Açık nokta satış sözleşmesinde ruhsat iptaliyle feshin haklılığı ve katkı payı iadesi
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/1007 E. 2025/1058 K. · · İlk derece: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ EmsalGörev ve yetki
bayilik (acente-kıyas)
Gerekçe özeti
Açık nokta satış sözleşmesinde bayiin, işyeri ruhsatının kendi kusurlu eylemi (resmi belgede tahrifat) nedeniyle iptal edilerek işyerinin kapanmasına sebep olması, bu sonucun bayiin rızası hilafına gerçekleşmiş olsa da bayi lehine sonuç doğurmaz ve sözleşmedeki 'ilgili mevzuata aykırılık nedeniyle faaliyete son verilmesi' fesih sebebine karşılık gelir; bu durumda karşı tarafın feshi haklıdır. Katkı payının nakit yerine ayni (ürün) olarak ödenmiş olması, iade yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Sözleşmede taahhüt edilen alım miktarının bir kısmı gerçekleşmişse, katkı payının tamamının iadesini öngören sözleşme hükmü TBK 27/1 uyarınca hükümsüz kabul edilir; katkı payı, karşılıksız kalan süre/miktar üzerinden kıstelyevm usulüne göre denkleştirici adalet prensibiyle hesaplanarak iade edilir. Tacir sıfatını haiz borçlu TTK 22 gereği TBK 182/3 uyarınca cezai şartın tenkisini isteyemezse de, hakim TBK 27 gereği fahiş gördüğü cezai şartı resen tenkisle yükümlüdür; cezai şart borçlunun iktisaden mahvına neden olacak miktarda değilse tenkis yapılmaz.
Ele alınan sorunlar
Yetki sözleşmesinin geçerliliği → ret
İddia: Davalı, küçük işletme sahibi olduğundan yetki sözleşmesinin geçerli olmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Sözleşmenin 25. maddesinde düzenlenmiş yetki şartı HMK'nın 17. maddesine göre geçerli olduğundan, icra takibinin yetkisine itiraz yerinde değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Feshin haklılığı - ruhsat iptali ve işyerinin kapanması → ret
İddia: Davalı, işyerini kendisinin kapatmadığını, idare tarafından kapatıldığını, bunun mücbir sebep/ifa imkansızlığı oluşturduğunu ve bu nedenle taleplerin haksız olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: İşletme ruhsatının, kapanış saatinin tahrif edilmesi nedeniyle Emniyet bildirimi üzerine belediye tarafından iptal edildiği ve işyerinin bu nedenle mühürlenip faaliyetten men edildiği anlaşılmıştır. Davalının işletmenin ruhsatının iptaline ve iş yerinin kapanmasına kendi kusurlu eylemleriyle sebep olduğu, bu sonucun davalının rızası hilafına gerçekleşmiş olmasının davalı lehine sonuç doğurmayacağı, bu durumun taraflar arasındaki sözleşmenin 20. maddesindeki ilgili mevzuata aykırılık nedeniyle faaliyete son verilmesi düzenlemesine karşılık geldiği kabul edilmiştir. Dolayısıyla davacının sözleşmeyi feshinin haklı olduğu sonucuna varılmıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Davalının tacir sıfatı → ret
İddia: Davalı, tacir olmadığını ve müvekkilinin tacir gibi değerlendirildiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Vergi Dairesi tarafından davalının bilanço esasına göre defter tuttuğu bildirildiğinden, davalının tacir sıfatını haiz olduğu anlaşılmıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Katkı payının nakit yerine ürünle ödenmiş olması → ret
İddia: Davalı, katkı payının kendisine nakit değil ürün desteği şeklinde verildiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Bilirkişi raporuna göre 16.000-TL katkı payının nakit olarak değil ürün teslim edilerek ödendiği tespit edilmiştir. Katkı payı nakit olarak verilebileceği gibi ayni olarak da verilebileceğinden, davalı vekilinin nakit verilmediği yönündeki iddiası yerinde bulunmamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Katkı payı iadesinde kıstelyevm usulünün uygulanması → ret
İddia: Davacı, sözleşme gereği 16.000-TL katkı payının kıstelyevm uygulanmadan aynen iadesi gerektiğini ve ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davalının sözleşme kapsamında taahhüt edilen 25.000 litre alım miktarının ancak 0,1844 oranında gerçekleştirdiği, bu orana isabet eden katkı bedelinin alınan ürüne karşılık geldiği tespit edilmiştir. Sözleşmede iade hükmünün uygulanmasında farklı yönde yargı kararları bulunmakla birlikte, davacı bakımından sözleşmenin kısmen uygulandığı ve davalının satın aldığı miktar kadar ödediği katkı payının karşılığını aldığı gözetildiğinde, katkı payının tamamının iadesini öngören sözleşme hükmü TBK'nın 27/1. maddesi uyarınca hükümsüzdür. Aksinin kabulü, sözleşmenin tamamlanmasına çok az bir miktar veya süre kaldığında büyük oranda tamamlanan bir taahhüt bulunması halinde dahi tamamının iadesinin talep edilebileceği sonucunu doğurabilecektir. Dairenin yerleşik uygulaması kıstelyevm hesabı yapılması yönündedir. Bu nedenle davacı tarafından davalıya ödenen katkı payının, sözleşmenin karşılıksız kalan süresi üzerinden kıstelyevm usulüne göre denkleştirici adalet prensibi uyarınca hesaplanarak iadesine karar verilmesi yerinde bulunmuştur.
Gerekçe kaynağı: özgün
Cezai şarttan tenkis talebi → ret
İddia: Davalı, cezai şarttan indirim yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: TTK'nın 22. maddesi gereğince tacir sıfatını haiz borçlunun TBK'nın 182/3. maddesi uyarınca cezai şartın tenkisini isteyemeyeceği düzenlenmiş ise de, TBK'nın 27. maddesi gereğince hakim, fahiş gördüğü cezaları resen tenkis etmekle yükümlüdür. Somut olayda ticari ilişkinin süresi ve cezai şartın miktarı dikkate alınarak, cezai şartın davacının iktisaden mahvına neden olacak miktarda olmadığı sonucuna varılmış ve cezai şarttan tenkis yapılmasına gerek görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
İcra inkar tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı → ret
İddia: Davalı, asıl alacağın belirlenebilir olmadığından icra inkar tazminatı şartlarının bulunmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Katkı payı alacağının likit ve belirlenebilir olduğu dikkate alındığında, mahkemece icra inkar tazminatına karar verilmesi yerinde görülmüştür.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Bayilik/açık satış noktası sözleşmelerinde bayiin kusurlu eylemiyle işyeri ruhsatının iptaline sebep olmasının sözleşmedeki 'mevzuata aykırılık nedeniyle faaliyete son verilmesi' fesih hükmüne karşılık geldiği ve katkı payının kısmen ifa edilmiş sözleşmelerde kıstelyevm usulüyle denkleştirici adalet prensibine göre iade edileceği yönündeki tespitler, dairenin yerleşik uygulamasına işaret etmesi ve Yargıtay 11. HD kararına atıfla desteklenmesi nedeniyle bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- Bayilik/açık satış noktası sözleşmelerinde tarafların sözleşmede kararlaştırdığı yetki şartı HMK 17 uyarınca geçerlidir ve buna göre başlatılan icra takibindeki yetkiye itiraz reddedilir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali↗ bayilik/açık satış noktası sözleşmesi↗ katkı payı↗ cezai şart↗ kıstelyevm usulü↗ denkleştirici adalet prensibi↗ TBK 27/1 - hükümsüzlük↗ tacir sıfatı↗ yetki sözleşmesi↗ icra inkar tazminatı↗ resen tenkis↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2022/1007
KARAR NO 2025/1058
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 06/07/2021
NUMARASI 2018/1202 Esas 2021/561 Karar
DAVA
İtirazın İptali (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ 28/12/2018
İSTİNAF KARAR TARİHİ 26/06/2025
Davanın kısmen kabulü-reddine ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili, taraflar arasında 01/04/2016 tarihli açık satış noktası sözleşmesi imzalandığını, sözleşme kapsamında müvekkilinin davalıya 16.000-TL katkı payı ödediğini, sözleşmenin 20. maddesinde davalının sözleşme süresi içinde işletmeyi kısmen veya tamamen çalıştırmaması veya sözleşme hükümlerinden birini ihlal etmesi halinde aldığı katkı payını ödemenin yapıldığı tarihten itibaren avans işlemlerindeki güncel faiz oranı ile birlikte geri ödeyeceği ve ayrıca 16.000-TL cezai şart ödeyeceğinin düzenlendiğini; davalının sözleşmeye aykırı olacak şekilde işyerini kapattığını, bu nedenle 16.000-TL katkı payı asıl alacak, 213,70-TL işlemiş faiz, 16.000-TL cezai şart, 787,70-TL delil tespiti masrafı ve 175,12-TL ihtar masrafı olmak üzere toplam 33.176,52-TL'nin tahsili için davalı aleyhine İstanbul ...
İcra Dairesi'nin ... sayılı icra takibi başlatıldığını, ancak davalının takibe haksız olarak itiraz ettiği ileri sürerek, davalının icra takibine itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, davalının işyerinin belediye tarafından mühürlendiği, taraflar arasındaki 01/04/2016 tarihli açık satış noktası sözleşmesinin 20. maddesindeki işyerinin ilgili mevzuattan kaynaklanan nedenlerle faaliyetine son verilmesi hükmüne davalının aykırı davrandığı, cezai şart koşullarının oluştuğu, 16.000-TL cezai şartın bilanço esasına göre defter tutan davalı tacirin ekonomik mahvına neden olmayacağı; sözleşmenin 21. maddesinde taahhüt edilen ürün litre miktarına göre davalının sözleşmenin feshedildiği tarihe kadar aldığı ürün miktarının kıstelyevm usulüne göre oranlanarak iadesi gereken katkı payı bedelinin belirlendiği, sözleşmenin feshinden sonra ihtar tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faiz talep edilebileceği, delil tespiti masraflarını ispatlayamadığı ve katkı payı bedeli üzerinden icra inkar tazminatı şartlarının bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının icra takibine itirazının 13.048,58-TL katkı bedeli, 160,34-TL İşlemiş faiz, 16.000-TL cezai şart ve 175,12-TL noter masrafı olmak üzere toplam 29.384,04-TL bakımından iptali ile katkı payı ve cezai şart alacağına takip tarihinden itibaren avans faiziyle takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine ve katkı payı bedeli alacağının %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, müvekkilinin küçük bir işletme sahibi olduğundan yetki sözleşmesinin geçerli olmadığını; asıl alacak belirlenebilir olmadığından davada icra inkar tazminatı şartlarının bulunmadığını; müvekkilinin büfesini kapatmadığını, dava dışı idare tarafından kapatıldığını, ifa imkansızlığı mücbir sebep bulunduğunu, bu nedenle taleplerin haksız olduğunu; cezai şarttan indirim yapılması gerektiğini; işyeri ruhsatı iptal edilerek kapatılana kadar davacının ürünlerinin satıldığını, davacının müvekkiline nakdi değil ürün desteği verdiğini ve müvekkilinin tacir gibi değerlendirildiğini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davacı vekili, Yargıtay kararlarına göre 16.000-TL katkı bedelinin kıstelyevm uygulanmadan iadesi gerektiğini belirterek, katkı payı alacağının reddedilen kısmı bakımından kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, taraflar arasındaki açık nokta satış sözleşmesinin davalının ihlalinden dolayı davacı tarafından haklı olarak feshedildiği ileri sürülerek , davalıya ödenen katkı payının iadesi ve cezai şartın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.31/05/2016 tarihli açık nokta satış sözleşmesinin, 12. maddesi "Şirket, ... (16.000+ 19.700=) 35.700-TL tutarında nakit ve/veya nakit bazlı katkıya ve/veya ürünlerinde ilgili Bayi/Distribütör tarafından yukarıda belirtilen oranlarda iskonto uygulanacaktır. ...
20. maddesi "İşletici, sözleşme süresi içinde işletmeyi ... ilgili mevzuatlara aykırılıktan kaynaklanan nedenler ile faaliyetine son verilmesi ... gibi nedenler ile işbu Sözleşme'nin feshine sebebiyet vermesi halinde ... aldığı nakit veya nakit bazlı mali katkılar ... tutarlarını verildiği tarihten itibaren işlemiş ticari faizi de dahil olmak üzere ... avans işlemlerindeki güncel faizi oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte şirkete itirazsız geri ödemeyi ve ayrıca şirket'e 16.000-TL cezai şart ...nakden ödemeyi taahhüt eder." şeklinde düzenlenmiştir. Davacı tarafından keşide edilen 07/08/2018 tarihli ihtarname ile davalının işletmeyi kapattığı, muhatap tarafından sözleşmeye aykırı davranılması nedeniyle sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini,sözleşme gereği 16.000-TL yatırım bedeli ve 16.000-TL cezai şartın işbu ihtarnamenin tebliğinden itibaren üç gün içinde ödenmesini aksi halde yasal yollara başvurulacağı ihtar edilmiştir.
Davalı da bu ihtara karşı davacıya noterden gönderdiği 10/08/2018 tarihli cevabi ihtarnamede, ... olarak işlettiği iş yeri ruhsatının belediye tarafından iptal edilip iş yerinin kapatıldığını, belediyenin yaptığı itirazları kabul etmediğini, iş yerinin kapatılmasının rızası dışında olduğunu ve haksız talepleri kabul etmediğini bildirmiştir.Getirtilen işyeri dosyasından "..." işletmesinin davalı tarafından işletilmekte iken işletme ruhsatında ki işyeri kapanış saati 02 iken 04 olarak tahrif edildiğinin Emniyet tarafından bildirilmesi üzerine, Büyükçekmece Belediye Başkanlığı oluruyla 18/01/2017 tarihinde davalı hakkında TCK 204/1'deki resmi belgeyi başkalarını aldatacak biçimde değiştirme suçundan suç duyurusunda bulunmasına ve iş yeri açma ve çalışma ruhsatının İş Yeri Açma ve Çalışma Yönetmeliği'nin 13.
maddesi uyarınca iptaline karar verildiği; 03/02/2017 tarihinde Zabıta Müdürlüğü tarafından işyeri kapısının mühürlenerek faaliyetten men edildiğine ilişkin tutanak düzenlenmiştir.Zabıta Müdürlüğü tarafından Belediye Hukuk İşleri Müdürlüğü'ne yazılan 22/02/2017 tarihli yazıyla, iş yerinin mühür sökülmek suretiyle ticari faaliyetine devam ettiğinin 20/02/2017 tarihinde tespit edildiği, tekrar mühürlendiği ve mühür fekki zaptı düzenlendiği,Zabıta Müdürlüğü'nün 21/11/2018 tarihli tutanağıyla iş yerinin kapalı ve ticareti terk ettiği tespit edilmiştir.Davalının işletmenin ruhsatının iptaline ve iş yerinin kapanmasına kendi kusurlu eylemleriyle sebep olduğu, bundan dolayı söz konusu sonucun davalının rızası hilafına olmasının davalı lehine sonuç doğurmayacağı, bu durumun da taraflar arasındaki sözleşmenin 20.
maddesindeki ilgili mevzuata aykırılık nedeniyle faaliyete son verilmesi düzenlemesine karşılık geldiği, dolayısıyla davacının sözleşmeyi feshinin haklı olduğunun kabulünde isabetsizlik bulunmamıştır. Davalı tacir olmadığını ileri sürmüş ise de ,Vergi Dairesi tarafından , davalının bilanço esasına göre defter tuttuğu bildirildiğinden tacir sıfatını haiz olduğu anlaşılmıştır.Sözleşmenin 25. maddesinde düzenlenmiş yetki şartı HMK'nın 17. maddesine göre geçerli olduğundan, icra takibinin yetkisine itiraz yerinde değildir. Alınan bilirkişi raporunda ;Davalı tarafından 23/08/2016 tarihli "İşletme Katkı Payı" açıklamalı KDV dahil 16.000-TL tutarlı faturaya istinaden 16.000-TL katkı payının nakit olarak değil ancak ürün teslim edilerek ödendiği;
davalının davacıdan sözleşme kapsamında toplam 4.611,60 litre 42.313,02-TL bedelli bira satın aldığı, sözleşmenin 3. maddesinde taahhüt edilen alım miktarının 25.000 litre olduğu, 0,1844 oranda alım yapıldığı anlaşılmakla 16.000-TLx0,1844=2.951,42-TLalınan ürüne isabet eden miktarın katkı bedelinden indirilerek 13.048,58-TL katkı bedelinin davacıya iade edilebileceği hesaplanmıştır.Davacı taraf;katkı payının sözleşme gereği kıstelyevm uygulanmadan aynen iadesi gerektiğini ve ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.Sözleşmede ki iade hükmünün uygulanmasında farklı yönde yargı kararları mevcuttur.Davacı bakımından sözleşmenin kısmen uygulandığı ,davalının satın aldığı miktar kadar ödediği katkı payının karşılığını aldığı gözetildiğinde sözleşmenin bu hükmü TBK nın 27/1 maddesi uyarınca hükümsüzdür.Aksinin kabulü;
somut olayın aksine ;sözleşmenin tamamlanmasına çok az bir miktar veya süre kaldığında büyük oranda tamamlanan taahhüt bulunması halinde tamamının iadesinin talep edilebileceğinin kabulünü gerektirebilecektir.Dairemizin yerleşik uygulaması kıstelyevm hesabı yapılması yönündedir.Davacı tarafından davalıya ödenen katkı payının sözleşmenin karşılıksız kalan süresi üzerinden kıstelyevm usulüne göre denkleştirici adalet prensibi uyarınca hesaplanarak iadeye karar verilmesi yerinde bulunmuştur.(Yargıtay 11. HD'nin 2024/2245 E., 2025/1864 K. sayılı ve 17/02/2025 tarihli ilamı aynı yöndedir)Katkı payı nakit olarak verilebileceği gibi ayni olarak da verilebileceğinden davalı vekilinin nakit verilmediğini ileri sürmesi yerinde bulunmamıştır.
Ayrıca TTK'nın 22. maddesi gereğince tacir sıfatını haiz borçlunun TBK'nın 182/3 uyarınca cezai şartın tenkisini isteyemeyeceği düzenlenmiş ise de TBK'nın 27. maddesi gereğince hakim, fahiş gördüğü cezaları resen tenkis etmekle yükümlüdür.Somut olayda ticari ilişkinin süresi, cezai şartın miktarı dikkate alınarak, cezai şartın davacının iktisaden mahvına neden olacak miktarda olmadığından cezai şarttan tenkis yapılması gerekmez.Katkı payı alacağının likit ve belirlenebilir olduğu dikkate alındığında, mahkemece icra inkar tazminatına karar verilmesi yerinde görülmüştür.Açıklanan nedenlerle, mahkemece davanın kısmen kabulüne-reddine verilen karara yönelik istinaf nedenleri yerinde olmayan taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle:Taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,70-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Alınması gereken 2.007,20-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 501,80-TL harcın mahsubu ile kalan 1.505,40-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı ve davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 26/06/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/72686 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi