Borçlu olmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/2976 E. 2021/4435 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tahsil harcı↗ infazda tereddüt↗ ipoteğin paraya çevrilmesi↗ menfi tespit davası↗ alacağın temliki↗ tespit davası↗ ipotek↗ infaz↗ kötü niyet tazminatı↗ genel kredi sözleşmesi↗ kamu düzeni↗ işlemiş faiz↗ bono↗ husumet yokluğu↗ temlik↗ kötü niyet↗ kredi sözleşmesi↗ terkin↗ asıl alacak↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yasal faiz↗ menfi tespit↗ teminat↗ hmk 353(1)b-2↗ husumet↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takipte davacının davalı ...'e borçlu olmadığının tespitine, bankanın alacağından fazlasını temlik edemeyeceği, banka alacağının 09.10.2009 tarihi itibariyle 58.188,75 TL asıl alacak ve bu tarihten itibaren işleyecek yasal faiz olduğu anlaşıldığından bonoya dayalı takipte bu bedeli aşan kısım yönünden davanın kabulü ile davacının alacağı temlik alan davalı ...'e borçlu olmadığının tespitine, davacının davalı bankaya husumet yöneltemeyeceğinden davalı banka yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili ile davalılardan ... vekili istinafa başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takipte ipoteğin terkin edilmesine rağmen tahsil harcı yönünden takibe devam edilebileceğinden bu ipotekli takibe ilişkin talebin reddi gerekirken kabul kararı verilmesinin isabetsiz olduğu gibi bonoya yönelik takibe ilişkin verilen ilk derece mahkemesi kararının infazda tereddüte sebebiyet verecek nitelikte olması nedeniyle taraf vekillerinin istinaf isteklerinin kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile davacının ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibinde borçlu olmadığının tespiti talebinin reddine, bonoya dayalı icra dosyasına yönelik talebin kısmen kabulü ile 16.811,25 TL asıl alacak 4.021,27 TL işlemiş faiz yönünden davacının borçlu olmadığının tespitine, icra inkar ve kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine, davalı TEB A.Ş. yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, genel kredi sözleşmesine teminat olarak verilen ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan icra takibi ile bonoya dayalı olarak başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu bulunulmadığının tespitine yönelik menfi tespit davası olup, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-(a) ve (f) bentleri uyarınca ticari davadır. 02.04.2014 tarihde açılan davada uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkeme anılan Yasanın 5. maddesine göre ticaret mahkemesidir. Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hâkim tarafından re’sen de dikkate alınmalıdır. Buna göre 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-3 ve 355. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak dosyanın görevli ticaret mahkemesine gönderilmesi gerekirken ilk derece mahkemesi kararı kaldırıldıktan sonra işin esasına yönelik yeniden hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5195 E. 2017/4616 K.
Ortak:husumet yokluğu · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla yapılan takipte ipoteğin «terkin» edilmesine rağmen «tahsil harcı» yönünden takibe devam edilebileceğinden bu «ipotekli» takibe ilişkin talebin reddi gerekirken kabul kararı verilmesinin isabetsiz olduğu gibi «bonoya» yönelik takibe ilişkin verilen ilk derece mahkemesi kararının «infazda tereddüte» sebebiyet verecek nitelikte olması nedeniyle taraf vekillerinin istinaf isteklerinin kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile davacının ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibinde borçlu olmadığının tespiti talebinin reddine, bonoya dayalı icra dosyasına yönelik talebin kısmen kabulü ile 16.811,25 TL «asıl alacak» 4.021,27 TL «işlemiş faiz» yönünden davacının borçlu olmadığının tespitine, icra inkar ve «kötü niyet tazminatı» taleplerinin reddine, davalı TEB A.Ş. yönünden davanın «husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile yapılan takipte davacının davalı ...'e borçlu olmadığının tespitine, bankanın alacağından fazlasını «temlik» edemeyeceği, banka alacağının 09.10.2009 tarihi itibariyle 58.188,75 TL «asıl alacak» ve bu tarihten itibaren işleyecek «yasal faiz» olduğu anlaşıldığından «bonoya» dayalı takipte bu bedeli aşan kısım yönünden davanın kabulü ile davacının «alacağı temlik» alan davalı ...'e borçlu olmadığının tespitine, davacının davalı bankaya «husumet» yöneltemeyeceğinden davalı banka yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; mahkemenin 07/06/2012 tarihli ilamı ile davalı hakkında açılan davanın «husumet yokluğundan» reddine dair verilen karar davacı tarafça temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olup mahkemece adı geçen davalı hakkında yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi gerekirken bu husus gözetilmeksizin davalı ...nin de dava konusu alacaktan sorumlu tutulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle anılan davalı şir …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ortaklık ilişkisi · avans faizi · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davanın kısmen kabulüne, davacıyla davalı arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığının tespitine, bu nedenle 109.021,73.TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; mahkemenin 07/06/2012 tarihli ilamı ile davalı hakkında açılan davanın «husumet yokluğundan» reddine dair verilen karar davacı tarafça temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olup mahkemece adı geçen davalı hakkında yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi gerekirken bu husus gözetilmeksizin davalı ...nin de dava konusu alacaktan sorumlu tutulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle anılan davalı şir …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4353 E. 2021/4662 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari faiz
Benzer bu karardaMahkemece davanın davalı ... yönünden kısmen kabulüne, 1.216.021,80 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile davalıdan tahsiline, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, diğer davalılar yönünden davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili ve davalılarca temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/2976 E. , 2021/4435 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 24.01.2017 tarih ve 2014/135 E- 2017/25 K. sayılı kararın davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 09.05.2019 tarih ve 2017/578 E- 2019/670 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının davalı banka ile genel kredi sözleşmesi imzaladığını ve borcun teminatı olarak ipotek ile bono verildiğini, davalı banka tarafından davacının kredi borcu için yaptığı ödemeler gözetilmeksizin ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapıldıktan sonra teminat senedinin de takibe konulduğunu, davalı banka tarafından başlatılan takiplerden sonra alacağın diğer davalıya temlik edildiğini ve ipoteğin terkin ettirildiğini, böylece ipotekli takip konusuz kalmasına rağmen alacağı temlik alan diğer davalının menkul haczi ile diğer işlemlere devam ettiğini, ayrıca alacağın ipotek bedeli karşılanabileceği açıkça belli iken teminat olarak verilen bononun takibe konulmasının da İİK'nın 45.
maddesine aykırı bulunduğunu ileri sürerek, davacının davaya konu bonoya dayalı başlatılan icra takibinde borçlu olmadığının tespiti ile ipotekli takipte takip talebindeki meblağ kadar borçlu olmadığının tespitine ve %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davanın reddini istemiştir.
Davalı Türk Ekonomi Bankası A.Ş. vekili, davalı bankaya husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takipte davacının davalı ...'e borçlu olmadığının tespitine, bankanın alacağından fazlasını temlik edemeyeceği, banka alacağının 09.10.2009 tarihi itibariyle 58.188,75 TL asıl alacak ve bu tarihten itibaren işleyecek yasal faiz olduğu anlaşıldığından bonoya dayalı takipte bu bedeli aşan kısım yönünden davanın kabulü ile davacının alacağı temlik alan davalı ...'e borçlu olmadığının tespitine, davacının davalı bankaya husumet yöneltemeyeceğinden davalı banka yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili ile davalılardan ... vekili istinafa başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takipte ipoteğin terkin edilmesine rağmen tahsil harcı yönünden takibe devam edilebileceğinden bu ipotekli takibe ilişkin talebin reddi gerekirken kabul kararı verilmesinin isabetsiz olduğu gibi bonoya yönelik takibe ilişkin verilen ilk derece mahkemesi kararının infazda tereddüte sebebiyet verecek nitelikte olması nedeniyle taraf vekillerinin istinaf isteklerinin kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile davacının ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibinde borçlu olmadığının tespiti talebinin reddine, bonoya dayalı icra dosyasına yönelik talebin kısmen kabulü ile 16.811,25 TL asıl alacak 4.021,27 TL işlemiş faiz yönünden davacının borçlu olmadığının tespitine, icra inkar ve kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine, davalı TEB A.Ş.
yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, genel kredi sözleşmesine teminat olarak verilen ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan icra takibi ile bonoya dayalı olarak başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu bulunulmadığının tespitine yönelik menfi tespit davası olup, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-(a) ve (f) bentleri uyarınca ticari davadır.
02. 04.2014 tarihde açılan davada uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkeme anılan Yasanın 5. maddesine göre ticaret mahkemesidir. Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hâkim tarafından re’sen de dikkate alınmalıdır. Buna göre 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-3 ve 355. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak dosyanın görevli ticaret mahkemesine gönderilmesi gerekirken ilk derece mahkemesi kararı kaldırıldıktan sonra işin esasına yönelik yeniden hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 26.05.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/691283400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz