Kefilin tasfiye ile sicilden terkini halinde taraf teşkili eksikliği
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/2371 E. 2025/1001 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın iptalikaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesin
★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)
Davacının nitelemesi: Genel Kredi Sözleşmesi Alacağı ≠ mahkeme dalı · davacı çerçevesi: Banka / kredi / finans
Gerekçe özeti
Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarda temerrüt, kat ihtarnamesinde verilen ödeme süresinin bir atıfet mehli niteliğinde olması nedeniyle ihtarın tebliğine göre belirlenir. İİK 68/b-1'e göre yeni adresin usulünce bildirilmemesi halinde eski adrese tebliğ tarihinin esas alınması kuralı yalnızca asıl borçlular için geçerlidir; müteselsil kefillerin temerrüde düşürülmesi için TTK 7 uyarınca kat ihtarının kefile bizzat tebliğ edilmesi zorunludur, tebliğ edilememişse kefil bakımından temerrüt takip tarihinde gerçekleşir. Ayrıca, dava sırasında taraflardan birinin (özellikle kefil şirketin) ticaret sicilinden terkin edilmesi halinde taraf ve dava ehliyeti dava şartı olduğundan bu husus karar kesinleşinceye kadar her aşamada re'sen incelenir ve tüzel kişiliğin ihyası sağlanmadan davaya devam edilemez.
Ele alınan sorunlar
Birleşen davada davalı kefil şirketin sicilden terkin edilmesi nedeniyle taraf teşkili eksikliği → kabul
Gerekçe: Taraf ve dava ehliyeti dava şartı olup karar kesinleşinceye kadar davanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerekir. Birleşen davada davalı şirket hakkında açılan davaya devam edilebilmesi için davalı şirketin tüzel kişiliğinin ihya edilmesi ve taraf teşkilinin sağlanması gerekmektedir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Temerrüt tarihinin ve uygulanacak faiz oranının belirlenmesi (kat ihtarnamesi - atıfet mehli) → ret
İddia: Davalıların ihtarnamenin düzenlendiği tarihte temerrüde düştüğü, bankanın ihtarname ile verilen süreyi beklemek zorunda olmadığı, bu nedenle temerrüt faizinin bu tarihten itibaren hesaplanması gerektiği ileri sürülmüştür.
Gerekçe: Kat ihtarnamesinde borçlulara verilen süre atıfet mehli niteliğinde olup temerrüt olgusunun kat ihtarının tebliğine göre belirlenmesi gerekir. İİK'nın 68/b-1. maddesine göre sözleşmede gösterilen adresin değiştirilmesi, yeni adresin noter aracılığıyla bildirilmemesi hâlinde hesap özetinin eski adrese ulaştığı tarih tebliğ tarihi sayılır; ancak bu hüküm asıl borçlulara ilişkindir. Müteselsil kefillerin temerrüde düşürülmesi için TTK'nın 7. maddesi gereği kat ihtarının bizzat tebliği zorunludur. Bu nedenle kat ihtarı ile alacak muaccel olmuş ise de, asıl borçlu bakımından ihtarın eski adrese ulaştığı tarihten itibaren ihtarda belirlenen ödeme süresi sonunda, kefil bakımından ise takip tarihinde temerrüt gerçekleşmiştir. Temerrütün gerçekleşmesinden önceki döneme ilişkin olarak alacağa akdi faiz oranının uygulanması gerekmekte olup temerrüt faizi oranının uygulanması mümkün değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Yapılandırma kredisi kapsamındaki 5 adet çeke ilişkin 10.150-TL'nin alacağa mükerrer ilavesi talebi → ret
İddia: Davalı asıl borçlunun 5 adet çeki kapsayan yapılandırma kredisi kullandığı halde müvekkilin asıl alacağına 10.150-TL'nin eklenmemesinin hatalı olduğu ileri sürülmüştür.
Gerekçe: Bahsi geçen 5 adet çekin ilgili taksitli kredi kapsamında yapılandırıldığı, davacı bankanın alacağının bu taksitli kredi de dikkate alınarak hesaplandığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla istinaf dilekçesinde ileri sürülen 10.150-TL talep mükerrer niteliktedir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Takip sonrası temerrüt faizi oranının hatalı uygulanması → kısmi kabul
İddia: Uygulanan %38,87 takip sonrası faiz oranının sözleşmeye göre %40,50 olması gerektiği ileri sürülmüştür.
Gerekçe: Takip sonrası işlemiş faiz, davacının lehine olacak şekilde davacı bankanın genelgelerine uygun olarak sözleşmenin ilgili maddesi gereğince TCMB'ye bildirilen faiz oranları üzerinden %38,87 olarak tespit edilmiştir. Buna karşılık, temerrüt faizi oranı %38,87 olarak belirlendiği halde, asıl davada davalı asıl borçlu yönünden temerrüt tarihinden takip tarihine kadarki dönem için temerrüt faizinin bu oran üzerinden hesaplanması gerekirken düşük oranlar üzerinden hesaplama yapılması doğru olmamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Birleşen davada vekili bulunmayan davalı şirket aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi → kabul
İddia: Birleşen davada davalının vekili bulunmadığı halde vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu ileri sürülmüştür.
Gerekçe: Kabule göre; birleşen davada davalı şirketin vekili olmadığı halde vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Kararın, müteselsil kefilin temerrüde düşürülmesi için kat ihtarının kefile bizzat tebliğinin zorunlu olduğu ve İİK 68/b-1'deki eski adrese tebliğ kuralının sadece asıl borçlulara uygulanabileceği yönündeki tespiti, benzer kredi-kefalet uyuşmazlıklarında temerrüt tarihinin ve faiz hesaplamalarının belirlenmesi açısından emsal niteliktedir. Ayrıca, davalı tüzel kişinin dava sırasında sicilden terkin edilmesi halinde taraf ehliyetinin re'sen gözetilmesi ve tüzel kişiliğin ihyasının aranması gerektiği yönündeki tespit usul hukuku açısından emsal değer taşımaktadır.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- Taraf ve dava ehliyeti dava şartı olup, davalı tüzel kişinin dava sırasında ticaret sicilinden terkin edilmesi halinde karar kesinleşinceye kadar her aşamada re'sen incelenmesi ve tüzel kişiliğin ihyası ile taraf teşkilinin sağlanması gerekir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali↗ genel kredi sözleşmesi↗ müteselsil kefalet↗ hesabın kat edilmesi↗ atıfet mehli↗ temerrüt↗ taraf ve dava ehliyeti↗ tüzel kişiliğin ihyası↗ akdi faiz↗ temerrüt faizi↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2022/2371
KARAR NO 2025/1001
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 30/11/2021
NUMARASI 2020/160 Esas - 2021/1104 Karar
DAVA
İtirazın İptali
DAVA TARİHİ 19/02/2020
DAVA
İtirazın İptali
DAVA TARİHİ 15/12/2020
Asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Asıl ve birleşen davada davacı vekili; müvekkili banka ile davalı asıl borçlu ... arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi kapsamında asıl borçluya kullandırılan kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın 04.11.2019 tarihinde kat ettiğini, asıl borçlu ve birleşen davada kefil olan şirkete Gebze ... Noterliği'nin 05.11.2019 tarihli kat ihtarnamesinin gönderildiğini, verilen süre içerisinde borcun ödenmemesi üzerinde asıl ve birleşen davada davalılar hakkında Bakırköy ... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı takibinin başlatıldığını, davalıların takibe haksız olarak itiraz ettiğini, talep edilen %40,50 temerrüt faiz oranının sözleşmeye uygun olduğunu belirterek asıl ve birleşen davada davalıların itirazının iptaline, alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Asıl davada davalı vekili; taraflar arasındaki kredi sözleşmesinin TBK anlamında genel işlem koşulu içerdiğini, borçlusunun yeterince aydınlatılmadan imzalatılan sözleşmelerin yok hükmünde olduğunu, ayrıca genel işlem koşullarına dair hükümlere ve emredici düzenlemelere aykırı olan sözleşmenin kesin hükümsüz olduğunu, müvekkiline usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş herhangi bir kat ihtarı bulunmadığını, bu sebeple borç henüz muaccel olmadan icra takibine başlandığını, uygulanması talep faiz ve faiz oranlarının TBK'nın 88. ve 120. maddelerindeki sınırları aştığını, davalının davacı bankaya böyle bir faiz borcu bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; davacı banka ile davalı ... arasında genel kredi sözleşmesi akdedildiği, birleşen dosya davalısı şirketin ise müteselsil kefil sıfatı ile sözleşmeyi imzaladığı, ödenmeyen bakiye bedel yönünden davalının hesap kat edilerek temerrüde düşürüldüğü ve takip tutarında davalılardan alacaklı olduğu hususunun yaptırılan bilirkişi incelemesi ile tespit edildiği, davalı kefilin kefaletinin mevzuat hükümleri uyarınca geçerli olduğu, davacının davalılardan bilirkişi raporu ile tespit edilen bedel kadar alacaklı olduğu, alınan bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, davalı ...'in itirazının kısmen iptali ile takibin 119.354,45-TL asıl alacak, 7.362,96-TL işlemiş faiz, 368,15-TL BSMV ile 18.270-TL gayri nakit toplamı üzerinden devamına, 127.085,56-TL ödeninceye kadar takip tarihinden itibaren ödeme yapılıncaya kadar asıl alacağa (119.354,45-TL) yıllık %38,87-TL oranında temerrüt faizi ve BSMV ile birlikte, 18.270-TL gayri nakdi alacak için nakde dönüşme tarihinden ödeme tarihine kadar %19,50 oranında temerrüt faizi ve BSMV ile birlikte devamına, fazla talebin reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile davalı borçlu şirketin itirazının kısmen iptali ile takibin 123.377,92-TL asıl alacak, 4.628,36-TL işlemiş faiz, 231,42-TL BSMV ile 18.270-TL gayri nakit toplamı üzerinden devamına, 128.237,70-TL ödeninceye kadar takip tarihinden itibaren ödeme yapılıncaya kadar asıl alacağa (123.377,92-TL) yıllık %38,87-TL oranında temerrüt faizi ve BSMV ile birlikte, 18.270-TL gayri nakdi alacak için nakde dönüşme tarihinden ödeme tarihine kadar %19,50 oranında temerrüt faizi ve BSMV ile birlikte devamına, fazla talebin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; müvekkilinin alacak tutarının hatalı hesaplandığını, davalıların ihtarnamenin düzenlendiği 04/11/2019 tarihinde temerrüde düştüğünü, müvekkilinin ihtarname ile verilen süreyi beklemek zorunda olmadığını, bu nedenle temerrüt faizinin bu tarihten itibaren hesaplanması gerektiğini, birleşen davalı kefil yönünden hükme esas alınan bilirkişi raporunda kat ihtarnamesinin tebliğ edilemediğinden bahisle akdi faiz hesaplanmasının doğru olmadığını, temerrütün ihtarnamenin düzenlenmesi ile başladığını, % 38,87 takip sonrası faiz oranının % 40,50 olması gerektiğini, birleşen davada davalının vekili bulunmadığı halde vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davalının 5 adet çeki kapsayan yapılandırma kredisi kullandığı halde müvekkilinin asıl alacağına 10.150-TL'nin eklenmemesinin doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı banka ile asıl davada davalı ... arasında 01/09/2017 ve 14/09/2017 tarihli genel kredi sözleşmelerinin akdedildiği, birleşen davalı şirketin sözleşmeyi kefil sıfatıyla imzaladığı, asıl borçluya sözleşme kapsamında taksitli ticari kredi ile çek kredisi kullandırıldığı, davacı banka tarafından hesabın 04/11/2019 tarihinde kat edilerek taksitli krediler ve nakde dönüşen çekler nedeniyle toplam 122.987,05-TL nakdi alacağın ödenmesi, iade edilmeyen 14 adet çek yaprağı nedeniyle 28.420-TL gayrinakdi alacağın deposunun talep edildiği, asıl borçlunun ve kefil olan davalıların adresine çıkan tebligatların 07/11/2019 tarihinde iade edildiği, davacı banka tarafından 133.190,39-TL asıl alacak, 7.462,02-TL işlemiş faiz, 373,04-BSMV olmak üzere 141.025,45-TL nakdi, iade edilmeyen 9 adet çek yaprağı nedeniyle 18.270-TL gayrinakdi alacağın deposu için davalılar hakkında icra takibi başlatıldığı, davalıların icra takibine süresinde itiraz etmesi üzerine eldeki itirazın iptali davası açıldığı anlaşılmaktadır.
Davada nihai karar verildikten sonra ancak henüz kararın birleşen davada davalı şirkete tebliğ edilmediği aşamada birleşen davada davalı şirketin ticaret sicil kayıtlarında 28/03/2022 tarihli ortaklar kurulu kararı ile tasfiyesinin sonuçlandırıldığı ve davalı şirketin sicilden terkin edildiği anlaşılmaktadır. Taraf ve dava ehliyeti dava şartı olup karar kesinleşinceye değin davanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerektiğinden, taraf teşkilindeki bu eksiklik re'sen incelenmiştir. Birleşen davada davalı şirket hakkında açılan davaya devam edilebilmesi için, davalı şirketin tüzel kişiliğinin ihya edilmesi gerekmektedir. Davacı tarafından, kredi taksitlerinin ödenmemesi ile temerrütün gerçekleştiği ileri sürülmüş ise de kat ihtarnamesinde borçlulara verilen süre "atıfet mehli" niteliğinde olup temerrüt olgusunun kat ihtarının tebliğine göre belirlenmesi gerekir.
Yine, İİK'nın 68/b-1. maddesine göre; sözleşmede gösterilen adresin değiştirilmesi, yurt içinde bir adresin noter aracılığıyla krediyi kullandıran tarafa bildirilmesi halinde sonuç doğurmakta olup yeni adresin bu şekilde bildirilmemesi hâlinde hesap özetinin eski adrese ulaştığı tarihin tebliğ tarihi sayılması gerekir. Ancak bu hüküm asıl borçlulara ilişkin olup, müteselsil kefillerin temerrüde düşürülmesi için TTK'nın 7. Maddesinde düzenlendiği üzere kat ihtarının tebliği zorunludur. Dolayısıyla kat ihtarı ile alacak muaccel olmuş ise de, asıl borçlu bakımından ihtarın eski adrese ulaştığı tarihten itibaren ihtarda belirlenen ödeme süresi sonunda, kefil bakımından ise takip tarihinde temerrüt gerçekleşmiştir.
Bu durumda asıl borçlu ve kefiller bakımından temerrütün gerçekleşmesinden önceki döneme ilişkin olarak alacağa akdi faiz oranının uygulanması gerekmekte olup, temerrüt faizi oranının uygulanması mümkün değildir. Bu nedenle davacı vekilinin temerrüte yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Davacı vekili tarafından, davalı asıl borçlunun 5 adet çek nedeniyle yapılandırma kredi kullanması nedeniyle 5 adet çek için ödenen 10.150-TL'nin de alacağa ilave edilmesi gerektiği istinaf nedeni olarak ileri sürülmüştür. Bahsi geçen 5 adet çekin ... nolu taksitli kredi kapsamında yapılandırıldığı anlaşılmakta ise de davacı bankanın alacağı ... nolu taksitli kredi de dikkate alınarak hesaplanmıştır.
Dolayısıyla davacı vekilinin istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü 10.150-TL talep mükerrer nitelikte olduğundan davalının bu istinaf nedeni haklı bulunmamıştır.Davalı tarafça takip sonrası uygulanan faiz oranının % 40,50 olduğunu ileri sürmekte ise de takip sonrası işlemiş faizin davacının lehine olacak şekilde davacı bankanın genelgelerine uygun olarak sözleşmenin 11. maddesi gereğince TCMB'ye bildirilen faiz oranları üzerinden % 38,87 olarak tespit edilmiştir. Buna karşılık, temerrüt faizi oranı % 38,87 olarak belirlendiği halde, asıl davada davalı asıl borçlu yönünden temerrüt tarihinden takip tarihine kadarki dönem için temerrüt faizinin bu oran üzerinden hesaplanması gerekirken düşük oranlar üzerinden hesaplama yapılması doğru olmamıştır.
Davacının istinaf başvurusu bu yönüyle haklı bulunmuştur. Yine kabule göre; birleşen davada davalı şirketin vekili olmadığı halde vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, sicilden terkin edilen birleşen davada davalı şirketin tüzel kişiliğinin ihyası ve taraf teşkili sağlanıp, dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/11/2021 Tarih 2020/160 Esas - 2021/1104 Karar sayılı hükmün HMK.'nın 353(1)a-4-6 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine" Asıl ve birleşen davalarda davacı tarafça yatırılan 161,40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-g maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/06/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/72220 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi