Şirketin Feshi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/4582 E. 2021/4225 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müdürün azli↗ ortaklıktan çıkmaya izin (ttk 638/2)↗ şirketin feshi ve tasfiyesi↗ sıfat yokluğu↗ çıkma payı↗ ortaklıktan çıkarılma↗ şirket müdürlüğü↗ tahkikat↗ şirketin feshi↗ usuli kazanılmış hak↗ şirket müdürü↗ pasif husumet yokluğu↗ kazanılmış hak↗ pasif husumet↗ fesih↗ husumet yokluğu↗ bilirkişi incelemesi↗ kâr payı↗ ek tasfiye↗ yetkisizlik kararı↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ husumet↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece uyulan bozma ilamına ve yargılama aşamasında en son alınan rapor ve ek raporlara göre, davacının çıkma payı karşılığının ekonomik değerinin kalmadığı, bu şartlar altında davacının davalı şirket ortaklığından ayrılmasına izin verilse bile, kendisine ödenecek ayrılma payının bulunmadığı, davacının çıkma payı ödenmeksizin şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesi gerektiği, davacının, davalı şirketteki % 34 oranındaki hissesinin 31.12.2015 tarihi itibariyle herhangi bir değerinin kalmadığı anlaşıldığından davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesine, çıkma payı isteminin ise reddine karar verilmesi gerektiği, davalılardan ... ve ...'nin şirket müdürü olduğu anlaşılmakla, bu davalılara şirket müdürün azline ilişkin olarak açılan davada husumet düşmekte ise de, şirketten çıkma, şirketin feshi ve tasfiyesi davasında şirket dışında şirket müdürleri ve ortaklara husumet düşmediği, diğer davalı ... yönünden ise şirket ortağı olması nedeniyle müdür azli, şirketten çıkma, fesih ve tasfiye davasında husumet düşmediği, davacının şirket müdürü davalı ...'nin müdürlükten azli ya da tasarrufu muameleler yapma yetkisinin kaldırılmasına ilişkin talebinin Yargıtay bozma ilamı dışında kalarak davacı tarafından temiz edilmediğinden kesinleştiği ve usulü kazanılmış hak teşkil edeceği gerekçesiyle davacının davalılar ... , ... ve ... yönünden şirketten çıkma fesih ve tasfiye davasının davalı sıfat yokluğundan HMK'nın 114 ve 115/2. maddeleri uyarınca pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacının şirket müdürü davalı ...'nin müdürlükten azli ya da tasarrufu muameleler yapma yetkisinin kaldırılmasına ilişkin talebinin Yargıtay bozma ilamı dışında kalarak davacı tarafından temyiz edilmediğinden kesinleştiği ve usulü kazanılmış hak teşkil edeceği anlaşıldığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, davacının davalı ... Nakliyat İthalat İhracaat Petrol Ürünleri İnşaat Logistik Sanayi Ticaret Ltd. Şti. aleyhine açtığı şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkin dava yönünden davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin fesih ve tasfiyesi yerine davacı ...'nin davalı ... Nakliyat İthalat İhracaat Petrol Ürünleri İnşaat Logistik Sanayi Ticaret Ltd. Şti'nin ortaklığından çıkarılmasına, davacının 4667 payının gerçek değerinin karşılığı kalmadığı anlaşıldığından çıkma payı isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı şirketin feshi, tasfiyesi, şirket müdürün azli, şirket ortaklığından çıkmaya izin verilmesi istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, 23.10.2013 tarih ve 2011/140 Esas 2013/276 Karar sayılı karar ile davanın kabulüne, davacının davalı şirket ortaklığından 4667 payının gerçek karşılığı olan 172.606,92 TL ödenmek suretiyle çıkarılmasına karar verilmiş, karar davalı şirket vekili ile
davalı ... tarafından temyiz edilmiş, davalı şirket temyiz dilekçesinde davacının şirketten çıkması hükmüne yönelik herhangi bir itirazda bulunmamış, itirazları çıkma payının hesaplanmasına ilişkin olmuştur. Dairemizin 06.05.2014 tarih ve 2014/1930-8512 E.K sayılı bozma ilamında davalı şirket vekilinin çıkma payının hesaplanmasına yönelik temyizleri bozma sebep ve şekline göre incelenmemiştir. Bu durumda, mahkeme kararı şekli anlamda bozulmuş olsa bile davacının davalı şirketten ilk karar tarihi itibariyle çıktığının kabulü gerekir. Bu durumda mahkemece davacının davalı şirketten çıkma tarihinin son karar tarihi olduğu kabul edilerek, bu tarihe en yakın tarihteki verilere göre yapılan bilirkişi incelemesi esas alınarak davacının çıkma payının belirlenmesi doğru olmadığı gibi, çıkma payının hesaplanmasına esas alınan hesaplama yöntemi, tahkikat ve bilirkişi değerlendirmeleri davacı ortak tarafından ciddi itirazlara uğramış olmasına rağmen, bu itirazlar giderilmeden sonuca gidilmesi de doğru olmamıştır.
Mahkemece yapılması gereken iş, davacının şirketten çıkma tarihinin ilk karar tarihi olan 23.10.2013 tarihi olduğu kabul edilerek, şirketin bu tarih itibariyle öz varlığının tespiti ve buna göre çıkma payının hesaplanması için uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın açıklanan gerekçelerle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/1930 E. 2014/8512 K.
Ortak:müdürün azli · şirketin feshi ve tasfiyesi · çıkma payı · ortaklıktan çıkarılma · şirket müdürlüğü · şirketin feshi · şirket müdürü · kâr payı · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece uyulan bozma ilamına ve yargılama aşamasında en «son» alınan rapor ve ek raporlara göre, davacının «çıkma payı» karşılığının ekonomik değerinin kalmadığı, bu şartlar altında davacının davalı şirket ortaklığından ayrılmasına izin verilse bile, kendisine ödenecek ayrılma payının bulunmadığı, davacının çıkma payı ödenmeksizin şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesi gerektiği, davacının, davalı şirketteki % 34 oranındaki hissesinin 31.12.2015 tarihi itibariyle herhangi bir değerinin kalmadığı anlaşıldığından davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesine, çıkma payı isteminin ise reddine karar verilmesi gerektiği, davalılardan ... ve ...'nin «şirket müdürü» olduğu anlaşılmakla, bu davalılara şirket müdürün azline ilişkin olarak açılan davada «husumet» düşmekte ise de, şirketten çıkma, «şirketin feshi» ve tasfiyesi davasında şirket dışında «şirket müdürleri» ve ortaklara husumet düşmediği, diğer davalı ... yönünden ise şirket ortağı olması nedeniyle «müdür azli», şirketten çıkma, «fesih» ve «tasfiye» davasında husumet düşmediği, davacının şirket müdürü davalı ...'nin müdürlükten azli ya da tasarrufu muameleler yapma «yetkisinin» kaldırılmasına ilişkin talebinin Yargıtay bozma ilamı dışında kalarak davacı tarafından temiz edilmediğinden kesinleştiği ve «usulü kazanılmış hak» teşkil edeceği gerekçesiyle davacının davalılar ... , ... ve ... yönünden şirketten çıkma fesih ve tasfiye davasının davalı «sıfat yokluğundan» HMK'nın 114 ve 115/2. maddeleri uyarınca «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine, davacının şirket müdürü davalı ...'nin müdürlükten azli ya da tasarrufu muameleler yapma yetkisinin kaldırılmasına ilişkin talebinin Yargıtay bozma ilamı dışında kalarak davacı tarafından temyiz edilmediğinden kesinleştiği ve usulü kazanılmış hak teşkil edeceği anlaşıldığından bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına», davacının davalı ...
Dava, davalı «şirketin feshi, tasfiyesi», «şirket müdürün azli», şirket ortaklığından çıkmaya izin verilmesi istemlerine ilişkindir.
Şti'nin «ortaklığından çıkarılmasına», davacının 4667 «payının» gerçek değerinin karşılığı kalmadığı anlaşıldığından «çıkma payı» isteminin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda2- Dava, davalı «şirketin feshi, tasfiyesi», «şirket müdürün azli», şirket ortaklığından çıkmaya izin verilmesi istemlerine ilişkin olup, mahkemece 6102 sayılı TTK'nın 636/3 maddesi değerlendirilmek suretiyle davacının şirketten çıkarılmasına ve «çıkma payının» tahsiline karar verilmiş, karar başlığında tüm davalılar gösterilmesine rağmen çıkma bedelinin hangisi tarafından ödeneceği gösterilmemiştir.
… rine güvenlerinin kalmadığı, bu şartlarda ortağı bulundukları şirketi yönetme konusunda birlikte hareket etmelerinin mümkün bulunmadığı, her ne kadar davacı tarafça «şirketin feshi» ve tasfiyesi, «şirket müdürünün azli» talep edilmiş ise de, 6102 sayılı TTK'nın 636/3 maddesi kapsamında haklı sebeplerin varlığı halinde her ortağın mahkemeden şirketin feshini isteyebileceği, mahkemenin istem yerine davacı ortağa «payının» gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına hükmedebileceğinin düzenlendiği, davacı tarafça da bu düzenlemeye uygun olarak bilirkişi raporu ile tespit edilen şirketin 517.783,79 TL'lik sermaye değeri üzerinden davacının «ortaklıktan çıkarılmasına» karar verilmesinin talep edildiği, şirketin tespit edilen öz varlığının belirtilen miktarda aktif değere sahip olduğu, davalı şirket kayıtlarında bulunan.plakalı aracın . ait olduğu yönündeki «protokolün» mülkiyeti devredecek nitelikte bulunmadığı, 2918 sayılı Yasa'nın 20. maddesine göre araçların mülkiyetinin ancak noter satışlarıyla intikal edeceği, dolayısıyla da …
K..'nin «şirket müdürü» olduğu anlaşılmakla, bu davalılara şirket müdürün azline ilişkin olarak açılan davada «husumet» düşmekte ise de, şirketten çıkma, «şirketin feshi» ve tasfiyesi davasında şirket dışında «şirket müdürleri» ve ortaklara husumet düşmemektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket müdürünün azli · vekile tebligat · protokol · tebligat
Benzer bu kararda… rine güvenlerinin kalmadığı, bu şartlarda ortağı bulundukları şirketi yönetme konusunda birlikte hareket etmelerinin mümkün bulunmadığı, her ne kadar davacı tarafça «şirketin feshi» ve tasfiyesi, «şirket müdürünün azli» talep edilmiş ise de, 6102 sayılı TTK'nın 636/3 maddesi kapsamında haklı sebeplerin varlığı halinde her ortağın mahkemeden şirketin feshini isteyebileceği, mahkemenin istem yerine davacı ortağa «payının» gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına hükmedebileceğinin düzenlendiği, davacı tarafça da bu düzenlemeye uygun olarak bilirkişi raporu ile tespit edilen şirketin 517.783,79 TL'lik sermaye değeri üzerinden davacının «ortaklıktan çıkarılmasına» karar verilmesinin talep edildiği, şirketin tespit edilen öz varlığının belirtilen miktarda aktif değere sahip olduğu, davalı şirket kayıtlarında bulunan.plakalı aracın . ait olduğu yönündeki «protokolün» mülkiyeti devredecek nitelikte bulunmadığı, 2918 sayılı Yasa'nın 20. maddesine göre araçların mülkiyetinin ancak noter satışlarıyla intikal edeceği, dolayısıyla da …
K.. tarafından tayin edilmiş olmasına göre, mümeyyiz davalılar «vekillerinin tebligatlara» yönelik yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Ö..'in «şirket müdürü» olmasına, kendisine davalı şirkete «tebligat» yapılan adreste tebligat yapılmış olmasına ve şirket vekilinin de şirket müdürü olan davalı A..
-
Limited şirkette ortaklıktan çıkma
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/13727 E. 2017/1861 K.
Ortak:kâr payı
İncelediğiniz karardaMahkemece uyulan bozma ilamına ve yargılama aşamasında en «son» alınan rapor ve ek raporlara göre, davacının «çıkma payı» karşılığının ekonomik değerinin kalmadığı, bu şartlar altında davacının davalı şirket ortaklığından ayrılmasına izin verilse bile, kendisine ödenecek ayrılma payının bulunmadığı, davacının çıkma payı ödenmeksizin şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesi gerektiği, davacının, davalı şirketteki % 34 oranındaki hissesinin 31.12.2015 tarihi itibariyle herhangi bir değerinin kalmadığı anlaşıldığından davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesine, çıkma payı isteminin ise reddine karar verilmesi gerektiği, davalılardan ... ve ...'nin «şirket müdürü» olduğu anlaşılmakla, bu davalılara şirket müdürün azline ilişkin olarak açılan davada «husumet» düşmekte ise de, şirketten çıkma, «şirketin feshi» ve tasfiyesi davasında şirket dışında «şirket müdürleri» ve ortaklara husumet düşmediği, diğer davalı ... yönünden ise şirket ortağı olması nedeniyle «müdür azli», şirketten çıkma, «fesih» ve «tasfiye» davasında husumet düşmediği, davacının şirket müdürü davalı ...'nin müdürlükten azli ya da tasarrufu muameleler yapma «yetkisinin» kaldırılmasına ilişkin talebinin Yargıtay bozma ilamı dışında kalarak davacı tarafından temiz edilmediğinden kesinleştiği ve «usulü kazanılmış hak» teşkil edeceği gerekçesiyle davacının davalılar ... , ... ve ... yönünden şirketten çıkma fesih ve tasfiye davasının davalı «sıfat yokluğundan» HMK'nın 114 ve 115/2. maddeleri uyarınca «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine, davacının şirket müdürü davalı ...'nin müdürlükten azli ya da tasarrufu muameleler yapma yetkisinin kaldırılmasına ilişkin talebinin Yargıtay bozma ilamı dışında kalarak davacı tarafından temyiz edilmediğinden kesinleştiği ve usulü kazanılmış hak teşkil edeceği anlaşıldığından bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına», davacının davalı ...
Şti'nin «ortaklığından çıkarılmasına», davacının 4667 «payının» gerçek değerinin karşılığı kalmadığı anlaşıldığından «çıkma payı» isteminin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, 23.10.2013 tarih ve 2011/140 Esas 2013/276 Karar sayılı karar ile davanın kabulüne, davacının davalı şirket ortaklığından 4667 «payının» gerçek karşılığı olan 172.606,92 TL ödenmek suretiyle çıkarılmasına karar verilmiş, karar davalı şirket vekili ile davalı ... tarafından temyiz edilmiş, davalı şirket temyiz dilekçesinde davacının şirketten çıkması hükmüne yönelik herhangi bir itirazda bulunmamış, itirazları «çıkma payının» hesaplanmasına ilişkin olmuştur.
Benzer bu karardaDava, davacının ortağı olduğu «limited şirket ortaklığından çıkma» ve ortaklık «payı alacağının» tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:limited şirkette ortaklıktan çıkma · ortaklıktan çıkma · limited şirket ortaklığı · kâr payı alacağı · limited şirket · ıslah
Benzer bu karardaDava, davacının ortağı olduğu «limited şirket ortaklığından çıkma» ve ortaklık «payı alacağının» tahsili istemine ilişkindir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, dosyada bilirkişi raporu alınmasından sonra davacının davasını bilirkişi raporunda belirlenen miktar üzerinden «ıslah» etmesine ve bu miktarı davalıların kabul etmesine göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/4582 E. , 2021/4225 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 12.04.2019 tarih ve 2015/33-2019/258 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ise de 27.04.2021 tarihinde davacı vekili tarafından verilen duruşmadan vazgeçme dilekçesi de dikkate alınarak dosyanın incelemesinin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 27.04.2021 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin tasfiyesini talep ettiği şirketteki payının %34 olduğunu, şirketin kazanç sağlama amacını yerine getiremediğini, hesap ve bilançolarının hileli olduğunu, resmi kayıt ve defterlerinde yanıltıcı ve hileli olduğunu, diğer ortakların ve özellikle ...'nin davranışlarının şirket faaliyetlerine sekte vuracak ve ızrar edecek, karşılıklı güveni ortadan kaldıracak nitelikte olduğunu, ayrıca davalı ortakların DK Petrol Ürünleri Taşımacılık Oto... Ltd. Şti. adında bir başka şirket kurarak Köksallar markası altında şehirlerarası yolcu taşıma işi yapmak suretiyle, TCK'nın 547. maddesine aykırı davrandıklarını belirterek, şirket müdürü davalı ...'nin müdürlükten azlini ya da tasarrufi muameleler yapma yetkisinin kaldırılmasını, şirketin tasfiyesini ve bu süreçte kayyıma devrini istemiştir.
Davalı ... Nakliyat Ltd. Şti. vekili, davacının tüm iddialarının yerinde olmadığını, müvekkili firmanın uğradığı zarar olmadığını ve de şirket müdürünün verebileceği bir zararın söz konusu olmadığını, müvekkili firmanın aktif ve pasifleri incelendiğinde ne kadar borçlu olduğunun ve bu borçlarınında tamamen şirket müdürü olan ...'nin vermiş olduğu teminatlar ve ipotekler ile firmanın ayakta tutulmaya çalışıldığının açıkça anlaşılacağını, şirketin tasfiyesini gerektirir hiçbir yasal koşul oluşmadığını savunarak, öncelikle yasal dayanaktan yoksun iddialara dayanan davanın reddini, mahkemece uygun görülmesi halinde şirketin bilirkişi incelemesi sonucu tespit edilecek bir aktif değerinin olması halinde davacının hissesinin (ortaklık sebebiyle kendisine düşen vecibeleride yerine getirmesi ve kar ile zarardan payı oranında sorumlu tutulduktan sonra) mahkemece uygun görülecek şekilde ekonomik değerinin tespiti ile bunun kendisine verilmesi şartı ile ortaklık sıfatınında bu şekilde sona erdirilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini istemiştir.
Diğer davalılar, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece uyulan bozma ilamına ve yargılama aşamasında en son alınan rapor ve ek raporlara göre, davacının çıkma payı karşılığının ekonomik değerinin kalmadığı, bu şartlar altında davacının davalı şirket ortaklığından ayrılmasına izin verilse bile, kendisine ödenecek ayrılma payının bulunmadığı, davacının çıkma payı ödenmeksizin şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesi gerektiği, davacının, davalı şirketteki % 34 oranındaki hissesinin 31.12.2015 tarihi itibariyle herhangi bir değerinin kalmadığı anlaşıldığından davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesine, çıkma payı isteminin ise reddine karar verilmesi gerektiği, davalılardan ... ve ...'nin şirket müdürü olduğu anlaşılmakla, bu davalılara şirket müdürün azline ilişkin olarak açılan davada husumet düşmekte ise de, şirketten çıkma, şirketin feshi ve tasfiyesi davasında şirket dışında şirket müdürleri ve ortaklara husumet düşmediği, diğer davalı ...
yönünden ise şirket ortağı olması nedeniyle müdür azli, şirketten çıkma, fesih ve tasfiye davasında husumet düşmediği, davacının şirket müdürü davalı ...'nin müdürlükten azli ya da tasarrufu muameleler yapma yetkisinin kaldırılmasına ilişkin talebinin Yargıtay bozma ilamı dışında kalarak davacı tarafından temiz edilmediğinden kesinleştiği ve usulü kazanılmış hak teşkil edeceği gerekçesiyle davacının davalılar ... , ... ve ... yönünden şirketten çıkma fesih ve tasfiye davasının davalı sıfat yokluğundan HMK'nın 114 ve 115/2. maddeleri uyarınca pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacının şirket müdürü davalı ...'nin müdürlükten azli ya da tasarrufu muameleler yapma yetkisinin kaldırılmasına ilişkin talebinin Yargıtay bozma ilamı dışında kalarak davacı tarafından temyiz edilmediğinden kesinleştiği ve usulü kazanılmış hak teşkil edeceği anlaşıldığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, davacının davalı ...
Nakliyat İthalat İhracaat Petrol Ürünleri İnşaat Logistik Sanayi Ticaret Ltd. Şti. aleyhine açtığı şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkin dava yönünden davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin fesih ve tasfiyesi yerine davacı ...'nin davalı ... Nakliyat İthalat İhracaat Petrol Ürünleri İnşaat Logistik Sanayi Ticaret Ltd. Şti'nin ortaklığından çıkarılmasına, davacının 4667 payının gerçek değerinin karşılığı kalmadığı anlaşıldığından çıkma payı isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı şirketin feshi, tasfiyesi, şirket müdürün azli, şirket ortaklığından çıkmaya izin verilmesi istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, 23.10.2013 tarih ve 2011/140 Esas 2013/276 Karar sayılı karar ile davanın kabulüne, davacının davalı şirket ortaklığından 4667 payının gerçek karşılığı olan 172.606,92 TL ödenmek suretiyle çıkarılmasına karar verilmiş, karar davalı şirket vekili ile
davalı ... tarafından temyiz edilmiş, davalı şirket temyiz dilekçesinde davacının şirketten çıkması hükmüne yönelik herhangi bir itirazda bulunmamış, itirazları çıkma payının hesaplanmasına ilişkin olmuştur. Dairemizin 06.05.2014 tarih ve 2014/1930-8512 E.K sayılı bozma ilamında davalı şirket vekilinin çıkma payının hesaplanmasına yönelik temyizleri bozma sebep ve şekline göre incelenmemiştir. Bu durumda, mahkeme kararı şekli anlamda bozulmuş olsa bile davacının davalı şirketten ilk karar tarihi itibariyle çıktığının kabulü gerekir. Bu durumda mahkemece davacının davalı şirketten çıkma tarihinin son karar tarihi olduğu kabul edilerek, bu tarihe en yakın tarihteki verilere göre yapılan bilirkişi incelemesi esas alınarak davacının çıkma payının belirlenmesi doğru olmadığı gibi, çıkma payının hesaplanmasına esas alınan hesaplama yöntemi, tahkikat ve bilirkişi değerlendirmeleri davacı ortak tarafından ciddi itirazlara uğramış olmasına rağmen, bu itirazlar giderilmeden sonuca gidilmesi de doğru olmamıştır.
Mahkemece yapılması gereken iş, davacının şirketten çıkma tarihinin ilk karar tarihi olan 23.10.2013 tarihi olduğu kabul edilerek, şirketin bu tarih itibariyle öz varlığının tespiti ve buna göre çıkma payının hesaplanması için uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın açıklanan gerekçelerle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 29.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/670578500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz