Yasaklı kişiye çek karnesi veren bankanın müterafik kusuru
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/2158 E. 2025/765 K. · · İlk derece: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Bankanın çek karnesi verme kusuru ≠ mahkeme dalı · davacı çerçevesi: Kıymetli evrak (kambiyo)
kambiyo bağlantılı
Sınır kaydı: künye-holding uyumsuzluğu → 4 (haksız fiil) — Sınır Cetveli / Negatif Alan
Gerekçe özeti
Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı bulunan bir gerçek kişinin tek ortağı/müdürü olduğu (henüz kurulmuş) tüzel kişiye çek hesabı açan ve çek defteri veren banka, 5941 sayılı Çek Kanunu m. 2 gereğince yasaklılık araştırması yapma ve TTK m. 18/2 uyarınca basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğünü ihlal etmişse, sadece yasaklı olmadığına dair beyanname almakla yetinip Merkez Bankası kayıtlarından araştırma yapmaması nedeniyle çek hamiline karşı TBK m. 49 uyarınca sorumludur. Buna karşılık çek hamili de, çeki veren şirketin ticari/ekonomik durumunu araştırmadan ve teminat almadan çekleri kabul etmişse müterafik kusurludur. Hukuk hâkimi, bilirkişi raporunda belirlenen kusur oranıyla bağlı olmayıp; TBK m. 74 ve HMK m. 266 gereği kusurun derecesini ve zarar tutarını, teknik bulguları ve ihlal edilen kuralları gözönüne alarak serbestçe takdir eder.
Ele alınan sorunlar
Bilirkişi raporundaki kusur oranı ile hâkimin bağlı olup olmadığı → ret
İddia: Davalı vekili, son bilirkişi raporunda müvekkiline 1/3 oranında kusur verildiğini, kararın bu orana aykırı olarak %50 kusur takdir ettiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: TBK m. 74'e göre haksız eylemde 'kusur'un varlığının araştırılması ile 'kusurun derecesinin ve zararın tutarının belirlenmesi' ayrı yetkilerdir; hâkim ikinci hususta tam bağımsızdır. HMK m. 266 gereğince kusur oranlarının belirlenmesi teknik değil hukuki bir konudur; hâkim, bilirkişinin teknik bulgularını ve ihlal edilen kuralları gözönüne alarak kusur oranını serbestçe takdir eder ve bilirkişi raporundaki oranla bağlı değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Erken açılan davanın usulden reddi kararının kesin hüküm oluşturup oluşturmadığı → ret
Gerekçe: Önceki davada verilen erken açılan davanın reddi kararı usulden red niteliğinde olup, koşulları oluştuğunda yeniden dava açılmasına engel değildir; bu nedenle kesin hükme yönelik istinaf nedeni yerinde değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Aciz vesikası şartının oluşup oluşmadığı → ret
İddia: Davalı vekili, davacının icra takibinde tüm hukuki yolları tüketmediğini, kesin aciz vesikası alınmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: İcra Müdürü'nün 18/04/2017 tarihli kararı aciz vesikası isteminin reddi olmayıp, İİK m. 105 şartlarının dikkate alınması gerektiğine ilişkindir. Dava dışı borçlu şirketin bankalardan ve takbis kayıtlarından mal varlığı bulunamamış, mahallinde yapılan 09/11/2015 tarihli haciz tutanağında haczedilebilir mal bulunmadığından bu tutanak aciz vesikası hükmündedir. Bu nedenle aciz vesikası alınmadığına ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Bankanın çek hesabı açma/çek defteri verme öncesi yasaklılık araştırma yükümlülüğü ve kusuru → ret
İddia: Davalı banka, çekin basım tarihinde (2012) yürürlükte bulunan mevzuata göre imza yetkilisinin yasaklılığına dair araştırma yapma yükümlülüğü bulunmadığını, bu yükümlülüğün ancak 6728 sayılı Kanun'la 09/08/2016 tarihinden sonra getirildiğini, dolayısıyla sorumlu tutulamayacağını ileri sürmüştür.
Gerekçe: 5941 sayılı Çek Kanunu'nun davalı bankanın çek hesabı açtığı tarihte yürürlükte bulunan 2/2. maddesine göre bankalar, çek hesabı açtırmak isteyenlerin yasaklılık durumuna ilişkin TCMB kayıtlarını almak ve saklamakla yükümlüdür; 3. fıkra uyarınca tüzel kişiler adına verilecek beyannamede yönetim organında görev yapan, temsilci veya imza yetkilisi olan kişilerin yasaklı olmadığının belirtilmesi, 4. fıkra uyarınca yasaklı gerçek kişinin yönetim organında görev yaptığı, temsilcisi veya imza yetkilisi olduğu tüzel kişiye çek defteri verilmemesi gerekir. Bankanın ağırlaştırılmış özen yükümlülüğü gereği tüm araştırmaları yaptığını ispat yükü davalı bankaya aittir. Somut olayda, çek keşidecisi şirketin tek ortağı ve müdürü olan kişi hakkında Bursa 2. Sulh Ceza Mahkemesi ve İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesi kararlarıyla çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı bulunduğu, bu yasağın TCMB tarafından UYAP üzerinden bankalara duyurulduğu, şirket henüz kurulmadan önce var olan bu yasağın bankanın bilgisinde olması gerektiği hâlde, davalı bankanın yalnızca şirket müdüründen yasaklılık bulunmadığına ilişkin beyanname almakla yetinip Merkez Bankası kayıtlarından araştırma yapmadığı anlaşılmaktadır. Tacir olan bankanın TTK m. 18/2 gereği basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği; çek hesabı açılmasını talep eden şirket ortaklarının banka sisteminde tanımlı olması hâlinde yasaklılık kontrolünün sistemden, sistemsel kontrol sağlanamıyorsa ticaret sicili gazetesi ve yönetim kurulu kararlarından şube tarafından titizlikle yapılması gerektiği; bu araştırma ve inceleme yükümlülüğünü yerine getirmeyen bankanın çek hamiline karşı TBK m. 49 uyarınca sorumlu tutulması gerektiği kabul edilmiştir. Bankanın çek hesabı açması ve çek defteri vermesi, müşterinin kredibilitesi konusunda çek lehtarında bir güven oluşturmaya elverişli olup, banka bu şekilde gayrinakdi kredi kullandırmaktadır. Davalı banka bu yükümlülüklerini ihlal ederek kusurlu davranmıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Çek hamilinin (davacının) müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı ve kusur oranının belirlenmesi → kısmi kabul
İddia: Davalı, çek keşidecisinin imzasının tutmadığından çekin işleme alınamadığını, davacının tacir olarak imza kontrolü yapmadan çekleri kabul etmesinin kendi sorumluluğunda olduğunu, davacının 1.000.000-TL'lik işlemi yeni kurulan şirketle çek karşılığında yapmasının basiretli davranma yükümlülüğüne aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Dava dışı borçlunun imzaya itirazı bulunmadığından ve zarar bu nedenle doğmadığından, banka savunması bu yönden dinlenemez. Ancak davacı çek hamili, keşideci şirketin ticari ve ekonomik durumunu araştırmadan ve alacağı için teminat almadan, ihmal ve tedbirsizce hareket ederek ve tacir olarak basiretli davranma yükümlülüğüne aykırı davranarak çekleri kabul etmiştir; bu nedenle zararın doğmasında müterafik kusuru bulunduğu kabul edilmelidir. İlk derece mahkemesinin hükme esas aldığı ilk iki bilirkişi raporunda %50, son raporda 1/3 oranında kusur tayin edilmişse de, benzer olaylarda (aynı şirkete aynı koşullarda çek karnesi verilmesi nedeniyle taraflar eşit oranda müterafik kusurlu kabul edilen İstanbul BAM 43. HD'nin 2020/132 esas, 2021/105 karar sayılı ve bu kararı onayan Yargıtay 11. HD'nin 2021/3326 esas, 2022/7075 karar sayılı ilamları) somut olayda her iki tarafın eşit oranda (%50) müterafik kusurlu olduğunun kabulü uygun bulunmuştur.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Çek keşide/hesap açma yasağı bulunan kişinin kurduğu şirkete banka tarafından yeterli araştırma yapılmadan çek karnesi verilmesi durumunda bankanın TBK m. 49 uyarınca sorumluluğu ile çek hamilinin şirketin ekonomik durumunu araştırmadan çeki kabul etmesi nedeniyle müterafik kusuru bulunduğu ve hâkimin kusur oranını bilirkişi raporuyla bağlı olmaksızın serbestçe takdir edebileceği yönündeki değerlendirme, benzer banka sorumluluğu davalarında ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müterafik kusur↗ basiretli tacir yükümlülüğü↗ çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı↗ ağırlaştırılmış özen yükümlülüğü↗ aciz vesikası↗ kusur oranının hukuki takdiri↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2022/2158
KARAR NO 2025/765
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 14/09/2022
NUMARASI 2017/1010 Esas 2022/699 Karar
DAVA
Tazminat
Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; davalının, ... isimli çek keşide etme yasağı bulunan bir kişinin kurduğu ... San. Tic. Ltd. Şti. adlı paravan şirkete çek karnesi vererek müvekkilini zarara uğrattığını, müvekkilinin talep üzerine faturaları dava dışı şirkete kesip karşılığında aynı firmanın çeklerini aldığını, bu şirket tarafından müvekkiline keşide edilen davalı bankaya ait çeklerin toplamının 190.000-TL olup bu çeklerin davalı bankanın Gaziantep/Şahinbey Şubesi tarafından tanzim edildiğini, çeklerin ödeme günü geldiğinde bankada karşılıklarının olmadığının anlaşıldığını ve her iki çek yazdırılarak İstanbul Anadolu ...İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile icraya konulduğunu, davalının yasağı bilmesine rağmen, çek keşide etme yasağı bulunan ...
isimli firmaya çek karnesi verdiğini, davalı bankanın müvekkiline verilen zarardan %50 oranda sorumlu olduğunu, davalıdan şimdilik, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 09/11/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte 95.000-TL'nin dava tarihinden itibaren uygulanacak yüksek ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; Davacı tarafın İstanbul 7. ATM'nin 2015/204 esas sayısında açtığı davanın 08/03/2016 tarihli kararla erken açıldığından reddine karar verildiğini, karardan sonra davacı alacaklının İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında 25/04/2016 tarihli talebinde 5 ayrı bankaya 89/1 gönderilmesini talep ettiğini, yazı cevaplarını takiben 14/06/2016 tarihinde aciz vesikası talep ettiğini, müdürlükçe talebin red edildiğini, 12/04/2017 tarihinde yeniden aciz vesikası talep edildiğini, Müdürlükçe verilen 18/04/2017 tarihli kararda, İİK 105 madde düzenlemesi gereğince haczedilebilir malın bulunmadığı hallerde haciz tutanağının aciz vesikası hükmünde olduğu gerekçesiyle aciz vesikası verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, icra dosyasında alacağın ...
firmasından tahsiline ilişkin tüm işlemlerin tamamlanmadığını, tüm hukuki yolların tüketildiğine ilişkin yeni bir belge bulunmadığını, keşideci firmanın hesabında 2013 yılından sonra hesabında herhangi bir bakiye bulunmadığını, çeklerin vade tarihlerinde de hesap bakiyesi -0- olup, çeklerin ibraz tarihlerinde hesaptan ödeme yapılamayacağını, davacının yeni kurulan firma ile 1.000.000-TL tutarında işlemi çek karşılığında yapmasının basiretli davranma yükümlülüğüne aykırı olduğunu, müvekkil bankanın davaya konu çekleri teslim ettiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre imza yetkilisinin yasaklılığına dair araştırma yapma sorumluluğu bulunmadığını, davaya konu çekin basım tarihi çek üzerinde de açıkça yazmakta olup çek 14 Aralık 2012 yılında basıldığını, 09 Ağustos 2016 tarihinde RGde yayımlanarak yürürlüğe giren 6728 sayılı Kanun'un 61.madde düzenlemesi ile 5941 sayılı Çek Kanunu'nda düzenleme yapılarak muhatap bankalara şirket yetkililerinin çek hesabı açmak yasağı bulunup bulunmadığını da tetkik etmek yükümlülüğünü getirdiğini, bu kapsamda 09/08/2016 tarihinden önce şirket yetkilileri imza yetkililerinin çek yasağı olup olmadığının muhatap bankalarca tetkik edilme yükümlülüğü bulunmadığından müvekkili bankanın sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek , davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Dava; çek karnesi verilme yeterliliği bulunmayan dava dışı şirkete davalı tarafından çek karnesi verilmesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olup, İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında takibe konu edilen 10/11/2014 ve 10/12/2014 keşide tarihli, 95.000-TL bedelli 2 adet çekin davalı bankaya ait olduğu, davacının başlattığı takip neticesinde dava dışı şirket hakkında geçici aciz vesikası mahiyetinde olan haciz tutanağı düzenlendiği, bir güven kurumu ve aynı zamanda tacir olan bankanın her işleminde basiretli, özenli ve dikkatli davranması gerektiği, davalı vekilinin 13/05/2022 tarihli dilekçesinin ekindeki belgeden ödeme tarihinde çeklerin karşılığının olmadığı, eldeki davada;
davalı banka tarafından dava dışı şirkete çek karnesi verilirken sadece şirket yetkilisinden beyanname alındığı, buna karşın şirketin faaliyet ve risk raporunun araştırılmadığı, ticari ve vergi kayıtlarının incelenmediği, yetkililer hakkında herhangi bir araştırma yapılmadığı, davacının da; çek gibi istismara açık olan ödeme aracını kabul ederken dava dışı şirketin ekonomik yeterliliği ve güvenilirliği konusunda bir araştırma yapmadığı, böylece tarafların %50'şer oranda kusurlu olduğunun kabulü gerektiği, davaya konu edilen çeklerin bedelinin toplam 190.000-TL olduğu, bu nedenle davalının sorumluluğunun 95.000-TL olduğu kabul edilerek, davanın kabulü ile;
95. 000- TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEBLERİ
Davalı banka vekili; üç bilirkişi raporu alınan dosyada verilen kararda görünüşte gerekçe yazılarak adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, davacı, aynı talepli dilekçesi ile daha önce İstanbul 7. ATM'nin 2015/204 esas sayısında açtığı davanın 08/03/2016 tarihli kararla erken açılan davanın reddine karar verildiğini, karardan sonra davacı alacaklının İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında 25/04/2016 tarihli talebinde 5 bankaya 89/1 gönderilmesini talep ettiğini, yazı cevaplarını takiben 14/06/2016 tarihinde aciz vesikası talep ettiğini, müdürlükçe talebin red edildiğini, 12.04.2017 tarihinde yeniden aciz vesikası talep edildiğini, müdürlükçe verilen 18.04.2017 tarihli kararda, İİK 105 madde düzenlemesi gereğince haczedilebilir malın bulunmadığı hallerde tutanağın aciz vesikası hükmünde olduğu gerekçesiyle aciz vesikası verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, icra dosyasında alacağın ...
firmasından tahsiline ilişkin tüm işlemlerin tamamlanmadığı, tüm hukuki yolların tüketildiğine ilişkin yeni bir belge bulunmadığını, keşideci firmanın hesabında 2013 yılından sonra hesabında herhangi bir bakiye bulunmadığını, çeklerin vade tarihlerinde de hesap bakiyesi -0- olup, çeklerin ibraz tarihlerinde hesaptan ödeme yapılamayacağını, davacının yeni kurulan firma ile 1.000.000-TL tutarında işlemi çek karşılığında yapmasının basiretli davranma yükümlülüğüne aykırı olduğunu, müvekkil bankanın davaya konu çekleri teslim ettiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre imza yetkilisinin yasaklılığına dair araştırma yapma sorumluluğu bulunmadığını, davaya konu çekin basım tarihi çek üzerinde de açıkça yazmakta olup çek 14 Aralık 2012 yılında basıldığını, 09 Ağustos 2016 tarihinde RGde yayımlanarak yürürlüğe giren 6728 sayılı Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 61.
Madde düzenlemesi ile 5941 sayılı Çek Kanunu’nda düzenleme yapılarak muhatap bankalara şirket yetkililerinin çek hesabı açmak yasağı bulunup bulunmadığını da tetkik etmek yükümlülüğü getirildiğini, 09/08/2016 tarihinden önce şirket yetkilileri imza yetkililerinin çek yasağı olup olmadığının muhatap bankalarca tetkik edilme yükümlülüğü bulunmadığını, 2016 yılında yürürlüğe giren düzenleme gereğince Müvekkil Banka’nın 2012 yılında basılan çekle ilgili sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, ... Ltd. Şti.'nin bankaya hitaben verdikleri 01.03.2013 tarihli talimatları ile haklarında ve kanuni temsilcileri hakkında 5941 sayılı kanun uyarınca verilmiş çek düzenleme yasağı bulunmadığı beyan ettiklerini, davaya konu çeklerin, keşideci imzası uyuşmadığından işleme alınmadığını, tacir olan davacının adına düzenlenen çekleri huzurunda imzalatmaması davacının sorumluluğunda olduğunu, zararın doğduğu kabul edilse dahi, davacının gerekli dikkat ve özeni göstermemesi sebebiyle zararın ortaya çıkması nedeniyle davanın reddi gerektiğini, müvekkili bankanın çekin verildiği tarihte yürürlükte bulunan tüm mevzuat ve teamüllerle uyumlu olarak işlem yaparak çek karnesi düzenlediğini, davacının aynı konuda Kuveyt Türk’e karşı açtığı İstanbul 16.
ATM’nde kayıtlı dava huzurdaki davaya emsal olarak gösterilmişse de, söz konusu davaya konu çekle ilgili Davacı tarafından başlatılan icra takibinde kesin aciz vesikası alınmış olması ve/veya huzurdaki davanın aksine davaya konu çeklerin karşılıksız işlemi görmeleri nedenleriyle huzurdaki davaya emsal teşkil etmediğini ,alacak taleplerine avans faizi işletilmesi de hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, çek düzenleme ve çek hesabı açmaktan yasaklı olan bir kişinin tek ortağı ve müdürü olduğu limited şirkete çek hesabı açılması ve çek defteri verilmesi nedeniyle çek hamilinin tahsil edemediği çek bedeli nedeniyle uğradığı zararın tahsili istemli alacak davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalı bankanın çek keşidecisi şirkete çek hesabı açarken kusurlu davranıp davranmadığı ,kusuru var ise oranı noktasındadır. Davalı vekili, alınan son bilirkişi raporuna göre müvekkiline 1/3 oranda kusur verildiğini kararın bu orana aykırı olduğunu ileri sürmüştür. TBK'nın 74. maddesinde haksız eylemin “kusur” öğesi konusunda hukuk hakimine tanınan yetkiler iki bölüm olup, birincisi “kusur bulunup bulunmadığına”, öteki “kusurun derecesini ve zararın tutarını belirlemeye” ilişkindir.
Maddenin ilk cümlesine göre “kusurun varlığını” araştırmada yetkileri sınırlı olan hukuk hakimi, maddenin ikinci cümlesine göre “kusurun derecesini ve zarar tutarını belirlemede” tam bağımsız kılınmıştır. HMK 266 madde hükmüne göre kusur oranlarının belirlenmesi teknik değil hukuki bir konudur. Elde edilen teknik bulgulara göre hakim bu oranı belirlemede ihlal edilen kuralları gözönüne almalıdır.(Yargıtay 17 HD nin 2018/6414 esas 2020/4591 karar sayılı ilamı )Hukuk hakimi bilirkişi tarafından yapılan tesbitleri, ihlal edilen kuralları dikkate alarak kusur oranı belirlemekte serbest olduğundan son bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranı ile bağlı sayılmasına ilişkin istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır.Davacı tarafından açılan İstanbul 7.
ATM'nin 2015/204 esas sayısında açtığı davanın 08/03/2016 tarihli kararla öncelikle çek borçlusundan alacağın tahsili için icra takibinde işlemleri tamamlaması, ancak tahsili mümkün olmadığına ilişkin aciz vesikası alınması halinde zararın davalıdan tahsil edilebileceği belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir. Bu karardan sonra davacı tarafça haciz ihbarnameleri çıkartılmış, İcra Müdüründen aciz vesikası talebi üzerine; İcra Müdürü'nün 18/04/2017 tarihli kararı ile "aciz vesikasının ancak kesin haciz koydurmuş alacaklıya veya kesin hacze iştirak eden alacaklılara verilebileceği, haciz kabil mal bulunamayan haciz tutanağının aciz vesikası yerine geçeceğini" belirterek aciz vesikası verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karar içeriği itibariyle aciz vesikası isteminin reddi olmayıp İİK'nın 105 madde şartlarının dikkate alınması gerektiğine ilişkindir.Dava dışı ... şirketinin bankalardan, takbis kayıtlarından bir mal varlığı bulunamamış, mahallinde yapılan 09/11/2015 tarihli haciz tutanağında borçluya ait haczedilebilir bir mal bulunmadığından aciz vesikası hükmündedir. Davalı vekilinin aciz vesikası alınmadığına ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir. Öte yandan erken açılan dava ile ile ilgili verilen karar usulden red kararı olup, koşulları oluştuğunda yeniden dava açılması mümkün olup, kesin hükme yönelik istinaf nedeni de yerinde değildir. 5941 sayılı Çek Kanunu'nun davalı bankanın çek hesabı açtığı tarihte yürürlükte bulunan 2/2.
maddesine göre, bankalar, çek hesabı açtırmak isteyenlerin yasaklılık durumuna ilişkin Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası kayıtlarını, açık kimliklerini saptamak için fotoğraflı nüfus cüzdanı, pasaport veya sürücü belgesi örneklerini, yerleşim yeri belgelerini, vergi kimlik numaralarını, tacir olanların ayrıca ticaret sicili kayıtlarını, esnaf ve sanatkâr olanların ise esnaf ve sanatkâr sicili kayıtlarını almak ve çek hesabının kapatılması hâlinde bunları, hesabın kapatıldığı tarihten itibaren on yıl süreyle saklamakla yükümlü tutulmuşlardır. Aynı maddenin 3. Fıkrası ise; çek hesabı açılmasını veya mevcut çek hesabından çek defteri verilmesini isteyen kişinin, her defasında tacir veya esnaf ve sanatkâr olup olmadığı ve kendisi hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı bulunmadığı hususunda bankaya yazılı beyanda bulunması, tüzel kişiler adına verilecek beyannamede ayrıca, tüzel kişinin yönetim organında görev yapan, temsilcisi olan veya imza yetkilisi olan kişilerin çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı bulunmadığının belirtilmesi gerektiği, 4.
Fıkrada ise hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı bulunan gerçek kişinin, yönetim organında görev yaptığı, temsilcisi veya imza yetkilisi olduğu tüzel kişiye çek defteri verilmeyeceği düzenlenmiştir. Davalı tarafça çek karnesi verirken çek hesabı sahibi hakkında araştırma yapma yükümlülüğü olmadığını ileri sürmüş, şirket tarafından verilen 01/03/2013 tarihli taahhütnameyi sunmuştur. Ağırlaştırılmış özen yükümlülüğü gereği tüm araştırmalarını yaptığını ispat yükümlülüğü davalı banka üzerindedir. Dava dışı ... Tekstil ve Giyim San. Tic. Ltd. Şti. tarafından davacı lehine davalı bankanın Gaziantep Şahinbey Şubesine ait 2 adet toplam 190.000-TL bedelde; 10/11/2014, 10/12/2014 tarihli iki adet çekin İstanbul Anadolu 24.İcra Dairesinin 2015/190 esas sayılı dosyasında yapılan takipte tahsilat sağlanamamış, borçluya veya mal varlığına ulaşılamamıştır.
Davalı banka çek keşidecisinin imzası tutmadığından çek hakkında işlem yapılamadığını ileri sürerek, davacının kendi kusuruyla zarara uğradığı davalı banka tarafından savunulmakta ise de dava dışı borçlunun imzaya itirazı bulunmadığı gibi, zarar da bu nedenle doğmamıştır. Ticaret sicili kayıtlarına göre 13/11/2012 tarihinde kuruluş tescili yapılan ... Tekstil ve Giyim San. Tic. Ltd. Şti.'nin şirket müdürü ... olup, bu kişi hakkında TCMB kayıtlarına göre, çek düzenleme ve çek hesabı açmaktan yasaklanmasına ilişkin olarak Bursa 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2010/739 esas sayılı dosyasında verilen kararın 15/06/2012 tarihinde, İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2012/501 esas sayılı dosyasında verilen kararın 27/07/2012 tarihinde duyurulduğu, TCMB yazısına göre de 7 Haziran 2010 tarihinden itibaren 5941 sayılı Çek Kanunun gereğince adli mercilerce kişiler hakkında verilen çek hesabı açma ve çek düzenleme yasağı ve kaldırma kararlarının UYAP aracılığıyla elektronik ortamda Bankaya bildirilip, bu bildirimlerin Bankalara duyurulduğu bildirilmiştir.
Anılan şirket kurulmadan evvel şirketin tek ortağının çek keşide etmekle yasaklısı olduğu ve bankanın bilgisinde olması gereken bu yasağa rağmen çek karnesi verildiği anlaşılmaktadır. Bu hale göre bankanın kusuru olmadığına ilişkin savunması dinlenemez. Buna göre, bankaların çek hesabı açtırmak isteyen kişilerin yasaklılık durumlarını 5941 sayılı Yasa'nın 2. Maddesi gereğince araştırması ve kredibilitelerini değerlendirmesi gerekir. Ayrıca bir sermaye şirketi olması hasebiyle tacir olan bankanın TTK'nın 18/2 maddesine göre bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmekle yükümlüdür. Hakkında çek hesabı açma ve düzenleme yasağı bulunan bir gerçek kişi veya yöneticileri temsilcileri veya imzaya yetkilileri arasında söz konusu yasağa tabi kişiler bulunan tüzel kişinin çek hesabı açma isteğinin reddedilmesi gerekir.
Bu durumu öğrenebilmesi ve yasağa rağmen çek hesabı açmaması (ÇekK m. 2/1) veya çek defteri vermemesi (ÇekK m. 2/3) için bankalara hem araştırma yükümlülüğü getirilmiş hem de çek hesabı açmak veya çek defteri almak isteyen kişiye yasaklı olmadığına ilişkin beyanda bulunma zorunluluğu getirilmiştir. Doktrinde bankaların basiret ve özen yükümlülüğü olarak adlandırılan bu araştırma ve belgeleri özenle inceleme yükümlülüğünü yerine getirmeyen bankanın çek hamiline karşı TBK'nın 49. Maddesine göre sorumlu tutulması gerekir. Banka müşterisine çek hesabı açmak suretiyle gayrinakdi kredi kullandırabilmektedir. Bu halde banka kendi varlığından kredi vermemekte ve kredi riski de 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 3/3.
Maddesi uyarınca, karşılığı olmayan her çek yaprağı başına ödeme yapmakla yükümlü olduğu tutarla sınırlı olmaktadır. Buna karşın banka müşterisi bu çek yapraklarını kullanarak menfaat temin etmektedir. Bankanın müşterisine çek hesabı açması ve çek defteri vermesi müşterinin krebilitesinin kredi kullandırmaya elverişli olduğu yönünde çek lehtarında bir güven oluşturmaya elverişlidir. Çek hamilinin çekin karşılıksız çıkması halinde yalnızca bankanın ödemekle zorunlu olduğu bedeli talep edebildiği nazara alındığında, çek hesabı açılmasını talep eden şirket ortaklarının banka sisteminde tanımlı olmaları halinde mahkeme yasaklısı kontrolünün firma ve ortakları için sistemden yapılması, sistemsel kontrol sağlanamadığında ise, firmaların ticaret sicil gazetesi ve yönetim kurulu kararlarından mahkeme yasaklılığı araştırmasının şube tarafından titizlikle yapılması gerekmektedir.
Davalı bankanın sunduğu belgelere göre, lehine çek hesabı açılan ... San. Tic. Ltd. Şti.'nin müdürü ...'dan çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı bulunmadığı hususunda beyanname alınması ile yetinilmiş, Merkez Bankası kayıtlarından yasaklılık durumu araştırılmamıştır. Bu haliyle davalı banka tarafından, dava dışı şirketin müdürü ...'ın çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı bulunduğu dönemde şirketin tek ortağı adı geçen şahıs olan henüz yeni kurulan bu şirkete çek hesabı açıp, çek defteri vermek suretiyle Çek Kanunu'nun kendisine yüklediği yükümlülükleri ihlal etmiş ve kusurlu davranmıştır. Davacı çek hamilinin ise ... San. Tic. Ltd. Şti. tarafından keşide edilen toplam tutarı 190.000- TL olan 2 adet çeki bahsi geçen şirketin ticari ve ekonomik durumunu araştırmadan ve alacağı için teminat almadan ihmal ve tedbirsizce hareket ederek ticaret şirketi olması nedeniyle basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümlülüğüne de aykırı davranmak suretiyle çekleri kabul etmesi nedeniyle zararın doğmasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir.
Mahkemece de hükme esas alınan ilk iki bilirkişi raporunda davacının %50 oranında, son bilirkişi raporunda ise 1/3 oranda kusur tayin edilmiş ise de; benzer olaylarda yargı kararlarına konu olduğu üzere her iki tarafın müterafık kusuru olduğunun kabulü somut olaya uygun bulunmuştur. Nitekim benzer şekilde aynı şirkete aynı koşullarda verilen çek karnesi nedeniyle taraflar eşit oranda müterafik kusurlu kabul edilmiştir.( İstanbul BAM 43 HD nin 2020/132 esas ,2021/105 karar sayılı ilam ile kararı onayan Yargıtay 11 HD nin 2021/3326 esas, 2022/7075 karar sayılı ilamı) Açıklanan nedenlerle; bilirkişi tarafından belirlenen kusur oranı ile bağlı olmayan hukuk hakiminin kusur oranını serbestçe takdir edeceği, en hafif kusurundan sorumlu olan davalı bankanın çek yasaklısı kişinin tek ortağı olduğu yeni kurulan bir şirkete çek karnesi vererek davacının zararına sebebiyet verdiği ,davalının %50 kusurlu olduğu ileri sürülerek açılan davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından istinaf nedenleri yerinde olmayan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 6.489,45-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 1.623-TL harcın mahsubu ile kalan 4.866,45-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 12/05/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/71774 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi