Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/3072 E. 2019/6087 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesi↗ vesayet↗ kayıt kabul davası↗ tereke↗ iflas idaresi↗ i̇i̇k 194↗ yönetici sorumluluğu↗ yerleşim yeri↗ sorumluluk davası↗ şahsi sorumluluk↗ mirasçılık↗ derdestlik↗ tasfiye memuru↗ sulh hukuk mahkemesi↗ usulden reddi↗ görevsizlik kararı↗ iş mahkemesi görev alanı↗ ek tasfiye↗ iflas↗ sulh↗ kesin hüküm↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...’un yargılamanın devamı sırasında 16.12.2015 tarihinde vefat ettiği, mirasçılarının Urla Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/194 E. 2016/325 K. sayılı 15.03.2016 tarihli dosyasından verilen kararla mirasını kayıtsız şartsız reddettiklerinin tespit edildiği, Türk Medeni Kanunu’nun 612. maddesi ''En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir.'' hükmünü haiz olduğu, bu hüküm nazara alındığında terekesinin iflas hükümlerine göre tasfiyesinin yapılması gerektiği, nitekim davacı tarafından tarafından Urla Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/16 tereke sayılı dosyasında terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesini teminen açılan davanın derdest olduğu, terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesinde ''iflas idaresi'' yerine ''tasfiye memuru'' ve ticaret mahkemesi yerine sulh hukuk mahkemesinin geçtiği, dolayısıyla davalı ...'a karşı açılan işbu davanın artık terekeye karşı yürütülen bir dava haline geldiği, Türk Medeni Kanunu’nun 612. maddesi ve Velayet Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzük’ün 52. maddesi uyarınca davaya bakma görevinin sulh hukuk mahkemesine ait olduğu, 6100 Sayılı HMK.'nın 11. maddesi uyarınca mirastan doğan davalarda ölen kimsenin son yerleşim yeri mahkemesinin kesin yetkili olduğu, tüm bunlar nazara alındığında şahsi sorumluluğa ilişkin bu davanın terekeye karşı kayıt kabul davası olarak görülmesi gerektiği ve Sulh Hukuk Mahkemesinin görev alanına girdiği ayrıca ölen ...'un son ikametgahının Urla olup, Urla Sulh Hukuk Mahkemesinin kesin yetkili olduğu gerekçesi ile davanın dava şartı-görev yönünden usulden reddine mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde talep halinde dosyanın Urla Sulh Mahkmesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, mahiyeti itibariyle yöneticinin sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkin olup, davalının vefatı ve mirasçılarının tümünün mirası reddetmesi nedeniyle davalı terekesinin iflas hükümlerine göre tasfiyeti cihetine gidilmesinden dolayı dava kayıt kabul davası niteliğine dönüşmüştür. Bu durumda mahkemece taraf teşkili sağlanarak işin esasına girilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile davanın terekenin tasfiyesi davası mahiyetinde olduğundan bahisle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5102 E. 2021/1920 K.
Ortak:kayıt kabul davası · iflas idaresi · i̇i̇k 194 · mirasçılık · tasfiye memuru · sulh hukuk mahkemesi · usulden reddi · görevsizlik kararı · dava şartı · görev/görevsizlik
İncelediğiniz kararda… yılı 15.03.2016 tarihli dosyasından verilen kararla mirasını kayıtsız şartsız reddettiklerinin tespit edildiği, Türk Medeni Kanunu’nun 612. maddesi ''En yakın yasal «mirasçıların» tamamı tarafından reddolunan miras «sulh» mahkemesince «iflas» hükümlerine göre «tasfiye» edilir.'' hükmünü haiz olduğu, bu hüküm nazara alındığında terekesinin iflas hükümlerine göre tasfiyesinin yapılması gerektiği, nitekim davacı tarafından tarafından Urla Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/16 «tereke» sayılı dosyasında terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesini teminen açılan davanın «derdest» olduğu, terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesinde ''«iflas idaresi»'' yerine ''«tasfiye memuru»'' ve ticaret mahkemesi yerine «sulh hukuk» mahkemesinin geçtiği, dolayısıyla davalı ...'a karşı açılan işbu davanın artık terekeye karşı yürütülen bir dava haline geldiği, Türk Medeni Kanunu’nun 612. maddesi ve Velayet Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzük’ün 52. maddesi uyarınca davaya bakma görevinin sulh hukuk mahkemesine ait olduğu, 6100 Sayılı HMK.'nın 11. maddesi uyarınca mirastan doğan davalarda ölen kimsenin «son» «yerleşim yeri» mahkemesinin «kesin» yetkili olduğu, tüm bunlar nazara alındığında «şahsi sorumluluğa» ilişkin bu davanın terekeye karşı «kayıt kabul davası» olarak görülmesi gerektiği ve Sulh Hukuk Mahkemesinin «görev alanına» girdiği ayrıca ölen ...'un son ikametgahının Urla olup, Urla Sulh Hukuk Mahkemesinin kesin yetkili olduğu gerekçesi ile davanın dava şartı-görev yönünden «usulden reddine» mahkemenin «görevsizliğine», karar kesinleştiğinde talep halinde dosyanın Urla Sulh Mahkmesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...’un yargılamanın devamı sırasında 16.12.2015 tarihinde vefat ettiği, «mirasçılarının» Urla Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/«194» E.
Dava, mahiyeti itibariyle «yöneticinin sorumluluğuna» dayalı tazminat istemine ilişkin olup, davalının vefatı ve «mirasçılarının» tümünün mirası reddetmesi nedeniyle davalı terekesinin «iflas» hükümlerine göre tasfiyeti cihetine gidilmesinden dolayı dava «kayıt kabul davası» niteliğine dönüşmüştür.
Benzer bu karardaŞti.'den alınıp davacıya verilmesine ve ayrıca "davalılardan ... terekesi aleyhine yürütülen davanın bu davadan ayrılmasına, ayrı bir esasa «kaydına» karar verildiği, davalı ...'in vefat ettiği, «mirasçılarının» mirası reddettikleri, terekenin «iflas» hükümlerine göre «tasfiye» edilmesi gerektiği, bu durumda mahkemenin «görevsiz» olduğu, görev dava şartı olduğundan mahkemece resen dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Mahkemece, yargılama sırasında davalı ...'in vefat ettiği «mirasçılarının» da mirası kayıtsız şartsız red ettikleri, bu halde uyuşmazlıkta Sulh Hukuk Mahkemesinin «görevli» olduğu gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Terekenin «iflas» hükümlerine göre tasfiyesinde "«iflas idaresi»" yerine "«tasfiye memuru»" ve "Asliye Ticaret Mahkemesi" yerine "Sulh Hukuk Mahkemesi" geçmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müşterek borçlu müteselsil kefil · davanın konusu · ticari dava niteliği · müteselsil kefil · ara karar · icra takibine itiraz · genel kredi sözleşmesi · kefil
Benzer bu karardaDava, dava dışı şirketin davacı bankadan kullandığı krediye «müşterek borçlu müteselsil kefil» olan davalının, borcun ödenmemesi nedeniyle aleyhine yapılan «icra takibine itirazı» nedeniyle vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Bu halde, «ticari nitelikteki» davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesine devam edilerek, TMK 612. maddesi gereğince, muris ...'in terekesinin «iflas» hükümlerine göre tasfiyesi yapılmak üzere «görevli» Sulh Hukuk Mahkemesine «ihbarda» bulunulması, İİK'nun «194». maddesi uyarınca mahkemece «ara» kararı ile davanın durmasına karar verilerek alacağın iflas masasına kabulü halinde müflis davalının taraf olduğu davada «dava konusu» kalmayacağından karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi, ancak masaya kayıt edilmesi istenilen alacak kısmen veya tamamen reddedilmiş ise eldeki davaya alacağın iflas masasına kayıt ve kabulü davası olar …
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın «ticari nitelikteki» banka «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanması nedeniyle 6102 sayılı TTK 4. maddesi uyarınca dava, ticari dava niteliğinde olup ticaret mahkemesi «görevlidir».
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/3072 E. , 2019/6087 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 28/12/2017 tarih ve 2016/1184-2017/1186 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, EGS Bank’ın müvekkili kuruma devredildiğini, davalının da devredilen bankanın bir dönem yöneticiliğini yaptığını, davalının yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı dönemde kanun ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri yerine getirmeyip, gerçeğe aykırı bilanço ve kar-zarar cetveli düzenleyerek kanuna ve bankacılık ilke ve teamüllerine aykırı davrandığı, suç teşkil eden fiillerle aldığı hatalı kararlar ve usulsüz kullandırdıkları krediler ve kaynaklar sebebiyle bankayı zarara uğrattığını ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla uğranılan 9.853,97 TL banka zararının 09.01.2002 tarihinden işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...’un yargılamanın devamı sırasında 16.12.2015 tarihinde vefat ettiği, mirasçılarının Urla Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/194 E. 2016/325 K. sayılı 15.03.2016 tarihli dosyasından verilen kararla mirasını kayıtsız şartsız reddettiklerinin tespit edildiği, Türk Medeni Kanunu’nun 612. maddesi ''En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir.'' hükmünü haiz olduğu, bu hüküm nazara alındığında terekesinin iflas hükümlerine göre tasfiyesinin yapılması gerektiği, nitekim davacı tarafından tarafından Urla Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/16 tereke sayılı dosyasında terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesini teminen açılan davanın derdest olduğu, terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesinde ''iflas idaresi'' yerine ''tasfiye memuru'' ve ticaret mahkemesi yerine sulh hukuk mahkemesinin geçtiği, dolayısıyla davalı ...'a karşı açılan işbu davanın artık terekeye karşı yürütülen bir dava haline geldiği, Türk Medeni Kanunu’nun 612.
maddesi ve Velayet Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzük’ün 52. maddesi uyarınca davaya bakma görevinin sulh hukuk mahkemesine ait olduğu, 6100 Sayılı HMK.'nın 11. maddesi uyarınca mirastan doğan davalarda ölen kimsenin son yerleşim yeri mahkemesinin kesin yetkili olduğu, tüm bunlar nazara alındığında şahsi sorumluluğa ilişkin bu davanın terekeye karşı kayıt kabul davası olarak görülmesi gerektiği ve Sulh Hukuk Mahkemesinin görev alanına girdiği ayrıca ölen ...'un son ikametgahının Urla olup, Urla Sulh Hukuk Mahkemesinin kesin yetkili olduğu gerekçesi ile davanın dava şartı-görev yönünden usulden reddine mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde talep halinde dosyanın Urla Sulh Mahkmesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, mahiyeti itibariyle yöneticinin sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkin olup, davalının vefatı ve mirasçılarının tümünün mirası reddetmesi nedeniyle davalı terekesinin iflas hükümlerine göre tasfiyeti cihetine gidilmesinden dolayı dava kayıt kabul davası niteliğine dönüşmüştür. Bu durumda mahkemece taraf teşkili sağlanarak işin esasına girilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile davanın terekenin tasfiyesi davası mahiyetinde olduğundan bahisle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıdaki bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 02/10/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/542624700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz