Tanıma Ve Tenfiz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/6061 E. 2021/6271 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ödeme emri tebliği↗ ödeme emri↗ savunma hakkı↗ adli yardım↗ kamu düzenine aykırılık↗ möhuk 47↗ infaz↗ kamu düzeni↗ tenfiz↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilinin temyiz istemi üzerine Yargıtay 19. Hukuk Dairesi tarafından bozulmuştur.
Bu kez davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, Polonya Varşova Asliye Mahkemesi 20. İktisat Dairesi kararının tenfizi istemine ilişkin olup, söz konusu davanın MÖHUK ve 1988 tarihli Türkiye Cumhuriyeti ile Polonya Halk Cumhuriyeti Arasında Hukuki ve Ticari Konularda Adli Yardım Sözleşmesi hükümlerine göre incelenmesi gerekir. Dosya kapsamında bulunan bilirkişi raporunda, Polonya Mahkemesince verilmiş olan kararın İhtarlı Basit Dava Usulü olarak adlandırılabileceği, Türk Hukuku’nda karşılığı olmadığı, bu usulde borçluya bir ödeme emri tebliğ edildiği ve süresinde borçlu tarafından itiraz edilmediğinden icra kararı verildiği, bu kararın davalının gıyabında verilmiş kesin ve icra kabiliyetini haiz bir kararla aynı değerde olduğu ifade edilmiştir. İhtarlı Basit Dava Usulünün duruşmasız ve kapalı yargılama şeklinde olduğu, her iki tarafın da kapalı olan bir yargılamaya çağrılmamış olmasının savunma hakkının ihlali olarak kabul edilemeyeceği belirtilmiştir. Dosya içinde bulunan, ödeme emri ile tenfizi istenen karar incelendiğinden her ikisinin de Varşova Bölge Mahkemesi 20. İktisat Dairesi tarafından verilmiş olduğu ve mahkemenin kaşesinin belge asıllarında bulunduğu görülmüştür. Polonya hukukuna göre verilmiş bir kararın sadece usul farklılığı nedeniyle kamu düzenine aykırılık oluşturduğu kabul edilemez. Davalı ödeme emrine süresi içinde itiraz ederek bu suretle uyuşmazlığın esasının inceleneceği dava sürecini başlatabilecekken bunu yapmamıştır. Davalının kabulünde olduğu üzere ödeme emri 06.04.2011 tarihinde tebliğ edilmiş, her nekadar davalı Adalet Bakanlığı aracılığıyla itiraz dilekçesi sunduğunu ifade etmiş ise de söz konusu belgeler incelendiğinde 03.05.2011 tarihli olduğu ve düzenleme tarihi itibariyle dahi itiraz süresinin geçmiş olduğu anlaşılmıştır. Kaldı ki Polonya Varşova Asliye Mahkemesi 20. İktisat Dairesi’nin 27.02.2012 tarihli “ödeme kararının anında infaz edilebilir statüsünün tanınmasına” dair kararında da davalının itirazından söz edilmediği ve bu nedenle davalı tarafça ödeme emrine süresinde, mahkeme aracılığıyla ve usulüne uygun bir itirazın da yapılmadığı anlaşılmıştır.
Dosya kapsamı ve Dairemizin emsal 17.01.2000 tarih ve 1999/9231esas- 2000/23karar sayılı ilamı da değerlendirildiğinde, bu tür kararların alacağın tahsilini hızlandıran, ilam mahiyetinde ve Türkiye’de tenfizi mümkün kararlardan olduğu, Türk Hukuku’nda karşılığının olmamasının kamu düzenine aykırılık yaratmayacağı da gözetildiğinde davaya konu Polonya Varşova Asliye Mahkemesi 20. İktisat Dairesi kararının tenfizine karar verilmesi gerekmekle, Dairemizin (Kapatılan Yargıtay 19. Hukuk Dairesi) 2018/3154e 2020/455k sayılı bozma ilamının kaldırılarak davanın kabulü yönündeki yerel mahkeme kararının onanması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2771 E. 2020/5682 K.
Ortak:ödeme emri · kamu düzenine aykırılık · kamu düzeni
İncelediğiniz karardaPolonya hukukuna göre verilmiş bir kararın sadece usul farklılığı nedeniyle «kamu düzenine aykırılık» oluşturduğu kabul edilemez.
Dosya kapsamı ve Dairemizin emsal 17.01.2000 tarih ve 1999/9231esas- 2000/23karar sayılı ilamı da değerlendirildiğinde, bu tür kararların alacağın tahsilini hızlandıran, ilam mahiyetinde ve Türkiye’de «tenfizi» mümkün kararlardan olduğu, Türk Hukuku’nda karşılığının olmamasının «kamu düzenine aykırılık» yaratmayacağı da gözetildiğinde davaya konu Polonya Varşova Asliye Mahkemesi 20.
Dosya kapsamında bulunan bilirkişi raporunda, Polonya Mahkemesince verilmiş olan kararın İhtarlı Basit Dava Usulü olarak adlandırılabileceği, Türk Hukuku’nda karşılığı olmadığı, bu usulde borçluya bir «ödeme emri tebliğ» edildiği ve süresinde borçlu tarafından itiraz edilmediğinden icra kararı verildiği, bu kararın davalının gıyabında verilmiş «kesin» ve icra kabiliyetini haiz bir kararla aynı değerde olduğu ifade edilmiştir.
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, «istinaf incelemesi» talep edilen karar hakkında istinaf talep edenin sıfatı, dilekçede belirtilen nedenler ve «kamu düzenine aykırılık» yönünden inceleme yapıldığı, takip konusu «ödeme emrinin iptaline» dair «icra hukuk» mahkemesi kararının dava tarihinden sonra verildiği, bu durumda İlk Derece Mahkemesince «davanın konusu» kalmadığından esas hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi gererkirken davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesinin doğru olmadığı, kanunun olaya uygulanmasında hata edilerek yeniden yargılama yapılmasının gerekmediği hallerde düzeltilerek yeniden esas hakkınd …
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamada, «dava konusu» takip dosyasında davalıya gönderilen «ödeme emrinin iptal» edildiği, bu kararın kesinleştiği, itirazın iptali davalarında geçerli bir ödeme emrinin olmasının dava şartı olduğu, dava konusu itibariyle geçerli bir ödeme emri olması dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İtirazın «iptali davası» devam ederken, dava ile ilgili itiraza uğramış «ödeme emrinin» «icra hukuk» mahkemesince iptal edilmesi durumunda, dava şartı gerçekleşmemiş olduğundan, İlk Derece Mahkemesince davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddi» doğru olmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ödeme emrinin iptali · icra hukuk mahkemesi · itirazın iptali davası · ilamsız icra takibi · davanın konusu · dava şartı yokluğu · istinaf incelemesi · genel kredi sözleşmesi
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, «istinaf incelemesi» talep edilen karar hakkında istinaf talep edenin sıfatı, dilekçede belirtilen nedenler ve «kamu düzenine aykırılık» yönünden inceleme yapıldığı, takip konusu «ödeme emrinin iptaline» dair «icra hukuk» mahkemesi kararının dava tarihinden sonra verildiği, bu durumda İlk Derece Mahkemesince «davanın konusu» kalmadığından esas hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi gererkirken davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesinin doğru olmadığı, kanunun olaya uygulanmasında hata edilerek yeniden yargılama yapılmasının gerekmediği hallerde düzeltilerek yeniden esas hakkınd …
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamada, «dava konusu» takip dosyasında davalıya gönderilen «ödeme emrinin iptal» edildiği, bu kararın kesinleştiği, itirazın iptali davalarında geçerli bir ödeme emrinin olmasının dava şartı olduğu, dava konusu itibariyle geçerli bir ödeme emri olması dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bu şekilde usulüne uygun olarak yapılmış «ilamsız icra takibine» borçlu tarafından süresinde itiraz edilmesi halinde, alacaklı taraf mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle «itirazın iptalini dava» edebilir.
İtirazın «iptali davası» devam ederken, dava ile ilgili itiraza uğramış «ödeme emrinin» «icra hukuk» mahkemesince iptal edilmesi durumunda, dava şartı gerçekleşmemiş olduğundan, İlk Derece Mahkemesince davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddi» doğru olmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7053 E. 2016/1130 K.
Ortak:ödeme emri
İncelediğiniz karardaDosya kapsamında bulunan bilirkişi raporunda, Polonya Mahkemesince verilmiş olan kararın İhtarlı Basit Dava Usulü olarak adlandırılabileceği, Türk Hukuku’nda karşılığı olmadığı, bu usulde borçluya bir «ödeme emri tebliğ» edildiği ve süresinde borçlu tarafından itiraz edilmediğinden icra kararı verildiği, bu kararın davalının gıyabında verilmiş «kesin» ve icra kabiliyetini haiz bir kararla aynı değerde olduğu ifade edilmiştir.
Dosya içinde bulunan, «ödeme emri» ile «tenfizi» istenen karar incelendiğinden her ikisinin de Varşova Bölge Mahkemesi 20.
Davalının kabulünde olduğu üzere «ödeme emri» 06.04.2011 tarihinde tebliğ edilmiş, her nekadar davalı Adalet Bakanlığı aracılığıyla itiraz dilekçesi sunduğunu ifade etmiş ise de söz konusu belgeler incelendiğinde 03.05.2011 tarihli olduğu ve düzenleme tarihi itibariyle dahi itiraz süresinin geçmiş olduğu anlaşılmıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, davacı tarafından yapılan takipte, birinci takip talebinde davalıya «ödeme emri» gönderildiği halde ikinci takip talebinde «donatan» ile «acentesine» ödeme emri gönderilip davalıya ödeme emrinin gönderilmediği, ikinci takiple takibin «yenilendiği», bu nedenle davalıya yeniden ödeme emrinin gönderilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
İcra takip dosyasında, borçlu olarak adı geçen davalıya da «ödeme emri» gönderilmiş ve davalının itirazı üzerine takip durmuştur.
İlk ödeme emrinde, diğer borçlu olarak gösterilen «donatanın» «acentesinin» davalı ...Nakliyat şirketi olmadığı iddiası üzerine yapılan araştırmada tespit edilen acenteye bu kez davalının da adı zikredilerek «ödeme emri» gönderilmiş, bu ödeme emri davalı adına ikinci bir ödeme emri kabul edilerek, davalı hakkındaki ilk ödeme emrinden vazgeçilip ikinci ödeme emri düzenlendiği ancak …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:navlun alacağı · donatan · rücuen tahsil · navlun · pasif husumet yokluğu · acentelik · pasif husumet · yenileme
Benzer bu karardaMahkemece, davacı tarafından yapılan takipte, birinci takip talebinde davalıya «ödeme emri» gönderildiği halde ikinci takip talebinde «donatan» ile «acentesine» ödeme emri gönderilip davalıya ödeme emrinin gönderilmediği, ikinci takiple takibin «yenilendiği», bu nedenle davalıya yeniden ödeme emrinin gönderilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Dava, «navlun alacağının» «rücuen tahsili» için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk ödeme emrinde, diğer borçlu olarak gösterilen «donatanın» «acentesinin» davalı ...Nakliyat şirketi olmadığı iddiası üzerine yapılan araştırmada tespit edilen acenteye bu kez davalının da adı zikredilerek «ödeme emri» gönderilmiş, bu ödeme emri davalı adına ikinci bir ödeme emri kabul edilerek, davalı hakkındaki ilk ödeme emrinden vazgeçilip ikinci ödeme emri düzenlendiği ancak …
İcra Müdürlüğünün «acenteye» gönderdiği «ödeme emri», daha önce takibe itiraz eden borçlu davalı hakkında ikinci bir ödeme emri niteliğinde ve ilk ödeme emrini ortadan kaldıracak ve iptali sonucunu doğuran işlem niteliğinde değildir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/6061 E. , 2021/6271 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 8. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 05.04.2018 gün ve 2017-636/183 sayılı kararı bozan Daire'nin 13.02.2020 gün ve 2018-3154/455 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili; Polonya Varşova Asliye Mahkemesi 20. İktisat Dairesi’nce ihtar usulü ile verilen 20.10.2010 tarihli ödeme kararının tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilinin temyiz istemi üzerine Yargıtay 19. Hukuk Dairesi tarafından bozulmuştur.
Bu kez davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, Polonya Varşova Asliye Mahkemesi 20. İktisat Dairesi kararının tenfizi istemine ilişkin olup, söz konusu davanın MÖHUK ve 1988 tarihli Türkiye Cumhuriyeti ile Polonya Halk Cumhuriyeti Arasında Hukuki ve Ticari Konularda Adli Yardım Sözleşmesi hükümlerine göre incelenmesi gerekir. Dosya kapsamında bulunan bilirkişi raporunda, Polonya Mahkemesince verilmiş olan kararın İhtarlı Basit Dava Usulü olarak adlandırılabileceği, Türk Hukuku’nda karşılığı olmadığı, bu usulde borçluya bir ödeme emri tebliğ edildiği ve süresinde borçlu tarafından itiraz edilmediğinden icra kararı verildiği, bu kararın davalının gıyabında verilmiş kesin ve icra kabiliyetini haiz bir kararla aynı değerde olduğu ifade edilmiştir.
İhtarlı Basit Dava Usulünün duruşmasız ve kapalı yargılama şeklinde olduğu, her iki tarafın da kapalı olan bir yargılamaya çağrılmamış olmasının savunma hakkının ihlali olarak kabul edilemeyeceği belirtilmiştir. Dosya içinde bulunan, ödeme emri ile tenfizi istenen karar incelendiğinden her ikisinin de Varşova Bölge Mahkemesi 20. İktisat Dairesi tarafından verilmiş olduğu ve mahkemenin kaşesinin belge asıllarında bulunduğu görülmüştür. Polonya hukukuna göre verilmiş bir kararın sadece usul farklılığı nedeniyle kamu düzenine aykırılık oluşturduğu kabul edilemez. Davalı ödeme emrine süresi içinde itiraz ederek bu suretle uyuşmazlığın esasının inceleneceği dava sürecini başlatabilecekken bunu yapmamıştır.
Davalının kabulünde olduğu üzere ödeme emri 06.04.2011 tarihinde tebliğ edilmiş, her nekadar davalı Adalet Bakanlığı aracılığıyla itiraz dilekçesi sunduğunu ifade etmiş ise de söz konusu belgeler incelendiğinde 03.05.2011 tarihli olduğu ve düzenleme tarihi itibariyle dahi itiraz süresinin geçmiş olduğu anlaşılmıştır. Kaldı ki Polonya Varşova Asliye Mahkemesi 20. İktisat Dairesi’nin 27.02.2012 tarihli “ödeme kararının anında infaz edilebilir statüsünün tanınmasına” dair kararında da davalının itirazından söz edilmediği ve bu nedenle davalı tarafça ödeme emrine süresinde, mahkeme aracılığıyla ve usulüne uygun bir itirazın da yapılmadığı anlaşılmıştır.
Dosya kapsamı ve Dairemizin emsal 17.01.2000 tarih ve 1999/9231esas- 2000/23karar sayılı ilamı da değerlendirildiğinde, bu tür kararların alacağın tahsilini hızlandıran, ilam mahiyetinde ve Türkiye’de tenfizi mümkün kararlardan olduğu, Türk Hukuku’nda karşılığının olmamasının kamu düzenine aykırılık yaratmayacağı da gözetildiğinde davaya konu Polonya Varşova Asliye Mahkemesi 20. İktisat Dairesi kararının tenfizine karar verilmesi gerekmekle, Dairemizin (Kapatılan Yargıtay 19. Hukuk Dairesi) 2018/3154e 2020/455k sayılı bozma ilamının kaldırılarak davanın kabulü yönündeki yerel mahkeme kararının onanması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin kabulü ile Dairemizin (Kapatılan Yargıtay 19. Hukuk Dairesi) 2018/3154e 2020/455k sayılı bozma ilamının kaldırılmasına, yerel mahkeme kararının ONANMASINA, ödediği karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyen davacıya iadesine, peşin harcın onama harcından mahsubu ile 23,40 TL'nin davalıdan alınmasına, 17/11/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, Polonya Varşova Asliye Mahkemesi 20. İktisat Dairesi’nce ihtar usulü ile verilen 20.10.2010 tarihli ödeme kararının tenfizine karar verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, yabancı mahkeme kararının verildiği ülkenin usul hukuku kurallarına tabi olduğu, kararın verilmesinde uygulanan hukukun ve bunun nasıl uygulandığının önemli olmadığı, kararın tenfizi halinde ortaya çıkan sonuçların Türk kamu düzenini ihlal edip etmediğinin önemli olduğu, tenfizi istenilen yabancı mahkeme kararının verildiği ülke açısından kendi usul kurallarına göre verildiği ve usulüne uygun olarak kesinleştirildiği gerekçesiyle anılan kararın tenfizine karar verilmiştir.
Türkiye ile Polonya Arasında Hukuki ve Ticari Konularda Adli Yardım Sözleşmesi’nin 18. maddesi, “Bu Sözleşmenin yürürlüğe girmesinden sonra verilmiş hukuki ve ticari konulardaki adli kararlar ve vukubulan sulhler, karar olarak kabul edilir”, düzenlemesini, 19. maddesi ise, “Akit Taraflardan herbiri, diğer Akit Tarafın ülkesinde verilmiş aşağıdaki kararları, bu Sözleşmede öngörülen şartlar altında tanıyacak ve tenfizine müsaade edecektir; a. Hukuki ve ticari konularda verilmiş adli kararlar, …” düzenlemesini içermektedir. Bu hükümlerde açıkça adli kararların tenfiz edilebileceği belirtilmiş olup davacı tarafça tenfizi talep edilen karar ihtar usulüne göre verilmiş olduğundan Türk Hukuku’na göre adli bir karar olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.
Herhangi bir yargılama yapılmadan ihtar usulüne göre verilmiş bir kararın adli karar olarak kabul edilmesi, kamu düzenine aykırı olacaktır.
Somut tenfiz istemi daha ayrıntılı irdelenecek olursa; Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuk Hakkında Kanun m. 50, “Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye’de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır.” Düzenlenmesini içermektedir. Bu düzenleme uyarınca tenfiz kararı verilebilmesi için öncelikle yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin verilen kesinleşmiş bir ilamın bulunması gerekmektedir. Somut olayda ise tenfiz isteyen tarafça mahkemeye başvurulmuş, Varşova Asliye Mahkemesi 20. İktisat Dairesi hakimi tarafından davalıya ödeme emri çıkartılarak, iki hafta içinde itirazda bulunulabileceği ihtar edilmiştir.
Tenfiz istemi de ödeme emrine rağmen iki hafta içinde itirazda bulunulmaması nedeniyle hâkimlikçe çıkarılan ödeme emrinin kesinleştiği yönündeki iddiaya dayanmaktadır. Bu durumda Varşova Asliye Mahkemesi 20. İktisat Dairesi hakimliğince çıkarılan ödeme emrinin kesinleşmiş olması, bu kararı teknik anlamda tenfizi kabil (yargılama sonucu verilmiş) bir ilam haline getirmemektedir. Mahkemece bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu ve hükmün açıklanan gerekçelerle bozulması gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne katılmamaktayım.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/721332700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz