İtirazın İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4015 E. 2021/3857 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kesin hüküm sonucu↗ icra dairesinin yetkisine itiraz↗ kesin yetki kuralı↗ kesin yetki↗ yetkisizlik itirazı↗ ilk itiraz↗ delillerin toplanmaması↗ ödeme emri↗ yetki itirazı↗ yetki↗ fatura↗ yetkisizlik kararı↗ eksik inceleme↗ ibraz↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayda, icra takibinin Hendek İcra Müdürlüğü'nde yapıldığı, tebliğ edilen ödeme emri üzerine davalı-borçlu, icra dairesinin yetkisine itiraz ettiği, her ne kadar davacı vekilince davacı ve davalı arasında sözleşme olduğu, sözleşme konusu tadil edilecek evin Hendek ilçesinde bulunduğu belirtilmiş ise de; taraflar arasında bir alım satım olduğu, alınan malzemelerin kullanımı, herhangi bir yerin tadili hususunda anlaşma bulunmadığı, takibin borçlu davalının ikametgahının bulunduğu yer icra dairesinde yapılması gerektiği, Hendek İcra Müdürlüğü'nün yetkisiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Dava, faturaya dayalı takibe itiraz edilmesi üzerine açılmış olan itirazın iptali talebine ilişkindir.
Davalı süresi içinde icra müdürlüğüne vermiş olduğu dilekçe ile hem borca hem de icra dairesinin yetkisine itiraz etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, taraflar arasında bir alım satım olduğu, alınan malzemelerin kullanımı, herhangi bir yerin tadili hususunda anlaşma bulunmadığı, takibin borçlu davalının ikametgahının bulunduğu yer icra dairesinde yapılması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı takibe dayanak bir fatura ibraz etmiştir.Davalı ise aralarında hiçbir hukuki ilişki bulunmadığını iddia etmiştir.
Bu durumda eldeki verilerle taraflar arasında akdi ilişkinin mevcudiyetine dair kesin bir sonuca varılamayacağı gibi tam tersi kanaate, bir başka anlatımla akdi ilişkinin bulunmadığı tespitinde bulunmak da mümkün değildir.O halde sözleşme ilişkisinin varlığı, tarafların buna dair sunacakları delillerin toplanmasından sonra tespit edilebilecek bir olgu haline gelecektir.
Nitekim 6100 sayılı HMK’nun 116/1-a maddesine göre kesin yetki kuralının bulunmadığı hallerde yetki itirazının ilk itirazlardan olduğu, ilk itirazların ise bir ön sorun gibi incelenerek karara bağlanacağının müteakip (HMK md.117/3)maddesinde düzenlendiği, mahkemenin bu süreçte nasıl bir yöntem takip edeceğinin ise HMK’nun 163-164 maddelerinde açıklandığı görülmektedir.
Tüm bu açıklanan nedenlerle, mahkemece davalının yetki itirazının anılan hükümler çerçevesinde incelenerek, taraflara yetki konusunda delillerini gösterme imkanı tanınarak, gösterildiği takdirde ise toplanarak, varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/9083 E. 2022/8781 K.
Ortak:kesin yetki kuralı · kesin yetki · ilk itiraz · delillerin toplanmaması · yetki itirazı · yetki · fatura · yetkisizlik kararı · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaNitekim 6100 sayılı HMK’nun 116/1-a maddesine göre «kesin yetki kuralının» bulunmadığı hallerde «yetki itirazının» «ilk itirazlardan» olduğu, ilk itirazların ise bir ön sorun gibi incelenerek karara bağlanacağının müteakip (HMK md.117/3)maddesinde düzenlendiği, mahkemenin bu süreçte nasıl bir yöntem takip edeceğinin ise HMK’nun 163-164 maddelerinde açıklandığı görülmektedir.
Tüm bu açıklanan nedenlerle, mahkemece davalının «yetki itirazının» anılan hükümler çerçevesinde incelenerek, taraflara yetki konusunda delillerini gösterme imkanı tanınarak, gösterildiği takdirde ise toplanarak, varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayda, icra takibinin Hendek İcra Müdürlüğü'nde yapıldığı, tebliğ edilen «ödeme emri» üzerine davalı-borçlu, «icra dairesinin yetkisine itiraz» ettiği, her ne kadar davacı vekilince davacı ve davalı arasında sözleşme olduğu, sözleşme konusu tadil edilecek evin Hendek ilçesinde bulunduğu belirtilmiş ise de; …
Benzer bu karardaNitekim 6100 sayılı HMK'nın 116/1-a maddesine göre «kesin yetki kuralının» bulunmadığı hallerde «yetki itirazının» «ilk itirazlardan» olduğu, ilk itirazların ise bir ön sorun gibi incelenerek karara bağlanacağı HMK’nın 117/3 maddesinde düzenlendiği, mahkemenin bu süreçte nasıl bir yöntem takip edeceğinin ise HMK’nın 163-164. maddelerinde açıklandığı görülmektedir.
… varlığını açıkça inkar etmesi ve davacı tarafından da bu aşamada sözleşme ilişkisinin kurulduğunun kanıtlanamadığı, bu durumda HUMK m.9/1. uyarınca davanın, davalı «şirketin merkez» adresinde görülmesi gerektiğinden, davalı yanın süresindeki «yetki ilk itirazının» kabulü ile dava dilekçesinin yetki yönünden reddi ile mahkemenin «yetkisizliğine», karar kesinleştiğinde ve talep halinde dava dosyasının yetkili ve «görevli» Nevşehir Asliye Hukuk (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Tüm bu açıklanan nedenlerle, mahkemece davalının «yetki itirazının» anılan hükümler çerçevesinde incelenerek, taraflara yetki konusunda delillerini gösterme imkanı tanınarak, gösterildiği takdirde ise toplanarak, varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetki ilk itirazı · şirket merkezi mahkemesi · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… varlığını açıkça inkar etmesi ve davacı tarafından da bu aşamada sözleşme ilişkisinin kurulduğunun kanıtlanamadığı, bu durumda HUMK m.9/1. uyarınca davanın, davalı «şirketin merkez» adresinde görülmesi gerektiğinden, davalı yanın süresindeki «yetki ilk itirazının» kabulü ile dava dilekçesinin yetki yönünden reddi ile mahkemenin «yetkisizliğine», karar kesinleştiğinde ve talep halinde dava dosyasının yetkili ve «görevli» Nevşehir Asliye Hukuk (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
-
Ortaklar Kurulu Kararının Tadili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1453 E. 2013/2070 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müdahale talebi · ortaklar kurulu kararı · münhasırlık · limited şirket · görevsizlik kararı · görevli mahkeme
Benzer bu karardaDava, «limited şirket» «ortaklar kurulu» kararının tadili ve hakimin «müdahalesi talebine» ilişkindir.
… re, davacı tarafından her ne kadar 5.000,00 TL dava değeri gösterilerek Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatı ile söz konusu dava mahkemede açılmış ise de , ... ilçesinde «münhasır» Asliye Ticaret Mahkemesinin bulunmadığı, 6762 Sayılı ... 'nun 5/1 Maddesine göre Asliye Ticaret Mahkemesinin bulunmadığı yerlerde görev hususunun dava değerine göre belirleneceği, dava dilekçesinde belirtilen değerin Sulh Hukuk Mahkemesi görev alanında kaldığı gerekçesiyle mahkemenin «görevsizliğine» ...
Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesinin «görevli» olduğuna karar verilmiştir.
Mahkemece, dava dilekçesinde belirtilen değere göre, «görevsizlik» kararı verilmiş ise de davanın niteliği itibariyle asliye ticaret mahkemesinde görülmesi gerekmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3874 E. 2021/2757 K.
Ortak:icra dairesinin yetkisine itiraz · yetkisizlik itirazı · yetki itirazı · yetki · fatura · yetkisizlik kararı · eksik inceleme · ibraz · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayda, icra takibinin Hendek İcra Müdürlüğü'nde yapıldığı, tebliğ edilen «ödeme emri» üzerine davalı-borçlu, «icra dairesinin yetkisine itiraz» ettiği, her ne kadar davacı vekilince davacı ve davalı arasında sözleşme olduğu, sözleşme konusu tadil edilecek evin Hendek ilçesinde bulunduğu belirtilmiş ise de; …
Davalı süresi içinde icra müdürlüğüne vermiş olduğu dilekçe ile hem borca hem de «icra dairesinin yetkisine itiraz» etmiştir.
Tüm bu açıklanan nedenlerle, mahkemece davalının «yetki itirazının» anılan hükümler çerçevesinde incelenerek, taraflara yetki konusunda delillerini gösterme imkanı tanınarak, gösterildiği takdirde ise toplanarak, varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, takip konusu alacağın faturaya dayalı olup ayrıca taraflar arasında yapılan yazılı bir sözleşme «ibraz» edilmediği, davacı vekilinin taraflar arasında akdi ilişki bulunduğundan TBK'nın 89/1. maddesi gereğince para borçları alacaklının ikametgahında ödenecek borçlardan olduğundan alacaklının ikametgahı mahkemesi ile icra dairelerinin yetkili olduğunu savunduğu, itiraz dilekçesinin incelenmesinde, davalı borçlunun taraflar arasında akdi bir ilişki olduğunu kabul etmediği, takibin faturaya dayanmakta olup «fatura» düzenlenmesinin akdi ilişkinin ve alacağın varlığını kanıtlamaya yeterli olmadığı, TBK'nın 89/1. maddesinin uygulanma imkanı bulunmadığı, «genel yetki kurallarının» uygulanması gerektiği, İİK’nın 50. ve HMK'nın 6. maddesi uyarınca yetkili icra dairesinin davalı şirketin ikametgahı olan «şirket merkezinin» bulunduğu İzmir İcra Müdürlüğü olduğu, yetkili icra dairesinde takip yapılmasının «itirazın iptali davalarının» koşullarından olup bu halde ise takip yetkili icra dairesinde yapılmadığından dava şartı gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı süresi içerisinde ilgili icra müdürlüğüne vermiş olduğu dilekçe ile hem borca hem de «icra dairesinin yetkisine itiraz» etmiştir.
Mahkemece bu yön gözetilerek, taraflar arasında bir akdi ilişki bulunup bulunmadığı ve bu anlamda takip borçlusu davalının «yetki itirazının» yerinde olup olmadığı HMK. m.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel yetki kuralı · genel yetki · para alacağı · şirket merkezi mahkemesi · itirazın iptali davası · iptal davası
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, takip konusu alacağın faturaya dayalı olup ayrıca taraflar arasında yapılan yazılı bir sözleşme «ibraz» edilmediği, davacı vekilinin taraflar arasında akdi ilişki bulunduğundan TBK'nın 89/1. maddesi gereğince para borçları alacaklının ikametgahında ödenecek borçlardan olduğundan alacaklının ikametgahı mahkemesi ile icra dairelerinin yetkili olduğunu savunduğu, itiraz dilekçesinin incelenmesinde, davalı borçlunun taraflar arasında akdi bir ilişki olduğunu kabul etmediği, takibin faturaya dayanmakta olup «fatura» düzenlenmesinin akdi ilişkinin ve alacağın varlığını kanıtlamaya yeterli olmadığı, TBK'nın 89/1. maddesinin uygulanma imkanı bulunmadığı, «genel yetki kurallarının» uygulanması gerektiği, İİK’nın 50. ve HMK'nın 6. maddesi uyarınca yetkili icra dairesinin davalı şirketin ikametgahı olan «şirket merkezinin» bulunduğu İzmir İcra Müdürlüğü olduğu, yetkili icra dairesinde takip yapılmasının «itirazın iptali davalarının» koşullarından olup bu halde ise takip yetkili icra dairesinde yapılmadığından dava şartı gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
73) uyarınca bir «para alacağının» tahsili için başlatılan ilamsız icra takibinde, alacaklının ikametgahının bulunduğu yer icra dairesi takipte yetkilidir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2025/2770 E. 2025/3653 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/4015 E. , 2021/3857 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Hendek 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 29.11.2016 tarih ve 2016/638-2016/973 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının davalı tarafa sattığı inşaat malzemelerine ilişkin faturalardan kaynaklanan alacağının tahsili için davalı aleyhine icra takibi başlattığını, ancak davalının haksız itirazı ile takibin durduğunu belirterek, davalının itirazının iptali ile icra takibinin devamına ve davalı aleyhine tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davalının ikametgahının Kadıköy/İstanbul olması nedeniyle İstanbul Anadolu Adliyesi İcra Müdürlüğünün ve mahkemelerinin yetkili olduğunu bildirerek yetki itirazında bulunmuş ve itirazın iptali davasının 1 (bir) yıllık hak düşürücü sürede açılmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayda, icra takibinin Hendek İcra Müdürlüğü'nde yapıldığı, tebliğ edilen ödeme emri üzerine davalı-borçlu, icra dairesinin yetkisine itiraz ettiği, her ne kadar davacı vekilince davacı ve davalı arasında sözleşme olduğu, sözleşme konusu tadil edilecek evin Hendek ilçesinde bulunduğu belirtilmiş ise de; taraflar arasında bir alım satım olduğu, alınan malzemelerin kullanımı, herhangi bir yerin tadili hususunda anlaşma bulunmadığı, takibin borçlu davalının ikametgahının bulunduğu yer icra dairesinde yapılması gerektiği, Hendek İcra Müdürlüğü'nün yetkisiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Dava, faturaya dayalı takibe itiraz edilmesi üzerine açılmış olan itirazın iptali talebine ilişkindir.
Davalı süresi içinde icra müdürlüğüne vermiş olduğu dilekçe ile hem borca hem de icra dairesinin yetkisine itiraz etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, taraflar arasında bir alım satım olduğu, alınan malzemelerin kullanımı, herhangi bir yerin tadili hususunda anlaşma bulunmadığı, takibin borçlu davalının ikametgahının bulunduğu yer icra dairesinde yapılması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı takibe dayanak bir fatura ibraz etmiştir.Davalı ise aralarında hiçbir hukuki ilişki bulunmadığını iddia etmiştir.
Bu durumda eldeki verilerle taraflar arasında akdi ilişkinin mevcudiyetine dair kesin bir sonuca varılamayacağı gibi tam tersi kanaate, bir başka anlatımla akdi ilişkinin bulunmadığı tespitinde bulunmak da mümkün değildir.O halde sözleşme ilişkisinin varlığı, tarafların buna dair sunacakları delillerin toplanmasından sonra tespit edilebilecek bir olgu haline gelecektir.
Nitekim 6100 sayılı HMK’nun 116/1-a maddesine göre kesin yetki kuralının bulunmadığı hallerde yetki itirazının ilk itirazlardan olduğu, ilk itirazların ise bir ön sorun gibi incelenerek karara bağlanacağının müteakip (HMK md.117/3)maddesinde düzenlendiği, mahkemenin bu süreçte nasıl bir yöntem takip edeceğinin ise HMK’nun 163-164 maddelerinde açıklandığı görülmektedir.
Tüm bu açıklanan nedenlerle, mahkemece davalının yetki itirazının anılan hükümler çerçevesinde incelenerek, taraflara yetki konusunda delillerini gösterme imkanı tanınarak, gösterildiği takdirde ise toplanarak, varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 20.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/670581000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz