zorunluluk olarak düzenlendiği, yükümlülüğe uyulmaması halinin yaptırımı son fıkrasında “Sigorta ettiren veya sigortalı bu maddede sayılan yükümlülükleri yerine getirmez ve bunun sonucu zarar miktarında bir artış olursa bu kısım sigortacının ödeyeceği tazminattan indirilir.” hükmüne yer verildiği, bu hali ile TTK'nın 1448.

maddesi ve poliçe genel şartları B.l maddesinin paralellik gösterdiği, somut olayda davacı donatan olay günü aynı zamanda kaptan olarak teknede bulunduğundan, tekne poliçesinin anılan hükmü ile TTK'nın 1448. maddesinin uyuşmazlığın çözümünde uygulanması gerektiği, alınan raporda, teknik bilirkişilerce batma hadisesindeki kusur oluşturan durumların, tekne kaptanının hava raporu almadan veya incelemeden yola çıkması, teknenin demirde ve/veya dalış esnasında yolcuların teknede homojen olarak teknenin dengesini bozmayacak şekilde dağıtılmamış olması, dalgaların tekne içine çullanması ve teknenin bulunduğu bölgeden ayrılması kararının verilmesi ile birlikte, her iki kapının da aynı anda açık kalmasının/kapatılamamasının, teknenin yüzme emniyeti bakımından bir zafiyet yarattığı, bu nedenle havanın bozacağını öncesinden öngöremeyen ve iç kapıların tekne su almasından önce kapalı tutulmasını sağlayamayan davacı sigortalının zararın doğmasında müterafik kusurlu olduğunun bildirildiği, olayın meydana gelmesinde sigortalının kusuru ile ilgili olarak bilirkişi raporunda yapılan tespit ve değerlendirmeler yerinde görülmekle, dosya kapsamı ve Yargıtayın bu konudaki uygulamaları da göz önüne alınarak, davacı sigortalının takdiren %25 oranında kusurlu olduğu kanaatine varıldığı, sigortalı tekne 2016 yılında inşa edilmiş, olay tarihinde 2 yaşında bulunan, yolcu taşıma kapasitesi yaz 105 kişi, kış 55 kişi olan bir tenezzüh (gezinti teknesi) teknesi olup, bilirkişi raporunda, inşa edilmesi için satın alınmış faturalar, inşaatçı karı, teknenin belirtilen vasıfları, 2 yaş gibi çok genç sayılacak kondisyonu, ticari amaçla kullanılmaya elverişli olması ve nihayet emsal tekneler bakımından yapılan mukayeseli değerlendirmede, olay tarihinde sigortalanmış bedeli olan 2.000.000-TL değerinde olduğu yönündeki tespitin yerinde görüldüğü, sigortalı tekne batarak bütünüyle zayi olmakla birlikte sigortalı olayda %25 oranında kusurlu görüldüğünden, sigorta teminatının %75'ini talep edebileceği, bu halde kusur indirimi yapılarak davacıya ödemesi gereken tazminatın 1.500.000-TL olduğu, TTK'nın 1427.

maddesinde sigorta tazminatının hasar ihbar tarihinden itibaren 45 sonra muaccel hale geleceğinin düzenlendiği, hasar ihbarının 02.04.2018 tarihinde yapıldığından davalının 17.05.2018 tarihinde temerrüte düştüğ, temerrüt tarihinden icra takip tarihine kadar olan süre için faiz talep edebileceği, takip tarihine kadarki işleyen faiz tutarı 99.770,55-TL olarak hesaplandığı , davalının itirazının 1.500.000-TL asıl alacak ile 99.770,54-TL işlemiş faizden oluşan toplam 1.599.770,54-TL üzerinden iptaline takibin devamına , fazla istemin reddine, koşulları oluşmadığından davacının icra inkar tazminatı talebi ile davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davacı vekili; dava konusu teknenin batarak tam zayi olmasında müvekkilinin herhangi bir kusuru olmadığını, dava konusu tekne ile seyre çıkıldığı sırada hava seyir ve dalış yapmak için elverişli bir durumda olup, kazanın gerçekleştiği alanda havanın aniden kötüleştiğini, havanın kötüleşmesi sonucunda dalış iptal edilerek bölgeden ayrılmak üzere demir alınırken aşırı büyük dalgalar nedeniyle teknenin bir anda su almaya başladığını, teknenin, suyu boşaltmaya zaman kalmadan çok hızlı bir şekilde dakikalar içinde battığını, tekne batığı sörvey raporunda, kazanın gerçekleştiği yerin Fethiye Marina Bölgesine oldukça uzak, açık denizle çevrili, ölü dalga ve kuvvetli rüzgara açık bir bölge olduğunun belirtildiğini, kazanın gerçekleştiği alanda hava koşullarının aniden değişerek kötüleşebileceğini, yüksek dalgaların ortaya çıkabileceğini ve müvekkilinin bunu öngörmesinin mümkün olmadığını, kazazede ifadelerinde de kaza alanında hava şartlarının birden kötüleştiğinin belirtildiğini, bu nedenlerle bilirkişilerin, müvekkilinin hava durumunu kontrol etmeden yola çıktığı ve dolayısıyla teknenin batmasında kusurlu olduğu yönündeki değerlendirmelerinin hatalı olduğunu, tekne istiap haddi ve denge hesaplarına uygun bir şekilde yola çıkmış olup, dalış esnasında yolcuların teknede dengeli bir şekilde homojen olarak dağıldıklarını, bilirkişilerin aksi yöndeki iddiasının hiç bir somut veriye dayanmadığını, teknenin yolcu taşıma kapasitesinin, Gemilerin Teknik Yönetmeliği’nde belirlenen koşullara uygun şekilde saptandığını, denize elverişlilik belgesinde görüleceği üzere, teknenin yolcu taşıma kapasitesi 105 kişi olup, kaza sırasında ise teknede mürettebat ile birlikte toplam 79 kişi bulunduğunu, ekspertiz raporu ve davalı şirketin dosyaya sunduğu 18.08.2018 tarihli bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere teknenin istiap haddinin aşılmadığını ve dengesinin bozulmadığını, teknedeki 79 kişinin ve tüm ekipmanların tamamının teknenin arka tarafına sığmasının mümkün olmadığını, kaza sırasında tüm yolcuların teknenin orta ve üst güvertelerinde dağınık şekilde bulunduklarını, bu nedenle müvekkiline kusur atfedilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin teknenin batmaması için elinden gelen tüm çabayı gösterdiğini, Sahil Güvenlik Komutanlığının 02.04.2018 tarihli olay yeri tespit tutanağında dalga boyunun 2,5 metre olduğunun belirtildiğini, müvekkilinin hasarı önlemek ve kazazedelerin canları ile birlikte gemiyi de kurtarmak için gerekli önlemleri almaya çalıştığını, fakat kazazede yolcuların da ifadelerinde belirttikleri üzere teknenin aşırı dalgalar sebebiyle çok kısa sürede ve hızlı bir şekilde battığını, bu sebeple müvekkiline kusur yüklenmesinin hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu, tanık ...'ın ifadesinde teknenin arka kapağının kaza sırasında kapalı olduğunu beyan ettiğini, ancak bilirkişilerce tanık ifadesinin dikkate alınmadığını, kazanın gerçekleşmesinde müvekkilinin hiçbir kusurunun bulunmadığını, aksi halde de %25’lik oranın çok yüksek olduğunu, ayrıca alacak likit olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesinin gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili; teknenin batmasının en önemli sebebi dalgalı denizde kıç kapağının açık bırakılmış olması iken davacıya atfedilen kusur oranının çok düşük olduğunu, bilirkişi raporundaki teknenin 24 metrenin altında olması nedeniyle tabi olduğu kural olmadığı yönündeki tespitlerin hatalı olduğunu, geminin kusurunun kıç tarafında o büyüklükte ve deniz etkisine açık kaportasının olması olduğunu, kompartımanlar arası geçişlerin su geçmez olması gerekirken yapısal eksiklikle su geçmesi ile hasarın meydana geldiğini, gemide bölmeleme ayıbının da bulunduğunu, teknenin ayıplı inşaa edilmiş olduğunun kabulü halinde davacının talepleri malın ayıbından doğan hasar kaynaklı olacağından, TTK'nın 1453. maddesi gereğince davanın reddinin gerektiğini, olayın teknenin ayıplı olmasından kaynaklandığını, teknenin kıç tarafına kapak açılarak ve perde altlarında ve perdelerde kaporta açılarak denizsel etkilere açık ve kurallara aykırı bir yapı elde edildiğini, teknenin denge değerlerinin yaralı hal denge hesaplarına uygun olmadığını, teknenin boyu 23,95 metre olup, denizcilik mevzuatında 24 metre üstü teknelerde klas şartı ve güvenlikle ilgili bir çok kural bulunduğunu, davacının bunları yapmamak için tekneyi sadece 5 cm kısa yaptırdığını, geminin davacının hatası ve ihmali ile battığı açıkken, uygulanan kusur oranının oldukça düşük olduğunu, bilirkişi raporunda, hasarın tamamen davacının kusuru ile meydana geldiğinin tespit edildiğini, bu kapsamda davacı tarafa %25'lik kusur yükletilmesinin hatalı olduğunu, poliçede yer alan ...

no’lu klozun 9.2 maddesinde, meydana gelen zararın gemi sahibi ve idarecilerinin gerekli özeni göstermelerine rağmen yine de meydana gelmesi halinde teminat dahilinde olacağının düzenlendiğini,bu kapsamda davacının taleplerinin tamamen teminat dışında olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, davalı sigorta şirketince sigortalanan teknenin batarak tamamen zayi olması nedeniyle uğranılan zararın tekne sigorta poliçesi kapsamında tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda; sigortalanan teknenin 02.04.2018 tarihinde Fethiye açıklarında batarak tamamen zayi olduğu, davacı tarafça sigorta tazminatının ödenmesi için davalı sigorta şirketine yapılan başvurunun reddi üzerine, sigorta tazminatının tahsili için davalı aleyhine ilamsız takip başlatıldığı, davalının süresinde ödeme emrine itirazı üzerine açılan işbu davada, mahkemece rizikonun teminat kapsamında bulunduğu, ancak davacının zararın doğmasında %25 oranında müterafik kusurunun bulunduğu kabul edilerek bu oranda kusur indirimi yapılmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Davacı vekilince;

teknenin batmasında müvekkilinin kusurunun bulunmadığı, tekne ile seyre çıkıldığında hava elverişli olup kaza alanında havanın aniden kötüleştiği, tekne istiap haddi ve denge hesaplarına uygun bir şekilde yola çıkıldığı, bu nedenle müvekkiline kusur atfedilemeyeceği, ayrıca alacak likit olduğundan müvekkili lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği; davalı vekilince ise, teknenin batmasının en önemli sebebinin dalgalı denizde kıç kapağının açık bırakılması olduğu, ayrıca teknenin ayıplı olarak inşa edildiği, teknenin kıç tarafına kapak açılarak ve perde altlarında ve perdelerde kaporta açılarak denizsel etkilere açık hale getirildiği, buna bağlı olarak teknenin davacının hatası ve ihmali ile battığı, bu nedenle rizikonun teminat dışı olduğu ileri sürülmüştür.Davalı tarafça düzenlenen sigorta poliçesinin ihtarlar başlıklı kısmında;

bu poliçenin teknenin denize elverişlilik belgesi yürürlükte olduğu sürece geçerli olduğu, işbu poliçe ile sigortalı teknenin ancak kendi sahibinin veya kaptanının yönetiminde olması kaydıyla ticari amaçla kiraya verilebileceği düzenlenmiştir. Sigorta poliçesinde atıf yapılan Tekne Sigortası Genel Şartlarının sigorta teminatının kapsamı başlıklı A.3. maddesinde; bu sigortanın, rizikonun gerçekleşmesi sonucu gemi veya diğer deniz ve göl araçlarının yahut bunlara ilişkin diğer menfaatlerin uğrayacağı ziya ve hasarı, ayrıca teminata dahil edilmişse sorumluluk tazminatını, yahut bunlarla ilgili masrafları kapsadığı, ziya veya hasar yahut sorumluluk tazminatı ile bunlara ilişkin masrafların kapsam ve içeriğinin, teminata dahil ve istisna edilen rizikoların, bu poliçeye eklenen özel şartlarla belirleneceği belirtilmiştir.

Yine poliçede atıf yapılan Enstitü Yat Klozlarının 9. maddesinde, her zaman bu sigortadaki istisna hükümlerine bağlı olmak koşuluyla sigorta ile teminat altına alınan tehlikeler sayılmış olup, ziya veya hasarın sigortalı, gemi sahibi ve idarecilerinin gerekli özeni göstermemelerinden kaynaklanmaması koşulu ile, 9.2.2.1. maddesinde kazanların patlaması, şaftların kırılması veya makine veya teknedeki herhangi gizli kusur da teminat kapsamındaki rizikolar arasında sayılmıştır.

02. 06.2018 tarihli ekspertiz raporunda; tekneye ayna üzerinde açık halde bulunan kaportadan su girişi olduğu, giren suyun geminin ileri hareketi ile kıç basması sonucu arttığı, fakat bir süre fark edilmediği veya önemsenmediği, aynada bulunan açıklığın su hizasında olması ve kıç bölümüne giren suyun trim yaptırması neticesinde gemi kıçının suya gömüldüğü ve yüzebilirliği kaybederek battığı, teknik açıdan teknede kaporta açık-kapalı durumunu gösteren uyarı sisteminin olmayışının, kaportanın su hattından yüksekliğinin, kaporta arkasında bulunan kapalı mahallin su ile dolması durumunda yüzerliğin devam etmesini sağlamaması, makine dairesi yan tarafında kıç perdeye kadar devam eden hacimlerin batmaya etkisi gibi hususların geminin teknik kurallara göre inşa edilmediğini gösterdiği belirtilmiştir.

Mahkemece alınan bilirkişi kurulu raporunda; teknenin içine deniz suyunun girmesinin ana sebebinin, rüzgarın bu tekneye göre sert ve dalganın yüksek olmasının gösterilebileceği, dalgıç raporundan, teknenin herhangi bir yara alma sonucu batmadığı, batma olayının kıç ayna üzerinde olan kapağın açık kalıp buraya deniz suyunun hızlı bir şekilde içeriye girmesi ile olduğu kanaatinin oluştuğu, tekne yapısı ve dizaynı incelendiğinde, teknenin kıç tarafında yer alan platformun su hattının yaklaşık 25-30 cm üstünde olduğu, özellikle dalgalı durumlarda dalgaların kolaylıkla kıç ayna üzerine geleceği ve burada bulunan kaportanın açık olması durumunda içeri su gireceği, tekne her ne kadar dizayn itibariyle stabil olsa da gezinti teknesi olması dolayısıyla yolcuların tekneye homojen yerleşeceği düşünülerek yapıldığı, olayda yolcuların toplandıkları yerin tekne ortasından kıç tarafına daha yakın olduğu, bu durumun teknenin kıça daha fazla batmasına neden olduğu, sadece kıç kapağının açık olması değil, bununla birlikte 7.

postadaki su geçirmez kapının da açık olma ihtimalinin yüksek olduğu, dolayısıyla 13. postaya kadar olan kısma su girişi ile sephiye kaybı, serbest yüzey etkisi gibi gemi dengesini olumsuz etkileyen faktörler nedeniyle teknenin kıç üstüne hızla battığı kanaatini oluşturduğu, teknenin yaz yolcu kapasitesi 105 olup, mürettebat hariç teknede 76 yolcu bulunduğu, bu durumda teknenin ağırlıktan etkilenmediği, ancak ağırlığın tekne içinde eşit dağıtılmamasının batmayı tetikleyen başka neden olduğu, kaptanın dalış esnasında bölgedeki meteorolojik verileri takip etmediği, havanın sertleşeceğini öngörmediği, zaten kıç kaportanın 30 cm gibi denizden yüksekliğinin alçak olması nedeniyle dalgaların içeri girmesine neden olacağı bilinmesine rağmen kıç kaporta ile makine dairesindeki kapının açık bırakılmasının batmanın ana nedenleri olduğu, olay günü bölgede rüzgarın sert estiği, hava raporuna göre mevcut hava durumunun sürpriz olmadığı, tekne kaptanının hava raporunu almadığı veya önemsemediği, teknenin kıç aynası üzerindeki kapının (kaportanın) yerleştirilmesinde yapısal bir kusur olup olmadığı hususunun Gemilerin Teknik Yönetmeliği hükümleri uyarınca değerlendirilmesi gerektiği, yönetmeliğin 22/2 maddesinde üst yapıların havaya açık perdelerindeki kapıların, her iki taraftan da kapatılabilir olması ve liman seferi yapan gemilerde açık güverte altındaki mahallere doğrudan giriş sağlayan kapılarda en az 100 mm yüksekliğinde eşik bulunmasının düzenlendiği, dava konusu teknenin kıç aynasındaki kapısının ve kapı konumunun uygun olduğu, boyu 24 metrenin altında olan teknenin herhangi bir uluslararası ya da ulusal kuralda 50 cm yükseklik koşulu ya da uyarı sensörü zorunluluğu içeren bir hüküm bulunmadığı, teknenin batmasına neden olan hadisenin,dalgalı deniz ortamında hem kıç kapak ve hem de 7 no'lu postada bulunan su geçmez perde üzerindeki kapının aynı anda açık olması, içeriye giren deniz suyunun aynı veya daha fazla debi ile tekrar dışarıya basılamaması ve içeriye dolan bu suyun yol açtığı ilave ağırlık sonucu meydana geldiği kanaatine varıldığı, dolayısıyla dalgaların tekne içine çullanması ve teknenin bulunduğu bölgeden ayrılması kararının verilmesi ile bu her iki kapının da aynı anda açık kalmasının teknenin yüzme emniyeti bakımından bir zafiyet yarattığı, bu nedenle havanın bozacağını öncesinde öngöremeyen ve kapıların kapatılmasını sağlayamayan davacının kusurlu olduğu, tekne imalatının ayıplı olmasının teminat dışı kalacağına ilişkin tekne poliçesi genel şartları ve Enstitü Yat Klozlarında istisna düzenlemesi bulunmadığı, sigortalı teknede ayıp oluşturan bir imalat hatası bulunmadığı, teknenin kapıları ile ilgili tekne yapısal durumu tüm yönetmeliklere ve kurallara göre ayrı ayrı değerlendirilmiş olup herhangi bir yapısal kusura işaret edilmediği, poliçede teknenin kendi sahibinin veya kaptanının yönetiminde olması koşulunun bulunduğu, olayda da teknenin sigortalı donatan ve kaptanının yönetiminde olduğu, yine poliçede bulunan denize elverişlilik belgesinin mevcut olduğu, teknenin 2017 yılı için Turizm Amaçlı Su Altı Sportif faaliyet Belgesinin süresinin dolduğu, idari prosedürden kaynaklanan gecikme sonucu 03.04.2018 tarihinde Fethiye Kaymakamlığı Turizm Danışma Bürosu tarafından belgenin onaylandığı görülmekle, teknenin yapılan ticari faaliyete uygunluk yönünden yapısal bir eksikliğinin bulunmadığı, bahse konu belgenin süresi dolmasına rağmen, ticari faaliyette bulunulmasının idari yaptırım gerektirdiği, ancak poliçe kapsamı yönünden istisnai hükmü oluşturmayacağı, Enstitü Yat Klozlarının 10.

maddesinde istisna haller sayılmış olup, sigortalının tekne mürtebatının ihmal ve kusurunun teminat dışı sayılmadığı, TTK'nın 1429. maddesi kapsamında aksine sözleşme bulunmadığından, sigortalının, lehtarın ve bunların hukuken fiillerinden sorumlu oldukları kişilerin kast dışındaki kusur ve ihmallerinin poliçe kapsamında olduğu, ancak olayda tekne donatanı/maliki aynı zamanda teknenin kaptanı olarak da batma hadisesi sırasında teknede bulunduğu, her ne kadar sigortalı ve tekne mürettebatının kusur ve ihmali olması durumu, zararın poliçe teminatı dışında değerlendirilmesini gerektirmeyecek ise de, TTK'nın 1448. maddesi hükmünün değerlendirilmesinin gerektiği, benzer düzenlemenin Tekne Poliçesi Genel Şartları B.1 maddesinde de yer aldığı, bu kapsamda somut olayda kaptanın hava raporu almadan yola çıkması, demirde ve dalış esnasında yolcuların teknede homojen olarak teknenin dengesini bozmayacak şekilde dağıtılmamış olması, dalgaların tekne içine çullanması ve teknenin bulunduğu bölgeden ayrılması kararının verilmesi ile birlikte, her iki kapının da aynı anda açık kalmasının teknenin yüzme emniyeti bakımından bir zafiyet yarattığı, bu nedenle havanın bozacağını öncesinde öngöremeyen ve iç kapıların tekne su almadan önce kapalı tutulmasını sağlayamayan davacı-sigortalının zararın doğmasında müterafik kusuru bulunduğu, davacının %25 oranında müterafik kusurlu olduğunun kabulü halinde davacının 1.500.000-TL tazminat ile 99.770,54-TL işlemiş faiz talep edebileceği kanaati bildirilmiştir.6102 sayılı TTK'nın 1453.

maddesinde, rizikonun gerçekleşmesi sonucu sigortalı malın ayıbından doğan hasarların aksine sözleşme yoksa sigorta kapsamında olmadığı düzenlenmiştir.Poliçede aksine bir hüküm bulunmamakla birlikte, poliçede atıf yapılan Enstitü Yat Klozlarının 9.2.2.1. maddesinde, teknedeki herhangi gizli kusur da teminat kapsamındaki rizikolar arasında sayılmıştır. Somut olayda alınan bilirkişi raporunda ise sigortalı teknede ayıp oluşturan bir imalat hatası bulunmadığı, teknenin kıç tarafında yer alan platformun su hattının yaklaşık 25-30 cm üstünde olduğu, özellikle dalgalı durumlarda dalgaların kolaylıkla kıç ayna üzerine geleceği ve burada bulunan kaportanın açık olması durumunda içeri su gireceği, ancak bu durumun teknenin klas kontrolü altında bulunmaması ve boyutu itibariyle uygulanması gereken Gemilerin Teknik Yönetmeliğine,Türk Loydu'nun atıf yaptığı ...

standartlarına aykırılık teşkil etmediği tespit edilmiştir.Teknenin denize elverişlilik belgesinin bulunduğu, rizikonun teknenin sigortalı kaptanının yönetiminde olduğu sırada meydana geldiği de dikkate alındığında, meydana gelen rizikonun sigorta teminatı kapsamında bulunduğunun kabulü yerindedir.Poliçede atıf yapılan ... no’lu klozun 9.2 maddesinde, ziya veya hasarın sigortalı, gemi sahibi ve idarecilerinin gerekli özeni göstermemelerinden kaynaklanmaması koşulu ile, sigortalı malın maddede sayılan tehlikeler nedeniyle uğradığı ziya ve hasarın sigorta kapsamında olduğu düzenlenmiştir.TTK'nın 1448. maddesinde de; sigorta ettirenin, rizikonun gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğu durumlarda, zararın önlenmesi, azaltılması, artmasına engel olunması veya sigortacının üçüncü kişilere olan rücu haklarının korunabilmesi için, imkânlar ölçüsünde önlemler almakla yükümlü olduğu, bu yükümlülüğe aykırılığın sigortacı aleyhine bir durum yaratmış olması halinde ise kusurun ağırlığına göre tazminattan indirim yapılacağı hüküm altına alınmıştır.

Somut olayda toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu çerçevesinde teknenin batmasında; kaptanın seyir öncesinde hava durumu raporu almaması veya değerlendirmemesi sonucunda havanın bozacağını öngörememesi, dalgalı deniz ortamında hem kıç kapak ve hem de 7 no'lu postada bulunan su geçmez perde üzerindeki kapının aynı anda açık bırakılması veya kapatılmaması, demirde ve dalış esnasında yolcuların teknede homojen olarak teknenin dengesini bozmayacak şekilde dağıtılmamış olması hususlarının etken olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.Sigortalı ve personelinin olayda kastının bulunduğu yönünde bir iddia ileri sürülmemiştir.Bu halde belirlenen kusurlu davranışlar yukarıda açıklandığı üzere rizikoyu teminat kapsamı dışında bırakacak nitelikte olmamakla birlikte, TTK'nın 1448.

maddesi kapsamında tazminattan indirim gerektiren müterafik kusur niteliği taşımaktadır.Belirlenen kusur oranı somut olayın özelliklerine uygun bulunmuştur.Diğer yandan takip ve dava konusu istem tazminat niteliğinde olup, tazminat talep koşullarının oluşup oluşmadığı ve miktarının tespiti yargılamayı gerektirdiğinden, likit olmayan alacak bakımından mahkemece davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi yerinde olup her iki taraf vekilinin bu konuya ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle,hükme yeterli ve elverişli bilirkişi raporundaki değerlendirmeler ile mahkemece sigortalının müterafik kusurunun tazminattan indirim nedeni olarak kabulü sonucunda %25 oranında kusur indirimi yapılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş istinaf nedenleri yerinde olmayan taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,7‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye ödenmesine, Alınması gereken 109.280,32-TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 27.320,08-TL harcın mahsubu ile kalan 81.960,24‬-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,Taraflarca yapılan istinaf yargı giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

22/05/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/72915 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.