Ek sözleşmedeki talepten kaçınma hükmünün zarar taleplerine etkisi
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/1154 E. 2025/1145 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Alacakistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık
★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)
Davacının nitelemesi: Sözleşmeden kaynaklanan tazminat mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Taraflar arasındaki ana sözleşmeyi değiştiren ve davacının onayıyla akdedilen bir ek sözleşmede, yeniden üretilen/teslim edilen edimlerin alıcının üçüncü kişiye (iş sahibine) olan yükümlülüklerini yerine getirmesine olanak sağlaması halinde alıcının satıcıya karşı başkaca talepte bulunmaktan kaçınacağına ilişkin hüküm bulunuyor ve alıcı bu ek sözleşme kapsamında değişen teslim tarihlerini ve ek ödemeleri ihtirazi kayıtsız kabul etmişse, bu durum alıcının söz konusu gecikme/ek maliyet kaynaklı zarar taleplerinden feragat ettiği şeklinde yorumlanır; ancak ek sözleşme kapsamına girmeyen, ayrı bir nedenden (örneğin sözleşmede öngörülen bilgi teslim yükümlülüğünün ihlali) kaynaklanan masraflar bu feragatin dışında kalır ve talep edilebilir.
Ele alınan sorunlar
Belirsiz alacak davası şartlarının bulunmaması halinde davanın nitelendirilmesi → ret
Gerekçe: HMK 33 uyarınca hakim Türk hukukunu re'sen uygular; HMK 107/1 belirsiz alacak davasının şartlarını düzenler. HMK 109/2'deki kısmi dava açma yasağı 6444 sayılı Kanun'un 4. maddesiyle kaldırıldığından dava tarihi itibarıyla kısmi dava açılması mümkündür. Talep edilecek alacak miktarının dava açıldığı anda tam ve kesin biçimde belirlenmesi mümkün olsa bile, belirsiz alacak davası şeklinde açılan dava doğrudan hukuki yarar yokluğundan usulden reddedilmemelidir; çünkü miktar belirli veya belirsiz olsun eda davası niteliğindeki dava için hukuki yarar var kabul edilir. Belirsiz alacak davasının koşulları bulunmuyor ve fakat kısmi dava açılması mümkünse, mahkeme açılmış davayı bir ara kararıyla kısmi dava olarak nitelendirip görülüp karara bağlamalıdır. Somut olayda davacının bakiye zararı belirlenebilir nitelikte olup davanın belirsiz alacak davası olarak açılması doğru değilse de, dava tarihi itibarıyla kısmi dava açılması mümkün hale geldiğinden ve davacı fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak alacağının bir kısmını dava ettiğinden, dava kısmi eda davası olarak kabul edilmiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Ek Sözleşme 1'deki talepten kaçınma hükmünün kapsamı ve zarar taleplerine etkisi → ret
İddia: Davacı vekili, ek sözleşmedeki hükmün şarta bağlı bir talepten vazgeçme taahhüdü olduğunu, sorumluluk için özel bir sınırlama yapılmadığını, ikame pervanelerin ayıplı olup olmadığının önemli olmadığını, davalının sunduğu tercümenin hatalı olduğunu ve doğru tercümeye göre müvekkilinin zarar taleplerinden vazgeçmediğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Ana sözleşmenin 8.1. maddesindeki teslim tarihleri, davacının onayıyla akdedilen Ek Sözleşme 1 ile yeniden düzenlenmiştir. Çeki listeleri ve davacının Ek Sözleşme 1 uyarınca yaptığı ödemeler dikkate alındığında, teslimatların davacının kabulü dairesinde ek sözleşmeye göre yapıldığı anlaşılmaktadır. Ek Sözleşme 1'deki 'yenisiyle değiştirilecek pervanelerin alıcının ana sözleşme tahtındaki yükümlülüklerini SSM karşısında yerine getirmesine olanak sağlamış olması halinde alıcının satıcıya karşı başka herhangi bir talep ve iddiada bulunmaktan kaçınacağı' hükmü, yeniden üretilen pervaneler bakımından davacının SSM'ye olan yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde davalıdan bir talebinin olmayacağı şeklinde anlaşılmalıdır. Ana sözleşmenin 3.3. maddesine göre sözleşme tadilatları davacının onayıyla yapılır; davacı, herhangi bir ihtirazi kayıt koymadan ve zarar taleplerini saklı tutmadan teslimat tarihlerinin değiştirilmesini kabul etmiş, ayrıca yeni üretim için davalıya 200.000-Euro ödemeyi kabul etmiştir. Mali müşavir bilirkişi tarafından da belirlendiği üzere davacı, davalının tüm faturalarını itiraz etmeden defterlerine işlemiş ve ödemeleri ihtirazi kayıt koymadan yapmıştır. Bu nedenle davacının iş sahibine karşı geciktiğinden bahisle uğradığı zararları (gecikme cezası, teminat mektubu komisyonu, seyir, havuzlama, işçilik/lojistik masrafları, fazla ödeme iddiası) talep etme hakkı bulunmamaktadır. Davalının sunduğu Ek Sözleşme-2'de, Ek Sözleşme-1'i değiştiren bir düzenleme bulunmadığından davacının bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Teknik analiz ve deney masraflarından davalının sorumluluğu → kısmi kabul
Gerekçe: Ana sözleşmenin 6.16. maddesinde davalının kativasyon, ses ve kativasyon uyarılmış basınca dair hesaplama sonuçlarını ve pervane tasarımı hesap sonuçlarını, ilk pervanenin üretimine başlamadan önce davacıya teslim edeceği düzenlenmiştir. Bu bilgilerin teslim edilmediği 07/06/2011 tarihli toplantı tutanağında yazılıdır; yeniden tasarlanacak pervanenin doğru çalışıp çalışmayacağının tespiti için ilk pervaneye ilişkin daha önce verilmemiş sonuçların teslimi kararlaştırılmıştır. Davacının Polonya'daki teknik analiz için yaptığı masraflar, ana sözleşmeye göre teslim edilmiş 1. pervanedeki sorundan dolayı üretimin sorunsuz ilerlemesi amacıyla yapıldığından, bu giderlerden davalının sorumlu olması yerindedir; bu kalem Ek Sözleşme 1'deki talepten kaçınma hükmünün kapsamına girmez.
Gerekçe kaynağı: özgün
Hüküm fıkrasındaki maddi hata (bilirkişi raporundaki tutar hatasının yansıması) → tartışılmadı
İddia: Davacı vekili, hükmedilen 22.700-Euro'nun faiz başlangıç tarihleri için belirtilen kalemlerin toplamı olan 20.002-Euro'dan farklı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Kabul edilen teknik analiz masrafları toplamı (3.180+12.820+4.200=) 20.200-Euro olmasına rağmen, bilirkişi raporunun 12., 17. ve 18. sayfalarındaki maddi hatadan dolayı sehven '22.700-Euro' ve '4.200-Euro' yerine '4.002-Euro' şeklinde yazılmıştır. '22.700-Euro'nun '20.200-Euro' ve '4.002-Euro'nun da '4.200-Euro' şeklinde yazılması gerekmektedir; ancak bu husus HMK'nın 304. maddesine göre mahkemece düzeltilebilecek maddi hatadır ve istinaf incelemesinde kararın kaldırılmasını gerektirmez.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Belirsiz alacak davası şartları oluşmadığında davanın doğrudan usulden reddedilmeyip kısmi dava olarak nitelendirilip karara bağlanması gerektiği yönündeki değerlendirme ile ek sözleşmedeki talepten kaçınma hükmünün ihtirazi kayıtsız kabul edilen teslimat ve ödemeler karşısında yorumlanması bakımından emsal niteliktedir.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- Belirsiz alacak davası şartları oluşmadığında hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın usulden reddedilmeyip kısmi dava olarak nitelendirilmesi gerektiği
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
belirsiz alacak davası↗ kısmi dava↗ hukuki yarar↗ ek sözleşme↗ talepten kaçınma (feragat) hükmü↗ ihtirazi kayıt↗ maddi hata (HMK 304)↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2022/1154
KARAR NO 2025/1145
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 03/02/2022
NUMARASI 2019/23 Esas - 2022/58 Karar
DAVA
Alacak
DAVA TARİHİ 08/01/2016
İSTİNAF KARAR TARİHİ 09/07/2025
Davanın kısmen kabulü reddine ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili, müvekkili şirketlerin MSB Savunma Sanayi Müsteşarlığından 8 adet "..." işini konsorsiyum olarak üstlendiklerini; bu iş kapsamında 19/10/2009 tarihli sözleşmeyle davalı şirketten gemilerin şaft ve pervanelerinin tedarik edilmesi için anlaşıldığını; davalı tarafından temin edilen ürünlerde sorunlar çıktığını, bunun üzerine Tuzla 2. AHM'nin 2011/46 Değişik iş sayılı dosyasında delil tespiti yaptırdıklarını, 31/10/2011 ve 21/12/2011 tarihli bilirkişi raporlarıyla söz konusu sorundan dolayı ortaya çıkan zararlardan davalının sorumlu olduğunun tespit edildiğini; bilirkişi raporlarının davalıya 31/07/2014 tarihinde tebliğ edildiğini, davalının raporlara süresi içinde itiraz etmediğini ve rapor içeriklerinin davalıyı bağlayıcı hale geldiğini;
davalının ayıplı ve gecikmiş teslimden dolayı müvekkilinin gecikme zararı, ek seyir masrafları, havuzlama masrafları, ilave lojistik, işçilik masrafları ve ek ödeme maliyetlerinden kaynaklı zararının doğduğunu ileri sürerek, belirsiz alacak davası kapsamında fazlaya dair haklarını saklı tutarak şimdilik 100.000-Euro'nun 3095 sk 4/a'ya göre işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını;müvekkili tarafından delil tespiti bilirkişi raporuna itiraz edildiğini, kök rapora itiraz edildikten sonra alınan ek raporun müvekkiline hiç tebliğ edilmediğini, bu nedenle delil tespitinin kendilerini bağlamadığını; 19/10/2009 tarihli sözleşmeye ek olarak taraflar arasında 07/06/2011 tarihli mutabakat metninin ve daha sonra imzalanan 30/06/2011 tarihli ek sözleşme bulunduğunu; taraflarca imzalanan mutabakat ve ek sözleşmenin değişik iş dosyasında hiç değerlendirilmediğini; müvekkilinin yükümlülüklerini tamamen yerine getirdiğini, sözleşme gereğince dolaylı veya yansıma zararlar için davacıya karşı sorumlu olmadığını; kabul anlamına gelmemek kaydıyla sözleşme uyarınca müvekkilinin sorumlu olduğu bir an kabul edilse dahi sözleşmede uğranılacak zararın yarısıyla sınırlandırıldığını;zararın tamamının talep edilemeyeceğini;
davacıya teslimden itibaren 24 aylık süre için veya sistemlerin monte edildiği geminin geçici kabulünden itibaren 12 aylık süre için garanti söz konusu olduğunu; garanti sürelerinin çoktan sona erdiğini, taraflar arasındaki ilişkinin eser sözleşmesi niteliğinde olduğundan 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, davacı tarafın talep ettiği tazminatın davalının 19/10/2009 tarihli sözleşme gereğince edimlerini ayıplı yerine getirmesi ve bu nedenle ikinci kez pervanelerin imalatı sebebiyle ortaya çıkan gecikme zararı, ek seyir masrafları, aradaki havuzlama masrafları, aradaki ilave lojistik, işçilik masrafları ve ek ödeme maliyetlerine ilişkin olduğu, 30/06/2011 tarihli ek sözleşmedeki düzenleme yer almasaydı bu bedellerin istenebileceği, ancak anılan sözleşmede "yenisiyle değiştirilecek olan pervanelerin alıcının ana sözleşme tahtındaki yükümlülüklerini SSM karşısında yerine getirmesine olanak sağlamış olması halinde alıcı satıcı karşısında başka herhangi bir sorumluluk isnadında bulunmaksızın satıcıya karşı başka talep ve herhangi bir iddia da bulunmaktan kaçınacağı" hükmünün düzenlendiği, ek sözleşme gereğince imal edilen yeni pervaneler sebebiyle bir problem yaşanmadığı, davacıların SSM'ye karşı yükümlülüklerini bu şekilde yerine getirdiği;
davacıların fazladan yaptıkları havuzlama masrafını, işteki gecikme nedeniyle uğradığı zararını ve ek seyir masraflarını isteyemeyeceği; ek sözleşmede davacının yeni pervanelerin yapımı için davalıya ödeyeceği kararlaştırılan 200.000-Euro'yu ve fazla yaptığı ödemeyi isteyemeyeceği; zira, fazladan ödenecek olan tutarın daha sonra davalı tarafından davacılara iade edileceği hususunda ek sözleşmede hüküm bulunmadığı; ayrıca fazladan yapılan bu ödemeleri içeren faturaların davalı tarafından düzenlendiği ve fatura bedellerinin de davacı tarafça herhangi bir ihtirazı kayıt konulmadan ödendiği, bu alacak kalemi için davacının ek sözleşmeyi imzalamasıyla birlikte feragat etmiş sayılacağı kanaatine varıldığı;
davalı tarafından karşılanması gereken 22.700-Euro teknik analiz masrafı davacı tarafından karşılandığından ve bu masrafın ek sözleşme kapsamına girmediğinden, söz konusu alacak kaleminin istenebileceği; yol ve konaklama masraflarının ispat edilemediği, kaldı ki ek sözleşmedeki feragatin pervanelerin ikinci kez yapılmasına dair yol ve konaklama giderlerini de içerebileceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 22.700-Euro'nun ilk 3.180-Euro'su için 22/06/2011,sonra gelen 12.820-Euro'su için 09/09/2011, kalan 4.002-Euro'suna ise 22/11/2011 tarihinden itibaren 3065 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince işleyecek döviz faiziyle birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, fazla talebin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
1- Davacı vekili, davalının şaft ve pervane tedarikini ayıpsız ve zamanında yerine getiremediğini, bu nedenle müvekkillerinin ...’ye karşı gecikmeye düştüğünü, müvekkilinin ...'ye karşı olan yükümlülüğünün hassasiyeti ne yeniden başka bir yerden temininin telafi edilemez daha fazla zarara yol açabileceğinden taraflar arasında 30/06/2011 tarihli ek sözleşmenin akdedildiğini, ...'nin 20/06/2012 tarihli yazısıyla davacılara altı gemi için gecikme cezası uygulandığını ve ödemelerden mahsup edildiğini; yenisiyle değiştirilen pervanelerin müvekkillerinin ana sözleşme tahtındaki yükümlülüklerini ... karşısında yerine getirmesine olanak sağlamadığını, bu durumun da 31/10/2011 ve 21/12/2011 tarihli bilirkişi raporları, muhalif bilirkişi raporu ve ...yazısıyla sabit olduğunu;
ek sözleşme akdedilerek ikame pervaneler alınmış olsa dahi, ayıptan kaynaklanan hakların devam ettiğini, ek sözleşmenin feragat anlamına gelmediğini; davalının dosyaya sunduğu ek sözleşme tercümesinde orijinal metinde olmayan eklemelerin yapıldığını, bilirkişilerin de hatalı tercümeyi dikkate aldığını; ek sözleşmedeki İngilizce dilindeki hükmün Türkçe tercümesinin "Eğer ikame ... Alıcı’ya, ...’ye karşı Ana Sözleşme tahtındaki borçlarını başkaca sorumluluk olmaksızın ifa etmesini sağlarsa, Alıcı Satıcı’dan başkaca talepte bulunmaktan kaçınacaktır." şeklinde olduğunu, sundukları Uzman Görüşü’nde detaylı olarak izah edildiği üzere, ilgili madde düzenlemesinde "şarta bağlı alacağı talep etmeme taahhüdü" söz konusu olduğunu, sorumluluk için özel bir sınırlama yapılmadığını, sorumluluğun doğrudan ikame pervanelerdeki teknik bir sorundan (ayıptan) kaynaklanması gerekmediği için ikame pervanelerin ayıplı olup olmadığının ilgili uyuşmazlık bakımından bir önemi bulunmadığını, önemli olan hususun ikame pervaneler teslim edilse dahi müvekkillerinin ...’ye karşı bir sorumluluğunun doğup doğmadığı noktası olduğunu, şart gerçekleşmediğinden zararın tazmin edilmesi gerektiğini;
faturaların ihtirazi kayıt olmadan ödenmesinin uyuşmazlıkta önemi bulunmadığını;davalının 23/09/2020 tarihli dilekçesi ekinde sunduğu ve Ek Sözleşme-2 olduğunu iddia ettiği belge ile de Ek Sözleşme-1'de taahhüt ettiği ve ilk parti teslim ettiği ikame pervanelerin dahi teknik olarak yeterli olmadığını, test sırasında deformasyona uğrayarak başarısız olduğunu, gecikmeye düştüğünü ikrar ettiğini; mahkemenin kabul ettiği 22.700-Euro'nun ilk 3.180-Euro'su için 22/06/2011, sonra gelen 12.820-Euro'su için 09/09/2011 ve kalan 4.002-Euro'suna ise 22/11/2011'den faiziyle tahsiline karar verilmiş ise de faiz başlangıç tarihleri için belirtilen kalemlerin toplam tutarı 20.002-Euro olmasına rağmen hükmedilen tutarın 22.700-Euro olduğunu;
neticeten titreşim, gürültü, hız ve manevra problemleri sebebiyle gemi teslimlerinde gecikmeler yaşanmış ve buna bağlı zararlara duçar olunduğunu, 1.347 gün için toplam 4,966,517.-Euro gecikme cezaları ödenmek zorunda kalındığını, projelerde toplam 1.347 gün gecikme olduğundan ve avans teminat mektubu komisyonu %1,50 olduğu için ve gemi başına da 2.500.000-Euro avans teminat mektubu verildiği için, gecikmeden dolayı 140.132-Euro (2.500.000 x 0,015/360 x 1.347) daha fazla avans teminat mektubu komisyonu ödendiğini, aynı şekilde 1.347 günlük gecikme neticesinde %1,50 olan kesin teminat mektubu komisyonu için de 42.094.-Euro (750.000x 0,015/360x1.347) fazla komisyon ödendiğini, 6.192-USD ve 63.660-TL ek seyir masrafları yapılmak zorunda kalındığını, 85.000-USD fazladan havuzlama, 22.700-Euro teknik analiz, deney masrafları ve buna bağlı yol ve konaklama ile 72.816-TL ve 8.500-USD işçilik/lojistik/takviye işçilik masrafları yaptığını belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.2- Davalı vekili, davanın 100.000-Euro üzerinden belirsiz alacak davası olarak açılamasında hukuki yararın bulunmadığını, davalının replik dilekçesinde toplam zararın 5.516.400-Euro, 98.692-USD ve 136.476-TL zarara uğradığını iddia ettiğini, mahkemece bu konuda değerlendirme yapmadığını;davacının davasını dayandırdığı delil tespiti 31/10/2011 tarihli raporun müvekkiline 31/07/2014 tarihinde tebliğ edildiğini, 21/12/2011 tarihli ek raporun ise haricen öğrenildiğini, süresinde itirazların yapıldığını, davacının hukuki ilişkiyi eksik olarak beyan ettiğini, davacının sadece ana sözleşmeyi sunduğunu, 07/06/2011 tarihli muvafakat metnini ve 30/06/2011 tarihli 1 numaralı ek sözleşmeyi sunmadığını, bu nedenle o raporların eksik düzenlendiğini;
mahkemenin kabul ettiği teknik analiz ve deney masraflarının ek sözleşmedeki ibra maddesi uyarınca müvekkilinden talepte bulunamayacağını belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, taraflar arasındaki gemi pervanesi ve şaftı üretimine ilişkin sözleşme kapsamında davalının taahhütlerine aykırı davrandığından bahisle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.HMK'nın 33. maddesinde "Hakimin, Türk Hukukunu re'sen uygulayacağı",HMK 107/1. maddesinde "davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde alacaklının, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değer belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabileceği" düzenlenmiştir. HMK'nın 109/2. maddesinde düzenlenen kısmi dava açma yasağına ilişkin hükmün, davadan önce 01/04/2015 tarih ve 6444 sayılı Kanunu'n 4.
maddesi ile yürürlükten kaldırılması sonucu dava tarihi itibariyle kısmi dava açmak mümkün hale gelmiştir.Talep edilecek alacak miktarının davanın açıldığı anda tam ve kesin bir biçimde belirlenmesinin mümkün olmasına rağmen belirsiz alacak davası şeklinde açılan dava, hukuki yarar, yani dava şartı yokluğu nedeni ile usulden hemen reddedilmemelidir. Zira bir miktar belirtilmek sureti ile açılan belirsiz alacak davası da alacak ister belirli ister belirsiz olsun bir eda davasıdır ve eda davalarında hukuki yarar var kabul edilir. Öte yandan davacının dava açmaktan başka bir yolla alacağına kavuşması mümkün olmayıp bir mahkeme kararına muhtaç ise dava açmakta hukuki yararının bulunduğu tartışmasızdır.
Başka bir anlatımla alacağın belirli veya belirsiz olması başlangıçta var olan hukuki yararı ortadan kaldırmaz. Bu durumda davacı davasının belirsiz alacak davası olduğunu mahkemeye bildirmiş olmakla birlikte belirsiz alacak davasının koşulları bulunmuyor ve fakat kısmi dava açılabilmesi mümkün ise, bu durumda, mahkemece, açılmış olan dava, doğrudan bir ara kararıyla bir kısmi dava olarak nitelendirilmek suretiyle görülüp karara bağlanmalıdır. (Yargıtay HGK’nın 2016/22-1166 E., 2019/576 K. sayılı ve 16/05/2019; Yargıtay 11. HD'nin 2020/8201 E., 2022/3819 K. sayılı ve 12/05/2022 tarihli ilamları). Somut olayda, davacının bakiye zararı belirlenebilir nitelikte olup bu nedenle davanın belirsiz alacak davası olarak açılması doğru değil ise de, dava tarihi itibariyle belirli alacaklar içinde artık kısmi dava açılması mümkün hale geldiğinden ve davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak alacaklarının bir kısmını dava ettiğinin dava dilekçesi içeriğinden anlaşılmış olması nedeniyle davanın kısmi eda davası olduğu kabul edilmiştir.
Davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Taraflarca sunulan İngilizce dilindeki 19/10/2009 tarihli sözleşmenin Türkçe tercümesine göre, sözleşmenin 1.1. maddesinde "Satıcının, 8 Hızlı Amfibi Gemi için Ek A.B ve C'de tanımlanan ilgili servisler ve... ve ... Bileşenlerini ayrıca; Alıcının isteğine bağlı olan ilave ... ve ... Bileşenlerini Alıcının isteğine bağlı olarak alıcı tarafından Savunma Sanayi Müsteşarlığı için inşa edilecek olan Hizli Amfibi Gemi işbu sözleşmenin Ek B (Teknik Kapsam), Ek C (ILS talepleri)'nde düzenlenmiş olan hüküm ve şartlar uyarınca satmayı, sağlamayı ve teslim etmeyi taahhüt ve kabul eder", 4. maddede her bir Şaft ve Pervane Sistemi için sözleşme fiyatının 296.000-Euro, 8 Şaft ve Pervane Sistemini içeren toplam sözleşme ücretinin Tuzla, İstanbul CIF 2.368.000-Euro olduğu;
madde 6.6.'da "...'nin veya Kullanıcı'nın veya Alıcı'nın, ürünleri, malzemeleri, makineleri, gemileri veya herhangi bir eşyasının kullanımı içerisinde, Satıcı...'nin işçileri veya kullanıcı veya alıcı veya herhangi bir başka üçüncü kişi nezdinde herhangi doğrudan zarar veya kayba yol açmışsa, Satıcı ... veya Kullanıcı veya Alıcıya karşı, bu gibi zarar veya kayıplardan dolayı doğrudan sorumlu olacağı, Satıcının doğrudan sebebiyet verdiği zarar ve kayıplardan dolayı ... veya kullanıcı alıcıyı sorumlu tuttuğu zaman, satıcının alıcı'yı, ... veya Kullanıcı tarafından işbu zarar veya kayıp için ileri ilen herhangi bir miktarı ile bütünüyle tazmin edeceği. ... herhangi bir durumda ve hareketin sebebi ne olursa olsun, işbu sözleşmeye göre ve bununla ilişkili olan satıcının alıcıya karşı olan toplam sorumluluğu;
hiçbir sebep, kusurun derecesi, ihmal, sözleşmenin ihlali gibi durumlara veya neden olduğuna bakılmaksızın zararın nakdi karşılığını ödeme yükümlülüğü dahil olmak üzere, sözleşmenin bir yarısı (1/2) ile sınırlı olacaktır", madde 8.1'de ... nolu şaft ve pervane sistemin 15/06/2010'tarihinde, ... nolu sistemin 15/09/2010,3 nolu sistemin 15/12/2010, ... nolu sistemin 15/03/2011, ... nolu sistemin 15/06/2011, ... nolu sistemin 15/09/2011, ... nolu sistemin 15/12/2011,8 nolu sistemin 15/02/2012 tarihlerinde, teslim edileceği kararlaştırılmıştır. Davalı vekili 13/06/2017 tarihli dilekçesi ekinde 07/06/2011 tarihli toplantı tutanağı ile 30/06/2011 tarihli Ek Sözleşme 1'in İngilizce metni ile yeminli tercüman tarafından yapılan Türkçe tercümesi sunulmuştur.
Söz konusu toplantı tutanağında, kativasyon, vibrasyon ve gürültü probleminin görüşüldüğü, sistemin değiştirilmesi ve yeni pervanenin tasarlanması sonucuna varıldığı, 5-8. setlerin üretiminin 17/05/2011 itibarıyla durdurulduğu belirtilmiştir. 30/06/2011 tarihli Ek Sözleşme 1'in tercüme metninde, davalının yeni bir pervane tasarlayacağı, pervanelerin yenileriyle değiştirilmesi için davacının toplamda 200.000-Euro olmak üzere 1. değişiklik için 19.000-Euro, 2. değişiklik için 19.000-Euro, 3. değişiklik için 54.000-Euro, 4. değişiklik için 54.000-Euro ve 5. değişiklik için 54.000-Euro ödeneceği; birincinin 05/08/2011, ikincinin 25/08/2011'tarihinden önce sevk edileceği;
3. , 4. ve 5.'nin üretiminin 1.'nin deniz üzerindeki deneme sonuçlarının başarılı olmasından sonra başlatılacağı, bu hususta alıcının yazılı bildirim yapacağı, bildirimden sonra 3.'nün en geç 4, 4.'nün en geç 8 ve 5.'nin en geç 11 hafta sonra sevk edileceği; "Yenisiyle değiştirilecek olan pervanelerin alıcının ana sözleşme tahtındaki yükümlülüklerini SSM karşısında yerine getirebilmesine olanak sağlamış olması halinde, Alıcı, Satıcı karşısında başka herhangi bir sorumluluk isnadında bulunmaksızın,Satıcıya karşı başka herhangi bir talep ve iddiada bulunmaktan kaçınacağı," ve "Taraflar, Sözleşmenin işbu Sözleşme Ek No.1 ile tadil edilmeyen geriye kalan diğer bütün hükümlerinin tam etkiyle geçerli ve yürürlükte kalacağı hususunu iş burada kabul, beyan ve taahhüt ederler." şeklinde düzenlenmiştir.
Davalı vekilinin dosyaya sunduğu değişiklikten sonraki sistemlere ait çeki listelerine göre 03/08/2011, 24/08/2011, 29/09/2011, 09/11/2011, 16/12/2011, 23/01/2012, 15/03/2012 ve 27/03/2012 tarihlerinde teslimin sağlandığı anlaşılmaktadır. Tuzla 2. AHM'nin 2011/46 Değişik iş sayılı delil tespiti dosyasında alınmış bilirkişi heyet raporunda, talep tarihinin 10/06/2011 tarihli olduğu, inşa edilen 1. gemiye ilişkin İTÜ'nün Haziran 2009 tarihli model deney raporunun ve Mayıs 2011 tarihli titreşim, iz, akım deneyleri ve pervane analizleri içeren raporun, yeni pervane dizaynına ilişkin Temmuz 2011 tarihli kativasyon tünel raporunun, ayrıca 28/07/2011 tarihinde tersanede geminin yerinde incelendiği, yeni pervanenin titreşim ve gürültü ölçümlerinin 20/10/2011 tarihinde yapıldığı;
İTÜ'nün raporlarına göre seyir tecrübesinde özellikle pervane üzerine gelen kısımlarda olağanüstü titreşim, vuruntu ve gürültü hissedildiği, İTÜ raporunda pervanenin kavitasyon altında çalıştığının belirlendiği; yeni pervanenin 20/10/2011 tarihli seyir tecrübesinde maksimum titreşim seviyesinin 3.5 mm/s olduğunun belirlendiği, sonuç olarak pervane üreticisinin orjinal pervaneyi tasarlama aşamasında sözleşme gereksinimlerini yerine getirecek hesaplamayı yapmadığı belirtilmiştir. Aynı heyetin 21/12/2011 tarihli raporunda da yeni dizayn edilen pervanenin Polonya'daki test ücretinin davacı tarafından ödendiğini belirtmişlerdir.Yargılama aşamasında alınan bilirkişi heyet raporunda, davacının zarar kalemlerinin SSM'nin 20/06/2012 tarihli yazısına göre davacıya geç teslim nedeniyle toplam 4.848.529,85-Euro gecikme cezası kesildiği, teminat mektuplarının iadesinin gecikmesi nedeniyle fazladan 182.406-Euro olduğu, 6.192-USD ve 63.660-TL ek seyir masrafı yapıldığı ve buna ilişkin faturaların sunulduğu, toplam 85.000-TL bedelli fazladan yapılan havuzlama masrafı faturası sunulduğu, Polonya'daki teknik analiz için 01/07/2011 tarihli 3.180-Euro, 30/08/2011 tarihli 13.200-Euro ve 16/11/2021 tarihli 4.200-Euro toplam 20.580-Euro bedelli faturaların sunulduğu, faturalar için toplam 20.200-Euro ödendiği;
davacının sözleşmeye göre ödenmesi gereken toplam miktarın 2.368.000-Euro olmasına rağmen pervane değişikliği ve projenin hassasiyeti sebebiyle 2.712.777-Euro ödemek zorunda kalındığı ve davalıya 344.777-Euro fazla ödeme yapıldığı iddiası hakkındaki incelemede ana sözleşmede bedelin 2.368.000-Euro olduğu, Ek Sözleşme 1'de değiştirilecek ayrıca 200.000-Euro ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, davacının iddiasının 144.777-Euro olması gerektiği, ancak davacının cari hesap dökümünde görüleceği davalının faturalarının davacı tarafından banka yoluyla ödendiği ve davalı taarfından düzenlenen faturaların tamamının davacıda kayıtlı olduğunun belirlendiği; mali açıdan 22.700-Euro teknik analiz masraflarının davalı tarafından ödenmesi gerektiği ve davalının sunduğu Ek Sözleşme 1'deki "Yenisiyle değiştirilecek olan pervanelerin alıcının ana sözleşme tahtındaki yükümlülüklerini ...
karşısında yerine getirebilmesine olanak sağlamış olması halinde, Alıcı, Satıcı karşısında başka herhangi bir sorumluluk isnadında bulunmaksızın, Satıcıya karşı başka her hangi bir talep ve iddiada bulunmaktan kaçınacağı," hükmüne göre, davacının zarar talebinden vazgeçtiğinden bahisle, diğer taleplerin yerinde olmadığı görüşü bildirilmiştir. Davacı vekili 22/09/2021 tarihli bilirkişi raporu itiraz dilekçesinde, EK Sözleşme 1'in söz konusu kısmının tercümesinin hatalı olduğunu belirterek İngilizce metnini sunmuştur.Davacı vekilinin 26/01/2022 tarihli dilekçesinin ekinde sunduğu hukukçu öğretim üyesinin hazırladığı uzman görüşünde Ek Sözleşme 1'in söz konusu kısmının tercümesinin "Eğer ikame Pervaneler Alıcı’ya, ...’ye karşı Ana Sözleşme tahtındaki borçlarını başkaca sorumluluk olmaksızın ifa etmesini sağlarsa, Alıcı Satıcı’dan başkaca talepte bulunmaktan kaçınacaktır." şeklinde olması gerektiğini ileri sürmüştür.
Mahkemece davalının sunduğu tercüme dikkate alınmıştır. Davacı ne yargılama ne de istinaf aşamasında söz konusu sözleşmenin yeminli bir tercümesini sunmamıştır.Eldeki davada, ana sözleşmeye göre davacının ...'den aldığı ihaleye istinaden üreteceği 8 adet geminin pervane ve şaft sistemlerinin üretiminin davalı tarafından yapılması hususunda anlaşılmıştır.Davalının 1. pervaneyi tesliminden sonra yapılan testlerde pervanenin sorunlu olduğu ve yeniden tasarlanarak değiştirilmesi 07/06/2011 tarihli toplantıda kabul edilmiştir. Ayrıca bu hususun esasları ile teslim tarihleri 30/06/2011 tarihli Ek Sözleşme 1'de düzenlenmiştir. Yeni tasarlanan sistemlerin Ek Sözleşmeye uygun bir şekilde ve süresinde davacıya teslim edildiği, dosyadaki bilgi ve belgeler ile çeki listelerinden anlaşılmaktadır.Davacı taleplerini ...'nin 20/06/2012 tarihli gecikme cezası bildirim yazısına ve Tuzla 2.
AHM'den alınmış kök ve ek delil tespiti raporlarına dayanmaktadır. Söz konusu delil tespiti raporlarında zaten sorunlu olduğu hususunda tartışma bulunmayan 1. sistemle ilgili İTÜ raporları değerlendirilmiş, yeniden tasarlanan 1. sistemin seyir testine ilişkin olumsuz bir bilgi verilmemiştir. Ek raporda da Polonya'daki test masraflarının davacı tarafından yapıldığı ifade edilmiştir ki bu bilgi zaten dosyadaki belgelerden görülmektedir.Öncelikle Ek Sözleşme 1'de yeniden üretime ilişkin hükümler düzenlenmiş ve ana sözleşmenin 8.1. maddesindeki teslim tarihleri Ek Sözleşme 1'de yeniden düzenlenmiştir. Bu tarihler, çeki listeleri ve davacının Ek Sözleşme 1 uyarınca ödemeler yaptığı dikkate alındığında, söz konusu teslimatların davacının kabulü dairesinde ek sözleşmeye göre yapıldığı anlaşılmaktadır.
Esasen Ek Sözleşme 1'deki davacının tercümesine itiraz ettiği düzenlemenin de buna göre anlaşılması gerekmektedir. Söz konusu düzenlemede yeniden üretilecek pervaneler bakımından davacının ...'ye ana sözleşmedeki yükümlüklerini yerine getirmesi halinde davacının davalıdan bir talebi olmayacağının ifade edildiği anlaşılmaktadır. Ana sözleşmenin 3.3. maddesinde sözleşmedeki tadilatların davacının onayıyla yapılacağı ifade edilmiştir. Davacının onayıyla yapılmış ve ana sözleşmedeki bir kısım hükümleri tadil eden Ek Sözleşme 1'de, her hangi bir ihtirazi kayıt konulmadan ve zarar talepleri saklı tutulmadan kendisine yapılacak teslimat tarihlerinin değiştirilmesini kabul eden davacının, iş sahibine olan ediminde geciktiğinden bahisle uğradığı zararları talep etme hakkı bulunmamaktadır.
Kaldı ki davacı yeni üretim için davalıya 200.000-Euro daha ödemeyi kabul etmiştir. Ayrıca mali müşavir bilirkişi tarafından da belirlendiği üzere davacı, davalının tüm faturalarını itiraz etmeden defterlerine işlemiş ve ödemeleri ihtirazi kayıt koymadan yapmıştır. Davalının dosyaya sunduğu Ek Sözleşme-2'de, Ek Sözleşme-1'i değiştiren bir düzenleme bulunmadığından, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde bulunmamıştır.Bu nedenlerle, davacının teknik analiz ve deney masrafları dışındaki alacak taleplerinin reddine karar verilmesi yerinde bulunmuştur. Ancak davacının 07/06/2011 tarihli toplantı ve Ek Sözleşme 1'in imzalanmasından sonra Polonya'daki test merkezinde teknik analiz için 22/06/2011'de 3.180-Euro, 09/09/2011'de 12.820-Euro ve 22/11/2011'de 4.200-Eruo olmak üzere toplam 20.200-Euro ödediği belirlenmiştir.
Ana sözleşmenin 6.16. maddesinde davalının kativasyon, ses ve kativasyon uyarılmış basınca dair hesaplama sonuçlarını ve pervane tasarımının hesaplarının sonuçlarını, ilk pervanenin üretimine başlamadan önce davacıya teslim edeceği düzenlenmiştir. Bu bilgileri teslim etmediği 07/06/2011 tarihli toplantı tutanağında yazılıdır. Ayrıca 1. pervanedeki sorun nedeniyle yeniden tasarlanacak pervanenin doğru çalışıp çalışmayacağının tespiti için ilk pervanenin daha önce verilmemiş sonuçlarının teslimi kararlaştırılmıştır. Buna göre davacının yaptığı bu masraflar, ana sözleşmeye göre teslim edilmiş 1. pervanedeki sorundan dolayı üretimin sorunsuz ilerlemesi amacıyla yapıldığından söz konusu giderlerden davalının sorumlu bulunması yerinde bulunmuştur.
Fakat mahkemece hüküm fıkrasında kabul edilen bu miktarın toplamının (3.180+12.820+4.200=)20.200-Euro olmasına rağmen, bilirkişi raporunun 12., 17. ve 18. sayfalarındaki maddi hatadan dolayı sehven "22.700-Euro" ve yine 4.200-Euro'nun da "4.002-Euro" şeklinde yazılmıştır. Buna göre "22.700- Euro"nun "20.200-Euro" ve "4.002,00 Euro"nun da "4.200-Euro" şeklinde yazılması gerektmektedir. Ne var ki bu husus HMK'nın 304. maddesine göre mahkemece düzeltilebilecek maddi hatadır.Açıklanan nedenlerle, ana sözleşmede öngörülen teslim taahhüdünün ek sözleşme ile değiştirilerek değiştirilen üretim ve teslim koşullarından doğabilecek davacının davalıya yöneltebileceği zarar ziyan taleplerinden vazgeçtiğinin kabulü gerektiğinden davanın kısmen kabulüne dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle:Taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 242,10-TL harcın mahsubu ile kalan 373,30-TL harcın davacılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davalı tarafından yatırılan peşin harcın karar harcına mahsubuna, başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Davacı ve davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.
09/07/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/72813 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi