6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İrade sakatlığı iddiasıyla açılan sözleşme iptali davasında hak düşürücü süre

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2025/1453 E. 2025/1561 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Diğer / sınıflanamadıistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ EmsalHak düşürücü süre

Davacının nitelemesi: Maddi Tazminat mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Hile veya aldatma sebebiyle sözleşmenin iptali talep edildiğinde, TBK 39 uyarınca bir yıllık hak düşürücü süre, tarafın hileyi/aldatmayı öğrendiği andan itibaren işlemeye başlar; bu öğrenme tarihi, ilgili iddialarla arabuluculuğa başvurulan tarih olarak kabul edilebilir ve bu tarihten bir yıl sonra açılan dava hak düşürücü süre nedeniyle reddedilir. Ayrıca noter huzurunda düzenlenen devir senedinde bedelin alındığının ikrar edilmesi halinde, bu ikrarın aksini ispat yükü ikrar eden tarafa aittir ve bu husus kesin delille ispatlanmalıdır.

Ele alınan sorunlar

Hisse devir sözleşmesinin hile/aldatma nedeniyle iptali talebinde bir yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı → ret

İddia: Davacı vekili, davalının oğlunun şirket muhasebesini yöneterek müvekkilinin şirketin gerçek mali durumundan haberdar olmasını engellediğini, müvekkilinin hastalığından ve yaşlılığından faydalanılarak hisselerin gerçek değerinin altında bir bedelle devrinin sağlandığını, bilirkişi incelemesi yapılmadan davanın reddedildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Gerekçe: TBK'nın 36. maddesine göre taraflardan biri diğerinin aldatması sonucu sözleşme yapmışsa bununla bağlı değildir. TBK'nın 39. maddesine göre yanılma veya aldatma sebebiyle sözleşme yapan taraf, bunu öğrendiği andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiğini geri istemezse sözleşmeyi onamış sayılır; bu bir yıllık süre hak düşürücü süre niteliğindedir. Somut olayda davacı, şirketin gerçek mali durumunun kendisinden gizlendiğini ve hisselerinin değerinden düşük bedelle devredildiğini ileri sürmüş, hisse devir bedelinin kendisine ödenmediğini iddia ederek arabuluculuğa başvurmuştur. Davacının hileye uğrayarak iradesinin sakatlandığını en geç bu iddialarla arabuluculuğa başvurduğu 02/04/2022 tarihinde öğrenmiş sayılacağı, davanın ise 15/05/2024 tarihinde açıldığı, dolayısıyla bir yıllık hak düşürücü sürenin dolmasından sonra davanın açıldığı sonucuna varılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Noter devir senedinde hisse bedelinin alındığının ikrarı ve bunun aksinin ispatı → ret

Gerekçe: Noter devir senedinde şirket hisse devir bedelini aldığını ikrar eden davacı, bedeli almadığını ancak kesin delille ispat edebilir; dosyada bu ikrarın aksini ispatlayan bir delil sunulmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Hile/aldatma nedeniyle sözleşmenin iptali talebinde TBK 39'daki bir yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcının, tarafın ilgili iddialarla arabuluculuğa başvurduğu tarih olarak kabul edilmesi ve noter senedinde bedel alındığına ilişkin ikrarın aksinin kesin delille ispatlanması gerektiği yönündeki değerlendirmeler açısından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Usul tespitleri

Hak düşürücü süre
Hile, yanılma veya korkutma sebebiyle sözleşme yapan taraf, bunu öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan itibaren bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiğini geri istemezse sözleşmeyi onamış sayılır; TBK 39'daki bu bir yıllık süre hak düşürücü süre niteliğindedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hile/aldatma nedeniyle sözleşmenin iptali irade sakatlığı hak düşürücü süre arabuluculuk başvurusu noter senedinde ikrar ispat yükü

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 36TBK 39

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2025/1453

KARAR NO 2025/1561

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 25/03/2025

NUMARASI 2024/348 Esas 2025/228 Karar

DAVA

Sözleşmenin İptali

DAVA TARİHİ 15/05/2024

İSTİNAF KARAR TARİHİ 08/10/2025

Davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkilinin kardeşi davalı Kadir ... ile 08.11.2000 tarihinde servis hizmeti vermek amacıyla ... Dayanıklı Tüketim Malları Teknik Servis Hiz. Ltd. Ştini kurduğunu, ardından 27.02.2001 tarihinde iki kardeşin ... Dayanklı Tüketim Malları Teknik Servis Hizmetleri Ltd Ştinin kurulduğunu ... şirketi karlı bir şekilde çalışırken ... şirketinin ticari olarak başarılı olamadığını müvekkilinin durumdan "... şirketine muhasebeci olarak Kadir ...'nın oğlu yerleştirildiği için" farkında olmadığını,davalı Kadir ...'nın oğlu; müvekkilinin, şirketin gelir gider durumundan haberdar olmasını engellediğini, müvekkillinin elindeki tek aracın Kadir ... tarafından ... Şirketine tahsis edilmesi için müvekkilinden istendiğini, aracın şirkete devrinin ardından müvekkilline araç kiralandığını ancak aracın kira sözleşmesi bittiğinde müvekkili elindeki aracından olduğunu, kar eden şirketteki müvekkili payları Noterde düzenlenen pay devri sözleşmesi ile gerçek bedelinden düşük bir şekilde 227.500-TL bedelle 03.02.2020 tarihinde Kadir ...'na devredildiğini, aynı gün yani 18.08.2022 tarihinde pasif durumdaki şirketteki Kadir ...'nın paylarının da müvekkiline 107.500-TL bedelle devredildiğini, davalı Kadir ...'nın, aktif durumundaki şirkette tek yetkili olduğunu, pasif durumdaki şirketteki paylarını da müvekkiline devrettiğini,pay devri bedeli olan 227.500-TLyi ödemediğini hisselerin gerçek değerinden düşük bir bedelle devredildiğinin de ...

şirketinin ticari kayıtlarının incelenmesiyle ortaya çıkacağını, ... şirketine ait pay adet beheri 25-TL olarak ilan edilmiş olsa da böyle bir şirketin aktif değerinin daha yüksek olduğunu hisselerin gerçek değerinin altında devredilmesi sebebiyle 03.02.2020 tarihli, 03932 yevmiye numaralı hisse devir sözleşmesinin iptalini, fazlaya ilişkin ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 25.000-TL'lik zararın işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan tazminine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalılar vekili ; taraflar arasında noter huzurunda yapılmış bir sözleşme bulunduğunu, hangi iptal sebebine dayandığını dava dilekçesinde açıklamadığını , kanunun öngördüğü unsurlara uygun olan söz konusu bir işlemin, işlemi gerçekleştiren taraflardan birinin iradesinin sakat olması sebebiyle hükümsüz olması şeklinde olduğunu, bu iptal sebebini butlandan farklı olarak herkesin ileri süremeyeceğini, hak düşürücü süre içinde iptal sebebi ileri sürülebileceğini ve Hakimin iptal sebebini re’sen dikkate almayacağını, bu nedenle davacı tarafın hangi iptal sebebine dayandığını açıklayıp davayı somutlaştırmadığından davanın reddine karar verilmesini, TBK nın sözleşmelerin irade sakatlıkları nedeniyle iptal edilebilmesi için sebeplerin;

aldatma, yanılma, korkutma, aşırı yararlanma (gabin) olduğunu, TBK m. 39'a göre sözleşmenin aldatma, yanılma ya da korkutma hallerinden biri nedeniyle iptali isteniyorsa bu durumun öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde talep edilmesi gerektiğini, gabin (aşırı yararlanma) iddiasında zarar gören kişi bu hakkını düşüncesiz davrandığını ya da deneyimsizliğine kurban gittiğini fark ettiği ya da zor durumun bittiği tarihten itibaren bir yıl içinde kullanabileceğini, davacının arabulucuya başvurduğu tarihin 02.04.2022 olduğunu, sözleşme tarihinin 03.02.2020 olduğunu ve davanın açıldığı tarihin ise 15.05.2024 olduğunu, davacının 03.02.2020 sözleşme tarihinde iptal sebebini bilmediği düşünülse dahi 02.04.2022 tarihinde arabuluculuk başvurusunda bulunarak iptal sebebini bildiğini açıkça ifade ettiğini, ileri sürülebilecek aldatma, yanılma, korkutma ve gabin iddialarının tamamı için zaman aşımı ve hak düşürücü sürelerin geçtiğini, haksız ve hukuka aykırı taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLKDERECEMAHKEMEKARARI

Mahkemece, davacı tarafın, dolandırılarak gerçek değerinin çok altında bir bedelle davalı şirketteki hisselerini davalı Kadir ...'ya devrettiğini ve hisse devir bedelinin de noter senedinde aksi yazmasına rağmen kendisine ödenmediğini iddia ettiği, davalı şirketin gerçek değeri konusunda hileye uğrayarak iradesinin sakatlandığını, en geç bu iddialarla arabuluculuk yoluna başvurduğu tarih olan 02/04/2022 tarihinde öğrenmiş sayılacağı, davanın açıldığı tarihin ise 15/05/2024 olup, bir yıllık hak düşürücü sürenin dolmasından sonra davanın açıldığı gerekçesiyle hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; davalı Kadir ...'nın oğlunun şirkette muhasebeci olduğunu, müvekkilinin şirketin gelir gider durumundan haberdar olmasını engellediğini, müvekkilinin yaşlılıkla beraber şirketler üzerindeki takip kabiliyetini kaybettiğini, davalının bu durumu art niyetli biçimde kullandığını, müvekkillinin elindeki tek aracın Kadir ... tarafından ... Şirketine tahsis edilmesi için müvekkilinden istendiğini, söz konusu bu aracın şirkete devredilmesinin ardından müvekkilline araç kiralandığını ancak aracın kira sözleşmesi bittiğinde müvekkili elindeki aracından olduğu gibi Kadir ... veya ... şirketinden müvekkilinin elinden alınan aracına dair herhangi bir ödeme yapılmadığını, kar eden şirketteki müvekkili paylarının Noterde düzenlenen pay devri sözleşmesi ile gerçek bedelinden düşük bir şekilde 227.500-TL bedelle 03/02/2020 tarihinde Kadir ...'na devredildiğini, aynı gün 18/08/2022 tarihinde pasif durumundaki şirketteki Kadir ...'nın paylarının da müvekkiline 107.500-TL bedelle devredildiğini, davalının şirkette tek yetkili olduğu ve pasif durumdaki şirketteki paylarını da müvekkiline devrettiğini, bilirkişi incelemesi ile payların karşılığının değeri ve şirkete ait bilançoların, aktif pasif gelir kayıtlarının incelenmesi gerekirken mahkemece bunlar yapılmadan davanın reddedildiğini, davalının şirket işlemlerinin yürütülmesi için yetki belgesi almak bahanesi ile müvekkilini notere götürdüğünü, hastalığından faydalanarak hisselerin devrini sağladığını, kararın kaldırılarak talebi doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; hisse devir sözleşmesini iptali ve maddi tazminat davasıdır.Davacı taraf kardeş olan tarafların her iki şirketi birlikte kurdukları ;şirketlerin birinin geliri yüksek iken diğerinin atıl kaldığını ; davalı Kadir ...'nın hisselerin gerçek değerini ve senetteki bedeli kendisine ödemediğini noterde düzenlenen 03/02/2020 tarihli hisse devir sözleşmesi ile, davacının, davalı şirketteki payını gerçek bedelinden düşük bir şekilde 227.500-TL bedel ile davalı Kadir ...'ya devrettiğini,atıl şirketteki Kadir ... 'nın paylarının da davacıya 107.500-TL bedelle devredildiğini ileri sürmüştür.Davacının ididasının özeti şirketin gerçek durumu kendisinden gizlenerek şirket hisselerinin değerinden düşük bedelle karşı yana devrinin sağlandığına ilişkindir.6098 sayılı TBK'nın 36.

maddesine göre, taraflardan biri, diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile sözleşmeyle bağlı değildir.TBK'nın 39. maddesi hükmüne göre "Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır." Madde hükmünde belirtilen bir yıllık süre, hak düşürücü süre niteliğindedir. Bu açıklamalardan sonra somut olayın değerlendirilmesinde; davacı tarafın, gerçek durumu şirketlerin mali durumunun hisseleri devir ettiği davalının oğlunun şirket muhasebesini yönettiği gerekçesiyle gizlendiğini ;

şirketin gerçek değerinin daha yüksek olduğunu ,kendisine atıl şirketin hisselerinin devir edildiğini ,devir senedinde yazılı bedeli de kendisine ödenmediğini iddia etmiştir. Noter devir senedinde şirket hisse devir bedelini aldığını ikrar eden davacı devir bedelini almadığını ancak kesin delil ile ispatlayabilir. Hisse devri sözleşmesi tarihi 03/02/2020 olup ;davacı hisse devir bedelinin kendisine ödenmediğini ileri sürerek 500.000-TL nin kendisine ödenmesini talep etmiş, 8.6.2022 tarihinde arabulucu son tutanağı imzalanmıştır.Davacı şirketin gerçek değeri konusunda hileye uğrayarak iradesinin sakatlandığını, en geç bu iddialarla arabuluculuk yoluna başvurduğu tarih olan 02/04/2022 tarihinde öğrenmiş sayılacaktır.Davanın açıldığı tarihin ise 15/05/2024 olup, bir yıllık hak düşürücü sürenin dolmasından sonra davanın açıldığı hisse devir senedinde hisse bedelinin alındığı ikrar edilmekle ,davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Açıklanan nedenlerle;irade sakatlığı nedeniyle iptal istemleri bakımından 1 yıllık hakdüşürücü sürenin geçtiği ; hisse devir bedelini aldığını resmi devir senedi aksini ispatlayıcı delil sunulmadığından istinaf nedenleri yerinde görülmeyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davalılar tarafından yapılan 260-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 08/10/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/719 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.