Sözleşmenin İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/4045 E. 2013/21121 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
denetime elverişli rapor↗ bedel iadesi↗ ibra↗ denetime elverişlilik↗ muvafakat↗ protokol↗ taahhütname↗ dahili dava↗ karar verilmesine yer olmadığına↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava konusu santrallerin dava konusu dönemde bina içinde olduğunu ispatlayamadığı, bu nedenle davacının kendisinden tahsil edilen kira bedellerinin iadesi talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle asıl davada davalının muvafakatiyle geri alınan 2.974,59 TL'lik kısım hakkında herhangi bir karar verilmesine yer olmadığına, geriye kalan alacak kısmı ile birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Asıl ve birleşen davalar, davalının taraflar arasında akdedilen protokollere aykırı olarak yaptığı tahsilatların iadesi istemlerine ilişkindir.
Davacı taraf, 20.09.2003 tarihli Ek Protokolün XII numaralı maddesinde, dahili bağlantılar için her ne ad altında olursa olsun tesis veya aylık kira ücreti talep edilmeyeceğinin açıkça kararlaştırılmış olmasına rağmen davalının bu hükme aykırı hareket ederek dahili bağlantılar için davacı alacaklarından kesinti yapmak veya doğrudan tahsilat yapmak suretiyle kira ücreti tahsil ettiğini ileri sürmüştür.Taraflar arasında 01.04.2004 tarihinde imzalanarak yürürlüğe giren “Uygulama Protokolü”nün X numaralı maddesinde, 20.09.2003 tarihli Ek Protokolün XII numaralı maddesinde dahili bağlantılar için ücret alınmayacağının belirtilmiş olmasına rağmen uygulamada Türk Telekom Bölge Müdürlüklerinin bu hükmü hiç ya da gereği gibi uygulamaması ve bu devreler için Turkcell'den ücret tahsil etmeye devam etmesi nedeniyle Türk Telekom'un bu hükmün uygulamasını sağlamayı taahhüt ettiği belirtilmiştir.Bu durumda, imzalanan 01.04.2004 tarihli Uygulama Protokolü'nde davalının taraflar arasında imzalanan ve bina içi devrelerin kira kapsamı dışında kaldığına ilişkin 20.09.2003 tarihli Ek Protokol hükmüne aykırı davrandığı kabul edilerek, anılan devreler için kira ücreti alınmayacağı yönünde taahhütte bulunulmuştur.Davalı, Uygulama Protokolü'nün anılan maddesi uyarınca bina içi devrelerden ücret alınmaması yönündeki hükmün yerine getirilmesinin 01.04.2004 tarihinden sonraki dönem için kendileri tarafından taahhüt edildiği, bu tarihten önce yapılan tahsilatlardan dolayı ibra edildiğini savunmuş ise de Uygulama Protokolü'nün anılan hükmü ile esasen önceki Ek Protokol ile üstlenilen taahhüde sadık kalınmadığı kabul edilerek, bina içi devrelerden kira ücreti alındığı kabul edilmiştir.Davalının bina içi devrelerden kira ücreti alınmayacağına ilişkin taahhüdü Uygulama Protokolü'nden değil, 20.09.2003 tarihli Ek Protokol'den kaynaklanmakta olup, Uygulama Protokolü'nün anılan hükmü de davalının taahhüdüne aykırı olarak yaptığı tahsilatlar için ibrası niteliğinde değildir.O halde davalının, 20.09.2003 tarihli Ek Protokole aykırı davrandığının 01.04.2004 tarihli Protokol ile kabul edilmiş olmasına göre gerek bu dönemde gerekse birleşen davaya konu Ağustos 2005-Mayıs 2006 döneminde davalının anılan protokole aykırı olarak tahsil ettiği iddia olunan bina içi devrelere ilişkin kira ücretlerinin belirlenmesi konusunda davalının kestiği paraların bina içi devrelere ilişkin olduğunu ileri süren davacının bu konuda dayandığı deliller ile davalara konu istemlerin bina içi devrelere ait olmadığını savunan davalının savunmasını dayandırdığı “bina içi devre olmadığına” ilişkin olguyu kanıt yükünün kendi üzerinde bulunması karşısında yaptığı işlemlerin dayanağı olan bilgi ve belgeleri sunması, bu hususlar tamamlandıktan sonra davaya konu uyuşmazlıkla ilgili alanda uzmanlığı bulunan bilirkişilerden gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak gerekli değerlendirmenin yapılması gerekirken, açıklanan hususlar nazara alınmadan dava konusu santrallerin dava konusu dönemde bina içinde olduğunun ispatlanamadığı yönündeki gerekçeyle davaların reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/72 E. 2011/3507 K.
Ortak:protokol · dahili dava
İncelediğiniz karardaDavacı taraf, 20.09.2003 tarihli Ek Protokolün XII numaralı maddesinde, «dahili» bağlantılar için her ne ad altında olursa olsun tesis veya aylık kira ücreti talep edilmeyeceğinin açıkça kararlaştırılmış olmasına rağmen davalının bu hükme aykırı hareket ederek dahili bağlantılar için davacı alacaklarından kesinti yapmak veya doğrudan tahsilat yapmak suretiyle kira ücreti tahsil ettiğini ileri sürmüştür.Taraflar arasında 01.04.2004 tarihinde imzalanarak yürürlüğe giren “Uygulama Protokolü”nün X numaralı maddesinde, 20.09.2003 tarihli Ek Protokolün XII numaralı maddesinde dahili bağlantılar için ücret alınmayacağının belirtilmiş olmasına rağmen uygulamada Türk Telekom Bölge Müdürlüklerinin bu hükmü hiç ya da gereği gibi uygulamaması ve bu devreler için Turkcell'den ücret tahsil etmeye devam etmesi nedeniyle Türk Telekom'un bu hükmün uygulamasını sağlamayı «taahhüt» ettiği belirtilmiştir.Bu durumda, imzalanan 01.04.2004 tarihli Uygulama Protokolü'nde davalının taraflar arasında imzalanan ve bina içi devrelerin kira kapsamı dışında kaldığına ilişkin 20.09.2003 tarihli Ek Protokol hükmüne aykırı davrandığı kabul edilerek, anılan devreler için kira ücreti alınmayacağı yönünde taahhütte bulunulmuştur.Davalı, Uygulama Protokolü'nün anılan maddesi uyarınca bina içi devrelerden ücret alınmaması yönündeki hükmün yerine getirilmesinin 01.04.2004 tarihinden sonraki dönem için kendileri tarafından taahhüt edildiği, bu tarihten önce yapılan tahsilatlardan dolayı «ibra» edildiğini savunmuş ise de Uygulama Protokolü'nün anılan hükmü ile esasen önceki Ek Protokol ile üstlenilen taahhüde sadık kalınmadığı kabul edilerek, bina içi devrelerden kira ücreti alındığı kabul edilmiştir.Davalının bina içi devrelerden kira ücreti alınmayacağına ilişkin taahhüdü Uygulama Protokolü'nden değil, 20.09.2003 tarihli Ek Protokol'den kaynaklanmakta olup, Uygulama Protokolü'nün anılan hükmü de davalının taahhüdüne aykırı olarak yaptığı tahsilatlar için ibrası niteliğinde değildir.O halde davalının, 20.09.2003 tarihli Ek Protokole aykırı davrandığının 01.04.2004 tarihli Protokol ile kabul edilmiş olmasına göre gerek bu dönemde gerekse birleşen davaya konu Ağustos 2005-Mayıs 2006 döneminde davalının anılan «protokole» aykırı olarak tahsil ettiği iddia olunan bina içi devrelere ilişkin kira ücretlerinin belirlenmesi konusunda davalının kestiği paraların bina içi devrelere ilişkin olduğunu ileri süren davacının bu konuda dayandığı deliller ile davalara konu istemlerin bina içi devrelere ait olmadığını savunan davalının savunmasını dayandırdığı “bina içi devre olmadığına” ilişkin olguyu kanıt yükünün kendi üzerinde bulunması karşısında yaptığı işlemlerin dayanağı olan bilgi ve belgeleri sunması, bu hususlar tamamlandıktan sonra davaya konu uyuşmazlıkla ilgili alanda uzmanlığı bulunan bilirkişilerden gerekçeli ve «denetime elverişli rapor» alınarak gerekli değerlendirmenin yapılması gerekirken, açıklanan hususlar nazara alınmadan dava konusu santrallerin dava konusu dönemde bina içinde olduğunun ispa …
Asıl ve birleşen davalar, davalının taraflar arasında akdedilen «protokollere» aykırı olarak yaptığı tahsilatların iadesi istemlerine ilişkindir.
Benzer bu kararda… sya kapsamına göre, davalı site yönetimi tarafından davacı kurumun erişim şebekesi kullanılarak lokal devre kurulduğu, özel hat niteliğindeki bu devrelerin site içi «dahili» haberleşmede kullanıldığının sabit olduğu, 03.05.2004 tarihinde yapılan tespit bakımından davalıların davacı tarafından kendilerine gönderilen 17.01.2005 tarihli yazıya itirazda bulunmayarak ödeme yönünden ek süre talep ettiklerinin sabit olduğu, davalıların davacının tekel yetkisi ve ücret talep etme hakkı bulunmadığına dair savunmalarına 4502 sayılı Yasa’nın «emredici» hükümleri karşısında itibar edilmediği, mutat kontroller ve arıza-«ıslah» çalışmaları sırasında teknik elemanlarca 280 adet devrenin site içi dahili görüşmelerin sağlanması amacıyla kullanımın 15 adet devrenin ise güvenlik ve alarm hizmetleri amacıyla kullanıldığı saptanmış olmakla ana «dağıtım» panosu olarak adlandırılan MDF tesisinin davacıya ait abonelerle irtibatlı olduğu ve Telekom'a ait devrelerle dahili bağlantının «protokole» aykırı nitelik taşıdığı, bu durumun site yönetiminin de kabulünde olduğu, davalı site yönetimi protokole taraf olmayıp, malik ve «zilyet» olmadığı, müteahhit sıfatı da bulunmadığı bu nedenle pasif dava «ehliyeti» bulunmadığı, davacı kurumun şebekesinin kullanılması sureti ile davalılarca lokal devrelerin hususi hat niteliğini «taşıyan» şekilde müteahhit davalılarca tamamlandığı ve bu tür devrelerin bilirkişilerce saptandığı şekilde yurt içi kiralık devre tarifesine girmesi gerektiği gerekçesiyle Kasaba Koray Sitesi Yönetimi hakkındaki davanın «husumet» yönünden reddine, diğer davalılar aleyhine açılmış davanın kabulü ile 120.512,00 YTL’nın 31.01.2005 tarihinden itibaren, 13.440,00YTL’nın 01.03.2005 tarihinden iti …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zilyetlik · emredici hüküm · kâr dağıtımı · taraf ehliyeti · ıslah · taşıyan · husumet
Benzer bu kararda… sya kapsamına göre, davalı site yönetimi tarafından davacı kurumun erişim şebekesi kullanılarak lokal devre kurulduğu, özel hat niteliğindeki bu devrelerin site içi «dahili» haberleşmede kullanıldığının sabit olduğu, 03.05.2004 tarihinde yapılan tespit bakımından davalıların davacı tarafından kendilerine gönderilen 17.01.2005 tarihli yazıya itirazda bulunmayarak ödeme yönünden ek süre talep ettiklerinin sabit olduğu, davalıların davacının tekel yetkisi ve ücret talep etme hakkı bulunmadığına dair savunmalarına 4502 sayılı Yasa’nın «emredici» hükümleri karşısında itibar edilmediği, mutat kontroller ve arıza-«ıslah» çalışmaları sırasında teknik elemanlarca 280 adet devrenin site içi dahili görüşmelerin sağlanması amacıyla kullanımın 15 adet devrenin ise güvenlik ve alarm hizmetleri amacıyla kullanıldığı saptanmış olmakla ana «dağıtım» panosu olarak adlandırılan MDF tesisinin davacıya ait abonelerle irtibatlı olduğu ve Telekom'a ait devrelerle dahili bağlantının «protokole» aykırı nitelik taşıdığı, bu durumun site yönetiminin de kabulünde olduğu, davalı site yönetimi protokole taraf olmayıp, malik ve «zilyet» olmadığı, müteahhit sıfatı da bulunmadığı bu nedenle pasif dava «ehliyeti» bulunmadığı, davacı kurumun şebekesinin kullanılması sureti ile davalılarca lokal devrelerin hususi hat niteliğini «taşıyan» şekilde müteahhit davalılarca tamamlandığı ve bu tür devrelerin bilirkişilerce saptandığı şekilde yurt içi kiralık devre tarifesine girmesi gerektiği gerekçesiyle Kasaba Koray Sitesi Yönetimi hakkındaki davanın «husumet» yönünden reddine, diğer davalılar aleyhine açılmış davanın kabulü ile 120.512,00 YTL’nın 31.01.2005 tarihinden itibaren, 13.440,00YTL’nın 01.03.2005 tarihinden iti …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/8155 E. 2010/7472 K.
Ortak:muvafakat · protokol · dahili dava
İncelediğiniz karardaDavacı taraf, 20.09.2003 tarihli Ek Protokolün XII numaralı maddesinde, «dahili» bağlantılar için her ne ad altında olursa olsun tesis veya aylık kira ücreti talep edilmeyeceğinin açıkça kararlaştırılmış olmasına rağmen davalının bu hükme aykırı hareket ederek dahili bağlantılar için davacı alacaklarından kesinti yapmak veya doğrudan tahsilat yapmak suretiyle kira ücreti tahsil ettiğini ileri sürmüştür.Taraflar arasında 01.04.2004 tarihinde imzalanarak yürürlüğe giren “Uygulama Protokolü”nün X numaralı maddesinde, 20.09.2003 tarihli Ek Protokolün XII numaralı maddesinde dahili bağlantılar için ücret alınmayacağının belirtilmiş olmasına rağmen uygulamada Türk Telekom Bölge Müdürlüklerinin bu hükmü hiç ya da gereği gibi uygulamaması ve bu devreler için Turkcell'den ücret tahsil etmeye devam etmesi nedeniyle Türk Telekom'un bu hükmün uygulamasını sağlamayı «taahhüt» ettiği belirtilmiştir.Bu durumda, imzalanan 01.04.2004 tarihli Uygulama Protokolü'nde davalının taraflar arasında imzalanan ve bina içi devrelerin kira kapsamı dışında kaldığına ilişkin 20.09.2003 tarihli Ek Protokol hükmüne aykırı davrandığı kabul edilerek, anılan devreler için kira ücreti alınmayacağı yönünde taahhütte bulunulmuştur.Davalı, Uygulama Protokolü'nün anılan maddesi uyarınca bina içi devrelerden ücret alınmaması yönündeki hükmün yerine getirilmesinin 01.04.2004 tarihinden sonraki dönem için kendileri tarafından taahhüt edildiği, bu tarihten önce yapılan tahsilatlardan dolayı «ibra» edildiğini savunmuş ise de Uygulama Protokolü'nün anılan hükmü ile esasen önceki Ek Protokol ile üstlenilen taahhüde sadık kalınmadığı kabul edilerek, bina içi devrelerden kira ücreti alındığı kabul edilmiştir.Davalının bina içi devrelerden kira ücreti alınmayacağına ilişkin taahhüdü Uygulama Protokolü'nden değil, 20.09.2003 tarihli Ek Protokol'den kaynaklanmakta olup, Uygulama Protokolü'nün anılan hükmü de davalının taahhüdüne aykırı olarak yaptığı tahsilatlar için ibrası niteliğinde değildir.O halde davalının, 20.09.2003 tarihli Ek Protokole aykırı davrandığının 01.04.2004 tarihli Protokol ile kabul edilmiş olmasına göre gerek bu dönemde gerekse birleşen davaya konu Ağustos 2005-Mayıs 2006 döneminde davalının anılan «protokole» aykırı olarak tahsil ettiği iddia olunan bina içi devrelere ilişkin kira ücretlerinin belirlenmesi konusunda davalının kestiği paraların bina içi devrelere ilişkin olduğunu ileri süren davacının bu konuda dayandığı deliller ile davalara konu istemlerin bina içi devrelere ait olmadığını savunan davalının savunmasını dayandırdığı “bina içi devre olmadığına” ilişkin olguyu kanıt yükünün kendi üzerinde bulunması karşısında yaptığı işlemlerin dayanağı olan bilgi ve belgeleri sunması, bu hususlar tamamlandıktan sonra davaya konu uyuşmazlıkla ilgili alanda uzmanlığı bulunan bilirkişilerden gerekçeli ve «denetime elverişli rapor» alınarak gerekli değerlendirmenin yapılması gerekirken, açıklanan hususlar nazara alınmadan dava konusu santrallerin dava konusu dönemde bina içinde olduğunun ispa …
… sya kapsamına göre, davacının dava konusu santrallerin dava konusu dönemde bina içinde olduğunu ispatlayamadığı, bu nedenle davacının kendisinden tahsil edilen kira «bedellerinin iadesi» talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle asıl davada davalının «muvafakatiyle» geri alınan 2.974,59 TL'lik kısım hakkında herhangi bir karar «verilmesine yer olmadığına», geriye kalan alacak kısmı ile birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.
Asıl ve birleşen davalar, davalının taraflar arasında akdedilen «protokollere» aykırı olarak yaptığı tahsilatların iadesi istemlerine ilişkindir.
Benzer bu kararda… sya kapsamına göre, davalı site yönetimi tarafından davacı kurumun erişim şebekesi kullanılarak lokal devre kurulduğu, özel hat niteliğindeki bu devrelerin site içi «dahili» haberleşmede kullanıldığının sabit olduğu, 03.05.2004 tarihinde yapılan tespit bakımından davalıların davacı tarafından kendilerine gönderilen 17.01.2005 tarihli yazıya itirazda bulunmayarak ödeme yönünden ek süre talep ettiklerinin sabit olduğu, davalıların davacının tekel yetkisi ve ücret talep etme hakkı bulunmadığına dair savunmalarına 4502 sayılı Yasa’nın «emredici» hükümleri karşısında itibar edilmediği, mutat kontroller ve arıza-«ıslah» çalışmaları sırasında teknik elemanlarca 280 adet devrenin site içi dahili görüşmelerin sağlanması amacıyla kullanımın 15 adet devrenin ise güvenlik ve alarm hizmetleri amacıyla kullanıldığı saptanmış olmakla ana «dağıtım» panosu olarak adlandırılan MDF tesisinin davacıya ait abonelerle irtibatlı olduğu ve Telekom'a ait devrelerle dahili bağlantının «protokole» aykırı nitelik taşıdığı, bu durumun site yönetiminin de kabulünde olduğu, davalı site yönetimi protokole taraf olmayıp, malik ve «zilyet» olmadığı, müteahhit sıfatı da bulunmadığı bu nedenle pasif dava «ehliyeti» bulunmadığı, davacı kurumun şebekesinin kullanılması sureti ile davalılarca lokal devrelerin hususi hat niteliğini «taşıyan» şekilde müteahhit davalılarca tamamlandığı ve bu tür devrelerin bilirkişilerce saptandığı şekilde yurt içi kiralık devre tarifesine girmesi gerektiği gerekçesiyle Kasaba Koray Sitesi Yönetimi hakkındaki davanın «husumet» yönünden reddine, diğer davalılar aleyhine açılmış davanın kabulü ile 120.512,00 YTL’nın 31.01.2005 tarihinden itibaren, 13.440,00YTL’nın 01.03.2005 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte bu davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
2-Dava, taraflar arasında düzenlenen «protokol» uyarınca tesis edilen santralden davacının bilgisi ve izni olmadan site içi «dahili» görüşme yapıldığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
… nde, mahkemece alınan bilirkişi raporu ve ek rapora karşı itiraz dilekçelerinde ve yargılamanın tüm aşamalarında verdiği dilekçelerinde, taraflar arasında imzalanan «protokol» uyarınca Düzenlenen şartname ve onaylı projede «dahili» hatların yer aldığını, davacının projeyi onayladığını ve bu hatlardan haberdar olduğunu, taraflar arasındaki protokolün B-16. maddesinde “site içindeki işyeri ve m …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zilyetlik · emredici hüküm · kâr dağıtımı · taraf ehliyeti · ıslah · ihtarname · taşıyan · eksik inceleme
Benzer bu kararda… sya kapsamına göre, davalı site yönetimi tarafından davacı kurumun erişim şebekesi kullanılarak lokal devre kurulduğu, özel hat niteliğindeki bu devrelerin site içi «dahili» haberleşmede kullanıldığının sabit olduğu, 03.05.2004 tarihinde yapılan tespit bakımından davalıların davacı tarafından kendilerine gönderilen 17.01.2005 tarihli yazıya itirazda bulunmayarak ödeme yönünden ek süre talep ettiklerinin sabit olduğu, davalıların davacının tekel yetkisi ve ücret talep etme hakkı bulunmadığına dair savunmalarına 4502 sayılı Yasa’nın «emredici» hükümleri karşısında itibar edilmediği, mutat kontroller ve arıza-«ıslah» çalışmaları sırasında teknik elemanlarca 280 adet devrenin site içi dahili görüşmelerin sağlanması amacıyla kullanımın 15 adet devrenin ise güvenlik ve alarm hizmetleri amacıyla kullanıldığı saptanmış olmakla ana «dağıtım» panosu olarak adlandırılan MDF tesisinin davacıya ait abonelerle irtibatlı olduğu ve Telekom'a ait devrelerle dahili bağlantının «protokole» aykırı nitelik taşıdığı, bu durumun site yönetiminin de kabulünde olduğu, davalı site yönetimi protokole taraf olmayıp, malik ve «zilyet» olmadığı, müteahhit sıfatı da bulunmadığı bu nedenle pasif dava «ehliyeti» bulunmadığı, davacı kurumun şebekesinin kullanılması sureti ile davalılarca lokal devrelerin hususi hat niteliğini «taşıyan» şekilde müteahhit davalılarca tamamlandığı ve bu tür devrelerin bilirkişilerce saptandığı şekilde yurt içi kiralık devre tarifesine girmesi gerektiği gerekçesiyle Kasaba Koray Sitesi Yönetimi hakkındaki davanın «husumet» yönünden reddine, diğer davalılar aleyhine açılmış davanın kabulü ile 120.512,00 YTL’nın 31.01.2005 tarihinden itibaren, 13.440,00YTL’nın 01.03.2005 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte bu davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Davalı şirketler vekilinin bu ciddi itirazlarının araştırılması için proje ve şartname belgeleri getirtilip davalılar vekilinin iddia ettiği gibi dava konusu «dahili» hatların projede yer alıp almadığı, davalılarca yapılmasına izin verilip verilmediği, izin verildi ise bunun kapsamının ne olduğu konusunda yeniden aralarında telekomünikasyon işinden anlar uzman bir kişinin de bulunduğu bir heyetten rapor alınarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
3-Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, davalı site yönetimi yönünden davanın «husumetten» reddinin doğru olmadığını, dava konusu tesislerin kurulmasına site yönetimi tarafından «muvafakat» edildiğini ve hukuka aykırı olarak kullandırıldığını, hatta bizzat kullanıldığını, site yönetiminin tüm yazışmalardan, «ihtarnamelerden» haberdar olduğunu iddia etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/12868 E. 2010/648 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/4045 E. , 2013/21121 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22/04/2010 tarih ve 2005/504-2010/191 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 19/11/2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl davada, müvekkili ile davalı arasında imzalanan 20.09.2003 tarihli Ek Protokolün XII numaralı maddesinde, dahili bağlantılar için her ne ad altında olursa olsun tesis veya aylık kira ücreti talep edilmeyeceğinin kararlaştırıldığını, 01.04.2004 tarihinde imzalanarak yürürlüğe giren “Uygulama Protokolü”nün X numaralı maddesinde de aynı hususun düzenlendiğini, anılan Protokollerde “bina içi devreler” (ya da dahili bağlantılar) için müvekkili şirketten kira ücreti tahsil edilmeyeceğinin gayet açık bir şekilde düzenlenmesine rağmen davalının ilk Protokolün yürürlüğe girdiği 20.09.2003 tarihinden Haziran 2004 tarihine kadar müvekkili şirketten bina içi devreler için kira ücreti tahsil etmeye devam ettiğini ileri sürerek asıl davada, anılan dönem için sözleşmeye aykırı bir şekilde müvekkilinden kira ücreti olarak tahsil edilen toplam 1.225.081,47 TL ana para ile bu ana paraya tahsil tarihinden 30.09.2005 tarihine kadar tahakkuk etmiş gecikme faizi ve gecikme cezası olmak üzere 2.198.283,89 TL'nin tahsil tarihine kadar işleyecek sözleşme faizi, cezası ile tahsil tarihindeki KDV ve ÖİV'si ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkili şirkete iadesini talep ve dava etmiş;
aynı protokol hükümlerine dayalı olarak açtığı birleşen davada ise davalının Haziran 2004 tarihinden itibaren yaklaşık bir yıl süre ile bina içi devreler için kira tahakkuku uygulamasını durdurduktan sonra Haziran 2005 döneminden itibaren ve taraflar arasında mevcut ek protokol ve uygulama protokolüne rağmen bina içi devreler için müvekkili şirketten yeniden kira ücreti talep ve tahsil ettiğini ileri sürerek, davalının bina içi devreler için Ağustos 2005-Mayıs 2006 dönemleri arasında müvekkili şirketten tahsil ettiği 1.797.097,28 TL ana para ile bu ana paraya tahsil tarihinden 12.07.2006 tarihine kadar tahakkuk etmiş gecikme faizi ve gecikme cezası olmak üzere toplam 2.006.209,62 TL'nin tahsil tarihine kadar işleyecek sözleşme gecikme faizi ve gecikme cezası ile tahsil tarihindeki KDV ve ÖİV'si ile birlikte davalı şirketten tahsili ile müvekkili şirkete iadesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, bina içi devrelerden ücret alınmaması yönündeki hükmün yerine getirilmesinin 01.04.2004 tarihinden sonraki dönem için müvekkili tarafından taahhüt edildiğini, davacının ücret iadesini istediği devrelerin bina içi devre kapsamında kalmadığını savunarak, asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava konusu santrallerin dava konusu dönemde bina içinde olduğunu ispatlayamadığı, bu nedenle davacının kendisinden tahsil edilen kira bedellerinin iadesi talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle asıl davada davalının muvafakatiyle geri alınan 2.974,59 TL'lik kısım hakkında herhangi bir karar verilmesine yer olmadığına, geriye kalan alacak kısmı ile birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Asıl ve birleşen davalar, davalının taraflar arasında akdedilen protokollere aykırı olarak yaptığı tahsilatların iadesi istemlerine ilişkindir.
Davacı taraf, 20.09.2003 tarihli Ek Protokolün XII numaralı maddesinde, dahili bağlantılar için her ne ad altında olursa olsun tesis veya aylık kira ücreti talep edilmeyeceğinin açıkça kararlaştırılmış olmasına rağmen davalının bu hükme aykırı hareket ederek dahili bağlantılar için davacı alacaklarından kesinti yapmak veya doğrudan tahsilat yapmak suretiyle kira ücreti tahsil ettiğini ileri sürmüştür.Taraflar arasında 01.04.2004 tarihinde imzalanarak yürürlüğe giren “Uygulama Protokolü”nün X numaralı maddesinde, 20.09.2003 tarihli Ek Protokolün XII numaralı maddesinde dahili bağlantılar için ücret alınmayacağının belirtilmiş olmasına rağmen uygulamada Türk Telekom Bölge Müdürlüklerinin bu hükmü hiç ya da gereği gibi uygulamaması ve bu devreler için Turkcell'den ücret tahsil etmeye devam etmesi nedeniyle Türk Telekom'un bu hükmün uygulamasını sağlamayı taahhüt ettiği belirtilmiştir.Bu durumda, imzalanan 01.04.2004 tarihli Uygulama Protokolü'nde davalının taraflar arasında imzalanan ve bina içi devrelerin kira kapsamı dışında kaldığına ilişkin 20.09.2003 tarihli Ek Protokol hükmüne aykırı davrandığı kabul edilerek, anılan devreler için kira ücreti alınmayacağı yönünde taahhütte bulunulmuştur.Davalı, Uygulama Protokolü'nün anılan maddesi uyarınca bina içi devrelerden ücret alınmaması yönündeki hükmün yerine getirilmesinin 01.04.2004 tarihinden sonraki dönem için kendileri tarafından taahhüt edildiği, bu tarihten önce yapılan tahsilatlardan dolayı ibra edildiğini savunmuş ise de Uygulama Protokolü'nün anılan hükmü ile esasen önceki Ek Protokol ile üstlenilen taahhüde sadık kalınmadığı kabul edilerek, bina içi devrelerden kira ücreti alındığı kabul edilmiştir.Davalının bina içi devrelerden kira ücreti alınmayacağına ilişkin taahhüdü Uygulama Protokolü'nden değil, 20.09.2003 tarihli Ek Protokol'den kaynaklanmakta olup, Uygulama Protokolü'nün anılan hükmü de davalının taahhüdüne aykırı olarak yaptığı tahsilatlar için ibrası niteliğinde değildir.O halde davalının, 20.09.2003 tarihli Ek Protokole aykırı davrandığının 01.04.2004 tarihli Protokol ile kabul edilmiş olmasına göre gerek bu dönemde gerekse birleşen davaya konu Ağustos 2005-Mayıs 2006 döneminde davalının anılan protokole aykırı olarak tahsil ettiği iddia olunan bina içi devrelere ilişkin kira ücretlerinin belirlenmesi konusunda davalının kestiği paraların bina içi devrelere ilişkin olduğunu ileri süren davacının bu konuda dayandığı deliller ile davalara konu istemlerin bina içi devrelere ait olmadığını savunan davalının savunmasını dayandırdığı “bina içi devre olmadığına” ilişkin olguyu kanıt yükünün kendi üzerinde bulunması karşısında yaptığı işlemlerin dayanağı olan bilgi ve belgeleri sunması, bu hususlar tamamlandıktan sonra davaya konu uyuşmazlıkla ilgili alanda uzmanlığı bulunan bilirkişilerden gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak gerekli değerlendirmenin yapılması gerekirken, açıklanan hususlar nazara alınmadan dava konusu santrallerin dava konusu dönemde bina içinde olduğunun ispatlanamadığı yönündeki gerekçeyle davaların reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/692810400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz