6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tasfiye memurunun müdürlük dönemindeki işlemi nedeniyle güven sarsıcı davranıştan azli

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/1258 E. 2021/1543 K. · · İlk derece: 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

Tasfiyeden önceki döneme ilişkin bir faturanın düzeltilerek onaylanması, tasfiyenin gerektirmediği yeni bir işlem olup tasfiye memurunun görev kapsamında değildir. Bununla birlikte, tasfiye memuru henüz şirket yöneticisi iken yaptığı işlem nedeniyle kendisi ile ortak arasında ve ortaklar arasında mal paylaşımına ilişkin bir çıkar çatışması doğurmuş ve bu ihtilafın çözümü için hiçbir adım atmamışsa, bu durum onun tasfiyede tarafsız davranmayacağı yönünde objektif ve makul şüphe uyandıran güven sarsıcı bir davranıştır ve tasfiye memurunun azli için haklı sebep oluşturur.

Ele alınan sorunlar

Tasfiye öncesi faturanın onaylanması talebinin tasfiye memurunun yetkisinde olup olmadığı → tartışılmadı

İddia: Davalı, faturanın düzenlendiği tarihte tasfiye memuru sıfatını taşımadığını, düzeltmenin onaylanmasının tasfiye işlemlerinden olmadığını ve ancak tüm ortakların onayı ile yapılabileceğini savunmuştur.

Gerekçe: Tasfiyeden önceki döneme ilişkin faturadaki düzeltmenin onaylanması, tasfiyenin gerektirmediği yeni bir işlem niteliğinde olup tasfiye memurunun ilgili hüküm uyarınca yapabileceği işlemlerden değildir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Tasfiye memurunun kendi müdürlük döneminde yaptığı işlem nedeniyle doğan çıkar çatışmasının haklı azil sebebi oluşturup oluşturmadığı → kabul

İddia: Davacı, davalı tasfiye memurunun tarafsız davranmayıp aleyhine hareket ettiğini, aradaki güvenin sarsıldığını ve azil için gereken haklı sebeplerin oluştuğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Talebe konu faturalar, davalının henüz tasfiye memuru olmadan önce şirketin yöneticisi olduğu dönemde düzenlenmiştir. Tasfiye memuru, kendi müdürlük yaptığı dönemde yaptığı işlem nedeniyle davacı ile kendisi arasında ve dava dışı ortak lehine ortaklar arasında mal paylaşımı konusunda ihtilaf oluşumuna sebep olmuş, ihtilafın çözümü noktasında da herhangi bir işlem yapmamıştır. Bu durum, tasfiye memurunun tasfiye işlemlerinde tarafsız davranmayacağı yönünde davacı açısından objektif ve makul şüpheye yol açan güven sarsıcı davranış niteliğinde olup, tasfiye memurunun azli için haklı sebep oluşturur. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Yargıtay kendi esas muhakemesini kurmadan (usul ve yasaya uygunluk tespitiyle) onama yapmıştır; emsal değeri, benimsenen Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesindeki 'tasfiye memurunun kendi müdürlük dönemindeki işlemden doğan çıkar çatışmasının, tarafsızlık konusunda objektif ve makul şüphe uyandıran güven sarsıcı davranış olarak azle haklı sebep oluşturduğu' holding'i üzerinden doğar. Karar oyçokluğuyla verilmiş olup karşı oy, mülkiyetin tespiti davasının bekletici sorun yapılması gerektiği görüşündedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tasfiye memurunun azli haklı sebep güven sarsıcı davranış tarafsızlık objektif ve makul şüphe çıkar çatışması tasfiye memurunun yetkisi

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 542/1-bTTK 542/bTTK 537/2

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Tasfiye memurunun azli

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8342 E. 2018/1676 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Şirketin ihyası

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/8206 E. 2015/9281 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2020/1258 E.  ,  2021/1543 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 15.05.2019 tarih ve 2017/270 E. - 2019/411 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 26.12.2019 tarih ve 2019/1523 E. - 2019/1633 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili; müvekkilinin %50 ortağı olduğu dava dışı Tasfiye Halinde Hitit...A.Ş.’nin tasfiye memurunun davalı olduğunu, tasfiye halindeki şirkete ait 4 adet göz lazer cihazından ikisinin müvekkiline, diğer ikisinin ise dava dışı diğer ortak şirkete verilmesi hususunda anlaşıldığını, anılan cihazlardan Almanya’da kullanım izni bulunan 2 cihazın her iki ortağa da eşit olarak paylaştırılması hususunda anlaşılmasına ve bu durumun davalı tarafça bilinmesine rağmen 04.04.2016 tarihli faturayla müvekkiline fatura edilen cihazların Almanya’da kullanım izni olmayanlarından seçildiğini, bu durumun tesadüfen öğrenildiğini, bu hususta tasfiye halindeki şirketin mali müşaviriyle yapılan görüşme sonrasında 04.04.2016 tarihli faturada cihaza ait seri numarasında kaşe ve imzasız şekilde elle düzeltme yapıp kiracı tasfiye halindeki şirkete gönderdiğini, müvekkilince yapılan araştırma sonucu belirtilen faturanın tasfiye halindeki şirket mizanına kaydedilmediğinin ve fatura aslında da herhangi bir düzeltmenin de yapılmadığının öğrenildiğini, bunun üzerinde tasfiye halindeki şirketin mali müşaviri tarafından fatura aslına “numara tarafımızdan kayıtlara uygun olarak düzeltilmiştir” ibaresi yazılarak imzalandığını, ayrıca müvekkilinin yetkilisine 27.02.2017 tarihli yazı verildiğini, ayrıca düzeltemeye davalının kaşe vurması gerektiğinin belirtildiğini ancak davalının söz konusu onay işlemini yapmaktan imtina ettiğini, anılan olaylar sırasında müvekkiline ait cihazların hard diskleriyle önemli parçalarının sökülerek alındığını, bu olaylar nedeniyle davalıyla beraber ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, davalının bu hareketleriyle tarafsız davranmayıp müvekkili aleyhine hareket ederek, aradaki güvenin sarsılarak azli için gereken şartların oluştuğunu ileri sürerek davalının Tasfiye Halinde Hitit..A.Ş.’nin tasfiye memurluğundan azliyle mahkemece yeni tasfiye memuru atanmasını talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili; göz lazer cihazlarına dair iddiaların yerinde olmadığını, müvekkili tasfiye memuru ve mali müşavirin göreve başladığında bu cihazları görmediklerini, anılan cihazların ülkemize hiç getirilmediğini, bu nedenle hangi cihazın kullanma izninin olmadığının bilinemeyeceğini, faturaların düzenlendiği tarihte müvekkilinin tasfiye memuru sıfatına haiz olmadığını, faturaların düzenlendikten yaklaşık bir yıl sonra cihazları kullanan kiracı tarafından cihazların seri numaralarının istenmesi üzerine ortaya çıktığını, tasfiye memurunun fatura üzerinde mali müşavir ... tarafından yapılan düzeltmeye onay vermesi tasfiye işlemlerinden olmayıp ancak tüm ortakların buna onay vermesi halinde yapılabileceğini, ayrıca davacı şirkette 22.07.2014 ile 03.06.2016 tarihleri arasında yetkili müdürün ...

olduğunu, uyuşmazlık konusu cihazları teslim alan ve Almanya'da bulunan Lasikland firmasına kiraya veren ve gelir elde eden kişi olduğunu, davacı şirkete 80.000 Euro bedel ile fatura edilen 2 adet lazer cihazın 10.000 Euro'sunun ödendiğini, bakiye 70.000 Euro borcu bulunduğunu, yine diğer ortak Arena .. A.Ş.'nin de 70.000 Euro borcu bulunduğunu, borçların ödenmesi için ihtarnameler gönderildiğini, tarafların borçlarını ödemediklerinden dolayı tasfiyenin sonlandırılamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalının tasfiye memurluğundan haklı sebeple azli talebine dayanak yapılan ve düzeltilmesi gerektiği bildirilen her iki faturanın da 04.04.2016 tarihli olduğu, davalının ise 2 ay sonra 03.06.2016 tarihinde tasfiye memurluğuna seçildiği, davalıdan yapması beklenen düzeltmenin de TTK 542/1-b maddesi kapsamında kalmadığı gibi, anılan, itham edildiği düzeltmeyi yapmasının da, bu nedenle azli hususunda haklı sebep teşkil etmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davacı vekilinin istinaf başvurusunun, tasfiyeden önceki döneme ilişkin faturadaki düzeltmenin onaylanması talebinin tasfiyenin gerektirmediği yeni bir işlem olması nedeniyle tasfiye memurunun TTK 542/b maddesi uyarınca yapabileceği işlemlerden olmadığı, ancak faturanın düzenlendiği tarihte davalının tasfiye memuru sıfatına haiz değil ise de öncesinde şirketin yöneticisi olup talebe konu faturaların davalının şirketi yönettiği dönemde düzenlendiği, davacının, davalıdan şirketin yöneticisi olarak düzeltmeye onay vermesini talep ettiği, buna göre tasfiye memurunun kendi müdürlük yaptığı dönemde yaptığı işlem nedeniyle davacı ile kendi arasında ve dava dışı ortak lehine ortaklar arasında mal paylaşımı konusunu da ihtilaf oluşumuna sebep olduğu ve ihtilafın çözümü noktasında herhangi bir işlem yapmadığı, bu durumun davalı tasfiye memurunun tasfiye işlemlerinde tarafsız davranmayacağı yönünde davacı açısından objektif ve makul şüpheye yol açacak güven sarsıcı davranış niteliğinde olup, tasfiye memurunun azli konusunda haklı sebep oluşturduğu gerekçesiyle kabulüne, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak Tasfiye Halinde Hitit Özel Sağlık Hizmetleri Med.

İnş. San. ve Tic. A.Ş.'nin tasfiye memuru olan davalının tasfiye memurluğundan azline, karar kesinleştiğinde yeni tasfiye memurunun tayinine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 22.02.2021 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞIOY

Dava, davacının ortağı olduğu anonim şirketin tasfiye memurunun görevden alınması istemine ilişkin olup yasal dayanağı TTK’nın 537/2. maddesidir. Anılan hükme göre, şirketin pay sahiplerince tasfiye memurunun görevden alınmalarının istenmesi halinde, istemin dayandığı nedenlerin “haklı” olması gerekir.

Dava dilekçesinde, davalının görevden alınması için gösterilen neden, şirketin tasfiye işlemlerinin başlamasından önce davacıya satılan iki adet laser cihazından birinin seri numarasının bu işlem için düzenlenen faturada yanlış yazılması ve düzeltilmesi isteminin tasfiye memuru tarafından reddedilmesi olgusu olarak gösterilmiştir.

Öncelikle belirtmek gerekir ki, davalı tasfiye memuruna, kendisinin göreve başladığı tarihten önce düzenlenen ve hatalı olduğu ileri sürülen faturadan ötürü herhangi bir sorumluluk yüklenmesi ve giderek bunun görevden alınması için haklı bir neden teşkil etmesi söz konusu değildir.

Bu durumda, işbu davada mezkur faturanın hatalı düzenlendiğinin kanıtlanması halinde, tasfiye memurunun hatalı faturayı iptal yahut düzeltmesi gibi bir görevi olup olmadığı, böyle bir yükümlülüğünün bulunması halinde ise hatayı düzeltmekten kaçınmasının haklı nedenlere dayanıp dayanmadığının saptanması gerekir.

Dosya kapsamından anlaşıldığı üzere, davacı yan, faturada varlığını ileri sürdüğü mezkur yanlışlığın varlığını ileri sürerek yeddinde bulunan cihazla ilgili olarak şirketin diğer ortağı aleyhine mülkiyetin tespiti davası açmıştır. Mezkur davanın sonucu itibariyle faturanın hatalı düzenlenip düzenlenmediğinin saptanmasına da elverişli bir sonuç içerdiği kuşkusuzdur. Anılan davada, ilk derece mahkemesince istemin reddedildiği dosyaya ibraz edilen karar suretinden anlaşılmaktadır. Bu durumda, davalı tasfiye memurunun, dava tarihi itibariyle, mezkur faturayı düzeltmekten kaçınmasının haksız olduğu ileri sürülemez. u halde, mahkemece gerekli görüldüğü takdirde, mülkiyetin tespitine ilişkin dava sonucunun bekletici sorun yapılması, davanın davacı lehine sonuçlanması halinde diğer hususlar bakımından da bir inceleme-değerlendirme yapılmak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olarak davalı tasfiye memurunun görevden alınmasına karar verilmiş olması doğru olmayıp kararın bozulması gerekirken Daire çoğunluğunun düşüncesi doğrultusunda verilen onama kararına katılamıyoruz.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/662974800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/1523 E. 2019/1633 K.

Tasfiye memurunun tarafsızlığını zedeleyen davranış azil için haklı sebeptir

Gerekçe özeti

Tasfiye memurunun görevine başlamadan önceki dönemde, henüz şirket yöneticisi sıfatıyla taraf olduğu bir işlem nedeniyle ortaklar arasında çıkan ve kendisinin de tarafı olduğu bir ihtilafı çözümsüz bırakması, tasfiye işlemlerinde tarafsız davranmayacağı yönünde objektif ve makul şüpheye yol açan güven sarsıcı davranış niteliğindedir ve TTK 537/2 uyarınca azil için haklı sebep oluşturur; bu değerlendirme, tasfiye memurunun TTK 542/b uyarınca tasfiyenin gerektirmediği yeni bir işlem yapma yetkisinin bulunmamasından ayrı bir zemine dayanır.

Emsal değeri

Tasfiye memurunun, göreve başlamadan önceki dönemde (örn. şirket yöneticisi sıfatıyla) taraf olduğu bir işlemden kaynaklanan ve kendisinin de menfaat sahibi olduğu bir ihtilafı tasfiye memuru sıfatıyla çözümsüz bırakmasının, tarafsızlığa ilişkin objektif ve makul şüphe yaratarak azil için haklı sebep oluşturacağına ilişkin değerlendirme yönünden emsal niteliktedir.

Kavramlar: tasfiye memuru haklı sebeple azil TTK 537/2 TTK 542/b tasfiyenin gerektirmediği yeni işlem güven sarsıcı davranış objektif ve makul şüphe ihtiyati tedbir

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/1523

KARAR NO 2019/1633

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 15/05/2019

NUMARASI 2017/270 Esas 2019/411 Karar

DAVA

Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 26/12/2019

Davanın reddine ilişkin verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının, davacı şirketin %50 ortağı olduğu dava dışı .... A.Ş.'nin genel kurulunda tasfiye memuru olarak seçildiğini, dava dışı şirketin envanterinde bulunan 4 adet göz lazer cihazının 2 adetinin davacı şirkete diğer 2 adetinin ise diğer ortak ... A. Ş.'ne ait devir edilmesi hususunda fikir birliğine varıldığı, bu dört adet cihazdan ikisinin Almanya'da kullanım izni olduğu ve kullanım izni olan cihazların birer adedinin her bir ortağa fatura edilmesi gerektiği halde tasfiye memuru tarafından 04.04.2016 tarih ve 027097 sıra no.lu fatura ile fatura edilen 2 adet cihazların Almanya'da kullanım izni olmayan cihazlardan seçildiğini, bunun fark edilmesi üzerine şirketin mali müşaviri ...

tarafından fatura üzerindeki "Star S4 IR Ekscimer lasersystem" cihazına ait olmak üzere ... seri numarası üzeri kalemle çizilerek yerine 9089 seri numarası yazmak suretiyle düzeltildiğini, ancak kaşe ve imza edilmediğini, daha sonra ise fatura aslının üzerine bu ibarenin yazılı olmadığı tespit edilmesi üzerine ... tarafından fatura üzerine "numara tarafımızdan kayıtlara uygun olarak düzeltilmiştir" şeklinde bir ibare yazarak imzaladığını, ancak davacı şirket temsilcisi ... bu ibarenin üzerine tasfiye memurunun kaşe vurması gerektiği belirttiğini, ancak tasfiye memurunun bu güne kadar bunu yapmadığını, diğer taraftan cihazın hard disklerinin sökülerek götürüldüğünü, tasfiye memurunun yanlı davrandığından tasfiye memuruna olan güven duygusunun ortadan kalktığı beyan edilerek, davanın kabulüne, tasfiye memurunun görevden azline ve yeni tasfiye memurunun atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının, dava dışı .... San. ve Tic. A.Ş.'nin 04.11.2013 tarihinde kurulduğunu ve şirketin 03.06.2016 tarihinde yapılan genel kurulda tasfiye memuru olarak oy birliği ile seçildiğini,davacının tasfiye işlemi devam eden şirketin kayıtlarında bulunan 4 adet lazer cihazlarından Almanya'da kullanma izni olmayanlardan seçilerek taraflarına fatura edildiğinin kabulünün mümkün olmadığını, zira davalı tasfiye memuru ve mali müşavirin göreve başladığında bu cihazları görmediklerini, daha doğrusu bu cihazların Türkiye'ye hiç getirilmediğini, bu nedenle hangi cihazın kullanma izninin olmadığının bilinemeyeceğini, faturaların düzenlendiği tarihte davalının tasfiye memuru sıfatına haiz olmadığını, faturaların düzenlendikten yaklaşık bir yıl sonra cihazları kullanan kiracı tarafından cihazların seri numaralarının istenmesi üzerine ortaya çıktığını, tasfiye memurunun fatura üzerinde mali müşavir ...

tarafından yapılan düzeltmeye onay vermesi tasfiye işlemlerinden olmayıp ancak tüm ortakların buna onay vermesi halinde yapılabileceğini, ayrıca davacı şirkette 22.07.2014 ile 03.06.2016 tarihleri arasında yetkili müdürün ... olduğunu, uyuşmazlık konusu cihazları teslim alan ve Almanya'da bulunan ... firmasına kiraya veren ve gelir elde eden kişi olduğunu, davacı şirkete 80.000 -euro bedel ile fatura edilen 2 adet lazer cihazın 10.000-euro'sunun ödendiğini, bakiye 70.000-euro borcu bulunduğunu, yine diğer ortak ... A.Ş.'nin de 70.000-euro borcu bulunduğunu, borçların ödenmesi için Kadıköy.... Noterliği'nin 25.05.2017 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile ... A.Ş.'ye ve Kadıköy ... Noterliği'nin 25.05.2017 tarih ve ...

yevmiye nolu ihtarnamesi ... A.Ş.'ne ihtarname gönderildiğini, tarafların borçlarını ödemediklerinden dolayı tasfiyenin sonlandırılamadığını; beyan ederek, tedbir kararından rücu edilmesine, husumet yönünden reddine karar verilmesi talep edilmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davalının tasfiye memurluğundan haklı sebeple azli talebine dayanak yapılan ve düzeltilmesi gerektiği bildirilen her iki faturanın da 04/04/2016 tarihli olduğu, davalının ise 2 ay sonra 03/06/2016 tarihinde tasfiye memurluğuna seçildiği; davalıdan yapması beklenen düzeltmenin de TTK 542/1-b maddesi kapsamında kalmadığı gibi, anılan, itham edildiği düzeltmeyi yapmasının da, bu nedenle azli hususunda haklı sebep teşkil etmeyeceği gerekçesiyle sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir .

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili davalının 04/04/2016 tarihinde faturaları tasfiye memuru sıfatıyla değil, .... Firmasının yetkilisi sıfatıyla kestiğini, 03/06/2016 tarihinde tasfiye memurluğu görevine getirildiğini, fatura üzerinde, usulüne uygun ve tasfiye memuru davalının da bilgisi dahilinde yapılan düzeltmeyi tasfiye memuru olarak onaylamaktan ısrarla kaçındığını, bu düzeltmeyi onaylamanın tasfiye memurunun görevi olduğunu, Tasfiye Halindeki ... firmasının malvarlığı değerleri arasında 4 adet Lazer Cihazı yer aldığını, bu cihazlardan ikisinin Almanya’da kullanım izni olan değerli cihazlar diğer ikisinin Almanya’da kullanım izni olmayan dolayısıyla değeri çok düşük olan cihazlar olduğunu, faturanın davalı tarafından kesildiğini, müvekkilinin faturalandırmadan uzun süre haberinin olmadığını, davalının ...

Firması ortaklarından ... Firmasının yanlısı olarak faturaları düzenlediğini, fatura aslı incelendiğinde ... Firma yetkilisi ... tarafından, fatura fotokopisi üzerindeki ... seri nosunun üzeri çizilerek ... nosu yazılmak suretiyle yapıldığı söylenen göstermelik düzeltmenin, fatura aslında yapılmadığını, üzerinde çizik ve düzeltme yapılmış olan fatura fotokopisi ile orijinal faturanın birbirini tutmadığının görüldüğünü, faturadaki düzeltmeyi onaylamaktan kaçınıldığını, bu nedenlerle istinaf incelemesi sonuçlanıncaya kadar, tasfiyenin durdurulması yolunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava;TTK 537/2maddesi uyarınca dava dışı .... San. ve Tic. A.Ş tasfiye memuru olan davalının, tasfiye memurluğundan azli ve tasfiye memuru atanması istemine ilişkindir.Mahkeme davanın reddine karar vermiş,bu karara karşı davacı vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur.6102 Sayılı TTK 537/2 maddesi; "Pay sahiplerinden birinin istemiyle ve haklı sebeplerin varlığında, mahkeme de tasfiyeye memur kişileri görevden alabilir ve yerlerine yenilerini atayabilir. Aynı yasanın TTK 542/b maddesi "Tasfiye memurları;Tasfiyenin gerektirmediği yeni bir işlem yapamazlar." şeklinde düzenlenmiştir.Somut olayda uyuşmazlık:Genel kurul kararı ile atanan tasfiye memurun TTK 537/2 maddesi kapsamında azlini gerektir haklı neden bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

Davacı ortağı olduğu tasfiye halindeki şirketin sahip olduğu 4 adet cihazdan CE belgesi olan 2 adet cihazın 1 er tane ortaklar arasında paylaştırılmasına karar verildiği halde her ikisinin de dava dışı ortak şirket adına fatura edildiğini 04.04.2016 tarih ve ... seri no.lu fatura ile ... San. ve Tic. A Ş.'ne 40.000-euro bedel ile "Serial No ..." açıklamalı faturada mali müşavirin el yazsı ile cihaz seri numarasının CE belgeli ... olarak düzeltilmesine rağmen bu düzeltmenin davalı tasfiye memuru tarafından onaylanmaması nedeniyle aradaki güven duygusunun ortadan kalktığını ileri sürerek davalının azli talep edilmektedir. Davalı 03.06.2016 tarihinde şirkete tasfiye memuru olarak atanmış,talebe konu faturalar ise 04.04.2016 tarihinde düzenlenmiştir.

Tasfiyeden önceki döneme ilişkin faturadaki düzeltmenin onaylanması talebi tasfiyenin gerektirmediği yeni bir işlem olması nedeniyle tasfiye memurunun TTK 542/b maddesi uyarınca yapabileceği işlemlerden değildir.Ancak faturanın düzenlendiği tarihte davalı tasfiye memuru sıfatına haiz değil ise de öncesinde şirketin yöneticisi olup talebe konu faturalar davalının şirketi yönettiği dönemde düzenlenmiştir.Esasında davacı davalıdan şirketin yöneticisi olarak düzeltmeye onay vermesini talep etmektedir. Buna göre Tasfiye memurunun kendi müdürlük yaptığı dönemde yaptığı işlem nedeniyle davacı ile kendi arasında ve dava dışı ortak lehine ortaklar arasında mal paylaşımı konusunu da ihtilaf oluşumuna sebep olmuş ve ihtilafın çözümü noktasında herhangi bir işlem yapmamıştır.

Bu durum davalı tasfiye memurunun tasfiye işlemlerinde tarafsız davranmayacağı yönünde davacı açısından objektif ve makul şüpheye yol açacak güven sarsıcı davranış niteliğinde olup, tasfiye memurunun azli konusunda haklı sebep oluşturduğunun kabulü gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle mahkemece tasfiye memurunun azline karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ve yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi ve 12.05.2017 tarihli tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesi doğru bulunmamıştır.Bununla birlikte dosyada yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK 353(1)b-2 uyarınca hükmün kaldırılmasına, davanın kabulu ile davalı tasfiye memurunun azline, karar kesinleşinceye kadar tedbiren şirket tasfiyesinin durdurulmasına ve tasfiye memurunun tasfiyeye ilişkin yetkilerinin sınırlandırılmasına karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; İstanbul Anadolu 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/05/2019 Tarih 2017/270 Esas 2019/411 Karar sayılı davanın reddine ilişkin hükmün HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil nosunda kayıtlı Tasfiye Halinde .... San. ve Tic. A.Ş.'nin tasfiye memuru ...'ın tasfiye memurluğu görevinden azline, Davalı tasfiye memurunun tasfiyeye ilişkin yetkilerinin HMK 389(1) vd maddeleri uyarınca ihtiyati tedbiren kısıtlanmasına, Karar kesinleşinceye kadar tedbiren şirketin tasfiyesinin durdurulmasına , takdiren teminat alınmasına yer olmadığına .Karar kesinleştiğinde, göreve başlamak üzere yıllık 8.000-TL ücret ile mali müşavir ...

seçilmesine ,tasfiye memurunun ücretinin ileride şirket bünyesinden karşılanmak üzere davacı şirket tarafından karşılanmasına ,tasfiye masrafları ve ücret için avans olarak ilk derece mahkemesi veznesine davacı tarafından 10.000-TL nin yatırılmasına.Karar kesinleştiğinde ticaret sicilinde tescil ve ilanına ,İlk Derece Yargılamasına ilişkin olarak ;"Alınması gereken 44,40- TL harçtan davacı tarafından peşin yatırılan 31,40- TL harcın mahsubu ile bakiye 13- TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,Davacı tarafından ödenen 87,40-TL harcın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Davacı tarafından yapılan , 3.300,-TL bilirkişi ücreti, 360,40-TL teb.-müz. masrafı olmak üzere 3.660,40-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Davalı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, Davacı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 2.725- TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine"İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 44,40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, hükümden sonra davacı yan gider avansından karşılanan 18,-TL posta masrafının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 26/12/2019

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.