Limited şirket müdürünün sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/4334 E. 2021/3864 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirket müdürünün sorumluluğu↗ şirket müdürünün sorumluluğu↗ sözlü yargılama↗ faiz başlangıç tarihi↗ tahkikat↗ ön inceleme duruşması↗ haksız fiil↗ limited şirket↗ dava sebebi↗ avans faizi↗ temsil↗ hmk 353(1)b-2↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesi iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca dava dışı Mebak Mak. Ltd. Şti.'nin davacı ve davalı olmak üzere iki ortaklı ve her iki ortağın da münferit ve müşterek olarak şirketi temsil ve ilzama yetkili şirket olduğu, davalının ayrıca Mebak Çit Sis. ... Ltd. Şti.'nin tek ortağı olduğu, ortaklığın kuruluş aşamasında evli olan tarafların 2013 yılında boşandıkları, dava dışı Mebak Makine ... Ltd. Şti. ve Mebak Çit Sis. ... Ltd. Şti.'nin aynı adreste faaliyet sürdürdükleri, şirketin tüm iş ve işlemlerinin davalı tarafından yürütüldüğü, tarafların fiilen ayrılmalarından sonraki tarihlerde şirket cirosunun düştüğü, öz sermayesinin kaybedildiği, şirket kayıtlarında Ado Çimento A.Ş.'den alacak olarak kayıtlı 1.013.933,47 TL'nin davalının ceza soruşturması sırasındaki ifadesinde de belirttiği üzere tahsilatının yapıldığı, şirket kayıtlarındaki alacağın gerçek bir alacağı yansıtmadığı, dolayısıyla bu tutarın davalının uhdesinde olduğu, şirketin bu miktar kadar zararının gerçekleştiği gerekçesi ile, taleple bağlı kalınarak 500.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp dava dışı şirkete ödenmesine karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; 6100 sayılı HMK'nın 184. maddesinde tarafların iddia ve savunmaları ile toplanan deliller incelendikten sonra duruşmada hazır bulunan taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verileceği sonrasında tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığı görülürse tahkikatın bittiğinin taraflara tefhim edileceği, 186. madde de mahkemenin tahkikatın bitiminden sonra sözlü yargılama ve hüküm için taraflara ayrı bir duruşma gün ve saatinin bildirileceği düzenlenmiş olup, İlk Derece Mahkemesi tarafından tahkikatın bittiği taraflara bildirilmeden ve sözlü yargılama için duruşma günü verilmeden karar verildiği gerekçesiyle davalı vekilinin sözlü yargılama için duruşma günü verilmediğine ilişkin istinaf başvuru sebebinin yerinde olduğu, davalı vekilinin istinaf başvurusunun ileri sürülen istinaf başvuru sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemesi sonucunda 6100 sayılı HMK'nın 356/1. maddesi uyarınca duruşma açılarak esastan kabulü ile davanın kabulüne, davacı vekilinin istinaf başvurusunun ileri sürülen istinaf başvuru sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemesi sonucunda 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilerek Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17.10.2017 tarih, 2016/271 Esas, 2017/772 Karar sayılı kararın kaldırılmasına, davacının davasının kabulüne, 500.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak Mebak Makine Elektrik Bakım Onarım İnş. San. Tic. Ltd. Şti.'ne verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, hukuk hakiminin ceza mahkemesince tespit edilen ve hükümlülüğe esas alınan maddi olgularla bağlı olmasına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, limited şirket müdürünün sorumluluğuna ilişkin olup mahkemece davalı müdürün dava dışı şirket alacaklısından parayı tahsil ettiği ve kendi yararına sarf ettiği kabul edildiğine göre mahkemece davalıdan alınarak müdürü bulunduğu dava dışı Mebak Makine Elektrik Bakım Onarım İnş. San. Tic. Ltd. Şti.'ne ödenmesine karar verilen tazminat miktarına haksız fiil tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar vermek gerekirken, faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olarak belirlenmesi doğru olmamış davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/9146 E. 2023/1467 K.
Ortak:limited şirket müdürünün sorumluluğu · şirket müdürünün sorumluluğu · sözlü yargılama · faiz başlangıç tarihi · tahkikat · haksız fiil · limited şirket · dava sebebi
İncelediğiniz kararda… Adliye Mahkemesince; 6100 sayılı HMK'nın 184. maddesinde tarafların iddia ve savunmaları ile toplanan deliller incelendikten sonra duruşmada hazır bulunan taraflara «tahkikatın» tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verileceği sonrasında tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığı görülürse tahkikatın bittiğinin taraflara tefhim edileceği, 186. madde de mahkemenin tahkikatın bitiminden sonra «sözlü yargılama» ve hüküm için taraflara ayrı bir duruşma gün ve saatinin bildirileceği düzenlenmiş olup, İlk Derece Mahkemesi tarafından tahkikatın bittiği taraflara bildirilmeden ve sözlü yargılama için duruşma günü verilmeden karar verildiği gerekçesiyle davalı vekilinin sözlü yargılama için duruşma günü verilmediğine ilişkin istinaf başvuru «sebebinin» yerinde olduğu, davalı vekilinin istinaf başvurusunun ileri sürülen istinaf başvuru sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemesi sonucunda 6100 sayılı HMK'nın 3 …
2-Dava, «limited şirket müdürünün sorumluluğuna» ilişkin olup mahkemece davalı müdürün dava dışı şirket alacaklısından parayı tahsil ettiği ve kendi yararına sarf ettiği kabul edildiğine göre mahkemece davalıdan alınarak müdürü bulunduğu dava dışı Mebak Makine Elektrik Bakım Onarım İnş.
Şti.'ne ödenmesine karar verilen tazminat miktarına «haksız fiil» tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar vermek gerekirken, «faiz başlangıç tarihinin» dava tarihi olarak belirlenmesi doğru olmamış davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu kararda… n 21.09.2021 tarihli ve 2021/1503 E., 2021/1533 K. sayılı kararıyla; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 186 ncı maddesine göre mahkemenin «tahkikatın» bitiminden sonra «sözlü yargılama» ve hüküm için taraflara ayrı bir duruşma gün ve saatinin bildirileceği düzenlenmiş olup, İlk Derece Mahkemesi tarafından tahkikatın bittiği taraflara bildirilmeden ve sözlü yargılama için duruşma günü verilmeden karar verildiği, davalı vekilinin sözlü yargılama için duruşma günü verilmediğine ilişkin istinaf başvuru «sebebinin» yerinde olduğu, davalı vekilinin istinaf başvurusunun ileri sürülen istinaf başvuru sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemesi sonucunda esastan kabulü ile da …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, dava dışı şirket alacaklısından kendi namına para tahsil eden «limited şirket müdürünün sorumluluğunun» bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir.
Dairemizin 20.04.2021 tarih, 2019/4334 E. ve 2021/3864 K. sayılı kararıyla ödenmesine karar verilen tazminat miktarına «haksız fiil» tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmesi gerektiği, «faiz başlangıç tarihinin» dava tarihi olarak belirlenmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:haksız eylem · kâr mahrumiyeti · istinaf incelemesi · kazanılmış hak · fesih · ticari defter · ihtarname · kusur
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesinin 2012/255 E. sayılı dosyasında şirketin «fesih» ve tasfiyesi ile davalının müdürlükten azli için açılan davanın görülmekte olduğunu, davalının şirketin «ticari defterlerini» «ihtarnameye» rağmen «ibraz» etmediğini, davalının müdürlük görevini kötüye kullandığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 500.000,00 TL'nin «haksız eylem» tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak Mebak Mak.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve «istinaf incelemesinden» geçen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Şti.'ni kurduğunu, davalının şirketi tek başına yönetip davacıya bilgi vermediğini, ortaklık hak ve alacaklarından «mahrum» bıraktığını, Antalya 2.
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; «haksız fiilin» ve «kusurun» ispat edilemediğini, paranın kendisi tarafından çekildiğinin veya şirket amaçları dışında kullanıldığının ispat edilemediğini, bilirkişi raporunun yeterli olmadığı …
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3337 E. 2019/4793 K.
Ortak:sözlü yargılama · tahkikat
İncelediğiniz kararda… Adliye Mahkemesince; 6100 sayılı HMK'nın 184. maddesinde tarafların iddia ve savunmaları ile toplanan deliller incelendikten sonra duruşmada hazır bulunan taraflara «tahkikatın» tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verileceği sonrasında tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığı görülürse tahkikatın bittiğinin taraflara tefhim edileceği, 186. madde de mahkemenin tahkikatın bitiminden sonra «sözlü yargılama» ve hüküm için taraflara ayrı bir duruşma gün ve saatinin bildirileceği düzenlenmiş olup, İlk Derece Mahkemesi tarafından tahkikatın bittiği taraflara bildirilmeden ve sözlü yargılama için duruşma günü verilmeden karar verildiği gerekçesiyle davalı vekilinin sözlü yargılama için duruşma günü verilmediğine ilişkin istinaf başvuru «sebebinin» yerinde olduğu, davalı vekilinin istinaf başvurusunun ileri sürülen istinaf başvuru sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemesi sonucunda 6100 sayılı HMK'nın 3 …
Benzer bu karardaBurada açıklığa kavuşturulması gereken husus, «tahkikatın» bittiğinin tefhim edildiği celseden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için yeni bir gün tayininin zorunlu olup olmadığı hususudur.
Bu madde, "Mahkeme, «tahkikatın» bitiminden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder.
… sine uygun olarak, tarafların tamamının hazır olduğu yargılama sırasında, hâkim, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, taraflara «tahkikatın» tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verip, tarafların bütün tahkikat hakkındaki açıklamalarını dinleyip, tahkikatı gerektiren bir hususun kalmadığını belirledikten sonra, yüzlerine karşı tahkikatın bittiğini tefhim etmişse, «sözlü yargılama» hakkında da görüşlerini sorması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hukuki dinlenilme hakkı · adil yargılanma hakkı · savunma hakkının kısıtlanması · yokluk · savunma hakkı · ilamsız icra takibi · kısıtlılık · taşıma sözleşmesi
Benzer bu karardaYukarıdaki açıklanan yasal düzenlemelere uyulmadan hüküm kurulması, iddia ve «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan, «adil yargılanma hakkı» ile «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
Dava, «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan «ilamsız icra takibine» vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde «yokluklarında» hüküm verileceği hususu bildirilir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10394 E. 2016/5178 K.
Ortak:sözlü yargılama · tahkikat
İncelediğiniz kararda… Adliye Mahkemesince; 6100 sayılı HMK'nın 184. maddesinde tarafların iddia ve savunmaları ile toplanan deliller incelendikten sonra duruşmada hazır bulunan taraflara «tahkikatın» tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verileceği sonrasında tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığı görülürse tahkikatın bittiğinin taraflara tefhim edileceği, 186. madde de mahkemenin tahkikatın bitiminden sonra «sözlü yargılama» ve hüküm için taraflara ayrı bir duruşma gün ve saatinin bildirileceği düzenlenmiş olup, İlk Derece Mahkemesi tarafından tahkikatın bittiği taraflara bildirilmeden ve sözlü yargılama için duruşma günü verilmeden karar verildiği gerekçesiyle davalı vekilinin sözlü yargılama için duruşma günü verilmediğine ilişkin istinaf başvuru «sebebinin» yerinde olduğu, davalı vekilinin istinaf başvurusunun ileri sürülen istinaf başvuru sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemesi sonucunda 6100 sayılı HMK'nın 3 …
Benzer bu karardaBurada açıklığa kavuşturulması gereken husus, «tahkikatın» bittiğinin tefhim edildiği celseden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için yeni bir gün tayininin zorunlu olup olmadığı hususudur.
Bu madde, "Mahkeme, «tahkikatın» bitiminden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder.
… sine uygun olarak, tarafların tamamının hazır olduğu yargılama sırasında, hâkim, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, taraflara «tahkikatın» tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verip, tarafların bütün tahkikat hakkındaki açıklamalarını dinleyip, tahkikatı gerektiren bir hususun kalmadığını belirledikten sonra, yüzlerine karşı tahkikatın bittiğini tefhim etmişse, «sözlü yargılama» hakkında da görüşlerini sorması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hukuki dinlenilme hakkı · adil yargılanma hakkı · zayi nedeniyle iptal · mazeret · savunma hakkının kısıtlanması · yokluk · çek iptali · savunma hakkı
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta mahkemece, 01.06.2015 tarihli celsede davalı vekilinin «mazereti» reddedildikten sonra «tahkikat» aşamasının bittiği tefhim edilmeden ve yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere uyulmadan hüküm kurulması, iddia ve «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan, «adil yargılanma hakkı» ile «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
İcra Müdürlüğü’nün 2013/27934 sayılı takip dosyasıyla takibe konulduğu ve «zayii» olmadığının anlaşıldığı, «çek iptali» kararının maddi hukuk anlamında «kesin» hüküm teşkil etmeyeceği, bu durumda iptaline karar verilen çekin ortaya çıkmış olması sebebiyle iptal kararının iptalinin gerektiği gerekçesiyle dava konusu çekin «zayii nedeniyle iptaline» dair ......
Asliye Hukuk Mahkemesince «zayii nedeniyle iptaline» karar verildiği, ancak iptaline karar verilen çekin davacı tarafından İstanbul 18.
1- Dava, «zayii» nedeniyle verilen «çek iptali» kararının iptali istemine ilişkindir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10013 E. 2016/747 K.
Ortak:sözlü yargılama · tahkikat
İncelediğiniz kararda… Adliye Mahkemesince; 6100 sayılı HMK'nın 184. maddesinde tarafların iddia ve savunmaları ile toplanan deliller incelendikten sonra duruşmada hazır bulunan taraflara «tahkikatın» tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verileceği sonrasında tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığı görülürse tahkikatın bittiğinin taraflara tefhim edileceği, 186. madde de mahkemenin tahkikatın bitiminden sonra «sözlü yargılama» ve hüküm için taraflara ayrı bir duruşma gün ve saatinin bildirileceği düzenlenmiş olup, İlk Derece Mahkemesi tarafından tahkikatın bittiği taraflara bildirilmeden ve sözlü yargılama için duruşma günü verilmeden karar verildiği gerekçesiyle davalı vekilinin sözlü yargılama için duruşma günü verilmediğine ilişkin istinaf başvuru «sebebinin» yerinde olduğu, davalı vekilinin istinaf başvurusunun ileri sürülen istinaf başvuru sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemesi sonucunda 6100 sayılı HMK'nın 3 …
Benzer bu karardaBurada açıklığa kavuşturulması gereken husus, «tahkikatın» bittiğinin tefhim edildiği celseden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için yeni bir gün tayininin zorunlu olup olmadığı hususudur.
Bu madde, "Mahkeme, «tahkikatın» bitiminden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder.
… sine uygun olarak, tarafların tamamının hazır olduğu yargılama sırasında, hâkim, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, taraflara «tahkikatın» tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verip, tarafların bütün tahkikat hakkındaki açıklamalarını dinleyip, tahkikatı gerektiren bir hususun kalmadığını belirledikten sonra, yüzlerine karşı tahkikatın bittiğini tefhim etmişse, «sözlü yargılama» hakkında da görüşlerini sorması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hukuki dinlenilme hakkı · adil yargılanma hakkı · savunma hakkının kısıtlanması · yokluk · savunma hakkı · kısıtlılık · hakkaniyet · kâr kaybı
Benzer bu karardaYukarıdaki açıklanan yasal düzenlemelere uyulmadan hüküm kurulması, iddia ve «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan, «adil yargılanma hakkı» ile «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
… nın çeklerinin yazılmış olduğu ve bu sebeple zarara uğradığı, hala bazı çeklerinin yazıldığına ilişkin bilgilerin ... kayıtlarında gözüktüğü, davacının maddi-manevi «kaybı» olduğu gerekçesiyle, davacının maddi zararının 270.947 TL olarak hesaplandığı ve taleple bağlı kalınarak 5.000 TL olarak kabulüne; davanın mahiyeti ve «hakkaniyet» ilkesine göre 30.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde «yokluklarında» hüküm verileceği hususu bildirilir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/11454 E. 2016/3096 K.
Ortak:sözlü yargılama · tahkikat
İncelediğiniz kararda… Adliye Mahkemesince; 6100 sayılı HMK'nın 184. maddesinde tarafların iddia ve savunmaları ile toplanan deliller incelendikten sonra duruşmada hazır bulunan taraflara «tahkikatın» tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verileceği sonrasında tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığı görülürse tahkikatın bittiğinin taraflara tefhim edileceği, 186. madde de mahkemenin tahkikatın bitiminden sonra «sözlü yargılama» ve hüküm için taraflara ayrı bir duruşma gün ve saatinin bildirileceği düzenlenmiş olup, İlk Derece Mahkemesi tarafından tahkikatın bittiği taraflara bildirilmeden ve sözlü yargılama için duruşma günü verilmeden karar verildiği gerekçesiyle davalı vekilinin sözlü yargılama için duruşma günü verilmediğine ilişkin istinaf başvuru «sebebinin» yerinde olduğu, davalı vekilinin istinaf başvurusunun ileri sürülen istinaf başvuru sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemesi sonucunda 6100 sayılı HMK'nın 3 …
Benzer bu karardaBurada açıklığa kavuşturulması gereken husus, «tahkikatın» bittiğinin tefhim edildiği celseden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için yeni bir gün tayininin zorunlu olup olmadığı hususudur.
Bu madde, "Mahkeme, «tahkikatın» bitiminden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder.
… sine uygun olarak, tarafların tamamının hazır olduğu yargılama sırasında, hâkim, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, taraflara «tahkikatın» tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verip, tarafların bütün tahkikat hakkındaki açıklamalarını dinleyip, tahkikatı gerektiren bir hususun kalmadığını belirledikten sonra, yüzlerine karşı tahkikatın bittiğini tefhim etmişse, «sözlü yargılama» hakkında da görüşlerini sorması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hukuki dinlenilme hakkı · adil yargılanma hakkı · savunma hakkının kısıtlanması · yokluk · savunma hakkı · rücuen tahsil · acente · kısıtlılık
Benzer bu karardaYukarıdaki açıklanan yasal düzenlemelere uyulmadan hüküm kurulması, iddia ve «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan, «adil yargılanma hakkı» ile «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
… oru ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin taşımayı üstlendiği ve taşımanın davalı tarafça gerçekleştiğini gösterir taşıma belgesinin sunulmadığını, davalının «taşıyıcı» olduğunun, ispatına yarar belgenin bulunmadığı, davalının taşıyıcının bağlantılı olduğu ve taşıma işi sonunda yükün varış yerindeki gümrük ve «teslim» işlemlerini yerine getiren bu yönde hizmet sağlayan «acentelik» faaliyeti gösteren firma olduğu, dolayısıyla «acente» konumundaki firmanın herhangi bir taşıma rolü ve faaliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1-Dava, sigortalıya yapılan ödemenin «rücuen tahsili» istemine ilişkin olup mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde «yokluklarında» hüküm verileceği hususu bildirilir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/4334 E. , 2021/3864 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 17.10.2017 tarih ve 2016/271 E. - 2017/772 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-esastan kabulüne dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 18.06.2019 tarih ve 2018/617 E. - 2019/1232 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından duruşmalı, davacı vekili tarafından duruşmasız olarak istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 20.04.2021 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, tarafların dava dışı Mebak Makine Elektrik Bakım Onarım İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ni 2002 yılında kurduklarını, şirketin ortağı ve müdürü olduklarını, şirketin kuruluş tarihinde evli olan tarafların 2011 yılında fiilen ayrı yaşamaya başlayıp 2013 yılında boşandıklarını, davalının 2009 yılında ortak ve müdürü olduğu Mebak Çit Sistemleri Mim. Müh. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ni kurduğunu, davalının şirketi tek başına yönetip davacıya bilgi vermediğini, ortaklık hak ve alacaklarından mahrum bıraktığını, Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/55 D. İş sayılı dosyasında davalının haksız müdahalesinin de şirkete zarar verdiğinin tespit edildiğini, Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/255 Esasında şirketin fesih ve tasfiyesi ile davalının müdürlükten azli için açılan davanın görülmekte olduğunu, davalının şirketin ticari defterlerini ihtarnameye rağmen ibraz etmediğini, davalının müdürlük görevini kötüye kullandığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 500.000,00 TL'nin haksız eylem tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak Mebak Mak.
Elk. Bakım Onarım İnş. Ltd. Şti.'ne verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca dava dışı Mebak Mak. Ltd. Şti.'nin davacı ve davalı olmak üzere iki ortaklı ve her iki ortağın da münferit ve müşterek olarak şirketi temsil ve ilzama yetkili şirket olduğu, davalının ayrıca Mebak Çit Sis. ... Ltd. Şti.'nin tek ortağı olduğu, ortaklığın kuruluş aşamasında evli olan tarafların 2013 yılında boşandıkları, dava dışı Mebak Makine ... Ltd. Şti. ve Mebak Çit Sis. ... Ltd. Şti.'nin aynı adreste faaliyet sürdürdükleri, şirketin tüm iş ve işlemlerinin davalı tarafından yürütüldüğü, tarafların fiilen ayrılmalarından sonraki tarihlerde şirket cirosunun düştüğü, öz sermayesinin kaybedildiği, şirket kayıtlarında Ado Çimento A.Ş.'den alacak olarak kayıtlı 1.013.933,47 TL'nin davalının ceza soruşturması sırasındaki ifadesinde de belirttiği üzere tahsilatının yapıldığı, şirket kayıtlarındaki alacağın gerçek bir alacağı yansıtmadığı, dolayısıyla bu tutarın davalının uhdesinde olduğu, şirketin bu miktar kadar zararının gerçekleştiği gerekçesi ile, taleple bağlı kalınarak 500.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp dava dışı şirkete ödenmesine karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; 6100 sayılı HMK'nın 184. maddesinde tarafların iddia ve savunmaları ile toplanan deliller incelendikten sonra duruşmada hazır bulunan taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verileceği sonrasında tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığı görülürse tahkikatın bittiğinin taraflara tefhim edileceği, 186. madde de mahkemenin tahkikatın bitiminden sonra sözlü yargılama ve hüküm için taraflara ayrı bir duruşma gün ve saatinin bildirileceği düzenlenmiş olup, İlk Derece Mahkemesi tarafından tahkikatın bittiği taraflara bildirilmeden ve sözlü yargılama için duruşma günü verilmeden karar verildiği gerekçesiyle davalı vekilinin sözlü yargılama için duruşma günü verilmediğine ilişkin istinaf başvuru sebebinin yerinde olduğu, davalı vekilinin istinaf başvurusunun ileri sürülen istinaf başvuru sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemesi sonucunda 6100 sayılı HMK'nın 356/1.
maddesi uyarınca duruşma açılarak esastan kabulü ile davanın kabulüne, davacı vekilinin istinaf başvurusunun ileri sürülen istinaf başvuru sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemesi sonucunda 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilerek Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17.10.2017 tarih, 2016/271 Esas, 2017/772 Karar sayılı kararın kaldırılmasına, davacının davasının kabulüne, 500.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak Mebak Makine Elektrik Bakım Onarım İnş. San. Tic. Ltd. Şti.'ne verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, hukuk hakiminin ceza mahkemesince tespit edilen ve hükümlülüğe esas alınan maddi olgularla bağlı olmasına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, limited şirket müdürünün sorumluluğuna ilişkin olup mahkemece davalı müdürün dava dışı şirket alacaklısından parayı tahsil ettiği ve kendi yararına sarf ettiği kabul edildiğine göre mahkemece davalıdan alınarak müdürü bulunduğu dava dışı Mebak Makine Elektrik Bakım Onarım İnş. San. Tic. Ltd. Şti.'ne ödenmesine karar verilen tazminat miktarına haksız fiil tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar vermek gerekirken, faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olarak belirlenmesi doğru olmamış davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın anılan taraf yararına BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
aşağıda yazılı bakiye 25.616,25 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 20.04.2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
Dava, limited şirket müdürünün sorumluluğuna ilişkin olup mahkemece yukarıda yazılı olduğu şekilde karar verilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 644. maddesinin atfıyla uygulanması gereken TTK'nın 553. maddesinde gösterilen yöneticilerin sorumluluğuna ilişkin davada zararı ispat yükü davacıda, kusursuzluğu ispat yükü ise davalıdadır. Ceza mahkemesi dosyasında alınan rapor ile mahkemece alınan rapor incelendiğinde, dava dışı Ado Çimento şirketinden tahsil edilen paranın şirket kayıtlarında gösterilmediği ve bu nedenle davalı uhdesinde olduğu kabul edilmiştir. Ancak, dosya içine ibraz edilen banka dekontları incelendiğinde, Ado Çimento şirketi tarafından paranın davalının şahsi hesabına değil, müdürü olduğu şirket hesabına havale yapıldığı görülmektedir.
Paranın gönderildiği 2011 yılı itibariyle gerek davalı, gerekse davacı şirket müdürü olup münferiden şirketi temsile yetkilidirler. Davalı, davacının da müdür olması sebebiyle banka hesabından para çektiğini savunmaktadır. Tarafların ortak olduğu dava dışı şirketin banka hesabına gelen para, hiç bir inceleme yapılmadan şirketin zararı olarak kabul edilemez. Ancak, müdürün banka hesabından çektiği parayı kendi şahsi harcamalarında kullanması halinde zarar söz konusu olacaktır. Bu nedenle mahkemece, şirket defterine geçmemiş ise de şirketin banka hesabına gönderildiği dekontlardan belli olan paranın ne miktarının davalı müdür tarafından çekildiği belirlenip, bundan sonra çekilen bu paranın şirket menfaatlerine kullanıldığını ve bu nedenle zararın oluşmadığını ispat külfetinin davalı müdürde olduğu gözetilerek sonucuna göre karar vermek gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesinin doğru olmadığından kararın bu gerekçe ile davalı yararına bozulması gerektiği görüşünde olmakla Sayın çoğunluğun görüşüne iştirak etmiyoruz.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/657400800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz