İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/5102 E. 2021/1920 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesi↗ görev dava şartı↗ kayıt kabul davası↗ iflas idaresi↗ i̇i̇k 194↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ davanın konusu↗ ticari dava niteliği↗ müteselsil kefil↗ ara karar↗ mirasçılık↗ icra takibine itiraz↗ tasfiye memuru↗ genel kredi sözleşmesi↗ sulh hukuk mahkemesi↗ kefil↗ usulden reddi↗ ihbar↗ görevsizlik kararı↗ ek tasfiye↗ iflas↗ sulh↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ kredi sözleşmesi↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ cy/cy kaydı↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, mahkemenin 2014/334 esas sayılı itirazın iptali davasında davalı Elegan Turizm Yatcılık Tic. ve San. Ltd. Şti. hakkında açılan davanın kabulü ile bu davalının İstanbul 14. İcra Müdürlüğü'nün 2011/779 sayılı takibine yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin takip talebinde yazılan koşullarda devamına, 219.144,66 TL icra inkar tazminatının Elegan Turizm Yatcılık Tic. ve San. Ltd. Şti.'den alınıp davacıya verilmesine ve ayrıca "davalılardan ... terekesi aleyhine yürütülen davanın bu davadan ayrılmasına, ayrı bir esasa kaydına karar verildiği, davalı ...'in vefat ettiği, mirasçılarının mirası reddettikleri, terekenin iflas hükümlerine göre tasfiye edilmesi gerektiği, bu durumda mahkemenin görevsiz olduğu, görev dava şartı olduğundan mahkemece resen dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
Dava, dava dışı şirketin davacı bankadan kullandığı krediye müşterek borçlu müteselsil kefil olan davalının, borcun ödenmemesi nedeniyle aleyhine yapılan icra takibine itirazı nedeniyle vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, yargılama sırasında davalı ...'in vefat ettiği mirasçılarının da mirası kayıtsız şartsız red ettikleri, bu halde uyuşmazlıkta Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 612. maddesinde "en yakın mirasçıların tamamı tarafından red olunan mirasın, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye olunacağı" düzenlenmiştir.
Terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesinde "iflas idaresi" yerine "tasfiye memuru" ve "Asliye Ticaret Mahkemesi" yerine "Sulh Hukuk Mahkemesi" geçmektedir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari nitelikteki banka genel kredi sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle 6102 sayılı TTK 4. maddesi uyarınca dava, ticari dava niteliğinde olup ticaret mahkemesi görevlidir. Yerel mahkemenin uyuşmazlıkta sulh hukuk mahkemesini görevli kabul etmesinde isabet bulunmamaktadır.
Bu halde, ticari nitelikteki davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesine devam edilerek, TMK 612. maddesi gereğince, muris ...'in terekesinin iflas hükümlerine göre tasfiyesi yapılmak üzere görevli Sulh Hukuk Mahkemesine ihbarda bulunulması, İİK'nun 194. maddesi uyarınca mahkemece ara kararı ile davanın durmasına karar verilerek alacağın iflas masasına kabulü halinde müflis davalının taraf olduğu davada dava konusu kalmayacağından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, ancak masaya kayıt edilmesi istenilen alacak kısmen veya tamamen reddedilmiş ise eldeki davaya alacağın iflas masasına kayıt ve kabulü davası olarak devam edilmesi ve varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İcra Konusu Senedinin İcraya Konulması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3216 E. 2021/5288 K.
Ortak:ara karar · mirasçılık · sulh hukuk mahkemesi · sulh
İncelediğiniz kararda4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 612. maddesinde "en yakın «mirasçıların» tamamı tarafından red olunan mirasın, «sulh» mahkemesince «iflas» hükümlerine göre «tasfiye» olunacağı" düzenlenmiştir.
Yerel mahkemenin uyuşmazlıkta «sulh hukuk» mahkemesini «görevli» kabul etmesinde isabet bulunmamaktadır.
Şti.'den alınıp davacıya verilmesine ve ayrıca "davalılardan ... terekesi aleyhine yürütülen davanın bu davadan ayrılmasına, ayrı bir esasa «kaydına» karar verildiği, davalı ...'in vefat ettiği, «mirasçılarının» mirası reddettikleri, terekenin «iflas» hükümlerine göre «tasfiye» edilmesi gerektiği, bu durumda mahkemenin «görevsiz» olduğu, görev dava şartı olduğundan mahkemece resen dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, dava devam ederken 06.11.2014 tarihinde davalının vefat ettiği, dosyaya «ibraz» edilen ...53 Noterliğinden alınan 13.14.2014 tarihli veraset belgesine göre, davalı murisin tek «mirasçısına» «tebligat» yapılarak yargılamaya devam edildiği, ancak...Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015/44 Esas, 2015/84 Karar sayılı ilamı ile, yasal mirasçı ve «dahili» davalı ...'nin TMK 605/1 madde uyarınca mirasın reddedildiğinin tesciline karar verildiği, bu kararın 24/02/2015 tarihinde kesinleştiği, davacı «temlik» alan tarafından, müteveffa davalının terekesinin tasfiyesi için...Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/613 esas sayılı davasının açılmış ise de, yasal mirasçıların mirası reddetmesi nedeniyle terekenin tasfiyesi dosyasında verilen kararın sonucunun beklenmesinin iş bu dosyaya katkı sağlamayacağı, «bekletici mesele» yönündeki «ara» karardan dönülmesi gerektiği, mirası red nedeniyle dahili davalının taraf «ehliyetinin» kalmadığı gerekçesi ile davanın reddine ve AAÜT'nin 7/2. maddesi uyarınca davacı aleyhine «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce yapılan yargılama sonunda, davanın müteveffa davalı/borçlunun «keşideci» olduğu «bonoya» dayalı olarak, başlatılan genel «haciz» yolu ile icra takibine, vaki itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, yargılama sırasında davalının vefatı ile, mirası reddetmiş «mirasçıya» karşı iş bu davanın her halükarda sürdürülemeyeceği, bu durumda açılan terekenin tasfiyesi davasının sonucunun beklenmesine gerek bulunmadığından davanın reddi kararının yerinde olduğu, davacı vekilinin, aleyhlerine «vekalet ücretine» hükmedilmemesi gerektiğini istinaf başvuru «sebebi» olarak ileri sürdüğü, «mirasın reddine» karar verilmesinden sonra dosyanın davalı aleyhine «derdest» bulunması ve davalı aleyhine takibe ve davanın devamına iradesinde bulunması karşısında davacı tarafın bu yöndeki istinaf istemlerini yerinde olmadığı ve davacı al …
2-Davacı tarafından dava açıldığı tarihte davalı borçlunun henüz sağ olduğu ve murisin «mirasçısının» da yargılama sırasında mirası reddetmiş olduğu, davacının dava açmakta haklı yada haksız olduğu tespit edilmediğinden her iki taraf lehine «vekalet ücreti takdir» edilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mirasın reddi · bekletici mesele · vekalet ücreti takdiri · maktu vekalet ücreti · derdestlik · keşideci · bono · temlik
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesi’nce yapılan yargılama sonunda, davanın müteveffa davalı/borçlunun «keşideci» olduğu «bonoya» dayalı olarak, başlatılan genel «haciz» yolu ile icra takibine, vaki itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, yargılama sırasında davalının vefatı ile, mirası reddetmiş «mirasçıya» karşı iş bu davanın her halükarda sürdürülemeyeceği, bu durumda açılan terekenin tasfiyesi davasının sonucunun beklenmesine gerek bulunmadığından davanın reddi kararının yerinde olduğu, davacı vekilinin, aleyhlerine «vekalet ücretine» hükmedilmemesi gerektiğini istinaf başvuru «sebebi» olarak ileri sürdüğü, «mirasın reddine» karar verilmesinden sonra dosyanın davalı aleyhine «derdest» bulunması ve davalı aleyhine takibe ve davanın devamına iradesinde bulunması karşısında davacı tarafın bu yöndeki istinaf istemlerini yerinde olmadığı ve davacı al …
İlk derece mahkemesince iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, dava devam ederken 06.11.2014 tarihinde davalının vefat ettiği, dosyaya «ibraz» edilen ...53 Noterliğinden alınan 13.14.2014 tarihli veraset belgesine göre, davalı murisin tek «mirasçısına» «tebligat» yapılarak yargılamaya devam edildiği, ancak...Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015/44 Esas, 2015/84 Karar sayılı ilamı ile, yasal mirasçı ve «dahili» davalı ...'nin TMK 605/1 madde uyarınca mirasın reddedildiğinin tesciline karar verildiği, bu kararın 24/02/2015 tarihinde kesinleştiği, davacı «temlik» alan tarafından, müteveffa davalının terekesinin tasfiyesi için...Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/613 esas sayılı davasının açılmış ise de, yasal mirasçıların mirası reddetmesi nedeniyle terekenin tasfiyesi dosyasında verilen kararın sonucunun beklenmesinin iş bu dosyaya katkı sağlamayacağı, «bekletici mesele» yönündeki «ara» karardan dönülmesi gerektiği, mirası red nedeniyle dahili davalının taraf «ehliyetinin» kalmadığı gerekçesi ile davanın reddine ve AAÜT'nin 7/2. maddesi uyarınca davacı aleyhine «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesine karar verilmiştir.
2-Davacı tarafından dava açıldığı tarihte davalı borçlunun henüz sağ olduğu ve murisin «mirasçısının» da yargılama sırasında mirası reddetmiş olduğu, davacının dava açmakta haklı yada haksız olduğu tespit edilmediğinden her iki taraf lehine «vekalet ücreti takdir» edilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3072 E. 2019/6087 K.
Ortak:kayıt kabul davası · iflas idaresi · i̇i̇k 194 · mirasçılık · tasfiye memuru · sulh hukuk mahkemesi · usulden reddi · görevsizlik kararı · dava şartı · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaŞti.'den alınıp davacıya verilmesine ve ayrıca "davalılardan ... terekesi aleyhine yürütülen davanın bu davadan ayrılmasına, ayrı bir esasa «kaydına» karar verildiği, davalı ...'in vefat ettiği, «mirasçılarının» mirası reddettikleri, terekenin «iflas» hükümlerine göre «tasfiye» edilmesi gerektiği, bu durumda mahkemenin «görevsiz» olduğu, görev dava şartı olduğundan mahkemece resen dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Mahkemece, yargılama sırasında davalı ...'in vefat ettiği «mirasçılarının» da mirası kayıtsız şartsız red ettikleri, bu halde uyuşmazlıkta Sulh Hukuk Mahkemesinin «görevli» olduğu gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Terekenin «iflas» hükümlerine göre tasfiyesinde "«iflas idaresi»" yerine "«tasfiye memuru»" ve "Asliye Ticaret Mahkemesi" yerine "Sulh Hukuk Mahkemesi" geçmektedir.
Benzer bu kararda… yılı 15.03.2016 tarihli dosyasından verilen kararla mirasını kayıtsız şartsız reddettiklerinin tespit edildiği, Türk Medeni Kanunu’nun 612. maddesi ''En yakın yasal «mirasçıların» tamamı tarafından reddolunan miras «sulh» mahkemesince «iflas» hükümlerine göre «tasfiye» edilir.'' hükmünü haiz olduğu, bu hüküm nazara alındığında terekesinin iflas hükümlerine göre tasfiyesinin yapılması gerektiği, nitekim davacı tarafından tarafından Urla Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/16 «tereke» sayılı dosyasında terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesini teminen açılan davanın «derdest» olduğu, terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesinde ''«iflas idaresi»'' yerine ''«tasfiye memuru»'' ve ticaret mahkemesi yerine «sulh hukuk» mahkemesinin geçtiği, dolayısıyla davalı ...'a karşı açılan işbu davanın artık terekeye karşı yürütülen bir dava haline geldiği, Türk Medeni Kanunu’nun 612. maddesi ve Velayet Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzük’ün 52. maddesi uyarınca davaya bakma görevinin sulh hukuk mahkemesine ait olduğu, 6100 Sayılı HMK.'nın 11. maddesi uyarınca mirastan doğan davalarda ölen kimsenin «son» «yerleşim yeri» mahkemesinin «kesin» yetkili olduğu, tüm bunlar nazara alındığında «şahsi sorumluluğa» ilişkin bu davanın terekeye karşı «kayıt kabul davası» olarak görülmesi gerektiği ve Sulh Hukuk Mahkemesinin «görev alanına» girdiği ayrıca ölen ...'un son ikametgahının Urla olup, Urla Sulh Hukuk Mahkemesinin kesin yetkili olduğu gerekçesi ile davanın dava şartı-görev yönünden «usulden reddine» mahkemenin «görevsizliğine», karar kesinleştiğinde talep halinde dosyanın Urla Sulh Mahkmesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...’un yargılamanın devamı sırasında 16.12.2015 tarihinde vefat ettiği, «mirasçılarının» Urla Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/«194» E.
Dava, mahiyeti itibariyle «yöneticinin sorumluluğuna» dayalı tazminat istemine ilişkin olup, davalının vefatı ve «mirasçılarının» tümünün mirası reddetmesi nedeniyle davalı terekesinin «iflas» hükümlerine göre tasfiyeti cihetine gidilmesinden dolayı dava «kayıt kabul davası» niteliğine dönüşmüştür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tereke · yönetici sorumluluğu · yerleşim yeri · şahsi sorumluluk · derdestlik · iş mahkemesi görev alanı · kesin hüküm · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… yılı 15.03.2016 tarihli dosyasından verilen kararla mirasını kayıtsız şartsız reddettiklerinin tespit edildiği, Türk Medeni Kanunu’nun 612. maddesi ''En yakın yasal «mirasçıların» tamamı tarafından reddolunan miras «sulh» mahkemesince «iflas» hükümlerine göre «tasfiye» edilir.'' hükmünü haiz olduğu, bu hüküm nazara alındığında terekesinin iflas hükümlerine göre tasfiyesinin yapılması gerektiği, nitekim davacı tarafından tarafından Urla Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/16 «tereke» sayılı dosyasında terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesini teminen açılan davanın «derdest» olduğu, terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesinde ''«iflas idaresi»'' yerine ''«tasfiye memuru»'' ve ticaret mahkemesi yerine «sulh hukuk» mahkemesinin geçtiği, dolayısıyla davalı ...'a karşı açılan işbu davanın artık terekeye karşı yürütülen bir dava haline geldiği, Türk Medeni Kanunu’nun 612. maddesi ve Velayet Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzük’ün 52. maddesi uyarınca davaya bakma görevinin sulh hukuk mahkemesine ait olduğu, 6100 Sayılı HMK.'nın 11. maddesi uyarınca mirastan doğan davalarda ölen kimsenin «son» «yerleşim yeri» mahkemesinin «kesin» yetkili olduğu, tüm bunlar nazara alındığında «şahsi sorumluluğa» ilişkin bu davanın terekeye karşı «kayıt kabul davası» olarak görülmesi gerektiği ve Sulh Hukuk Mahkemesinin «görev alanına» girdiği ayrıca ölen ...'un son ikametgahının Urla olup, Urla Sulh Hukuk Mahkemesinin kesin yetkili olduğu gerekçesi ile davanın dava şartı-görev yönünden «usulden reddine» mahkemenin «görevsizliğine», karar kesinleştiğinde talep halinde dosyanın Urla Sulh Mahkmesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Dava, mahiyeti itibariyle «yöneticinin sorumluluğuna» dayalı tazminat istemine ilişkin olup, davalının vefatı ve «mirasçılarının» tümünün mirası reddetmesi nedeniyle davalı terekesinin «iflas» hükümlerine göre tasfiyeti cihetine gidilmesinden dolayı dava «kayıt kabul davası» niteliğine dönüşmüştür.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/5102 E. , 2021/1920 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22.04.2016 tarih ve 2016/452-2016/324 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı banka ile dava dışı Elegan Turizm Yatçılık Ticaret ve San. Ltd. Şti. arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, vefat eden ...'in bu sözleşmeyi müteselsil ve müşterek kefil sıfatıyla imzaladığını, borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek borçlulara ihtarname gönderildiğini, buna istinaden başlatılan takibe itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının kesinleşmiş bir alacağının bulunmadığını, yapılan takibin usule aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, mahkemenin 2014/334 esas sayılı itirazın iptali davasında davalı Elegan Turizm Yatcılık Tic. ve San. Ltd. Şti. hakkında açılan davanın kabulü ile bu davalının İstanbul 14. İcra Müdürlüğü'nün 2011/779 sayılı takibine yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin takip talebinde yazılan koşullarda devamına, 219.144,66 TL icra inkar tazminatının Elegan Turizm Yatcılık Tic. ve San. Ltd. Şti.'den alınıp davacıya verilmesine ve ayrıca "davalılardan ... terekesi aleyhine yürütülen davanın bu davadan ayrılmasına, ayrı bir esasa kaydına karar verildiği, davalı ...'in vefat ettiği, mirasçılarının mirası reddettikleri, terekenin iflas hükümlerine göre tasfiye edilmesi gerektiği, bu durumda mahkemenin görevsiz olduğu, görev dava şartı olduğundan mahkemece resen dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
Dava, dava dışı şirketin davacı bankadan kullandığı krediye müşterek borçlu müteselsil kefil olan davalının, borcun ödenmemesi nedeniyle aleyhine yapılan icra takibine itirazı nedeniyle vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, yargılama sırasında davalı ...'in vefat ettiği mirasçılarının da mirası kayıtsız şartsız red ettikleri, bu halde uyuşmazlıkta Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 612. maddesinde "en yakın mirasçıların tamamı tarafından red olunan mirasın, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye olunacağı" düzenlenmiştir.
Terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesinde "iflas idaresi" yerine "tasfiye memuru" ve "Asliye Ticaret Mahkemesi" yerine "Sulh Hukuk Mahkemesi" geçmektedir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari nitelikteki banka genel kredi sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle 6102 sayılı TTK 4. maddesi uyarınca dava, ticari dava niteliğinde olup ticaret mahkemesi görevlidir. Yerel mahkemenin uyuşmazlıkta sulh hukuk mahkemesini görevli kabul etmesinde isabet bulunmamaktadır.
Bu halde, ticari nitelikteki davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesine devam edilerek, TMK 612. maddesi gereğince, muris ...'in terekesinin iflas hükümlerine göre tasfiyesi yapılmak üzere görevli Sulh Hukuk Mahkemesine ihbarda bulunulması, İİK'nun 194. maddesi uyarınca mahkemece ara kararı ile davanın durmasına karar verilerek alacağın iflas masasına kabulü halinde müflis davalının taraf olduğu davada dava konusu kalmayacağından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, ancak masaya kayıt edilmesi istenilen alacak kısmen veya tamamen reddedilmiş ise eldeki davaya alacağın iflas masasına kayıt ve kabulü davası olarak devam edilmesi ve varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 02.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/663423400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz