Haksız Rekabet
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/1789 E. 2021/1340 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
münhasırlık↗ kötüniyet↗ hmk 353(1)b-2↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; dava konusu başvuru markasının 556 sayılı KHK’nın 5. maddesi anlamında “marka” olabilecek işaretlerden olduğu, dava konusu başvuruda KHK’nın 7/1-c ve 7/1-f maddeleri anlamında tescil engelinin bulunmadığı, YİDK kararının bu yönü ile yerinde olduğu, hükümsüzlük şartlarının mevcut olmadığı, davalı markasının 556 sayılı KHK’nın 8/4 bendi anlamında tanınmış marka olduğunun ispatlanamadığı ve marka başvurusunun kötüniyetli olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi'nce; davalı şirketin “torku milli yoğurt” ibareli marka başvurusunun 556 sayılı KHK’nın 5. maddesi anlamında “marka” olabilecek işaretlerden olduğu, 556 sayılı KHK’nın 7/1-c ve 7/1-f maddeleri anlamında tescil engelinin bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalının marka tescil başvurusuna davacının 556 sayılı KHK.’nın 7/1-c, 7/1-f ve 35. maddeleri kapsamında yaptığı itirazın reddine dair TPMK YİDK kararının iptali ile tescili halinde markanın hükümsüzlüğü istemlerine ilişkin olup, Mahkemece davalının 2016/05669 sayılı “TORKU MİLLİ YOĞURT” ibareli başvuru markasının 556 sayılı KHK’nın 5. maddesi kapsamında marka olabilecek işaretlerden olduğu ve 7/1-c ve 7/1-f maddeleri kapsamında tescil engelinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, bölge adliye mahkemesince de aynı gerekçelerle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Olaya uygulanacak mülga 556 sayılı KHK m. 7/1-c hükmü ile “ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin yapıldığı zamanı gösteren veya malların ve hizmetlerin diğer karakteristik özelliklerini belirten işaret ve adlandırmaları münhasıran veya esas unsur olarak içeren markalar.” m. 7/1- f hükmü ile de, yer alan, “mal veya hizmetin niteliği, kalitesi veya üretim yeri, coğrafi kaynağı gibi konularda halkı yanıltacak markalar,” mutlak tescil engelleri arasında kabul edilmiştir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 5. maddesinin (c) ve (f) fıkralarında da aynı düzenlemeye yer verilmiştir. Somut olayda davalının başvuru markasının asıl unsuru “TORKU” ibaresi olmakla birlikte, bu ibareye eklenen “milli yoğurt” ibaresinin başvuru kapsamında bulunan ürünlerin Türkiye’de üretilen milli ve yerli üretim olduğu hususu ile bu ürünlerin sadece davalı tarafından üretildiği yönünde halkı yanıltıcı nitelik taşıdığı görülmektedir. Yanıltıcı işaretlerin ise hem KHK m. 7/1-c ve 7/1-f hükümleri hem de SMK 5/c-f hükümleri uyarınca esas veya tali unsur ayrımı yapılmaksızın marka olarak tescili mümkün olamayacağı gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3296 E. 2019/4857 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:özel yetki · infazda tereddüt · vekalet ücreti takdiri · davadan feragat · infaz · feragat · yargılama gideri · yetki
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacı vekilinin 30/01/2018 tarihli dilekçesi ile «davadan feragat» ettiklerini beyan ettiği, davacı vekilinin vekaletnamesinde feragate ilişkin «özel yetki» bulunduğu, feragatin davaya «son» veren ve «kesin» hüküm gibi sonuç doğuran tek taraflı taraf işlemi olduğu gerekçesiyle davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
2-Ancak, mahkemece davanın «feragat» nedeniyle reddine karar verilmiş olup, her iki davalı bakımından da aynı nedene dayalı olarak red kararı verildiğinden, davalılar lehine AAÜT 3/2 maddesi gereğince tek bir «vekalet ücreti takdir» edilmesi gerekirken, «infazda tereddüt» de yaratacak şekilde “davalı” lehine vekalet ücreti yazılmak suretiyle hüküm kurulması doğru olmamıştır.
3-Ayrıca, 6100 sayılı HMK 326/1 maddesinde, «yargılama giderlerinin» aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği düzenlendiğinden, lehine hüküm kurulan davalı Milli Savunma Bakanlığı’nın yargılamada yaptığı giderlere …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5461 E. 2023/399 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:bekletici mesele · müktesep hak
Benzer bu kararda… rıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinin koşullarının redde konu emtia açısından bulunduğu, «müktesep hak» iddiasının davacı tarafından sunulan klasör içeriğindeki delillerle ispatlandığı ancak bu iddiaya temel teşkil eden söz konusu delillerin TÜRKPATENT'teki inceleme …
… hususunda gerekçeli bir açıklamanın, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yer almadığını; ayrıca redde mesnet alınan marka hakkında açtıkları hükümsüzlük davasının «bekletici mesele» yapılması yönündeki taleplerinin de değerlendirilmediğini, müvekkilinin "TORK" markasıyla "kablo bağları" emtiası üzerinde kazanılmış hakkının bulunduğunu, gerçek …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/1789 E. , 2021/1340 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 28.06.2018 tarih ve 2017/166 E- 2018/225 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 05.03.2020 tarih ve 2018/2089 E- 2020/325 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalı şirketin 2016/05669 sayılı “TORKU MİLLİ YOĞURT” ibareli marka başvurusunun, tüketiciler nezdinde davalının Türkiye’nin milli yoğurt üreticisi olduğu veya davalı tarafından üretilen yoğurtların Türkiye’nin milli yoğurtları olduğu kanısını uyandıracağı ve bunun tüketiciler için yanıltıcı olacağını, “milli” ve “yoğurt” kelimelerinin ticarette herkes tarafından kullanılabileceğinden kimsenin tekeline bırakılamayacağı, markada yer alan “torku” kelimesinin ise markayı ayırt edici hale getiremediği dolayısıyla bu ibarenin marka olarak tescil edilemeyeceğini, dava konusu marka başvurusunun haksız rekabete neden olacağından davalı tarafın kötüniyetli olduğunu ileri sürerek 15.03.2017 tarih ve 2017-M-1706 sayılı YİDK kararın iptaline, marka başvurusunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkili tarafından yapılan marka başvurusunun bir bütün olarak algılanması gerektiğini, markanın esaslı ve ayırt edici unsurunun “Torku” kelimesi olduğunu, “milli” ve “yoğurt” kelimelerinin ise tamamlayıcı unsur olarak yer aldığını, haksız rekabete yol açmadığını, “milli” ve “yoğurt” kelimelerinin herkes tarafmdan kullanılabilecek olmasının tescil engeli oluşturmadığını, “torku” markasının tanınmış marka olduğunu ve seri markaları bulunduğunu, marka başvurusunun kötüniyetli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; dava konusu başvuru markasının 556 sayılı KHK’nın 5. maddesi anlamında “marka” olabilecek işaretlerden olduğu, dava konusu başvuruda KHK’nın 7/1-c ve 7/1-f maddeleri anlamında tescil engelinin bulunmadığı, YİDK kararının bu yönü ile yerinde olduğu, hükümsüzlük şartlarının mevcut olmadığı, davalı markasının 556 sayılı KHK’nın 8/4 bendi anlamında tanınmış marka olduğunun ispatlanamadığı ve marka başvurusunun kötüniyetli olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi'nce; davalı şirketin “torku milli yoğurt” ibareli marka başvurusunun 556 sayılı KHK’nın 5. maddesi anlamında “marka” olabilecek işaretlerden olduğu, 556 sayılı KHK’nın 7/1-c ve 7/1-f maddeleri anlamında tescil engelinin bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalının marka tescil başvurusuna davacının 556 sayılı KHK.’nın 7/1-c, 7/1-f ve 35. maddeleri kapsamında yaptığı itirazın reddine dair TPMK YİDK kararının iptali ile tescili halinde markanın hükümsüzlüğü istemlerine ilişkin olup, Mahkemece davalının 2016/05669 sayılı “TORKU MİLLİ YOĞURT” ibareli başvuru markasının 556 sayılı KHK’nın 5. maddesi kapsamında marka olabilecek işaretlerden olduğu ve 7/1-c ve 7/1-f maddeleri kapsamında tescil engelinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, bölge adliye mahkemesince de aynı gerekçelerle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Olaya uygulanacak mülga 556 sayılı KHK m. 7/1-c hükmü ile “ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin yapıldığı zamanı gösteren veya malların ve hizmetlerin diğer karakteristik özelliklerini belirten işaret ve adlandırmaları münhasıran veya esas unsur olarak içeren markalar.” m. 7/1- f hükmü ile de, yer alan, “mal veya hizmetin niteliği, kalitesi veya üretim yeri, coğrafi kaynağı gibi konularda halkı yanıltacak markalar,” mutlak tescil engelleri arasında kabul edilmiştir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 5. maddesinin (c) ve (f) fıkralarında da aynı düzenlemeye yer verilmiştir. Somut olayda davalının başvuru markasının asıl unsuru “TORKU” ibaresi olmakla birlikte, bu ibareye eklenen “milli yoğurt” ibaresinin başvuru kapsamında bulunan ürünlerin Türkiye’de üretilen milli ve yerli üretim olduğu hususu ile bu ürünlerin sadece davalı tarafından üretildiği yönünde halkı yanıltıcı nitelik taşıdığı görülmektedir.
Yanıltıcı işaretlerin ise hem KHK m. 7/1-c ve 7/1-f hükümleri hem de SMK 5/c-f hükümleri uyarınca esas veya tali unsur ayrımı yapılmaksızın marka olarak tescili mümkün olamayacağı gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 17.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/659480000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz