İtirazın iptali | Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/5847 E. 2021/3090 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
eşit işlem ilkesi↗ eşitlik ilkesi↗ ttk 408/2-b↗ ıskat↗ yedek akçe↗ usulüne uygun tebligat↗ sermaye taahhüdü↗ dürüstlük kuralına aykırılık↗ el koyma↗ ortaklıktan çıkarılma↗ esas sözleşme↗ kâr mahrumiyeti↗ tespit davası↗ cezai şart↗ icra takibine itiraz↗ üçüncü kişi↗ dürüstlük kuralı↗ muvafakat↗ anonim şirket↗ ihtar↗ limited şirket↗ kâr payı↗ tebligat↗ taahhütname↗ menfi tespit↗ ilan↗ eksik inceleme↗ dahili dava↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, ..., ... ve ...'nun şirket ortakları olup ortakların şirkete sermaye taahhüdlerin nakdi olduğu, nakdi sermayenin 1/4'ünün peşin kalan kısmının ise 3 yıl içerisinde ödenmesinin kararlaştırıldığı, esas sözleşme hükmü dikkate alındığında sermaye koyma borcunun yerine getirilmediği, 6762 sayılı Yasa'nın 407 ve devamı maddelerinde sermaye borcunun ödenmemesi halinde uygulanacak hükümlerin düzenlendiği, buna göre iskat işlemine yönelik 10/11/2011 ve 17/02/2012 tarihlerinde yönetim kurulunun karar aldığı ve usulüne uygun tebligatın ortaklara gönderildiği, öz sermayesini tamamen kaybetme durumundaki bir şirketin hisselerinin taahhüt edilen sermayeye yakın bir oranda satılmasının hayatın olağan akışına uygun düşmediği, şirket tarafından usulüne uygun satış ilanlarının yapıldığı ve fakat alıcının çıkmadığı, bu haliyle sırf satış bedelinin düşük olmasının TMK 2. maddeye göre dürüstlük kuralına aykırılık oluşturmayacağı, davacı şirketin diğer ortakları ..., ...ve ... ...'nun şirkete sermaye koyma borçlarının yerine getirdikleri şirket defterlerine göre kayıt altına alınmış ise de, şirket kayıtları usulüne uygun tutulmadığından ve adı geçen ortakların sermaye koyma borçlarının nasıl yerine getirdiklerine dair tespitte bulunulamadığından bu ortakların sermaye koyma borcunu yerine getirdiklerinin kabulünün mümkün olmadığı, eşit işlem ilkesi gereğince, tüm sermaye borcu olan ortaklara apel çağrısının yapılması gerekirken yapılmadığı, bu yönüyle iskat müessesinin usulüne uygun yerine getirilmediği gerekçesiyle asıl ve birleşen Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2012/255 sayılı dosyasında davacı şirket vekilinin itirazın iptali talebinin reddine, birleşen Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/405 esas sayılı dosyasında, davacının sermaye koyma borcunu bir kısım menkul ile yerine getirdiği iddiası yerinde olmadığından borçlu olmadığının tespitine ilişkin davanın da reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2012/255 sayılı dosyasında davacı şirket vekili ve birleşen Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/405 esas sayılı dosyasında davacı ... vekili temyiz etmiştir.
1- Asıl dava ile birleşen Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/255 E sayılı dosyası, şirket ortaklığından ıskat edilen ve payları başkalarına satılarak devredilen davalı ortakların, davacı anonim şirkete karşı, payın üçüncü kişiye satımına rağmen nominal değere göre eksik kalan apel borçlarının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali talebine ilişkindir.
Mahkemece, şirket yönetiminin pay sahiplerine çıkardığı apel borcunun, eşit işlem ilkesi gereğince, sermaye borcu olan tüm ortaklara çıkarılması gerektiği halde sadece bir kısım ortaklara çıkarılmasının eşitliği zedeleyici nitelikte olduğu ve bu şekilde apel çağrısının usulüne uygun olmadığı, bu yönüyle de ıskat müessesinin usulüne uygun çalıştırılmadığı gerekçesiyle esas ve birleşen Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/255 E. sayılı davaların reddine karar verilmiş ise de davalı yanlarca savunulan ve mahkemece benimsenen bu olgu ancak şirket ortaklarının ıskat prosedürünün dava konusu edilmesi halinde incelenebilecek bir iddia olup ıskat prosedürünün kesinleşmesi nedeniyle bu davada değerlendirme konusu yapılamaz.
Olaya uygulanacak 6762 sayılı TTK’nın “407 nci maddenin 2 ve 3 üncü fıkralarının tatbikı için idare meclisi tarafından mütemerrit ortağın 37 nci maddede yazılı gazete ile ve esas mukavelenin derpiş ettiği şekilde ilan suretiyle bir ay zarfında ödemeye davet ve aksi halde haklarından mahrum ve cezai şartın tahsil edileceğinin ihtar edilmesi şarttır. Nama yazılı hisse senetleri sahiplerine bu davet ve ihtar taahhütlü mektubla yapılır. Şirket bilhassa yeni pay sahibinin ödemeleriyle kapanmayan açıkların tazminini mütemerrit ortaktan istiyebilir. 419 uncu madde hükmü mahfuzdur” şeklindeki düzenleme uyarınca, şirket yönetiminin, ıskat edilen ortakların paylarının ne şekilde paraya çevrileceğine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Öğretide, bu konuda limitet şirketler için öngörülen TTK’nın 530.maddesindeki “Şirketten çıkarılan ortağın payı diğer bir ortak tarafından hakiki değeri üzerinden devralınamadığı takdirde şirket tarafından açık artırma yoliyle satılabilir. Çıkarılan ortak da dahil olduğu halde bütün ortakların muvafakatiyle payın diğer bir şekilde paraya çevrilmesi caizdir. Elde edilen paradan ortağın borcu kesildikten sonra geri kalanı ortağa verilir” hükmünün uygulanabileceği savunulmuş (..., Anonim Şirketler I, s.198), diğer bazı yazarlarca ise haklı olarak, söz konusu düzenlemenin anonim şirketlerin yapısına uygun olmadığı savunulmuştur (Tekinalp/Poroy/Çamoğlu, Ortaklıklar Hukuku II, s.496). Bununla birlikte, ıskat edilen ortağın payının anonim şirket yöneticileri tarafından dilediği kişilere, diledikleri fiyattan satma hak ve yetkilerinin olduğu da düşünülemez. O halde, şirket yöneticilerinin TMK’nın 2.maddesindeki dürüstlük kuralına uygun şekilde (... , Anonim Ortaklıkta Iskat, s.74), ıskat edilen ortağın payını basiretli bir işadamı gibi davranarak, ortaklığın mali durumuna göre en elverişli şekilde, en uygun zamanda ve en uygun fiyata satmaları, nominal değerden daha yüksek bir bedele satış halinde fazla bedelin TTK 466/2-2 maddesi uyarınca yedek akçeye aktarılması, ancak daha düşük bir bedele satılması halinde ise eksik kalan meblağın ıskat edilen ortaktan tahsili cihetine gidilmelidir. Birden fazla ortağın aynı zaman diliminde ıskatı halinde, şirket yönetiminin eski ortakların paylarının paraya çevrilmesi noktasında da eşit işlem ilkesine uygun hareket etmelidir. Diğer bir anlatımla, makul bir gerekçe olmaksızın bazı eski ortakların paylarını daha düşük, bazılarının paylarını ise daha yüksek bedelden paraya çevrilmemelidir.
Somut olayda asıl ve birleşen dosya davalıları hakkında 6762 sayılı TTK'nın 408.maddesi uyarınca ıskat prosedürü gerçekleşmiş ve kesinleşmiş olmakla, ıskat edilen davalı eski ortakların, paylarının üçüncü kişilere devrine rağmen, bu devir bedelleri ile kapanmayan apel borçlarının tamamından sorumlu iseler de, davalı şirket yönetiminin, ıskat edilen ortaklara ait payların paraya çevrilmesi ve bu payların başkalarına devriyle ilgili olarak yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda, dürüstlük ve eşitlik ilkelerine uygun hareket edip etmedikleri, keyfi bir tutum içerisine girip girmedikleri hususunda inceleme ve araştırma yapılması gerekirken, Mahkemece, ancak açılacak bir ıskatın iptali davasında ileri sürülebilecek hatalı gerekçelerle ve eksik incelemeye dayalı olarak verilen karar verilmesi doğru olmamıştır.
2- Birleşen Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/405 E. Sayılı dosyası ise şirket ortağının sermaye koyma borcundan dolayı davalı şirkete karşı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacı ortağın sermaye koyma borcunun bir kısım menkul verilmesi suretiyle yerine getirildiği iddiasının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, iş bu menfi tespit davasında, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususlar yalnızca mahkeme gerekçesinde belirtilenler ile sınırlı olmayıp, (1) no'lu bentte yer alan iddiaların bu dosya davacısı tarafından da dile getirildiği halde, öncelikle bu dosya davacısı ortağın da, yukarıdaki bent kapsamında eksik apel borcunun bulunup bulunmadığı hususunda değerlendirme yapılmaksızın sonuca varılması doğru olmamıştır.
3-Bozma sebep ve şekline göre, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | Menfi tespit 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5939 E. 2022/7232 K.
Ortak:eşit işlem ilkesi · usulüne uygun tebligat · sermaye taahhüdü · dürüstlük kuralına aykırılık · el koyma · esas sözleşme · dürüstlük kuralı · tebligat · İtirazın iptali, Menfi tespit
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince, ..., ... ve ...'nun şirket ortakları olup ortakların şirkete «sermaye taahhüdlerin» nakdi olduğu, nakdi sermayenin 1/4'ünün peşin kalan kısmının ise 3 yıl içerisinde ödenmesinin kararlaştırıldığı, «esas sözleşme» hükmü dikkate alındığında sermaye «koyma» borcunun yerine getirilmediği, 6762 sayılı Yasa'nın 407 ve devamı maddelerinde sermaye borcunun ödenmemesi halinde uygulanacak hükümlerin düzenlendiği, buna göre iskat işlemine yönelik 10/11/2011 ve 17/02/2012 tarihlerinde yönetim kurulunun karar aldığı ve «usulüne uygun tebligatın» ortaklara gönderildiği, öz sermayesini tamamen kaybetme durumundaki bir şirketin hisselerinin taahhüt edilen sermayeye yakın bir oranda satılmasının hayatın olağan akışına uygun düşmediği, şirket tarafından usulüne uygun satış «ilanlarının» yapıldığı ve fakat alıcının çıkmadığı, bu haliyle sırf satış bedelinin düşük olmasının TMK 2. maddeye göre «dürüstlük kuralına aykırılık» oluşturmayacağı, davacı şirketin diğer ortakları ..., ...ve ... ...'nun şirkete sermaye koyma borçlarının yerine getirdikleri şirket «defterlerine» göre kayıt altına alınmış ise de, şirket kayıtları usulüne uygun tutulmadığından ve adı geçen ortakların sermaye koyma borçlarının nasıl yerine getirdiklerine dair tespitte bulunulamadığından bu ortakların sermaye koyma borcunu yerine getirdiklerinin kabulünün mümkün olmadığı, «eşit işlem ilkesi» gereğince, tüm sermaye borcu olan ortaklara apel çağrısının yapılması gerekirken yapılmadığı, bu yönüyle iskat müessesinin usulüne uygun yerine getirilmediği gerek …
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/405 esas sayılı dosyasında, davacının sermaye «koyma» borcunu bir kısım menkul ile yerine getirdiği iddiası yerinde olmadığından borçlu olmadığının tespitine ilişkin davanın da reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, şirket yönetiminin pay sahiplerine çıkardığı apel borcunun, «eşit işlem ilkesi» gereğince, sermaye borcu olan tüm «ortaklara çıkarılması» gerektiği halde sadece bir kısım ortaklara çıkarılmasının eşitliği zedeleyici nitelikte olduğu ve bu şekilde apel çağrısının usulüne uygun olmadığı, bu yönüyle de «ıskat» müessesinin usulüne uygun çalıştırılmadığı gerekçesiyle esas ve birleşen Bakırköy 6.
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, ..., ... ve ...'nun şirket ortakları olup ortakların şirkete «sermaye taahhüdlerin» nakdi olduğu, nakdi sermayenin 1/4'ünün peşin kalan kısmının ise 3 yıl içerisinde ödenmesinin kararlaştırıldığı, «esas sözleşme» hükmü dikkate alındığında sermaye «koyma» borcunun yerine getirilmediği, 6762 sayılı Yasa'nın 407 ve devamı maddelerinde sermaye borcunun ödenmemesi halinde uygulanacak hükümlerin düzenlendiği, buna göre iskat işlemine yönelik 10/11/2011 ve 17/02/2012 tarihlerinde yönetim kurulunun karar aldığı ve «usulüne uygun tebligatın» ortaklara gönderildiği, öz sermayesini tamamen kaybetme durumundaki bir şirketin hisselerinin taahhüt edilen sermayeye yakın bir oranda satılmasının hayatın olağan akışına uygun düşmediği, şirket tarafından usulüne uygun satış «ilanlarının» yapıldığı ve fakat alıcının çıkmadığı, bu haliyle sırf satış bedelinin düşük olmasının TMK 2. maddeye göre «dürüstlük kuralına aykırılık» oluşturmayacağı, davacı şirketin diğer ortakları ..., ... ve ... ...'nun şirkete sermaye koyma borçlarının yerine getirdikleri şirket «defterlerine» göre kayıt altına alınmış ise de, şirket kayıtları usulüne uygun tutulmadığından ve adı geçen ortakların sermaye koyma borçlarının nasıl yerine getirdiklerine dair tespitte bulunulamadığından bu ortakların sermaye koyma borcunu yerine getirdiklerinin kabulünün mümkün olmadığı, «eşit işlem ilkesi» gereğince, tüm sermaye borcu olan ortaklara apel çağrısının yapılması gerekirken yapılmadığı, bu yönüyle iskat müessesinin usulüne uygun yerine getirilmediği gerek …
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/405 esas sayılı dosyasında, davacının sermaye «koyma» borcunu bir kısım menkul ile yerine getirdiği iddiası yerinde olmadığından borçlu olmadığının tespitine ilişkin davanın da reddine dair verilen karar, asıl ve birleşen Bakırköy 1.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/1258 E. 2014/12518 K.
Ortak:ıskat · kâr mahrumiyeti · tespit davası
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesinin 2021/255 E sayılı dosyası, şirket ortaklığından «ıskat» edilen ve payları başkalarına satılarak devredilen davalı ortakların, davacı «anonim şirkete» karşı, payın «üçüncü kişiye» satımına rağmen nominal değere göre eksik kalan apel borçlarının tahsili için başlatılan «icra takibine itirazın» iptali talebine ilişkindir.
Mahkemece, şirket yönetiminin pay sahiplerine çıkardığı apel borcunun, «eşit işlem ilkesi» gereğince, sermaye borcu olan tüm «ortaklara çıkarılması» gerektiği halde sadece bir kısım ortaklara çıkarılmasının eşitliği zedeleyici nitelikte olduğu ve bu şekilde apel çağrısının usulüne uygun olmadığı, bu yönüyle de «ıskat» müessesinin usulüne uygun çalıştırılmadığı gerekçesiyle esas ve birleşen Bakırköy 6.
Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/255 E. sayılı davaların reddine karar verilmiş ise de davalı yanlarca savunulan ve mahkemece benimsenen bu olgu ancak şirket ortaklarının «ıskat» prosedürünün dava konusu edilmesi halinde incelenebilecek bir iddia olup ıskat prosedürünün kesinleşmesi nedeniyle bu davada değerlendirme konusu yapılamaz.
Benzer bu karardaDava, 6762 sayılı TTK'nın 408. maddesi gereğince «ıskat» edilen ortağın açtığı ıskat kararının yok hükmünde olduğunun «tespiti davası» olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, apel borcunu ödemeyen ortak aynı yasanın 407/2 maddesi gereğince «ıskat» edilebileceği gibi haklarından «mahrum» edilebilir veya yerine başka ortak alınabilir ve kendisine verilmiş «hisse senedi» varsa bunlar iptal edilebilir.
Ayrıca yine «ihtarnamede» apel borcunun ödenmemesi halinde TTK 407-408. maddeleri uyarınca işlem yapılacağı belirtilmiş ise de davacının «ıskat» edileceği belirtilmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şekle aykırılık · emredici hüküm · olağanüstü genel kurul · hisse senedi · yönetim kurulu kararı · ihtarname · temerrüt
Benzer bu kararda… hinde süresiz olarak 500.000,00 TL sermaye ile kurulduğu, davacının 250.000,00 TL sermaye tutarı karşılığı %50 sermaye payına sahip olduğu ve davacının aynı zamanda «yönetim kurulu» üyesi olduğu, 04/09/2009 tarihinde yapılmış bulunan «olağan genel kurul» kararı ile davalı şirketin 500.000,00 TL olan sermayesinin 250.000,00 TL artışla 750.000,00 TL'ye çıkarıldığı, sermaye arttırımı kararına davacının da katıldığı, d …
Bu durumda, 10.03.2011 tarihinden önce bir «ihtarname» gönderilerek davacının «temerrüde» düşürülmediği, 10.03.2011 tarihli ihtarnamenin ise sonuç doğurmayacağı gözetilerek karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Ancak, davacıya 10.07.2011 tarihinde bakiye borcunu ödemesi için noterden «ihtarname» gönderilmiş ise de bu ihtarnamede TTK'nın 407. maddesine aykırı olarak 1 ay değil 30 gün süre verilmiştir.
Ayrıca yine «ihtarnamede» apel borcunun ödenmemesi halinde TTK 407-408. maddeleri uyarınca işlem yapılacağı belirtilmiş ise de davacının «ıskat» edileceği belirtilmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/5847 E. , 2021/3090 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 30.12.2014 tarih ve 2014/350-2014/581 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı şirket vekili davacı ... vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı şirket vekili, davalının davacı şirketin kurucu ortağı olduğunu, davalının hissesine karşılık olan 37.500,00 TL sermaye borcunun 1/4 lük kısmını ödediğini, kalan 28.125,00 TL'nin 3 yıl içerisinde ödenecenin kararlaştırılmasına rağmen halen ödemediğini, sermaye borcunu yerine getirmemesi sebebi ile TTK'nun 407 ve devamı maddeleri gereğince davalının hissesinin satıldığını, kalan kısmın tahsili için Bakırköy 3. İcra Müdürlüğünün 2012/773 esas sayılı dosyası ile icra takibinde bulunulduğunu itiraz üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl davada davalı vekili, şirketin ortaklarının iki aileye mensup üyelerden oluştuğunu, ...ailesine mensup üyelerin şirketin içini boşalttığını ve müvekkilinin de içinde bulunduğu diğer üyelerin şirketten uzaklaştırıldığını, şirketin içinin boşaltıldığını, şirkete karşı takipler başlatıldığını, şirket yöneticileri hakkında ceza davası açıldığını, müvekkilinin hissesinin çok düşük bir bedele 2.000 TL ye satıldığını, buna karşılık kendilerinden 28.125,00 TL istenildiğini, hisse satışının usülsüz olduğunu, ...ailesine ait üyelerden sermaye koyma borcunun ihlali dolayısıyla her hangi bir talepte bulunulmadığını bunun da eşitlik ilkesine aykırılık oluşturduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2012/255 sayılı dosyasında davacı şirket vekili, davalının davacı şirketin kurucu ortağı olduğunu, davalının hissesine karşılık olan 37.500,00 TL sermaye borcunun 1/4 lük kısmını ödediğini, kalan 28.125,00TL'yi 3 yıl içerisinde ödeneceği kararlaştırılmasına rağmen halen ödenmediğini, sermaye borcunun yerine getirilmemesi sebebi ile TTK'nun 407 ve devamı maddeleri gereğince davalının hissesinin satıldığını, kalan kısmın tahsili için Küçükçekmece 3. İcra Müdürlüğünün 2012/774 esas sayılı dosyası ile icra takibinde bulunulduğunu itiraz üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2012/255 sayılı dosyasında davalı vekili, şirketin ortaklarının iki aileye mensup üyelerden oluştuğunu, ...ailesine mensup üyelerin şirketin içini boşalttığını ve müvekkilinin de içinde bulunduğu diğer üyelerin şirketten uzaklaştırıldığını, şirketin içinin boşaltılması nedeni ile şirketin hacze düştüğünü şirkete karşı takipler başlatıldığını, şirket yöneticileri hakkında ceza davası açıldığını, müvekkilinin hissesinin çok düşük bir bedele 2.000 TL ye satıldığını, buna karşılık kendilerinden 28.125,00 TL istenildiğini, hisse satışının usülsüz olduğunu, ...ailesine ait üyelerden sermaye koyma borcunun ihlali dolayısıyla her hangi bir talepte bulunulmadığını bunun da eşitlik ilkesine aykırılık oluşturduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2012/405 sayılı dosyasında davacı vekili, davalı şirket tarafından müvekkilinin sermaye koyma borcunun yerine getirilmediği iddiası ile Küçükçekmece 3 İcra Müdürlüğünün 2012/775 esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, müvekkiline usulüne uygun tebliğ yapılmadığından süresinde itiraz edemediklerini, müvekkilinin takibe konu istemle ilgili bir borcu bulunmadığını, zira davalı şirketin ortaklarının iki aileye mensup üyelerden oluştuğunu, ...ailesine mensup üyelerin şirketin içini boşalttığını ve müvekkilinin de içinde bulunduğu diğer üyelerin şirketten uzaklaştırıldığını, şirketin içinin boşaltılması nedeni ile şirketin acze düştüğünü, şirkete karşı alacaklar yönünden takipler başlatıldığını, şirket yöneticileri hakkında ceza davası açıldığını, müvekkilinin hissesinin çok düşük bir bedele 2.000.00 TL ye satıldığını, buna karşılık kendilerinden 28.125,00 TL istenildiğini, hisse satışının usülsüz olduğunu, ...ailesine ait üyelerden talepte bulunulmadığını bu durumun eşitlik ilkesine aykırılık oluşturduğunu ileri sürerek müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2012/405 sayılı dosyasında davalı şirket vekili, davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince, ..., ... ve ...'nun şirket ortakları olup ortakların şirkete sermaye taahhüdlerin nakdi olduğu, nakdi sermayenin 1/4'ünün peşin kalan kısmının ise 3 yıl içerisinde ödenmesinin kararlaştırıldığı, esas sözleşme hükmü dikkate alındığında sermaye koyma borcunun yerine getirilmediği, 6762 sayılı Yasa'nın 407 ve devamı maddelerinde sermaye borcunun ödenmemesi halinde uygulanacak hükümlerin düzenlendiği, buna göre iskat işlemine yönelik 10/11/2011 ve 17/02/2012 tarihlerinde yönetim kurulunun karar aldığı ve usulüne uygun tebligatın ortaklara gönderildiği, öz sermayesini tamamen kaybetme durumundaki bir şirketin hisselerinin taahhüt edilen sermayeye yakın bir oranda satılmasının hayatın olağan akışına uygun düşmediği, şirket tarafından usulüne uygun satış ilanlarının yapıldığı ve fakat alıcının çıkmadığı, bu haliyle sırf satış bedelinin düşük olmasının TMK 2.
maddeye göre dürüstlük kuralına aykırılık oluşturmayacağı, davacı şirketin diğer ortakları ..., ...ve ... ...'nun şirkete sermaye koyma borçlarının yerine getirdikleri şirket defterlerine göre kayıt altına alınmış ise de, şirket kayıtları usulüne uygun tutulmadığından ve adı geçen ortakların sermaye koyma borçlarının nasıl yerine getirdiklerine dair tespitte bulunulamadığından bu ortakların sermaye koyma borcunu yerine getirdiklerinin kabulünün mümkün olmadığı, eşit işlem ilkesi gereğince, tüm sermaye borcu olan ortaklara apel çağrısının yapılması gerekirken yapılmadığı, bu yönüyle iskat müessesinin usulüne uygun yerine getirilmediği gerekçesiyle asıl ve birleşen Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2012/255 sayılı dosyasında davacı şirket vekilinin itirazın iptali talebinin reddine, birleşen Bakırköy 8.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/405 esas sayılı dosyasında, davacının sermaye koyma borcunu bir kısım menkul ile yerine getirdiği iddiası yerinde olmadığından borçlu olmadığının tespitine ilişkin davanın da reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2012/255 sayılı dosyasında davacı şirket vekili ve birleşen Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/405 esas sayılı dosyasında davacı ... vekili temyiz etmiştir.
1- Asıl dava ile birleşen Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/255 E sayılı dosyası, şirket ortaklığından ıskat edilen ve payları başkalarına satılarak devredilen davalı ortakların, davacı anonim şirkete karşı, payın üçüncü kişiye satımına rağmen nominal değere göre eksik kalan apel borçlarının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali talebine ilişkindir.
Mahkemece, şirket yönetiminin pay sahiplerine çıkardığı apel borcunun, eşit işlem ilkesi gereğince, sermaye borcu olan tüm ortaklara çıkarılması gerektiği halde sadece bir kısım ortaklara çıkarılmasının eşitliği zedeleyici nitelikte olduğu ve bu şekilde apel çağrısının usulüne uygun olmadığı, bu yönüyle de ıskat müessesinin usulüne uygun çalıştırılmadığı gerekçesiyle esas ve birleşen Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/255 E. sayılı davaların reddine karar verilmiş ise de davalı yanlarca savunulan ve mahkemece benimsenen bu olgu ancak şirket ortaklarının ıskat prosedürünün dava konusu edilmesi halinde incelenebilecek bir iddia olup ıskat prosedürünün kesinleşmesi nedeniyle bu davada değerlendirme konusu yapılamaz.
Olaya uygulanacak 6762 sayılı TTK’nın “407 nci maddenin 2 ve 3 üncü fıkralarının tatbikı için idare meclisi tarafından mütemerrit ortağın 37 nci maddede yazılı gazete ile ve esas mukavelenin derpiş ettiği şekilde ilan suretiyle bir ay zarfında ödemeye davet ve aksi halde haklarından mahrum ve cezai şartın tahsil edileceğinin ihtar edilmesi şarttır. Nama yazılı hisse senetleri sahiplerine bu davet ve ihtar taahhütlü mektubla yapılır. Şirket bilhassa yeni pay sahibinin ödemeleriyle kapanmayan açıkların tazminini mütemerrit ortaktan istiyebilir. 419 uncu madde hükmü mahfuzdur” şeklindeki düzenleme uyarınca, şirket yönetiminin, ıskat edilen ortakların paylarının ne şekilde paraya çevrileceğine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır.
Öğretide, bu konuda limitet şirketler için öngörülen TTK’nın 530.maddesindeki “Şirketten çıkarılan ortağın payı diğer bir ortak tarafından hakiki değeri üzerinden devralınamadığı takdirde şirket tarafından açık artırma yoliyle satılabilir. Çıkarılan ortak da dahil olduğu halde bütün ortakların muvafakatiyle payın diğer bir şekilde paraya çevrilmesi caizdir. Elde edilen paradan ortağın borcu kesildikten sonra geri kalanı ortağa verilir” hükmünün uygulanabileceği savunulmuş (..., Anonim Şirketler I, s.198), diğer bazı yazarlarca ise haklı olarak, söz konusu düzenlemenin anonim şirketlerin yapısına uygun olmadığı savunulmuştur (Tekinalp/Poroy/Çamoğlu, Ortaklıklar Hukuku II, s.496). Bununla birlikte, ıskat edilen ortağın payının anonim şirket yöneticileri tarafından dilediği kişilere, diledikleri fiyattan satma hak ve yetkilerinin olduğu da düşünülemez.
O halde, şirket yöneticilerinin TMK’nın 2.maddesindeki dürüstlük kuralına uygun şekilde (... , Anonim Ortaklıkta Iskat, s.74), ıskat edilen ortağın payını basiretli bir işadamı gibi davranarak, ortaklığın mali durumuna göre en elverişli şekilde, en uygun zamanda ve en uygun fiyata satmaları, nominal değerden daha yüksek bir bedele satış halinde fazla bedelin TTK 466/2-2 maddesi uyarınca yedek akçeye aktarılması, ancak daha düşük bir bedele satılması halinde ise eksik kalan meblağın ıskat edilen ortaktan tahsili cihetine gidilmelidir. Birden fazla ortağın aynı zaman diliminde ıskatı halinde, şirket yönetiminin eski ortakların paylarının paraya çevrilmesi noktasında da eşit işlem ilkesine uygun hareket etmelidir.
Diğer bir anlatımla, makul bir gerekçe olmaksızın bazı eski ortakların paylarını daha düşük, bazılarının paylarını ise daha yüksek bedelden paraya çevrilmemelidir.
Somut olayda asıl ve birleşen dosya davalıları hakkında 6762 sayılı TTK'nın 408.maddesi uyarınca ıskat prosedürü gerçekleşmiş ve kesinleşmiş olmakla, ıskat edilen davalı eski ortakların, paylarının üçüncü kişilere devrine rağmen, bu devir bedelleri ile kapanmayan apel borçlarının tamamından sorumlu iseler de, davalı şirket yönetiminin, ıskat edilen ortaklara ait payların paraya çevrilmesi ve bu payların başkalarına devriyle ilgili olarak yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda, dürüstlük ve eşitlik ilkelerine uygun hareket edip etmedikleri, keyfi bir tutum içerisine girip girmedikleri hususunda inceleme ve araştırma yapılması gerekirken, Mahkemece, ancak açılacak bir ıskatın iptali davasında ileri sürülebilecek hatalı gerekçelerle ve eksik incelemeye dayalı olarak verilen karar verilmesi doğru olmamıştır.
2- Birleşen Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/405 E. Sayılı dosyası ise şirket ortağının sermaye koyma borcundan dolayı davalı şirkete karşı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacı ortağın sermaye koyma borcunun bir kısım menkul verilmesi suretiyle yerine getirildiği iddiasının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, iş bu menfi tespit davasında, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususlar yalnızca mahkeme gerekçesinde belirtilenler ile sınırlı olmayıp, (1) no'lu bentte yer alan iddiaların bu dosya davacısı tarafından da dile getirildiği halde, öncelikle bu dosya davacısı ortağın da, yukarıdaki bent kapsamında eksik apel borcunun bulunup bulunmadığı hususunda değerlendirme yapılmaksızın sonuca varılması doğru olmamıştır.
3-Bozma sebep ve şekline göre, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın esas ve birleşen Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/255 E sayılı dosyada davacı şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın anılan şirket yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle birleşen Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/405 esas sayılı dosyasında davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün anılan yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davacı şirket'e ve davacı ...'ya iadesine, 30.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/667503800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz