Giderilemeyen gizli ayıp nedeniyle seçimlik hakların kullanılıp bedel iadesine hükmedilmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/3233 E. 2021/6928 K. · · İlk derece: İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
Satımdan sonra ortaya çıkan ve giderilemeyen gizli ayıp nedeniyle araçtan beklenen fayda sağlanamıyorsa, ihbar yükümlülüğünü (noter ihtarıyla) yerine getirip misli ile değiştirme talebi karşılanmayan alıcı, seçimlik haklardan bedel iadesini isteyebilir. Dava iki yıllık garanti ve zamanaşımı süresi içinde açılmış ve ıslahtan sonra açıkça zamanaşımı def'i ileri sürülmemişse zamanaşımı def'i dikkate alınmaz.
Ele alınan sorunlar
Giderilemeyen gizli ayıp nedeniyle seçimlik hak kullanımı ve bedel iadesi → kabul
İddia: Davalılar, araçta giderilemeyen bir arıza bulunmadığını, davacının aracı uzun süre ve yüksek kilometreyle kullanmaya devam ettiğini, değişim yerine ücretsiz onarım veya bedel indirimi seçimlik haklarının söz konusu olabileceğini, değişimin dürüstlük kuralına aykırı ve orantısız sonuç doğuracağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Gerekçe: TTK 23/1-c ve TBK 223. madde düzenlemelerine göre araçtaki arıza gizli ayıp niteliğinde olup, alıcı ayıbı ortaya çıktığı tarihte derhal satıcıya bildirmekle yükümlüdür. Davacı, arıza ortaya çıkınca aracı servise götürmüş, servis tarafından arıza giderilemeyince davalılara noter ihtarı tebliğ ederek ihbar yükümlülüğünü yerine getirmiştir. Ayıp nedeniyle aracın kullanılması mümkün olmadığından ve daha önce misli ile değiştirilmesi yönündeki ihtar karşılanmadığından, seçimlik haklardan bedel iadesi talebi haklıdır. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Zamanaşımı def'inin ıslahtan sonra açıkça ileri sürülmemesi ve davanın süresinde açılması → ret
İddia: Davalı, davanın zamanaşımına uğradığını savunmuştur.
Gerekçe: Araç satın alındıktan sonra dava iki yıllık garanti ve zamanaşımı süresi içinde açılmış olup, ıslahtan sonra açıkça zamanaşımı def'inde bulunulmadığından zamanaşımı def'i yerinde değildir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Giderilemeyen gizli ayıpta ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmesi ve karşılanmayan değişim talebi üzerine bedel iadesine hükmedilebilmesi ile ıslahtan sonra açıkça ileri sürülmeyen zamanaşımı def'inin dikkate alınmaması bakımından emsal değer taşır.
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- Ayıplı mal davası, satın alma tarihinden itibaren iki yıllık garanti ve zamanaşımı süresi içinde açılmalıdır; ıslahtan sonra açıkça zamanaşımı def'i ileri sürülmezse def'i dikkate alınmaz.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gizli ayıp↗ ayıba karşı tekeffül↗ seçimlik haklar↗ bedel iadesi↗ misli ile değiştirme↗ ihbar (derhal bildirim) yükümlülüğü↗ zamanaşımı def'i↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/3233 E. , 2021/6928 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 05.12.2017 tarih ve 2014/1072 E. - 2017/1060 K. sayılı kararın davalılar vekilleri ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 19.09.2019 tarih ve 2018/612 E. - 2019/1133 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı Doğuş Otomotiv Servis ve Tic. A.Ş. vekili ile davalı Altur Otomotiv San. ve Tic. A.Ş. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Volkswagen marka, 2012 model aracı davalı Altur Otomotiv A.Ş'den 19/07/2012 tarihinde 82.962.- TL bedelle satın aldığını, 20/07/2012 tarihinde ise aracı 1.593,68 TL ilave bedel ödeyerek nano diamond ve güvenlik cam filmi ile kaplattığı, davalı Doğuş Otomotiv A.Ş.'nin aracın ithalatçısı olduğunu, aracın 14/08/2012 tarihinde 733 km'de motor uyarı ikaz lambası yanarak ve tekleyerek arıza verdiğini arızanın değişik tarihlerde 4 sefer daha tekrarlandığını yeni aracın motor revizyonunun yapılmak zorunda kalınacak kadar ayıplı olduğunu, aracın bedel farkı ödenmesi koşulu yenisiyle değiştirilmesi önerisinin reddedildiğini, davalı Altur'un aracı ikinci el olarak dahi almayı reddettiğini, davanın hukuki temelini Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un oluşturduğunu ileri sürerek aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine, bunun mümkün olmaması halinde araçta değer kaybı nedeniyle oluşan zararın davalılardan tahsiline, kararın gazetede ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili ıslah dilekçesi ile dava dilekçesindeki talebini aracın 82.962,00 TL olan bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte iadesi olarak ıslah etmiştir.
Davalı Doğuş Otomotiv A.Ş vekili; davacı tarafın aracı 1,5 yılda yaklaşık 27.000 km civarında uzun mesafeler kat ederek kullandığını, araçtan faydalandığını, davacı aracın iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarından birini kullanmasının ön
koşulunun aracın ayıplı olması ve araçtan faydalanamama olduğunu, davacının aracını halihazırda kullandığını, aracın 19/07/2012 tarihinde trafiğe çıkmış olup, 11/03/2014 tarihindeki son servis girişine göre 25.445 km yol kat ettiğini, aracın toplam 10 adet servis girişi bulunduğunu, bunlardan birinin yıllık bakım talebi diğerlerinin ise çeşitli servis ihtiyaçları ve uyarı ikaz lambaları için gerçekleştiğini, araçta tespit edilemeyen, çözülemeyen, giderilemeyen bir arıza söz konusu olmadığını, kendi kendini kontrol sisteminin çalıştığını, araca garanti hizmeti verildiğini, araçta imalattan kaynaklanan herhangi bir problem, kusur kapsamlı bir onarım veya gizli ayıbın söz konusu olmadığını, davacının aracı bu süreçte kullanmaya devam ettiğini, değişim talebinin müvekkili için ağır sonuçlar doğuracağını, araçta varsa değer kaybı miktarının tespit edilmesinin gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Altur Otomotiv A.Ş vekili; huzurdaki davanın zamanaşımına uğradığını, dava konusu araçta herhangi bir ayıp bulunmadığını, davacı yanın aracı bir buçuk yılda 27.000 km katederek yani Türkiye ortalamasının üstünde bir km ile kullandığını, davacı yanın araçtan faydalanmaya devam etmekte olup araç mevcut hali ile hizmet vermeyi sürdürmekte olduğundan davacının gerek değişim gerekse değer kaybı taleplerinde haksız olduğunu, dava konusu araçta herhangi bir ayıp bulunmadığını, davacı yanın ilk şikayeti ile müşteri memnuniyeti de gözetilerek araçta gerekli işlemlerin garanti kapsamında yerine getirildiğini, araçta giderilmeyen mevcut bir arızanın olmadığını, davacı yanca araçta bulunan görsel uyarı sisteminin çalışmasının arıza olarak neticelendirilmiş olup bu hususun kabulünün mümkün olmadığını, hiçbir suretle kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı yanın iddialarının bir an için doğru olduğu kabul edilse dahi aracın teknik durumunun, kullanımı engellemeyecek nitelikte olduğu ve bunlara dayanılarak değişim talebinde bulunulmasının dürüstlük kuralı uyarınca hukuken korunabilir olmadığı, davacının ayıp oranında bedel indirimi ve ücretsiz onarım isteme diğer seçimlik haklarını kullanması gerekliliğinin gözden kaçmaması gerektiğini ve eğer davacı iddiaları doğru kabul edilir ise değişimden ziyade ücretsiz onarım ve bedel indirimi yönünde karar verilmesini talep ettiklerini, kaldı ki aracın değişim halinin müvekkili şirket aleyhine doğuracağı zarar ile davacı lehine doğuracağı fayda arasında orantısızlık bulunduğunu, davacının kullanım süresinin uzunluğu da göz önünde bulundurulduğunda davacının sebepsiz zenginleşmesine neden olacağını, davacının aracın iadesi talebinin reddinin gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; TTK 23/1-c madde ve TBK 223. madde düzenlemesine göre araçta bulunan arıza gizli ayıp niteliğinde olduğu davacının söz konusu ayıbı ortaya çıktığı tarihte derhal satıcıya bildirmekle yükümlü olduğu, arızanın ortaya çıktığı tarihte davacının aracı servise götürdüğü, servis tarafından arıza giderilemediğinden davacının davalılara Noter ihtarı tebliğ ederek ihbar yükümlülüğünün yerine getirildiği ve ayıp nedeniyle davacının aracı kullanmasının mümkün olmadığı, davalılara daha önce aracın misli ile değiştirilmesi yönünde ihtar göndermesine rağmen talebi karşılanmamış olması nedeniyle seçimlik haklarından bedel iadesi talebinin haklı olduğu gerekçesiyle ıslah dilekçesi doğrultusunda davanın kabulüne, davacı tarafından araç için ödenen bedelin iade tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacıya, aracın ise davacı tarafından davalılara iadesine karar verilmiştir.
Karara karşı ayrı ayrı davalı vekilleri ile davacı vekili katılma yoluyla istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; davaya konu aracın 19.07.2012 tarihinde satın alındığı, ıslahtan sonra açıkça zamanaşımı defi’inde bulunulmadığı, davanın 21.04.2014 tarihinde 2 yıllık garanti ve zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı, konusunda uzman bilirkişilerden alınan denetime elverişli birbiri ile uyumlu raporlara göre aracın motor ve EPC arıza uyarı ışıklarının yanması ilk arızası için yetkili servise başvurulduğu, defalarca servise girmesine
rağmen ilk arızanın halen devam ettiği, aracın kat ettiği mesafe ve yaşının kendi segmenti de değerlendirildiğinde motor ve taşıt ömrü açısından oransal olarak çok düşük olduğu, arızanın üretimden kaynaklandığı, alındığı esnada bu ayıbın tespiti mümkün olmadığı,ayıbın gizli ayıp olduğu, arıza ve ayıp nedeniyle araçtan beklenen faydanın sağlanamadığı, bu şekilde aracın kullanılmasının mümkün olmadığı ve araçtaki arızanın giderilememesi nedeniyle davacının sözleşmeden dönme hakkını kullanmasında haklı olduğu gerekçeleriyle mahkemece TBK'nın 227. maddesi uyarınca sözleşmeden dönme ile bedele iadesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş davalılar vekillerinin istinaf başvuruları ile davacı şirketin tüketici vasfı olmadığından hükmün ilanı gerektiğine yönelik istinaf sebebi yerinde olmadığı gibi hükmün fer’isi niteliğinde bulunan bu isteğin reddi halinde karşı yan lehine vekalet ücreti takdir edilemeyeceğinden davalı Altur Otomotiv AŞ.
vekilinin bu konudaki istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı Doğuş Otomotiv Servis ve Tic. A.Ş vekili ile davalı Altur Otomotiv San. ve Tic. A.Ş vekili temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 2.833,57 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan müteselsilen alınmasına, 07/12/2021 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
1- Dava, satın alınan araçta maddi ayıp nedeniyle satıcıya karşı ayıp hükümleri, garanti verene karşı ise garanti sözleşmesinin ihlali nedeniyle açılan aynen iade veya bedelde indirim talebine ilişkindir.
2- Somut olayda, davaya konu araçta satımdan sonra ortaya çıkan maddi ayıp bulunduğu, ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğu, ayıp ve garanti sözleşmesi nedeniyle süresinde ihbarda bulunulduğu ve dava açıldığı konusunda Daire çoğunluğu ile aramızda bir görüş ayrılığı bulunmamaktadır.
3- Daire çoğunluğu tarafından davanın kabulüne ilişkin İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı davalıların istinaf isteminin reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına dair görüşlerine katılmıyorum. Şöyle ki;
4- 6098 sayılı TBK’nın 227. Maddesi uyarınca satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde alıcı: “1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.
2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme.
3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.
4. İmkan varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme” seçimlik haklarından birini kullanabilir. Alıcının genel hükümlere göre uğradığı diğer zararlar için tazminat isteme hakkı saklıdır.
5- Gerek ticari satım, gerek tüketicilere yönelik ticari olmayan satımlarda ayıp nedeniyle seçimlik hakların kullanılması yenilik doğurucu hak niteliğindedir (Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, 13. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara 2013, s. 127; Yavuz, Cevdet; Satıcının Satılanın (Malın) Ayıplarından Sorumluluğu, Beta Yayınevi, İstanbul 1989 (Satım), s. 141; Aslan, Yılmaz; 6502 sayılı Kanuna Göre Tüketici Hukuku, 4. Baskı, Ekin Yayınevi, Bursa 2014, s. 165-166; G).
6- Gerek kurucu nitelikte, gerekse bozucu nitelikte olsun yenilik doğurucu haklar kural olarak bir kez kullanılmakla tükenirler. Bu kuralın istisnası ise, tüketicinin kullandığı seçimlik yenilik doğurucu hakkının yerine getirilmemesi olup, bu durumunda Kanunun kendisine tanıdığı başka seçimlik bir hakkı kullanması mümkün olacaktır (Zevkliler, Aydın/Aydoğdu, Murat; Tüketicinin Korunması Hukuku, 3. Baskı, Seçkin Yayınevi, Ankara 2004, s. 126).
7- Seçimlik yenilik doğurucu hakların bir kez kullanılması halinde, sonradan bu seçimden dönülmesi ve başka bir seçimde bulunulabilmesi mümkün değildir (Yargıtay 11. HD'nin 08.04.2021 T. ve 2019/4094 E. – 2021/3484 K.). Seçim hakkının değiştirilmesi “ıslah” suretiyle bile mümkün olamaz (Yargıtay 11. HD'nin 11.02.2020 T. ve 2018/4145 E. – 2020/1212 K. ; Yargıtay 11. HD'nin 12.11.2019 T. ve 2019/296 E. - 2019/7125 K. ; Yargıtay 13. HD’nin 05.06.2008 tarih ve 2008/1735 E., 2008/7867 K.). Islah ancak usul işlemlerinden geri dönmeyi sağlar. Maddi hukuka dayalı yenilik doğurucu hak niteliğindeki seçimlik haklardan geri dönmeye imkan vermez.
8- Somut olayda, davacı vekili dava dilekçesiyle ayıplı aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini, bu mümkün olmaz ise “araçta ayıp nedeniyle oluşan değer kaybının tazminini” talep etmiştir. Her ne kadar hüküm tarihi itibariyle ayıplı aracın aynen yenisiyle değiştirilmesi mümkün değil ise de, ayıp nedeniyle araçta meydana gelen değer kaybının tazmini mümkün olup bu talep semenin tenzili talebi mahiyetindedir.
9- Davacı vekili yargılama sırasında ıslah dilekçesi vererek, yenilik doğurucu seçimlik hakkını “sözleşmeden dönme ve satım bedelinin iadesi” olarak değiştirmesi yukarıda açıklanan ilkeler ve yerleşmiş Yargıtay içtihatları doğrultusunda mümkün olmadığı ve davalı tarafın da hukuka aykırı şekilde yapılan ıslaha muvafakati olmadığı halde, ıslah talebi doğrultusunda karar veren İlk Derece Mahkemesi ve buna karşı istinaf isteminin esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararını doğru bulmadığımdan ve bozma kararı verilmesi gerektiğini düşündüğümden, kararı onayan Daire çoğunluğunun görüşlerine katılmıyorum.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/721364500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz