Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4963 E. 2021/2255 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bozmaya uyma↗ çekle ödeme↗ borcun ifası↗ cevap süresi↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ cari hesap↗ içtihadı birleştirme kararı↗ menfi tespit↗ dava sebebi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozmaya uyma kararı verilerek yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının davacıya gönderdiği ödemelerin avans olarak yapıldığı iddiasını yazılı delille kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın ve davalının kötü niyetle takip yaptığı ispat edilemediğinden davacının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davalı vekilinin temyiz dilekçesi, davacı vekiline 13.03.2019 günü tebliğ edilmiş olup, hüküm davacı vekili tarafından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 5236 sayılı Yasa ile değiştirilmeden önceki 433. maddesinde öngörülen 10 günlük yasal temyize cevap süresi geçirildikten sonra, 27.03.2019 tarihinde katılma yolu ile temyiz edilmiştir.
01.03.1990 gün ve 1989/3 esas, 1990/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı'nda, bu gibi hallerde Yargıtay tarafından da bir karar verilebileceği öngörüldüğünden, davacı vekilinin katılma yolu ile temyiz isteminin HUMK 432/4'ncü maddesi uyarınca süre aşımı nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3-Dava, cari hesaba dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine karşı borçlu olunmadığının tespiti için açılmış menfi tespit davasıdır. Taraflar arasında takip tarihinden önceki döneme ait ticari ilişkide davalının davacıya 709.608,22 TL nakit ve çekle ödeme yaptığı anlaşılmaktadır. Çekle ödemelerin ve banka havalesi ile yapılan ödemelerin ödeme sebebi gösterilmeyenlerin mevcut bir borcun ifası için yapılmış olduğunun kabulü gerekir. Ancak davalının yaptığı ödemelerden 22.06.2009, 30.07.2009, 26.08.2009 03.10.2009 ve 02.03.2010 tarihli 5 kalem ödemenin üçü avans ve ikisi cari hesap için gönderildiği saptanmış olup, bunların toplamı 155.000,00 TL'dir. Bu ödemeler davalının toplam ödemelerinden çıkarıldığında davalının 554.608,22 TL açıklamasız ödeme yaptığı anlaşılmaktadır. Davacının davalıya gönderdiği mal bedelinden davalının yaptığı fazla ödemelerin mevcut bir borcun ifası için yapıldığının kabulü gerekir. Ancak davalı tarafça açıklamalarında gönderilen havalelerin avans olduğu ispat edilen 155.000,00 TL yönünden davacının menfi tespit davasının reddi gerekirken davanın tamamen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkâr tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5813 E. 2021/6242 K.
Ortak:borcun ifası
İncelediğiniz karardaÇekle ödemelerin ve banka havalesi ile yapılan ödemelerin ödeme «sebebi» gösterilmeyenlerin mevcut bir «borcun ifası» için yapılmış olduğunun kabulü gerekir.
Davacının davalıya gönderdiği mal bedelinden davalının yaptığı fazla ödemelerin mevcut bir «borcun ifası» için yapıldığının kabulü gerekir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre,açılan davanın «havale» suretiyle yapılan ödemenin iadesi istemiyle başlatılan icra takibinde itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, havale suretiyle yapılan ödemelerin aksi kanıtlanmadığı sürece bir «borcun ifası» amacıyla yapılmış sayılacağı, davalı tarafın mahkeme beyanında ödemeyi mevcut borcuna karşılık aldığını bildirdiği, davacı tarafın yapılan havalenin davalıya borç ya da satış sebebiyle verildiği iddiasını yazılı belge ile kanıtlayamadığı ve davacının başlatmış olduğu icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın reddi ile davacının icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılmakla dava değeri olan 21.250,00 TL'nin %20 oranındaki 4.250,00 TL «kötüniyet tazminatının» davacıdan alınarak davalıya verilmesine, davacı tarafın «icra inkar tazminat» talebinin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet tazminatı · icra takibine itiraz · havale · kötüniyet · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre,açılan davanın «havale» suretiyle yapılan ödemenin iadesi istemiyle başlatılan icra takibinde itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, havale suretiyle yapılan ödemelerin aksi kanıtlanmadığı sürece bir «borcun ifası» amacıyla yapılmış sayılacağı, davalı tarafın mahkeme beyanında ödemeyi mevcut borcuna karşılık aldığını bildirdiği, davacı tarafın yapılan havalenin davalıya borç ya da satış sebebiyle verildiği iddiasını yazılı belge ile kanıtlayamadığı ve davacının başlatmış olduğu icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın reddi ile davacının icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılmakla dava değeri olan 21.250,00 TL'nin %20 oranındaki 4.250,00 TL «kötüniyet tazminatının» davacıdan alınarak davalıya verilmesine, davacı tarafın «icra inkar tazminat» talebinin reddine karar verilmiştir.
2-) Dava, «havale» suretiyle yapılan ödemenin iadesi istemi ile başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkin olup mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/4963 E. , 2021/2255 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 06.122018 tarih ve 2016/742-2018/1239 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından duruşmalı, katılma yoluyla davacı vekili tarafından duruşmasız olarak istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 08.03.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı tarafından davacı hakkında cari hesaba dayalı icra takibi başlatıldığını ancak davacının davalıya böyle bir borcunun bulunmadığını ileri sürerek davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalının davacıya yaptığı 709.608,22 TL'lik avans ödemesi karşılığında mal teslim edilmediğini, davalı şirket kayıtları incelendiğinde bu durumun açıklığa kavuşacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyma kararı verilerek yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının davacıya gönderdiği ödemelerin avans olarak yapıldığı iddiasını yazılı delille kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın ve davalının kötü niyetle takip yaptığı ispat edilemediğinden davacının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davalı vekilinin temyiz dilekçesi, davacı vekiline 13.03.2019 günü tebliğ edilmiş olup, hüküm davacı vekili tarafından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 5236 sayılı Yasa ile değiştirilmeden önceki 433. maddesinde öngörülen 10 günlük yasal temyize cevap süresi geçirildikten sonra, 27.03.2019 tarihinde katılma yolu ile temyiz edilmiştir.
01.03.1990 gün ve 1989/3 esas, 1990/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı'nda, bu gibi hallerde Yargıtay tarafından da bir karar verilebileceği öngörüldüğünden, davacı vekilinin katılma yolu ile temyiz isteminin HUMK 432/4'ncü maddesi uyarınca süre aşımı nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3-Dava, cari hesaba dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine karşı borçlu olunmadığının tespiti için açılmış menfi tespit davasıdır. Taraflar arasında takip tarihinden önceki döneme ait ticari ilişkide davalının davacıya 709.608,22 TL nakit ve çekle ödeme yaptığı anlaşılmaktadır. Çekle ödemelerin ve banka havalesi ile yapılan ödemelerin ödeme sebebi gösterilmeyenlerin mevcut bir borcun ifası için yapılmış olduğunun kabulü gerekir. Ancak davalının yaptığı ödemelerden 22.06.2009, 30.07.2009, 26.08.2009 03.10.2009 ve 02.03.2010 tarihli 5 kalem ödemenin üçü avans ve ikisi cari hesap için gönderildiği saptanmış olup, bunların toplamı 155.000,00 TL'dir. Bu ödemeler davalının toplam ödemelerinden çıkarıldığında davalının 554.608,22 TL açıklamasız ödeme yaptığı anlaşılmaktadır.
Davacının davalıya gönderdiği mal bedelinden davalının yaptığı fazla ödemelerin mevcut bir borcun ifası için yapıldığının kabulü gerekir. Ancak davalı tarafça açıklamalarında gönderilen havalelerin avans olduğu ispat edilen 155.000,00 TL yönünden davacının menfi tespit davasının reddi gerekirken davanın tamamen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin katılma yolu ile temyiz isteğinin süre aşımı nedeniyle REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 10.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/663488400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz