6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Bankanın çek hesabı açarken gerekli araştırmayı yapmaması nedeniyle tazminat

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/1879 E. 2025/1138 K. · · İlk derece: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tazminatkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesin

★ EmsalZamanaşımı

Davacının nitelemesi: Bankanın çek hesabı açılışındaki özen yükümlülüğüne aykırılık ≠ mahkeme dalı · davacı çerçevesi: Kıymetli evrak (kambiyo)

kambiyo bağlantılı

Gerekçe özeti

Bir bankanın, çek hesabı açarken müşterisinin kimliği, ekonomik durumu, ikameti ve malvarlığı konularında 5941 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile mülga TTK'nın 18. maddesinin öngördüğü basiret ve özeni göstermeden çek karnesi vermesi ve çekin karşılıksız çıkması halinde, banka bu kusurlu davranışının sonuçlarına katlanmak zorundadır. Ancak çekin hamili de ticari ilişkide bulunduğu kişinin ödeme kabiliyetini araştırmakla yükümlü olduğundan, bu araştırmayı yapmadan çeki kabul eden hamil de kusurlu sayılır ve zarar taraflar arasında kusur oranına göre paylaştırılır. Karşılıksız çek nedeniyle bankaya müracaat için, önce keşideci ve müracaat borçluları aleyhine başlatılan takibin semeresiz kalması gerekir; takibin semeresiz kaldığının tespiti halinde bankaya müracaat hakkı doğar ve zarar bu tarihte meydana geldiğinden zamanaşımı süresi de bu tarihten işlemeye başlar. Bununla birlikte bankanın sorumluluğu, çekin karşılığı bulunsaydı hamilin alabileceği tutarla (çek bedeli) sınırlıdır; çek tazminatı, komisyon ve işlemiş faiz gibi kalemler bu sorumluluğun kapsamına girmez.

Ele alınan sorunlar

Bankanın çek hesabı açılışındaki özen ve araştırma yükümlülüğüne aykırılığı → kabul

İddia: Davacı vekili, davalı bankanın 5941 sayılı Kanun'un ve ilgili mevzuatın öngördüğü araştırmayı yapmadan çek karnesi verdiğini, bankanın ağır kusurlu olduğunun mahkemece de kabul edildiğini, buna rağmen davacıya %50 kusur atfının hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Davalı vekili ise, çek hesabı açılışında mevzuata uygun hareket edildiğini, çek karnesi verildiği tarihte keşidecinin risk oluşturan bir durumu bulunmadığını, gerekli sorgulamaların yapıldığını savunmuştur.

Gerekçe: 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 2/1 fıkrası, bankaların çek hesabı açılırken yasaklılık araştırması yapmasını ve ilgilinin ekonomik-sosyal durumunun belirlenmesinde gerekli basiret ve özeni göstermesini öngörür. Bir banka, çek hesabı açarken müşterisinin kimliği, ekonomik durumu ve ikameti gibi konularda gerekli araştırma ve incelemeyi yapmadan çek karnesi vermiş ve çek karşılıksız çıkmış ise, çek hesabının açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 5941 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile mülga 6102 sayılı TTK'nın 18. maddesinde öngörülen basiret ve itinayı göstermemek suretiyle kusurlu olduğunun ve bu davranışının sonuçlarına katlanması gerektiğinin kabulü icap eder. Somut olayda davalı bankanın çek hesabını açarken ve çek karnesi verirken alınması gereken yerleşim yeri belgesi, ticaret sicili kaydı ve ekonomik sosyal durum belgesini almadığı, çek hesabı açtığı kişinin malvarlığını yeterince araştırmadığı, TBB Risk Merkezi'nden sorgulama yapmadığı anlaşılmıştır. Banka, müşterisi ile yeterli ve zorunlu bir süre çalışmadan, işlem profilini ve kapasitesini öğrenip ticari faaliyetini izlemeden, malvarlığını araştırmadan, şirketin bulunduğu mahalde istihbarat çalışması yapmadan çek karnesi vermekle kusurlu sayılmalıdır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Çekin hamili olan davacının basiretli tacir gibi araştırma yapmadan çeki kabul etmesi nedeniyle ortak kusuru ve kusur oranı → ret

İddia: Davacı vekili, mahkemece davalı bankanın ağır kusurlu olduğu kabul edilmişken davacıya %50 kusur atfının hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürmüş; davalı vekili ise davacının çeki alırken tahsil kabiliyetini araştırmadığını, davacının ağır kusurlu olması nedeniyle nedensellik bağının kesildiğini savunmuştur.

Gerekçe: Çekin hamili de ticari ilişkide bulunduğu kişilerin ekonomik durumu ve ödeme kabiliyetini araştırıp sonucuna göre ilişki kurmak, bu suretle özenli davranmak durumundadır. Davacı, bahse konu çeki alıp karşılığında mal/hizmet verirken basiretli bir tacir gibi gerekli araştırmayı yapmadan çeki kabul ettiğinden kusurlu hareket etmiştir. Bu durumda tarafların yarı yarıya kusurlu olduklarının kabulü yerindedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Takibin semeresiz kalıp kalmadığı ve davacının bankaya müracaat hakkının doğup doğmadığı → ret

İddia: Davalı vekili, takibin semeresiz kalmadığını, alacağın aciz vesikasına bağlanmadığını, üç borçlu bakımından da aciz vesikası alınması gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, karşılıksız çek için davacının evvela kendi akidinden alacağını tahsil yoluna gitmesi, tahsil edememesi halinde davalı bankaya müracaat etmesi gerekmektedir. Somut olayda, davacı tarafından dava dışı çek keşidecisi ile müracaat borçluları hakkında başlatılan icra takibinde keşideci hakkında yapılan haciz işlemlerinde haczi kabil mal bulunamadığına dair tutanak tutulmuş, diğer borçlular bakımından ise yapılan icra takip işlemleri ve geçen süre dikkate alındığında bir sonuç elde edilemediği icra dosyası içeriğinden anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının başlattığı takibin semeresiz kaldığının ve davalı bankaya müracaat hakkının bulunduğunun kabulünde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Tazminat kapsamının çek bedeliyle sınırlı olup olmadığı (çek tazminatı, komisyon ve işlemiş faizin talep edilebilirliği) → kısmi kabul

İddia: Davalı vekili, davacının sadece çek bedeli kadar tazminat talep etmesine rağmen taleple bağlılık ilkesine aykırı bir şekilde çek tazminatı, komisyon ve işlemiş faize de hükmedilmesinin doğru olmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Çekin karşılığının bulunması halinde davacının sadece çek bedelini alabileceği dikkate alındığında, davalı bankanın çek tazminatı, komisyon ve diğer kalemlerden sorumlu tutulması doğru olmamıştır. Ödenen çek sorumluluk tutarı da dikkate alındığında, 58.800-TL çek bedelinin %50 kusur indirimi yapılmış hali ile 29.400-TL üzerinden davanın kabulü gerekirken, davalının sorumlu olmadığı kalemler de alacağa ilave edilerek karar verilmesi doğru olmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Belirsiz alacak davası olarak nitelendirmenin ve dava tarihinden faize hükmedilmesinin doğruluğu → ret

İddia: Davalı vekili, davanın kısmi dava olarak açılmasına rağmen mahkemece belirsiz alacak davası olarak karar verilmesinin doğru olmadığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, kabule göre de artırılan kısım için faize ıslah tarihinden itibaren hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacı ile davalı banka arasında sözleşme ilişkisi bulunmamakta, dava konusu alacak tazminat kabilinden olduğundan, belirsiz alacak için dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Zamanaşımı def'i → ret

İddia: Davalı vekili, sorumluluğun haksız fiilden kaynaklandığını, 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçerli olduğunu ve davanın zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacının zararı, takibin semeresiz kaldığı tarihte meydana geldiğinden, davada zamanaşımı oluşmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Bilirkişi raporları arasındaki çelişki ve son rapora itibar edilmesinin doğruluğu → ret

İddia: Davalı vekili, bilirkişi raporları arasında çelişki bulunmakta iken mahkemenin son bilirkişi raporunu esas alarak karar vermesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

Emsal değeri

Kararın, bankanın çek hesabı açılışındaki araştırma/özen yükümlülüğünün kapsamını (yerleşim yeri belgesi, ticaret sicili kaydı, ekonomik-sosyal durum belgesi, TBB Risk Merkezi sorgulaması) somutlaştırması ve bankanın sorumluluğunu çek bedeliyle sınırlandırıp çek tazminatı/komisyon/işlemiş faiz kalemlerini bu sorumluluk dışında tutması yönünden bölgesel ikna edici emsal değeri taşımaktadır.

Usul tespitleri

Zamanaşımı
Bankanın çek hesabı açılışındaki özen yükümlülüğüne aykırılıktan kaynaklanan tazminat davasında zararın, keşideci ve müracaat borçluları aleyhine başlatılan takibin semeresiz kaldığı tarihte meydana geldiği kabul edilir; zamanaşımı süresi bu tarihten itibaren işlemeye başlar.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
5941 sayılı Çek Kanunu 2. madde bankanın basiret ve özen yükümlülüğü çek hesabı açılışında araştırma yükümlülüğü ortak kusur (müterafik kusur) takibin semeresiz kalması belirsiz alacak davası zamanaşımı başlangıcı çek tazminatı ve komisyonun kapsam dışı bırakılması

Atıf yapılan mevzuat: 5941 sayılı Çek Kanunu — 5941 sayılı Çek Kanunu 2/1 · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — 6102 sayılı TTK (mülga hükmü) 18

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/1879

KARAR NO 2025/1138

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 25/04/2022

NUMARASI 2019/513 Esas - 2022/425 Karar

DAVA

Tazminat

DAVA TARİHİ 21/08/2019

Davanın kısmen kabulüne-reddine ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili şirketin dava dışı şirkete sattığı mal karşılığında davalı bankaya ait ... seri nolu, 30.11.2015 tarihli ve 60.000-TL bedelli çeki aldığını, çekin karşılıksız çıkması üzerine, İstanbul ...İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası ile icra takibine girişildiğini, ancak takibin semeresiz kaldığını, borçlu şirkete ait hiçbir mal bulunamadığını, 5941 sayılı Çek Kanunu'nda bankalara çek konusunda önemli bazı mükellefiyetler getirildiğini, çekin hesap sahibi ile ilgili yeterli araştırma yapılmaksızın verildiğini, keşideci firmanın yeterli maddi varlığının bulunup bulunmadığının araştırılmadığını, bilançoların ve vergi borçlarının tahkik edilmediğini, şirketin merkez adresinin kaç kere değiştiğinin tespit edilmediğini ve yerinde olmayan şirketin merkezinde tahkikat yapılarak tutanak tutulmadığını, bu nedenle semeresiz kalan takip borcunun davalı banka tarafından karşılanması gerektiğini belirterek şimdilik 5.000-TL maddi tazminatın takip tarihinden itibaren hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

TALEP ARTIRIM Davacı vekili 20/03/2022 tarihli bedel artırım dilekçesi ile dava değerini 65.042,47-TL'ye yükseltmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; dava konusu çeke ilişkin hesabın 23.06.2015 tarihinde açıldığını, çek karnesinin müşteriye 01.07.2015 tarihinde teslim edildiğini, çek karnesi verildiği tarihte müşterinin risk oluşturacak veya sakıncalı hiçbir durumunun olmadığını, bu hususta gerekli sorgulamaların yapıldığını, çek hesabı açılması konusunda uyulması gereken kurallara uygun hareket edildiğini, kaldı ki TBB Risk Merkezi raporundan da açıkça anlaşılacağı üzere çek keşidecesine ait ibraz edilen ilk çekin 28.04.2014 tarihini taşıdığını, ayrıca çek keşidecesinin sadece müvekkili bankada değil 6 farklı bankada çek hesabı bulunduğunu, bunun yanı sıra çek keşidecesinin müvekkil bankadan çek karnesi aldığı 01.07.2015 tarihinde herhangi bir karşılıksız çekinin mevcut olmadığını,müvekkili bankanın çek karnesi verilmesi aşamasında ihmali bulunmadığını, davacının firmadan çek almadan önce tahsil kabiliyetinin olup olmadığını araştırıp ondan sonra çeki kabul etmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; dava dışı ...'ın, davalı bankada çek hesabını açarken yerleşim yeri belgesi ile ticaret sicili kaydı ve ekonomik sosyal durum belgesini almadığı, TBB Risk Merkezinden sorgulama yapmadığı, davalı bankanın çek hesabı açtığı sırada göstermesi gereken dikkat ve özeni göstermediği, kanundan kaynaklanan yükümlülüklerini ihlal ettiği, davalı bankanın olayda ağır kusurunun bulunduğu, davacının çeki davalı bankaya ibraz ettiğinde yasal karşılığı olan 1.200-TL'yi tahsil etmesinden sonra kalan 58.800-TL ile 5.880-TL çek tazminatı, 178,40-TL komisyon ve 186,07-TL işlemiş faizden oluşan toplam 65.042,47-TL tutarındaki alacağını tahsil edemediği, davacının dava dışı keşideci ..., ... İnşaat Ltd.

Şti ve ... Yapı A.Ş. aleyhine başlattığı İstanbul ...İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasında haczi kabil mal bulunamadığından takibin semeresiz kaldığı, davacının 65.042,47-TL zarara uğradığı, ancak davacının tacir olması nedeniyle dava konusu çeki kabul ederken basiretli tacir gibi keşidecinin ödeme gücü olup olmadığı konusunda bir araştırma yapmadığı, bu suretle yaygın içtihatlar doğrultusunda dava konusu olayda tarafların takdiren % 50'şer oranda kusurlu olduğu gerekçesiyle davalının kusuruna tekabül eden 32.521,23-TL tazminatın dava tarihi olan 21/08/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1-Davacı vekili; davalı bankanın kanunda belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmediğinin bilirkişi raporunda da açıkça belirtildiğini, mahkemece davalı bankanın ağır kusurlu olduğunun kabul edildiğini, müvekkiline % 50 kusur atfının hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

2- Davalı vekili; davanın kısmi dava olarak açılmasına rağmen mahkemece belirsiz alacak davası olarak karar verilmesinin doğru olmadığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, kabule göre de buna bağlı olarak sonradan artırılan kısım için faize ıslah tarihinden itibaren hükmedilmesi gerektiğini, davacının sadece çek bedeli kadar tazminat talep etmesine rağmen taleple bağlılık ilkesine aykırı bir şekilde çek tazminatı, komisyon ve işlemiş faize de hükmedilmesinin doğru olmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, sorumluluğun haksız fiilden kaynaklandığını, 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçerli olduğunu, müvekkili bankanın yürürlükte olan düzenlemelere uygun hareket ederek çek hesabını açtığını, çek hesabının açıldığı tarihte keşidecinin herhangi bir karşılıksız çekinin bulunmadığını, müvekkili gibi davacının da tacir olduğunu, davacının ağır kusurlu olması nedeniyle nedenselliğin kesildiğini, bilirkişi raporları arasında çelişki bulunmakta iken mahkemenin son bilirkişi raporunu esas alarak karar vermesinin hatalı olduğunu, takibin semeresiz kalmadığını, alacağın aciz vesikasına bağlanmadığını, üç borçlu bakımından da aciz vesikası alınması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı, davalı bankanın keşideci hakkında çek hesabının açılışı sırasında 5941 sayılı Kanun’un ve ilgili mevzuatın öngördüğü yeterli araştırmayı yapmadan keşideciye çek karnesi verdiğini, çekin karşılığının bulunmaması üzerine başlatılan takibin semeresiz kalması nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek zararın tazmini davalı bankadan talep etmiş, davalı banka ise tüm yükümlülüklerin yerine getirildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 2/1 fıkrası "Bankalar, çek hesabı açılması ile ilgili olarak bu Kanunla kendilerine verilen görev ve yükümlülükleri yerine getirirken, çek hesabı açtırmak isteyenin yasaklı olup olmadığını bu Kanun hükümlerine göre araştırırlar;

ayrıca ilgili kişinin ekonomik ve sosyal durumunun belirlenmesinde gerekli basiret ve özeni gösterirler." hükmünü haizdir. Bir bankanın, çek hesabı açarken müşterisinin kimliği, ekonomik durumu ve ikameti v.s konularında gerekli araştırma ve incelemeyi yapmadan çek karnesi vermiş ve çek karşılıksız çıkmış ise çek hesabının açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 5941 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile mülga 6102 sayılı TTK'nın 18. maddelerinde öngörülen basiret ve itinayı göstermemek suretiyle kusurlu olduğunun ve bu davranışının sonuçlarına katlanması gerektiğinin kabulü icap eder. Çekin hamili de ticari ilişkide bulunduğu kişilerin ekonomik durumu ve ödeme kabiliyetini araştırıp sonucuna göre ilişki kurmak, bu suretle özenli davranmak durumundadır.

Ayrıca, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatlarına göre, karşılıksız çek için davacının evvela kendi akidinden alacağını tahsil yoluna gitmesi, tahsil edememesi halinde davalı bankaya müracaat etmesi gerekmektedir. Somut olayda, davacı tarafından dava dışı çek keşidecisi ile müracaat borçluları hakkında 11/12/2015 tarihinde başlatılan icra takibinde keşideci hakkında yapılan haciz işlemlerinde haczi kabil mal bulunamadığına dair tutanak tutulmuş olup, diğer borçlular bakımından ise yapılan icra takip işlemleri ve geçen süre dikkate alındığında bir sonuç elde edilemediği incelenen icra dosyası içeriğinden anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının keşideci ve çekteki müracaat borçluları hakkında başlattığı takibin semeresiz kaldığının, davacının davalı bankaya müracaat hakkının bulunduğunun kabulünde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Davalı bankanın çek hesabını açarken ve çek karnesi verirken alınması gereken belgelerden yerleşim yeri belgesi, ticaret sicili kaydı ve ekonomik sosyal durum belgesini almadığı, çek hesabı açtığı kişinin malvarlığını yeterince araştırmadığı, TBB Risk Merkezi'nden sorgulama yapmadığı anlaşılmaktadır. Ancak davalı bankanın çekle işleyecek hesap açarken ve yasanın, mevzuatın öngördüğü görev ve yükümlülükleri yerine getirirken bu işin gerektirdiği basiret ve özeni göstermesi gerekir, müşterisi ile yeterli ve zorunlu bir süre çalışmadan, işlem profilini ve kapasitesini öğrenip ticari faaliyetini izlemeden, ayrıca malvarlığını araştırmadan, şirketin bulunduğu mahalde istihbarat çalışması yapmadan çek karnesi vermekte kusurlu sayılmalıdır.

Öte yandan davacı da, bahse konu çeki alıp karşılığında mal/hizmet verirken basiretli bir tacir gibi gerekli araştırmayı yapmadan çekleri kabul ettiğinden kusurlu hareket etmiştir. Bu durumda tarafların yarı yarıya kusurlu olduklarının kabulü de yerindedir. Davacı ile davalı banka arasında sözleşme ilişkisi bulunmamakta dava konusu alacak tazminat kabilinden olduğundan, belirsiz alacak için dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gibi davacının zararının, takibin semeresiz kaldığı tarihte meydana geldiğinden davada zamanaşımı da oluşmamıştır. Bununla birlikte çekin karşılığının bulunması halinde davacının sadece çek bedelini alabileceği dikkate alındığında davalı bankanın çek tazminatı, komisyonu ve diğer kalemlerden sorumlu tutulması doğru olmamıştır.

Ödenen çek sorumluluk tutarı da dikkate alındığında 58.800-TL çek bedelinin % 50 kusur indirimi yapılmış hali ile 29.400-TL üzerinden davanın kabulü gerekirken, davalının sorumlu olmadığı kalemler de alacağa ilave edilerek karar verilmesi doğru olmadığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına,yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından 29.400-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; istanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/04/2022 Tarih 2019/513 Esas - 2022/425 Karar sayılı kararının HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kısmen kabulüne;

29. 400-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine"İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ; "Alınması gereken 2.008,31-TL karar harcından 85,39-TL peşin harç ve 1.110-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 1.195,39‬-TL harcın mahsubu ile kalan ‬812,92‬-TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye ödenmesine, Davacı tarafından yatırılan 1.239,79‬-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davacı tarafından yapılan 4.600-TL bilirkişi ücreti ve 58,90-TL posta masrafı olmak üzere toplam 4.658,90-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 2.110-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 45-TL posta masrafından ibaret yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 25-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına, Davacı lehine taktir olunan 5.100-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davanın reddolunan kısmı üzerinden davalı lehine taktir olunan 5.100-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve ret oranı gözönünde bulundurularak 725-TL'sinin davacıdan, ‬595-TL'sinin davalıdan alınarak Hazine'ye ödenmesine, Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine" Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 555,39-TL harcın mahsubu ile kalan 60,01‬-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından yatırılan 555,39-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine, Davacı tarafından yapılan 102-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 50-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 1,50-TL istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

09/07/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/72823 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.