6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Hisse devri sonrası eski ortağın şirkete yönelttiği alacak talebinde borçlu olmadığının tespiti

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/1927 E. 2025/1330 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Menfi tespit / İstirdatistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ Emsal

Davacının nitelemesi: İtiraz Edilmeksizin Kesinleşen İlamsız Takip mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Bir şirket ortağının hisselerini üçüncü kişiye devrettiği sözleşmeden kaynaklanan alacak ve bedel iddiaları, sözleşmenin tarafı olmayan şirkete yöneltilemez; sözleşmelerin nispiliği ilkesi bu tür taleplerin şirkete karşı ileri sürülmesini önler. Ayrıca limited şirkette kar payı alacağının doğması genel kurulun kar dağıtım kararı almasına bağlıdır; böyle bir karar yoksa ve kişi pay sahipliğini kaybetmişse kar payı talebinde bulunamaz. Hâkimin reddi talebinde somut bir ret sebebi ve buna ilişkin delil/emare gösterilmemişse, talep tek hâkimli mahkemede hâkimin kendisi tarafından geri çevrilebilir.

Ele alınan sorunlar

Hisse devir sözleşmesinden kaynaklanan alacağın davacı şirkete yöneltilememesi (sözleşmenin nispiliği) → ret

İddia: Davalı, şirketin gerçek değerinin kendisinden saklandığını, sözleşmede belirtilen devir bedelinin bile kendisine ödenmediğini, bu nedenlerle devir sözleşmesinin geçerli olmadığını ve şirketten alacaklı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Hisse devir sözleşmesinin tarafı davacı şirket değildir; davalı ayrıca devir bedelini nakden ve tamamen aldığını beyan etmiştir. Sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereğince, davacı şirketin taraf olmadığı hisse devir sözleşmesinden kaynaklanan alacak isteminin davacı şirkete yöneltilmesi ve bu sözleşmeden kaynaklanan iddiaların muhatabı olması mümkün değildir. Bu durumda davacı şirketin davalıya devredilen hisse bakımından bir borcu bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Mahrum kalınan kar payı alacağının pay sahipliği sona erdikten sonra ileri sürülememesi → ret

İddia: Davalı, mahrum kaldığı kar payı alacağının bulunduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Limited şirketlerde kar payı hakkının alacak hakkına dönüşebilmesi için kar dağıtımı konusunda genel kurulda karar alınması gerekmektedir (TTK m.616/1-e). Şirketçe pay dağıtım kararı alınmadığı gibi davalı ortaklıktan ayrılarak pay sahibi sıfatını da yitirdiğinden, paya bağlı bu hakkı ileri sürmesi mümkün değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Tanık ve yemin delili taleplerinin reddi → ret

İddia: Davalı, tanıklarının dinlenmediğini ve yemin delilinin kullandırılmasını talep etmiştir.

Gerekçe: Uyuşmazlığın niteliği gereği tanık dinlenmesi davanın esasına etkili olmayacağından tanık dinlenilmemesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği hususlarda yemin delili kullanılması da mümkün olmadığından, davalının tanık ve yemin delili ile ilgili istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Hakimin reddi talebinin somut sebep gösterilmeden geri çevrilmesi → ret

İddia: Davalı vekili, hakimin reddi talebi üzerine hakimin dosyadan el çekmesi gerekirken bu konuda karar vermesinin usule aykırı olduğunu, hakimin reddine ilişkin usul kurallarının uygulanmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: HMK'nın 41. maddesinde, hâkimin reddi talebinin süresinde yapılmaması, ret sebebi ve buna ilişkin inandırıcı delil veya emare gösterilmemesi ya da talebin davayı uzatmak amacıyla yapıldığının anlaşılması hâlinde kabul edilmeyerek geri çevrileceği; bu hâllerde ret talebinin tek hâkimli mahkemelerde reddedilen hâkimin kendisi tarafından geri çevrileceği düzenlenmiştir. Davalı vekili davanın kabulüne yönelik izlenim oluştuğundan bahisle hakimin reddini talep etmiş, ancak ret sebebinde herhangi bir somut sebep göstermemiştir. Bu nedenle mahkemece hakimin reddi talebinin geri çevrilmesi kanuna uygundur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Hisse devir sözleşmesinin tarafı olmayan şirketin bu sözleşmeden kaynaklanan alacak taleplerinden sorumlu tutulamayacağı ve kar payı alacağının genel kurul kararına bağlı olduğu yönündeki değerlendirmeler bakımından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit davası sözleşmenin nispiliği ilkesi hisse (pay) devri kar payı alacağı genel kurul kararı hâkimin reddi hukuki yarar/delil değerlendirmesi

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 616/1-e · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 41

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/1927

KARAR NO 2025/1330

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 08/06/2022

NUMARASI 2021/348 2022/429

DAVA

Menfi Tespit

DAVA TARİHİ 08/06/2021

İlk derece mahkemesince verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davalının dava dışı ortak ... ile davacı şirketi kurduğunu, Gebze ....Noterliğinin 16.03.2020 tarih ve ... nolu pay devir sözleşmesi ile davalının payını ...'e satarak ortaklıktan ayrıldıldığını, ...'in şirketteki ticari faaliyetine devam etttiğini, müvekkili şirketin çalıştığı banka şubesine müracaat ettiğinde tüm hesaplarının bloke edildiğini öğrenildiğini, incelendiğinde davalı tarafından şirket aleyhine İstanbul Anadolu 10. İcra Dairesi'nin ... sayılı icra takibinin yürütüldüğünün, takibin kesinleştiğinin ve bu takibe istinaden tüm taşınır, taşınmaz ile banka hesaplarına haciz konulduğunun tespit edildiğini, takipte müvekkili şirketten ödenmeyen ortaklık payı ve mahrum kalınan kar payından oluşan alacağın tahsilinin istenildiğini, ancak davalının iddiasının hiçbir somut belgeye dayanmadığını, şirketten alacaklı olduğunu iddia eden davalının pay devir sözleşmesinde hisselerini diğer ortağa kayıtsız şartsız devrettiğini beyan ve ikrar ettiğini belirterek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, müvekkili lehine tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; müvekkilinin bahse konu şirketin % 50 hissedarı olduğunu, müvekkilinin şirketin diğer ortağı tarafından şirketten hile ve desise ile atılmak istendiğini, müvekkilinin diğer ortak tarafından kandırılarak limited pay devri sözleşmesi ile şirketin gerçek değerinin kendisinden saklanarak noterde işlem yaptırıldığını, bu işlem bedeli olan 25.000-TL'nin diğer ortak tarafından ödenmediğini, şirketin ticari kayıtlarında şirketin ana taşınmazı olarak 2.000.000-TL üzerinde mal varlığı olduğunu, 3 adet 600.000-TL değerinde araç olduğunu ve yine 2.000.000-TL'ye yakın asansör malzemesi ve geliri olduğunu, yine gizli sözleşmelerle barter usulü yapılan inşaatlar ile şirkete bu devirden sonra mal girişi konusunda anlaşmalar yapıldığının taraflarınca tespit edildiğini, müvekkilinin kandırılarak şirketten uzaklaştırıldığını, müvekkilinin daha sonra yaptığı araştırma neticesinde hakkı olan parayı almak için tespit ettiği bedelin çok altında bir bedel üzerinden icra takibi başlattığını, şirket ana sözleşmesinin kar dağıtımına ilişkin ortaklar kurulu kararlarının hiçbir zaman uygulanmadığını, ortada geçerli bir devrin söz konusu olmadığını belirterek davanın reddine, müvekkili lehine tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; noterde düzenleme şeklinde yapılan 16/03/2020 tarihli pay devri sözleşmesinde davalının pay devri nedeniyle sözleşmede belirlenen pay bedelinin tamamını diğer ortaktan aldığını beyan ettiği, davalının pay devri nedeniyle alacağının bulunduğunu aynı nitelikte kesin delille kanıtlaması gerektiği, ayrıca davacı şirketin pay devir sözleşmesinin tarafı olmadığı, payların mülkiyeti ve paya bağlı her türlü hakkın ortakların tasarrufunda olduğu, davalı ile onun paylarını devralan dava dışı ortak arasında imzalanan hisse devir sözleşmesini, sözleşmelerin nisbi ilkesi gereği sadece tarafları bağlayacağı, bu sebeple sözleşmeye dayalı olarak davacı şirkete alacak talebi yöneltilemeyeceği, davalının mahrum kalınan kar payı alacağı istemi yönünden yapılan değerlendirmede ise limited şirketlerde kar payı hakkının alacak hakkına dönüşebilmesi için, kar dağıtımı konusunda genel kurulun karar vermesi gerektiği, ancak böyle bir karardan sonra kar payının ortak bakımından limited şirkete karşı ileri sürülebilecek bağımsız bir alacak hakkına dönüşeceği, davalının pay sahibi sıfatını yitirdiği için paya bağlı bu hakkın artık ileri sürülemeyeceği, dosya kapsamı itibariyle davacı şirketin kar payı dağıtımına ilişkin bir kararına rastlanmadığı, dolayısıyla bu durumda davalının kar payı alacağından bahsedilemeyeceği ve davalının davacı şirketten herhangi bir alacağının bulunmadığı, davalının kötüniyetli olduğuna ilişkin delil sunulmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının İstanbul Anadolu 10.

İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili; hakimin reddi üzerine hakimin dosyadan el çekmesi gerekirken bu konuda karar vermesinin yasaya aykırı olduğunu, mahkemece hakimin reddine ilişkin usul kuralları uygulanmadan karar verildiğini, müvekkilinin şirketten hile ve desiselerle kandırılarak atılmak istendiğini, müvekkilinin şirketin gerçek değeri kendisinden gizlenerek şirketten uzaklaştırıldığını, şirketin gerçek değeri saklanarak hisse devir sözleşmesi yapıldığını, kaldı ki sözleşmede belirtilen devir bedelinin bile müvekkiline ödenmediğini, bu nedenlerle sözleşmenin geçerli olmadığını, şirketin ticari kayıtlarında şirketin ana taşınmazı olarak 2.000.000-TL üzerinde mal varlığı olduğunu, 3 adet 600.000-TL araç olduğunu ve yine 2.000.000-TL'ye yakın asansör malzemesi ve geliri olduğunu, yine gizli sözleşmelerle barter usulü yapılan inşaatlar ile şirkete bu devirden sonra mal girişi konusunda anlaşmalar yapıldığının taraflarınca tespit edildiğini, yapılan işlemlerin şirketin hesabına geçmediğini, TTK'nın 641.

maddesi gereğince sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesinin ayrılan ortağa verilmesi gerektiğini, tanıklarının dinlenmediğini, yemin delilinin kullandırılmasını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, itiraz edilmeksizin kesinleşen ilamsız takip nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı şirketin ticaret sicilinde tek ortaklı olarak kayıtlı olduğu, şirket kuruluşunda şirket ortağı olan davalının Gebze 10. Noterliği'nin 16/03/2020 tarihli ... nolu pay devri sözleşmesi ile davacı şirketteki 50 hissesini dava dışı ortak ...'e 25.000-TL bedel karşılığında devrettiği, sonrasında davalının davacı şirket aleyhinde 08/07/2020 tarihinde başlattığı İstanbul 10. İcra Dairesi'nin ... sayılı ilamsız takipte ödenmeyen ortaklık payı ve mahrum kalınan kar payı alacağı açıklamasıyla 1.500.000-TL asıl ve 80.208-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.580.208-TL alacağın tahsilini talep ettiği, icra takibinin süresinde itiraz edilmemesi nedeniyle kesinleştiği hususları ihtilaf dışı olup davalı hisse devir sözleşmesi dolayısıyla alacaklı olduğunu, pay devir sözleşmesinde şirketin gerçek değerinin kendisinden saklandığını ve sözleşmede yazılı ücret üzerinden dahi kendisine bir ödeme yapılmadığını belirterek davacıdan alacaklı olduğunu iddia etmektedir.

Bahsi geçen devir sözleşmesinin tarafı şirket olmadığı gibi davalının devir bedelini nakden ve tamamen aldığını beyan etmiştir. Davalı, şirketin gerçek değerinin kendisinden gizlendiğini ileri sürmüş ise de sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereğince davacı şirketin taraf olmadığı hisse devir sözleşmesinden kaynaklanan alacak isteminin davacı şirkete yöneltilmesi, yine bu sözleşmeden kaynaklanan iddiaların muhatabı olması mümkün değildir. Bu durumda davacı şirketin davalıya devredilen hisse bakımından bir borcu olmadığı açıktır. Mahrum kalınan kar payı alacağı istemi yönünden ise limited şirketlerde kar payı hakkının alacak hakkına dönüşebilmesi için, kar dağıtımı konusunda genel kurulda karar alınması gerekmektedir (TTK m.616/1-e).

Şirketçe pay dağıtım kararı alınmadığı gibi davalının ortaklıktan ayrılarak pay sahibi sıfatını da yitirdiğinden paya bağlı bu hakkı ileri sürmesi mümkün değildir. Davalı, tanıkların dinlenmediğini ileri sürmekte ise de uyuşmazlığın niteliği gereği davanın esasına etkili olmayacağından tanık dinlenilmemesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği hususlarda yemin delili kullanılması da mümkün olmadığından, davalının tanık ve yemin delili ile ilgili istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. HMK'nın 41. maddesinde hâkimin reddi talebinin, süresinde yapılmaması, ret sebebi ve bu sebebe ilişkin inandırıcı delil veya emare gösterilmemesi ya da ret talebinin davayı uzatmak amacıyla yapıldığının anlaşılması halinde kabul edilmeyerek geri çevrileceği, bu hâllerde ret talebinin, toplu mahkemelerde reddedilen hâkimin müzakereye katılmasıyla;

tek hâkimli mahkemelerde ise reddedilen hâkimin kendisi tarafından geri çevrileceği düzenlenmiştir. Davalı vekili tarafından 07/06/2022 tarihli dilekçe ile davanın kabulüne yönelik izlenim olduğundan bahisle yargılamanın tarafsız ve sağlıklı bir şekilde yapılabilmesi amacıyla hakimin reddini talep etmiş olup, ret sebebinde herhangi bir somut sebep gösterilmediğinden mahkemece hakimin reddi talebinin geri çevrilmesi kanuna uygundur. Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 107.944-TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 26.986,70-TL harcın mahsubu ile kalan 80.957,30-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan 40-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.16/09/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/71740 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.