Bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/1776 E. 2019/7390 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
iştirak halinde mülkiyet↗ tereke↗ güven kurumu↗ alacağın temliki↗ mirasçılık↗ muvafakat↗ tmsf↗ temlik↗ fer'i müdahil↗ usulden reddi↗ havale↗ taşıyan↗ dahili dava↗ temsil↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, muris ...'ın Egebank A.Ş. şubesindeki 300.000 DEM tutarındaki parasının Egebank Off-Shore Ltd.’ne havale edildiği, havale sonrası murise Egebank Off Shore Ltd. yetkilisinin imzasını taşıyan bir mevduat hesap cüzdanı verildiği, paranın Egebank Off Shore Ltd’ne gönderildiği, olayda davalı bankanın Egebank Off-Shore Ltd’ni kendi bünyesinde bir şirketmiş gibi gösterdiği, bankanın her ne kadar Egebank Off-Shore Ltd adına açılan hesaplara havale etmiş gibi göstererek kayden bir transfer gerçekleştirmiş ise de, ceza mahkemesince verilen kararla kesinleşen olgulara göre bu paraların Demirel Grubu şirketlerine kredi olarak verilmiş olması eyleminin bankacılık teknik ve usullerine uygun olmadığı, davalı bankanın bir güven kurumu olması nedeniyle kendisine duyulan güvene bağlı olarak kendi şirketleri için çıkar sağlamak amacıyla murisi yönlendirdiği, davacı alacağından davalı bankanın sorumlu olduğu gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın kabulü ile, 153.387,56 EURO'nun (300.000 DEM) 01/10/1999 tarihinden itibaren devlet bankalarınca DM ve EURO cinsinden açılan 1 yıl vadeli mevduata uyguladıkları en yüksek faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ile fer’i müdahiller vekilleri temyiz etmiştir.
1-Fer'i müdahil OYAK vekilinin 03.08.2017 tarihli temyize cevap ve temyiz dilekçesinin, temyiz defterine kaydedilmediği, bu nedenle süresinde usulünce yapılmış temyiz istemi bulunmadığı anlaşıldığından fer'i müdahil OYAK vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise; Asıl ve birleşen dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, TMK’nın 640. maddesine göre, mirasçılar arasında iştirak halinde mülkiyet hükümleri geçerli olup, mirasçılar tereke üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebileceklerinden davanın diğer mirasçıların muvafakatlarının sağlanması veya TMK'nın 640/3 madde ve fıkrası uyarınca yetkili mahkemece terekeye temsilci tayin ettirilmesi suretiyle görülmesi gerekir. İştirak halindeki terekeye dahil bir hakka dayanarak mirasçılardan birinin sadece kendi payına yönelik olarak açtığı dava ise dinlenilemez. Somut olayda; asıl davanın, davacı ... tarafından miras payına istinaden açıldığı, daha sonra alacağın ...’a temlik edildiği, birleşen davanın ise, ... tarafından yine miras payına istinaden açıldığı, alacağın ...’a temlik edildiği belirtilmiş ise de, buna ilişkin bir belgenin dosya içerisinde bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu durum karşısında, miras payına istinaden açılan asıl ve birleşen davalara konu alacağın temlik de edilemeyeceği, iştirak halindeki terekeye dahil bir hakka dayanarak mirasçılardan birinin sadece kendi payına dayalı olarak açtığı davanın dinlenilemeyeği nazara alınarak asıl ve birleşen davanın usulden reddine karar vermek gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair, fer’i müdahil TMSF vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12328 E. 2017/302 K.
Ortak:iştirak halinde mülkiyet · tereke · mirasçılık · muvafakat · havale · dahili dava · temsil · e-defter · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaAncak, TMK’nın 640. maddesine göre, «mirasçılar» arasında «iştirak halinde mülkiyet» hükümleri geçerli olup, mirasçılar «tereke» üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebileceklerinden davanın diğer mirasçıların «muvafakatlarının» sağlanması veya TMK'nın 640/3 madde ve fıkrası uyarınca yetkili mahkemece terekeye «temsilci» tayin ettirilmesi suretiyle görülmesi gerekir.
İştirak halindeki terekeye «dahil» bir hakka dayanarak «mirasçılardan» birinin sadece kendi payına yönelik olarak açtığı dava ise dinlenilemez.
Bu durum karşısında, miras payına istinaden açılan asıl ve birleşen davalara konu «alacağın temlik» de edilemeyeceği, iştirak halindeki terekeye «dahil» bir hakka dayanarak «mirasçılardan» birinin sadece kendi payına dayalı olarak açtığı davanın dinlenilemeyeği nazara alınarak asıl ve birleşen davanın «usulden reddine» karar vermek gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaŞubesi 'ne 17/11/1999 tarihinde 100.000 DEM tutarında parayı yatırdığı, paranın .... hesabına «havale» edildiği, murisin dava tarihinden önce vefat ettiği, geriye iki «mirasçısının» kaldığı, terekenin «iştirak halinde mülkiyet» hükümlerine tabi olduğu, iştirakin çözülmediği, davacının sadece kendi «payı» için dava açtığını beyan ettiği, hesabın tamamı için dava açılmadığı, iştirak halinde mülkiyet kuralları gereğince miras şirketinin ( terekenin ) tümüne ilişkin davaların bütün mirasçılar tarafından birlikte açılması gerektiği, TMK’nın 640. maddesine göre mirasçılar arasında iştirak halinde mülkiyet hükümleri geçerli olup, mirasçıların «tereke» üzerinde «tasarruf yetkilerini» ancak oybirliğiyle kullanabilecekleri, davacının ise, terekenin tamamı için dava açmadığından dava dışı diğer mirasçının davaya «muvafakati» alınarak ve terekeye «temsilci» atanarak davaya devam edilmesinin mümkün olmadığı zira, terekenin tamamı için açılmış bir dava olmadığına göre muvafakat ile davanın yürütülemeyeceği, davacının sadece kendi payı için dava açtığını beyan etmekle beraber iştirak halinde mülkiyette her bir mirasçının üzerinde serbestçe tasarruf edeceği kendine ait belli bir payının bulunmadığı, dolayısıyla davacının sadece kendi belirli bir payı bulunmadığından ve iştirak de çözülmediğinden davacının «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
TMK’nın 640. maddesine göre, «mirasçılar» arasında «iştirak halinde mülkiyet» hükümleri geçerli olup, mirasçılar «tereke» üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebileceklerinden davanın diğer mirasçıların «muvafakatlarının» sağlanması veya TMK'nın 640/3 madde ve fıkrası uyarınca yetkili mahkemece terekeye «temsilci» tayin ettirilmesi suretiyle görülmesi gerekir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise; Mahkemece davacının terekenin tamamı için dava açmadığı, bu nedenle dava dışı diğer «mirasçının» davaya «muvafakatının» alınarak ve terekeye «temsilci» atanarak davaya devam edilmesinin de mümkün olmadığı zira, terekenin tamamı için açılmış bir dava olmadığına göre muvafakat ile davanın yürütülemeyeceği, davacının sadece kendi «payı» için dava açtığını beyan etmekle birlikte «iştirak halinde mülkiyette» her bir mirasçının üzerinde serbestçe tasarruf edeceği kendine ait belli bir payı bulunmadığı, dolayısıyla davacının sadece kendi belirli bir payı olmadığından ve iştirak de çözülmediğinden «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davanın ileri sürülüş biçimi itibari ile tahsiline karar verilmesi istenen alacak davacının murisinin terekesi kapsamında olup, dosyada bulunan «veraset ilamı» gereğince murisin davacı dışında da yargılama sırasında davaya katılarak muvafakat verdiğini beyan eden ... isimli mirasçısının bulunduğu anlaşılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tasarruf yetkisi · veraset ilamı · aktif husumet ehliyeti · ihbar olunan · aktif husumet · husumet ehliyeti · taraf ehliyeti · ihbar
Benzer bu karardaŞubesi 'ne 17/11/1999 tarihinde 100.000 DEM tutarında parayı yatırdığı, paranın .... hesabına «havale» edildiği, murisin dava tarihinden önce vefat ettiği, geriye iki «mirasçısının» kaldığı, terekenin «iştirak halinde mülkiyet» hükümlerine tabi olduğu, iştirakin çözülmediği, davacının sadece kendi «payı» için dava açtığını beyan ettiği, hesabın tamamı için dava açılmadığı, iştirak halinde mülkiyet kuralları gereğince miras şirketinin ( terekenin ) tümüne ilişkin davaların bütün mirasçılar tarafından birlikte açılması gerektiği, TMK’nın 640. maddesine göre mirasçılar arasında iştirak halinde mülkiyet hükümleri geçerli olup, mirasçıların «tereke» üzerinde «tasarruf yetkilerini» ancak oybirliğiyle kullanabilecekleri, davacının ise, terekenin tamamı için dava açmadığından dava dışı diğer mirasçının davaya «muvafakati» alınarak ve terekeye «temsilci» atanarak davaya devam edilmesinin mümkün olmadığı zira, terekenin tamamı için açılmış bir dava olmadığına göre muvafakat ile davanın yürütülemeyeceği, davacının sadece kendi payı için dava açtığını beyan etmekle beraber iştirak halinde mülkiyette her bir mirasçının üzerinde serbestçe tasarruf edeceği kendine ait belli bir payının bulunmadığı, dolayısıyla davacının sadece kendi belirli bir payı bulunmadığından ve iştirak de çözülmediğinden davacının «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise; Mahkemece davacının terekenin tamamı için dava açmadığı, bu nedenle dava dışı diğer «mirasçının» davaya «muvafakatının» alınarak ve terekeye «temsilci» atanarak davaya devam edilmesinin de mümkün olmadığı zira, terekenin tamamı için açılmış bir dava olmadığına göre muvafakat ile davanın yürütülemeyeceği, davacının sadece kendi «payı» için dava açtığını beyan etmekle birlikte «iştirak halinde mülkiyette» her bir mirasçının üzerinde serbestçe tasarruf edeceği kendine ait belli bir payı bulunmadığı, dolayısıyla davacının sadece kendi belirli bir payı olmadığından ve iştirak de çözülmediğinden «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davanın ileri sürülüş biçimi itibari ile tahsiline karar verilmesi istenen alacak davacının murisinin terekesi kapsamında olup, dosyada bulunan «veraset ilamı» gereğince murisin davacı dışında da yargılama sırasında davaya katılarak muvafakat verdiğini beyan eden ... isimli mirasçısının bulunduğu anlaşılmıştır.
Kararı, davacı vekili ile «ihbar olunan» ... vekili temyiz etmiştir.
1- İhbar olunan ... vekilinin 27/07/2015 tarihli temyize cevap ve temyiz dilekçesinin temyiz «defterine» kaydedilmediği ve temyiz harcının da yatırılmadığı ayrıca, «ihbar olunan» ...'a karşı «husumet» yöneltilerek açılan bir dava bulunmadığı, mahkemece verilen kararda da anılanın ihbar olunan sıfatı ile karar başlığında gösterildiği ve aleyhine herhangi bir hüküm de tesis edilmediği anlaşıldığından, ihbar olunan ...'ın süresinde usulünce yapılmış temyiz istemi bulunmadığı gibi, ihbar olunanın hükmü temyiz etmekte «hukuki yararı» da olmadığından, ihbar olunan ... vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10310 E. 2012/14406 K.
Ortak:havale
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, muris ...'ın Egebank A.Ş. şubesindeki 300.000 DEM tutarındaki parasının Egebank Off-Shore Ltd.’ne «havale» edildiği, havale sonrası murise Egebank Off Shore Ltd. yetkilisinin imzasını «taşıyan» bir mevduat hesap cüzdanı verildiği, paranın Egebank Off Shore Ltd’ne gönderildiği, olayda davalı bankanın Egebank Off-Shore Ltd’ni kendi bünyesinde bir şirketmiş gibi gösterdiği, bankanın her ne kadar Egebank Off-Shore Ltd adına açılan hesaplara havale etmiş gibi göstererek kayden bir transfer gerçekleştirmiş ise de, ceza mahkemesince verilen kararla kesinleşen olgulara göre bu paraların Demirel Grubu şirketlerine kredi olarak verilmiş olması eyleminin bankacılık teknik ve usullerine uygun olmadığı, davalı bankanın bir «güven kurumu» olması nedeniyle kendisine duyulan güvene bağlı olarak kendi şirketleri için çıkar sağlamak amacıyla murisi yönlendirdiği, davacı alacağından davalı bankanın sorum …
Benzer bu karardaMahkemece, davacıların kendi talimatları ile Egebank Off Shore Ltd.'ye paranın «havale» edilmesini istedikleri bu bankanın ayrı bir «tüzel kişiliğinin» bulunduğu, davalı TMSF'ye devredilen Egebank A.Ş. nezdinde davacıların herhangi bir hesaplarının bulunmadığı gerekçesiyle «pasif husumet yokluğundan» davanın reddine dair verilen kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar, Dairemizin 01.03.2012 günlü ilamında açıklanan nedenlerle davacılar …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet yokluğu · pasif husumet · tüzel kişilik · husumet yokluğu · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, davacıların kendi talimatları ile Egebank Off Shore Ltd.'ye paranın «havale» edilmesini istedikleri bu bankanın ayrı bir «tüzel kişiliğinin» bulunduğu, davalı TMSF'ye devredilen Egebank A.Ş. nezdinde davacıların herhangi bir hesaplarının bulunmadığı gerekçesiyle «pasif husumet yokluğundan» davanın reddine dair verilen kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar, Dairemizin 01.03.2012 günlü ilamında açıklanan nedenlerle davacılar …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/2968 E. 2011/6709 K.
Ortak:havale
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, muris ...'ın Egebank A.Ş. şubesindeki 300.000 DEM tutarındaki parasının Egebank Off-Shore Ltd.’ne «havale» edildiği, havale sonrası murise Egebank Off Shore Ltd. yetkilisinin imzasını «taşıyan» bir mevduat hesap cüzdanı verildiği, paranın Egebank Off Shore Ltd’ne gönderildiği, olayda davalı bankanın Egebank Off-Shore Ltd’ni kendi bünyesinde bir şirketmiş gibi gösterdiği, bankanın her ne kadar Egebank Off-Shore Ltd adına açılan hesaplara havale etmiş gibi göstererek kayden bir transfer gerçekleştirmiş ise de, ceza mahkemesince verilen kararla kesinleşen olgulara göre bu paraların Demirel Grubu şirketlerine kredi olarak verilmiş olması eyleminin bankacılık teknik ve usullerine uygun olmadığı, davalı bankanın bir «güven kurumu» olması nedeniyle kendisine duyulan güvene bağlı olarak kendi şirketleri için çıkar sağlamak amacıyla murisi yönlendirdiği, davacı alacağından davalı bankanın sorum …
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve dosya kapsamına göre, off shore «havale» talimatındaki imzanın davacıya ait olduğu, davacının adı geçen hesap dışında bankada başka hesabının bulunmadığı, davacının «rızası» ve talimatıyla hesabın Egebank Off Shore Ltd.’ne havale edildiği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine karar …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eş rızası
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve dosya kapsamına göre, off shore «havale» talimatındaki imzanın davacıya ait olduğu, davacının adı geçen hesap dışında bankada başka hesabının bulunmadığı, davacının «rızası» ve talimatıyla hesabın Egebank Off Shore Ltd.’ne havale edildiği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine karar …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/1776 E. , 2019/7390 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TÜKETİCİ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Tüketici Mahkemesince verilen 06/06/2017 tarih ve 2016/804-2017/588 sayılı kararın Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi ihbar olunan davalı vekili ile fer'i müdahiller vekili tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 19.11.2019 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı ING Bank A.Ş vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi Rehime Tezcan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl ve birleşen davada davacı vekili, alacağı temlik edenlerin murisinin Egebank A.Ş. şubesine yatırdığı paranın müvekkilinin bilgisi ve onayı dışında Off Shore bankasına aktarıldığını, müvekkilinin alacağından davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, asıl davada 300.000 DEM’den miras payı olarak 1/4 payına isabet eden 75.000 DEM (38.346,89 EURO)’nun birleşen davada ise, miras payına düşen 225.00 DEM (115.040,67 EURO)’nun 01.10.1999 'dan itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, asıl ve birleşen davada davacılar alacaklarını temlik etmişler, davacı vekilince 30/03/2017 tarihli dilekçe ile, müteveffa ... tarafından davalı banka şubesine yatırılan 300.000 DEM (153.387,56EURO)’nun paranın bankaya yattığı 01/10/1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi uyarınca davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın husumet, zamanaşımı ve hak düşürücü süre yönünden usulden ve esastan da reddine karar verilmesini istemiştir.
Fer'i müdahiller vekilleri, ayrı ayrı davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, muris ...'ın Egebank A.Ş. şubesindeki 300.000 DEM tutarındaki parasının Egebank Off-Shore Ltd.’ne havale edildiği, havale sonrası murise Egebank Off Shore Ltd. yetkilisinin imzasını taşıyan bir mevduat hesap cüzdanı verildiği, paranın Egebank Off Shore Ltd’ne gönderildiği, olayda davalı bankanın Egebank Off-Shore Ltd’ni kendi bünyesinde bir şirketmiş gibi gösterdiği, bankanın her ne kadar Egebank Off-Shore Ltd adına açılan hesaplara havale etmiş gibi göstererek kayden bir transfer gerçekleştirmiş ise de, ceza mahkemesince verilen kararla kesinleşen olgulara göre bu paraların Demirel Grubu şirketlerine kredi olarak verilmiş olması eyleminin bankacılık teknik ve usullerine uygun olmadığı, davalı bankanın bir güven kurumu olması nedeniyle kendisine duyulan güvene bağlı olarak kendi şirketleri için çıkar sağlamak amacıyla murisi yönlendirdiği, davacı alacağından davalı bankanın sorumlu olduğu gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın kabulü ile, 153.387,56 EURO'nun (300.000 DEM) 01/10/1999 tarihinden itibaren devlet bankalarınca DM ve EURO cinsinden açılan 1 yıl vadeli mevduata uyguladıkları en yüksek faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ile fer’i müdahiller vekilleri temyiz etmiştir.
1-Fer'i müdahil OYAK vekilinin 03.08.2017 tarihli temyize cevap ve temyiz dilekçesinin, temyiz defterine kaydedilmediği, bu nedenle süresinde usulünce yapılmış temyiz istemi bulunmadığı anlaşıldığından fer'i müdahil OYAK vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise; Asıl ve birleşen dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, TMK’nın 640. maddesine göre, mirasçılar arasında iştirak halinde mülkiyet hükümleri geçerli olup, mirasçılar tereke üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebileceklerinden davanın diğer mirasçıların muvafakatlarının sağlanması veya TMK'nın 640/3 madde ve fıkrası uyarınca yetkili mahkemece terekeye temsilci tayin ettirilmesi suretiyle görülmesi gerekir. İştirak halindeki terekeye dahil bir hakka dayanarak mirasçılardan birinin sadece kendi payına yönelik olarak açtığı dava ise dinlenilemez.
Somut olayda; asıl davanın, davacı ... tarafından miras payına istinaden açıldığı, daha sonra alacağın ...’a temlik edildiği, birleşen davanın ise, ... tarafından yine miras payına istinaden açıldığı, alacağın ...’a temlik edildiği belirtilmiş ise de, buna ilişkin bir belgenin dosya içerisinde bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu durum karşısında, miras payına istinaden açılan asıl ve birleşen davalara konu alacağın temlik de edilemeyeceği, iştirak halindeki terekeye dahil bir hakka dayanarak mirasçılardan birinin sadece kendi payına dayalı olarak açtığı davanın dinlenilemeyeği nazara alınarak asıl ve birleşen davanın usulden reddine karar vermek gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair, fer’i müdahil TMSF vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, fer’i müdahil OYAK vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair, fer’i müdahil TMSF vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 2.037,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı İNG Banka verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edenlerden davalı Banka'ya iadesine, 21/11/2019 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, davalı İNG Bank A.Ş'nin külli halefi olduğu Egebank A.Ş'de bulunan, davacılar murisi ...'a ait mevduatın, murisinin iradesinin fesada uğratılması sonucu Egebank off-shore hesabına gönderilmesi nedeniyle davalı bankadan tahsili istemine ilişkindir.
Asıl davanın davacısı ... ile birleştirilen davanın davacısı...
01. 10.1999 tarihinde Egebank... Şubesine 300.000 DEM yatıran muris ...'ın yasal mirasçıları olup, murisin adı geçen davacılardan başka mirasçısı bulunmamaktadır.
Murisin vefatından sonra, miras paylarına dayalı olarak mirasçılar tarafından ayrı ayrı açılan davalarda, davalar birleştirilerek İstanbul 11.Tüketici Mahkemesinin 2016/804 esas sayılı dosyasında yargılamaya devam edilmiş yargılama esnasında mirasçılar, alacaklarını ...'a temlik etmişler, bu aşamadan sonra yargılama temlik alan tarafından sürdürülmüştür.
Yargılama sırasında temlik alan vekili 20.02.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile davacının kendi payına yönelik olarak açtığı davayı, muris tarafından yatırılan paranın tamamının tahsiline karar verilmesi istemi ile ıslah etmiştir.
TMK 640/2 maddesindeki "mirasçıların terekeye elbirliği ile sahip oldukları ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf edecekleri" hükmüne göre davacılar ... ve...'in başlangıçta salt kendi miras hisselerinin tahsili istemli davalarının dinlenme imkanı bulunmamakla birlikte mirasçıların alacaklarını ...'a temlik ettikten sonra temlik alanın 20.02.2017 tarihli ıslahı ile dava artık, murise ait tüm paranın tahsili talebine dönüşmüştür.
Tüm mirasçıların alacakları temlik alana devredilmekle, temlik alan artık murise ait tüm para üzerinde hak sahibi olmuştur. Temlik nedeniyle davaya muvafakattan söz edilmesi de mümkün değildir.
Bu halde, 20.02.2017 tarihinde yapılan ıslahla başlangıçta temlik edenlerin kendi paylarına yönelik açılan dava, muris tarafından yatırılan paranın tamamının tahsili talebine dönüştüğünden uyuşmazlıkta artık TMK 640 maddesi hükümlerinin tatbik kabiliyeti kalmamıştır.
Bu durumda davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yerel mahkeme kararının dosya içeriği ile bağdaşmayan yazılı gerekçe ile bozulmasına ilişkin çoğunluk görüşüne karşıyım.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/692054100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz