Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/4667 E. 2021/5361 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
lehdar↗ ispat külfeti↗ teminat mektubu↗ garantörlük↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, teminat mektubunun asıllarıyla birlikte davalı banka şubesine hitaben yazılan 17.07.2013 tarih 303181188-765 sayılı yazının da gönderildiğine dair ispat külfetinin davacıda olduğu, bu hususun yazılı delille kanıtlanması gerektiği teminat mektubunun gönderildiği posta alındı belgesinde zarfın içinde 17.07.2013 tarihli yazının bulunduğuna dair herhangi bir bilgi yer almadığı, teminat mektubunun aslı iade edildikten sonra davalı bankanın sorumluluğunun devam edip etmediğini araştırma yükümlülüğü altında olmadığı, sorumluluğunun devam ettiği kabul edilse bile teminat süresi sona ermeden davalıya ulaşan bir talep bulunmadığından davalının sorumluluğunun sona erdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, Dairemiz bozma ilamına uyularak teminat mektubunun muhababı olan davacı tarafça, teminat mektubu aslı süresinde davalı bankaya gönderilmiş ise de, teminat mektubunun süresi içinde lehdar şirketin teminat mektubu ile garanti edilen yükümlülüğü yerine getirmediğine dair davalı bankaya bildirim yapıldığı kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2572 E. 2019/2649 K.
Ortak:lehdar · ispat külfeti · teminat mektubu · garantörlük · teminat · Alacak
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, Dairemiz bozma ilamına uyularak «teminat mektubunun» muhababı olan davacı tarafça, teminat mektubu aslı süresinde davalı bankaya gönderilmiş ise de, teminat mektubunun süresi içinde «lehdar» şirketin teminat mektubu ile «garanti» edilen yükümlülüğü yerine getirmediğine dair davalı bankaya bildirim yapıldığı kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «teminat mektubunun» asıllarıyla birlikte davalı banka şubesine hitaben yazılan 17.07.2013 tarih 303181188-765 sayılı yazının da gönderildiğine dair «ispat külfetinin» davacıda olduğu, bu hususun yazılı delille kanıtlanması gerektiği teminat mektubunun gönderildiği posta alındı belgesinde zarfın içinde 17.07.2013 tarihli yazının …
Benzer bu karardaGenel bankacılık uygulamasına göre, «teminat mektubunun» aslının iadesi, taraflar arasındaki borç ilişkisinin sona erdiği ve dolayısıyla teminatın sona erdirilebileceği anlamına geldiği gibi, Dairemizin 22.10.2012 tarih 2011/92-2012/16721 E.K sayılı ilamında da, «teminat mektubunun tazmini» talebinde, muhatabın mutlaka «lehdarın», teminat mektubu ile «garanti» edilen yükümlülüğünü yerine getirmediğini belirtmesinin gerektiği, muhatabın bankaya yazdığı «rizikonun» gerçekleştiği açıklamasını içermeyen soyut yazının «banka teminat mektubunun nakde çevrilmesi» için yeterli olmadığı vurgulanmıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «teminat mektubunun» asıllarıyla birlikte davalı banka şubesine hitaben yazılan 17.07.2013 tarih 303181188-765 sayılı yazının da gönderildiğine dair «ispat külfetinin» davacıda olduğu, bu hususun yazılı delille kanıtlanması gerektiği teminat mektubunun gönderildiği posta alındı belgesinde zarfın içinde 17.07.2013 tarihli yazının …
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı «banka sorumlu» olduğu süre içerisinde muhatap kurumca gönderilen zarftan sadece «teminat mektubunun» aslının çıktığını, tazmin yazısı çıkmadığını savunmakta ise de, teminat mektubunun aslını sunmasının tazmin isteği olarak değerlendirilmesi, tereddüt halinde «objektif özen yükümlülüğüne» sahip «basiretli tacir» olan bankanın bu durumu araştırması gerektiği, aksinin kabulünün iyi niyet kurallarına da aykırı olacağı, nitekim davacı kuruma ait Yapı İşleri ve Teknik Dairesi Başkanlığı'nın Strateji Geliştirme Başkanlığı'na yazdığı yazı ile «teminat mektubunun nakde çevrilmesi» isteminde bulunduğu gözetildiğinde muhatap davacı kurumun tazmin iradesinde bulunduğunun kabulü gerektiği, davacının «tazmin talebine» dayanak gösterdiği 10.07.2013 tarihli Yapı İşleri ve Teknik Dairesi Başkanlığı yazısında «lehdarın» 100.525,18 TL'lik eksik ve kusurlu işleri nedeniyle teminat mektubunun bu miktarda nakde çevrilmesi istendiğinden davanın kısmen kabulü ile 100.525,28 TL yönünden teminat mektubunun nakde çevrilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesinin yerinde görülmediği, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kısmen kabulü ile davalı bankaya ait 1/76080 nolu 313.500,00 TL meblağlı teminat mektubunun 100.525,18 TL yönünden nakde çevrilmesine, dava tarihinden itibaren «yasal faiz» uygulanmasına karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:üçüncü kişinin fiilini üstlenme · teminat mektubu tazmini · teminat mektubunun nakde çevrilmesi · banka teminat mektubu · banka sorumluluğu · objektif özen yükümlülüğü · tazmin talebi · özen yükümlülüğü
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, davalı «banka sorumlu» olduğu süre içerisinde muhatap kurumca gönderilen zarftan sadece «teminat mektubunun» aslının çıktığını, tazmin yazısı çıkmadığını savunmakta ise de, teminat mektubunun aslını sunmasının tazmin isteği olarak değerlendirilmesi, tereddüt halinde «objektif özen yükümlülüğüne» sahip «basiretli tacir» olan bankanın bu durumu araştırması gerektiği, aksinin kabulünün iyi niyet kurallarına da aykırı olacağı, nitekim davacı kuruma ait Yapı İşleri ve Teknik Dairesi Başkanlığı'nın Strateji Geliştirme Başkanlığı'na yazdığı yazı ile «teminat mektubunun nakde çevrilmesi» isteminde bulunduğu gözetildiğinde muhatap davacı kurumun tazmin iradesinde bulunduğunun kabulü gerektiği, davacının «tazmin talebine» dayanak gösterdiği 10.07.2013 tarihli Yapı İşleri ve Teknik Dairesi Başkanlığı yazısında «lehdarın» 100.525,18 TL'lik eksik ve kusurlu işleri nedeniyle teminat mektubunun bu miktarda nakde çevrilmesi istendiğinden davanın kısmen kabulü ile 100.525,28 TL yönünden teminat mektubunun nakde çevrilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesinin yerinde görülmediği, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kısmen kabulü ile davalı bankaya ait 1/76080 nolu 313.500,00 TL meblağlı teminat mektubunun 100.525,18 TL yönünden nakde çevrilmesine, dava tarihinden itibaren «yasal faiz» uygulanmasına karar verilmiştir.
Genel bankacılık uygulamasına göre, «teminat mektubunun» aslının iadesi, taraflar arasındaki borç ilişkisinin sona erdiği ve dolayısıyla teminatın sona erdirilebileceği anlamına geldiği gibi, Dairemizin 22.10.2012 tarih 2011/92-2012/16721 E.K sayılı ilamında da, «teminat mektubunun tazmini» talebinde, muhatabın mutlaka «lehdarın», teminat mektubu ile «garanti» edilen yükümlülüğünü yerine getirmediğini belirtmesinin gerektiği, muhatabın bankaya yazdığı «rizikonun» gerçekleştiği açıklamasını içermeyen soyut yazının «banka teminat mektubunun nakde çevrilmesi» için yeterli olmadığı vurgulanmıştır.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir. (1) Dava, «banka teminat mektubunun nakde çevrilmesi» istemine ilişkindir.
Davacı, «banka teminat mektubunun tazmin» talep yazısı ile birlikte davalı bankaya iadeli «taahhütlü» posta yolu ile gönderildiğini, ancak bankanın ödeme yapmaktan kaçındığını, tazmin yazısının zarfın içinde bulunmadığını iddia eden davalı bankanın bunu ispatlaması …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/12972 E. 2014/4982 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tahsilat makbuzu · ortaklık sözleşmesi · kesin süre · istirdat · ortaklık ilişkisi · ibraz · kesin hüküm
Benzer bu kararda… göre, her ne kadar davacı tarafça yurt dışında mukim dava dışı şirketlere sessiz ortak olunduğu, bu şirketlere 60.000 DM ödendiği ileri sürülmüş ve dosyaya iki adet «ortaklık sözleşmesi» aslı «ibraz» edilmiş ise de söz konusu paranın ödendiğine ilişkin makbuz aslının verilen «kesin süre» içerisinde sunulamadığı, bu durumda dava dışı şirkete para ödendiğinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tesbiti ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadına» ilişkin olup mahkemece «tahsilat makbuzu» aslının sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, davacı tarafça iki adet «ortaklık sözleşme» asılları dosyaya sunulmuş olup davalı tarafından inkar edilmeyen ortaklık sözleşmesi isimli belgelerden 60.000 DM'nin ödendiği açık olarak anlaşıldığından mahkemece işin esasına girilerek neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/864 E. 2019/6424 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi tazminat · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kısmen kabulü ile, 18.000,00 TL «maddi tazminat» ile 8.000,00 TL manevi tazminatın 12/05/2009 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebepler ile Dairemiz bozma ilamında yer verilen 13/01/2009 tarihli “Muvafakatname” başlıklı belgenin aslının davalı tarafça «ibraz» edildiğinin ve incelendiğinin anlaşılmış olmasına göre davacı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/4667 E. , 2021/5361 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce bozmaya uyularak davanın reddine dair verilen 25.09.2019 tarih ve 2019/1932 E. - 2019/1378 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 22.06.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili kurumun yaptığı inşaat ihalesini alan dava dışı Poçan firmasının müvekkiline davalı bankaya ait 313.500.- TL meblağlı teminat mektubu verdiğini, söz konusu firmanın ihalede belirtilen taahhütleri yerine getirmemesi üzerine müvekkilince 17.07.2013 tarih 30381188-765 sayılı yazıyla davalı banka şubesinden teminat mektubunun nakde çevrilmesinin istendiğini, iadeli taahhütlü gönderilen bu yazının 18.07.2013 tarihinde davalıya ulaştığını, ancak banka yetkililerinin posta iletisini teslim aldığı halde zarfın içinde teminat mektubunun nakde çevrilmesine dair yazı bulunmadığını, teminat mektubunun geçerlilik süresinin 12.08.2013 tarihinde sona erdiğini, müvekkilinin tazmin talebinin kendilerine ilk kez 16.08.2013 tarihinde ulaştığını belirterek taleplerini reddettiğini, müvekkilinin gönderdiği ihtarnameye de olumsuz cevap verdiklerini ileri sürerek, teminat mektubunun nakte çevrilerek yasal faiziyle birlikte müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, teminat mektubunun süresinin en son 12.08.2013 tarihine kadar uzatıldığını, davacı idarenin 18.07.2013 tarihinde iadeli taahütlü mektupla teminat mektubunun aslını gönderdiğini, teminat mektubunun nakte çevrilmesi talebine ilişkin bir yazının iadeli taahhütlü zarftan çıkmadığını, teminat mektubunun aslının sunulmasının müvekkili bankanın ibra edildiği anlamına geldiğini, davacı idarenin 14.08.2013 tarihli tazmin talep eden yazısının teminat mektubunun süresinden sonra olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, teminat mektubunun asıllarıyla birlikte davalı banka şubesine hitaben yazılan 17.07.2013 tarih 303181188-765 sayılı yazının da gönderildiğine dair ispat külfetinin davacıda olduğu, bu hususun yazılı delille kanıtlanması gerektiği teminat mektubunun gönderildiği posta alındı belgesinde zarfın içinde 17.07.2013 tarihli yazının bulunduğuna dair herhangi bir bilgi yer almadığı, teminat mektubunun aslı iade edildikten sonra davalı bankanın sorumluluğunun devam edip etmediğini araştırma yükümlülüğü altında olmadığı, sorumluluğunun devam ettiği kabul edilse bile teminat süresi sona ermeden davalıya ulaşan bir talep bulunmadığından davalının sorumluluğunun sona erdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, Dairemiz bozma ilamına uyularak teminat mektubunun muhababı olan davacı tarafça, teminat mektubu aslı süresinde davalı bankaya gönderilmiş ise de, teminat mektubunun süresi içinde lehdar şirketin teminat mektubu ile garanti edilen yükümlülüğü yerine getirmediğine dair davalı bankaya bildirim yapıldığı kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, davacıdan harç alınmasına yer olmadığına, 24.06.2021 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi'nin kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiş; bu kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairemizce Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'nin kararı "davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmesi" gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.
Bozma kararına uyan Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi tarafından "davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine" karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde "davanın reddine" karar verilmesi doğru olmamıştır.
Öte yandan bozma kararı böyle olmasa Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi tarafından verilen ilk kararın niteliği itibariyle yine kendisi tarafından karar verilmesi uygun olabilirse de bu kere "İlk Derece Mahkemesi'nin kararının kaldırılmasına ve davanın reddine" karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesi'nin kaldırılmaması doğru olmamıştır.
Bu itibarla bu hususları dikkate almayan saygıdeğer çoğunluğun onama kararına muhalifim.
24. 06.2021
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/681166900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz