Borçlu olmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4725 E. 2021/7106 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yasal karine↗ avans çeki↗ borcun ifası↗ yazılı delille ispat↗ karine↗ ticari satım↗ tasdik kararı↗ şirketin ihyası↗ kötüniyet tazminatı↗ bedelsizlik↗ kambiyo senedi↗ sicilden terkin↗ ihya↗ ispat yükü↗ ifa↗ ticari defter↗ tebligat↗ ticaret sicili↗ terkin↗ çek↗ kötüniyet↗ menfi tespit↗ dava sebebi↗ eksik inceleme↗ teslim↗ kesin hüküm↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince iddia,savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı defterlerinin dönem sonu noter kapanış onaylarına ilişkin mükellefiyetlerin ifa edilmemiş olması sebebiyle yasaya uygun tutulma şartlarının gerçekleşmediği, ispat yükü kendisine düşen davacı borçlunun iddiasını uygun delillerle kanıtlamasının gerektiği, çek ihdas sebebini ihtiva etmeyen bir kambiyo senedi ise de, ihdas sebebinin ne olduğu ve bu sebebin gerçekleşmemesi nedeniyle senedin bedelsiz kaldığı hususunun kambiyo ilişkisinin tarafları arasında geçerli delillerle kanıtlanabileceği, çekin avans olarak verildiğinin yazılı delille ispat edilmesinin gerektiği, satıcı ile alıcı borçları aynı zamanda ifa etmekle mükellef olduğundan çekin kural olarak mevcut bir borcun ifası amacıyla verildiğinin kabulü gerektiği, davacının bu karinenin aksine olarak çeklerin avans olarak verildiğini ve mal teslim edilmediğini yazılı delille ispatlayamadığı, ayrıca pos cihazından yapılan ödemelerin de ispat yükü üzerinde bulunan davacı tarafından bedelsiz kaldığının yazılı delille ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine, davacı yanın kötüniyeti ispatlanamadığından davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, çekin bir ödeme aracı olup, çeklerin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla verildiği yolunda yasal karine bulunduğu, bu durumda, davacının söz konusu çekleri mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla verdiğinin kabulünün gerektiği, yasal karinenin aksini yani çekin borç ödenmesinden başka bir amaçla verildiğini, bedelsiz bir avans çeki olduğunu iddia eden davacı tarafın bunu kesin delillerle ispatlaması gerektiği, davacı tarafın ticari defterlere göre çeklerin bedelsiz kaldığını ve davalıdan alacaklı olduğunu ileri sürmekte ise de davacı defterlerinin kapanış tasdikleri bulunmadığından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 223. maddesi gereğince sözkonusu defterlerin davacı lehine delil olmasının mümkün olmadığı, bu nedenlerle mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekilince temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Dava, ticari satım nedeniyle verilen çeklerin bedelsiz olduğu iddiasıyla açılan menfi tespit davasıdır. Davacı şirketin, 09.09.2015 tarihinde, dava devam ederken, resen sicilden silindiği, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 16.09.2015 tarihli sayısında yayınlanmış olmakla, öncelikle bu hususun değerlendirilip, davacı şirketin resen sicilden terkin edilip edilmediğinin belirlenmesi, sicilden terkin edilmişse şirketin ihya edilerek sicile tescilinin sağlanıp, tebligat yapıldıktan sonra davaya devam edilmesi gerekirken, bu hususlar yerine getirilmeksizin, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Marka hükümsüzlüğü | Marka hükümsüzlüğü | Marka iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18779 E. 2015/4506 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ücreti · temsil
Benzer bu karardaAncak, mahkemece davanın kabul edilmesine ve davacı taraf kendisini vekil ile «temsil» ettirmesine rağmen davacı yararına «vekalet ücretine» hükmedilmemesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/10818 E. 2014/937 K.
Ortak:yasal karine · karine · ticari defter · çek · teslim · e-defter
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, çekin bir ödeme aracı olup, çeklerin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla verildiği yolunda «yasal karine» bulunduğu, bu durumda, davacının söz konusu çekleri mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla verdiğinin kabulünün gerektiği, yasal karinenin aksini yani çekin borç ödenmesinden başka bir amaçla verildiğini, «bedelsiz» bir «avans çeki» olduğunu iddia eden davacı tarafın bunu «kesin» delillerle ispatlaması gerektiği, davacı tarafın «ticari defterlere» göre çeklerin bedelsiz kaldığını ve davalıdan alacaklı olduğunu ileri sürmekte ise de davacı defterlerinin kapanış «tasdikleri» bulunmadığından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 223. maddesi gereğince sözkonusu defterlerin davacı lehine delil olmasının mümkün olmadığı, bu nedenlerle mahkemece d …
İlk derece mahkemesince iddia,savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı «defterlerinin» dönem sonu noter kapanış onaylarına ilişkin mükellefiyetlerin «ifa» edilmemiş olması sebebiyle yasaya uygun tutulma şartlarının gerçekleşmediği, «ispat yükü» kendisine düşen davacı borçlunun iddiasını uygun delillerle kanıtlamasının gerektiği, «çek» ihdas «sebebini» ihtiva etmeyen bir «kambiyo senedi» ise de, ihdas sebebinin ne olduğu ve bu sebebin gerçekleşmemesi nedeniyle senedin «bedelsiz» kaldığı hususunun kambiyo ilişkisinin tarafları arasında geçerli delillerle kanıtlanabileceği, çekin avans olarak verildiğinin «yazılı delille ispat» edilmesinin gerektiği, satıcı ile alıcı borçları aynı zamanda ifa etmekle mükellef olduğundan çekin kural olarak mevcut bir «borcun ifası» amacıyla verildiğinin kabulü gerektiği, davacının bu karinenin aksine olarak çeklerin avans olarak verildiğini ve mal «teslim» edilmediğini yazılı delille ispatlayamadığı, ayrıca pos cihazından yapılan ödemelerin de ispat yükü üzerinde bulunan davacı tarafından bedelsiz kaldığının yazılı delille ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine, davacı yanın «kötüniyeti» ispatlanamadığından davalı tarafın «kötüniyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… dosya kapsamına göre; icra dosyasındaki takibe konu senette yazılı olan çeklerin, dava konusu çeklerin, davalı tarafından keşide olunduğu, ancak bu çeklerin bankaya «teslim» edilerek iptal olunduğu ve ödenmiş sayılacağı, davacı tarafından «çek» bedellerinin ödenmediği ispatlanamadığı gibi, bedeli ödenmeyen çeklerin de bankaya teslim edilerek iptali söz konusu olamayacağı, çeklerin bankaya teslim edilerek …
Mahkemece yukarıda özetlendiği gibi davaya konu alacağın davalı tarafından keşide edilen çeklerle ödendiği yolunda «yasal karine» bulunduğu ve bu karinenin aksinin davacı tarafça ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Alacaklı davacı bu konuda delil olarak tarafların «ticari defterlerine» dayanmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari defter incelemesi
Benzer bu karardaBu durumda tarafların «ticari defterlerinde inceleme» yapılmaksızın karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/2339 E. 2024/7563 K.
Ortak:borcun ifası · yazılı delille ispat · şirketin ihyası · bedelsizlik · kambiyo senedi · sicilden terkin · ihya · ispat yükü
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince iddia,savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı «defterlerinin» dönem sonu noter kapanış onaylarına ilişkin mükellefiyetlerin «ifa» edilmemiş olması sebebiyle yasaya uygun tutulma şartlarının gerçekleşmediği, «ispat yükü» kendisine düşen davacı borçlunun iddiasını uygun delillerle kanıtlamasının gerektiği, «çek» ihdas «sebebini» ihtiva etmeyen bir «kambiyo senedi» ise de, ihdas sebebinin ne olduğu ve bu sebebin gerçekleşmemesi nedeniyle senedin «bedelsiz» kaldığı hususunun kambiyo ilişkisinin tarafları arasında geçerli delillerle kanıtlanabileceği, çekin avans olarak verildiğinin «yazılı delille ispat» edilmesinin gerektiği, satıcı ile alıcı borçları aynı zamanda ifa etmekle mükellef olduğundan çekin kural olarak mevcut bir «borcun ifası» amacıyla verildiğinin kabulü gerektiği, davacının bu karinenin aksine olarak çeklerin avans olarak verildiğini ve mal «teslim» edilmediğini yazılı delille ispatlayamadığı, ayrıca pos cihazından yapılan ödemelerin de ispat yükü üzerinde bulunan davacı tarafından bedelsiz kaldığının yazılı delille ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine, davacı yanın «kötüniyeti» ispatlanamadığından davalı tarafın «kötüniyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
… sicilden silindiği, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 16.09.2015 tarihli sayısında yayınlanmış olmakla, öncelikle bu hususun değerlendirilip, davacı şirketin resen «sicilden terkin» edilip edilmediğinin belirlenmesi, sicilden terkin edilmişse «şirketin ihya» edilerek sicile tescilinin sağlanıp, «tebligat» yapıldıktan sonra davaya devam edilmesi gerekirken, bu hususlar yerine getirilmeksizin, «eksik incelemeyle» yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, çekin bir ödeme aracı olup, çeklerin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla verildiği yolunda «yasal karine» bulunduğu, bu durumda, davacının söz konusu çekleri mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla verdiğinin kabulünün gerektiği, yasal karinenin aksini yani çekin borç ödenmesinden başka bir amaçla verildiğini, «bedelsiz» bir «avans çeki» olduğunu iddia eden davacı tarafın bunu «kesin» delillerle ispatlaması gerektiği, davacı tarafın «ticari defterlere» göre çeklerin bedelsiz kaldığını ve davalıdan alacaklı olduğunu ileri sürmekte ise de davacı defterlerinin kapanış «tasdikleri» bulunmadığından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 223. maddesi gereğince sözkonusu defterlerin davacı lehine delil olmasının mümkün olmadığı, bu nedenlerle mahkemece d …
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, yapılan yargılama sonucunda, davacı «defterlerinin» dönem sonu noter kapanış onaylarına ilişkin mükellefiyetlerin «ifa» edilmemiş olması sebebiyle yasaya uygun tutulma şartlarının gerçekleşmediği, «ispat yükü» kendisine düşen davacı borçlunun iddiasını uygun delillerle kanıtlamasının gerektiği, «çek» ihdas «sebebini» ihtiva etmeyen bir «kambiyo senedi» ise de, ihdas sebebinin ne olduğu ve bu sebebin gerçekleşmemesi nedeniyle senedin «bedelsiz» kaldığı hususunun kambiyo ilişkisinin tarafları arasında geçerli delillerle kanıtlanabileceği, çekin avans olarak verildiğinin «yazılı delille ispat» edilmesinin gerektiği, satıcı ile alıcı borçları aynı zamanda ifa etmekle mükellef olduğundan çekin kural olarak mevcut bir «borcun ifası» amacıyla verildiğinin kabulü gerektiği, davacının bu karinenin aksine olarak çeklerin avans olarak verildiğini ve mal «teslim» edilmediğini yazılı delille ispatlayamadığı, ayrıca pos cihazından yapılan ödemelerin de ispat yükü üzerinde bulunan davacı tarafından bedelsiz kaldığının yazılı delille ispatlanamadığı gözönünde bulundurularak ispatlanamayan davanın reddine, davacı yanın «kötü niyeti» ispatlanamadığından davalı tarafın «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine dair hüküm kurulduğu, bu hükmün “davacı şirketin ... dava devam ederken, resen sicilden silindiği, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 16.09.2015 tarihli sayısında yayınlanmış olmakla, öncelikle bu hususun değerlendirilip, davacı şirketin resen «sicilden terkin» edilip edilmediğinin belirlenmesi, sicilden terkin edilmişse «şirketin ihya» edilerek sicile tescilinin sağlanıp, «tebligat» yapıldıktan sonra davaya devam edilmesi gerekirken, bu hususlar yerine getirilmeksizin, «eksik incelemeyle» yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir...” şeklinde bozulduğu, davacı şirketin işbu dosya ile sınırlı olarak ihyasına karar verildiği …
… ki aşamalarının anlatıldığı bölümünde 28.12.2016 tarih ve 2014/630 E., 2016/1465 K. sayılı kararın gerekçesine yer verilmiş bilahare devamında, davanın ve davalının «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine dair hüküm kurulduğu ve Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf itirazlarının esastan reddedildiği, Dairemizin 13.12.2021 tarih, 2020/4725 E., 2021/7106 K. sayılı ilamı ile “.... davacı şirket «sicilden terkin» edilmişse «şirketin ihya» edilerek sicile tescilinin sağlanıp, «tebligat» yapıldıktan sonra davaya devam edilmesi gerekirken, bu hususlar yerine getirilmeksizin, «eksik incelemeyle» yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmamasından” kararın bozulduğu, bozma ilamına uyulduğu, ilam doğrultusunda davacı şirketteki hak sahiplerine şirketin ihyası konusunda dava açmak üzere 2 haftalık «kesin süre» verildiği, şirketin ihyasına dair karar alındığı, «tasfiye memuru» atandığı, bozma gerekçesi yapılan eksikliklerin tamamlandığı belirtildikten sonra bozma ilamı ve bozma ilamına uyulması nedeniyle oluşan müktesep haklar ve kesinleşen yönler dikkate alınarak davanın reddine karar verilmiştir. “Bir mahkemenin Temyiz Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verme mükellefiyeti meydana gelir ve bu itibarla mahkemenin sonraki hükmünün bozmada gösterilen esaslara aykırı bulunması, usule uygun sayılamaz ve bozma sebebidir, meğer ki bu aykırılık sadece bozma kararında gösterilen bir usul kaidesine ilişkin bulunsun ve «son» kararın neticesini değiştirecek bir mahiyet arz etmesin.
Dairemizin 13.12.2021 tarih, 2020/4725 E., 2021/7106 K. sayılı bozma ilamının davacı şirketin «terkin» edildiğinin anlaşılması halinde «ihyası» ile sicile tescilinin sağlanmasından sonra yargılamaya devam edilmesine ilişkin olduğu, davacının temyiz itirazlarının incelenmediği, dosyanın esası yönünden davalı yararına «müktesep hak» teşkil eden ve kesinleşen bir hususun bulunmadığı, bozma kararı verilmesiyle önceki kararın tamamen ortadan kalktığı gözetilerek Mahkemece gerekçe oluşturmak suret …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müktesep hak · kesin süre · kötü niyet tazminatı · tasfiye memuru · kötü niyet · havale · ek tasfiye · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… ki aşamalarının anlatıldığı bölümünde 28.12.2016 tarih ve 2014/630 E., 2016/1465 K. sayılı kararın gerekçesine yer verilmiş bilahare devamında, davanın ve davalının «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine dair hüküm kurulduğu ve Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf itirazlarının esastan reddedildiği, Dairemizin 13.12.2021 tarih, 2020/4725 E., 2021/7106 K. sayılı ilamı ile “.... davacı şirket «sicilden terkin» edilmişse «şirketin ihya» edilerek sicile tescilinin sağlanıp, «tebligat» yapıldıktan sonra davaya devam edilmesi gerekirken, bu hususlar yerine getirilmeksizin, «eksik incelemeyle» yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmamasından” kararın bozulduğu, bozma ilamına uyulduğu, ilam doğrultusunda davacı şirketteki hak sahiplerine şirketin ihyası konusunda dava açmak üzere 2 haftalık «kesin süre» verildiği, şirketin ihyasına dair karar alındığı, «tasfiye memuru» atandığı, bozma gerekçesi yapılan eksikliklerin tamamlandığı belirtildikten sonra bozma ilamı ve bozma ilamına uyulması nedeniyle oluşan müktesep haklar ve kesinleşen yönler dikkate alınarak davanın reddine karar verilmiştir. “Bir mahkemenin Temyiz Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verme mükellefiyeti meydana gelir ve bu itibarla mahkemenin sonraki hükmünün bozmada gösterilen esaslara aykırı bulunması, usule uygun sayılamaz ve bozma sebebidir, meğer ki bu aykırılık sadece bozma kararında gösterilen bir usul kaidesine ilişkin bulunsun ve «son» kararın neticesini değiştirecek bir mahiyet arz etmesin.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, yapılan yargılama sonucunda, davacı «defterlerinin» dönem sonu noter kapanış onaylarına ilişkin mükellefiyetlerin «ifa» edilmemiş olması sebebiyle yasaya uygun tutulma şartlarının gerçekleşmediği, «ispat yükü» kendisine düşen davacı borçlunun iddiasını uygun delillerle kanıtlamasının gerektiği, «çek» ihdas «sebebini» ihtiva etmeyen bir «kambiyo senedi» ise de, ihdas sebebinin ne olduğu ve bu sebebin gerçekleşmemesi nedeniyle senedin «bedelsiz» kaldığı hususunun kambiyo ilişkisinin tarafları arasında geçerli delillerle kanıtlanabileceği, çekin avans olarak verildiğinin «yazılı delille ispat» edilmesinin gerektiği, satıcı ile alıcı borçları aynı zamanda ifa etmekle mükellef olduğundan çekin kural olarak mevcut bir «borcun ifası» amacıyla verildiğinin kabulü gerektiği, davacının bu karinenin aksine olarak çeklerin avans olarak verildiğini ve mal «teslim» edilmediğini yazılı delille ispatlayamadığı, ayrıca pos cihazından yapılan ödemelerin de ispat yükü üzerinde bulunan davacı tarafından bedelsiz kaldığının yazılı delille ispatlanamadığı gözönünde bulundurularak ispatlanamayan davanın reddine, davacı yanın «kötü niyeti» ispatlanamadığından davalı tarafın «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine dair hüküm kurulduğu, bu hükmün “davacı şirketin ... dava devam ederken, resen sicilden silindiği, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 16.09.2015 tarihli sayısında yayınlanmış olmakla, öncelikle bu hususun değerlendirilip, davacı şirketin resen «sicilden terkin» edilip edilmediğinin belirlenmesi, sicilden terkin edilmişse «şirketin ihya» edilerek sicile tescilinin sağlanıp, «tebligat» yapıldıktan sonra davaya devam edilmesi gerekirken, bu hususlar yerine getirilmeksizin, «eksik incelemeyle» yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir...” şeklinde bozulduğu, davacı şirketin işbu dosya ile sınırlı olarak ihyasına karar verildiği …
… zarlamasını yaptığını, müvekkilinin davalıdan aldığı ve alacağı kömürün bedelini davalıya ait ancak müvekkilinde bulunan pos cihazlarında çekilmek, çekler verilmek, «havale» yapmak, elden makbuz yoluyla ödeme yapmak suretiyle ödediğini, bu ödemelerin toplamının karşılığı miktarında davalının müvekkiline kömür «teslim» etmediğini, davacının bu kömürün kendisine teslimini ya da fazla paranın iadesini beklerken davalının elindeki çeklerin bir kısmını Konya 12.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının bedelini ödeyip de almadığı bir kömürün bulunmadığını, davacının borçlarını «tasfiye» için dava konusu çekleri keşide ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/4725 E. , 2021/7106 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ GAZİANTEP BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 28.12.2016 tarih ve 2014/630 E. - 2016/1465 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 19.12.2019 tarih ve 2018/1368 E- 2019/1635 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasındaki kömür ticaretine istinaden davacı şirketin davalıdan çeşitli dönemlerde aldığı ve alacağı kömür bedellerine karşılık davalıya ait olan ve müvekkilinde bulunan çeşitli bankalara ait pos cihazlarından çekilmek suretiyle, çekler verilmek, banka havaleleri yapılmak, elden makbuz karşılığı ödemeler yapmak suretiyle ödemeler yaptığını, ancak müvekkilinin yapmış olduğu ödemelerin karşılığı olan kömürün davalı tarafından müvekkiline teslim edilmediğini,davalının elinde bulunan çekler nedeniyle davacı hakkında icra takibi başlattığını ileri sürerek; çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespiti ile %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 20.000.- TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının talep ettiği kömürlerin teslim edilmediği yönündeki tüm iddialarının haksız ve yersiz olduğunu, davacı borçlunun borçlarını tasfiye etmek amacıyla çekleri keşide ettiğini savunarak davanın reddi ile % 40'tan az olmamak üzere tazminata karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince iddia,savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı defterlerinin dönem sonu noter kapanış onaylarına ilişkin mükellefiyetlerin ifa edilmemiş olması sebebiyle yasaya uygun tutulma şartlarının gerçekleşmediği, ispat yükü kendisine düşen davacı borçlunun iddiasını uygun delillerle kanıtlamasının gerektiği, çek ihdas sebebini ihtiva etmeyen bir kambiyo senedi ise de, ihdas sebebinin ne olduğu ve bu sebebin gerçekleşmemesi nedeniyle senedin bedelsiz kaldığı hususunun kambiyo ilişkisinin tarafları arasında geçerli delillerle kanıtlanabileceği, çekin avans olarak verildiğinin yazılı delille ispat edilmesinin gerektiği, satıcı ile alıcı borçları aynı zamanda ifa etmekle mükellef olduğundan çekin kural olarak mevcut bir borcun ifası amacıyla verildiğinin kabulü gerektiği, davacının bu karinenin aksine olarak çeklerin avans olarak verildiğini ve mal teslim edilmediğini yazılı delille ispatlayamadığı, ayrıca pos cihazından yapılan ödemelerin de ispat yükü üzerinde bulunan davacı tarafından bedelsiz kaldığının yazılı delille ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine, davacı yanın kötüniyeti ispatlanamadığından davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, çekin bir ödeme aracı olup, çeklerin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla verildiği yolunda yasal karine bulunduğu, bu durumda, davacının söz konusu çekleri mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla verdiğinin kabulünün gerektiği, yasal karinenin aksini yani çekin borç ödenmesinden başka bir amaçla verildiğini, bedelsiz bir avans çeki olduğunu iddia eden davacı tarafın bunu kesin delillerle ispatlaması gerektiği, davacı tarafın ticari defterlere göre çeklerin bedelsiz kaldığını ve davalıdan alacaklı olduğunu ileri sürmekte ise de davacı defterlerinin kapanış tasdikleri bulunmadığından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 223. maddesi gereğince sözkonusu defterlerin davacı lehine delil olmasının mümkün olmadığı, bu nedenlerle mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekilince temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Dava, ticari satım nedeniyle verilen çeklerin bedelsiz olduğu iddiasıyla açılan menfi tespit davasıdır. Davacı şirketin, 09.09.2015 tarihinde, dava devam ederken, resen sicilden silindiği, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 16.09.2015 tarihli sayısında yayınlanmış olmakla, öncelikle bu hususun değerlendirilip, davacı şirketin resen sicilden terkin edilip edilmediğinin belirlenmesi, sicilden terkin edilmişse şirketin ihya edilerek sicile tescilinin sağlanıp, tebligat yapıldıktan sonra davaya devam edilmesi gerekirken, bu hususlar yerine getirilmeksizin, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 13/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/721190300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz