Tasfiye memurunun müdürlük dönemindeki işlemi nedeniyle güven sarsıcı davranıştan azli
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/1258 E. 2021/1543 K. · · İlk derece: 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
Tasfiyeden önceki döneme ilişkin bir faturanın düzeltilerek onaylanması, tasfiyenin gerektirmediği yeni bir işlem olup tasfiye memurunun görev kapsamında değildir. Bununla birlikte, tasfiye memuru henüz şirket yöneticisi iken yaptığı işlem nedeniyle kendisi ile ortak arasında ve ortaklar arasında mal paylaşımına ilişkin bir çıkar çatışması doğurmuş ve bu ihtilafın çözümü için hiçbir adım atmamışsa, bu durum onun tasfiyede tarafsız davranmayacağı yönünde objektif ve makul şüphe uyandıran güven sarsıcı bir davranıştır ve tasfiye memurunun azli için haklı sebep oluşturur.
Ele alınan sorunlar
Tasfiye öncesi faturanın onaylanması talebinin tasfiye memurunun yetkisinde olup olmadığı → tartışılmadı
İddia: Davalı, faturanın düzenlendiği tarihte tasfiye memuru sıfatını taşımadığını, düzeltmenin onaylanmasının tasfiye işlemlerinden olmadığını ve ancak tüm ortakların onayı ile yapılabileceğini savunmuştur.
Gerekçe: Tasfiyeden önceki döneme ilişkin faturadaki düzeltmenin onaylanması, tasfiyenin gerektirmediği yeni bir işlem niteliğinde olup tasfiye memurunun ilgili hüküm uyarınca yapabileceği işlemlerden değildir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Tasfiye memurunun kendi müdürlük döneminde yaptığı işlem nedeniyle doğan çıkar çatışmasının haklı azil sebebi oluşturup oluşturmadığı → kabul
İddia: Davacı, davalı tasfiye memurunun tarafsız davranmayıp aleyhine hareket ettiğini, aradaki güvenin sarsıldığını ve azil için gereken haklı sebeplerin oluştuğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Talebe konu faturalar, davalının henüz tasfiye memuru olmadan önce şirketin yöneticisi olduğu dönemde düzenlenmiştir. Tasfiye memuru, kendi müdürlük yaptığı dönemde yaptığı işlem nedeniyle davacı ile kendisi arasında ve dava dışı ortak lehine ortaklar arasında mal paylaşımı konusunda ihtilaf oluşumuna sebep olmuş, ihtilafın çözümü noktasında da herhangi bir işlem yapmamıştır. Bu durum, tasfiye memurunun tasfiye işlemlerinde tarafsız davranmayacağı yönünde davacı açısından objektif ve makul şüpheye yol açan güven sarsıcı davranış niteliğinde olup, tasfiye memurunun azli için haklı sebep oluşturur. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Yargıtay kendi esas muhakemesini kurmadan (usul ve yasaya uygunluk tespitiyle) onama yapmıştır; emsal değeri, benimsenen Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesindeki 'tasfiye memurunun kendi müdürlük dönemindeki işlemden doğan çıkar çatışmasının, tarafsızlık konusunda objektif ve makul şüphe uyandıran güven sarsıcı davranış olarak azle haklı sebep oluşturduğu' holding'i üzerinden doğar. Karar oyçokluğuyla verilmiş olup karşı oy, mülkiyetin tespiti davasının bekletici sorun yapılması gerektiği görüşündedir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tasfiye memurunun azli↗ haklı sebep↗ güven sarsıcı davranış↗ tarafsızlık↗ objektif ve makul şüphe↗ çıkar çatışması↗ tasfiye memurunun yetkisi↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8342 E. 2018/1676 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tasfiye memurunun sorumluluğu · dolaylı zarar · ticari defter ve kayıtlar · tasfiye memuru · ticari defter · ek tasfiye · terkin · maddi tazminat
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; «tasfiye» memurunun şirket varlıklarını ortaklara borç verilmiş gibi fiktif kayıtlarla «ticari defterlere kayıt» ettiği, bu durumun tasfiye memurunun azli için haklı bir neden olacağı, ancak dava açıldığı tarihte tasfiyenin henüz sonuçlandırılıp kapatılmadığı, davacının zararının ancak tasfiye bittikten sonra değerlendirilecek olması nedeniyle dava tarihi itibariyle tazminat talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile «tasfiye memuru» olan davalı ...'in bu görevden azline, tasfiye memuru olarak Reşat Göztepe'nin resen tayinine, «maddi tazminat» talebinin reddine karar verilmiştir.
… ndeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, ortağın, «tasfiye memurunun sorumluluğuna» ilişkin davada «dolaylı zararın» şirkete verilmesini isteyebileceğinden, davacı ortağın dolaylı zarar iddiasında bulunmasına rağmen bu zararın kendisine verilmesini talep ettiğinden, mahkemece bu …
Ancak, yargılama sırasında «tasfiye» işlemlerinin tamamlanıp dava dışı şirket «terkin» edildiğine göre tasfiye memurunun azli talebi konusuz kaldığından, bu nedenle tasfiye memurunun azline ilişkin karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi gerekirken terkin edilen şirkete yeniden tasfiye memurunun atanması doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/8206 E. 2015/9281 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tasfiye memurunun sorumluluğu · yasal hasım · yargılama gideri · ek tasfiye
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere, davalı Ticaret Sicil Memurluğunun şirket ihyasına ilişkin işbu davada «yasal hasım» konumunda bulunması nedeniyle, «yargılama gideri» ve vekalet ücretinden diğer davalı «tasfiye memurunun sorumlu» olacağının anlaşılacak olmasına göre, davalı Ticaret Sicil Memurluğu vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar davacı ve davalı «tasfiye» memurunun temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/1258 E. , 2021/1543 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 15.05.2019 tarih ve 2017/270 E. - 2019/411 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 26.12.2019 tarih ve 2019/1523 E. - 2019/1633 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin %50 ortağı olduğu dava dışı Tasfiye Halinde Hitit...A.Ş.’nin tasfiye memurunun davalı olduğunu, tasfiye halindeki şirkete ait 4 adet göz lazer cihazından ikisinin müvekkiline, diğer ikisinin ise dava dışı diğer ortak şirkete verilmesi hususunda anlaşıldığını, anılan cihazlardan Almanya’da kullanım izni bulunan 2 cihazın her iki ortağa da eşit olarak paylaştırılması hususunda anlaşılmasına ve bu durumun davalı tarafça bilinmesine rağmen 04.04.2016 tarihli faturayla müvekkiline fatura edilen cihazların Almanya’da kullanım izni olmayanlarından seçildiğini, bu durumun tesadüfen öğrenildiğini, bu hususta tasfiye halindeki şirketin mali müşaviriyle yapılan görüşme sonrasında 04.04.2016 tarihli faturada cihaza ait seri numarasında kaşe ve imzasız şekilde elle düzeltme yapıp kiracı tasfiye halindeki şirkete gönderdiğini, müvekkilince yapılan araştırma sonucu belirtilen faturanın tasfiye halindeki şirket mizanına kaydedilmediğinin ve fatura aslında da herhangi bir düzeltmenin de yapılmadığının öğrenildiğini, bunun üzerinde tasfiye halindeki şirketin mali müşaviri tarafından fatura aslına “numara tarafımızdan kayıtlara uygun olarak düzeltilmiştir” ibaresi yazılarak imzalandığını, ayrıca müvekkilinin yetkilisine 27.02.2017 tarihli yazı verildiğini, ayrıca düzeltemeye davalının kaşe vurması gerektiğinin belirtildiğini ancak davalının söz konusu onay işlemini yapmaktan imtina ettiğini, anılan olaylar sırasında müvekkiline ait cihazların hard diskleriyle önemli parçalarının sökülerek alındığını, bu olaylar nedeniyle davalıyla beraber ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, davalının bu hareketleriyle tarafsız davranmayıp müvekkili aleyhine hareket ederek, aradaki güvenin sarsılarak azli için gereken şartların oluştuğunu ileri sürerek davalının Tasfiye Halinde Hitit..A.Ş.’nin tasfiye memurluğundan azliyle mahkemece yeni tasfiye memuru atanmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; göz lazer cihazlarına dair iddiaların yerinde olmadığını, müvekkili tasfiye memuru ve mali müşavirin göreve başladığında bu cihazları görmediklerini, anılan cihazların ülkemize hiç getirilmediğini, bu nedenle hangi cihazın kullanma izninin olmadığının bilinemeyeceğini, faturaların düzenlendiği tarihte müvekkilinin tasfiye memuru sıfatına haiz olmadığını, faturaların düzenlendikten yaklaşık bir yıl sonra cihazları kullanan kiracı tarafından cihazların seri numaralarının istenmesi üzerine ortaya çıktığını, tasfiye memurunun fatura üzerinde mali müşavir ... tarafından yapılan düzeltmeye onay vermesi tasfiye işlemlerinden olmayıp ancak tüm ortakların buna onay vermesi halinde yapılabileceğini, ayrıca davacı şirkette 22.07.2014 ile 03.06.2016 tarihleri arasında yetkili müdürün ...
olduğunu, uyuşmazlık konusu cihazları teslim alan ve Almanya'da bulunan Lasikland firmasına kiraya veren ve gelir elde eden kişi olduğunu, davacı şirkete 80.000 Euro bedel ile fatura edilen 2 adet lazer cihazın 10.000 Euro'sunun ödendiğini, bakiye 70.000 Euro borcu bulunduğunu, yine diğer ortak Arena .. A.Ş.'nin de 70.000 Euro borcu bulunduğunu, borçların ödenmesi için ihtarnameler gönderildiğini, tarafların borçlarını ödemediklerinden dolayı tasfiyenin sonlandırılamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalının tasfiye memurluğundan haklı sebeple azli talebine dayanak yapılan ve düzeltilmesi gerektiği bildirilen her iki faturanın da 04.04.2016 tarihli olduğu, davalının ise 2 ay sonra 03.06.2016 tarihinde tasfiye memurluğuna seçildiği, davalıdan yapması beklenen düzeltmenin de TTK 542/1-b maddesi kapsamında kalmadığı gibi, anılan, itham edildiği düzeltmeyi yapmasının da, bu nedenle azli hususunda haklı sebep teşkil etmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davacı vekilinin istinaf başvurusunun, tasfiyeden önceki döneme ilişkin faturadaki düzeltmenin onaylanması talebinin tasfiyenin gerektirmediği yeni bir işlem olması nedeniyle tasfiye memurunun TTK 542/b maddesi uyarınca yapabileceği işlemlerden olmadığı, ancak faturanın düzenlendiği tarihte davalının tasfiye memuru sıfatına haiz değil ise de öncesinde şirketin yöneticisi olup talebe konu faturaların davalının şirketi yönettiği dönemde düzenlendiği, davacının, davalıdan şirketin yöneticisi olarak düzeltmeye onay vermesini talep ettiği, buna göre tasfiye memurunun kendi müdürlük yaptığı dönemde yaptığı işlem nedeniyle davacı ile kendi arasında ve dava dışı ortak lehine ortaklar arasında mal paylaşımı konusunu da ihtilaf oluşumuna sebep olduğu ve ihtilafın çözümü noktasında herhangi bir işlem yapmadığı, bu durumun davalı tasfiye memurunun tasfiye işlemlerinde tarafsız davranmayacağı yönünde davacı açısından objektif ve makul şüpheye yol açacak güven sarsıcı davranış niteliğinde olup, tasfiye memurunun azli konusunda haklı sebep oluşturduğu gerekçesiyle kabulüne, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak Tasfiye Halinde Hitit Özel Sağlık Hizmetleri Med.
İnş. San. ve Tic. A.Ş.'nin tasfiye memuru olan davalının tasfiye memurluğundan azline, karar kesinleştiğinde yeni tasfiye memurunun tayinine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 22.02.2021 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞIOY
Dava, davacının ortağı olduğu anonim şirketin tasfiye memurunun görevden alınması istemine ilişkin olup yasal dayanağı TTK’nın 537/2. maddesidir. Anılan hükme göre, şirketin pay sahiplerince tasfiye memurunun görevden alınmalarının istenmesi halinde, istemin dayandığı nedenlerin “haklı” olması gerekir.
Dava dilekçesinde, davalının görevden alınması için gösterilen neden, şirketin tasfiye işlemlerinin başlamasından önce davacıya satılan iki adet laser cihazından birinin seri numarasının bu işlem için düzenlenen faturada yanlış yazılması ve düzeltilmesi isteminin tasfiye memuru tarafından reddedilmesi olgusu olarak gösterilmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, davalı tasfiye memuruna, kendisinin göreve başladığı tarihten önce düzenlenen ve hatalı olduğu ileri sürülen faturadan ötürü herhangi bir sorumluluk yüklenmesi ve giderek bunun görevden alınması için haklı bir neden teşkil etmesi söz konusu değildir.
Bu durumda, işbu davada mezkur faturanın hatalı düzenlendiğinin kanıtlanması halinde, tasfiye memurunun hatalı faturayı iptal yahut düzeltmesi gibi bir görevi olup olmadığı, böyle bir yükümlülüğünün bulunması halinde ise hatayı düzeltmekten kaçınmasının haklı nedenlere dayanıp dayanmadığının saptanması gerekir.
Dosya kapsamından anlaşıldığı üzere, davacı yan, faturada varlığını ileri sürdüğü mezkur yanlışlığın varlığını ileri sürerek yeddinde bulunan cihazla ilgili olarak şirketin diğer ortağı aleyhine mülkiyetin tespiti davası açmıştır. Mezkur davanın sonucu itibariyle faturanın hatalı düzenlenip düzenlenmediğinin saptanmasına da elverişli bir sonuç içerdiği kuşkusuzdur. Anılan davada, ilk derece mahkemesince istemin reddedildiği dosyaya ibraz edilen karar suretinden anlaşılmaktadır. Bu durumda, davalı tasfiye memurunun, dava tarihi itibariyle, mezkur faturayı düzeltmekten kaçınmasının haksız olduğu ileri sürülemez. u halde, mahkemece gerekli görüldüğü takdirde, mülkiyetin tespitine ilişkin dava sonucunun bekletici sorun yapılması, davanın davacı lehine sonuçlanması halinde diğer hususlar bakımından da bir inceleme-değerlendirme yapılmak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olarak davalı tasfiye memurunun görevden alınmasına karar verilmiş olması doğru olmayıp kararın bozulması gerekirken Daire çoğunluğunun düşüncesi doğrultusunda verilen onama kararına katılamıyoruz.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/662974800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz