Limited şirketin haklı sebeple feshi ve alternatif çözüm ölçütü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/3604 E. 2021/2596 K. · · İlk derece: 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
İki ortaklı limited şirkette ortaklar arasındaki güven ilişkisi onarılamaz biçimde bozulmuş, şirket uzun süredir genel kurul yapmamış, kâr dağıtmamış, zarar eder hale gelmiş ve ticari faaliyeti fiilen durmuşsa haklı sebeple fesih ve tasfiye koşulları oluşur (TTK 636/4). Fesih yerine ortağın ayrılma akçesiyle çıkarılması gibi alternatif çözüme ancak bu çözüm ilgililerin menfaatineyse hükmedilebilir; ekonomik faaliyeti durmuş şirketin sürdürülmesinde menfaat yoksa fesih gerekir.
Ele alınan sorunlar
Limited şirketin haklı sebeple feshi koşulları ve alternatif çözüm → kabul
İddia: Davalı, dava açma hakkının haklı sebebin oluşmasında kusuru bulunmayan ortağa ait olduğunu, şirketin bu duruma davacının eylemleriyle (mal varlığına koydurduğu tedbirlerle) geldiğini, feshi gerektirir haklı sebep bulunmadığını savunmuştur.
Gerekçe: Ortakların boşanma sürecinde aralarında husumet doğduğu, ticari ilişkiyi sürdürmelerinin beklenemeyeceği; fesih koşullarının gerçekleşmesinde davacının tek başına ya da daha fazla kusurlu olmadığı; şirketin 2008'den beri genel kurul yapmadığı, hiç kâr payı dağıtmadığı, 2013'ten itibaren zarar ettiği, ticari faaliyetinin fiilen durduğu ve amacının gerçekleşme ihtimalinin kalmadığı saptanmıştır. Haklı sebeple fesih yerine alternatif çözüme ancak bu çözüm ilgililerin menfaatine ise hükmedilebilir; ekonomik faaliyeti durmuş bir şirketin devamında genel ekonomik menfaat bulunmadığından haklı sebeple fesih ve tasfiye koşulları gerçekleşmiştir (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi).
Emsal değeri
Haklı sebeple fesih ile alternatif çözüm arasındaki tercihin, çözümün ilgililerin menfaatine olup olmamasına göre belirlenmesi bakımından emsal.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haklı sebeple fesih↗ limited şirketin tasfiyesi↗ alternatif çözüm / ortağın çıkarılması↗ ayrılma akçesi↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/3604 E. , 2021/2596 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 15.11.2017 tarih ve 2015/1002 E- 2017/1220 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 16.05.2019 tarih ve 2018/102 E- 2019/696 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesinin duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 16.03.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı şirket yetkilisi ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davacının 2 ortaklı davalı şirketin % 40 paydaşı olduğunu, diğer ortağın müvekkilinin eski eşi olduğunu, payın diğer ortağın oğlu ... tarafından bila bedel bağışlandığını, şirket gayrimenkullerinden elde edilen gelirlerin ödemediğini, müvekkilinin haklarının engellenmesi amacıyla şirketin kasten borca sokulduğunu, genel kurulun yapılmadığını, müdür tayin edilmediğini şirketin uzun zaman önce faaliyetlerine fiilen son verildiğini, pasiflerinin aktiflerinden fazla olduğunu, tasfiye dışında bir çözüm bulunmadığını, bu nedenle TTK’nın 636/4 maddesi uyarınca şirketin haklı nedenlerle feshine ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; ortaklar arasındaki dava nedeniyle şirketin iflasın eşiğine geldiğini, dava açma hakkının haklı sebebin oluşmasında kusuru bulunmayan ortaklara ait olduğunu, şirketin bu durumda olmasının sebebinin davacının kendisi olduğunu, davacının açtığı boşanma dava dosyasında müvekkilinin tüm mal varlığına koydurduğu ihtiyati tedbirler neticesinde piyasaya olan borçlarını ödeyemediği gibi iş yapamaz hale de geldiğini, şirkete kayyım atanmasını gerektirecek hiçbir haklı sebebin bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, ortakların boşandıkları süreçte aralarında husumet olduğu, ticari ilişkiyi sürdürmelerinin beklenemeyeceği, karşılıklı güven ve iş birliği içinde hareketlerinin imkansız olduğu, tarafların ortaklığı birlikte sürdürmek gibi bir iradelerinin de bulunmadığı, güven ilişkisinin zedelenmesinin tek başına davacının eylemlerinden kaynaklanmadığı, davacının boşanma sürecinde şirket mal varlığına tedbir koydurmasının şirketi mevcut durumuna getirdiği ileri sürüldüğü, ancak boşanma ve mal tasfiyesi davalarında diğer eşin mal varlığına ihtiyati tedbir talebinin yasal hakkı olduğu, genel kurulun 2008 yılından bu yana toplanmadığı, dava dışı ortağın 2002 yılında müdür olarak atandığı, görev süresi bittiği halde yeni seçimin yapılmadığı, hali hazırda müdürün ...
olduğu, şirketin kâr payı dağıtmadığı, 2013'ten itibaren zarar ettiği, şirketin kasten borçlandırıldığına ilişkin bir emare mevcut olmamakla birlikte dava dışı ortağın şirketten 1.468.748,46 TL alacağı ve davacının da şirkete 450.000.-TL borç kaydı var ise de dayanakları bulunmadığı, şirketin ticari faaliyetinin bulunmadığı, şirketin amacının gerçekleşme ihtimali bulunmadığı, fesih yerine alternatif çözüme hükmedilebilmesi için şirketin yaşatılmasının ekonomik ve rasyonel açıdan daha doğru olması da gerektiği, limited şirket sermaye şirketi olduğundan ekonomik menfaatler kişisel menfaatlere göre öncelik taşıması gerektiği, yine limited şirketler aynı zamanda şahıs şirketi özelliğini de taşıdığından kişisel menfaatlerin de dikkate alınması gerektiği, şirketin devamında hem genel ekonomik menfaatler için yarar olması hem de çıkarılan ortağın ayrılma payını talep etmeye ilişkin menfaati aşırı şekilde zarar görmemesi gerektiği, ekonomik yönden kötü durumda olan bir şirkette diğer pay sahibinin şirketin devamına ilişkin menfaatinin önemli görülmemesi gerektiği gerekçesiyle şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmiş;
bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, ortakların boşandıkları süreçte aralarında husumet olduğu, ortaklık ilişkisini sürdürmelerinin kendilerinden beklenemeyeceği, ortaklığın fesih koşullarının gerçekleşmesinde davacının tek başına ve daha fazla kusurlu olmadığı, şirketin 2008 yılından ticaret sicil dosyasında hiç bir işlem bulunmadığı, hiç kar payı dağıtmadığı, 2013 yılından itibaren zarar ettiği, şirketin amacının gerçekleşme ihtimali bulunmadığı, şirketin haklı sebeble feshi ve tasfiyesi koşullarının gerçekleştiği, haklı sebeple fesih yerine alternatif çözüme hükmedilebilmesi için bu çözümün ilgililerin menfaatine olması gerektiği, ekonomik faaliyeti durmuş bulunan şirketin devamında genel ekonomik menfaatler açısından bir fayda bulunmadığı gerekçesiyle istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 18.03.2021 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Davacının davalı şirketin feshine ilişkin açtığı davada fesih koşullarının oluştuğu hususunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Ancak, istinaf mahkemesince davalı şirketin feshinin önlenmesi bakımından davacının ayrılma akçesi karşılığında şirketten çıkarılması şeklinde bir karar verilmesi somut olaya daha uygun olacağının düşünülmemesi doğru olmamıştır. Fakat dosyada mevcut bilirkişi raporu, ayrılma akçesinin belirlenmesi yönünden yeterli ve hükme esas alınacak nitelikte değildir. İstinaf mahkemesince davacının bu rapora itirazları dikkate alınarak, şirket taşınmazların değerinin keşfen belirlenmesi, davacı ortağın şirkete borcu olup olmadığı, davadışı ortağın şirketten alacağı olup olmadığı hususlarının bilirkişilere saptattırılarak sonuç itibariyle uygun bir bedel karşılığında davacı ortağın davalı şirketten çıkarılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davalı şirketin feshine karar verilmesi ve bu kararın Dairemizce onanmasını doğru bulmadığımızdan saygıdeğer çoğunluğun kararına muhalifiz.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/667041100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz