Tbk 223
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4929 E. 2021/1931 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tbk 223↗ ayıplı ifa↗ ayıp ihbarı↗ kar kaybı↗ ihbar yükümlülüğü↗ delil değerlendirmesi↗ ayıp↗ kâr mahrumiyeti↗ ifa↗ tbk 99↗ kâr kaybı↗ istirdat↗ ihbar↗ çek↗ kusur↗ eksik inceleme↗ zamanaşımı↗ hmk 353(1)b-2↗ teslim↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacıya ait mantar işletmesinde partiler halinde ilk kısım teslimatın 24/09/2012, son kısım teslimatın ise 28/11/2012 olduğu, davalı Müpa Tarım Gıda San. AŞ.'den alınan ve üretimde kullanılan kompostların ayıplı olması sonucu bu işletmenin 113.603,00-TL tutarında eksik ürün verimi alınması sonucu kâr mahrumiyeti zararına uğradığı, davalının satımdaki ayıplı ifa nedeniyle davacının bu zararını karşılaması gerektiği, davacının ayıplı ürün nedeniyle verimsiz de olsa ürün alarak bu ürünü satımı sonucu kar kaybına uğramakla birlikte, ticari faaliyetinin gereği işi yapabildiği, satılanın istihlak edilen meta olması nedeniyle satılanın iadesi ile semenin istirdatının dava konusuna ilişkin olarak uygulanamayacağı, bu durumda kompost için satıcıya ödenen bedelin geri istenemeyeceği ve ödenmemiş olan çek bedellerinin ise davalı tarafa ödenmesi gerektiği, TBK 223/2.maddesine göre satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde herhangi bir süreden bahsedilemeyeceği belirtildiğinden, dava ile ilgili yapılan ihbar için herhangi bir zamanaşımının da söz konusu olmadığı, ayrıca alıcılar ile satıcılar arasında uzun zamana yayılan ve güven ilkesine dayalı bir ticari ilişki var ise, alınan mal güvenilir mal diye alındığından ve alındıktan kısa bir süre sonra tahlil için laboratuvara gönderilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, davacının tespit amacıyla mahkeme başvurduğu tarih ve teslimat tarihleri göz önünde bulundurulduğunda 26.10.2015 tarihli bilirkişi raporunda ortaya konulan bilimsel verilere göre, mantar kompostunun üretime alınmasından sonra 15-20 gün içinde ayıplı olup olmadığının davacı tarafından tespitinin mümkün hale geleceği, buna rağmen, davacının ayıp ihbarını derhal yapmadığı , davacı, ürünün kendisine gelmesinden sonra uygun bir süre içinde laboratuvar incelemesi yaptırmadığı gibi, bir üretici olarak kendisinin gözlem yoluyla 15-20 gün içinde yapabileceği tespitleri yapmayıp ilk ürünün işletmeye alındığı 01.10.2012 tarihinden oldukca uzun bir süre sonra, 23.11.2012 tarihinde tespit talebinde bulunmakla TBK m.223'deki derhal ihbar yükümlülüğüne uymadığı gerekçesiyle HMK'nın 353/1.b.2.maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının, davalıdan satın aldığı mantar kompostları üzerinde Akyurt Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/56 D.iş dosyasında yaptırılan tespit sonucu kompostun gizli ayıplı olduğuna dair verilen 14.01.2013 tarihli tespit raporunun davacıya tebliğ edildiği 14.01.2013 tarihinde gizli ayıbı öğrendiği, tespit raporunun tebliğ tarihinden önce davacının, davalıya 11.01.2013 tarihinde ayıp ihbarında bulunduğu ve davanın 17.01.2013 tarihinde açıldığı nazara alındığında davacının davalıdan satın aldığı mantar kompostunda verim düşüklüğüne yol açacak kusurun gizli ayıplı olduğu, davacının ayıplı kompost nedeniyle zarara uğradığı ve yaptırılan tespit ile ve tespit devam ederken TTK 23/c maddesinin yollamasıyla TBK 223/2. madde uyarınca ayıp ihbarının derhal yapıldığı Bölge adliye mahkemesince göz önünde bulundurularak dosyadaki tüm deliller değerlendirilmek suretiyle uyuşmazlık konusunda karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile verilen karar doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3671 E. 2021/1915 K.
Ortak:ayıp ihbarı · ayıp · ihbar · eksik inceleme · teslim
İncelediğiniz karardaBölge adliye mahkemesince, davacının tespit amacıyla mahkeme başvurduğu tarih ve «teslimat» tarihleri göz önünde bulundurulduğunda 26.10.2015 tarihli bilirkişi raporunda ortaya konulan bilimsel verilere göre, mantar kompostunun üretime alınmasından sonra 15-20 gün içinde ayıplı olup olmadığının davacı tarafından tespitinin mümkün hale geleceği, buna rağmen, davacının «ayıp ihbarını» derhal yapmadığı , davacı, ürünün kendisine gelmesinden sonra uygun bir süre içinde laboratuvar incelemesi yaptırmadığı gibi, bir üretici olarak kendisinin gözlem yoluyla 15-20 gün içinde yapabileceği tespitleri yapmayıp ilk ürünün işletmeye alındığı 01.10.2012 tarihinden oldukca uzun bir süre sonra, 23.11.2012 tarihinde tespit talebinde bulunmakla TBK m.223'deki derhal «ihbar yükümlülüğüne» uymadığı gerekçesiyle HMK'nın 353/1.b.2.maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
… spit raporunun davacıya tebliğ edildiği 14.01.2013 tarihinde gizli ayıbı öğrendiği, tespit raporunun tebliğ tarihinden önce davacının, davalıya 11.01.2013 tarihinde «ayıp» ihbarında bulunduğu ve davanın 17.01.2013 tarihinde açıldığı nazara alındığında davacının davalıdan satın aldığı mantar kompostunda verim düşüklüğüne yol açacak «kusurun» gizli ayıplı olduğu, davacının ayıplı kompost nedeniyle zarara uğradığı ve yaptırılan tespit ile ve tespit devam ederken TTK 23/c maddesinin yollamasıyla TBK 223/2. madde uyarınca «ayıp ihbarının» derhal yapıldığı Bölge adliye mahkemesince göz önünde bulundurularak dosyadaki tüm «deliller değerlendirilmek» suretiyle uyuşmazlık konusunda karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile verilen karar doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
AŞ.'den alınan ve üretimde kullanılan kompostların ayıplı olması sonucu bu işletmenin 113.603,00-TL tutarında eksik ürün verimi alınması sonucu kâr «mahrumiyeti» zararına uğradığı, davalının satımdaki «ayıplı ifa» nedeniyle davacının bu zararını karşılaması gerektiği, davacının ayıplı ürün nedeniyle verimsiz de olsa ürün alarak bu ürünü satımı sonucu «kar kaybına» uğramakla birlikte, ticari faaliyetinin gereği işi yapabildiği, satılanın istihlak edilen meta olması nedeniyle satılanın iadesi ile semenin «istirdatının» dava konusuna ilişkin olarak uygulanamayacağı, bu durumda kompost için satıcıya ödenen bedelin geri istenemeyeceği ve ödenmemiş olan «çek» bedellerinin ise davalı tarafa ödenmesi gerektiği, TBK 223/2.maddesine göre satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir «ayıp» bulunması halinde herhangi bir süreden bahsedilemeyeceği belirtildiğinden, dava ile ilgili yapılan «ihbar» için herhangi bir «zamanaşımının» da söz konusu olmadığı, ayrıca alıcılar ile satıcılar arasında uzun zamana yayılan ve güven ilkesine dayalı bir ticari ilişki var ise, alınan mal güvenilir mal diy …
Benzer bu karardaDiğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223'üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır" hükmünün yer aldığı, «tacir» olan davacı tarafca «ayıp ihbarı» yasal süresinde yapılmadığından davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece TTK’nın 23-1/c maddesi gereğince «ayıp ihbarının» süresinde yapılmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmişse de, bu konuda yeterli inceleme yapılmamıştır.
Noterliği’nin 05271 yevmiye nolu «ihtarnamesinin» 10.06.2014 tarihinde düzenlendiği, dava konusu malın 24.06.2013 tarihinde faturalandırıldığı, TTK’nın 23-1/c maddesinde, "Malın ayıplı olduğu «teslim» sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya «ihbar» etmelidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:öğrenme tarihi · ayıplı mal · gizli ayıp · ipoteğin kaldırılması · ihtarname · tacir
Benzer bu karardaDava, «ayıplı mal» nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve «ipoteğin kaldırılması» istemine ilişkindir.
Mahkemece konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla satım konusu plastik boruların ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise bu ayıbın açık veya «gizli ayıp» niteliğinde olup olmadığı tespit ettirilerek, ayıp açıkca belli değilse, gizli ayıp olduğu takdirde, davacının söz konusu gizli ayıbı «öğrenme tarihi» tespit edildikten sonra, bu ayıbın öğrenildiğinde hemen satıcıya bildirilmesi gerektiğinden TBK m.
Noterliği’nin 05271 yevmiye nolu «ihtarnamesinin» 10.06.2014 tarihinde düzenlendiği, dava konusu malın 24.06.2013 tarihinde faturalandırıldığı, TTK’nın 23-1/c maddesinde, "Malın ayıplı olduğu «teslim» sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya «ihbar» etmelidir.
Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223'üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır" hükmünün yer aldığı, «tacir» olan davacı tarafca «ayıp ihbarı» yasal süresinde yapılmadığından davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3702 E. 2021/2490 K.
Ortak:ayıp ihbarı · ayıp · ifa · ihbar · teslim
İncelediğiniz karardaBölge adliye mahkemesince, davacının tespit amacıyla mahkeme başvurduğu tarih ve «teslimat» tarihleri göz önünde bulundurulduğunda 26.10.2015 tarihli bilirkişi raporunda ortaya konulan bilimsel verilere göre, mantar kompostunun üretime alınmasından sonra 15-20 gün içinde ayıplı olup olmadığının davacı tarafından tespitinin mümkün hale geleceği, buna rağmen, davacının «ayıp ihbarını» derhal yapmadığı , davacı, ürünün kendisine gelmesinden sonra uygun bir süre içinde laboratuvar incelemesi yaptırmadığı gibi, bir üretici olarak kendisinin gözlem yoluyla 15-20 gün içinde yapabileceği tespitleri yapmayıp ilk ürünün işletmeye alındığı 01.10.2012 tarihinden oldukca uzun bir süre sonra, 23.11.2012 tarihinde tespit talebinde bulunmakla TBK m.223'deki derhal «ihbar yükümlülüğüne» uymadığı gerekçesiyle HMK'nın 353/1.b.2.maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
AŞ.'den alınan ve üretimde kullanılan kompostların ayıplı olması sonucu bu işletmenin 113.603,00-TL tutarında eksik ürün verimi alınması sonucu kâr «mahrumiyeti» zararına uğradığı, davalının satımdaki «ayıplı ifa» nedeniyle davacının bu zararını karşılaması gerektiği, davacının ayıplı ürün nedeniyle verimsiz de olsa ürün alarak bu ürünü satımı sonucu «kar kaybına» uğramakla birlikte, ticari faaliyetinin gereği işi yapabildiği, satılanın istihlak edilen meta olması nedeniyle satılanın iadesi ile semenin «istirdatının» dava konusuna ilişkin olarak uygulanamayacağı, bu durumda kompost için satıcıya ödenen bedelin geri istenemeyeceği ve ödenmemiş olan «çek» bedellerinin ise davalı tarafa ödenmesi gerektiği, TBK 223/2.maddesine göre satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir «ayıp» bulunması halinde herhangi bir süreden bahsedilemeyeceği belirtildiğinden, dava ile ilgili yapılan «ihbar» için herhangi bir «zamanaşımının» da söz konusu olmadığı, ayrıca alıcılar ile satıcılar arasında uzun zamana yayılan ve güven ilkesine dayalı bir ticari ilişki var ise, alınan mal güvenilir mal diy …
… spit raporunun davacıya tebliğ edildiği 14.01.2013 tarihinde gizli ayıbı öğrendiği, tespit raporunun tebliğ tarihinden önce davacının, davalıya 11.01.2013 tarihinde «ayıp» ihbarında bulunduğu ve davanın 17.01.2013 tarihinde açıldığı nazara alındığında davacının davalıdan satın aldığı mantar kompostunda verim düşüklüğüne yol açacak «kusurun» gizli ayıplı olduğu, davacının ayıplı kompost nedeniyle zarara uğradığı ve yaptırılan tespit ile ve tespit devam ederken TTK 23/c maddesinin yollamasıyla TBK 223/2. madde uyarınca «ayıp ihbarının» derhal yapıldığı Bölge adliye mahkemesince göz önünde bulundurularak dosyadaki tüm «deliller değerlendirilmek» suretiyle uyuşmazlık konusunda karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile verilen karar doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu makinenin sürekli arızalandığı, bu «şikayetin» süreklilik arz ettiği, makinenin gizli ayıplı, onarımın mümkün olmadığının anlaşıldığı, her iki tarafta «tacir» olduğundan ayıba ilişkin bu uyuşmazlıkta 6102 sayılı TTK'nın 23/1-c hükümlerinin uygulanacağını, bu hükme göre alıcının maldaki «ayıp» açıkça belli ise iki gün içerisinde ayıbı satıcıya «ihbar» etmek zorunda olduğunu, ayıp belli değil ise sekiz gün içerisinde malı incelemek veya inceletmek ve ayıp ortaya çıkarsa da bu sürede ihbar etmekle yükümlü olduğu, diğer durumlarda TBK’ nın 223. maddeleri hükmünün uygulanacağının belirtildiği, 6098 sayılı TBK'nın 223/2. maddesine göre, satılanda olağan bir gözlem ile ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunduğu sonradan anlaşılırsa alıcının ayıbı derhal satıcıya «bildirmekle yükümlü» olduğu, bildirmediği takdirde malı bu ayıpla kabul etmiş sayılacağı, yargılama neticesinde davacının bu hükümlere uygun bir şekilde ilk arıza sonrasında ayıp ihbarında bulunduğunu ispat ettiği nitekim bu ihtardan sonra da kendisine ayıplı olduğu bildirilen makineyi davalı tarafın arıza nedeniyle kabul ederek yukarıda belirtilen tarihlerde onardığı, bu durumda makinedeki ayıbın davalının kabulünde olduğu anlaşılmakla «ayıp ihbar sürelerinin» aynı zamanda aranmayacağı, alınan bilirkişi heyet raporları ile de satım konusu makinenin gizli ayıplı olduğunun anlaşıldığı, davacının «satım sözleşmesini fesh» etmekte haklı olduğu, davacının ilk arızanın çıktığı tarih itibariyle makineden beklediği faydayı göremediği, makinenin bedelinin iadesine karar verildiğinden «birlikte ifa kuralı» gereği «faiz başlangıç tarihi» ödeme tarihinden itibaren değil makine «teslim» tarihinden itibaren başlatılacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı satışa konu malın davalı işyerinde «hasara» uğradığını iddia ederken davalı da kendisine «teslim» edildiği esnada bu hasarın mevcut olduğunu keza buna ilişkin tespit tutanağı düzenlediklerini belirtmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ayıp ihbar süresi · birlikte ifa kuralı · birlikte ifa · ihbar süresi · bildirim yükümlülüğü · faiz başlangıç tarihi · sözleşmenin feshi · şikayet
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu makinenin sürekli arızalandığı, bu «şikayetin» süreklilik arz ettiği, makinenin gizli ayıplı, onarımın mümkün olmadığının anlaşıldığı, her iki tarafta «tacir» olduğundan ayıba ilişkin bu uyuşmazlıkta 6102 sayılı TTK'nın 23/1-c hükümlerinin uygulanacağını, bu hükme göre alıcının maldaki «ayıp» açıkça belli ise iki gün içerisinde ayıbı satıcıya «ihbar» etmek zorunda olduğunu, ayıp belli değil ise sekiz gün içerisinde malı incelemek veya inceletmek ve ayıp ortaya çıkarsa da bu sürede ihbar etmekle yükümlü olduğu, diğer durumlarda TBK’ nın 223. maddeleri hükmünün uygulanacağının belirtildiği, 6098 sayılı TBK'nın 223/2. maddesine göre, satılanda olağan bir gözlem ile ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunduğu sonradan anlaşılırsa alıcının ayıbı derhal satıcıya «bildirmekle yükümlü» olduğu, bildirmediği takdirde malı bu ayıpla kabul etmiş sayılacağı, yargılama neticesinde davacının bu hükümlere uygun bir şekilde ilk arıza sonrasında ayıp ihbarında bulunduğunu ispat ettiği nitekim bu ihtardan sonra da kendisine ayıplı olduğu bildirilen makineyi davalı tarafın arıza nedeniyle kabul ederek yukarıda belirtilen tarihlerde onardığı, bu durumda makinedeki ayıbın davalının kabulünde olduğu anlaşılmakla «ayıp ihbar sürelerinin» aynı zamanda aranmayacağı, alınan bilirkişi heyet raporları ile de satım konusu makinenin gizli ayıplı olduğunun anlaşıldığı, davacının «satım sözleşmesini fesh» etmekte haklı olduğu, davacının ilk arızanın çıktığı tarih itibariyle makineden beklediği faydayı göremediği, makinenin bedelinin iadesine karar verildiğinden «birlikte ifa kuralı» gereği «faiz başlangıç tarihi» ödeme tarihinden itibaren değil makine «teslim» tarihinden itibaren başlatılacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4135 E. 2024/534 K.
Ortak:ayıp ihbarı · ihbar yükümlülüğü · ayıp · ihbar · teslim
İncelediğiniz karardaBölge adliye mahkemesince, davacının tespit amacıyla mahkeme başvurduğu tarih ve «teslimat» tarihleri göz önünde bulundurulduğunda 26.10.2015 tarihli bilirkişi raporunda ortaya konulan bilimsel verilere göre, mantar kompostunun üretime alınmasından sonra 15-20 gün içinde ayıplı olup olmadığının davacı tarafından tespitinin mümkün hale geleceği, buna rağmen, davacının «ayıp ihbarını» derhal yapmadığı , davacı, ürünün kendisine gelmesinden sonra uygun bir süre içinde laboratuvar incelemesi yaptırmadığı gibi, bir üretici olarak kendisinin gözlem yoluyla 15-20 gün içinde yapabileceği tespitleri yapmayıp ilk ürünün işletmeye alındığı 01.10.2012 tarihinden oldukca uzun bir süre sonra, 23.11.2012 tarihinde tespit talebinde bulunmakla TBK m.223'deki derhal «ihbar yükümlülüğüne» uymadığı gerekçesiyle HMK'nın 353/1.b.2.maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
… spit raporunun davacıya tebliğ edildiği 14.01.2013 tarihinde gizli ayıbı öğrendiği, tespit raporunun tebliğ tarihinden önce davacının, davalıya 11.01.2013 tarihinde «ayıp» ihbarında bulunduğu ve davanın 17.01.2013 tarihinde açıldığı nazara alındığında davacının davalıdan satın aldığı mantar kompostunda verim düşüklüğüne yol açacak «kusurun» gizli ayıplı olduğu, davacının ayıplı kompost nedeniyle zarara uğradığı ve yaptırılan tespit ile ve tespit devam ederken TTK 23/c maddesinin yollamasıyla TBK 223/2. madde uyarınca «ayıp ihbarının» derhal yapıldığı Bölge adliye mahkemesince göz önünde bulundurularak dosyadaki tüm «deliller değerlendirilmek» suretiyle uyuşmazlık konusunda karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile verilen karar doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
AŞ.'den alınan ve üretimde kullanılan kompostların ayıplı olması sonucu bu işletmenin 113.603,00-TL tutarında eksik ürün verimi alınması sonucu kâr «mahrumiyeti» zararına uğradığı, davalının satımdaki «ayıplı ifa» nedeniyle davacının bu zararını karşılaması gerektiği, davacının ayıplı ürün nedeniyle verimsiz de olsa ürün alarak bu ürünü satımı sonucu «kar kaybına» uğramakla birlikte, ticari faaliyetinin gereği işi yapabildiği, satılanın istihlak edilen meta olması nedeniyle satılanın iadesi ile semenin «istirdatının» dava konusuna ilişkin olarak uygulanamayacağı, bu durumda kompost için satıcıya ödenen bedelin geri istenemeyeceği ve ödenmemiş olan «çek» bedellerinin ise davalı tarafa ödenmesi gerektiği, TBK 223/2.maddesine göre satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir «ayıp» bulunması halinde herhangi bir süreden bahsedilemeyeceği belirtildiğinden, dava ile ilgili yapılan «ihbar» için herhangi bir «zamanaşımının» da söz konusu olmadığı, ayrıca alıcılar ile satıcılar arasında uzun zamana yayılan ve güven ilkesine dayalı bir ticari ilişki var ise, alınan mal güvenilir mal diy …
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «tacirler» arasında satışa konu malın ayıplı çıkması halinde, alıcının yasal haklarını kullanabilmesi için 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendindeki süreler içerisinde «ayıp» ihbarında bulunmasının zorunlu olduğu, bu sürelerin, satılan malın ayıplı olduğu «teslim» sırasında açıkça belli olması durumunda iki gün, açıkça belli olmaması durumunda da sekiz gün olduğu, ancak «ayıp ihbarının» bu süre içinde satıcıya ulaşmasının şart olmadığı, bu süre içinde satıcıya ulaşmasa bile alıcının haklarını koruyacağı, 6102 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin uygulanacağı belirtildiği, 6098 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde bildirimin derhal yapılması aksi halde alıcı malı ayıp ile beraber kabul edilmiş sayılacağı, alıcının ihbar külfetini yerine getirmiş ise zaman aşımı süresi içinde 6098 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinde kendisine tanınan hakları dava yoluyla talep edebileceği, davacının kendisine teslim edilen malların ayıplı olduğuna dair davalıya bildirimde bulunduğunu iddia ettiği, davacının davalıya anılan sürelerde ihbarda bulunduğunu yazılı bir delil ile kanıtlayamadığı, 6098 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre de satıcının alıcıyı iğfal etmiş olduğu söz konusu olmadığı gibi, bu hususun da ispat edilmediği, satın alınan malın 01.06.2015 tarihinde teslim edildiği, teslime konu malın incelemesinin ise 24.06.2016'da yapıldığı, raporun davacıya 13.07.2016 tarihinde, ayıp ihbarının ise davacının beyanına göre 27.07.2017'de ve davanın ise 20.10.2017 tarihinde açıldığı, 6102 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesine göre, alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmek ile ve bu inceleme sonucu malın ayıplı çıkması halinde durumu satıcıya «bildirmekle yükümlü» olduğu, 8 günlük muayene ve «ihbar yükümlülüğüne» uymayan alıcının malı o hali ile kabul etmiş sayılacağı, ayıplar için kanunun kendisine tanıdığı hakları kaybedeceği, süresinde ayıp ihbarında bulunmayan davacının 6098 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinin birinci fıkrasından da yararlanamayacağı, yargılama sırasında alınan sektör bilirkişinin de yer aldığı raporda ayıbın açık ya da gizli olup olmadığı tespit edilmediği gibi ayıba dair yapılan açıklamalardan basit bir muayene ile ayıbın tespit edilebileceği, kaldı ki «gizli ayıp» bulunduğu varsayılsa bile ayıbın sonradan ortaya çıktığı tarihte derhal bildirimde bulunma yükümlülüğü bulunduğu halde aylarca «ihtar» çekilmeyerek bu yükümlülüğe de uyulmadığından davalının sözleşmeye aykırı davrandığının kanıtlanamadığı, ancak mahkemenin gerekçesi yönünden hata edildiği gerekçes …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «delil tespitinin», davalıya tebliğ edildiği, davacının ayıptan haberdar olduğu tarihten itibaren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 223 üncü maddesine göre «ayıp ihbarının» süresinde olmadığı, davacının talebinin dinlenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekli bildirim ve «ihbarın» sözlü olarak yapıldığını, süresinde «ayıp ihbarının» yapıldığını, ürünlerin ayıplı olduğu husunun mahkeme kararı ile tespit edildiğini, ürünlerin ayıplı olduğunun kullanıma başlanmasından bir süre geçtikten sonra anlaşıldığını, «fatura» «bedellerinin iadesi» istenilmesine rağmen davalının bu talebi yerine getirmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ayıplı mal · bildirim yükümlülüğü · gizli ayıp · delil tespiti · bedel iadesi · sulh hukuk mahkemesi · kaldırma ve yeniden hüküm · ihtar
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «tacirler» arasında satışa konu malın ayıplı çıkması halinde, alıcının yasal haklarını kullanabilmesi için 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendindeki süreler içerisinde «ayıp» ihbarında bulunmasının zorunlu olduğu, bu sürelerin, satılan malın ayıplı olduğu «teslim» sırasında açıkça belli olması durumunda iki gün, açıkça belli olmaması durumunda da sekiz gün olduğu, ancak «ayıp ihbarının» bu süre içinde satıcıya ulaşmasının şart olmadığı, bu süre içinde satıcıya ulaşmasa bile alıcının haklarını koruyacağı, 6102 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin uygulanacağı belirtildiği, 6098 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde bildirimin derhal yapılması aksi halde alıcı malı ayıp ile beraber kabul edilmiş sayılacağı, alıcının ihbar külfetini yerine getirmiş ise zaman aşımı süresi içinde 6098 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinde kendisine tanınan hakları dava yoluyla talep edebileceği, davacının kendisine teslim edilen malların ayıplı olduğuna dair davalıya bildirimde bulunduğunu iddia ettiği, davacının davalıya anılan sürelerde ihbarda bulunduğunu yazılı bir delil ile kanıtlayamadığı, 6098 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre de satıcının alıcıyı iğfal etmiş olduğu söz konusu olmadığı gibi, bu hususun da ispat edilmediği, satın alınan malın 01.06.2015 tarihinde teslim edildiği, teslime konu malın incelemesinin ise 24.06.2016'da yapıldığı, raporun davacıya 13.07.2016 tarihinde, ayıp ihbarının ise davacının beyanına göre 27.07.2017'de ve davanın ise 20.10.2017 tarihinde açıldığı, 6102 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesine göre, alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmek ile ve bu inceleme sonucu malın ayıplı çıkması halinde durumu satıcıya «bildirmekle yükümlü» olduğu, 8 günlük muayene ve «ihbar yükümlülüğüne» uymayan alıcının malı o hali ile kabul etmiş sayılacağı, ayıplar için kanunun kendisine tanıdığı hakları kaybedeceği, süresinde ayıp ihbarında bulunmayan davacının 6098 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinin birinci fıkrasından da yararlanamayacağı, yargılama sırasında alınan sektör bilirkişinin de yer aldığı raporda ayıbın açık ya da gizli olup olmadığı tespit edilmediği gibi ayıba dair yapılan açıklamalardan basit bir muayene ile ayıbın tespit edilebileceği, kaldı ki «gizli ayıp» bulunduğu varsayılsa bile ayıbın sonradan ortaya çıktığı tarihte derhal bildirimde bulunma yükümlülüğü bulunduğu halde aylarca «ihtar» çekilmeyerek bu yükümlülüğe de uyulmadığından davalının sözleşmeye aykırı davrandığının kanıtlanamadığı, ancak mahkemenin gerekçesi yönünden hata edildiği gerekçes …
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalıdan 01.06.2015 tarihli faturada belirtilen okul malzemelerini satın aldığını, malların ayıplı olduğunu, kullanılmaz durumda olduklarını ileri sürerek «ayıplı mal» bedelinin fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak ayıplı mal bedeli için ödenen tarihten «avans faizinin» uygulanmasını talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zaman aşımına uğradığını, «teslimden» sonra «ayıp» ihbarında bulunmadığını, «husumet» yönünden davanın reddi gerektiğini, davalının tedarikçi satıcı konumunda olduğu, üretici olmadığını, üreticiye dava açılması gerektiğini, malların zamanında eksiksiz teslim edildiğini, davacının kontrolleri yaparak teslim aldığını, «sulh hukuk» mahkemesince yapılan tespitte de ayıbının kullanıcı hatasından kaynaklandığının belirlendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/4929 E. , 2021/1931 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 26.09.2017 tarih ve 2014/861 E. - 2017/621 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce verilen 11.04.2019 tarih ve 2018/849 E. - 2019/536 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 01.03.2021 günü hazır bulunan davacı şirket yetkilisi ...ile vekili Av. ...ve davalı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ile aralarındaki alım-satım ilişkisi nedeniyle 22 parti mantar kompostu satın alındığını, satın ve teslim alınan mal karşılığı 14 adet avans çeki verildiğini, verilen çeklerden 9 adet çek bedelinin 96.250 TL olarak ödendiğini,teslim edilen komposttan olması gereken yeterli verimin alınmadığını, Akyurt Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/56 D.iş sayılı dosyası ile yapılan tespitte kompostların tamamının ayıplı olduğunun tespit edildiğini, ayıp durumunun ve henüz ödenmemiş 5 adet çekin iade edilmesinin davalıya ihtar edilmesine rağmen iade edilmediği gerekçesiyle davalıya verilen ve bedelsiz kalan 5 adet çekten sorumlu olunmadığının tespiti, ödenen 9 adet çek bedelinin istirdadı ile ayıplı maldan kaynaklı zararın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 113.000TL’sinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının 24.9.2012 -28.11.2012 tarihleri arasında teslim edilen kompostlara dair ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını zira ilk alınan kompostun üretim odasına alınmasına müteakip en geç 35-40 gün sonunda ilk hasat edilen mantarlar ile birlikte kompostun verimsizliğinin ortaya çıkacağını,davacının ise devamında mal almaya devam ettiğini, zararın tek başına davalının sattığı komposttan kaynaklanmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacıya ait mantar işletmesinde partiler halinde ilk kısım teslimatın 24/09/2012, son kısım teslimatın ise 28/11/2012 olduğu, davalı Müpa Tarım Gıda San. AŞ.'den alınan ve üretimde kullanılan kompostların ayıplı olması sonucu bu işletmenin 113.603,00-TL tutarında eksik ürün verimi alınması sonucu kâr mahrumiyeti zararına uğradığı, davalının satımdaki ayıplı ifa nedeniyle davacının bu zararını karşılaması gerektiği, davacının ayıplı ürün nedeniyle verimsiz de olsa ürün alarak bu ürünü satımı sonucu kar kaybına uğramakla birlikte, ticari faaliyetinin gereği işi yapabildiği, satılanın istihlak edilen meta olması nedeniyle satılanın iadesi ile semenin istirdatının dava konusuna ilişkin olarak uygulanamayacağı, bu durumda kompost için satıcıya ödenen bedelin geri istenemeyeceği ve ödenmemiş olan çek bedellerinin ise davalı tarafa ödenmesi gerektiği, TBK 223/2.maddesine göre satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde herhangi bir süreden bahsedilemeyeceği belirtildiğinden, dava ile ilgili yapılan ihbar için herhangi bir zamanaşımının da söz konusu olmadığı, ayrıca alıcılar ile satıcılar arasında uzun zamana yayılan ve güven ilkesine dayalı bir ticari ilişki var ise, alınan mal güvenilir mal diye alındığından ve alındıktan kısa bir süre sonra tahlil için laboratuvara gönderilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, davacının tespit amacıyla mahkeme başvurduğu tarih ve teslimat tarihleri göz önünde bulundurulduğunda 26.10.2015 tarihli bilirkişi raporunda ortaya konulan bilimsel verilere göre, mantar kompostunun üretime alınmasından sonra 15-20 gün içinde ayıplı olup olmadığının davacı tarafından tespitinin mümkün hale geleceği, buna rağmen, davacının ayıp ihbarını derhal yapmadığı , davacı, ürünün kendisine gelmesinden sonra uygun bir süre içinde laboratuvar incelemesi yaptırmadığı gibi, bir üretici olarak kendisinin gözlem yoluyla 15-20 gün içinde yapabileceği tespitleri yapmayıp ilk ürünün işletmeye alındığı 01.10.2012 tarihinden oldukca uzun bir süre sonra, 23.11.2012 tarihinde tespit talebinde bulunmakla TBK m.223'deki derhal ihbar yükümlülüğüne uymadığı gerekçesiyle HMK'nın 353/1.b.2.maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının, davalıdan satın aldığı mantar kompostları üzerinde Akyurt Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/56 D.iş dosyasında yaptırılan tespit sonucu kompostun gizli ayıplı olduğuna dair verilen 14.01.2013 tarihli tespit raporunun davacıya tebliğ edildiği 14.01.2013 tarihinde gizli ayıbı öğrendiği, tespit raporunun tebliğ tarihinden önce davacının, davalıya 11.01.2013 tarihinde ayıp ihbarında bulunduğu ve davanın 17.01.2013 tarihinde açıldığı nazara alındığında davacının davalıdan satın aldığı mantar kompostunda verim düşüklüğüne yol açacak kusurun gizli ayıplı olduğu, davacının ayıplı kompost nedeniyle zarara uğradığı ve yaptırılan tespit ile ve tespit devam ederken TTK 23/c maddesinin yollamasıyla TBK 223/2.
madde uyarınca ayıp ihbarının derhal yapıldığı Bölge adliye mahkemesince göz önünde bulundurularak dosyadaki tüm deliller değerlendirilmek suretiyle uyuşmazlık konusunda karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile verilen karar doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,takdir olunan 3.050,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/657133600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz