Kar Kaybı Alacağı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4982 E. 2021/2836 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bilirkişi raporunun denetime elverişliliği↗ kadri maruf↗ menfi zarar↗ müspet zarar↗ zararın ispatı↗ kar kaybı↗ rayiç değer↗ yoksun kalınan kâr↗ rayiç bedel↗ kâr mahrumiyeti↗ sözleşmenin feshi↗ denetime elverişlilik↗ garantörlük↗ fesih↗ kâr kaybı↗ ihtar↗ taahhütname↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının davacıya satıp teslim ettiği 130 adet aracın Avrupa garantili olması gerekirken bu husustaki ayıbın davalı tarafından giderilemediği, bu nedenle araç başına 900 Avro olmak üzere toplam 117.000 Avro'nun davalı tarafından tazmin edilmesi gerektiği, diğer taraftan davacının hiç teslim edilmeyen 49 araç nedeniyle mahrum kaldığı kâr kaybını talep ettiği, söz konusu garantinin sağlanamaması nedeniyle sözleşmenin feshedildiği, sözleşmenin feshi ile menfi zarar talep edilebileceğinden ve kar kaybı müspet bir zarar kalemi olduğundan davacının bu yöndeki talebinin yerinde görülmediği gibi CİSG'in 76. maddesine göre talep edilen emsal rayiç değer ile sözleşmede kararlaştırılan değer arasındaki fark nedeniyle oluştuğu ileri sürülen zararın da ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 117.000 Avro'nun faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin isteğin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri istinafa başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davalının Avrupa garantili araç satışı hususundaki edimini yerine getirmediğinden davacının ihtarına rağmen bu eksikliğin giderilmemesi nedeniyle benimsenen bilirkişi raporuna göre araç başına 900 Avro'dan 130 araç için toplam 117.000 Avro garanti bedelinin kadri maruf olduğu sonucuyla hüküm kurulmasının yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteğinin reddine, davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde; CİSG'in 2.e maddesinde bu antlaşmanın hava yastıklı taşıt satışlarında uygulanmayacağının düzenlendiğini, davaya konu araçların hava yastıklı araçlar olması nedeniyle davacı vekilinin sözleşme hükümlerinin uygulanarak kar kaybı ile rayiç bedel tazminatına karar verilmesi gerektiğine dair istinaf isteğinin yerinde olmadığı, bu nedenle rayiç bedel tazminatı talep edilmeyecek ise de Hakim Türk Hukukunu resen uygulayacağından davalının garanti belgesini temin edemediğinden edimini yerine getiremediği yani mütemerrüt olduğu, ilk derece mahkemesinin davacının sözleşmeyi feshettiği için müspet zarar talep edemeyeceğine dair gerekçesinin dosyada fesih olmadığı bilakis davacının ihtar çekerek aynen ifada ısrarlı olduğu gözetildiğinde 49 aracın teslim edilmemesi nedeniyle müspet zararının tazminini talep edebileceği, davacı tarafından sunulan proforma faturalara göre bilirkişi heyetince hesaplanan 49.900 Avro tazminat talebi yönünden de davanın kabulü gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteğinin bu yönden kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüyle 117.000 Avro ve 49.900 Avro tazminatın işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına ve özellikle davalının teslim etmeyi taahhüt ettiği bakiye 49 araçla ilgili daha önceden teslim edilen araçların garanti belgesinin bulunmamasına rağmen davacının teslimde ısrar etmesi ve ifanın yerine getirilmemesinin aleyhine sonuç doğurmayacağı gözetilmeden yine bu araçlarla ilgili kar kaybı talebinin olmasına göre davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; taraflar arasında e-posta teatisi yoluyla yapılan sözleşmede satıma konu araçların garanti belgeli olması gerektiği hususunda anlaştıkları görülmektedir. Bundan dolayı teslim alınan araçların üretici firma garantisinin temin edilememesi nedeniyle davalının sorumlu olacağı anlaşılmakta ise de davacının beher araç başına talep ettiği 900 Avro ile ilgili mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda denetime elverişli bir değerlendirme bulunmadığı görülmektedir. Mahkemece yapılması gereken iş, konusunda uzman bilirkişi heyetinden davacının talep ettiği bu tutarın makul olup olmadığı gerektiğinde davacı tarafından satımın yapıldığı ülkelerdeki mevzuat hükümleri de değerlendirilmek suretiyle araçların garanti dışı olmasından dolayı bedelden ne oranda indirim yapılarak piyasaya sürüldüğü tespit edilip varılacak sonuca göre tazminat tutarının hesap ettirilmesine yönelik alınacak bilirkişi raporu doğrultusunda bir karar vermekten ibaret olmalıdır. Diğer yandan davalının garanti belgesi ile birlikte satış yapamayacağı anlaşıldıktan sonra davacının bakiye 49 araçla ilgili teslim yapılmasını istemesi ve teslim edilmemesi üzerine de yoksun kalınan kâr talep etmesi de yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5951 E. 2024/387 K.
Ortak:bilirkişi raporunun denetime elverişliliği · menfi zarar · müspet zarar · kar kaybı · rayiç değer · yoksun kalınan kâr · rayiç bedel · kâr mahrumiyeti
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının davacıya satıp «teslim» ettiği 130 adet aracın Avrupa «garantili» olması gerekirken bu husustaki ayıbın davalı tarafından giderilemediği, bu nedenle araç başına 900 Avro olmak üzere toplam 117.000 Avro'nun davalı tarafından tazmin edilmesi gerektiği, diğer taraftan davacının hiç teslim edilmeyen 49 araç nedeniyle «mahrum» kaldığı kâr «kaybını» talep ettiği, söz konusu garantinin sağlanamaması nedeniyle sözleşmenin feshedildiği, «sözleşmenin feshi» ile «menfi zarar» talep edilebileceğinden ve «kar kaybı» müspet bir zarar kalemi olduğundan davacının bu yöndeki talebinin yerinde görülmediği gibi CİSG'in 76. maddesine göre talep edilen emsal «rayiç değer» ile sözleşmede kararlaştırılan değer arasındaki fark nedeniyle oluştuğu ileri sürülen zararın da ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 117.000 Av …
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davalının Avrupa «garantili» araç satışı hususundaki edimini yerine getirmediğinden davacının «ihtarına» rağmen bu eksikliğin giderilmemesi nedeniyle benimsenen bilirkişi raporuna göre araç başına 900 Avro'dan 130 araç için toplam 117.000 Avro garanti bedelinin «kadri maruf» olduğu sonucuyla hüküm kurulmasının yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteğinin reddine, davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde; CİSG'in 2.e maddesinde bu antlaşmanın hava yastıklı taşıt satışlarında uygulanmayacağının düzenlendiğini, davaya konu araçların hava yastıklı araçlar olması nedeniyle davacı vekilinin sözleşme hükümlerinin uygulanarak «kar kaybı» ile «rayiç bedel» tazminatına karar verilmesi gerektiğine dair istinaf isteğinin yerinde olmadığı, bu nedenle rayiç bedel tazminatı talep edilmeyecek ise de Hakim Türk Hukukunu resen uygulayacağından davalının garanti belgesini temin edemediğinden edimini yerine getiremediği yani mütemerrüt olduğu, ilk derece mahkemesinin davacının sözleşmeyi feshettiği için «müspet zarar» talep edemeyeceğine dair gerekçesinin dosyada «fesih» olmadığı bilakis davacının ihtar çekerek aynen ifada ısrarlı olduğu gözetildiğinde 49 aracın «teslim» edilmemesi nedeniyle müspet zararının tazminini talep edebileceği, davacı tarafından sunulan proforma faturalara göre bilirkişi heyetince hesaplanan 49.900 Avro ta …
… eken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına ve özellikle davalının «teslim» etmeyi «taahhüt» ettiği bakiye 49 araçla ilgili daha önceden teslim edilen araçların «garanti» belgesinin bulunmamasına rağmen davacının teslimde ısrar etmesi ve ifanın yerine getirilmemesinin aleyhine sonuç doğurmayacağı gözetilmeden yine bu araçlarla ilgili «kar kaybı» talebinin olmasına göre davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 13.12.2017 tarih, 2016/996 E. ve 2017/1520 K. sayılı kararıyla; davalının davacıya satıp «teslim» ettiği 130 adet aracın Avrupa «garantili» olması gerekirken bu husustaki ayıbın davalı tarafından giderilemediği, bu nedenle araç başına 900,00 euro olmak üzere toplam 117.000,00 euronun davalı tarafından tazmin edilmesi gerektiği, diğer taraftan davacının hiç teslim edilmeyen 49 araç nedeniyle «mahrum» kaldığı kâr «kaybını» talep ettiği, söz konusu garantinin sağlanamaması nedeniyle sözleşmenin feshedildiği, «sözleşmenin feshi» ile «menfi zarar» talep edilebileceğinden ve kâr kaybı müspet bir zarar kalemi olduğundan davacının bu yöndeki talebinin yerinde görülmediği gibi CİSG'in 76 ncı maddesine göre talep edilen emsal «rayiç değer» ile sözleşmede kararlaştırılan değer arasındaki fark nedeniyle oluştuğu ileri sürülen zararın da ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 117.000,00 …
Dairemizin 24.03.2021 tarih, 2020/4982 E. ve 2021/2836 K. sayılı kararıyla davalının «teslim» etmeyi «taahhüt» ettiği bakiye 49 araçla ilgili daha önceden teslim edilen araçların «garanti» belgesinin bulunmamasına rağmen davacının teslimde ısrar etmesi ve ifanın yerine getirilmemesinin aleyhine sonuç doğurmayacağı gözetilmeden yine bu araçlarla ilgili «kar kaybı» talebinin olmasına göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının yerinde görülmediği, taraflar arasında e-posta teatisi yoluyla yapılan sözleşmede satıma konu araçların garanti belgeli olması gerektiği hususunda anlaştıkları, bundan dolayı teslim alınan araçların üretici firma garantisinin temin edilememesi nedeniyle davalının sorumlu olacağı anlaşılmakta ise de davacının beher araç başına talep ettiği 900,00 euro ile ilgili Mahkemece hükme esas alınan «bilirkişi raporunda denetime elverişli» bir değerlendirme bulunmadığı, Mahkemece, konusunda uzman bilirkişi heyetinden davacının talep ettiği bu tutarın makul olup olmadığı, gerektiğinde davacı tarafından satımın yapıldığı ülkelerdeki mevzuat hükümleri de değerlendirilmek suretiyle araçların garanti dışı olmasından dolayı bedelden ne oranda indirim yapılarak piyasaya sürüldüğü tespit edilip varılacak sonuca göre tazminat tutarının hesap ettirilmesine yönelik alınacak bilirkişi raporu doğrultusunda bir karar verilmesi gerektiği, davalının garanti belgesi ile birlikte satış yapamayacağı anlaşıldıktan sonra davacının bakiye 49 araçla ilgili teslim yapılmasını istemesi ve teslim edilmemesi üzerine de «yoksun kalınan» kâr talep etmesinin de yerinde görülmediği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
… karara hem de işbu temyize konu karara temyiz itirazlarının CISG’nin 74 üncü ve 76 ncı maddeleri uyarınca müvekkilinin üçüncü kişilerle 49 aracın layıkıyla devir ve «tesliminin» gerçekleşeceği inancıyla girişilen satış işlemlerinde bulunulması ve söz konusu araçların devir ve tesliminin gerçekleşmemesi sonucu uğranılan 49.900,00 euro tutarındaki kâr «kaybı» ve emsal «rayiç bedel» ile sözleşmede kararlaştırılan bedel arasındaki farkın davalı şirketten tahsiline yönelik taleplerinin reddine ilişkin olup Yargıtay tarafından bu hususta hiçbir inceleme yapılmadığı, herhangi bir hüküm kurulmadığını, bu iki kalem yönünden kararın bozulması gerektiğini, söz konusu Antlaşma hükümleri nazara alındığında «müspet zarar» ve kâr kaybının istenebileceğini, ikâme mal alımı yapılmadığı takdirde, Antlaşma'nın 76 ncı maddesi gereğince sözleşmeden dönüldüğü andaki malın cari fiyatı ile sö …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:istinaf başvurusunun reddi · ek prim · kazanılmış hak · kaldırma ve yeniden hüküm · vekalet ücreti
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 24.05.2019 tarih, 2018/1106 E. ve 2019/765 K. sayılı kararıyla; davalı vekilinin «istinaf başvurusunun reddine», davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılarak yeniden» hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, 117.000,00 euronun ve «teslim» edilmeyen araçlar için kâr «mahrumiyetinden» kaynaklanan zarar bedeli 49.900,00 euronun faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının diğer tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
… elirtilen kararı ile bilirkişi heyeti raporunda belirtildiği üzere davacının davalıdan satın aldığı araçları Avrupa'da sattığı, Avrupa Birliği ülkelerinde araçların «garantili» olması gerektiği, davacının garanti konusunda yaptığı harcamalara ilişkin bir belge sunmadığı, Almanya'da sattığı 119 adet araç için alıcı firmanın araç başına 1.000,00 euro tazminat talep ettiği; ancak davacının böyle bir ödeme yapmayıp araçlarda arıza vb. çıktığında tamir faturalarının kendisine gönderilmesi şeklinde sorunun giderileceği bilgisini verdiği, Avrupa Birliği ülkelerinde garanti belgesi yerine garanti sigortası uygulamasının bulunduğu, davacının da sorunu garanti sigortasıyla çözmek üzere araştırma yaptığı ve dosyaya sunulan belgelere göre dava dışı bir firmadan 130 adet aracın her biri için 441,26 euro olmak üzere toplam 57.363,80 euro «prim» teklifi aldığı, davacının garanti belgesiz araçlar nedeniyle zararını bu prim tutarından ibaret olduğunun belirtildiği, buna göre davacının garanti belgesiz araçlar nedeniyle uğradığı zararın, garanti belgesi yerine geçecek ve onunla aynı işlevi görecek garanti sigortasıyla giderilmesinin mümkün olduğu, garanti sigortası için ödeyeceği prim tutarının ise kendisinin sigorta şirketinden aldığı teklife göre her bir araç için 441,26 euro olmak üzere 130 adet araç için toplam 57.363,80 euro olduğu, davacının zararının bundan ibaret olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle davacıya davalı tarafından satılıp «teslim» edilen 130 adet aracın garanti belgesiz olmasından kaynaklanan zarar bedeli olan 57.363,80 euro tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, diğer kalemlere …
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma ilamı öncesinde sunulmayan poliçe «prim» teklifinin nazara alınamayacağını, tazminata konu kaç araçta Belçika’da bu sebeple arıza olduğu, buna ilişkin servis kayıtları ve bu servislerden kaynaklanan bir ödeme yapılıp yapılmadığı, davacının uğradığı bir zararın oluşup oluşmadığı hususlarının araştırılmadığını, bilirkişi raporlarında bahse konu poliçe teklifine ilişkin varsa poliçe bedelinin yatırılıp yatırılmadığı konusunda yabancı devlet birimlerine yazı yazılmadığını, davacının bu ödemelere ilişkin delil sunmadığını, bilirkişi raporunda "Avrupa'da trafiğe çıkacak ... araçların üretim hatalarına karşı bir «garantisinin» olması gerektiğinin bilindiği ancak; detaylı işleyiş sistemi ve mevzuat hakkında bilirkişi heyet üyelerinin müktesebatının yeterli olmadığı, davacının sattığı araç …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının talep edebileceği tazminat miktarı ve davalı yararına hükmedilen «vekalet ücretine» ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/8887 E. 2015/13120 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bedel iadesi · yetki itirazı · bedelsizlik · olumsuz oy · tenfiz · yetki · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaAncak, davalı tarafça yasal süresi içerisinde «yetki itirazında» bulunulmasına rağmen, mahkemece yetki itirazı hakkında olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmeksizin işin esasına girilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bu nedenle kararın davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
… iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sırasında hisse senetlerinin iade edildiği, hisse senetlerinin iadesi talebi yönünden davanın konusuz kaldığı, «tenfize» konu yabancı mahkeme kararı doğrultusunda davalıya 1.802,72 Avro fazla ödeme yapıldığı gerekçesiyle, hisse senetlerinin iadesi talebi yönünden karar «verilmesine yer olmadığına», 1.795 Avro'nun 30.11.2012 itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava, «tenfize» konu yabancı mahkeme ilamında belirtilen miktardan sehven fazla olarak ödendiği iddia edilen bedelin tahsili ve «bedelsiz» kalan hisse senetlerinin iadesi talebine ilişkindir.
Mahkemece fazla ödenen «bedelin iadesi» talebi yönünden davanın kabulüne, hisse senetlerinin iadesi talebi yönünden ise karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5534 E. 2021/6325 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taleple bağlılık · bozma sonrası karar · i̇i̇k 257 · işlemiş faiz · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak ve tüm dosya kapsamına göre yapılan yargılama sonucunda; «bozma sonrası» aldırılan bilirkişi raporuna itibar edilerek, davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile, 8.«257»,84 Avro (22.988,17 TL) «asıl alacak», 1.127,27 Euro (3.138,09 TL) «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 9.385,11 Avro («taleple bağlılık» gereği toplam alacak 26.106,63 TL olmak üzere) alacak hakkındaki itirazın iptaline, takibin devamına, fazla talebin reddine, asıl alacağa takip tarihi sonrası %6 oranında faiz uygulanmasına (Kamu bankalarınca uygulanan faiz oranına ve talebe göre), asıl alacak likit kabul edilmekle %20 oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/4982 E. , 2021/2836 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 13.12.2017 tarih ve 2016/996 E. - 2017/1520 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce verilen 24.05.2019 tarih ve 2018/1106 E. - 2019/765 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından duruşmalı, davacı vekili tarafından duruşmasız olarak istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 15.03.2021 günü hazır bulunan davacı vekilleri Av. ... ile Av. ...ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 179 adet Avrupa garantili araç satışı hususunda sözleşme kurulduğunu, davalının teslim ettiği araçlardan 130 tanesinin garantisiz olduğunun anlaşıldığı gibi 49 adet aracın hiç teslim edilmediğini, davalıya çekilen ihtardan da bir sonuç alınmadığını ileri sürerek garanti yükümlülüğüne uyulmaması nedeniyle araç başına 900 Avro olmak üzere toplam 117.000 Avro ve teslim edilmeyen 49 araç için 49.900 Avro net kar kaybı ile Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşması'nın (CISG) 76. maddesine göre rayiç bedele ilişkin zarar kalemi nedeniyle şimdilik 10.000 Avro'nun temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının teslim edilen 130 aracın garanti belgesinin bulunmaması nedeniyle uğradığı gerçek bir zarar bulunmadığını, araçların başka bir alıcıya sevk edilmesine yönelik davalı teklifinin de davacı tarafından kabul edilmediğini, garanti sorunu çözülmemiş iken davacının kendisine teslim edilmeyen 49 aracın da kendine teslim edilmesini talep etmesinin çelişkili olduğunu, davacının taleplerinde kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının davacıya satıp teslim ettiği 130 adet aracın Avrupa garantili olması gerekirken bu husustaki ayıbın davalı tarafından giderilemediği, bu nedenle araç başına 900 Avro olmak üzere toplam 117.000 Avro'nun davalı tarafından tazmin edilmesi gerektiği, diğer taraftan davacının hiç teslim edilmeyen 49 araç nedeniyle mahrum kaldığı kâr kaybını talep ettiği, söz konusu garantinin sağlanamaması nedeniyle sözleşmenin feshedildiği, sözleşmenin feshi ile menfi zarar talep edilebileceğinden ve kar kaybı müspet bir zarar kalemi olduğundan davacının bu yöndeki talebinin yerinde görülmediği gibi CİSG'in 76.
maddesine göre talep edilen emsal rayiç değer ile sözleşmede kararlaştırılan değer arasındaki fark nedeniyle oluştuğu ileri sürülen zararın da ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 117.000 Avro'nun faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin isteğin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri istinafa başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davalının Avrupa garantili araç satışı hususundaki edimini yerine getirmediğinden davacının ihtarına rağmen bu eksikliğin giderilmemesi nedeniyle benimsenen bilirkişi raporuna göre araç başına 900 Avro'dan 130 araç için toplam 117.000 Avro garanti bedelinin kadri maruf olduğu sonucuyla hüküm kurulmasının yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteğinin reddine, davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde; CİSG'in 2.e maddesinde bu antlaşmanın hava yastıklı taşıt satışlarında uygulanmayacağının düzenlendiğini, davaya konu araçların hava yastıklı araçlar olması nedeniyle davacı vekilinin sözleşme hükümlerinin uygulanarak kar kaybı ile rayiç bedel tazminatına karar verilmesi gerektiğine dair istinaf isteğinin yerinde olmadığı, bu nedenle rayiç bedel tazminatı talep edilmeyecek ise de Hakim Türk Hukukunu resen uygulayacağından davalının garanti belgesini temin edemediğinden edimini yerine getiremediği yani mütemerrüt olduğu, ilk derece mahkemesinin davacının sözleşmeyi feshettiği için müspet zarar talep edemeyeceğine dair gerekçesinin dosyada fesih olmadığı bilakis davacının ihtar çekerek aynen ifada ısrarlı olduğu gözetildiğinde 49 aracın teslim edilmemesi nedeniyle müspet zararının tazminini talep edebileceği, davacı tarafından sunulan proforma faturalara göre bilirkişi heyetince hesaplanan 49.900 Avro tazminat talebi yönünden de davanın kabulü gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteğinin bu yönden kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüyle 117.000 Avro ve 49.900 Avro tazminatın işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına ve özellikle davalının teslim etmeyi taahhüt ettiği bakiye 49 araçla ilgili daha önceden teslim edilen araçların garanti belgesinin bulunmamasına rağmen davacının teslimde ısrar etmesi ve ifanın yerine getirilmemesinin aleyhine sonuç doğurmayacağı gözetilmeden yine bu araçlarla ilgili kar kaybı talebinin olmasına göre davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; taraflar arasında e-posta teatisi yoluyla yapılan sözleşmede satıma konu araçların garanti belgeli olması gerektiği hususunda anlaştıkları görülmektedir. Bundan dolayı teslim alınan araçların üretici firma garantisinin temin edilememesi nedeniyle davalının sorumlu olacağı anlaşılmakta ise de davacının beher araç başına talep ettiği 900 Avro ile ilgili mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda denetime elverişli bir değerlendirme bulunmadığı görülmektedir. Mahkemece yapılması gereken iş, konusunda uzman bilirkişi heyetinden davacının talep ettiği bu tutarın makul olup olmadığı gerektiğinde davacı tarafından satımın yapıldığı ülkelerdeki mevzuat hükümleri de değerlendirilmek suretiyle araçların garanti dışı olmasından dolayı bedelden ne oranda indirim yapılarak piyasaya sürüldüğü tespit edilip varılacak sonuca göre tazminat tutarının hesap ettirilmesine yönelik alınacak bilirkişi raporu doğrultusunda bir karar vermekten ibaret olmalıdır.
Diğer yandan davalının garanti belgesi ile birlikte satış yapamayacağı anlaşıldıktan sonra davacının bakiye 49 araçla ilgili teslim yapılmasını istemesi ve teslim edilmemesi üzerine de yoksun kalınan kâr talep etmesi de yerinde görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 24.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/666890600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz