İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/3701 E. 2021/1919 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ayni teminat↗ ipoteğin paraya çevrilmesi↗ dava şartı yokluğu↗ muacceliyet↗ ipotek↗ ihbar↗ ihtarname↗ teminat↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, davalılardan gerçek kişi olan ...'in borca ayni teminat verdiği, yani ipotek veren konumunda olduğu, TMK'nun 887. Maddesi gereğince borçtan şahsen sorumlu olmayan davalı ... hakkında davacının ödeme isteminin ileri sürülebilmesi için, davacının bu talebini hem borçluya hem de ipotek veren davalıya karşı ileri sürmüş olması gerektiği, davacı tarafından sunulan belgelerden icra takibi başlatılmadan önce davalılardan ...'e muacceliyet ihtarnamesi içeren herhangi bir belgenin tebliğ edilmediği, daha doğrusu tebliğe çıkarılan evrakın davalıya ulaşmadığının anlaşıldığı davacının davalı ... yönünden takip şartını yerine getirmeden icra takibine giriştiği gerekçesiyle bu davalı yönünden davanın reddine, diğer davalı yönünden taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayanak kayıtların defterlere usulüne uygun olarak işlendiği, davacının kayıtlar gereği davalıdan talep edebileceği ve varlığı tespit edilen alacak miktarının 72.784,71 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı davalılar vekili temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
Dava ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece verilen karar (Kapatılan) 19.Hukuk Dairesi’nin 25.04.2016 tarihli kararı ile bozulmuş bozma ilamına uyulmasına rağmen bozma ilamı doğrultusunda karar verilmemiştir.
Mahkemece yapılan inceleme sonucunda ipotek veren davalı ...’e muacceliyet ihtarnamesinin bila tebliğ iade edildiği bu nedenle bu davalı hakkında TMK.887. Maddesi hükmünde öngörülen muacceliyet şartı gerçekleşmediğinden ipotek borçlusuna ihbar yapılmadan takibe geçilemeyeceği, bu hususun da HMK 114/2 maddesine göre dava şartı olduğundan mahkemece dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1163 E. 2023/7719 K.
Ortak:ayni teminat · ipoteğin paraya çevrilmesi · dava şartı yokluğu · muacceliyet · ipotek · ihbar · ihtarname · teminat · dava şartı
İncelediğiniz karardaMaddesi hükmünde öngörülen «muacceliyet» şartı gerçekleşmediğinden «ipotek» borçlusuna «ihbar» yapılmadan takibe geçilemeyeceği, bu hususun da HMK 114/2 maddesine göre dava şartı olduğundan mahkemece dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, davalılardan gerçek kişi olan ...'in borca «ayni teminat» verdiği, yani «ipotek» veren konumunda olduğu, TMK'nun 887.
Maddesi gereğince borçtan şahsen sorumlu olmayan davalı ... hakkında davacının ödeme isteminin ileri sürülebilmesi için, davacının bu talebini hem borçluya hem de «ipotek» veren davalıya karşı ileri sürmüş olması gerektiği, davacı tarafından sunulan belgelerden icra takibi başlatılmadan önce davalılardan ...'e «muacceliyet» «ihtarnamesi» içeren herhangi bir belgenin tebliğ edilmediği, daha doğrusu tebliğe çıkarılan evrakın davalıya ulaşmadığının anlaşıldığı davacının davalı ... yönünden takip şartını yerine getirmeden icra takibine giriştiği gerekçesiyle bu davalı yönünden davanın reddine, diğer davalı yönünden taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayanak kayıtların «defterlere» usulüne uygun olarak işlendiği, davacının kayıtlar gereği davalıdan talep edebileceği ve varlığı tespit edilen alacak miktarının 72.784,71 TL olduğu gerekçesiyle d …
Benzer bu kararda… da tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile davalı Orkan Tekstil Limited Şirketi arasındaki ticari ilişki nedeniyle, diğer davalı ...'e ait taşınmaz üzerine «ipotek» tesis edildiği, borcun ödenmemesi nedeniyle çekilen «ihtarnameden» sonra alacağın tahsili için davalılar aleyhine «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile icra takibine girişildiği, itiraz üzerine davacı tarafından davalılar aleyhine «icra inkar tazminatı» talepli itirazın iptali davasının açılmış olduğu, davalılardan ... kişi olan ...'in borca «ayni teminat» verdiği, yani ipotek veren konumunda olduğu, 4721 sayılı Kanun'un 887 nci maddesi gereğince borçtan şahsen sorumlu olmayan davalı ... hakkında davacının ödeme isteminin ileri sürülebilmesi için, davacının bu talebini hem borçluya hem de ipotek veren davalıya karşı ileri sürmüş olması gerektiği, ipotek borçlusuna «ihbar» yapılmadan takibe geçilemeyeceğinden ismi geçen davalı yönünden 6100 sayılı Kanun'un 114 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın reddine, diğer davalı yönünden yapılan yargılama neticesinde ise; taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayanak kayıtların «defterlere» usulüne uygun olarak işlendiği, davacının kayıtlar gereği davalıdan talep edebileceği ve varlığı tespit edilen alacak miktarının 72.784,71 TL olduğu sonucuna varılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, takibe konan alacak miktarı likit olmayıp yargılamayı gerektirdiğinden şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine, davalı taraf «kötü niyet tazminatı» talebinde bulunmuş ise de; davacının davasının, davalı ... yönünden dava ön ... yokluğu nedeniyle reddedilmiş olmasından dolayı Cahit aleyhine başlatılan takipte d …
2.Mahkemece bozma ilamına uyulmak suretiyle yapılan yargılama sonunda, davalı ... bakımından dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de davanın «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile yapılan «ilamsız icra takibine» vaki «itirazın iptali davası» olduğu gözetilerek, davalı şirketin asıl borçlusu, diğer davalı ... kişinin ise davalı şirketin borcunun «teminatı» amacıyla «ipotek» veren taşınmaz sahibi olduğu, 4721 sayılı Kanun'un 887 nci maddesinde; "İpotekli taşınmazın maliki borçtan şahsen sorumlu değilse alacaklının ödeme isteminin ona karşı etkili olması, bu istemin hem borçluya, hem kendisine karşı yapılmış olmasına bağlıdır." şeklinde düzenlenmiş olduğu, aynı zamanda asıl borçlu ile ipotek borçlusu arasında zorunlu takip ve dava arkadaşlığı bulunduğu, buna göre borçtan şahsen sorumlu olmayan bir şahsa ait taşınmaza ilişkin teminat ipoteğinin paraya çevrilmesi yönünde icra takibi yapılabilmesi için, icra takibinden önce ipotek borçlusuna, asıl borçlu ile birlikte borç «muacceliyet ihtarının» gönderilmesi gerekeceği, böyle bir ihtar yoksa mesmu bir icra takibinin varlığından da söz edilemeyeceği, itirazın iptali davasının da dava şartı yokluğundan reddi gerektiği, «ihtar tebliğinin» gerekli olduğu ve bu husus takip ve dava şartı olduğundan re’«sen gözetilmesi» gerektiği, davacı tarafından bu yönde bir «ihtarname» gönderilmiş ise de ihtarnamenin taraflara tebliğ edilemediği, böylece geçerli bir icra takibinin ve bu davaya özgü dava şartının bulunmadığının kabulü gerekirken Mahkemece bu husus değerlendirilmeden «eksik inceleme» ile itirazın iptali davasının davalı şirket bakımından işin esasına girilerek karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 05.03.2019 tarih, 2018/246 E. ve 2019/100 K. sayılı kararı ile davalılardan ... kişi olan ...'in borca «ayni teminat» verdiği, yani «ipotek» veren konumunda olduğu, 4721 sayılı Kanun'un 887 nci maddesi gereğince borçtan şahsen sorumlu olmayan davalı ... hakkında davacının ödeme isteminin ileri sürülebilmesi için, davacının bu talebini hem borçluya hem de ipotek veren davalıya karşı ileri sürmüş olması gerektiği, davacı tarafından sunulan belgelerden icra takibi başlatılmadan önce davalılardan ...'e «muacceliyet» «ihtarnamesi» içeren herhangi bir belgenin tebliğ edilmediği, daha doğrusu tebliğe çıkarılan evrakın davalıya ulaşmadığının anlaşıldığı davacının davalı ... yönünden takip şartını yerine getirmeden icra takibine giriştiği gerekçesiyle bu davalı yönünden davanın reddine, diğer davalı yönünden taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayanak kayıtların «defterlere» usulüne uygun olarak işlendiği, davacının kayıtlar gereği davalıdan talep edebileceği ve varlığı tespit edilen alacak miktarının 72.784,71 TL olduğu gerekçesiyle d …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:muacceliyet ihtarı · cari hesap ekstresi · ihtar tebliği · re'sen gözetilme · itirazın iptali davası · ilamsız icra takibi · cari hesap · üçüncü kişi
Benzer bu kararda2.Mahkemece bozma ilamına uyulmak suretiyle yapılan yargılama sonunda, davalı ... bakımından dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de davanın «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile yapılan «ilamsız icra takibine» vaki «itirazın iptali davası» olduğu gözetilerek, davalı şirketin asıl borçlusu, diğer davalı ... kişinin ise davalı şirketin borcunun «teminatı» amacıyla «ipotek» veren taşınmaz sahibi olduğu, 4721 sayılı Kanun'un 887 nci maddesinde; "İpotekli taşınmazın maliki borçtan şahsen sorumlu değilse alacaklının ödeme isteminin ona karşı etkili olması, bu istemin hem borçluya, hem kendisine karşı yapılmış olmasına bağlıdır." şeklinde düzenlenmiş olduğu, aynı zamanda asıl borçlu ile ipotek borçlusu arasında zorunlu takip ve dava arkadaşlığı bulunduğu, buna göre borçtan şahsen sorumlu olmayan bir şahsa ait taşınmaza ilişkin teminat ipoteğinin paraya çevrilmesi yönünde icra takibi yapılabilmesi için, icra takibinden önce ipotek borçlusuna, asıl borçlu ile birlikte borç «muacceliyet ihtarının» gönderilmesi gerekeceği, böyle bir ihtar yoksa mesmu bir icra takibinin varlığından da söz edilemeyeceği, itirazın iptali davasının da dava şartı yokluğundan reddi gerektiği, «ihtar tebliğinin» gerekli olduğu ve bu husus takip ve dava şartı olduğundan re’«sen gözetilmesi» gerektiği, davacı tarafından bu yönde bir «ihtarname» gönderilmiş ise de ihtarnamenin taraflara tebliğ edilemediği, böylece geçerli bir icra takibinin ve bu davaya özgü dava şartının bulunmadığının kabulü gerekirken Mahkemece bu husus değerlendirilmeden «eksik inceleme» ile itirazın iptali davasının davalı şirket bakımından işin esasına girilerek karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Noterliğinin 23.02.2009 tarih ve 07291 yevmiye numaralı «ihtarnamesi» ile «muacceliyet ihtarı» gönderdiğini, davalılara dava konusu «ipotek» resmi senedinin 7 nci maddesi uyarınca tapu müdürlüğüne bildirmiş olduğu adrese «tebligatların» yapıldığını, davalılarında dava konusu icra takibine yapmış oldukları itirazda da ihtarnamelerin gönderildiği adresi bildirdiklerini, davalının ihtarnameyi iade almamasının hayatın olağan akışına ve «dürüstlük kuralına» aykırı olduğunu, öte yandan «cari hesap ekstresinde» davalı şirketten çekler alındığında borcunun 18.971,08 TL olduğu, çeklerin karşılıksız çıkması nedeni ile iade edilmesinin ardından ise borcun 97.721,08 TL'ye çıkt …
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma ilamı uyarınca davanın her iki davalı yönünden de reddine karar verilmesi gerektiğini, borçlu ile «ipotek» veren zaruri dava arkadaşı olduğundan, ipotek verene «muacceliyet ihtarı tebliğ» edilmeden borçlu ve ipotek verene karşı müşterek takip açılamayacağını, yerel mahkeme kararında Orkan Tekstil Turizm ve Deri Ürünleri San.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 887 nci maddesi gereğince borçtan şahsen sorumlu olmayan «ipotek» veren «üçüncü kişiye» takip yapılmadan önce «muacceliyet» «ihtarnamesi» keşide edilerek tebliğ edilmesi takip şartı olduğu, aynı zamanda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin ikinci fıkrası g …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8612 E. 2017/6150 K.
Ortak:ipoteğin paraya çevrilmesi · ipotek · ihtarname · dava şartı
İncelediğiniz karardaMaddesi gereğince borçtan şahsen sorumlu olmayan davalı ... hakkında davacının ödeme isteminin ileri sürülebilmesi için, davacının bu talebini hem borçluya hem de «ipotek» veren davalıya karşı ileri sürmüş olması gerektiği, davacı tarafından sunulan belgelerden icra takibi başlatılmadan önce davalılardan ...'e «muacceliyet» «ihtarnamesi» içeren herhangi bir belgenin tebliğ edilmediği, daha doğrusu tebliğe çıkarılan evrakın davalıya ulaşmadığının anlaşıldığı davacının davalı ... yönünden takip şartını yerine getirmeden icra takibine giriştiği gerekçesiyle bu davalı yönünden davanın reddine, diğer davalı yönünden taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayanak kayıtların «defterlere» usulüne uygun olarak işlendiği, davacının kayıtlar gereği davalıdan talep edebileceği ve varlığı tespit edilen alacak miktarının 72.784,71 TL olduğu gerekçesiyle d …
Mahkemece yapılan inceleme sonucunda «ipotek» veren davalı ...’e «muacceliyet» «ihtarnamesinin» bila tebliğ iade edildiği bu nedenle bu davalı hakkında TMK.887.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, davalılardan gerçek kişi olan ...'in borca «ayni teminat» verdiği, yani «ipotek» veren konumunda olduğu, TMK'nun 887.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalının sadece «ipotek» borçlusu olup, borçtan şahsen sorumlu bulunmadığını, TMK’nın 887. m. uyarınca ipotekli takibe girişilmeden önce asıl borçlu ile birlikte borçtan şahsen sorumlu olmayan ipotek borçlusuna da «ihtarat» yapılması takip ve dava şartı olduğundan davalıya çıkartılan 24/01/2013 tarihli «ihtarnamenin» davalıya tebliğ edilemediğine ilişkin «şerh» bulunduğundan TMK’nın 887. m. gereğince davalı hakkında «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takip yapılamayacağı, usulüne uygun yapılmış bir takibin bulunmadığı gerekçesiyle, HMK’nın 114/2 ve 115. m. uyarınca davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Ancak, 2004 sayılı İİK’nın 148/a maddesi uyarınca, ''İpotek sözleşmesinin tarafları veya «ipotekli» taşınmazı daha sonra satın alanlar ya da bunların halefleri, tapu sicili müdürlüğüne yurt içinde bir «tebligat» adresi bildirmek zorundadırlar.
Yeni adresin bildirilmemesi halinde «tebligatların» eski adrese ulaştığı tarih tebellüğ tarihi sayılır.'' Bu itibarla, gerektiğinde «ihtarın tebliğine» dair tebliğ mazbataları da getirtilip, «ihtarnamenin» davalıya tebliğ edilmiş sayılıp sayılamayacağı hususunda değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtar tebliği · ihtarat · cy/cy şerhi · usulden reddi · ihtar · tebligat · eksik inceleme
Benzer bu karardaYeni adresin bildirilmemesi halinde «tebligatların» eski adrese ulaştığı tarih tebellüğ tarihi sayılır.'' Bu itibarla, gerektiğinde «ihtarın tebliğine» dair tebliğ mazbataları da getirtilip, «ihtarnamenin» davalıya tebliğ edilmiş sayılıp sayılamayacağı hususunda değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalının sadece «ipotek» borçlusu olup, borçtan şahsen sorumlu bulunmadığını, TMK’nın 887. m. uyarınca ipotekli takibe girişilmeden önce asıl borçlu ile birlikte borçtan şahsen sorumlu olmayan ipotek borçlusuna da «ihtarat» yapılması takip ve dava şartı olduğundan davalıya çıkartılan 24/01/2013 tarihli «ihtarnamenin» davalıya tebliğ edilemediğine ilişkin «şerh» bulunduğundan TMK’nın 887. m. gereğince davalı hakkında «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takip yapılamayacağı, usulüne uygun yapılmış bir takibin bulunmadığı gerekçesiyle, HMK’nın 114/2 ve 115. m. uyarınca davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Ancak, 2004 sayılı İİK’nın 148/a maddesi uyarınca, ''İpotek sözleşmesinin tarafları veya «ipotekli» taşınmazı daha sonra satın alanlar ya da bunların halefleri, tapu sicili müdürlüğüne yurt içinde bir «tebligat» adresi bildirmek zorundadırlar.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/3701 E. , 2021/1919 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 05.03.2019 tarih ve 2018/246- 2019/100 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı firma ile davalı Orkan Tekstil Turizm ve Deri Ürünleri Ltd. Şti. arasındaki ticari ilişki nedeniyle diğer davalı ...'e ait olan taşınmaz üzerinde ipotek tesis edildiğini, ticari ilişkiden kaynaklı borcun ödenmesi için davalılara keşide edilen ihtarnamenin semeresiz kaldığını, alacağın tahsili için davalılar aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile girişilen icra takibinin davalıların itirazı sonucu durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına ve %40 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, ipoteğin ticari ilişkinin teminatı olarak verildiğini, taraflar arasında imzalanan protokol gereğince davalı şirketin işletmesinin işletim hakkını davacıya verdiğini, davacının elde ettiği karı davalının borcundan mahsup etmesi gerektiğini, davalıların davacıya borcun bulunmadığını savunarak davanın reddine ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, davalılardan gerçek kişi olan ...'in borca ayni teminat verdiği, yani ipotek veren konumunda olduğu, TMK'nun 887. Maddesi gereğince borçtan şahsen sorumlu olmayan davalı ... hakkında davacının ödeme isteminin ileri sürülebilmesi için, davacının bu talebini hem borçluya hem de ipotek veren davalıya karşı ileri sürmüş olması gerektiği, davacı tarafından sunulan belgelerden icra takibi başlatılmadan önce davalılardan ...'e muacceliyet ihtarnamesi içeren herhangi bir belgenin tebliğ edilmediği, daha doğrusu tebliğe çıkarılan evrakın davalıya ulaşmadığının anlaşıldığı davacının davalı ... yönünden takip şartını yerine getirmeden icra takibine giriştiği gerekçesiyle bu davalı yönünden davanın reddine, diğer davalı yönünden taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayanak kayıtların defterlere usulüne uygun olarak işlendiği, davacının kayıtlar gereği davalıdan talep edebileceği ve varlığı tespit edilen alacak miktarının 72.784,71 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı davalılar vekili temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
Dava ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece verilen karar (Kapatılan) 19.Hukuk Dairesi’nin 25.04.2016 tarihli kararı ile bozulmuş bozma ilamına uyulmasına rağmen bozma ilamı doğrultusunda karar verilmemiştir.
Mahkemece yapılan inceleme sonucunda ipotek veren davalı ...’e muacceliyet ihtarnamesinin bila tebliğ iade edildiği bu nedenle bu davalı hakkında TMK.887. Maddesi hükmünde öngörülen muacceliyet şartı gerçekleşmediğinden ipotek borçlusuna ihbar yapılmadan takibe geçilemeyeceği, bu hususun da HMK 114/2 maddesine göre dava şartı olduğundan mahkemece dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalılar vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalılara iadesine, 02.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/657106700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz