İpoteğin Kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/3670 E. 2021/6039 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
usulüne uygun icra takibi↗ yetkili icra dairesi↗ üst sınır (limit) ipoteği↗ gerekçenin düzeltilmesi↗ ipoteğin fekki↗ usulüne uygun tebliğ↗ ipotek↗ açılmamış sayılma↗ bilirkişi incelemesi↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece yapılan yargılama yargılama ve alınan bilirkişi raporuna göre, asıl dava yönünden davacının borçtan şahsen sorumlu olmadığı, başkasının borcu için ipotek veren olduğu, ipoteğin 1. dereceden, 30.000.- TL bedelli üst sınır ipoteği olduğu, tarafların ticari kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı ve 18.664,87 TL borcun ödenmediğinin bildirildiği, bu haliyle dava konusu ipoteğin fekki için gerekli koşulların oluşmadığı kanaatine varıldığı, birleşen dava yönünden ise alacaklı tarafından takibe yönelik açılan itirazın iptali davasında Yetkili İcra Dairesi'nde yapılan icra takibi bulunmaması nedeni ile itirazın iptali davasının reddine karar verildiği, kararın taraflarca temyiz edilmemesi üzerine 15/02/2011 tarihinde kesinleştiği, alacaklı vekilinin 30/03/2011 tarihinde icra dosyasına dilekçe sunduğu, Malatya 1. İcra Müdürlüğü tarafından 31/03/2011 tarihinde dosyanın Bulanık İcra Müdürlüğü'ne gönderilmesine karar verildiği, ancak alacaklının, işlem tarihinde yürürlükte bulunan HUMK'nın 193. maddesinde öngörülen yasal 10 günlük süreden sonra dosyanın yetkili icra dairesine gönderilmesi isteminde bulunduğundan, takibin açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, dosyanın Bulanık İcra Müdürlüğü'ne gönderildiğinin anlaşıldığı, usulüne uygun icra takibi bulunmaması ve usulüne uygun takip yapılmasının itirazın iptali davasının şartı olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Karar, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından, yalnızca birleşen davaya yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava, ipoteğe dayalı takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Tarafların arasında görülen, Malatya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 10.01.2019 tarih ve 2018/498 Esas ve 2019/17 Karar sayılı ve aynı nitelikte bulunan davada, borcun ödenmesi nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilip, bu karar, usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen, taraflarca temyiz edilmeyerek 09.09.2019 tarihinde kesinleşmiştir. Bu durum karşısında, davanın bu gerekçeyle reddi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile 6100 HMK’nın geçici 3. maddesi yollamasıyla, 1086 sayılı HUMK’nın 438. maddenin son fıkrası gereğince kararın gerekçesi düzeltilmek suretiyle onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/840 E. 2011/10267 K.
Ortak:açılmamış sayılma
İncelediğiniz kararda… de yürürlükte bulunan HUMK'nın 193. maddesinde öngörülen yasal 10 günlük süreden sonra dosyanın yetkili icra dairesine gönderilmesi isteminde bulunduğundan, takibin «açılmamış sayılmasına» karar verilmesi gerekirken, dosyanın Bulanık İcra Müdürlüğü'ne gönderildiğinin anlaşıldığı, «usulüne uygun icra takibi» bulunmaması ve usulüne uygun takip yapılmasının itirazın iptali davasının şartı olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda2-HUMK'nun «194» nci maddesi uyarınca «derdestlik» itirazının kabulü halinde «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi gerekirken, mahkemece derdestlik nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden, davacının bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 194 · davanın açılmamış sayılması · derdestlik · kâr payı · temsil
Benzer bu karardaMahkemece, iddia ve savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 10.000 TL ortaklık «payı» için Malatya 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/288 Esas sayılı dosyasında davalı Malatya Yem ve Gıda Sanayi A.Ş aleyhine dava açmış olduğu, iş bu dava da ise aynı alacak için Malatya Yem ve Gıda Sanayi A.Ş 'ni «temsilen» şirket yetkilisi ... aleyhine dava açtığı, bu halde her iki davanın davalısının da aynı olduğunun kabul edilmesi gerektiği, konusu ve tarafları aynı olan, daha önce görülen ve halen «derdest» olan dava mevcut olmakla davalı vekilinin derdestlik itirazının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2-HUMK'nun «194» nci maddesi uyarınca «derdestlik» itirazının kabulü halinde «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi gerekirken, mahkemece derdestlik nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden, davacının bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1145 E. 2019/213 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak, dosya kapsamına göre; davanın kısmen kabulüne, 43.664,25 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü | Sicilden terkin
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/13618 E. 2017/1640 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ayırt edicilik · iltibas
Benzer bu kararda… göre, davalı başvurusunun konusu olan işaret ile davacıya ait markaların sescil, biçimsel ve umumî intiba itibariyle benzer mahiyette bulunduğu, ‘ag’ ekinin yeterli «ayırt edicilik» sağlamadığı, tüketicilerin zihninde belirecek olan izin hemen ... ibareli davacı markasının bıraktığını hatırlattığı, her ikisinin aynı işletmeye ait olduğu yönünde «iltibasa» yol açabileceği, davacının seri markalarından biri olduğu biçiminde bir yanılgıya düşülebileceği, davalı başvurusunun kapsamında bulunan 35. sınıftaki hizmetlerin …
Mahkemece, taraf markalarının benzer olduğu, tüketici nezdinde «iltibas» oluşturacağı, aynı tür emtiaları ihtiva ettiği ve davacı markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlanacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/3670 E. , 2021/6039 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
ASIL DAVADA
VEKİLİ AV. ...
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasındaki davadan dolayı Bulanık Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07.07.2015 gün ve 2012-426/497 sayılı hükmün Yargıtay'ca birleşen davaya yönelik incelenmesi asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline iade edilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, davacının maliki bulunduğu taşınmazda davalının alacağının teminatı olarak tesis edilen ipoteğin karşılıksız kaldığını, ipoteğin temin ettiği herhangi bir alacağın bulunmadığını belirterek ipoteğin kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı vekili, zamanaşımı süresinin geçtiğini, ipoteğin davacının eşi tarafından Zirai Donatım Kurumu ile arasındaki cari hesap sözleşmesine göre alınan malların teminatı olduğunu, bu kurumun Sümer Holdinge devredildiğini, bakiye cari hesap alacağının 4.428.- TL olduğunu, ipoteğin teminatı olan alacağın mevcut olduğunu, ayrıca yetkisiz icra dairesinde takibin başlatıldığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili, davalıya yönelik ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, yetkisizlik itirazı üzerine takibin Malatya 1. İcra Müdürlüğü'nün 2004/8332 Esas sayılı dosyasına kaydının yapıldığını, ancak takibe haksız olarak itiraz edildiğini, borçlunun davalı, ipotek verenin ise davadışı ... olduğunu, davalının münfesih zirai donatım kurumu Muş bayisi olduğunu ve iki ay vadeli aldığı traktör bedelini davalı adına cari hesaba borç, ödemelerin alacak olarak kaydedildiğini, ekteki cari hesap ekstresine göre 4.427,46 TL borcunun kaldığını, KDV dahil 18.667,12 TL ticari faiz uygulandığını, alacaklı kurum olan zirai donatım kurumunun Sümer Holding A.Ş ile birleştiğini belirterek, icra dosyasına yapılan haksız itirazın iptaline, takibin devamına, %40’dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece yapılan yargılama yargılama ve alınan bilirkişi raporuna göre, asıl dava yönünden davacının borçtan şahsen sorumlu olmadığı, başkasının borcu için ipotek veren olduğu, ipoteğin 1. dereceden, 30.000.- TL bedelli üst sınır ipoteği olduğu, tarafların ticari kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı ve 18.664,87 TL borcun ödenmediğinin bildirildiği, bu haliyle dava konusu ipoteğin fekki için gerekli koşulların oluşmadığı kanaatine varıldığı, birleşen dava yönünden ise alacaklı tarafından takibe yönelik açılan itirazın iptali davasında Yetkili İcra Dairesi'nde yapılan icra takibi bulunmaması nedeni ile itirazın iptali davasının reddine karar verildiği, kararın taraflarca temyiz edilmemesi üzerine 15/02/2011 tarihinde kesinleştiği, alacaklı vekilinin 30/03/2011 tarihinde icra dosyasına dilekçe sunduğu, Malatya 1.
İcra Müdürlüğü tarafından 31/03/2011 tarihinde dosyanın Bulanık İcra Müdürlüğü'ne gönderilmesine karar verildiği, ancak alacaklının, işlem tarihinde yürürlükte bulunan HUMK'nın 193. maddesinde öngörülen yasal 10 günlük süreden sonra dosyanın yetkili icra dairesine gönderilmesi isteminde bulunduğundan, takibin açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, dosyanın Bulanık İcra Müdürlüğü'ne gönderildiğinin anlaşıldığı, usulüne uygun icra takibi bulunmaması ve usulüne uygun takip yapılmasının itirazın iptali davasının şartı olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Karar, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından, yalnızca birleşen davaya yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava, ipoteğe dayalı takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Tarafların arasında görülen, Malatya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 10.01.2019 tarih ve 2018/498 Esas ve 2019/17 Karar sayılı ve aynı nitelikte bulunan davada, borcun ödenmesi nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilip, bu karar, usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen, taraflarca temyiz edilmeyerek 09.09.2019 tarihinde kesinleşmiştir. Bu durum karşısında, davanın bu gerekçeyle reddi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile 6100 HMK’nın geçici 3.
maddesi yollamasıyla, 1086 sayılı HUMK’nın 438. maddenin son fıkrası gereğince kararın gerekçesi düzeltilmek suretiyle onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile 6100 HMK’nın geçici 3. maddesi yollamasıyla, 1086 sayılı HUMK’nın 438. maddenin son fıkrası uyarınca kararın gerekçesinin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 14/10/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/708343200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz