6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Menfi tespit | Kötü niyet tazminatı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/2932 E. 2021/1729 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
icra takibinin kesinleşmesi korkutma protesto takibin kesinleşmesi i̇i̇k 167 lehdar ciranta menfi tespit davası lehtar ciro tespit davası hamil keşideci bono temlik vade geçersizlik haciz ilk derece kararının kaldırılması menfi tespit

Atıf yapılan mevzuat: HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada, davacının menfi tespit talebine konu bononun korkutma ile kendisinden alındığını iddia ettiği, davalının korkutma eylemini ne zaman ne şekilde yaptığını ispatlayamadığı, bononun geçersizliği iddiasını da delillendiremediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, bono hamilinin senet bedelinin lehtar ve cirantalardan tahsilini talep edebilmesi için vade gününden itibaren iki iş günü içinde keşideciye protesto tebliğ ettirilmesi gerektiği, davalının bu külfeti yerine getirmeden lehtar olan davacı aleyhine takip başlatamayacağı, ilk derece mahkemesince bu hususun re’sen nazara alınması gerektiği, istinaf isteminin yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf isteminin esastan kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, davacının davalıya bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-Dava, genel haciz yolu ile yapılan icra takibinin kesinleşmesi üzerine, takip borçlusu davacı tarafından açılan menfi tespit davasıdır.

Davanın dayanağını teşkil eden İzmir 7. İcra Müdürlüğü'nün 2011/1915 Esas sayılı takip dosyasında, keşidecisi ..., lehdar davacı, ciro yoluyla temlik alanı ise davalı olan 01.12.2010 vade, 28.10.2010 tanzim tarihli 167.000,00 TL bedelli bonoya istinaden 11.02.2011 tarihinde genel haciz yolu ile davalı tarafından davacı aleyhine yapılan icra takibinin kesinleşmesi üzerine davacı tarafından eldeki menfi tespit davası açılmıştır.

İlk Derece Mahkemesince, icra takibinin genel haciz yolu ile yapılan takip olduğu, davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, takibin genel haciz yolu ile icra takibi olduğu gözardı edilerek, kambiyo senetlerine mahsus yolla icra takibi bulunduğu gerekçesiyle istinaf başvurusu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.

Ortada kambiyo senetlerine yönelik bir icra takibi olmamasına, başlatılan takibin genel haciz yolu ile icra takibi bulunmasına göre Bölge Adliye Mahkemesi kararında isabet bulunmadığından, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile kararın davalı yararına bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacaklı-borçlu sıfatlarının birleşmesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14591 E. 2017/173 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2020/2932 E.  ,  2021/1729 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 31.10.2017 tarih ve 2016/407 E- 2017/1050 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nce verilen 21.03.2019 tarih ve 2018/219 E- 2019/567 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalının davacı aleyhine bonoya dayalı takip başlattığını, takip dayanağı bonoda davacının lehtar birinci ciranta olduğunu, bu bonoya dayalı olarak daha önceden kambiyo senedine dayalı takip başlatıldığını, davacı tarafça icra hukuk mahkemesine başvurularak, hamil olan davalının dava dışı keşideciye protesto çekmeden takip başlatması nedeniyle lehtar olan davacıya müracaat hakkını kaybettiği iddiasıyla başvurduğu şikayetin kabul edildiğini ve kambiyo takibinin iptal edildiğini, daha sonra ise davacı aleyhine aynı bonoya dayalı genel haciz yoluyla takip başlatıldığını, bononun zaman aşımına uğradığını, protesto çekilmediği için davacı aleyhine takip yapılamayacağını, ayrıca bononun keşidecisinin davacının oğlu olduğunu, oğlunun ve alacaklılarının psikolojik baskısı ve davacının oğluna zarar verecekleri korkusuyla, bedel hanesi açık olarak imzalandığını ileri sürerek, davacının borçlu olmadığının tespitini ve kötü niyet tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, dava konusu bononun dava dışı keşideciye satılan mallar sebebiyle davalıya verildiğini savunarak davanın reddini ve icra inkar tazminatının davacıdan tahsilini istemiştir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada, davacının menfi tespit talebine konu bononun korkutma ile kendisinden alındığını iddia ettiği, davalının korkutma eylemini ne zaman ne şekilde yaptığını ispatlayamadığı, bononun geçersizliği iddiasını da delillendiremediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, bono hamilinin senet bedelinin lehtar ve cirantalardan tahsilini talep edebilmesi için vade gününden itibaren iki iş günü içinde keşideciye protesto tebliğ ettirilmesi gerektiği, davalının bu külfeti yerine getirmeden lehtar olan davacı aleyhine takip başlatamayacağı, ilk derece mahkemesince bu hususun re’sen nazara alınması gerektiği, istinaf isteminin yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf isteminin esastan kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, davacının davalıya bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-Dava, genel haciz yolu ile yapılan icra takibinin kesinleşmesi üzerine, takip borçlusu davacı tarafından açılan menfi tespit davasıdır.

Davanın dayanağını teşkil eden İzmir 7. İcra Müdürlüğü'nün 2011/1915 Esas sayılı takip dosyasında, keşidecisi ..., lehdar davacı, ciro yoluyla temlik alanı ise davalı olan 01.12.2010 vade, 28.10.2010 tanzim tarihli 167.000,00 TL bedelli bonoya istinaden 11.02.2011 tarihinde genel haciz yolu ile davalı tarafından davacı aleyhine yapılan icra takibinin kesinleşmesi üzerine davacı tarafından eldeki menfi tespit davası açılmıştır.

İlk Derece Mahkemesince, icra takibinin genel haciz yolu ile yapılan takip olduğu, davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, takibin genel haciz yolu ile icra takibi olduğu gözardı edilerek, kambiyo senetlerine mahsus yolla icra takibi bulunduğu gerekçesiyle istinaf başvurusu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.

Ortada kambiyo senetlerine yönelik bir icra takibi olmamasına, başlatılan takibin genel haciz yolu ile icra takibi bulunmasına göre Bölge Adliye Mahkemesi kararında isabet bulunmadığından, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile kararın davalı yararına bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalının, sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 25.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/657643500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.