6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Menfi tespit

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/2339 E. 2024/7563 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
borcun ifası yazılı delille ispat müktesep hak şirketin ihyası bedelsizlik kambiyo senedi sicilden terkin ihya kesin süre kötü niyet tazminatı tasfiye memuru ispat yükü ifa içtihadı birleştirme kararı kötü niyet havale tebligat ticaret sicili ek tasfiye iflas terkin çek menfi tespit dava sebebi eksik inceleme teslim kesin hüküm e-defter i̇i̇k 72/son

Atıf yapılan mevzuat: İİK — İİK 72 · HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının kömür toptancılığı, müvekkilinin ise toptancıdan aldığı kömürün perakende pazarlamasını yaptığını, müvekkilinin davalıdan aldığı ve alacağı kömürün bedelini davalıya ait ancak müvekkilinde bulunan pos cihazlarında çekilmek, çekler verilmek, havale yapmak, elden makbuz yoluyla ödeme yapmak suretiyle ödediğini, bu ödemelerin toplamının karşılığı miktarında davalının müvekkiline kömür teslim etmediğini, davacının bu kömürün kendisine teslimini ya da fazla paranın iadesini beklerken davalının elindeki çeklerin bir kısmını Konya 12. İcra Müdürlüğünün 2010/11668 E. sayılı dosyası ile takibe koyduğunu ileri sürerek toplam 100.000,00 USD bedelli üç adet çek ve toplam 267.000,00 TL bedelli üç adet çekten dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini, %40 oranından aşağı olmamak üzere davalının tazminata mahkum edilmesini, teslim edilmeyen kömürler sebebiyle şimdilik 20.000,00 TL’nin tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının bedelini ödeyip de almadığı bir kömürün bulunmadığını, davacının borçlarını tasfiye için dava konusu çekleri keşide ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, yapılan yargılama sonucunda, davacı defterlerinin dönem sonu noter kapanış onaylarına ilişkin mükellefiyetlerin ifa edilmemiş olması sebebiyle yasaya uygun tutulma şartlarının gerçekleşmediği, ispat yükü kendisine düşen davacı borçlunun iddiasını uygun delillerle kanıtlamasının gerektiği, çek ihdas sebebini ihtiva etmeyen bir kambiyo senedi ise de, ihdas sebebinin ne olduğu ve bu sebebin gerçekleşmemesi nedeniyle senedin bedelsiz kaldığı hususunun kambiyo ilişkisinin tarafları arasında geçerli delillerle kanıtlanabileceği, çekin avans olarak verildiğinin yazılı delille ispat edilmesinin gerektiği, satıcı ile alıcı borçları aynı zamanda ifa etmekle mükellef olduğundan çekin kural olarak mevcut bir borcun ifası amacıyla verildiğinin kabulü gerektiği, davacının bu karinenin aksine olarak çeklerin avans olarak verildiğini ve mal teslim edilmediğini yazılı delille ispatlayamadığı, ayrıca pos cihazından yapılan ödemelerin de ispat yükü üzerinde bulunan davacı tarafından bedelsiz kaldığının yazılı delille ispatlanamadığı gözönünde bulundurularak ispatlanamayan davanın reddine, davacı yanın kötü niyeti ispatlanamadığından davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine dair hüküm kurulduğu, bu hükmün “davacı şirketin ... dava devam ederken, resen sicilden silindiği, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 16.09.2015 tarihli sayısında yayınlanmış olmakla, öncelikle bu hususun değerlendirilip, davacı şirketin resen sicilden terkin edilip edilmediğinin belirlenmesi, sicilden terkin edilmişse şirketin ihya edilerek sicile tescilinin sağlanıp, tebligat yapıldıktan sonra davaya devam edilmesi gerekirken, bu hususlar yerine getirilmeksizin, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir...” şeklinde bozulduğu, davacı şirketin işbu dosya ile sınırlı olarak ihyasına karar verildiği, bozma gerekçesi yapılan eksikliklerin tamamlandığı, bozma ilamına uyulması nedeniyle oluşan müktesep haklar ve kesinleşen yönlerin dikkate alındığı gerekçesiyle davanın reddine, davacı yanın kötü niyeti ispatlanamadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.

IV. TEMYİZ İNCELEMESİ

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 297 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi.

2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 72 nci maddesi.

3. Değerlendirme

İlk Derece Mahkemesince Dairemizin bozma ilamına uyulduktan sonra kararın dosyanın önceki aşamalarının anlatıldığı bölümünde 28.12.2016 tarih ve 2014/630 E., 2016/1465 K. sayılı kararın gerekçesine yer verilmiş bilahare devamında, davanın ve davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine dair hüküm kurulduğu ve Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf itirazlarının esastan reddedildiği, Dairemizin 13.12.2021 tarih, 2020/4725 E., 2021/7106 K. sayılı ilamı ile “.... davacı şirket sicilden terkin edilmişse şirketin ihya edilerek sicile tescilinin sağlanıp, tebligat yapıldıktan sonra davaya devam edilmesi gerekirken, bu hususlar yerine getirilmeksizin, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmamasından” kararın bozulduğu, bozma ilamına uyulduğu, ilam doğrultusunda davacı şirketteki hak sahiplerine şirketin ihyası konusunda dava açmak üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, şirketin ihyasına dair karar alındığı, tasfiye memuru atandığı, bozma gerekçesi yapılan eksikliklerin tamamlandığı belirtildikten sonra bozma ilamı ve bozma ilamına uyulması nedeniyle oluşan müktesep haklar ve kesinleşen yönler dikkate alınarak davanın reddine karar verilmiştir.

“Bir mahkemenin Temyiz Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verme mükellefiyeti meydana gelir ve bu itibarla mahkemenin sonraki hükmünün bozmada gösterilen esaslara aykırı bulunması, usule uygun sayılamaz ve bozma sebebidir, meğer ki bu aykırılık sadece bozma kararında gösterilen bir usul kaidesine ilişkin bulunsun ve son kararın neticesini değiştirecek bir mahiyet arz etmesin. Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince muamele yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisi lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usuli müktesep hak yahut usule ait müktesep hak denilmektedir. Usul Kanunumuzda bu şekildeki usule ait müktesep hakka ilişkin açık bir hüküm konulmuş değilse de Temyizin bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan gayesi ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar gayesine dahi ermek üzere kabul edilmiş bulunması bakımından usule ait müktesep hak müessesesi; usul kanununun dayandığı ana esaslardandır ve amme intizamıyla da ilgilidir.

Gerçekten, mahkemenin doğru bularak uyduğu ve yahut kanun gereğince uymak zorunda olduğu bozma kararı ile dava, usul ve kanuna uygun bir çığıra sokulmuş demektir. Buna aykırı karar verilmesi, usul ve kanuna uygunluktan uzaklaşılması manasına gelir ki, böyle bir netice asla kabul edilemez” (09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı).

Dairemizin 13.12.2021 tarih, 2020/4725 E., 2021/7106 K. sayılı bozma ilamının davacı şirketin terkin edildiğinin anlaşılması halinde ihyası ile sicile tescilinin sağlanmasından sonra yargılamaya devam edilmesine ilişkin olduğu, davacının temyiz itirazlarının incelenmediği, dosyanın esası yönünden davalı yararına müktesep hak teşkil eden ve kesinleşen bir hususun bulunmadığı, bozma kararı verilmesiyle önceki kararın tamamen ortadan kalktığı gözetilerek Mahkemece gerekçe oluşturmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken 6100 sayılı Kanun'un 297 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine aykırı şekilde gerekçe ihtiva etmeyen hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

2.Bozma sebebine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Cezai şart

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7595 E. 2017/6146 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2024/2339 E.  ,  2024/7563 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2022/75 Esas, 2024/66 Karar

HÜKÜM

Davanın reddi

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen menfi tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının kömür toptancılığı, müvekkilinin ise toptancıdan aldığı kömürün perakende pazarlamasını yaptığını, müvekkilinin davalıdan aldığı ve alacağı kömürün bedelini davalıya ait ancak müvekkilinde bulunan pos cihazlarında çekilmek, çekler verilmek, havale yapmak, elden makbuz yoluyla ödeme yapmak suretiyle ödediğini, bu ödemelerin toplamının karşılığı miktarında davalının müvekkiline kömür teslim etmediğini, davacının bu kömürün kendisine teslimini ya da fazla paranın iadesini beklerken davalının elindeki çeklerin bir kısmını Konya 12. İcra Müdürlüğünün 2010/11668 E. sayılı dosyası ile takibe koyduğunu ileri sürerek toplam 100.000,00 USD bedelli üç adet çek ve toplam 267.000,00 TL bedelli üç adet çekten dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini, %40 oranından aşağı olmamak üzere davalının tazminata mahkum edilmesini, teslim edilmeyen kömürler sebebiyle şimdilik 20.000,00 TL’nin tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının bedelini ödeyip de almadığı bir kömürün bulunmadığını, davacının borçlarını tasfiye için dava konusu çekleri keşide ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, yapılan yargılama sonucunda, davacı defterlerinin dönem sonu noter kapanış onaylarına ilişkin mükellefiyetlerin ifa edilmemiş olması sebebiyle yasaya uygun tutulma şartlarının gerçekleşmediği, ispat yükü kendisine düşen davacı borçlunun iddiasını uygun delillerle kanıtlamasının gerektiği, çek ihdas sebebini ihtiva etmeyen bir kambiyo senedi ise de, ihdas sebebinin ne olduğu ve bu sebebin gerçekleşmemesi nedeniyle senedin bedelsiz kaldığı hususunun kambiyo ilişkisinin tarafları arasında geçerli delillerle kanıtlanabileceği, çekin avans olarak verildiğinin yazılı delille ispat edilmesinin gerektiği, satıcı ile alıcı borçları aynı zamanda ifa etmekle mükellef olduğundan çekin kural olarak mevcut bir borcun ifası amacıyla verildiğinin kabulü gerektiği, davacının bu karinenin aksine olarak çeklerin avans olarak verildiğini ve mal teslim edilmediğini yazılı delille ispatlayamadığı, ayrıca pos cihazından yapılan ödemelerin de ispat yükü üzerinde bulunan davacı tarafından bedelsiz kaldığının yazılı delille ispatlanamadığı gözönünde bulundurularak ispatlanamayan davanın reddine, davacı yanın kötü niyeti ispatlanamadığından davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine dair hüküm kurulduğu, bu hükmün “davacı şirketin ...

dava devam ederken, resen sicilden silindiği, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 16.09.2015 tarihli sayısında yayınlanmış olmakla, öncelikle bu hususun değerlendirilip, davacı şirketin resen sicilden terkin edilip edilmediğinin belirlenmesi, sicilden terkin edilmişse şirketin ihya edilerek sicile tescilinin sağlanıp, tebligat yapıldıktan sonra davaya devam edilmesi gerekirken, bu hususlar yerine getirilmeksizin, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir...” şeklinde bozulduğu, davacı şirketin işbu dosya ile sınırlı olarak ihyasına karar verildiği, bozma gerekçesi yapılan eksikliklerin tamamlandığı, bozma ilamına uyulması nedeniyle oluşan müktesep haklar ve kesinleşen yönlerin dikkate alındığı gerekçesiyle davanın reddine, davacı yanın kötü niyeti ispatlanamadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.

IV. TEMYİZ İNCELEMESİ

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 297 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi.

2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 72 nci maddesi.

3. Değerlendirme

İlk Derece Mahkemesince Dairemizin bozma ilamına uyulduktan sonra kararın dosyanın önceki aşamalarının anlatıldığı bölümünde 28.12.2016 tarih ve 2014/630 E., 2016/1465 K. sayılı kararın gerekçesine yer verilmiş bilahare devamında, davanın ve davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine dair hüküm kurulduğu ve Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf itirazlarının esastan reddedildiği, Dairemizin 13.12.2021 tarih, 2020/4725 E., 2021/7106 K. sayılı ilamı ile “.... davacı şirket sicilden terkin edilmişse şirketin ihya edilerek sicile tescilinin sağlanıp, tebligat yapıldıktan sonra davaya devam edilmesi gerekirken, bu hususlar yerine getirilmeksizin, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmamasından” kararın bozulduğu, bozma ilamına uyulduğu, ilam doğrultusunda davacı şirketteki hak sahiplerine şirketin ihyası konusunda dava açmak üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, şirketin ihyasına dair karar alındığı, tasfiye memuru atandığı, bozma gerekçesi yapılan eksikliklerin tamamlandığı belirtildikten sonra bozma ilamı ve bozma ilamına uyulması nedeniyle oluşan müktesep haklar ve kesinleşen yönler dikkate alınarak davanın reddine karar verilmiştir.

“Bir mahkemenin Temyiz Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verme mükellefiyeti meydana gelir ve bu itibarla mahkemenin sonraki hükmünün bozmada gösterilen esaslara aykırı bulunması, usule uygun sayılamaz ve bozma sebebidir, meğer ki bu aykırılık sadece bozma kararında gösterilen bir usul kaidesine ilişkin bulunsun ve son kararın neticesini değiştirecek bir mahiyet arz etmesin. Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince muamele yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisi lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usuli müktesep hak yahut usule ait müktesep hak denilmektedir.

Usul Kanunumuzda bu şekildeki usule ait müktesep hakka ilişkin açık bir hüküm konulmuş değilse de Temyizin bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan gayesi ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar gayesine dahi ermek üzere kabul edilmiş bulunması bakımından usule ait müktesep hak müessesesi; usul kanununun dayandığı ana esaslardandır ve amme intizamıyla da ilgilidir.

Gerçekten, mahkemenin doğru bularak uyduğu ve yahut kanun gereğince uymak zorunda olduğu bozma kararı ile dava, usul ve kanuna uygun bir çığıra sokulmuş demektir. Buna aykırı karar verilmesi, usul ve kanuna uygunluktan uzaklaşılması manasına gelir ki, böyle bir netice asla kabul edilemez” (09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı).

Dairemizin 13.12.2021 tarih, 2020/4725 E., 2021/7106 K. sayılı bozma ilamının davacı şirketin terkin edildiğinin anlaşılması halinde ihyası ile sicile tescilinin sağlanmasından sonra yargılamaya devam edilmesine ilişkin olduğu, davacının temyiz itirazlarının incelenmediği, dosyanın esası yönünden davalı yararına müktesep hak teşkil eden ve kesinleşen bir hususun bulunmadığı, bozma kararı verilmesiyle önceki kararın tamamen ortadan kalktığı gözetilerek Mahkemece gerekçe oluşturmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken 6100 sayılı Kanun'un 297 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine aykırı şekilde gerekçe ihtiva etmeyen hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

2.Bozma sebebine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.

V. SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesince verilen kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 24.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1089564300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.