6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Deniz aşırı satışta sipariş formuyla sözleşmenin kurulması ve alıcı temerrüdü

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/670 E. 2025/997 K. · · İlk derece: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ EmsalZamanaşımı

Davacının nitelemesi: Satım sözleşmesinin ihlali mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Tacirler arası deniz aşırı satışlarda, sipariş formunda emtianın miktarı, niteliği, satış bedeli ile teslim şekli ve yeri belirlenmiş ve taraflar karşılıklı yazışmalarla bu unsurlar üzerinde uzlaşmışsa, peşinat ödemesi sözleşmenin yürürlük şartı olarak kararlaştırılmadıkça, peşinat ödenmemiş olsa da satış sözleşmesi kurulmuş sayılır. Sözleşme kurulduktan sonra gönderilen, sevkiyat için onay beklenmesine ilişkin talimatlar tali unsurlara ilişkin olup sözleşmeden cayma hakkı bahşetmez. Alıcının haklı sebep olmaksızın malı teslim almaktan ve bedeli ödemekten kaçınıp siparişi iptal etmesi halinde, TTK 23/1-b ve TBK 236/2 uyarınca satıcı, malın üçüncü kişiye dürüstlük kuralına uygun olarak daha düşük bedelle satılmasından kaynaklanan zararın (kazanç kaybı) tazminini isteyebilir. Buna karşılık, satıcının alıcının talimatına aykırı olarak emtiayı erken teslime hazır etmesinden kaynaklanan masraflar, bu sorumluluk satıcıya ait olduğundan alıcıdan talep edilemez.

Ele alınan sorunlar

25/08/2015 tarihli sipariş formuyla satış sözleşmesinin kurulup kurulmadığı → ret

İddia: Davalı vekili, 25/08/2015 tarihli sipariş formunun gerçek bir alım-satım iradesini yansıtmadığını, yalnızca ürün ayırtma ve fiyat sabitleme amacıyla imzalandığını, taraflar arasında sözleşme kurulmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: 25/08/2015 tarihli sipariş formunda emtianın miktarı ve niteliği, satış bedeli, teslim şekli ve yeri gösterilmiş olup taraflar karşılıklı e-postalarla sözleşmenin zorunlu unsurları üzerinde uzlaşmıştır; bu e-postalarla sözleşme kurulmuştur. Sipariş formunda %5 peşinat ödemesi sözleşmenin yürürlüğü için bir unsur olarak kararlaştırılmadığından, peşinatın ödenmemiş olması sözleşmenin kurulmasını etkilemez. Formun yalnızca ürün ayırtma ve fiyat sabitleme amacıyla düzenlendiği iddiası, formun içeriği ve sonraki yazışmalar karşısında kabul edilmemiştir. Davalının 27/08/2015 tarihli e-postasındaki onay beklenmesi talimatı, sözleşmenin kurulmasından sonraki sevkiyat aşamasına, tali unsurlara ilişkindir; bu nedenle davalıya sözleşmeden cayma hakkı kazandırmaz.

Gerekçe kaynağı: özgün

Zamanaşımı itirazı → ret

İddia: Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Taraflar arasındaki uyuşmazlık satım sözleşmesinden kaynaklandığından 10 yıllık zamanaşımı süresi geçerlidir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Kazanç kaybı kaynaklı zararın (düşük bedelle satış farkı) tazmini → kabul

Gerekçe: TBK 232 uyarınca alıcı satım bedelini ödemek ve satılanı devralmakla yükümlüdür. Alıcının temerrüdü halinde satıcının hakları TTK 23 ve TBK 236'da düzenlenmiştir; TTK 23/1-b'ye göre satıcı malın satışı için mahkemeden izin isteyebileceği gibi, TBK 236/2 uyarınca satım bedeli ile satılanın dürüstlük kuralına uygun satışından elde edilen bedel arasındaki farka göre hesaplanacak zararın giderilmesini isteyebilir. Davalı yetkilisinin 23/03/2016 tarihli iletisiyle siparişi iptal etmesi üzerine ilişki sona ermiş, hem mal bedelini alamayan hem malı mütemerrit davalıya teslim edemeyen davacının bu maddeler uyarınca zarar isteme hakkı doğmuştur. Emtianın dava dışı grup şirketi üzerinden üçüncü kişilere sipariş bedelinden daha düşük fiyata satıldığı fatura ve muavin kayıtlarıyla sabit olduğundan, davacının emtiaları daha düşük bedelden satmak zorunda kalmasından kaynaklanan kazanç kaybından davalının sorumlu tutulmasında isabetsizlik görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Erken teslime hazırlamadan kaynaklı masraf zararının tazmini → ret

İddia: Davacı vekili, sevkiyatın kara taşıması ile başladığını, sevkiyat için onay şartı getirilmediğini, davalının 27/08/2015 tarihli e-postasının gönderildiği tarihte kara taşımasının çoktan başlamış olduğunu belirterek masraf zararının reddinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Konşimento 31/08/2015 tarihinde düzenlenmiş olup davacı, taşımanın davalının 27/08/2015 tarihli e-postasından önce başladığına ilişkin delil sunmamıştır. Davalının bu e-postasında sevkiyat için onay beklenmesi gerektiği bildirilmiş, davacı buna itiraz etmemiş ve sevkiyatın başladığını da bildirmemiştir. Davacı yetkilileri sorumluluğun kendilerinde olduğunu e-posta mesajlarıyla kabul etmiş, eşyaların davalı için uygun zamanda teslimine kadar oluşacak masrafları üstlenerek depoya alınmasını sağlamıştır. Emtianın davalının talimatına aykırı olarak daha erken teslime hazır edilmesi hususunda sorumluluk davacı şirkette olduğundan, bu nedenle yapılan masraflara ilişkin tazminat talebinin reddinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Deniz aşırı ticari satışlarda sipariş formu ile e-posta yazışmalarının sözleşmenin kurulmasına yeterli olup olmadığı ve alıcının temerrüdü halinde TTK 23 ile TBK 236 kapsamında satıcının zarar talep hakkının kapsamı yönünden bölgesel ikna edici emsal niteliğindedir.

Usul tespitleri

Zamanaşımı
Satım sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
satış sözleşmesinin kurulması sipariş formu alıcının temerrüdü ticari satış zamanaşımı kazanç kaybı TTK 23 TBK 236

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 232TBK 236TBK 236/2TBK 236(1. fıkra)TBK 236(2. fıkra)TBK 236(3. fıkra) · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 23TTK 23/1(b)

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/670

KARAR NO 2025/997

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 02/12/2021

NUMARASI 2017/54 Esas 2021/460 Karar

DAVA

Tazminat

DAVA TARİHİ 01/02/2017

İSTİNAF KARAR TARİHİ 19/06/2025

Davanın kısmen kabul, kısmen reddine ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; Merkezi Hong Kong'da bulunan müvekkili şirketin güneş panelleri üretisi olduğunu, davalı şirketin bir proje kapsamında kullanmak üzere güneş panelleri satın almak için müvekkili şirkete yazılı ve sözlü bildirimde bulunduğunu, siparişin hızlı onaylanması kaydıyla talep doğrultusunda en geç Eylül 2015 sonu - Ekim 2015 başı gibi davalıya teslim edilebileceğinin davalıya bildirildiğini, bu kapsamda davalı şirket yetkilisine 18.08.2015 tarihli sipariş formu gönderildiğini,davalı tarafından ürün modelleri, bedelleri ve teslim tarihine itiraz edilmeden sadece varış noktasının ... Limanı olarak değiştirilmesinin talep edildiğini, bu talep doğrultusunda 25.08.2015 tarihli alım siparişinin imzalanarak davalıya gönderildiğini, davalının da siparişi imzalayarak göndermesiyle birlikte deniz aşırı satış sözleşmesinin kurulduğunu, bu sözleşme kapsamında davalının ürünleri ...

bedel 3.179.904-USD karşılığında satın ve teslim almayı kabul ettiğini, teslim tarihine uyulması yönündeki ısrarlı talepler karşısında 28 konteynerden oluşan ürünlerin sevkine başlandığını, ... Limanı'na getirildiğini, ürünlerin ... Limanında hazır olmasına rağmen davalının ürünleri teslim almaktan kaçındığını, yüksek tutarda liman ardiye ve demuraj ücretlerinin doğduğunu, ürünlerin 45 günlük sürede çekilmemesi ve bu nedenle millileşmesi riski karşısında, konşimento alıcısı ... A.Ş. olarak revize edilerek davalı tarafından teslim alınmasına dek antrepoda depolanmasına karar verildiğini, davalının ürünleri gecikmeli de olsa teslim alacağını, ürün bedelinin akreditif açılarak ödeneceği yönündeki beyanları neticesinde oluşan masrafların kendileri tarafından karşılandığını, akreditif açılması beklenirken davalının ürün bedellerini vadeli çek ile ödemeyi teklif ettiğini,teklifin kabul edilmediğini,davalının 23.03.2016 tarihli e-posta mesajı ile siparişi tek taraflı iptal ettiğini,piyasa koşullarının değişmesi nedeniyle 2.769.062-USD karşılığında üçüncü kişilere parça parça satılabildiğini, bu durumdan kaynaklı 410.842 USD zarar edildiğini, bu zararların davalı şirketçe tazminin gerektiğini belirterek yapılan masraflar için şimdilik 10.000-USD ve kazanç kaybı kaynaklı zarar için şimdilik 10.000-USD olmak üzere toplam 20.000-USD'nin 31.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davanın alacak kalemleri belli olmasına rağmen harcı tamamlamamak adına belirsiz alacak davası olarak açıldığını, davanın zamanaşımına uğradığını, sipariş formunun yalnızca ürünlerin ayırtılması için imzalandığını, 25.08.2015 tarihli sipariş formunun her iki taraf için de gerçek br alım-satım iradesini yansıtmadığını, sipariş formunda ürünlerin toplam fiyatının %5'inin ödenmemesi durumunda ürünlerin nakledilemeyeceğinin yazdığını, 27.08.2015 tarihinde satın alma işlerini yürütmekle yetkili ... tarafından davacı firma yetkilisine gönderilen e-posta ile söz konusu ürünler için satın alma iradesinin gerçekleştiği tarihte gümrük evrak hazırlama talimatı gönderileceğinin ve davalı şirket onayı olmadan ürünlerin kesinlikle gönderilmemesi gerektiğinin net bir şekilde belirtildiğini, ürünlerin gümrük hazırlama talimatı ve sevk için onay verilmeden, %5 avans ödemesi yapılmadan hiçbir onay ve bilgileri olmaksızın 31.08.2015 tarihinde yola çıkarıldığını, durumu nakliyeci firma tarafından gönderilen varış ihbarı ile 30.09.2015 tarihinde ürünlerin ...

Limanına gelmesinden 3 gün önce öğrendiklerini, ürünlerin ... A.Ş. adına antrepoya alınabilmesi için feragatname gönderildiğini, tüm masrafların davacı şirkete ait olduğuna dair yazılı beyanlara karşı söz konusu masraflar için dava açılmasının hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafından 90 günlük bir akreditif talebinde bulunulmuş ise de çek ile ödemeteklifi yapıldığını, ancak kabul edilmediğini, ürünleri satın alan şirketin tek yetkilisinin davacının kendisi olduğunu, reel bir zarardan bahsedilmesinin mümkün olmadığını, davacı şirketin uğradığını iddia ettiği zararı değil kendi bünyesinde bulunan bir başka şirketin uğradığı zararı tazmin etmeye çalıştığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece;davalı tarafından gönderilen 25/08/2015 tarihli e-postanın kabul beyanı niteliğinde olduğu, varış limanı konusunda davalının değişiklik talebine davacı tarafından da itiraz edilmediğinden 25/08/2015 tarihinde sözleşmenin kurulduğu, davalı yetkililerinin 19/10/2015 tarihli e-posta ile ilk siparişin iptal edilerek Şubat ayına yeni sipariş açma istekleri de, satım akdinin kurulduğu görüşünü desteklediği, ancak taraflar arasındaki e-posta yazışmaları eşyaların taşınması ve teslimi konusunda, davalının ön ödemesi ve malların sevkiyatı talebi olmaksızın, davacı tarafça sözleşmeye aykırı şekilde taşıması yapılan eşyaların davalı tarafça teslim alınmasının talep edildiği, bu kapsamda esasen davacı yetkilileri de sorumluluğun kendilerinde bulunduğunu e-posta mesajları ile kabul ettiği, eşyaların davalı için uygun olacak zamanda teslimine kadar oluşacak masrafları üstlenerek eşyaların depoya alınmasını sağladıkları, taraflar arasındaki yazışmalar ile davacı vekilinin sunduğu beyanlar kapsamında, davalı tarafça eşyaların ileri tarihte alınacağı kanaati ile, davacı şirket tarafından zararın azaltılması amacıyla eşyaların gümrükten çekilerek depoya alındığı ve bu süre zarfında oluşacak masrafların üstlenildiği, davalı ile ödeme yöntemi üzerinde yazışmaların devam ettiği, ancak davalı yetkilisi tarafından gönderilen 23/03/2016 tarihli ileti ile kısaca müşterilerinin daha ucuza başka bir modül alma yoluna gittikleri bu sebeple siparişi iptal ettikleri beyanı üzerine taraflar arasındaki ilişkinin sonlandığı, davacı şirket tarafından eşyaların dava dışı şirketlere satıldığı, muhasip bilirkişi tarafından yapılan inceleme neticesinde;

dava dışı firmalar tarafından masraflara katlanan ... A.Ş adına toplam 346.303,69-USD'lik fatura tanzim edildiği ve söz konusu firmaların muavin kayıtlarında faturaların firmaların takip edildiği hesaba alacak kaydedildiği; harcamalara katlandığı belirtilen dava dışı şirket ... A.Ş tarafından davacı şirket adına harcamalara ilişkin 31/12/2016 tarih ... seri nolu 357.477,74-USD karşılığı 1.258.035,66-TL bedelli yansıtma faturası tanzim edildiği, davacının davalı şirketin ürün alımının tek taraflı feshi nedeniyle, üçüncü kişilere daha düşük fiyata satmak zorunda kalınmasından dolayı uğradığı beyan edilen zarara ilişkin incelemede ise; davalı şirket tarafından sipariş verilen ürünlerin bedeli 3.179.904 USD olup, dava dışı ...

A.Ş tarafından davaya konu ürünler için ... Şti. ve ...Şti.'ne 2.769.062,40 USD karşılığı 7.960.618,90- TLye fatura edildiği, taraflar arasında kurulan satım sözleşmesi şartlarına göre, davalı şirket tarafından ön ödeme yapılmadan ve davalının talimatı olmadan eşyaların daha erken bir tarihte teslime hazır edilmesi hususunda sorumluluğun davacı şirkette olduğu, bu durumun davacı iletileri ile de doğrulandığı,davacının yapılan masrafları davalıdan talep edemeyeceği, davacı ile davalı arasında süregelen yazışmalar kapsamında davalı şirket tarafından eşyaların alınacağına dair inanç oluşturulduğu, davacı tarafça eşyaların alınacağı kanaati ile masraflara katlanıldığı düşünüldüğünde ise, davalı yetkilisinin siparişi iptal ettiklerine dair 23/03/2016 tarihli e posta ile sözleşmenin davalı tarafça sonlandırıldığı, buna göre davacının eşyaları daha düşük bedelden satmak zorunda kaldığı,satım bedelleri arasındaki farktan sorumluluğun davalı şirket üzerinde bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 10.000-USD'nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1-Davacı vekili; taraflar arasındaki sözleşmede sevkiyat tarihinin değil teslimat tarihinin kararlaştırıldığını, teslimat tarihinin müvekkili bakımından da önemli olduğunu, deniz aşırı satış olduğu için büyük bir organizasyon gerektiğini, mahkemece emtianın gemiye yüklenme tarihinin esas alındığını, ancak sevkiyatın deniz taşıması öncesinde kara taşıması ile başladığını, sevkiyat için herhangi bir onay şartı getirilmediğini, kaldı ki davalının 27/08/2015 tarihli e-postasının gönderildiği tarihte kara taşımasının çoktan başlamış olduğunu, mahkemenin kabulünün aksine sevkiyatın 27/08/2015 tarihli e-postaya rağmen başlamasının söz konusu olmadığını, emtianın kara taşıması ile ... Limanına, deniz taşıması ile ...

Limanına gönderildiğini, sonrasında ise ... Limanından Türkiye'ye sevkiyatın devam ettiğini, 31/08/2015 tarihli konşimento taşıma zincirinin son halkasına ilişkin olduğunu, müvekkilinin basiretli olarak hareket ettiği halde cezalandırıldığını, bu nedenle davanın kısmen reddinin doğru olmadığını, açık bir teslim tarihi içeren alım siparişi imzalanarak ürünlerin limana varış tarihinin bağlayıcı olarak kararlaştırıldığını, müvekkilinin herhangi bir talep ya da talimat bekleme zorunluluğunun olmadığını, böyle bir tek taraflı beyana uyma yükümlülüğünün bulunmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

2- Davalı vekili; kararda zamanaşımına dair hiç bir değerlendirme yapılmadığını,25/08/2015 tarihli sipariş formu ile gerçek bir alım satım iradesinin yansıtılmadığını, sadece gelecekte alınacak ürünün fiyatının sabitleştirildiğini, mahkemece 29/07/2021 tarihli bilirkişi raporu benimsenerek 25/08/2015 tarihli e-posta ile sözleşmenin kurulduğunun kabul edildiğini, oysa 21/08/2015 tarihinde davacı yetkilisi tarafından gönderilen e-postada sipariş formunun yalnızca ürünlerin ayırtılması için imzalanması gerektiğinin açıkça belirtildiğini, davacının talebi üzerine prosedür olarak bir kısım malın ayrılması ve fiyatların sabitlenmesi için herhangi bir teslim tarihi öngörülmeden 25/08/2015 tarihli sipariş formunun imzalandığını, 28/08/2020 tarihli bilirkişi raporunda taraflar arasında akit kurulmadığı açıkça belirtilmesine rağmen yeni bir bilirkişi incelemesi cihetine gidildiğini, davacının ürünlerin Türkiye'ye varması akabinde ürünleri Türkiye'de kurulu grup şirketine devrettiğini, grup şirketinin 4.

kişilere yaptığı yaptığı satış ile müvekkili şirkete düzenlediği fatura bedeli arasındaki farkı talep ettiğini, davacının grup şirketinin ürünleri 4. kişilere daha ucuz fiyattan satmasından dolayı zararının müvekkilinden talep edilemeyeceğini, zarardan müvekkilinin sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, ayrıca ürünleri alan şirketin davacının grup şirketi olması nedeniyle zarar etmesinin söz konusu olmadığını, müvekkilinden onay alınmadan, müvekkilinin % 5 peşinatı ödemeden davacının habersiz bir şekilde ürünleri Çin'den getirerek müvekkiline satmaya çalıştığını, kaldı ki davacı şirketin müvekkili şirketin haberi olmaksızın ürünleri sevkettiği tarihin, müvekkiline önceki görüşmelerde ürünleri hazır etmesinin mümkün olmadığını belirttiği tarihe denk geldiğini, davacının görüşmelerin başında uzun bir dönem ürün tedarik edilemeyeceğini ve fiyatların artacağını belirtmesi üzerine 25/08/2015 tarihli formun sabitleme amacıyla imzalandığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, satış sözleşmesinin ihlali nedeniyle oluşan maddi zararın tazmini istemine ilişkindir.Davacı vekili; müvekkili ile davalı alıcı arasında 3.179.904-USD bedelli ... marka 6 megavatlık fotovoltaik güneş panellerin satışı hususunda sözleşme kapsamında ürünlerin teslim limanına getirilmesine rağmen, davalının ürünleri teslim almayıp, bedelini de ödemediğini, müvekkilinin gümrük, nakliyat vs masraflara katlandığını,ayrıca Türkiye'ye getirilen ürünlerin daha düşük bedelle satılmak zorunda kalındığını belirterek zararın tazminini talep etmiştir. Davalı vekili ise müvekkilinin 25/08/2015 tarihli sipariş formunu ürün ayırtmak ve fiyat sabitlemek amacıyla gönderdiğini, satın almak amacıyla hareket etmediğini, taraflar arasında sözleşmenin kurulmadığını, malların müvekkilinin onayının olmadığı aşamada gönderildiğini belirterek davanın reddini savunmaktadır.Bu durumda uyuşmazlık;

25/08/2015 tarihli sipariş formalarının davacı bakımından bağlayıcı olup olmadığı, tarafların sözleşmenin zorunlu unsurlarında uyuşup uyuşmadıkları, taraflar arasındaki satış sözleşmesinin kurulup kurulmadığı, sözleşmenin kurulduğunun kabulü halinde davalının sözleşmeyi ihlal edip etmediği, davacının zararına neden olup olmadığı, varsa zararın miktarı hususlarında toplanmaktadır.Taraflar arasındaki satım sözleşmesinin kurulup kurulmadığı hususunda; dosyaya sunulan e-posta yazışmaları ve sipariş formları incelendiğinde; 18/08/2015 tarihli ve 25/08/2015 tarihli 2 adet sipariş formu bulunmaktadır.Bahsi geçen sipariş formlarında 23.296 parça ... 6mw güneş panel ürünü, ... olarak 3.179.904-USD bedel karşılığında, davacı şirket tarafından davalı şirkete 09/10/2015 tarihinde teslim edilmek üzere gönderileceğinin belirtildiği;

18/08/2015 tarihili sipariş formunda teslim limanının Mersin olarak gösterildiği, 25/08/2015 tarihli sipariş formunda ise teslim limanının ... olarak değiştirildiği anlaşılmaktadır.Ürün bedelinin %5'i proforma faturanın düzenlenmesinden 7 gün sonra, bakiye %95'inin ise ürünlerin teslim limanına varması ile ödeneceği; sipariş formuna göre varış ülkesi gümrük masraflarının alıcı tarafından ödeneceği kayıtlı olup, her iki sipariş formunda da davalı şirketin imzası ve kaşesinin bulunduğu, dosyada yer alan mevcut bilgi ve belgelere göre sözleşme kapsamında her hangi bir ön ödemenin yapılmadığı anlaşılmaktadır.Öncelikle 25/08/2015 tarihli sipariş formunda davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin konusunu oluşturan emtianın miktarı ve niteliği, davalı tarafından ödenecek satış bedelinin miktarı, teslim şekli ve yeri gösterilmiş olup, her iki tarafın birbirlerine karşılıklı olarak gönderdiği e-postalar ile satış sözleşmesinin zorunlu unsurları üzerinde uzlaştıkları ve bahsi geçen e-postalarla sözleşmenin kurulduğu açıktır.

Her ne kadar davalı tarafından, sözleşmede % 5 peşinatın ödenmediği ileri sürülmekte ise de sipariş formunda % 5 peşinat ödemesi sözleşmenin yürürlüğü için bir unsur olarak kararlaştırılmamıştır.Sipariş formunun 21/08/2015 tarihinde davacı yetkilisi tarafından gönderilen e-posta nedeniyle yalnızca ürünlerin ayırtılması ve fiyatların sabitlenmesi için imzalandığı ileri sürülmüş ise de 25/08/2015 tarihli teklif formu içeriği, teklif formunda düzenlenen hususlar ve sonrasındaki e-postalar karşısında teklif formunun sadece fiyat sabitleme ve ürün ayırtma amacıyla düzenlendiği iddiasının kabulü mümkün görülmemiştir. Dolayısıyla davalının sözleşme haline gelen 25/08/2015 tarihli teklif formundaki şartlarla bağlı olduğunun kabulünde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Davalının 27/08/2015 tarihli e-postasında davacıya onay gelmeden sevkiyata başlanmaması hususu bildirilmiş ise de bahsi geçen husus, sözleşmenin kurulmasından sonraki sevkiyat aşamasına, tali unsurlara ilişkindir. Dolayısıyla sonradan gönderilen bu e-postanın davalıya sözleşmeden cayma hakkı kazandırması mümkün değildir. Bu durumda davalının, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin kurulmadığı, 25/08/2015 tarihli teklif formu ile bağlı olmadıkları yönündeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Bunun dışında taraflar arasındaki uyuşmazlık satım sözleşmesinden kaynaklandığından 10 yıllık zamanaşımı süresi geçerlidir.Bu nedenle davalının zamanaşımına ilişkin istinaf nedenleri haklı bulunmamıştır.Davacı tarafından davalıya gönderilen 27/08/2015 tarihli e-posta ile teslim tarihi 02/10/2015 olarak bildirilmiş olup, önceki süreçte davalıya sevkiyata başlanıp başlanmadığına dair bir bilgi verilmemiştir.

Aynı gün davalı tarafından davacıya gönderilen e-posta ile onay gelmeden sevkiyata başlanmaması gerektiği hususu bildirilmiştir. 31/08/2015 tarihli, ... numaralı, fiili deniz taşıyanı ... olan konşimento muhtevası 28 adet 40 feet HC konteynerde 728 paket güneş panelinin ... isimli gemi ile ... Limanından, ... ... Limanına sevk edildiği, ... ... Limanına varıştan 3 gün önce 30/09/2015 davalıya varış ihbarnamesinin gönderildiği, dava konusu emtianın 03/10/2015 tarihinde ... Limanına vardığı anlaşılmaktadır.Davacı şirketin Türkiye'de yerleşik grup şirketi çalışanı ... tarafından gönderilen 30/09/2015 tarihli e-posta ile teslim tarihinde bir gecikme olmayacağı, malların 02/10/2015 tarihinde geleceği belirtilmiştir.Davalı şirket yetkilisi ise aynı tarihli e-postasında henüz kendilerinden sipariş onayı gelmediği belirtilerek 27/08/2015 tarihli e-postaya atıf yapılmıştır.

Yukarıda da belirtildiği üzere eşya 03/10/2015 tarihinde boşaltma limanına varmıştır. Davalı yetkilisinin 19/10/2015 tarihli e-postası ile ilk siparişin iptal edilip Şubat 2016 için satın alma emrinin açma talepleri hususunda davacı tarafça açıkça bir yanıt verilmemiş ise de sonraki süreçte taraflar arasındaki yazışma ve görüşmelerin devam ettiği, davalıdan vekalet alınarak gümrükteki malların davacı şirketin Türkiye'de yerleşik grup şirketi tarafından teslim alındığı, daha sonra da ödeme sürecinde akreditif açılamaması ve önerilen çekin kabul edilmemesi üzerine tarafların arasında ihtilafın devam ettiği, siparişin 23/03/2016 tarihinde davalı tarafından iptal edildiği anlaşılmaktadır.Bu durumda taraflar arasında satış sözleşmesinin 25/08/2015 tarihli sipariş formu doğrultusunda geçerli bir şekilde kurulduğu, davacının teslim etmekle yükümlü olduğu malları teslim mahalline getirdiği halde davalının malları almaktan ve bedelini ödemekten imtina ettiği, bu şekilde sözleşmeyi ihlal ettiği anlaşılmaktadır.Davacı tarafça sevkiyat, davalının 27/08/2015 tarihli e-postasındaki talimatı dikkate alınmadan başlatılmış ise de malların Türkiye'deki teslim limanına gelmesinden itibaren 5 ay gibi uzun bir süre geçmesine rağmen davalı tarafından mal bedeli ödenerek emtiaların teslim alınması için girişimde bulunulmamış, haklı bir gerekçe gösterilmeden sipariş iptal edilmiştir.Davacı tarafça, tek taraflı fesih sonrasında güneş panellerinin üçüncü kişilere daha düşük fiyata satılmak zorunda kalınmasından kaynaklı zararın tazmini için şimdilik 10.000-USD'nin tahsili talep edilmiştir.

TBK'nın 232. maddesine göre malların alıcısı olan davalı-alıcı, satım bedelini ödemek ve satılanı devralmakla yükümlüdür. Alıcının temerrütü halinde satıcının hakları TTK'nın 23. ve TBK'nın 236. maddelerinde özel olarak düzenlenmiştir. TTK'nın "Ticari satış ve mal değişimi" başlıklı 23. maddesi "Bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır. ..b) Alıcı mütemerrit olduğu takdirde satıcı, malın satışına izin verilmesini mahkemeden isteyebilir. Mahkeme, satışın açık artırma yoluyla veya bu işle yetkilendirilen bir kişi aracılığıyla yapılmasına karar verir.

Satıcı isterse satış için yetkilendirilen kişi, satışa çıkarılacak malın niteliklerini bir uzmana tespit ettirir. Satış giderleri satış bedelinden çıkarıldıktan sonra artan para, satıcının takas hakkı saklı kalmak şartıyla, satıcı tarafından alıcı adına bir bankaya ve banka bulunmadığı takdirde notere bırakılır ve durum hemen alıcıya ihbar edilir. ..." hükmünü havidir.TBK'nın satım sözleşmesinde alıcının temerrüdüne ilişkin "Zararın hesaplanması ve giderimi başlıklı" 236. maddesi "(1. fıkra) Borcunu ifa etmeyen alıcı, satıcının bu yüzden uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür. (2. fıkra) Satıcı, satış bedelini ödemede temerrüde düşmüş olan alıcıdan, bu bedel ile satılanın başkasına dürüstlük kurallarına uygun olarak satışından elde ettiği bedel arasındaki farka göre hesaplanacak zararın giderilmesini isteyebilir.

(3. fıkra) Satılan, borsada kayıtlı veya piyasa fiyatı bulunan mallardan ise satıcı, böyle bir satışa gerek kalmaksızın alıcıdan, satış bedeli ile malın belirlenmiş ödeme günündeki fiyatı arasındaki farka göre hesaplanacak zararın giderilmesini isteyebilir." şeklinde düzenlenmiştir.Doktrinde TTK'nın 23. maddesiyle ilgili olarak "Hüküm sadece, alıcı tacirin satılanı teslim almada temerrüdü haline yönelik düzenlenmiştir. Bu bakımdan doktrinde satıcının satış bedelini ödemede temerrüdü halinde de, bu hükmün TBK hükümleriyle (235-236. madde) seçimlik bir hak sağladığı yolunda bir görüş vardır. Alıcı hem satılanı teslim almada hem de satış bedelini ödemede temerrüt halindeyse, bu durumda satıcının bu iki temerrüt halinden herhangi birine dayanarak ona göre davranmak hakkı olabilecektir." görüşü ifade edilmiştir (Bkz.

Adıgüzel, Burak: Tacirler Arası Ticari Satış, Ankara 2020, s.237).Somut olayda; davalı yetkilisi tarafından gönderilen 23/03/2016 tarihli ileti ile müşterilerinin daha ucuza başka bir modül alma yoluna gittikleri bu sebeple siparişi iptal ettikleri beyanı üzerine taraflar arasındaki ilişkinin sonlandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle hem sattığı mal bedelini alamamış hem de malı mütemerrit davalıya teslim edememiş olan davacının, TTK 23/1(b)'ye göre malların satışı için mahkemeden izin istemek veya TBK 236/2 uyarınca satım bedeli ile satılanın başkasına dürüstlük kurallarına uygun olarak satışından elde ettiği bedel arasındaki farka göre hesaplanacak zararını isteme hakkı bulunmaktadır. Bahsi geçen güneş panellerinin davalı tarafından teslim alınmaması üzerine, davacının talebi üzerine davalı tarafından gümrükte düzenlenen feragatname kapsamında emtialar davacının Türkiye'de yerleşik grup şirketi olan ...

A.Ş.'ye teslim edilmiştir.Davalı şirket tarafından sipariş verilen ürünlerin bedeli 3.179.904-USD olup, dava dışı .... A.Ş. tarafından davaya konu ürünler için ... Şti. ve AE 3000... Şti.'ne 2.769.062,40-USD karşılığı 7.960.618,90-TL'ye fatura edildiği gerek dosyaya sunulan fatura suretlerinde, gerekse dava dışı ürün alıcılarının dosyaya sunulan muavin kayıtlarında tespit edilmiştir. Aradaki fark tutar dava dışı... A.Ş. tarafından davacıya yansıtılmıştır.Davacının emtiaları daha düşük bedelden satmak zorunda kaldığı dosya kapsamında sabit olduğundan, kazanç kaybı kaynaklı zarardan davalı şirketin sorumlu tutulmasına isabetsizlik görülmemiştir.Davacı tarafça, davalı şirket tarafından sipariş verilen 3.179.904-USD bedelli ürünlerin, taraflar arasındaki satış sözleşmesinin davalı tarafça ihlali sebebiyle davacı tarafından yapılmak zorunda kalınan masraflardan kaynaklı zararlar için şimdilik 10.000-USD talep edilmiştir.

Konşimento 31/08/2015 tarihinde düzenlenmiş olup, davacı taşımanın davalının 27/08/2015 tarihli e-postasından önce başladığına ilişkin bir delil sunmamıştır.Davalının 27/08/2015 tarihli e-postasında sevkiyat için onay beklenmesi gerektiği davacıya bildirilmiş olup, davacı tarafından buna karşı bir itirazda ve sevkiyatın başladığına ilişkin bir bildirimde bulunulmamıştır. Diğer taraftan davacı yetkilileri de sorumluluğun kendilerinde olduğunu e-posta mesajları ile kabul etmiş ve eşyaların davalı için uygun olacak zamanda teslimine kadar oluşacak masrafları üstlenerek eşyaların depoya alınmasını sağlamışlardır.Davacı şirket tarafından zararın azaltılması amacıyla eşyaların gümrükten çekilerek depoya alındığı ve bu süre zarfında oluşacak masrafların üstlenildiği sabittir.

Bu durumda sözleşme konusu emtianın davalının talimatına aykırı olarak daha erken bir tarihte teslime hazır edilmesi hususunda sorumluluk davacı şirkette olduğundan, davalının talimatına aykırı olarak getirilen emtialar nedeniyle davacının yapmış olduğu masraf kaynaklı tazminat talebinin reddinde isabetsizlik bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından, taraf vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:Taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 537,70-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Alınması gereken 2.587,17-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 647-TL harcın mahsubu ile kalan 1.940,17‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı ve davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.19/06/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/72238 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.