Bayilik sözleşmesinde kar mahrumiyeti ve cezai şart tenkisi eksik incelendiğinden kaldırma
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/682 E. 2025/737 K. · · İlk derece: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın iptalikaldırıp gönderme (HMK 353/1-a)Kesin
★ Emsalusul emsali
Davacının nitelemesi: Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan Cezai Şart ve Teminat Mektubu Alacağı ≠ mahkeme dalı · davacı çerçevesi: Banka / kredi / finans
bayilik (acente-kıyas)
Gerekçe özeti
Bayilik sözleşmesinin bayi tarafından ekonomik zorluklar nedeniyle feshedilmesi ve fesihte karşı tarafa izafe edilebilecek bir kusur bulunmaması halinde fesih haksız kabul edilir; bu durumda sözleşmede öngörülen fesih cezai şartı ile eksik alım cezai şartı birlikte talep edilebilir. Sözleşmede saklı tutulmuşsa, haksız fesih nedeniyle cezai şarta ilaveten kar mahrumiyeti (müspet zarar) da talep edilebilir; bu durumda kar mahrumiyeti süresi, feshedilen tarafın aynı bölgede aynı şartlarla yeni bir sözleşme ilişkisi kurabileceği makul süre esas alınarak hesaplanmalıdır ve mahkeme bu hususta re'sen araştırma yapmalıdır. Tacir sıfatıyla kural olarak cezai şarttan tenkis talep edilemese de, cezai şart borçlunun iktisaden mahvına yol açacak derecede yüksekse, ticari ilişkinin süresi, işlem hacmi ve cezai şartın yabancı para cinsinden belirlenmiş olması dikkate alınarak tenkise karar verilmelidir.
Ele alınan sorunlar
Sözleşmenin haksız feshi ve eksik alım cezai şartının koşulları → ret
İddia: Davacı vekili, feshin taşınmaz satış tarihine göre kabulünün mümkün olmadığını, sözleşmenin ifasının istenemeyeceğini, eksik alım hesabının hatalı olduğunu ve cezai şartın geçersiz sayılması gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Bayilik sözleşmesi davacı bayi tarafından, şirket yöneticisinin usulsüz işlemleri nedeniyle ekonomik olarak zora giren şirketin bayiliği yürüttüğü istasyonun bulunduğu taşınmazı satmak zorunda kalındığı bildirilerek feshedilmiştir. Fesih işleminde davalıya izafe edilebilecek bir kusur bulunmadığından feshin haksız olduğunun kabulü gerekir. Feshe bağlı olarak protokolün 4. maddesi ile bayilik sözleşmesinin 47. maddesi gereğince davalı açısından 50.000-USD cezai şart talep hakkı doğmuştur. Satış taahhütnamesi hükümleri gereğince davacı bayinin eksik alım yaptığı yıllar bazında eksik alımdan kaynaklanan cezai şart talep koşulları da oluşmuştur; bu hüküm ifaya ekli cezai şart niteliğindedir. Protokol ve taahhütname hükümleri, hakkın süresinde kullanılmamasının feragat sayılmayacağını ve her bir sözleşme yılının kendi içinde değerlendirileceğini düzenlediğinden, bir önceki yıldaki fazla alımın sonraki yılın taahhüdünden düşülmesi mümkün değildir. Mahkemece hesaplanan 67.800-USD eksik alım cezai şartı sözleşme, protokol ve taahhütname hükümlerine uygundur; eksik alım tutarının bilirkişi raporunda kg olarak yazılmış olması, taahhütname gereği metreküp cinsinden hesaplama yapılmış olduğundan sonuca etkili değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Davalının kar mahrumiyeti (kar kaybı) talep hakkının bulunup bulunmadığı ve hesaplanmamış olması → tartışılmadı
İddia: Davalı vekili, sözleşmenin davacı tarafça haksız feshi nedeniyle müvekkilinin fesih tarihinden sözleşmenin olağan bitiş süresine kadar kar mahrumiyetine uğradığını, bu hususu ıslah yoluyla takas ve mahsup defi olarak ileri sürdüklerini, ancak bilirkişi raporunda bu yönde hesaplama yapılmadığını belirterek kararın kaldırılıp davanın reddini talep etmiştir.
Gerekçe: Bayilik sözleşmesinin 46. maddesi, fesih halinde bayinin cezai şarta ilaveten fesih tarihinden sözleşme sonuna kadar geçecek dönemde satılamayan ürün miktarı üzerinden hesaplanacak kar kaybını da ödemek zorunda olduğunu; protokolün 4. maddesi zarar ve tazminat haklarının saklı kalması kaydıyla cezai şart öngörmekte, 5. maddesi ise bayinin fesih sebebiyle oluşan menfi ve müspet zararları derhal tazmin etmeyi taahhüt ettiğini düzenlemektedir. Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, sözleşmenin davacı bayi tarafından haksız feshi nedeniyle davalının kar kaybı talep hakkı da bulunmaktadır. Kar mahrumiyeti süresinin hesabında, davalının aynı bölgede aynı şartlarla yeni bir bayilik ilişkisi kurabilmesi için gerekli olan makul süre belirlenerek talep edilebilecek kar mahrumiyeti buna göre hesaplanmalıdır. Mahkemece bu hususta hiçbir inceleme yapılmamıştır; davalının fesihten sonra aynı bölgede bayilik edinip edinmediği sorulup belirlenerek bilirkişilerden ek rapor alınmalı, daha önce bayilik ihdas edilmişse yeni bayiliğin tesis edildiği tarihe kadar, aksi halde makul süre için kar kaybı hesabı yapılarak sonucuna göre karar verilmelidir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Tacirin cezai şarttan tenkis talebi ve iktisaden mahviyet ölçütü → kabul
İddia: Davacı vekili, müvekkilinin davalı ile ticaretinin son beş yılında zarar ettiğini, ticari kayıtlardaki karın taşınmaz satış bedelinden kaynaklandığını, belirlenen cezai şart tutarının çok yüksek olduğunu belirterek cezai şartın kaldırılmasını (tenkisini) talep etmiştir.
Gerekçe: TTK'nın 22. maddesi gereğince kural olarak tacirin cezai şarttan indirim yapılmasını talep hakkı bulunmasa da, cezai şart tacirin iktisaden mahvını gerektirecek derecedeyse tenkise karar verilebilir. Somut olayda taraflar arasındaki ticari ilişkinin süresi ve işlem hacmi ile cezai şartın yabancı para cinsinden belirlenmiş olması ve miktarı dikkate alındığında, cezai şartın davacının iktisaden mahvına neden olacak derecede yüksek olduğu açıktır. Bu nedenle mahkemece cezai şarttan tenkis yapılması gerekirken aksinin kabulü doğru olmamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Kararın, tacirin cezai şarttan tenkis hakkının iktisaden mahviyet ölçütüne bağlı olduğu ve sözleşmesel haksız fesih halinde kar mahrumiyetinin makul süre esasına göre hesaplanması gerektiği yönündeki tespitleri, benzer bayilik sözleşmesi uyuşmazlıklarında bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
İtirazın iptali↗ Bayilik sözleşmesi↗ Cezai şart↗ Eksik alımdan kaynaklanan cezai şart↗ Kar mahrumiyeti (müspet zarar)↗ Cezai şartın tenkisi (TTK 22)↗ Teminat mektubunun nakde çevrilmesi↗ Haksız fesih↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2022/682
KARAR NO 2025/737
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 21/10/2021
NUMARASI 2019/194 Esas - 2021/716 Karar
DAVA
İtirazın İptali
İSTİNAF KARAR TARİHİ 06/05/2025
Davanın kısmen kabulüne-reddine ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; taraflar arasında kurulan bayilik ilişkisinde, davalının müvekkiline her yıl 2000 metreküp akaryakıt satın alma ödevini yükleyerek,sözleşmedeki yarar-zarar dengesini katlanılması müvekkilden beklenemeyecek oranda bozduğunu, müvekkili şirketin idaresinin hissesi en büyük ortak olan ...'ya teslim edildiğini, bu kişinin sonradan banka kayıtlarında tespit edilen birçok usulsüzlük yaptığının ve şirketin ekonomik olarak mahvolduğunun ortaya çıktığını, bu nedenle yeni yönetim kurulunun akaryakıt alamaz hale gelen şirketin faaliyetine devam etmesini sağlayabilmek adına bankalardan kredi kullandığını, bir yandan kredi ödemesi, bir yandan istasyon maliyeti ile boğuşan davacı şirketin, 2016 yılında davalının motorinindeki standartlara uygunsuzluk nedeniyle oluşan arızalar nedeniyle müşteri kaybına uğradığını, şirketin 2018 yılı başlarında akaryakıt alamaz hale geldiğini, bu problemleri ve davacının sözleşmeye aykırı uygulamasını yazılı olarak açıklayabilmek amacıyla davalıya 28/06/2018 ve 07/11/2018 tarihli ihtarnameleri keşide ettiklerini, ancak davalının davacının ekonomik olarak yok olmasına seyirci kaldığını, müvekkilinin bankalara borcunu ödemek amacıyla tek mal varlığı olan taşınmazını satmak zorunda kaldığını, davalının müvekkili tarafından gönderilen 07/11/2018 tarihli ihtarnameyi 09/11/2018 günü tebellüğ ederek aynı gün davacıya ait olan 680.000-TL bedelli teminat mektubunu tazmin ettiğini, müvekkili tarafından 19/11/2018 tarihli ihtarname ile banka teminat mektubu bedelinin iade edilmesinin davalıdan istenildiğini, ancak davalının kabul etmediğini, bu nedenle müvekkilinin 23/11/2018 tarihli ihtarname ile bayilik sözleşmesini feshetmek zorunda kaldığını, mektup bedelini iade etmeyen davalı aleyhine İstanbul ...
İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, davalının takibe itiraz etiğini, davalının teminat mektubunu paraya çevirmesinin dayanağının bulunmadığını, davalının takibe itirazının haksız olduğunu belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili;taraflar arasındaki ilk bayilik ilişkisinin 2010 yılında başlayarak 5 yıl geçerli olmak üzere kurulduğunu, 10/11/2015 tarihine kadar ise birer aylık sözleşmeler imzalandığını, davacı ile en son olarak 10/11/2015 tarihinde 5 yıllık sözleşme imzalandığını,sözleşme gereğince davacının, bayilik sözleşmesi ve protokoller kapsamında doğmuş ve doğacak borçlarının teminatını olmak üzere müvekkiline teminat mektubu verdiğini, ayrıca davacının imzaladığı taahhütname ile istasyonda her yıl 2.000 metreküp benzin, motorin türleri ve biodizel satmayı kabul ve taahhüt ettiğini, davacı tacir olup, şirket içinde yaşanan hukuki sorunlar nedeniyle müvekkili şirketin destek olmadığından bahsedemeyeceğini, davacının kendi özgür iradesi ile müvekkili şirket ile imzaladığı protokol, sözleşme ve taahhütnamelerin sonuçlarını bilebilecek durumda olduğunu, davacının içinde yaşadığı sıkıntılar sebebiyle müvekkili şirketten akaryakıt almayarak üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmeyip sözleşmeyi feshinin haksız olduğunu, davacının satış taahhütlerini yerine getirmemesi nedeniyle tahakkuk eden cezai şart tutarını, fesih nedeniyle müvekkilinin mahrum kaldığı karı ve davacıya yapılan yatırımlardan kaynaklı kurumsal kimlik bedelini müvekkiline ödemesi gerektiğini, dolayısıyla davacının borçlarının teminatı olan teminat mektubunun da bu kapsamda nakde çevrilmesinde hukuka uygun olduğunu, zira davacı bayinin taahhütname ile yıl esasına dayalı satış miktarına ilişkin, bayilik sözleşmesi süresince satışı yapılmayan eksik beher m3 beyaz ürün (benzin mazot) için ...'e 60-USD cezai şart ödeneceğini kabul ettiğini, müvekkilinin de her yıl ortalama 2.000 m3 akaryakıt satılacağı inancıyla yatırım gerçekleştirdiğini, ancak davacının 2016 yılından itibaren eksik ürün alması sebebiyle satış taahhüdüne bağlı çekiş eksiği bulunduğunu, eksik alım nedeniyle 69.540-USD cezai şart borcu oluştuğunu, müvekkili şirket tarafından davalıya gönderilen 07/11/2018 tarihli ihtarname ile alım taahhüdünü yerine getirmesinin ve taahhüdün ihlali nedeniyle doğmuş hak ve alacaklarının saklı tutulduğunun bildirildiğini, ayrıca bayilik protokolünün 4.
maddesinde, imzalanan protokol ve bayilik sözleşmesi kapsamında bayinin yükümlülüklerinden herhangi birisinin kısmen dahi olsa ihlal etmesi halinde, müvekkili şirkete akaryakıt bayilik ilişkisi feshetme hakları saklı kalmak üzere söz konusu ihlali yaratan her bir eylemi için 50.000-USD tutarında cezai şart ödeneceğinin düzenlendiğini, haksız feshi nedeniyle müvekkilinin protokolün 4. maddesi kapsamında cezai şart alacağı bulunduğunu, bayilik sözleşmesinin 46.b maddesinde bayinin, iş bu sözleşme ile veya sözleşmeye ek protokollerle belirlenen cezai şarta ilaveten ...'in uğradığı tüm zarar ve ziyanı ödemeyi üstlendiğini,protokolün 5. maddesinde de bayinin fesih sebebi ile müvekkilinin oluşacak menfi ve müsbet zararını da ödemeyi kabul ettiğini, bu nedenle bayilik sözleşmesinden süresinden önce feshinden dolayı müvekkili şirkete ait ürünlerin istasyonda satılamaması sebebiyle müvekkili şirketin uğradığı kar kaybının da davacı tarafça ödenmesi gerektiğini, davacı tarafın verdiği teminat mektubunun müvekkili tarafından nakde çevrilmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığını belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; davalı tarafından keşide edilen İstanbul 8. Noterliğinin 07/11/2018 tarihli ihtarnamesi ile bayinin satış taahhüdüne uymadığı belirtilerek 11/11/2016-10/11/2017 tarihleri için 29 m3 eksik ürün satılması nedeniyle 1.740-USD, 11/11/2017-10/11/2018 döneminde 1.130 m3 eksik ürün satılması nedeniyle 67.800-USD olmak üzere toplam 69.540-USD cezai şart alacaklarının ödenmesinin istenildiği, davacı tarafından keşide edilen Trabzon ... Noterliğinin 07/11/2018 tarihli ihtarnamesi ile, şirket yöneticisinin yaptığı usulsüzlükler nedeniyle şirketin ekonomik olarak zor duruma düştüğü belirtilerek, çoğalan borçlarını kapatabilmek adına mecburen istasyonlarını sattıkları, bu satıştan elde edilen para ile bankalara olan kredi borçlarını ödedikleri, istasyonu satın alan...
Ltd. Şti. ile ...bayiliğine devam etmesi konusunda görüşmeler yaptıkları, ancak ... ile ... arasında anlaşma sağlanamadığı, bu şartlarda sözleşmenin ifasının istenmesinin mümkün olmadığı belirterek, karşılıklı olarak sözleşmeyi feshetme ve sözleşmenin ifa edilmemesinden doğacak tüm hakları nedeniyle karşılıklı olarak birbirlerini ibra etmek için davet edilmesi talepli bildirim yapıldığı, davacı tarafından davalıya gönderilen 23/11/2018 tarihli ihtarname ile, davalı tarafından satılan akaryakıt nedeniyle tüketicilerden gelen şikayetlerin anlatıldığı, ayrıca davacı şirket yöneticisinin yaptığı usulsüzlükler nedeniyle şirketin ekonomik olarak zora düştüğü belirtilerek, işletme sermayesini kaybeden davacı şirketin tek malvarlığı olan akaryakıt istasyonu ile arsasını sattığı, bu durumun daha önceden gönderilen 06/11/2018 tarihli ihtarname ile de izah edildiği, davalının 06/11/2018 tarihli ihtarnameyi aldıktan sonra teminat mektubunu tazmin ettiği, teminat mektubunun tazminini gerektirir hiç bir borçları bulunmadığı belirtilerek, ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 gün içerisinde mektup bedelinin faiziyle birlikte iadesinin ayrıca sözleşmenin, teminat mektubunun haksız olarak nakde çevrilmesi nedeniyle feshedildiğinin bildirildiği, bu ihtarnamenin davalıya 27/11/2018 tarihinde tebliğ edildiği, davacıya ait olan 680.000-TL tutarındaki teminat mektubunun 09/11/2018 tarihinde muhatap davalı dağıtıcı şirket tarafından nakde çevrildiği, önceden taraflar arasında 5 yıl süreli 18/07/2010 tarihli sözleşme imzalandığı, 5 yılın bitiminde de birer aylık 08/07/2015, 08/08/2015, 10/09/2015 tarihli bayilik sözleşmeleri imzalandıktan sonra, yine 5 yıl süreli 10/11/2015 tarihli bayilik sözleşmesi,protokolü, satış taahhütnamesi imzalandığı, 2015 tarihli bayilik protokolünün 3.1.4 maddesinde, her yıl 2.000 m3 ürün satılmasının kararlaştırıldığı, sözleşmenin 4.
maddesinde, sözleşmenin süresinden önce bayi tarafından haksız feshi halinde ya da haklı olarak ... tarafından feshedilmesi halinde zarar ziyan ve tazminat hakları saklı kalmak kaydı ile bayinin ...'e 50.000-USD cezai şart ödeyeceğinin belirtildiği, bayilik sözleşmesinin 48. maddesinde, işbu sözleşme nedeniyle cezai şart da dahil olmak üzere doğmuş ve doğacak borçların teminatı olmak üzere bayinin ...'e teminat mektubu vermekle yükümlü olduğunun düzenlendiği, 2015 tarihli taahhütnamede ise, davacının beher sözleşme yılında 2.000 m3 beyaz ürün satmayı taahhüt ettiği, her bir sözleşme yılının kendi içinde değerlendirileceği, sözleşmenin feshi ile birlikte zamanaşımı süresi içinde olmak kaydı ile sözleşmenin feshi akabinde her zaman satış taahhüdüne bağlı olarak cezai şart talebinde bulunulabileceği, satılamayan her m3 ürün için 60-USD tutarında cezai şartın ...'e ödeneceği, bayilik dönemi içerisinde oluşan cezai şart bedelinin ...
tarafından talep edilmemesinin ...'in bu hakkından vazgeçtiği anlamına gelmeyeceği, sözleşmenin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde dahi geçmiş sözleşme yıllarına ait cezai şart bedelini talep etme hakkının bulunduğu, bu cezai şartla birlikte kar mahrumiyeti talep etme hakkının da bulunduğu, cezai şart tutarının ilgili olduğu takvim yılı sonu itibariyle muaccel hale geleceği ve herhangi bir ihtar, ihbar, hükme gerek kalmaksızın USD olarak veya ödeme günündeki TCMB döviz satış kuru üzerinden TL karşılığının ödenmesinin taahhüt edildiği, davacı tarafından teminat mektubu bedelinin iadesi talepli 23/11/2018 tarihli ihtarname, davalı tarafa 27/11/2018 tarihinde tebliğ edilmiş olup, verilen 3 günlük süre ilave edildiğinde davalı tarafın 01/12/2018 tarihinde temerrüte düştüğü, temerrüt tarihi ile takip tarihi olan 02/01/2019 arasındaki sürede işleyen temerrüt faizinin 596,09-TL olduğu, davacı tarafın dilekçesinde 06/11/2018 tarihli ihtarname üzerine davalı tarafın 09/11/2018 tarihinde hemen teminat mektubunu paraya çevirdiğini, paraya çevirme tarihinde henüz sözleşmenin müvekkili tarafından feshedilmediğini, fesih tarihinin 23/11/2018 olduğunu belirtmiş ise de, 07/11/2018 tarihli ihtarnamede, davacı tarafın bayilik yaptığı ve tek taşınmazı olan akaryakıt istasyonunu ...
şirketine sattığının belirtildiği, bu ihtarnamede ekonomik nedenlerle bayilik faaliyetine devam edilemeyeceğinin açıkça yazılı olması, akaryakıt istasyonunun el değiştirdiği dikkate alındığında, fesih tarihinin 23/11/2018'den önce 07/11/2018 tarihli ihtarname, hatta taşınmazın satış tarihine değin geriye gittiği, davacı tarafın, sözleşmedeki alım taahhütlerine uymadığı, istasyonun kurulu bulunduğu taşınmazı sattığı, davacı şirketin ekonomik durumu itibari ile sözleşmeyi devam ettiremeyeceğini açıkça bildirmesi nedeni ile, davacı tarafın sözleşmeye aykırı davrandığı ve sözleşmenin davacı tarafça haksız olarak fesih edildiği sonucuna varıldığı, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere son yıl eksik alım nedeni ile 67.800-USD ve sözleşmenin haksız feshi nedeni ile de 50.000-USD cezai şart olmak üzere toplam 117.800-USD cezai şartı davacı tarafın ödemesi gerektiği, bilirkişiler tarafından yapılan inceleme neticesinde cezai şartın fahiş olmadığı, sözleşme gereğince alınan teminat mektubunun sözleşmenin 48.
maddesinde de belirtildiği üzere cezai şartlarda dahil olmak üzere doğmuş ve doğacak bütün borçların karşılığı olarak davalıya verildiği, davalı tarafın teminat mektubunu tazminde haklı olduğu, davalı tarafın cezai şart alacağının mektup bedelinden daha az olduğu, davacının 35.499,22-TL'yi davalıdan talepte haklı bulunduğu, davalının yargılama sırasında ıslah yolu ile teminat mektubunun aynı zamanda menfi ve müspet zararları için alındığını, haksız fesih nedeni ile müvekkilinin kar kaybına uğradığını belirterek, bilirkişiler tarafından kar mahrumiyeti yönünde araştırma ve inceleme yapılarak takas ve mahsup definde bulunduğu, ancak sözleşmenin haksız feshi nedeni ile 50.000-USD cezai şart kararlaştırıldığından, davalı tarafın müspet zarar niteliğinde olan kar mahrumiyetini isteyemeyeceği, bu nedenle davalı tarafın takas ve mahsup talebinin reddi gerektiği, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talep edilemeyeceği gerekçesiyle;
davanın kısmen kabulü ile takibin 35.499-TL asıl alacak, 596,09-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 36.095,31-TL üzerinden devamına, fazla talebin ve icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
1- Davacı vekili; müvekkili şirket yetkilisinin eylemelri nedeniyle şirketin zora düştüğünü, davalının sattığı motorinin bayilerin müşterilerinin araçlarında arızalara neden olduğunu, davalının bayilere ürün satış bedellerinde artış yaparak zarara uğrattığını, müvekkilinin 2018 yılı ilk çeyreğinden sonra akaryakıt alımına devam edemediğini, davalıya 07.11.2018 tarihli ihtarnameyi göndererek bu durumları açıklayıp sulh yoluyla sözleşmeyi sona erdirmeyi teklif ettiklerini, ancak davalının olanlara seyirci kalması nedeniyle müvekkilinin istasyonu satmak zorunda kaldığını, bu ihtarın tebliğ edildiği 09.11.2018 tarihinde teminat mektubunu paraya çevirdiğini, müvekkilinin de 23.11.2018 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshettiğini, müvekkilinin davalı ile ticaretinin son beş yılında 426.217-TL zarar ettiğini, ticari kayıtlarda gözüken 943.225,88-TL karın taşınmazın satış bedelinden kaynaklandığını, mahkemece belirlenen cezai şart tutarının ise 2.110.976-TL'ye karşılık geldiğini, bu nedenle cezai şartın kaldırılması gerektiğini, iki tarafa hak ve borçlar yükleyen sözleşmelerin feshinin varsayıma dayalı olarak kabul edilemeyeceğini, feshin taşınmaz satış tarihi olarak kabulünün mümkün olmadığını, davalının bayilerin karına el koyduğunu, bu şartlarda sözleşmenin ifasının istenemeyeceğini, hukuki değerlendirme yapılan bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, bilirkişi raporunda eksik alım miktarının kg olarak belirlendiğini, oysa yapılması gereken metreküp hesabına göre müvekkilinin eksik alımı 964,30 metreküp olup cezai şart bedelinin de 57.858-USD olduğunu, protokolün 3.2.4 maddesine göre davalının müvekkiline motorini ...'tan aldığı fiyattan satacağını, dolayısıyla davalının sattığı motorinden kar elde etmediği sonucunun çıktığını, ancak davacının, müvekkilinin satamadığı her metreküp akaryakıt için 60-USD (895-TL) kazanç elde etmiş olacağını, bu nedenle cezai şartın geçersiz sayılması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2- Davalı vekili;mahkemece alınan bilirkişi raporunda, müvekkilinin toplam 117.800-USD cezai şart talep edebileceğinin ve bu tutarın tenkise tabi tutulamayacağının belirlendiğini,teminat mektubu bedelinden cezai şart alacakları düşülerek davacının 36.499,22-TL talep edebileceğinin belirlendiğini, ancak müvekkilinin sözleşme ve protokol kapsamında kar mahrumiyeti de talep edebileceğini, sözleşmenin davacı tarafça süresinden önce haksız olarak feshi karşısında, müvekkili şirketin fesih tarihinden sözleşmenin olağan bitiş süresine kadar geçecek süre için kar mahrumiyeti hesaplanması gerektiğini, bu hususu ıslah yolu ile de takas ve mahsup defi olarak ileri sürdüklerini, müvekkilinin cezai şart tutarının yanı sıra bayilik ilişkisinin süresinden önce sona ermesi nedeni ile mahrum kaldığı karı da talep hakkı bulunduğunu, ancak bilirkişi raporunda hesaplama yapılmadığını, bayilik sözleşmesinin 46.
maddesine göre, bayinin cezai şart ve eksik alım nedeniyle uğranılan zararı ödemeyi kabul ettiğini, bayilik protokolünün 5. maddesinde,bayilik ilişkisinin feshi halinde bayinin ...firmasının fesih sebebiyle oluşan menfi ve müspet nitelikli her türlü zararını derhal tazmin edeceğinin düzenlendiğini,davacının süresinden önce haksız olarak fesheti nedeniyle, müvekkili şirketin bayilik sözleşmesi süresinin sonuna kadar kar mahrumiyeti zararına uğradığını,nakde çevrilen teminat mektubunun bu alacak kalemini de kapsadığının kabulü gerektiğini, kar mahrumiyeti bakımından da hesaplama yapılarak, takas ve mahsup defi kapsamında varsa davacının alacaklı olduğu tutardan kar mahrumiyetinin de mahsubu gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, taraflar arasındaki bayilik ilişkisi kapsamında verilen davalı tarafça paraya çevrilen teminat mektubu bedelinin tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı bayi tarafından davalıya verilen teminat mektubunun haksız tazmin edildiği ileri sürülerek tahsil edilen teminat mektubu bedeli talep edilmiş olup, davalı tarafça ise sözleşmenin haksız feshi ve eksik alımdan kaynaklanan cezai şart alacaklarının, ayrıca sözleşmenin süresinden önce haksız feshi nedeniyle kalan süreye ilişkin kar kaybı alacaklarının bulunduğu, davacı tarafın doğmuş ve doğacak borçlarına teminat verdiği teminat mektubunun nakde çevrilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmuştur.Mahkemece;davalının feshe dayalı ve eksik alımdan kaynaklanan cezai şart talep hakkı bulunduğu,kar kaybı talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Somut olayda;
taraflar arasında 10.11.2015 tarihli bayilik sözleşmesi ve bayilik protokolü, ayrıca davacı bayi tarafından 2015 tarihli satış taahhütnamesi imzalandığı, davalı tarafından davacıya keşide edilen 07.11.2018 tarihli ihtarname ile davacı bayinin satış taahhüdüne uymadığı belirtilerek 11/11/2016-10/11/2017 tarihleri arasında 29 m3 eksik ürün alımı nedeniyle 1.740-USD, 11/11/2017 - 10/11/2018 döneminde 1.130 m3 eksik ürün alımı nedeniyle 67.800-USD olmak üzere toplam 69.540-USD cezai şart alacağının ödenmesinin istenildiği, davacı bayi tarafından davalıya keşide edilen 07.11.2018 tarihli ihtarname ile şirket yöneticisinin yaptığı usulsüzlükler nedeniyle şirketin ekonomik zora düştüğü, bu nedenle akaryakıt alamadıkları, çoğalan borçlarını kapatabilmek adına mecburen istasyonu satmak zorunda kaldıkları, istasyonu satın alan ...'ün ...
bayiliği için davalı ile anlaşamadığı, bu şartlarda sözleşmenin ifasının mümkün olmadığı belirtilerek, karşılıklı olarak sözleşmeyi feshetme ve sözleşmenin ifa edilmemesinden doğacak tüm hakları nedeniyle karşılıklı olarak birbirlerini ibra etmek için davet edilmesinin talep edildiği, davacı tarafça sözleşme gereği davalıya verilen 680.000-TL bedelli teminat mektubunun davalı tarafından 09.11.2018 tarihinde nakde çevrilerek tazmin edildiği, bunun üzerine davacı bayi tarafından davalıya gönderilen 23/11/2018 tarihli ihtarname ile de, teminat mektubunu tazminini gerektirir borçları bulunmadığı belirtilerek, ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 gün içerisinde mektup bedelinin faiziyle birlikte ödenmesinin talep edildiği ve ayrıca sözleşmenin, teminat mektubunun haksız olarak nakde çevrilmesi nedeniyle feshedildiğinin bildirildiği, davacının bayilik lisansının EPDK tarafından 14.12.2018 tarihinde iptal edildiği anlaşılmaktadır.Bayilik sözleşmesinin 46.
maddesinde, fesih halinde bayinin bu sözleşme veya ek protokollerle belirlenen cezai şarta ilaveten fesih tarihinden sözleşme sonuna kadar geçecek dönemde yıllık satış taahhüdüne göre satması gereken toplam petrol ürünleri miktarlarını fesih işlemi nedeniyle satamaması sunucu ....’in uğradığı tüm zarar ve ziyanı, bu meyanda fesih tarihinden sözleşme süresi sonuna kadar satması gereken beher metreküp üründeki ... karı esas alınmak suretiyle belirlenecek toplam zarar ve ziyanı itirazda bulunmaksızın, mahkeme karan gerekmeden ...'in ilk talebinde derhal nakden ve defaten ödemek zorunda olduğu;
47. maddesinde, bayinin bu sözleşme ve eki protokol hükümlerine aykırı davranışı sebebiyle sözleşmenin ... tarafından feshi veya bayinin sözleşmeyi tek taraflı feshi halinde bayinin ...'e cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, 48. maddesinde ise bayinin ... ile yapacağı alışveriş ve sözleşme nedeniyle cezai şart da dahil olmak üzere doğmuş ve doğacak borçlarının teminatı olmak üzere ...'in istediği teminatı vermekle yükümlü olduğu belirtilmiştir. Bayilik protokolünün 3.1.4 maddesinde, bayinin yıllık en az 2.000 metreküp beyaz ürün satmayı taahhüt ettiği;
4. maddesinde, sözleşmenin bayi tarafından haksız feshi veya ... tarafından haklı feshi halinde ...'in oluşan zarar ve tazminat hakları saklı kalmak kaydıyla bayinin 50.000-USD cezai şart ödeyeceği, bayinin yükümlülüklerinden herhangi birini ihlal etmesi halinde ihlal yaratan her bir bayi eylemi için 50.000-USD cezai şart ödeyeceği;
5. maddesinde, bayinin yükümlülüklerinden herhangi birini ihlali halinde ... lehine doğacak hakların bayiye karşı zamanında kullanılmamasının, ...'in bu haklardan feragat ettiği anlamına gelmeyeceği, ...'in bu haklarını mevzuatta belirlenen sürelerde her zaman kullanabileceği, bayilik ilişkisinin feshi halinde, ... firmasının hiçbir kanuni merasim yürütmesine gerek olmadan bayinin, fesih sebebiyle oluşan menfi ve müspet nitelikli her türlü zararı ...'e derhal tazmin etmeyi kabul taahhüt ettiği hüküm altına alınmıştır.Davacı bayinin imzaladığı satış taahhütnamesinde ise; bayinin beher sözleşme yılında 2.000 metreküp beyaz ürün almayı ettiği, her bir sözleşme yılının kendi içinde değerlendirileceği, ancak ...'in her bir sözleşme yılı ile bağlı olmaksızın sözleşme süresi içinde, sözleşmenin feshi ile birlikte zamanaşımı süresi içinde olmak kaydı ile sözleşmenin feshi akabinde her zaman satış taahhüdüne bağlı olarak cezai şart talebinde bulunabileceği, satılamayan her metreküp ürün için 60-USD tutarında cezai şartın...'e ödeneceği, bayilik dönemi içerisinde oluşan cezai şart bedelinin ...tarafından talep edilmemesinin ...'in bu hakkından vazgeçtiği anlamına gelmeyeceği, sözleşmenin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde dahi geçmiş sözleşme yıllarına ait cezai şart bedelini talep hakkı bulunduğu, ...'in bu bedeli zamanaşımı süresi içinde dilediği zaman talep edebileceği, cezai şartla birlikte sözleşmenin süresinden önce herhangi bir nedenle feshi halinde, ...'in fesih tarihinden sözleşmenin süre sonuna kadar geçen süre için kar mahrumiyeti talep etme hakkının da bulunduğu, cezai şart tutarının ilgili olduğu takvim yılı sonu itibariyle muaccel hale geleceği ve herhangi bir ihtar,hükme gerek kalmaksızın USD olarak veya ödeme günündeki TCMB döviz satış kuru üzerinden TL karşılığının ödenmesinin taahhüt edildiği düzenlenmiştir.Bayilik sözleşmesi davacı bayi tarafından keşide edilen 23.11.2018 tarihli ihtarname ile, şirket yöneticisinin usulsüz işlemleri nedeniyle ekonomik olarak zora giren şirketin bayiliği yürüttüğü istasyonun bulunduğu taşınmazın satılmak zorunda kalındığı bildirilerek feshedilmiştir.Fesih işleminde davalıya izafe edilebilecek bir kusur bulunmamakta olup, feshin haksız olduğunun kabulü gerekir.Feshe bağlı olarak protokolün 4.
maddesi ile bayilik sözleşmesinin 47. maddesi gereğince davalı açısından 50.000-USD cezai şart talep hakkı doğmuştur.Yine satış taahhütnamesi hükümleri gereğince, davacı bayinin eksik alım yaptığı yıllar bazında eksik alımdan kaynaklanan cezai şart talep koşulları da oluşmuştur. Eksik alımdan kaynaklanan cezai şart hükmü, ifaya ekli cezai şart niteliğindedir.Protokolün 5. maddesinde, bayinin yükümlülüklerinden herhangi birini ihlali halinde ... lehine doğacak hakların bayiye karşı zamanında kullanılmamasının, ...'in bu haklardan feragat ettiği anlamına gelmeyeceği, ...'in bu haklarını mevzuatta belirlenen sürelerde her zaman kullanabileceği belirtilmiş olup, satış taahhütnamesinde de ...'in her bir sözleşme yılı ile bağlı olmaksızın sözleşme süresi içinde, sözleşmenin feshi ile birlikte zamanaşımı süresi içinde olmak kaydı ile sözleşmenin feshi akabinde her zaman satış taahhüdüne bağlı olarak cezai şart talebinde bulunabileceği, satılamayan her metreküp ürün için 60-USD tutarında cezai şartın ...'e ödeneceği, oluşan cezai şart bedelinin ...
tarafından talep edilmemesinin ...'in bu hakkından vazgeçtiği anlamına gelmeyeceği, sözleşmenin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde dahi geçmiş sözleşme yıllarına ait cezai şart bedelini talep etme hakkının bulunduğu hususları hüküm altına alınmıştır. Bu hükümler dikkate alındığında, her bir yıl sonunda ihtirazi kayıt konulmaksızın davalının davacı bayiden eksik alımdan kaynaklanan cezai şart talep edebilecektir.Davalı tarafça keşide edilen ihtarnamede, 11.11.2016-10.11.2017 döneminde 29 metreküp, 11.11.2017-10.11.2018 döneminde ise 1.130 metreküp eksik alım nedeniyle toplam 1.159 metreküp eksik alım bulunduğu bildirilerek karşılığında 69.540-USD cezai şart talep edilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda;
davalının sözleşme gereği 50.000-USD cezai şart talep edebileceği, eksik alımdan kaynaklanan cezai şartın ise sadece son yıl için talep edilebileceği, bunun da 67.800-USD olduğu, dolayısıyla davalının davacıdan toplam 117.800-USD cezai şart talep edebileceği, 680.000-TL tutarlı teminat mektubu bedelinin 09.11.2018 tazmin tarihindeki karşılığı 123.636,36-USD olup takip tarihi itibariyle davacının mektup bedelinden kalan 6.636,36-USD karşılığı 35.499,22-TL tutarında alacaklı olduğu, davacı şirketin 31.12.2018 tarihli bilançosuna göre öz sermayesinin 2.270.032,68-TL olduğu, belirlenen cezai şart tutarları toplamının ise öz sermayenin %27,50'sine tekabül ettiği, şirketin borca batık durumda olmadığı, buna bağlı olarak cezai şartın şirketin mahvına neden olacak düzeyde olmadığı ve cezai şarttan tenkis koşullarının oluşmadığı bildirilmiştir.Eksik alımdan kaynaklanan cezai şart talep koşulları oluşmuş olmakla, mahkemece hesaplanan 67.800-USD cezai şart tutarı sözleşme ve protokol ile taahhütname hükümlerine uygundur.
Eksik alım tutarı taahhütname gereği metreküp cinsinden hesaplanmış olup, ek bilirkişi raporunda tutarların kg olarak yazılmış olması sonuca etkili değildir.Yine taahhütnamede de belirtildiği üzere mal alım taahhüdü bakımından her bir sözleşme yılının kendi içinde değerlendirilmesi gerekmekte olup, bir önceki yıldaki fazla alım miktarının sonraki yılın taahhüdünden düşülmesi mümkün değildir. Ancak davalı tarafça, cevap dilekçesinde açıkça kar kaybı talep hakları bulunduğu ileri sürülmüştür. Bayilik sözleşmesinin 46. maddesinde, fesih halinde bayinin bu sözleşme veya ek protokollerle belirlenen cezai şarta ilaveten fesih tarihinden sözleşme sonuna kadar geçecek dönemde yıllık satış taahhüdüne göre satması gereken toplam petrol ürünleri miktarlarını fesih işlemi nedeniyle satamaması sunucu ...’in uğradığı tüm zarar ve ziyanı, bu meyanda fesih tarihinden sözleşme süresi sonuna kadar satması gereken beher metreküp üründeki ...'in karı esas alınmak suretiyle belirlenecek toplam zarar ve ziyan tutarlarını ödemek zorunda olduğu belirtilmiştir.
Bayilik protokolünün 4. maddesinde, sözleşmenin bayi tarafından haksız feshi veya ... tarafından haklı feshi halinde ...'in oluşan zarar, ziyan ve tazminat hakları saklı kalmak kaydıyla bayinin 50.000-USD cezai şart ödeyeceği, 5. maddesinde ise, taraflar arasındaki akaryakıt bayilik ilişkisinin feshi halinde, bayinin fesih sebebiyle oluşan menfi ve müspet nitelikli her türlü ... zararını derhal tazmin etmeyi kabul taahhüt ettiği hüküm altın alınmıştır. Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, sözleşmenin davacı bayi tarafından haksız olarak feshi nedeniyle davalının kar kaybı talep hakkı da bulunmaktadır.Kar mahrumiyeti süresinin hesabında ise, davalının aynı bölgede aynı şartlarla yeni bir bayilik ilişkisi kurabilmesi için gerekli olan makul süre belirlenerek, davacının talep edebileceği kar mahrumiyeti buna göre hesaplanmalıdır (Yargıtay 19.
HD'nin 2016/2825 Esas, 9158 Karar sayılı ve 23/05/2016 tarihli, 2015/11965 Esas, 2016/6931 Karar sayılı ve 20/04/2016 sayılı, 2015/11090 Esas, 2016/1858 Karar sayılı ve 08/02/2016 ilamları). Ancak mahkemece bu hususta hiç bir inceleme yapılmamıştır. Buna göre davalının fesihten sonra aynı bölgede bayilik edinip edinmediği sorulup belirlenerek, bu hususta bilirkişilerden ek rapor alınarak makul sürenin belirlenmesi, daha önce bayilik ihdas edilmişse yeni bayiliğin tesis edildiği tarihe kadar, aksi halde makul süre için kar kaybı hesabı yapılarak sonucuna göre bir karar verilmelidir. Diğer yandan mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda cezai şarttan tenkis yapılmamıştır. Davacı vekili tarafından;
müvekkilinin davalı ile ticaretinin son beş yılında 426.217-TL zarar ettiğini, ticari kayıtlarda gözüken 943.225,88-TL karın taşınmazın satış bedelinden kaynaklandığı, mahkemece belirlenen cezai şart tutarının ise 2.110.976-TL'ye karşılık geldiği, bu nedenle cezai şartın kaldırılması gerektiği ileri sürülmüştür. TTK'nın 22. maddesi gereğince, kural olarak tacirin cezai şarttan indirim yapılmasını talep hakkı bulunmasa da, cezai şart tacirin iktisaden mahvını gerektirecek derecedeyse tenkise karar verilebileceği kuşkusuzdur. Bu durumda somut olayda taraflar arasındaki ticari ilişkinin süresi ve işlem hacmi ile cezai şartın yabancı para cinsinden belirlenmiş olması ve miktarı da dikkate alınarak, cezai şartın davacının iktisaden mahvına neden olacak derecede yüksek olduğu açıktır.
Bu nedenle mahkemece cezai şarttan tenkis yapılması gerekirken aksinin kabulü doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle; uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli deliller toplanıp değerlendirilmediğinden, davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak, davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne; İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/10/2021 Tarih 2019/194 Esas 2021/716 Karar sayılı hükmün HMK.'nın 353(1)a-6 gereği KALDIRILMASINA;"Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine"İstinaf yoluna başvuran davacı ve davalı tarafından yatırılan peşin istinaf karar harcının (Davacı 59,30-TL; davalı 616,42-TL) istek halinde kendilerine iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-g maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 06/05/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/72501 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi