Iş bölümü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/3632 E. 2021/2494 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
iş bölümü↗ infaz↗ olumsuz oy↗ ıslah↗ maddi tazminat↗ avans faizi↗ hmk 353(1)b-2↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca 13.02.2016 tarihinde, davalının, senaryosu davacıya ait olan “...” adlı TV dizisini, izinsiz olarak yayın ve tekrar yayın şeklinde mali hakları ihlal ederek umuma ilettiği, dizinin izinsiz olarak 22 kez gösterildiği, ilk gösterim bedelinin bölüm başına 4.000.- TL, ikinci ve tekrar gösterimlerin bedelinin ise bölüm başına 2.500.- TL olduğunu buna göre davacının talep edebileceği miktarın 528.263,85 TL olduğunu ancak taleple bağlı kalınarak 260.377,74 TL yönünden davanın kabulü ile bu meblağın ilk ihlal tarihi olan 08.04.2010 tarihinden dava tarihine kadar ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, sözleşmesel ilişki kurulmuş olması nedeniyle ref talebinin reddine, bundan sonraki gösterimlere ilişkin tecavüzlerin men'ine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararı aleyhine her iki yan vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, yeniden bilirkişi raporu alınmak suretiyle yargılama yapılmış ve davacının eser üzerinde mali hak sahibi olduğu, davalının gösterimi için taraflar arasında geçerli bir iznin olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf istemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-3 maddesi gereğince İstanbul 1. FSHHM'nin 13.12.2016 tarihli 2012/235 Esas, 2016/112 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davacının ıslah talebi de dikkate alınarak davanın maddi tazminat yönünden kabulüne, davacının senaryo yazarı olarak "..." isimli eser üzerinde hak sahibi olması nedeniyle mali hakları ihlal edildiğinden FSEK 68. maddesi gereğince 252.000,00 TL telif tazminatı ile dava tarihine kadar hesaplanan 33.377,74 TL avans faizi ile birlikte asıl alacağa dava tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davacının eser sahipliğine dayanarak açtığı esere tecavüzün tespiti, men’i ve ref’i talebi ile maddi tazminat istemine ilişkindir.
Ancak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK’un 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294 vd. maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Somut olayda bölge adliye mahkemesince davacının esere vaki tecavüzünün tespiti, men’i ve ref’i talepleri ile ilgili olumlu olumsuz bir hüküm kurulmadığı gibi, manevi tazminata yönelik bir talep olmamasına rağmen bu hususta hüküm kurulmuş ve fakat gerekçe kısmında ise manevi tazminat talebine ilişkin bir isteminin olmadığı vurgulanmış olup taraflarca temyiz incelemesi yapılması istenen bölge adliye mahkemesi kararı yukarıda anılan temel ilkeye uygun bulunmamış yeniden ve kanun hükmüne uygun bir karar verilmesini teminen kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18627 E. 2015/857 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kabul beyanı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın yazılı talimatı yerine getirdiği, diğer davalı yönünden «kabul beyanı» nedeniyle kabulünün gerektiği gerekçesiyle,.... .... ve ... vekilinin kabul beyanı doğrultusunda açılan davanın kabulü ile 24.300 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı ..... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10370 E. 2018/2627 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta davacı tarafça «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, durdurulması ve men'i ile manevi tazminata karar verilmesi talep olunmuş, mahkemece gerekçeli kararda marka hakkına tecavüz eyleminin bulunmadığı ve haksız rekabet eyleminin bulunduğu kabul edildiği halde, kısa kararda ise haksız rekabetin yanında eylemin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, markalı ürünlerin toplatılmasına ve hükmün «ilanına» karar verilmesi çelişkili olduğundan Yargıtay «denetimine elverişli» ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde gerekçeli karar verilmesi için hükmün re'sen bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infazda tereddüt · denetime elverişlilik · marka hakkına tecavüz · haksız fiil · ilan · haksız rekabet
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta davacı tarafça «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, durdurulması ve men'i ile manevi tazminata karar verilmesi talep olunmuş, mahkemece gerekçeli kararda marka hakkına tecavüz eyleminin bulunmadığı ve haksız rekabet eyleminin bulunduğu kabul edildiği halde, kısa kararda ise haksız rekabetin yanında eylemin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, markalı ürünlerin toplatılmasına ve hükmün «ilanına» karar verilmesi çelişkili olduğundan Yargıtay «denetimine elverişli» ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde gerekçeli karar verilmesi için hükmün re'sen bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalının «marka hakkına tecavüzü» bulunmayıp «haksız fiili» «haksız rekabet» teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
1-Dava, «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespit ve men'i ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4327 E. 2017/6696 K.
Ortak:infaz · maddi tazminat
İncelediğiniz karardaFSHHM'nin 13.12.2016 tarihli 2012/235 Esas, 2016/112 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davacının «ıslah» talebi de dikkate alınarak davanın «maddi tazminat» yönünden kabulüne, davacının senaryo yazarı olarak "..." isimli eser üzerinde hak sahibi olması nedeniyle mali hakları ihlal edildiğinden FSEK 68. maddesi gereğince 252.000,00 TL telif tazminatı ile dava tarihine kadar hesaplanan 33.377,74 TL «avans faizi» ile birlikte asıl alacağa dava tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat isteminin reddine karar verilmi …
1-Dava, davacının eser sahipliğine dayanarak açtığı esere tecavüzün tespiti, men’i ve ref’i talebi ile «maddi tazminat» istemine ilişkindir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Somut olayda mahkemece, kısa kararda «maddi tazminata» hükmedilmiş olmasına rağmen, gerekçeli kararda maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret unvanı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalıların davacının tescilli ... ibareli markasını kullandığının anlaşıldığı, davalı şirketin «ticaret unvanının» davacı şirket ticaret unvanı ile benzer olduğu, davalı şirketçe tescilli ticaret unvanı dışında davacı marka ve logolarının kullanılmasının ise davacının markadan doğan haklarına 556 sayılı KHK m.
5 benzer karar daha
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4107 E. 2015/10995 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gerekçe-hüküm çelişkisi · marka hakkına tecavüz · ilan · haksız rekabet
Benzer bu kararda… ullanımı niteliğinde olduğu, internet alan adı tescil ve kullanımı da bu kapsamda kabul edildiği, markasal kullanımın ispatlanamadığı, davalı-karşı davacı eyleminin «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluşturmadığı gerekçesiyle davalı-karşı davacı adına kayıtlı 2011/04329 nolu “N. b.” ibareli markanın tescil tarihindeki sınıflandırmaya göre 35. ve 42. sınıftaki hizmetler bakımından hükümsüzlüğüne, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması, alan adının kullanılmasının yasaklanması ve iptali talepleri ile koşulları oluşmayan «ilan» talebinin reddine ayrıca karşı davanın da reddine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece verilen hüküm ile «gerekçenin çelişkili» olması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5662 E. 2017/7566 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teminat senedi · bono · kefil · asıl alacak · dosya masrafı · teminat
Benzer bu karardaMahkemece, davacının ortağı olduğu ...- A.Ş'nin alacağı yeni mal için davacının verdiği 85.000,00 TL tutarındaki senedin «teminat senedi» olduğu, karşılığından toplamda 80.000,00 TL ödemenin bu teminat senedine karşılık yapıldığı, davacının «kefil» olduğu ...-A.Ş'nin 85.000,00 TL tutarındaki borcuna karşılık 80.000,00 TL'nin ödendiği ödenmeyen 5.000,00 TL tutarındaki bakiyeden dolayı davacının davalı ...
1-Davacı 85.000 TL bedelli «bono» sebebiyle 5.000 TL borcu bulunmasına rağmen 85.000 TL «asıl alacak» üzerinden icra takibi yapıldığını ileri sürerek 85.000 TL davalı tarafa borcu olmadığının tespitini talep etmiş, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Şirketine 5.000,00 TL borcunun kaldığı ilgili icra dosyasında davacının yapacağı ödemenin 80.000,00 TL tutarına isabet eden icra «masraf» ve faizleri ile Umt Şirketinin davacıya ödemesi gerektiği kanısına varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7165 E. 2016/1422 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gereklidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetki sözleşmesi · yetki itirazı · navlun · taşıma sözleşmesi · yetki · tacir · yetkisizlik kararı · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemeleri'nin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı, HMK'nın 17. maddesi uyarınca «tacir» olan taraflar yönünden «yetki sözleşmesinin» bağlayıcı olduğu gerekçesiyle davalının «yetki itirazının» kabulü ile mahkemenin «yetkisizliğine» yetkili ve «görevli» mahkemenin sözleşme uyarınca ...
Somut olayda, kararın gerekçe kısmında taraflar arasında yapılan «yetki sözleşmesinin» HMK'nın 17. maddesi uyarınca geçerli olduğu, davalının «yetki itirazında» bulunduğu, kabul edilen yetki itirazı uyarınca mahkemenin «yetkisizliğine», dosyanın talep halinde yetkili ve «görevli» ...
1- Dava, CMR hükümlerine tabi «taşıma sözleşmesinden» kaynaklı «navlun» ve sair ücret alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan «taşıma sözleşmesinin» 12. maddesinde sözleşme uyarınca uyuşmazlık vukuunda ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/19201 E. 2015/4676 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücu davası · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · sicilden terkin · ihya · tasfiye memuru · rücu · tüzel kişilik
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı kurumun «tasfiye» edilen şirketten ödenen işçilik haklarına ilişkin «rücu davası» açtığı, dava açıldıktan sonra şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiği, davacının alacak iddiası ile açtığı davanın görüldüğü sırada davanın sonuçlanması beklenmeden tasfiyeye karar verilip «tüzel kişiliğinin» ticaret sicilden silinmesi halinde şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabul edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
1-Dava, «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Kısa kararda «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmesine rağmen gerekçeli kararda bu hükme yer verilmemiş olması karşısında, gerekçeli kararın kısa karara uygun yazılmadığı, kısa karar ile gerekçe karar arasında çelişki yaratılmış olduğu anlaşılmakla, bu yönden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Kararı, davalı «tasfiye memuru» vekili temyiz etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3619 E. 2017/2493 K.
Ortak:infaz · maddi tazminat
İncelediğiniz karardaFSHHM'nin 13.12.2016 tarihli 2012/235 Esas, 2016/112 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davacının «ıslah» talebi de dikkate alınarak davanın «maddi tazminat» yönünden kabulüne, davacının senaryo yazarı olarak "..." isimli eser üzerinde hak sahibi olması nedeniyle mali hakları ihlal edildiğinden FSEK 68. maddesi gereğince 252.000,00 TL telif tazminatı ile dava tarihine kadar hesaplanan 33.377,74 TL «avans faizi» ile birlikte asıl alacağa dava tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat isteminin reddine karar verilmi …
1-Dava, davacının eser sahipliğine dayanarak açtığı esere tecavüzün tespiti, men’i ve ref’i talebi ile «maddi tazminat» istemine ilişkindir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Ticaret Ltd Şti tarafından davalı ... aleyhine açılan marka iptali ve «marka hakkına tecavüzün» önlenmesi durdurulması ve «sicilden terkini» talepli davanın reddine,....Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan red edilen «maddi tazminat» talebi yönünden hesaplanan 2.200,00 TL «vekalet ücretinin» davacıdan alınarak kendisini vekille «temsil» ettiren davalıya verilmesine, Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan red edilen manevi tazminat talebi yönünden hes …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sicilden terkin · marka hakkına tecavüz · terkin · vekalet ücreti · temsil
Benzer bu karardaTicaret Ltd Şti tarafından davalı ... aleyhine açılan marka iptali ve «marka hakkına tecavüzün» önlenmesi durdurulması ve «sicilden terkini» talepli davanın reddine,....Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan red edilen «maddi tazminat» talebi yönünden hesaplanan 2.200,00 TL «vekalet ücretinin» davacıdan alınarak kendisini vekille «temsil» ettiren davalıya verilmesine, Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan red edilen manevi tazminat talebi yönünden hes …
Mahkemece, marka iptali ve «marka hakkına tecavüzün» önlenmesi durdurulması ve «sicilden terkini» talepli asıl davanın ve markanın iptali ve sicilden terkini talepli birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Asıl davada davacı «marka hakkına tecavüzün» önlenmesini, durdurulmasını, davalı markasının «terkin» ve iptalini, ayrıca 10.000 TL maddi 20.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
Şti. tarafından davalı ... aleyhine açılan Marka İptali ve Marka hakkına tecavüzün önlenmesi durdurulması ve «sicilden terkini» talepli davanın reddine'' karar verilmiş, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine ilişkin herhangi bir hüküm kurulmamış, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında ise ''Davacı ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/3632 E. , 2021/2494 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 13.02.2016 tarih ve 2012/235 E. - 2016/112 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine , istinaf isteminin esastan reddine-kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nce verilen 08.05.2019 tarih ve 2017/1805 E. - 2019/1016 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 16.03.2021 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, "...” adlı TV dizisinin senaryosunun müvekkiline ait olduğunu, davalı ile müvekkili arasında imzalanan 10.06.1997 tarihli Taahhüt Sözleşmesine göre müvekkilinin her biri 50'şer dakikalık 13 + 13 = 26 bölüm senaryo yazma taahhüdünde bulunduğunu, müvekkilinin bu taahhüde uygun olarak eseri vücuda getirdiğini, sözleşmenin 11. maddesinde dizinin yayınının davalı tarafça durdurulması yetkisi bulunduğunu ve davalının 21.bölümden itibaren dizinin yayınını durdurduğunu, bu dizinin ilk 13 bölümünün yapımının Gold Prodüksiyon A.Ş. tarafından, kalanların yapımının ise müvekkiline ait Ayışığı TV Film Yapım Ltd. tarafından gerçekleştirildiğini, 21. bölümde yayın durduğunda, 22 ve 23. bölümlerin çekilmiş olmasına karşın bunların post prodüksiyon işlemlerinin tamamlattırılmadığını ve bu bölümlerin yayınlattırılmadığını, tüm bu olaylardan 14 yıl geçtikten sonra tesadüfen 2011 yılında D-Smart dergisinin Ağustos sayısında “...” adlı dizinin Max Smart logolu TV kanalında yayınlanmakta olduğunu farkettiklerini, dizinin 2010, 2011 ve 2012 yıllarındaki yayın tarihlerini belirleyip listelediklerini, davalının bu diziyi zaman zaman umuma arz ettiğini, müvekkilinin davalıya devir yetkisi vermediğini, davalının eylemlerinin FSEK 22, 23, 24 ve 25.
maddelerine aykırı olduğunu, 10.06.1997 tarihli sözleşmenin 9. maddesine göre müvekkilinin başrol oynadığı ilk 13 bölüm için 2.000 TL + KDV, ikinci 13 bölüm için ise 3.000 TL + KDV ödenmesinin hükme bağlandığını" iddia ile, müvekkilinin eser sahipleri arasında yer aldığı ... adlı esere vaki tecavüzlerin durdurulmasını, yeni tecavüzlerin engellenmesini, FSEK 68/1 maddesi gereği 3 kat talep hakkına dayalı olarak ıslah ile artırılmak üzere şimdilik 25.000.- TL'lik kısmının ihlal tarihinden itibaren en yüksek ticari faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili yargılama sırasında, maddi tazminat talebini 260.377,74 TL artırarak 285.377,74 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevabında, müvekkili tarafından yapılan yayının hukuka uygun olduğunu, Star Tv logolu televizyona TMSF tarafından el konularak Kasım 2005’de Doğan Medya grubuna ihale ile satıldığını, dava konusu TV dizisinin de STAR TV arşiviyle birlikte müvekkiline devredildiğini, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 134. maddesine ve TMSF Ticari ve İktisadi Bütünlük Oluşturan Mahcuzların Satışına İlişkin Yönetmeliğin 4. maddesi gereğince bu dizinin de Star TV'nin iktisadi bütünlüğüne dahil olduğunu, “...” adlı dizinin devredilen arşiv listesinde yer aldığını, dava dışı Mozaik İletişim Hizmetleri A.Ş (D-Smart) ile 1 Yıl Televizyon Yayıncılık A.Ş. (Star TV) arasında imzalanan 02.02.2011 tarihli sözleşme kapsamında, Star TV bünyesindeki eserlerin Max Smart TV kanalında yayınlanmasına ilişkin Arşiv Kullanım Sözleşmesi imzalandığını, bunu takiben de Mozaik AŞ ile müvekkili arasında, 02.02.2011 tarihli sözleşme konusu hakların kullanımına ilişkin 04.02.2011 tarihli sözleşme imzalandığını, bu kapsamda müvekkilinin kullanımının hukuka uygun olduğunu, 10.06.1997 tarihli sözleşmenin 8.
maddesine göre davacının haklarını devrettiğini, mali ve manevi hakların devrinde sayı ve süre sınırı da bulunmadığını, FSEK 80/c maddesi gereği müvekkilinin yeniden iletim konusunda münhasıran hak sahibi olduğunu, Star TV cebri icra ile satıldığında, müvekkilinin bu satış yoluyla hak sahibi olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca 13.02.2016 tarihinde, davalının, senaryosu davacıya ait olan “...” adlı TV dizisini, izinsiz olarak yayın ve tekrar yayın şeklinde mali hakları ihlal ederek umuma ilettiği, dizinin izinsiz olarak 22 kez gösterildiği, ilk gösterim bedelinin bölüm başına 4.000.- TL, ikinci ve tekrar gösterimlerin bedelinin ise bölüm başına 2.500.- TL olduğunu buna göre davacının talep edebileceği miktarın 528.263,85 TL olduğunu ancak taleple bağlı kalınarak 260.377,74 TL yönünden davanın kabulü ile bu meblağın ilk ihlal tarihi olan 08.04.2010 tarihinden dava tarihine kadar ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, sözleşmesel ilişki kurulmuş olması nedeniyle ref talebinin reddine, bundan sonraki gösterimlere ilişkin tecavüzlerin men'ine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararı aleyhine her iki yan vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, yeniden bilirkişi raporu alınmak suretiyle yargılama yapılmış ve davacının eser üzerinde mali hak sahibi olduğu, davalının gösterimi için taraflar arasında geçerli bir iznin olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf istemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-3 maddesi gereğince İstanbul 1. FSHHM'nin 13.12.2016 tarihli 2012/235 Esas, 2016/112 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davacının ıslah talebi de dikkate alınarak davanın maddi tazminat yönünden kabulüne, davacının senaryo yazarı olarak "..." isimli eser üzerinde hak sahibi olması nedeniyle mali hakları ihlal edildiğinden FSEK 68.
maddesi gereğince 252.000,00 TL telif tazminatı ile dava tarihine kadar hesaplanan 33.377,74 TL avans faizi ile birlikte asıl alacağa dava tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davacının eser sahipliğine dayanarak açtığı esere tecavüzün tespiti, men’i ve ref’i talebi ile maddi tazminat istemine ilişkindir.
Ancak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK’un 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294 vd. maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır.
Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Somut olayda bölge adliye mahkemesince davacının esere vaki tecavüzünün tespiti, men’i ve ref’i talepleri ile ilgili olumlu olumsuz bir hüküm kurulmadığı gibi, manevi tazminata yönelik bir talep olmamasına rağmen bu hususta hüküm kurulmuş ve fakat gerekçe kısmında ise manevi tazminat talebine ilişkin bir isteminin olmadığı vurgulanmış olup taraflarca temyiz incelemesi yapılması istenen bölge adliye mahkemesi kararı yukarıda anılan temel ilkeye uygun bulunmamış yeniden ve kanun hükmüne uygun bir karar verilmesini teminen kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kararın re'sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 16.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/666874200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz