Menfi tespit | Manevi tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/5104 E. 2021/5750 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
açığa imza↗ senette tahrifat↗ kambiyo takibi↗ hükmün açıklanmasının geri bırakılması↗ resmi belgede sahtecilik↗ tahrifat↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ menfi tespit davası↗ sahtecilik↗ ba formu↗ tespit davası↗ dolandırıcılık↗ bono↗ menfi tespit↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalıların sanık olarak yargılandıkları ceza davası mahkumiyetle sonuçlanmış ise de verilen cezalar bakımından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, dolayısıyla davalılar hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü olduğundan söz edilemeyeceğinden ceza mahkemesince verilen kararın hukuk mahkemesini bağlamayacağı, bu nedenle davacı iddiaları bakımından Adli Tıp Kurumundan rapor alınması cihetine gidildiği, raporda, senedin imzadan yararlanılmak suretiyle oluşturulup oluşturulmadığının tespit edilemediğinin belirtildiği, bu tespitle senette tahrifat yapılmadığının somut olarak saptandığı, davacının senet üzerindeki imzasına itiraz etmediği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Asıl dava, kambiyo takibe konu edilen bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti, birleşen dava ise, manevi tazminat istemine ilişkindir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, sonuçları itibariyle bir mahkumiyet kararı değildir. Kural olarak, sanığın aleyhine sonuç doğuracak şekilde bir etki yaratmaz. Anılan ceza kararı türü, hukuk hakiminin mutlaka bağlı olmasını gerektiren ceza kararı niteliğinde değildir. Ancak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın belirtilen nitelikleri, zikredilen kararla sonuçlanan ceza davalarına hukuk davalarında delil olarak dayanılmasını engellemez. Keza, bir ceza davasının hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararla sonuçlanması, hukuk mahkemesinin, ceza davası kapsamında toplanan delilleri ve tespit edilen olguları tamamıyla gözardı etmesini de gerektirmez. Bu durumda yapılması gereken, Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi'nin mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamında da belirtildiği gibi, dava dilekçesinde dayanılan diğer delillerin ve ceza dosyasının hep birlikte değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi olmalıdır.
Yapılan açıklamalardan sonra somut olaya dönülecek olursa, davacı yan, asıl davada, davaya konu bononun açığa imzanın kötüye kullanılması suretiyle oluşturulduğunu iddia etmiş, aynı iddiaya dayalı olarak davalılar hakkında suç duyurusunda da bulunmuştur. Ceza mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, sanıkların, katılan ... tarafından iş ilişkisi kapsamında imzalı ve boş olarak verilen A4 ebadındaki bir kağıdı üst tarafından keserek ve bilgisayarda bono haline getirerek icra takibine konu ettikleri kabul edilmiş ve bu nedenle her iki sanığın da resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir. Karara karşı yapılan temyiz başvurusunu inceleyen Yargıtay 23. Ceza Dairesi 08.09.2015 gün, 2015/2427 Esas - 2015/3772 Karar sayılı ilamında, İlk Derece Mahkemesinin eylemin oluş şekline ve suçun nitelendirilmesine ilişkin kabulünü isabetli görmüş ancak huzurdaki menfi tespit davası sebebiyle senet bedelinin ödenmemesini gerekçe göstererek eylemin teşebbüs aşamasında kaldığını, bu nedenle sanıklara dolandırıcılık suçuna teşebbüsten ceza verilmesi gerektiğini belirterek hükmü bozmuştur. Ceza mahkemesince bozmaya uyulmuş, her iki sanığın da dolandırıcılığa teşebbüsten mahkumiyetine karar verilmiş ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Ceza mahkemesi dosyası her ne kadar hükmün açıklanmasının geri bırakılmasıyla sonuçlanmışsa da yukarıda da ifade edildiği üzere kararın bu niteliği ceza davasında toplanan delillerin ve tespit edilen olguların gözardı edilmesini gerektirmeyecek olup, ceza dosyasının hukuk yargılamasında toplanan diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi suretiyle sonuca gidilmesi gerekecektir. Bu anlamda somut olay incelendiğinde ise, mahkemece Adli Tıp Kurumundan alınan bilirkişi raporunda, her ne kadar senedin açığa imzanın kötüye kullanılarak oluşturulup oluşturulmadığı hususunda kesin bir kanaat bildirilemediği belirtilmişse de aynı raporda, davacı yanın iddialarını ve ceza mahkemesinin kabulünü doğrular şekilde, senedin matbu ve üst kısmı forme kesim senetlerden olmadığı, yatay uzunluğunun A4 ebadıyla uyumlu olduğu ve imza ve yazıların farklı fiziki evsafta bir kalemle atılmış olduğu hususlarının tespit edilmesi karşısında mahkemece menfi tespit davasının kabulüne karar verilmesi, birleşen manevi tazminat davasıyla ilgili olarak ise usuli kazanılmış haklar gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Menfi tespit | Manevi tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3385 E. 2023/3250 K.
Ortak:açığa imza · senette tahrifat · kambiyo takibi · hükmün açıklanmasının geri bırakılması · resmi belgede sahtecilik · tahrifat · borçlu olunmadığının tespiti · menfi tespit davası · Menfi tespit | Manevi tazminat
İncelediğiniz kararda… bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalıların sanık olarak yargılandıkları ceza davası mahkumiyetle sonuçlanmış ise de verilen cezalar bakımından «hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına» karar verildiği, dolayısıyla davalılar hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü olduğundan söz edilemeyeceğinden ceza mahkemesince verilen kararın hukuk mahkemesini bağlamayacağı, bu nedenle davacı iddiaları bakımından Adli Tıp Kurumundan rapor alınması cihetine gidildiği, raporda, senedin imzadan yararlanılmak suretiyle oluşturulup oluşturulmadığının tespit edilemediğinin belirtildiği, bu tespitle «senette tahrifat» yapılmadığının somut olarak saptandığı, davacının senet üzerindeki imzasına itiraz etmediği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Asıl dava, «kambiyo takibe» konu edilen «bono» nedeniyle «borçlu olunmadığının tespiti», birleşen dava ise, manevi tazminat istemine ilişkindir.
Ancak «hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına» ilişkin kararın belirtilen nitelikleri, zikredilen kararla sonuçlanan ceza davalarına hukuk davalarında delil olarak dayanılmasını engellemez.
Benzer bu kararda… ı ile bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalıların sanık olarak yargılandıkları ceza davası mahkumiyetle sonuçlandığı, verilen cezalar bakımından «hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına» karar verildiği, dolayısıyla davalılar hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü olduğundan söz edilemeyeceği, ceza mahkemesince verilen kararın hukuk mahkemesini bağlamayacağı, bu nedenle davacı iddiaları bakımından Adli Tıp Kurumundan rapor alınması cihetine gidildiği, raporda senedin imzadan yararlanılmak suretiyle oluşturulup oluşturulmadığının tespit edilemediğinin belirtildiği, «senette tahrifat» yapılmadığının somut olarak saptandığı, davacının senet üzerindeki imzasına itiraz etmediği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar karar verilmiş, d …
Bozma Kararı Dairemizin 27.09.2021 tarih, 2020/5104 E. ve 2021/5750 K. sayılı kararıyla, davacı asıl davada, davaya konu «bononun» «açığa imzanın» kötüye kullanılması suretiyle oluşturulduğunu iddia ettiği, aynı iddiaya dayalı olarak davalılar hakkında suç duyurusunda da bulunduğu, ceza mahkemesince yapılan yargılamada, sanıkların, katılan ... tarafından iş ilişkisi kapsamında imzalı ve boş olarak verilen A4 ebadındaki bir kağıdı üst tarafından keserek ve bilgisayarda bono haline getirerek icra takibine konu ettiklerinin kabul edildiği ve bu nedenle her iki sanığın da «resmi belgede sahtecilik» ve «dolandırıcılık» suçundan mahkumiyetine karar verildiği, Yargıtay 23.
… 2015 gün, 2015/2427 E. ve 2015/3772 K. sayılı ilamında, İlk Derece Mahkemesinin eylemin oluş şekline ve suçun nitelendirilmesine ilişkin kabulünü isabetli görülerek «menfi tespit davası» sebebiyle senet bedelinin ödenmemesini gerekçe göstererek eylemin teşebbüs aşamasında kaldığını, bu nedenle sanıklara «dolandırıcılık» suçuna teşebbüsten ceza verilmesi gerektiğinin belirterek bozulduğu, her iki sanığın da dolandırıcılığa teşebbüsten mahkumiyetine karar verilerek «hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına» karar verildiği, mahkemece Adli Tıp Kurumundan alınan bilirkişi raporunda, davacı yanın iddialarını ve ceza mahkemesinin kabulünü doğrular şekilde, senedin matbu ve üst kısmı «forme» kesim senetlerden olmadığı, yatay uzunluğunun A4 ebadıyla uyumlu olduğu ve imza ve yazıların farklı fiziki evsafta bir kalemle atılmış olduğu hususlarının tespit e …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:harç eksikliği · haksız haciz · yazılı delil ile ispat · davaların birleştirilmesi · imzaya itiraz · delillerin toplanmaması · sahtelik · yazılı delil
Benzer bu kararda… uzun yıllar süren arkadaşlıklarının olduğunu, davacının adı geçen davalıdan borç para istemesi ve miktarın da yüksek olması nedeniyle davacı tarafından dava konusu «bononun» tanzim edilerek verildiğini, borcun ödenmediğini davacının bono üzerindeki «imzaya itiraz» etmediğini, «sahteliğin» «yazılı deliller ispat» edilmediğini, «davaların birleştirme» kararının hukuka aykırı olduğunu, «harç eksikliğinin» tamamlatılmadan karar verildiğini, ceza davasının sonucunun bekletilmesi isteminin haksız olarak ret edildiğini, «delillerin toplanmadan» karar verildiğini, Mahkemece «teminatsız» olarak verilen tedbir kararının yasaya uygun olmadığını, ceza mahkemesi kararının bağlayıcı olmadığını, savunma haklarının «kısıtlandığını», davanın konusuz kaldığının değerlendirilmediğini, tazminat koşullarının oluşmadığını, davanın reddi nedeniyle ayrı ayrı «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretine» hükmedilemeyeceğini, birleşen dava bakımından manevi tazminat koşullarının oluşmadığını, şirket «tüzel kişiliği» hakkında manevi tazminata hükmedilemeyeceğini, eski kararda hükme bağlanan manevi tazminat miktarının bu kararda hatalı olarak artırıldığını, kısmen ret nedeniyle …
İlk Derece Mahkemesinin 07.06.2016 tarih, 2014/30 E. ve 2016/236 K. sayılı kararında, şirket adına istenen manevi tazminat koşullarının gerçekleşmediği, davacıların «haksız haciz» nedeniyle üzüldükleri ve manevi tazminat koşullarının gerçekleştiği gerekçeleriyle ... için 2.000,00 TL, ... için 2.000,00 TL, diğer davacıların manevi tazminat taleplerinin ise reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15969 E. 2013/22692 K.
Ortak:dolandırıcılık
İncelediğiniz karardaCeza mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, sanıkların, katılan ... tarafından iş ilişkisi kapsamında imzalı ve boş olarak verilen A4 ebadındaki bir kağıdı üst tarafından keserek ve bilgisayarda «bono» haline getirerek icra takibine konu ettikleri kabul edilmiş ve bu nedenle her iki sanığın da «resmi belgede sahtecilik» ve «dolandırıcılık» suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.
Ceza Dairesi 08.09.2015 gün, 2015/2427 Esas - 2015/3772 Karar sayılı ilamında, İlk Derece Mahkemesinin eylemin oluş şekline ve suçun nitelendirilmesine ilişkin kabulünü isabetli görmüş ancak huzurdaki «menfi tespit davası» sebebiyle senet bedelinin ödenmemesini gerekçe göstererek eylemin teşebbüs aşamasında kaldığını, bu nedenle sanıklara «dolandırıcılık» suçuna teşebbüsten ceza verilmesi gerektiğini belirterek hükmü bozmuştur.
Ceza mahkemesince bozmaya uyulmuş, her iki sanığın da «dolandırıcılığa» teşebbüsten mahkumiyetine karar verilmiş ve «hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davalı ... hakkında Bakırköy 8.Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan nitelikli «dolandırıcılık» suçuna ilişkin yargılama sonucunda mahkemece davanın «zamanaşımı» nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, Bakırköy 8.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ıslah · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… sinin parasını yatırdığı yurt dışındaki dava dışı şirketten paraların bu tarihlerde davalı şirkete aktarıldığı, devam eden eylemler nedeniyle paranın aktarıldığı en «son» gün olarak 2000 yılının son günü olarak kabul edilmesi gerektiği, davacıların paraların davalılara aktarıldığını dava tarihinden önce öğrendiğine dair dosya içerisinde herhangi bir delil bulunmadığı, paraların aktarıldığı iddia edilen tarihten davanın açıldığı 17.02.2011 tarihine kadar ve davanın «ıslah» edildiği 11.04.2012 tarihine kadar Borçlar Kanunu'nun 60.maddesinde düzenlenen 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu, bu nedenle davalı tarafın zamanaşımı itirazının yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen karar davacılar v …
Mahkemece, davalı ... hakkında Bakırköy 8.Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan nitelikli «dolandırıcılık» suçuna ilişkin yargılama sonucunda mahkemece davanın «zamanaşımı» nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, Bakırköy 8.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1706 E. 2023/3937 K.
Ortak:dolandırıcılık · bono · menfi tespit
İncelediğiniz karardaCeza mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, sanıkların, katılan ... tarafından iş ilişkisi kapsamında imzalı ve boş olarak verilen A4 ebadındaki bir kağıdı üst tarafından keserek ve bilgisayarda «bono» haline getirerek icra takibine konu ettikleri kabul edilmiş ve bu nedenle her iki sanığın da «resmi belgede sahtecilik» ve «dolandırıcılık» suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.
Ceza Dairesi 08.09.2015 gün, 2015/2427 Esas - 2015/3772 Karar sayılı ilamında, İlk Derece Mahkemesinin eylemin oluş şekline ve suçun nitelendirilmesine ilişkin kabulünü isabetli görmüş ancak huzurdaki «menfi tespit davası» sebebiyle senet bedelinin ödenmemesini gerekçe göstererek eylemin teşebbüs aşamasında kaldığını, bu nedenle sanıklara «dolandırıcılık» suçuna teşebbüsten ceza verilmesi gerektiğini belirterek hükmü bozmuştur.
Asıl dava, «kambiyo takibe» konu edilen «bono» nedeniyle «borçlu olunmadığının tespiti», birleşen dava ise, manevi tazminat istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaCeza Dairesinin 2017/14420 E. ve 2017/9061 K. sayılı ilamı ile sanıkların kamu kurum ve kuruluşları aracı kılmak suretiyle nitelikli «dolandırıcılığa» teşebbüs suçunu işledikleri tüm dosya kapsamından anlaşıldığından mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir denilerek onandığı, ceza mahkemesinin mahkumiyet kararının hukuk mahkemesi için maddi vakıalar başta olmak üzere bağlayıcı olduğu, ceza mahkemesinin tüm davalıların hem açığa atılmış imzayı kötüye kullandıklarını ve hem de nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediklerini kabul ettiği, bu nedenle mahkemenin senedin «bedelsizliğini» kabul ederek «menfi tespit» ve «istirdat» hükmü kurmasının doğru olduğu, «harç» hesabında dava tarihindeki kurun nazara alınmasının da doğru bir uygulama olup, harç ve «vekalet ücreti» hesabında da bir isabetsizlik bulunmadığı, ceza mahkemesi kararına karşı olağanüstü kanun yoluna başvurulmuş olmasının «bekletici mesele» yapılması talebi açısından yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... tarafından yapılan istinaf başvur …
Arslan'nın fikir birliği içerisinde «dolandırıcılık» kastı ile hareket ettikleri, eylemlerinin nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs aşamasında kaldığı, davacının bu senetten dolayı davalılara borçlu bulunmadığı, yargılama sırasında icra dosyasına 90.920,42 TL'nin davacı tarafından yatırıldığı, bu kadar miktar açısından davanın «istirdada» dönüştüğü gerekçeleriyle davanın kabulüne, icra takibine konu edilen senetten dolayı davacının borçlu bulunmadığının tespitine, İcra dosyasına yatırılan 90.920,42 …
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; «adli yardım» talep ederek, yargılamada yapılan «tebligatların usulsüz» olduğunu, müvekkilinin Türkiye'de ikametgahı olmadığını, mernis «kaydının» bulunmadığını, farklı farklı adreslere tebligatlar çıkarıldığını, «hukuki dinlenilme hakkının» ihlal edildiğini, ceza dosyasında verilen kararın «bekletici mesele» yapılması gerektiğini, müvekkilinin senedin yetkili ve «meşru hamili» olduğunu, «keşideci» ile «lehtar» arasındaki temel ilişkiden bağımsız olarak tedavül kabiliyetine sahip olduğunu, davacı tarafın lehtara karşı ileri süreceği defilerin iyi niyetli müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini, senedin diğer davalıya «ipotekleri» karşılında verildiğinin iddia edildiğini, ipotek miktarı bakımından davaya konu «bononun» «bedelsizliği» iddiasının ileri sürülemeyeceğini, takip tarihindeki kur naza alınarak nisbi karar ilam harcının hesaplanması gerekmektiğini belirterek kararın kaldırılmasını iste …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:usulsüz tebligat · son hamil · tebligat usulsüzlüğü · hukuki dinlenilme hakkı · meşru hamil · savunma hakkının kısıtlanması · sahtelik · bekletici mesele
Benzer bu karardaDavalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; «adli yardım» talep ederek, yargılamada yapılan «tebligatların usulsüz» olduğunu, müvekkilinin Türkiye'de ikametgahı olmadığını, mernis «kaydının» bulunmadığını, farklı farklı adreslere tebligatlar çıkarıldığını, «hukuki dinlenilme hakkının» ihlal edildiğini, ceza dosyasında verilen kararın «bekletici mesele» yapılması gerektiğini, müvekkilinin senedin yetkili ve «meşru hamili» olduğunu, «keşideci» ile «lehtar» arasındaki temel ilişkiden bağımsız olarak tedavül kabiliyetine sahip olduğunu, davacı tarafın lehtara karşı ileri süreceği defilerin iyi niyetli müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini, senedin diğer davalıya «ipotekleri» karşılında verildiğinin iddia edildiğini, ipotek miktarı bakımından davaya konu «bononun» «bedelsizliği» iddiasının ileri sürülemeyeceğini, takip tarihindeki kur naza alınarak nisbi karar ilam harcının hesaplanması gerekmektiğini belirterek kararın kaldırılmasını iste …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı yanın «usulsüz tebligat» yapılarak «savunma hakkının kısıtlandığına» dair istinaf başvurusunun yerinde olmadığı, ceza mahkemesince sanıkların (davalıların) eylemi hem açığa atılmış imzanın kötüye kullanılması ve hem de nitelikli «dolandırıcılık» olarak görüldüğü ancak fikri içtima nedeni ile cezası daha ağır olan nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulduğu, Yargıtay ilgili ceza dairesinin bozma kararına mahkemece direnildiği, «direnme» kararının Yargıtay 23.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «menfi tespit» istemine konu senedin «sahteliğine» ve «son hamil» ...'nın meşru ve yasal hamil olup olmadığına ilişkindir.
Ceza Dairesinin 2017/14420 E. ve 2017/9061 K. sayılı ilamı ile sanıkların kamu kurum ve kuruluşları aracı kılmak suretiyle nitelikli «dolandırıcılığa» teşebbüs suçunu işledikleri tüm dosya kapsamından anlaşıldığından mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir denilerek onandığı, ceza mahkemesinin mahkumiyet kararının hukuk mahkemesi için maddi vakıalar başta olmak üzere bağlayıcı olduğu, ceza mahkemesinin tüm davalıların hem açığa atılmış imzayı kötüye kullandıklarını ve hem de nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediklerini kabul ettiği, bu nedenle mahkemenin senedin «bedelsizliğini» kabul ederek «menfi tespit» ve «istirdat» hükmü kurmasının doğru olduğu, «harç» hesabında dava tarihindeki kurun nazara alınmasının da doğru bir uygulama olup, harç ve «vekalet ücreti» hesabında da bir isabetsizlik bulunmadığı, ceza mahkemesi kararına karşı olağanüstü kanun yoluna başvurulmuş olmasının «bekletici mesele» yapılması talebi açısından yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... tarafından yapılan istinaf başvur …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/5104 E. , 2021/5750 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 26.12.2019 tarih ve 2017/409-2019/503 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili asıl davada, müvekkilinin şirket çalışanı olan ...’a banka işlemlerinde kullanılmak üzere imzalı kısmen yazılı kısmen boş olan belge bıraktığını ...’ın imzalı olarak bırakılan bu belgeyi bono haline dönüştürüp ağabeyi ...’a verdiğini, sahte olarak düzenlenen bono nedeniyle ... tarafından müvekkili hakkında icra takibi yapıldığını ileri sürerek, bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini istemiş, birleşen davada ise, haksız olarak yapılan haciz nedeniyle müvekkillerinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını ileri sürerek, ... ve ... için ayrı ayrı 5.000.- TL , ... ve... için ayrı ayrı 2.500.- TL şirket için 15.000.- TL olmak üzere toplamda 30.000.- TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, davacının davalı ... ile uzun yıllar süren arkadaşlıklarının olduğunu, davacının adı geçen davalıdan borç para istemesi ve miktarın da yüksek olması nedeniyle davacı tarafından dava konusu bononun tanzim edilerek verildiğini, senedin verildiği tarihte ...'ın Hatay’da askerlik vazifesini yapmakta olduğunu savunarak, asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalıların sanık olarak yargılandıkları ceza davası mahkumiyetle sonuçlanmış ise de verilen cezalar bakımından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, dolayısıyla davalılar hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü olduğundan söz edilemeyeceğinden ceza mahkemesince verilen kararın hukuk mahkemesini bağlamayacağı, bu nedenle davacı iddiaları bakımından Adli Tıp Kurumundan rapor alınması cihetine gidildiği, raporda, senedin imzadan yararlanılmak suretiyle oluşturulup oluşturulmadığının tespit edilemediğinin belirtildiği, bu tespitle senette tahrifat yapılmadığının somut olarak saptandığı, davacının senet üzerindeki imzasına itiraz etmediği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Asıl dava, kambiyo takibe konu edilen bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti, birleşen dava ise, manevi tazminat istemine ilişkindir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, sonuçları itibariyle bir mahkumiyet kararı değildir. Kural olarak, sanığın aleyhine sonuç doğuracak şekilde bir etki yaratmaz. Anılan ceza kararı türü, hukuk hakiminin mutlaka bağlı olmasını gerektiren ceza kararı niteliğinde değildir. Ancak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın belirtilen nitelikleri, zikredilen kararla sonuçlanan ceza davalarına hukuk davalarında delil olarak dayanılmasını engellemez. Keza, bir ceza davasının hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararla sonuçlanması, hukuk mahkemesinin, ceza davası kapsamında toplanan delilleri ve tespit edilen olguları tamamıyla gözardı etmesini de gerektirmez.
Bu durumda yapılması gereken, Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi'nin mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamında da belirtildiği gibi, dava dilekçesinde dayanılan diğer delillerin ve ceza dosyasının hep birlikte değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi olmalıdır.
Yapılan açıklamalardan sonra somut olaya dönülecek olursa, davacı yan, asıl davada, davaya konu bononun açığa imzanın kötüye kullanılması suretiyle oluşturulduğunu iddia etmiş, aynı iddiaya dayalı olarak davalılar hakkında suç duyurusunda da bulunmuştur. Ceza mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, sanıkların, katılan ... tarafından iş ilişkisi kapsamında imzalı ve boş olarak verilen A4 ebadındaki bir kağıdı üst tarafından keserek ve bilgisayarda bono haline getirerek icra takibine konu ettikleri kabul edilmiş ve bu nedenle her iki sanığın da resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir. Karara karşı yapılan temyiz başvurusunu inceleyen Yargıtay 23. Ceza Dairesi 08.09.2015 gün, 2015/2427 Esas - 2015/3772 Karar sayılı ilamında, İlk Derece Mahkemesinin eylemin oluş şekline ve suçun nitelendirilmesine ilişkin kabulünü isabetli görmüş ancak huzurdaki menfi tespit davası sebebiyle senet bedelinin ödenmemesini gerekçe göstererek eylemin teşebbüs aşamasında kaldığını, bu nedenle sanıklara dolandırıcılık suçuna teşebbüsten ceza verilmesi gerektiğini belirterek hükmü bozmuştur.
Ceza mahkemesince bozmaya uyulmuş, her iki sanığın da dolandırıcılığa teşebbüsten mahkumiyetine karar verilmiş ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Ceza mahkemesi dosyası her ne kadar hükmün açıklanmasının geri bırakılmasıyla sonuçlanmışsa da yukarıda da ifade edildiği üzere kararın bu niteliği ceza davasında toplanan delillerin ve tespit edilen olguların gözardı edilmesini gerektirmeyecek olup, ceza dosyasının hukuk yargılamasında toplanan diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi suretiyle sonuca gidilmesi gerekecektir. Bu anlamda somut olay incelendiğinde ise, mahkemece Adli Tıp Kurumundan alınan bilirkişi raporunda, her ne kadar senedin açığa imzanın kötüye kullanılarak oluşturulup oluşturulmadığı hususunda kesin bir kanaat bildirilemediği belirtilmişse de aynı raporda, davacı yanın iddialarını ve ceza mahkemesinin kabulünü doğrular şekilde, senedin matbu ve üst kısmı forme kesim senetlerden olmadığı, yatay uzunluğunun A4 ebadıyla uyumlu olduğu ve imza ve yazıların farklı fiziki evsafta bir kalemle atılmış olduğu hususlarının tespit edilmesi karşısında mahkemece menfi tespit davasının kabulüne karar verilmesi, birleşen manevi tazminat davasıyla ilgili olarak ise usuli kazanılmış haklar gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarda nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, asıl ve birleşen davalarda verilen hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacılara iadesine, 27/09/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/696019200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz