Markanın Hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/2014 E. 2013/16397 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kişilik hakları↗ mirasçılık↗ içtihadı birleştirme kararı↗ ıslah↗ dahili dava↗ iltibas↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı markasında yer alan "-İM" eki taraf markaları arasındaki iltibas tehlikesini tam olarak giderecek nitelikte bulunmadığı, anlamsal olarak esaslı farklılaşma olmadığı ve aynı nitelikli ürünler üzerinde "ERİŞ-ERİŞİM" ibaresini gören ortalama dikkate sahip tüketicinin taraf markalarını aynı firmaya ait ürünler olduğunu ya da markalar ve tüketici firmalar arasında bağlantı bulunduğunu düşünmelerinin olanaklı bulunduğu, davacı markası ile davalının markası arasında 29. sınıf kuru bakliyat ve kuru bakliyat hariç kurutulmuş, pişirilmiş, konservelenmiş, dondurulmuş sebzeler, 30. sınıf makarna, mantı, erişte..., 31. sınıf tarım ürünleri malları açısından 556 Sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında iltibas tehlikesinin bulunduğu ve hükümsüzlük koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile markanın
29, 30 ve 31 sınıftaki ürün ve hizmetler bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, dahili davalılar vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, markanın hükümsüzlüğü ve markaya tecavüzün önlenmesi istemine ilişkindir. Dosya içinde bulunan mirasçılık belgesine göre, davalı olarak gösterilen marka tescil belgesi sahibi ...'ın dava tarihinden önce 17.03.2009 tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır. TMK.'nun 28. maddesi hükmüne göre kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar ve ölümle sona erer. Ölüm ile kişilik hakları son bulduğundan, ölü kişi aleyhine dava açılamayacağı gibi, her ne kadar davacı vekili tarafından verilen dahili dava dilekçesiyle mirasçıların davaya dahili sağlanmış ise de, 04.05.1978 gün 4/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği üzere; ölü kişinin mirasçılarına davayı yöneltmek suretiyle davanın yürütülmesi veya ıslah yolu ile de davaya devam edilmesi mümkün bulunmamaktadır. Bu yön gözden kaçırılarak davanın esası hakkında karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/5244 E. 2021/4142 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:açılmamış sayılma
Benzer bu karardaMahkemece davalı ...'ın ölü olduğu anlaşılmakla ölü kişi aleyhine dava açılamayacağından bu davalı yönünden davanın reddine, davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... haklarında açılan davanın HMK'nın 150. maddesi gereğince «açılmamış sayılmasına», diğer davalılar aleyhine açılan davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/14669 E. 2010/12726 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ihtiyati haciz · haciz · vekalet ücreti
Benzer bu karardaMahkemece, duruşma açılarak yapılan inceleme sonucu hakkında «ihtiyati haciz» talebinde bulunulan ...’in ihtiyati haciz talebinden önce 31.10.2009 tarihinde öldüğü, ölü kişi hakkında takibe girişilemeyeceği gerekçesiyle itirazın kabulü ile, 02.11.2009 günlü karar ile borçlu ...’in taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine konulan ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmiştir.
2- Ancak, itiraz eden yararına hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 250,00 TL «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde 1.000,00 TL vekalet ücretine karar verilmesi doğru olmayıp, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekirse de yapıl …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7659 E. 2023/252 K.
Ortak:mirasçılık · dahili dava · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaÖlüm ile «kişilik hakları» «son» bulduğundan, ölü kişi aleyhine dava açılamayacağı gibi, her ne kadar davacı vekili tarafından verilen «dahili» dava dilekçesiyle «mirasçıların» davaya dahili sağlanmış ise de, 04.05.1978 gün 4/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği üzere; ölü kişinin mirasçılarına davayı yöneltmek suretiyle davanın yürütülmesi veya «ıslah» yolu ile de davaya devam edilmesi mümkün bulunmamaktadır.
Kararı, «dahili» davalılar vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosya içinde bulunan «mirasçılık» belgesine göre, davalı olarak gösterilen marka tescil belgesi sahibi ...'ın dava tarihinden önce 17.03.2009 tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaSomut olayda davacıya ait nüfus kaydından davacının yargılama sırasında 17.12.2012 tarihinde öldüğü, «mirasçılarının» yargılama aşamasında davaya «dahil» edilmeksizin ölmeden evvel verilen vekaletnameye istinaden davacı vekili ile davaya devam edilip işin esasına girilerek yazılı şekilde ölü kişi hakkında hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde ölen kişinin taraf «ehliyeti» «son» bulur (4721 sayılı Kanun'un 28 inci maddesinin birinci fıkrası).
Ölen tarafın «mirasçılarına» karşı veya onun mirasçıları tarafından davaya devam edilip edilmeyeceğinin tespiti için bir ayrım yapmak gerekir (KURU, Baki, Prof.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mirasçılık belgesi · usulüne uygun tebligat · vekalet ilişkisi · kayyım atanması · kayyım · malvarlığına ilişkin dava · kamu düzeni · taraf ehliyeti
Benzer bu karardaBununla beraber hakim gecikmesinde sakınca bulunan hallerde talep üzerine davayı takip için «kayyım atanmasına» karar verebilir (6100 sayılı Kanun'un 55 inci maddesi).
Öte yandan yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen tarafın «ehliyeti» sona ereceğinden, ölen tarafın vekili varsa ölüm ile «vekalet ilişkisi» de kural olarak sona erer (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 513 üncü maddesinin birinci fıkrası).
Bu itibarla mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde; öncelikle yargılama sırasında vefat eden davacının «mirasçılık belgesi» getirtilerek, mirasçılarına «usulüne uygun tebligat» yapılıp mirası reddetmeyen mirasçılarının mecburi dava arkadaşı olarak yöntemince davaya katılımı sağlanarak, mirasçılar davayı birlikte takip etmekten kaçınırlarsa terekeye «temsilci» tayin ettirmek suretiyle taraf teşkili sağlandıktan sonra hasıl olacak sonuca göre esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmaksızın ölü ki …
… e öldüğü ve mahkemece ölü ... vekilinin huzuruyla davaya devam edilip ölü davacı lehine hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.Yargılama süresince tarafların taraf ve dava «ehliyetine» sahip bulunmaları usul hukukunun temel ilkelerindendir ve dava şartıdır 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin birinci f …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/2014 E. , 2013/16397 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Akhisar 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.10.2011 tarih ve 2009/432-2011/496 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi dahili davalılar vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 1974 yılından itibaren gıda sektöründe "ERİŞ" markasını kullandığını, 1994/149139 sayılı "ERİŞ UN", 1998/ 189585 sayılI "ERİŞ YAĞ+Şekil", 2001/21466 sayılı "ERİŞ FLOR MILLS", 2003/3515 sayılı "ERİŞ", 2003/03516 sayılı "ERİŞLER" ibareli tanımış markalarının bulunduğunu, ticaret ünvanında da "Eriş" ibaresinin bulunduğunu, davalı adına tescilli 2004/44387 sayılı "ERİŞİM" markasının müvekkilinin tanınmışlığına ve ayırt ediciliğine zarar verdiğini ileri sürerek, markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, dava konusu markanın karar tarihinden itibaren kullanılmasının önlenmesine, bu karara aykırı davranması halinde davalı markasını taşıyan ürünlerin toplatılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dahili davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı markasında yer alan "-İM" eki taraf markaları arasındaki iltibas tehlikesini tam olarak giderecek nitelikte bulunmadığı, anlamsal olarak esaslı farklılaşma olmadığı ve aynı nitelikli ürünler üzerinde "ERİŞ-ERİŞİM" ibaresini gören ortalama dikkate sahip tüketicinin taraf markalarını aynı firmaya ait ürünler olduğunu ya da markalar ve tüketici firmalar arasında bağlantı bulunduğunu düşünmelerinin olanaklı bulunduğu, davacı markası ile davalının markası arasında 29. sınıf kuru bakliyat ve kuru bakliyat hariç kurutulmuş, pişirilmiş, konservelenmiş, dondurulmuş sebzeler, 30. sınıf makarna, mantı, erişte..., 31.
sınıf tarım ürünleri malları açısından 556 Sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında iltibas tehlikesinin bulunduğu ve hükümsüzlük koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile markanın
29, 30 ve 31 sınıftaki ürün ve hizmetler bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, dahili davalılar vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, markanın hükümsüzlüğü ve markaya tecavüzün önlenmesi istemine ilişkindir. Dosya içinde bulunan mirasçılık belgesine göre, davalı olarak gösterilen marka tescil belgesi sahibi ...'ın dava tarihinden önce 17.03.2009 tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır. TMK.'nun 28. maddesi hükmüne göre kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar ve ölümle sona erer. Ölüm ile kişilik hakları son bulduğundan, ölü kişi aleyhine dava açılamayacağı gibi, her ne kadar davacı vekili tarafından verilen dahili dava dilekçesiyle mirasçıların davaya dahili sağlanmış ise de, 04.05.1978 gün 4/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği üzere; ölü kişinin mirasçılarına davayı yöneltmek suretiyle davanın yürütülmesi veya ıslah yolu ile de davaya devam edilmesi mümkün bulunmamaktadır.
Bu yön gözden kaçırılarak davanın esası hakkında karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/693050600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz