Menfi Tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/5924 E. 2021/6744 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
nakit alacak↗ bozma sonrası karar↗ bsmv↗ kötü niyet tazminatı↗ genel kredi sözleşmesi↗ işlemiş faiz↗ istirdat↗ kötü niyet↗ hukuki yarar↗ kredi sözleşmesi↗ asıl alacak↗ dosya masrafı↗ menfi tespit↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak ve bozma sonrası aldırılan ikinci bilirkişi raporuna itibar edilerek, davacının takip talebinde görünen alacaklardan 56.950,00 TL asıl alacağın düşürülmesi sonucu kalan miktarda borcunun bulunmadığı anlaşılmış olup davanın kısmen kabulü ile davacının dava tarihi itibari ile Ankara 25. İcra Müdürlüğünün 2013/1518 esas sayılı dosyasında 82.122,49 TL asıl alacak, 41.617,46 TL işlemiş faiz, 2.080,83 TL BSMV, 593,18 TL masraf olmak üzere toplam 126.413,96 TL nakit alacak ve 8.360,00 TL gayri nakdi alacak yönünden borçlu bulunmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının borçlu bulunmadığı kısmın dava tarihi itibari ile ve ödemeler tenzil edilerek tespit edilmesi nedeniyle istirdat taleplerinin reddine ve kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan icra takibinden dolayı borçlu bulunmadığının tespiti ve istirdat istemine ilişkin olup, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak somut olayda, icra takibinin 24.01.2013 tarihinde başladığı ve takip kesinleştikten sonra davacı/borçlunun mal varlığından takip dosyasına tahsilatlar yapıldığı anlaşılmaktadır. Buna göre, davalı/alacaklının kabulünde olan sözkonusu tahsilatlar bakımından davacı/borçlunun menfi tespit isteminde bulunmasında hukuki yararı yoktur. Ayrıca, menfi tespit davalarında alacak-borç durumu dava tarihi itibarıyla hesaplanacağından takip tarihi itibarıyla borcun tespiti ile takipten sonra yapılan ödemeler de nazara alınarak dava tarihi itibarıyla alacak-borç miktarının tespiti ile varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Bu durumda mahkemece, belirtilen ilkelere aykırı şekilde dava tarihi esas alınarak davalı aleyhine hüküm kurulması doğru olmamış ve kararın davalı yararına bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3496 E. 2021/4589 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12049 E. 2010/3011 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilinin temyiz istemi üzerine Darimezice bozulmuş, mahalli mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulü ile 2.413,00 TL'nın «temerrüt» faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/7455 E. 2014/12361 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usuli kazanılmış hak · kazanılmış hak
Benzer bu kararda… asına, bu hususun temyiz ilamında yazılmamış olmasının ve temyizin reddine ilişkin kararın temyiz edilmemesinin karar düzeltme isteyen davacı yararına her hangi bir «usuli kazanılmış hak» oluşturmamasına göre, davacılar vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/5924 E. , 2021/6744 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 24.02.2020 tarih ve 2018/20 E. - 2020/171 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı banka ile dava dışı Arkadaş...Ltd. Şti. arasında 500.000,00 TL limitli genel kredi ve teminat sözleşmesi imzalandığını, davalı bankaca müvekkiline ait taşınmazda bu kredi sözleşmesine istinaden 140.000.-TL bedelli ipotek tesis edildiğini ve Ankara 25.İcra Müdürlüğünün 2013/1516 sayılı dosyasından ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatılarak sürecin devam ettirildiğini, ayrıca Ankara 25.İcra Müdürlüğünün 2015/1518 esas sayılı dosyasından davalı banka ile dava dışı şirket arasında yapılan ve müvekkilin kefaleti de bulunmayan kredi sözleşmesi dayanak yapılarak müvekkili hakkında ilamsız icra yolu ile takip yapıldığını ve maaşından kesintiler yapıldığını ancak müvekkilinin ipotek miktarıyla sorumlu bulunduğunu, dava dışı kredi borçlusunun bu miktarın dışında kalan borçlarından sorumlu olmadığını, davalı bankaca talep edilen faiz oranlarının yüksek olduğunu ileri sürerek, Ankara 25.
İcra Müdürlüğünün 2015/1518 sayılı dosyasında açılan takipten dolayı borçlu olmadığının tespitine, aynı zamanda bu dosyaya ödemiş olduğu bedellerin iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı ile imzalanan ipotek sözleşmesinin 2.maddesi ile davacının aynı zamanda şahsi kefalet verdiğini, bu nedenle borçtan dolayı şahsi olarak da sorumlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak ve bozma sonrası aldırılan ikinci bilirkişi raporuna itibar edilerek, davacının takip talebinde görünen alacaklardan 56.950,00 TL asıl alacağın düşürülmesi sonucu kalan miktarda borcunun bulunmadığı anlaşılmış olup davanın kısmen kabulü ile davacının dava tarihi itibari ile Ankara 25. İcra Müdürlüğünün 2013/1518 esas sayılı dosyasında 82.122,49 TL asıl alacak, 41.617,46 TL işlemiş faiz, 2.080,83 TL BSMV, 593,18 TL masraf olmak üzere toplam 126.413,96 TL nakit alacak ve 8.360,00 TL gayri nakdi alacak yönünden borçlu bulunmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının borçlu bulunmadığı kısmın dava tarihi itibari ile ve ödemeler tenzil edilerek tespit edilmesi nedeniyle istirdat taleplerinin reddine ve kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan icra takibinden dolayı borçlu bulunmadığının tespiti ve istirdat istemine ilişkin olup, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak somut olayda, icra takibinin 24.01.2013 tarihinde başladığı ve takip kesinleştikten sonra davacı/borçlunun mal varlığından takip dosyasına tahsilatlar yapıldığı anlaşılmaktadır. Buna göre, davalı/alacaklının kabulünde olan sözkonusu tahsilatlar bakımından davacı/borçlunun menfi tespit isteminde bulunmasında hukuki yararı yoktur. Ayrıca, menfi tespit davalarında alacak-borç durumu dava tarihi itibarıyla hesaplanacağından takip tarihi itibarıyla borcun tespiti ile takipten sonra yapılan ödemeler de nazara alınarak dava tarihi itibarıyla alacak-borç miktarının tespiti ile varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Bu durumda mahkemece, belirtilen ilkelere aykırı şekilde dava tarihi esas alınarak davalı aleyhine hüküm kurulması doğru olmamış ve kararın davalı yararına bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 01/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/723227500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz