6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Alacak

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/4815 E. 2021/4664 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
farklılaştırılmış teselsül yönetim kurulu üyesinin sorumluluğu katılma yolu ile istinaf katılma yoluyla istinaf anonim şirket yönetim kurulu faiz başlangıç tarihi sorumluluktan kurtulma rayiç bedel keşif müteselsil sorumluluk şirket zararı denetime elverişlilik anonim şirket yönetim kurulu kararı kusur avans faizi

Atıf yapılan mevzuat: HMK — HMK 355HMK 369 · TTK — TTK 557

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İlk Derece Mahkemesince, davalıların yönetim kurulu üyesi oldukları dönemde 21.11.2013 tarihinde şirketin uhdesinde olan ve niza konusu edilen ... ilçesi, .../... Mahallesinde kain 19 ada, 7 parsel no'lu 69.510 m² büyüklüğündeki taşınmazı 3. kişilere sattıkları, akit tablosunda toplam satış bedeli olarak 514.803,84 TL'nin yazılı olduğu, mali müşavir bilirkişi tarafından yapılan incelemede, satış bedelinin mal sahibi şirketin kasasına girdiğinin belirlendiği, emlakçı bilirkişi tarafından yapılan incelemelerde, satış tarihi itibariyle nizalı yerde taşınmazın metrekare fiyatının 28.00.- TL edeceği, buna göre (satılan) toplam taşınmazın bedelinin (69.510,00 x 28,00) 1.946.280,00 TL ettiğinin bildirildiği, davalı yanların bedele yönelik itirazları neticesinde bilirkişiden ek rapor alındığı, sunulan raporun denetime elverişli olması karşısında hükme esas alınarak değerlendirilmesi neticesinde, niza konusu edilen 69.510 m²'lik taşınmazın satış tarihi olan 21.11.2013 tarihindeki gerçek rayiç bedelinin 1.946.280,00 TL edeceği, tapudaki (akit tablosunda) yazdığı satış bedeli olan 514.803,84 TL miktarın gerçek satış bedelini yansıtmadığı, aradaki fark olan (1.946.280,00TL-514.803,84TL) 1.431.476,16 TL kadar şirketin zarara uğratıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 1.431.476,16 TL tazminatın 08.09.2015 tarihinden itibaren uygulanacak yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile ... Turizm Yatırım ve Ticaret A.Ş.'ye verilmesine karar verilmiştir.

Karara karşı, davalılar vekili ve katılma yolu ile davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesince alınan üç kişilik bilirkişi heyetinin rapor ve ek raporunda, dava konusu taşınmazın satış tarihi olan 21.11.2013 tarihi itibariyle değerinin 1.946.280,00 TL olduğu, tapuda taşınmazın satış değerinin 514.803,84 TL olarak gösterildiği, şirketin 1.431.476,16 TL zarara uğradığının tespit edildiği, istinaf aşamasında talimat yoluyla gayrimenkul değerlendirme uzmanı ... M.Ürün'den alınan rapor ve ek raporda ve davalı tarafın itirazı üzerine talimat yoluyla gayrimenkul değerlendirme uzmanı, ziraat yüksek mühendisi ve inşaat mühendisi bilirkişi heyetinden oluşan heyetten alınan raporlarda dava konusu taşınmazın satış tarihi olan 21.11.2013 tarihi itibariyle 2.085.300,00 TL olduğu, bu hale göre, taşınmazın tapudaki satış bedeli olan 514.803,84 TL bedelinin gerçek satış bedelini yansıtmadığı, aradaki bedel farkı olan (taşınmazın bedeli olan 1.946.280,00 TL - 514.803,84 TL) 1.431.476,16 TL kadar şirketin zarara uğradığı, bu miktarın dava dışı şirketin yönetim kurulu üyesi olan davalılardan tahsili ile dava dışı ... Turizm Yatırım ve Ticaret A.Ş.'ye verilmesine yönelik ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğu, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi gerektiği ve fakat oluşan zararın tapu satış tarihi olan 28.11.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesi gerekirken yanılgıya düşüldüğü davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunun faiz türü ve faiz başlangıcı yönünden kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, 1.431.476,16 TL tazminatın 28.11.2013 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile ... Turizm Yatırım ve Ticaret Anonim Şirketi'ne verilmesine karar verilmiştir.

Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.

1- İlk derece mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, aşağıda belirtilen husus dışında, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalılar vekilinin aşağıdaki (2) ve (3) nolu bentler kapsamı dışındaki sair temyiz istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Dava, dava dışı anonim şirketin yönetim kurulu üyeleri olan davalıların şirketi zararı uğrattıkları iddiasına dayalı olarak zararın tespiti ve belirlenecek olan miktarın davalılardan tahsili ile şirkete ödenmesi istemine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş olup, davalılar vekili ve katılma yoluyla da davacı vekilinin istinaf talebi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; davalılar vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davacı vekilinin faiz başlangıç tarihi ve cinsine yönelik istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.

Ancak, gerek yerel mahkemede alınan ve gerekse Bölge Adliye Mahkemesince alınan ve kabul edilen bilirkişi raporlarında emsal alınan taşınmazlar ile dava konusu yerin konumu, alt yapısı gibi özellikleri değerlendirilmeksizin, keşif icra edilmeksizin emsal alınan taşınmazlar ile dava konusu taşınmaz arasındaki benzerlikler ve farklılıklar ortaya konulmadan ve henüz satış ilanında bulunan ve fakat satışı yapılmayan taşınmazlar emsal alınarak hazırlanan raporlara değer verilmesi ve bu raporların hükme esas alınması doğru olmamıştır. Mahkemece, mahallinde gayrimenkul değerleme uzmanı, mimar veya inşaat mühendisi ve emlakçının da bulunduğu heyet ile emsal alınan taşınmazların bulunduğu mahalde keşif yapılmak suretiyle dava konusu taşınmazla karşılaştırmanın yapıldığı bir rapor alınarak ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken bu ilkelere uymaksızın hüküm tesisi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.

3- 6762 sayılı mülga Ticaret Kanunu zamanında var olan üyelerin mutlak müteselsil sorumluluğu sisteminden farklı olarak, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 557.maddesinde, anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluğuna ilişkin olarak Kurumsal Yönetim İlkeleri çerçevesinde “farklılaştırılmış teselsül ilkesi” benimsenmiştir.

Bu yeni düzenleme uyarınca, hiç bir yönetim kurulu üyesi kendisinin sebep olmadığı zararlardan sorumlu değildir. Sorumluluk dış ilişkide kişisel kusurun varlığına bağlıdır. Aynı zarardan birden fazla yönetim kurulu üyesi kusurlu ise zararın tamamından müteselsil sorumlulukları devam eder. Ancak zararın ortaya çıkmasında tek bir üyenin kusuru varsa kural olarak diğer üyeler dış ilişkide sorumluluktan kurtulur. (H. ..., Şirketler Hukuku, 7.B. S 671 vd.)

Somut olayda dosya kapsamında yapılan incelemede dava konusu taşınmazın satışı için alınmış bir yönetim kurulu kararının varlığı anlaşılamamış olup, taşınmaz satışının da tek imza ile yapıldığı görülmüştür.

Mahkemece anılan eksiklikler incelenerek, TTK 557/1 maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin tamamının mı, yoksa bir kısmının kusuruyla zararın ortaya çıktığı belirlenerek her bir yönetim kurulu üyesinin sorumlu olacağı miktar tartışılıp değerlendirilmeden hüküm kurulması da doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Farklılaştırılmış teselsül

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1627 E. 2024/3906 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2019/4815 E.  ,  2021/4664 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada ... Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 18.10.2017 tarih ve 2015/577 E. - 2017/668 K. sayılı kararın davalılar vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kabulüne dair ... Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 16.09.2019 tarih ve 2018/288 E. - 2019/1013 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 01.06.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.

Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davacı ve davalıların dava dışı ... Turizm Yatırım ve Ticaret A.Ş.'nin ortakları olduklarını, bu şirketin 1987 yılında şirketin hakim ortağı olan M.... ... tarafından kurulduğunu, M. ... ... 2008 yılında vefat ettiğini, müvekkili davacının M. ... ... eşi, davalılardan ...'nın ise oğlu olduğunu, müvekkili davacının davalı ...'nın üvey annesi olması nedeniyle haklarını sürekli ihlal ettiğini, niza konusu olan şirketin yönetim kurulunun davalılarca temsil edildiğini, davalılardan ...'nın yönetim kurulunu teşkil etmek amacıyla diğer davalılara küçük hisseler vererek ortaklığa aldığını, genel kurulda yapılan seçimlerde de yönetim kuruluna dahil ettiğini, şirketin ... ili, ... ilçesi, ...

mahallesinde kain 6100 dönüm büyük bir çiftliğinin bulunduğunu, bu arazilerin kiraya verilerek şirkete gelir elde edildiğini, şirketin uhdesindeki ... ilçesi, .../ Yenikaya mahallesinde kain 19 ada, 7 parsel no'lu taşınmazın 24.11.2013 tarihinde şirketin yönetim kurulunda bulunan davalılar tarafından 3. kişilere satışının yapıldığını, taşınmazın gerçekte yüksek rayiç değer üzerinden satılmış olmasına rağmen tapuda sembolik bir miktar gösterildiğini, davalıların yönetim kurulu üyesi olarak bu satışı yapamayacaklarını, taşınmaz satışına dair yetkinin genel kurula ait olduğunu, taşınmazın satış bedelinin çok düşük gösterildiğini, taşınmazın 69.510 m2 büyüklükte değerli bir arsa olduğunu, tapuda gösterilen bedelle gerçek satış bedeli arasındaki miktarın şirket kasasına girmediğini ve şirketin bu suretle zarara uğratıldığını, yapılacak yargılama neticesinde, .../...

Mahallesinde kain 19 ada, 7 parselin satışı neticesinde şirketin uğradığı zararın tespitiyle, belirlenecek olan miktarın, şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesinde 10.000,00 TL üzerinden açılan davanın 1.421.476,10 TL artırılarak toplam 1.431.476,10 TL'nin taşınmazın satış tarihi olan 21.11.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile şirkete ödenmesine karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, açılan davayı kabul etmediklerini, şirketin yönetim kurulu üyesi olarak seçildiklerini, ...'nın yönetim kurulu başkanı olduğunu, taraflar arasında görülen pek çok dava bulunduğunu, davacının şirkette halen %5 hisseye sahip olduğunu, 24.11.2013 tarihinde satılan taşınmazın üzerinde bildirilen yapılar bulunmakla beraber anılan yatırımların merhum ... ... zamanından beri atıl halde olduğunu, davacının dava konusu edilen gayrimenkullerin satışı işlemine ilişkin olarak yönetim kurulunun yetkisiz olduğuna dair iddiaların yersiz ve asılsız olduğunu, arsanın davalı şirketin sahip olduğu tüm arazilere göre oldukça küçük bir taşınmaz olduğunu, merhum ... ... arazi geliştirme faaliyeti sırasında bu parseli ve komşu birkaç parseli villa yapılaşmasına uygun olarak imar uygulamasına soktuğunu ve bölgede yavaş yavaş yerleşim faaliyetini canlandırarak tüm arazinin değerini artırmayı hedeflediğini, hatta merhum ...

... sağlığında bu arazi geliştirme çalışması kapsamında oldukça büyük 180 dönümlük bir arsayı hiçbir bedel almadan sırf bölgede okul açmalarına teşvik etmek amacıyla ve şartıyla Sağlık ve Eğitim Vakfına bağışladığını, dava konusu taşınmazın 60 dönüm olduğunu, şirketin toplam arsalarının sadece 1/100'ünden ibaret olduğunu, tamamen bölgede yerleşim başlatmak amacıyla ve daha önce benzer yatırımlar yapmış bir yatırımcı gruba yapılan stratejik bir satış olduğunu, bölgeyi canlandırma amacı güdüldüğünü, üstelik satış değerinin düşük gösterildiği iddiasının yerinde olmadığını, satış bedelinin rayiç değer üzerinden yapıldığını ve resmi satışın da bu gerçek değer üzerinden gösterildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince, davalıların yönetim kurulu üyesi oldukları dönemde 21.11.2013 tarihinde şirketin uhdesinde olan ve niza konusu edilen ... ilçesi, .../... Mahallesinde kain 19 ada, 7 parsel no'lu 69.510 m² büyüklüğündeki taşınmazı 3. kişilere sattıkları, akit tablosunda toplam satış bedeli olarak 514.803,84 TL'nin yazılı olduğu, mali müşavir bilirkişi tarafından yapılan incelemede, satış bedelinin mal sahibi şirketin kasasına girdiğinin belirlendiği, emlakçı bilirkişi tarafından yapılan incelemelerde, satış tarihi itibariyle nizalı yerde taşınmazın metrekare fiyatının 28.00.- TL edeceği, buna göre (satılan) toplam taşınmazın bedelinin (69.510,00 x 28,00) 1.946.280,00 TL ettiğinin bildirildiği, davalı yanların bedele yönelik itirazları neticesinde bilirkişiden ek rapor alındığı, sunulan raporun denetime elverişli olması karşısında hükme esas alınarak değerlendirilmesi neticesinde, niza konusu edilen 69.510 m²'lik taşınmazın satış tarihi olan 21.11.2013 tarihindeki gerçek rayiç bedelinin 1.946.280,00 TL edeceği, tapudaki (akit tablosunda) yazdığı satış bedeli olan 514.803,84 TL miktarın gerçek satış bedelini yansıtmadığı, aradaki fark olan (1.946.280,00TL-514.803,84TL) 1.431.476,16 TL kadar şirketin zarara uğratıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 1.431.476,16 TL tazminatın 08.09.2015 tarihinden itibaren uygulanacak yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile ...

Turizm Yatırım ve Ticaret A.Ş.'ye verilmesine karar verilmiştir.

Karara karşı, davalılar vekili ve katılma yolu ile davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesince alınan üç kişilik bilirkişi heyetinin rapor ve ek raporunda, dava konusu taşınmazın satış tarihi olan 21.11.2013 tarihi itibariyle değerinin 1.946.280,00 TL olduğu, tapuda taşınmazın satış değerinin 514.803,84 TL olarak gösterildiği, şirketin 1.431.476,16 TL zarara uğradığının tespit edildiği, istinaf aşamasında talimat yoluyla gayrimenkul değerlendirme uzmanı ... M.Ürün'den alınan rapor ve ek raporda ve davalı tarafın itirazı üzerine talimat yoluyla gayrimenkul değerlendirme uzmanı, ziraat yüksek mühendisi ve inşaat mühendisi bilirkişi heyetinden oluşan heyetten alınan raporlarda dava konusu taşınmazın satış tarihi olan 21.11.2013 tarihi itibariyle 2.085.300,00 TL olduğu, bu hale göre, taşınmazın tapudaki satış bedeli olan 514.803,84 TL bedelinin gerçek satış bedelini yansıtmadığı, aradaki bedel farkı olan (taşınmazın bedeli olan 1.946.280,00 TL - 514.803,84 TL) 1.431.476,16 TL kadar şirketin zarara uğradığı, bu miktarın dava dışı şirketin yönetim kurulu üyesi olan davalılardan tahsili ile dava dışı ...

Turizm Yatırım ve Ticaret A.Ş.'ye verilmesine yönelik ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğu, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi gerektiği ve fakat oluşan zararın tapu satış tarihi olan 28.11.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesi gerekirken yanılgıya düşüldüğü davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunun faiz türü ve faiz başlangıcı yönünden kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, 1.431.476,16 TL tazminatın 28.11.2013 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile ... Turizm Yatırım ve Ticaret Anonim Şirketi'ne verilmesine karar verilmiştir.

Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.

1- İlk derece mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, aşağıda belirtilen husus dışında, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalılar vekilinin aşağıdaki (2) ve (3) nolu bentler kapsamı dışındaki sair temyiz istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Dava, dava dışı anonim şirketin yönetim kurulu üyeleri olan davalıların şirketi zararı uğrattıkları iddiasına dayalı olarak zararın tespiti ve belirlenecek olan miktarın davalılardan tahsili ile şirkete ödenmesi istemine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş olup, davalılar vekili ve katılma yoluyla da davacı vekilinin istinaf talebi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; davalılar vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davacı vekilinin faiz başlangıç tarihi ve cinsine yönelik istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.

Ancak, gerek yerel mahkemede alınan ve gerekse Bölge Adliye Mahkemesince alınan ve kabul edilen bilirkişi raporlarında emsal alınan taşınmazlar ile dava konusu yerin konumu, alt yapısı gibi özellikleri değerlendirilmeksizin, keşif icra edilmeksizin emsal alınan taşınmazlar ile dava konusu taşınmaz arasındaki benzerlikler ve farklılıklar ortaya konulmadan ve henüz satış ilanında bulunan ve fakat satışı yapılmayan taşınmazlar emsal alınarak hazırlanan raporlara değer verilmesi ve bu raporların hükme esas alınması doğru olmamıştır. Mahkemece, mahallinde gayrimenkul değerleme uzmanı, mimar veya inşaat mühendisi ve emlakçının da bulunduğu heyet ile emsal alınan taşınmazların bulunduğu mahalde keşif yapılmak suretiyle dava konusu taşınmazla karşılaştırmanın yapıldığı bir rapor alınarak ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken bu ilkelere uymaksızın hüküm tesisi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.

3- 6762 sayılı mülga Ticaret Kanunu zamanında var olan üyelerin mutlak müteselsil sorumluluğu sisteminden farklı olarak, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 557.maddesinde, anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluğuna ilişkin olarak Kurumsal Yönetim İlkeleri çerçevesinde “farklılaştırılmış teselsül ilkesi” benimsenmiştir.

Bu yeni düzenleme uyarınca, hiç bir yönetim kurulu üyesi kendisinin sebep olmadığı zararlardan sorumlu değildir. Sorumluluk dış ilişkide kişisel kusurun varlığına bağlıdır. Aynı zarardan birden fazla yönetim kurulu üyesi kusurlu ise zararın tamamından müteselsil sorumlulukları devam eder. Ancak zararın ortaya çıkmasında tek bir üyenin kusuru varsa kural olarak diğer üyeler dış ilişkide sorumluluktan kurtulur. (H. ..., Şirketler Hukuku, 7.B. S 671 vd.)

Somut olayda dosya kapsamında yapılan incelemede dava konusu taşınmazın satışı için alınmış bir yönetim kurulu kararının varlığı anlaşılamamış olup, taşınmaz satışının da tek imza ile yapıldığı görülmüştür.

Mahkemece anılan eksiklikler incelenerek, TTK 557/1 maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin tamamının mı, yoksa bir kısmının kusuruyla zararın ortaya çıktığı belirlenerek her bir yönetim kurulu üyesinin sorumlu olacağı miktar tartışılıp değerlendirilmeden hüküm kurulması da doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ

Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davalılara iadesine, (3) no’lu bent yönünden oybirliği, (2) no’lu bent yönünden 01.06.2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Dava, şirkete ait taşınmazın davalı şirket yöneticileri tarafından düşük bedelle satımı sebebiyle doğan dolaylı zararın davalılardan tahsili ile şirkete verilmesi istemine ilişkindir.

Somut olayda, davaya konu şirkete ait taşınmaz bedelinin belirlenmesi yönteminin bozma gereklerine ve usulüne uygun olduğu kanaatinde olduğumuzdan, (2) no’lu bentte yer alan bozma gerekçelerine katılmıyoruz.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/681072300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.