6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Şirket birleşmesinde ayrılma akçesinin gerçek değere uygunluğu istinafı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/816 E. 2025/1092 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Alacakistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ EmsalHak düşürücü süre

Gerekçe özeti

TTK 191 ve 141. maddeleri kapsamında açılan denkleştirme (ayrılma akçesi) davasında, ayrılma akçesinin gerçek/yaşayan şirket değerine denk gelip gelmediği, birleşmenin gerçekleştiği tarihteki şirket değeri esas alınarak incelenir; değerleme, yargılama aşamasındaki keşif tarihine göre değil, birleşme tarihine göre yapılır. Bu husus, limited şirket ortağının çıkma payı davasından (TTK 641 vd.) farklıdır ve denkleştirme akçesi davasında kanun koyucunun amacı yargılama süresi içinde oluşacak değer artışını ortağa kazandırmak değildir.

Ele alınan sorunlar

Ayrılma akçesinin gerçek değere uygun belirlenip belirlenmediği → ret

İddia: Davacı, davalı şirketin bilişim şirketi olduğu halde inşaat şirketiymiş gibi değerlendirme yapıldığını, yaşayan şirket değerinin (indirgenmiş nakit akış yöntemiyle) esas alınmadığını, taşınmazların gerçek değerinin (emsal satışlar ve keşif tarihi itibarıyla) düşük belirlendiğini, bu nedenle ayrılma akçesinin eksik hesaplandığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK 141/2 uyarınca şirket birleşmelerinde azlığın ortaklıktan çıkarılması (squeeze-out merger) imkânı tanınmış, TTK 191/1 ile de ayrılma karşılığının uygun belirlenmemesi halinde ortağa denkleştirme akçesi davası açma hakkı verilmiştir. TTK 141/1 gerekçesinde 'gerçek değer'in hesaplanmasında 'yaşayan bir şirket' esas alınmasının ratio legis gereği olduğu belirtilmiştir; bu, 141/2 için de geçerlidir. Bu davada mahkemece ayrılma akçesinin uygun belirlenip belirlenmediği, değerlemenin doğru yapılıp yapılmadığı, değişim oranını ciddi biçimde etkileyecek değerleme hatalarının bulunup bulunmadığı, akçenin şirketin gerçek değerine denk gelip gelmediği araştırılır; uygun belirlenmediği saptanırsa uygun bir denkleştirme akçesinin ödenmesine karar verilir. Somut olayda devralan şirketin yegâne aktifi olan 40 adet taşınmazın değeri SPK lisanslı şirket tarafından değerlenmiş, bilirkişilerce bilançoda şirket değeri bu esasa göre belirlenmiştir; birleşme tarihinde oluşturulan açılış bilançosunda başkaca bir malvarlığı saptanmamış, davacı da aksi yönde delil sunmamıştır. Ayrılma akçesi istemli davalarda değerleme birleşme tarihine göre yapılır; eldeki dava TTK 641 vd. maddelerine göre limited şirket ortaklığından çıkma payı davası olmadığından, taşınmaz değerinin yargılama aşamasındaki keşif tarihi itibarıyla tespit edilmesi mümkün değildir. Aksi kabul edilirse, birleşme kapsamında çıkarılan her ortağın davasında yargılama süresi geçtikçe ayrılma akçesinin şirketin saptadığı tutardan yüksek çıkması muhtemel olur ki, TTK 191 kapsamındaki denkleştirme akçesi davasında kanun koyucunun amacı bu değildir. Uzman görüşünde belirtilen hususların doktrinde ve yargı uygulamasında tartışmalı, genel kabul görmeyen konular olduğu değerlendirilmiş, davacının değerleme yöntemine ve keşif tarihine ilişkin itirazları bu nedenlerle reddedilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Şirket tarafından yapılan stopaj kesintisinin ayrılma akçesinden mahsubu → ret

İddia: Davacı, vergi mevzuatına ilişkin hesaplamanın hatalı yapıldığını, Ümraniye Vergi Dairesi özelgesinin bu hususu doğruladığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Vergi dairesi yazısı dikkate alındığında, davacıya ödeme yapmış olan şirketin vergi kesintisi yapmak durumunda olduğu ve bu miktarın esasen davacı üzerinde kalması gerektiği kabul edilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

İlk derece kararının gerekçe yeterliliği → ret

İddia: Davacı, kararın gerekçesiz ve vakıayla örtüşmeyen içerikte olduğunu, davalının bilişim şirketi olarak tarif edilmesine rağmen inşaat şirketiymiş gibi hatalı bilirkişi raporuna göre karar verildiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Kararın gerekçesine yönelik istinaf nedeninin yerinde olmadığı, kararın yeterli gerekçeyi içerdiği tespit edilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Şirket birleşmesi nedeniyle ortaklıktan çıkarılan azınlık ortağın ayrılma akçesinin gerçek değere uygunluğunun denetiminde, değerlemenin birleşme tarihi esas alınarak yapılması gerektiği ve limited şirket çıkma payı davasındaki keşif tarihi esaslı değerlemenin bu davada uygulanamayacağı yönündeki tespit, TTK 191 kapsamındaki denkleştirme akçesi davaları için bölgesel ikna edici bir emsal niteliği taşımaktadır.

Usul tespitleri

Hak düşürücü süre
TTK 191/1 uyarınca denkleştirme akçesi davası, birleşme kararının Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilanından itibaren iki ay içinde açılabilir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
denkleştirme akçesi ayrılma akçesi squeeze-out merger yaşayan şirket değeri gerçek değer birleşme (TTK 141, 191) eskalasyon stopaj/vergi sorumlusu

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 191/1TTK 191/2TTK 191/3TTK 191/4TTK 140/2TTK 141/1TTK 141/2TTK 151/5

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/816

KARAR NO 2025/1092

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 19/01/2022

NUMARASI 2019/1072 Esas - 2022/41 Karar

DAVA

Alacak (Şirket Ortaklığından Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ 19/08/2019

İSTİNAF KARAR TARİHİ 03/07/2025

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkilinin 250.000-TL sermayeli ... A.Ş.'nin %0,57 oranında hissedarı olduğunu, müvekkilinin usulsüz şekilde ve kötü niyetle ortaklıktan çıkartıldığını.. AŞ'nin, ... A.Ş. ile yeni kuruluş şeklinde aktif ve pasifleriyle tasfiyesiz infisah yoluyla birleşme yoluyla davalı... A.Ş.'nin kurulduğu; ...AŞ.'nin resen terkininin 19/06/2019' tarihinde tescil, 25/06/2019' tarihinde ilan edildiği; birleşme işleminin ... AŞ'nin 17/05/2019 tarihli olağanüstü genel kurulunda onaylandığı, genel kurul gündeminin ilan edilmesine rağmen tutanağın ilan edilmediğini, müvekkilinin usulüne uygun çağrılmadığını, bu şekilde müvekkilinin katılımının, oy kullanmasının ve muhalefet şerhini zabta geçirmesinin engellendiğini;

18/06/2019 tarihinde... AŞ'nin müvekkilinin hesabına "...A.Ş. ... ayrılma akçesi" açıklamasıyla 117.979,64-TL gönderdiğini, fakat bu miktarın daha yüksek olması gerektiğini, şirketin Ümraniye'deki taşınmazı için yaptığı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında pek çok bağımsız bölüm aldığını, bu taşınmazların değeri olduğundan düşük gösterilerek şirketin malvarlığının da düşük belirlendiğini, böylece müvekkiline ödenen çıkma payının da olması gerekenden az belirlendiğini; sözleşme kapsamında... AŞ yöneticilerinin şirketi zarara uğrattıklarını, bu nedenle müvekkilinin yöneticiler aleyhine İstanbul Anadolu 4. ATM'nin 2018/350 esas sayılı dosyasıyla sorumluluk davası açtığını, o davanın kabulü halinde şirkete ödenecek olan tazminatın da bu davaya konu ayrılma akçesi hesap edilirken dikkate alınması gerektiğini ileri sürerek, belirsiz alacak davası kapsamında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 10.000-TL'nin ortaklıktan ayrılma tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

TALEP ARTIRIM

Davacı vekili 16/11/2021 tarihli dilekçesiyle, belirsiz alacak davası kapsamında dava dilekçesinde talep ettikleri 10.000-TL talep miktarını 45.379-TL daha artırarak, toplam 55.379-TL'nin davalıdan tahsilini istemiştir.

CEVAP

Davalı vekili, davacıya usulüne uygun davet yapılmasına rağmen davacının olağanüstü genel kurula katılmadığını; birleşme işleminin ve bu kapsamda yapılan davacının ortaklıktan çıkarılarak ayrılma akçesi ödenmesinin TTK hükümlerine uygun yerine getirildiğini, davacının 0/0000 57 oranındaki hissesine düşen ayrılma akçesinin dört ayrı SPK onaylı şirket raporu alınarak en yüksek bedelin hesaplandığını ve ödendiğini; alacaklı olduğu iddia edilen davacının herhangi bir ihtirazi kayıt koymadan 117.979,64-TL'yi tahsil ettiğini ve davacı ile şirket ortakları arasındaki karşılıklı güvenin kaybedildiği için ortaklıktan çıkarma kararının verildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, bilirkişi heyetinin 06/10/2021 tarihli ek raporunda davacının taşınmaz değerlemelerine yaptığı tüm itirazların karşılandığı, hem devralan hem de devreden şirketin kayıtları ve mal varlığının rayiç değeri nazara alındığında davacıya eksik bir ödeme yapılmadığının belirlendiği; davacının vergiye dair itirazlarının da üçüncü ek raporda karşılandığı, gelir vergisi mevzuatı kapsamında şirketin davacının çıkma payı için brüt 136.155,26-TL beyan ederek 20.423,29-TL stopaj vergisini ödediğini, davalı tarafından ödenen bu tutarın davacıya ödenecek tutardan indirilmesinin gerektiği; taşınmazların değerinin, değerleme yapıldığı tarihteki rayicine göre belirlendiği; Yargıtay 11. HD'nin 2012/9745 E.

ve 2014/1527 K. sayılı ilamında taşınmaz değerinin TEFE oranlarına göre geriye doğru eskale edilmeyerek tespitinin uygun bulduğunu, taşınmazların değerinin keşif tarihi itibariyle belirlenmesi yönündeki davacı talebinin yerinde olmadığı; davaya konu ayrılma akçesinin birleşmenin hukuki geçerlilik kazanmasıyla birlikte muaccel hale geldiği, bunun da birleşme kararının sicile tescil edildiği tarih olduğu;Yargıtay kararlarında ayrılma akçesi hesabında şirket mal varlığının rayiç değeri üzerinden hesaplama yapılmasının kabul edildiği, davacının ileri sürdüğü yöntemlerin davalı şirket bakımından uygulanabilirliğinin bulunmadığı, inşaat işi yapan davalı şirketin mal varlığıyla hayatta olan bir şirket olduğu, bir bilişim şirketi için farklı değerlendirme yapılabileceği;

sonuç olarak tüm dosya kapsamı ve denetime uygun bulunan 3. ek bilirkişi raporuna göre davacıya eksik bir ödeme yapılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine ve yargı giderinin TTK 191/3'e göre davalı şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, davalı bilişim şirketi olduğu halde, davalı bilişim şirketi değilmiş gibi içerikte gerekçesiz ve vakıayla örtüşmeyen bir karar verildiğini, gerekçede müvekkilin iddialarının haklı olduğu tespit edilirken, hükmün vakıayla ilgisiz ve müvekkilinin aleyhine olduğunu, gerekçede davalı şirket tarif edilerek müvekkilinin belirttiği yöntemlerin uygulanması gerektiği kabul edilmesine rağmen şirket sadece inşaat şirketiymiş gibi hatalı ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna göre karar verildiğini; dosyaya emsal olarak sunulan, ayrıca belediye ve tapu müdürlüğünce dosyaya bildirilen, aynı binada yer alan 9 adet emsal tapu satış senedi fiyatlarının yüksek olması nedeniyle bilirkişiler tarafından yapılan değerlendirme neticesinde hesaplamaya dahil edilmediğini, en düşük değerdeki taşınmaz satışlarının dikkate alındığını, bilirkişi raporundaki taşınmazların fiziken bulundukları kat, dolayısıyla gerçek şerefiyelerinin doğru olmadığını;

yaşayan şirket değeri, şirketin mevcut potansiyeli, faaliyeti, marka değeri, müşteri portföyü, yakın gelecekteki iş kapasitesinin hiçbir şekilde değerlendirilmediğini, gelir bazlı/indirgenmiş nakit akış yöntemiyle herhangi bir hesaplama yapılmadan,şirketin defter değerinin altında bir rayiç hesaplaması yapılarak itirazları karşılanmadan yerleşik içtihat ve İstanbul BAM 14. HD'nin 2018/664 E., 2019/302 K. sayılı ve 28/02/2019 tarihli kararının tam aksi yönde hesaplama yapılarak rapor düzenlendiğini; ilk üç raporda vergi konusuna değinilmediğini, son raporda taraflarınca tespit edilen hataların sadece bazılarını kısmen düzelttiklerini, bu kısmi ve sınırlı düzeltmeyi yaptıklarında dahi sonucun müvekkili lehine çıktığını ama hatalı bir sonuca ulaştıklarını, Ümraniye Vergi Dairesinden aldıkları Özelge'de bu hususun tespit edildiğini;

bilirkişi raporu ile sundukları uzman görüşünün çeliştiğini; bilirkişiler tarafından düzenlenen raporlara ilişkin olarak müvekkil tarafından İstanbul Bilirkişilik Bölge Kurulu'na yapılan şikayetin derdest olduğunu; müvekkilinin anayasal adil ve makul sürede yargılanma hakkı, mülkiyet hakkı ve gerekçeli karar haklarının ihlal edildiğini; Almanca ve telif hakları uzmanı bilirkişinin hukukçu bilirkişi olarak atanarak raporun hükme esas alınmasının doğru olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, şirket birleşmesi kapsamında yeni şirkete ortak olarak alınmayan davacının, kendisine ödenen çıkma payı bedelinin az olduğundan bahisle mahkemece ödenmesi gereken miktarın tespiti ile müvekkiline verilmesi istemine ilişkindir.TTK'nın birleşme, bölünme ve tür değiştirmeye ilişkin ortak hükümleri düzenleyen "Ortaklık paylarının ve ortaklık haklarının incelenmesi" başlıklı 191. maddesi "(1) Birleşmede, bölünmede ve tür değiştirmede ortaklık paylarının ve ortaklık haklarının gereğince korunmamış veya ayrılma karşılığının uygun belirlenmemiş olması hâlinde, her ortak, birleşme, bölünme veya tür değiştirme kararının Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilanından itibaren iki ay içinde, söz konusu işlemlere katılan şirketlerden birinin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, uygun bir denkleştirme akçesinin saptanmasını isteyebilir.

Denkleştirme akçesinin belirlenmesinde 140 ıncı maddenin ikinci fıkrası uygulanmaz. (2) Davacı ile aynı hukuki durumda bulunmaları hâlinde, mahkeme kararı, birleşmeye, bölünmeye veya tür değiştirmeye katılan şirketlerin tüm ortakları hakkında da hüküm doğurur. (3) Davanın giderleri devralan şirkete aittir. Özel durumların haklı göstermesi hâlinde, mahkeme giderleri kısmen veya tamamen davacıya yükletilebilir. (4) Ortaklık paylarının veya ortaklık haklarının korunmasını inceleme davası birleşme, bölünme veya tür değiştirme kararının geçerliliğini etkilemez." ve maddede atıf yapılmış (birleşmeye ilişkin) "Ortaklık payının ve haklarının korunması" başlıklı 140. maddesinin ikinci fıkrası "Ortaklık paylarının değişim oranları belirlenirken, devrolunan şirketin ortaklarına tahsis olunan ortaklık paylarının gerçek değerlerinin onda birini aşmaması şartıyla, bir denkleştirme ödenmesi öngörülebilir.";

şirket birleşmelerine ilişkin "Ayrılma akçesi" başlıklı 141. maddesi "(1) Birleşmeye katılan şirketler, birleşme sözleşmesinde, ortaklara, devralan şirkette, pay ve ortaklık haklarının iktisabı ile iktisap olunacak şirket paylarının gerçek değerine denk gelen bir ayrılma akçesi arasında seçim yapma hakkı tanıyabilirler. (2) Birleşmeye katılan şirketler birleşme sözleşmesinde, sadece ayrılma akçesinin verilmesini öngörebilirler." şeklinde düzenlenmiştir.Somut olayda davacının 0,0057 (on binde 57) oranında hissedar olduğu (devrolunan) ... AŞ.'nin (devrolunan) .... A.Ş. ile birleşmek suretiyle davalı (devralan) ... AŞ. kurulmuş; 19/06/2019 tarihinde devrolunan her iki şirketin de birleşme nedeniyle infisah ettikleri ve 5 ortaklı olarak kurulan devralan davalı şirket de tescil edilmiş, bu hususlar 25/06/2019 tarihinde ...'de ilan edilmiştir.

Eldeki dava da TTK'nın 191/1. maddesine göre 2 aylık süre içinde 19/08/2019 tarihinde açılmıştır. ... A.Ş.'nin 17/05/2019 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında, (232.950-TL/250.000-TL sermaye) 10.000 adet hisseden 9.318 adet hissenin katılım sağladığı, davacının katılmadığı, şirketin... AŞ ile yeni kurulacak... A.Ş.'yle yeni kuruluş şeklinde birleşmesine; mali müşavir tarafından hazırlanan birleşme raporunun ve birleşme sözleşmesinin onaylanmasına; birleşme raporunda ayrıntılı bir şekilde belirtildiği üzere şirketin (1.425/250.000) on binde 57 oranında hissedarı olan davacıya 117.979,64-TL ayrılma akçesi ödenerek ortaklıktan çıkarılmasına ve... A.Ş.'nin esas sözleşmesinin onaylanmasına oy birliğiyle karar verilmiştir.

Toplam 11 sayfadan oluşan "Yeni Kuruluş Şeklinde Birleşme Raporu" başlıklı 20/03/2019 tarihli belgede, devrolunan şirketlerin bilanço ve finansal bilgilerinin gösterildiği; davacının devreden şirketteki 1.425-TL sermayesi karşılığında 1.97801 hisse değişim katsayısına göre yeni kurulacak şirketteki sermayesinin 1.706,87-TL ve 0,56896 hisseye tekabül ettiği; devreden şirket özvarlığına göre davacının ayrılma akçesinin 117.979,40-TL, devrolunan şirket özvarlığına göre ise ayrılma akçesinin 117.979,64-TL olarak hesaplandığı görülmüştür.Davacıya 18/06/2019 tarihinde yani şirket birleşmesinin tescilinden bir gün önce 117.979,64-TL banka havalesiyle ayrılma payı ödenmiştir.Davacı işbu davada ayrılma akçesinin gerçek değerine uygun şekilde hesaplanmadığını, ödemenin az olduğunu iddia ederek, ortaklıktan ayrılma tarihi itibariyle ödenmesi gereken gerçek ayrılma akçesinin belirlenmesini, alacağın ayrılma tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek ticari faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiş, dava değerini belirsiz alacak davası kapsamında şimdilik 10.000-TL olarak göstermiş ve 16/11/2021 tarihli talep artırım dilekçesiyle toplam 55.379-TL'nin davalıdan tahsilini istemiştir.Yargılama aşamasında bilirkişi heyetinden kök ve üç adet ek rapor alınmış, mahkemece 06/10/2021 tarihli 3.

ek rapora göre davanın reddine karar verilmiştir. Söz konusu ek raporda taraf vekillerinin itirazları kapsamında yapılan değerlendirmede davacının ayrılma payının belirlenmesi amacıyla devralan şirketin 19/06/2019 tarihli bilançosuna ayrılma payının hesaplanacağı, davalıya ait 40 adet taşınmazın değerinin davalının sunduğu Şubat 2019 dönemine ait SPK lisanslı taşınmaz değerleme firması tarafından yapılmış değerleme raporundaki değerlerin Mayıs 2019 dönemi değerlemesinin yapıldığı,Yargıtay 11. HD'nin 2012/9745 E. ve 2014/1527 K. sayılı ilamına göre geriye doğru eskalasyon yapılmayarak hesaplanacağı; Gelir Vergisi Kanunu'nun vergi sorumlusuna ilişkin hükümleri çerçevesinde davalının ödediği ayrılma akçesinden Gelir Vergisinden Muaf Olanlara Dağıtılan 75.

maddenin 1, 2 ve 3. bentlerindeki kar paylarının ilgili hükümlerine göre %15 stopaj yaparak muhtasar beyannameyle beyan etmesi gerektiğinin, davalının ödeme tutarı 117.979,64-TL'den nominal sermaye tutarı 1.425-TL ve Sermaye Düzeltmesi Olumlu Farkları hesabından payına düşen tutar için ödenen 232,03-TL K.V. mahsubu sonucunda 822,67-TL mahsup edilmesiyle bulunan 115.731,97-TL’yi brütleştirerek Nisan-Haziran/2019 Muhtasar Vergi Beyannamesinde brüt 136.155,26-TL beyan ederek 20.423,29-TL stopaj vergisi ödediği; bu tutarın davacıya ödenecek tutardan indirilmesi gerektiği, bu hususların Maliye Bakanlığı ...'in 14/08/2015 tarihli ve ...-... sayılı ...'sine göre belirlendiği; devalan şirketin 19/06/2019 tarihli açılış bilançosuna göre eskale edilmeden şirket değerinin 20.690.597,03-TL'ye göre davacının ayrılma payının 117.720,53-TL (eskale edilerek 24.559.597,03-TL'ye göre 139.733,46-TL) olarak belirlendiği;

davacıya 18/06/2019 tarihinde 117.979,64-TL ödendiği, bu ödeme gözetilerek %19,50 faiz üzerinden 19/06/2019'dan dava tarihi olan 19/08/2019 tarihine kadar faiz alacağının bulunmadığı (eskalasyon hesabına göre 47,69-TL faiz alacağının bulunduğu) görüş olarak bildirilmiştir.Davacı vekili 3. ek bilirkişi raporuna karşı sunduğu 26/10/2021 tarihli itiraz dilekçesinde, şirket değerinin yanlış yöntemle belirlendiğini, "yaşayan şirket değeri"nin esas alınması gerektiğini, onda da indirgenmiş nakit akımları yönteminin kullanılması gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca 16/11/2021 tarihli talep artırım dilekçesinde, bilirkişilerin keşif tarihi 21/12/2020 itibariyle "şirketin yegane aktifi olan" taşınmazların değerinin 29.930.400-TL olduğunu 3.

ek raporun 6. sayfasında tespit ettiklerini, ancak bu değeri bilançoya yerleştirmediklerini, bu tutarın bilançoya yerleştirilmesi neticesinde bulunacak değerin TTK ve içtihatlara göre "yaşayan şirket değeri"ne en yakın değer olacağını, bunun sonucunda özkaynağın 30.413.699-TL, müvekkiline ödenmesi gereken ayrılma akçesi tutarının 173.358-TL olduğundan, bu tutardan ödenen 117.979,64-TL düşüldüğünde, denkleştirme akçesi tutarı 55.379-TL olduğunu belirtmiştir.Davacı vekili ayrıca Ümraniye Vergi Dairesi'ne yapmış olduğu başvuruya istinaden adına düzenlenen 29/11/2021 tarihli cevabi yazıyla, ilgili vergi mevzuatı anlatıldıktan sonra şirket tarafından vergi sorumlusu sıfatıyla 136.155,26-TL brüt tutar üzerinden %15 oranında gelir vergisi stopajı yapılarak beyan edilmesi gerektiği ifade edilmiştir.Mahkemece 3.

ek bilirkişi heyet raporuna göre Yargıtay 11. HD'nin raporda belirtilen ilamına göre taşınmazlar için geçmişe yönelik eskalasyon yapılmaması gerektiği, davacıya 117.720,53-TL ayrılma akçesi ödenmesi gerektiği ve 117.979,64-TL ödendiğinden davacının bir alacağının bulunmadığı, bu ödeme kapsamında şirketin ödediği vergi kalemlerinin davacının alacağından düşülmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.TTK'nın 141/2. maddesine göre şirket birleşmelerinde, mevcut oy hakkının %90'ının olumlu oylarıyla (151/5. madde) birleşen ortaklıklara devrolunan ortaklıktaki azlığın çıkarılması (squeeze-out merger) imkanı verilmiştir. Mülga 6762 sayılı TTK'da bulunmayan bu müessese 6102 sayılı TTK ile hukukumuza gelmiş olup, mevcut ortaklıktaki paylar ile hakların birleşmeyle meydana gelen şirkette de aynen devam ettiği şeklinde tanımlanan ilkenin istisnasını oluşturmaktadır.

TTK'nın 141. maddesinin 1. fıkrasında seçim hakkı olarak ayrılma akçesi, 2. fıkrasında ise davaya konu olan zorunlu ayrılma akçesi düzenlenmiştir. Ortak iktisap edilecek paylardan mahrum kaldığı için TTK 141/1'de belirtildiği üzere, ayrılma akçesi devrolunan şirket paylarının gerçek değerine denk gelen bir miktarı ifade etmektedir. Hükmün gerekçesinde, fıkra metnindeki "gerçek değer"in hesaplanmasında "yaşayan bir şirket"in esas alınmasının ratio legis gereği olduğu belirtilmiştir. Aynı husus 2. fıkra için de geçerlidir. İşte çıkarılan ortağın hakkının korunması amacıyla TTK'nın 191. maddesinin 1. fıkrasında birleşmede, ayrılma karşılığının uygun belirlenmemiş olması hâlinde, ortağın mahkemeden, uygun bir denkleştirme akçesinin saptanmasını isteyebileceği;

2. fıkrasında ortaklık paylarının veya ortaklık haklarının korunmasını inceleme davasının (doktrinde "denkleştirme davası" olarak da kullanılmaktadır) birleşmenin geçerliliğini etkilemeyeceği kabul edilmiştir. Bu davada mahkemece ayrılma akçesinin uygun belirlenip belirlenmediği, değerlemenin doğru yapılıp yapılmadığı, değişim oranını ciddi biçimde etkileyecek değerleme hatalarının olup olmadığı, akçenin şirketin gerçek değerine denk gelip gelmediği araştırılacak, uygun belirlenmediği saptanırsa mahkemece uygun bir denkleştirme akçesinin davacı ortağa ödenmesine karar verilecektir (Açıklamalar için bkz. Tekinalp, Ünal: Birleşmede Ayrılma Akçesi, Regesta, Yıl: 2012, Cilt:1, Sayı: 2, s.22-27; İpekel Kayalı, Ferna: Türk Ticaret Kanununa Göre Birleşmeler, 2014 İstanbul, s.261-286;

Bozgeyik, Hayri/Işın, Şule: Anonim Şirket Birleşmelerinde Ayrılma Akçesi, Kırıkkkale Hukuk Mecmuası, C: 4 S: 1, Nisan 2024, s.344-359). Doktrinde şirket değeri tespitinin defter değeri, pazar değeri, tasfiye değeri ve gerçek değer; değerlemenin düzeltilmiş defter değeri yöntemi, hisse senetleri ve borçları değerleme yöntemi, karma yöntem ve iskonto edilmiş nakit akımları yöntemi gibi yöntemlerle yapılabileceği belirtilmiştir.Yaşayan şirket değeri, işletmeler açısından genel kabul gören yöntemler ve ilkeler uyarınca araştırılıp ortaya konan değer olarak tanımlanmaktadır. İşleyen teşebbüs değeri olarak da ifade edilen değer, şirketin tek tek varlıklarının toplamı ile sınırlı olmayan ayrıca parayla ölçülmesi zor olan değerlerin de eklenmesi ile hesaplanan değeri ifade etmektedir.

Ayrılma akçesinin hesaplanmasında birleşme tarihinin esas alınmasının isabetli olacağı değerlendirilmektedir (Açıklamalar için bkz. Bakırcı, Sadiye Sıla: Şirketler Hukukunda Birleşme İşlemleri Sebebiyle Ayrılma Akçesi, YL Tez, 2020, s.208-245; Özatlan, Yurdal: Anonim Şirket Birleşmelerinde Ortaklık Paylarının Ve Ortaklık Haklarının İncelenmesi Davası; YL Tez, 2012, s.40-64).Yukarıdaki açıklamalardan hareketle devralan şirketin yegane aktifi olduğu belirlenen 40 adet taşınmazın değeri SPK lisanslı şirket tarafından değerlemeleri yapılmak suretiyle bilirkişilerce bilançoda şirketin değeri belirlenmiştir. Gerçek yani yaşayan şirket değerinin tespiti anlamında iki şirketin infisah ederek yeni kurulmuş davalı şirketin, ayrılma akçesinin hesabına esas yani birleşmenin yapıldığı tarihte oluşturulmuş açılış bilançosunda başkaca bir malvarlığı saptanmamış, davacı tarafından da aksi yönde bir delil sunulmamıştır.

Söz konusu taşınmazların değerinin yargılama aşamasındaki keşif tarihi itibariyle tespit edilen değer olarak kabul edilmesi imkanı da bulunmamaktadır. Zira eldeki dava, davacının istinaf dilekçesinde dayandığı BAM kararındaki gibi TTK'nın 641 vd. maddelerine göre limited şirket ortaklığından çıkarılan ortağın çıkma payı için açılmış bir dava değildir. Ayrılma akçesi istemli davalarda karar tarihine en yakın tarih itibariyle çıkma payı belirlenirken, eldeki davada birleşme raporunda şirketlerin belirlediği ayrılma akçesinin birleşme tarihine göre uygun olarak belirlenip belirlenmediği incelenmektedir. Aksi halde birleşme kapsamında çıkarılan her ortağın açtığı davada, yargılama süreci içinde belirli bir süre geçeceğinden ayrılma akçesinin şirketin saptadığı tutardan yüksek çıkması pek muhtemeldir.

Yukarıda da görüldüğü gibi kanun koyucu 191. maddeye göre açılacak denkleştirme akçesi davasında böyle bir sonucu amaçlamamıştır.Kararın gerekçesine yönelik istinaf nedeninin yerinde olmadığı kararın yeterli gerekçeyi içerdiği; uzman görüşünde belirtilen hususların doktrinde ve yargı uygulamasında tartışmalı genel olarak kabul görmeyen konular olduğu; vergi dairesi yazısı dikkate alındığında davacıya ödeme yapmış şirketin vergi kesintisi yapmak durumunda olduğu ve o miktarın esasen davacı üzerinde kalmasının gerektiği, dolayısıyla somut olay kapsamında ayrılma akçesinin tespiti yerinde bulunmuştur.Açıklanan nedenlerle, davanın reddine dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,7‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 03/07/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/72085 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.