Menfi tespit | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/3893 E. 2021/2153 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sahtelik iddiası↗ sadakat borcu↗ aval↗ tahrifat↗ sahtelik↗ icra hukuk mahkemesi↗ lehtar↗ iyiniyet↗ oy yasağı↗ tbk 99↗ keşideci↗ bono↗ anonim şirket↗ bilirkişi incelemesi↗ yetkisizlik kararı↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; asli müdahilin vekilinin, davacı ...'ın asli müdahil ortağı olduğunu bilen davalının bu durumundan faydalanarak çift imzalı bonoda, sahte kaşe ile davacının şahsı adına attığı imzanın üzerini kaşelemek suretiyle asli müdahili borçlandırdığını beyan ettiği, asli müdahilin, dava dilekçesinde deliller kısmında bilirkişi deliline dayanmadığı, bu nedenle kaşeye ilişkin bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı, dolayısıyla asli müdahilin iddiasını ispatlayamadığı, davacının 8.000,00 TL bedelli bononun 218.000,00 TL bedelli hale getirildiğini iddia ettiği, dosyadaki Adli Tıp Kurumu raporunda tahrifatın 8 rakamında yapıldığının tespit edildiği, davacının 8 rakamı ile ilgili bir iddia ve talebinin olmadığının görüldüğü gerekçesiyle asli müdahil ve davacının davasının reddine, davalının tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili ve asli müdahil vekili temyiz etmiştir.
1-Davacı ... vekilinin temyizi yönünden, mahkemece davacının sahtelik iddiası yönelik olarak, dar yetkili icra hukuk mahkemesince alınan rapora istinaden karar verilmesi doğru olmadığı gibi bu rapor da mahkemece doğru olarak değerlendirilmemiştir. Adli Tıp Kurumunun 28.02.2011 tarihli raporunda senet miktarının “218.000” olarak okunduğu ancak bunun “21.000” rakamlarının farklı evsafta yazılmış olduğu belirtildiği halde, mahkemece bunun tahrifat olarak değerlendirilmemesi doğru olmamıştır. Ayrıca senet lehtarı davalının, dava konusu senetle ilgili olarak hakkında açılan kamu davasından beraat etmişse de söz konusu kararın davalı lehtarın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği belirtilerek, temyiz incelemesinde bozulduğu anlaşılmıştır. TBK 74. maddesine göre maddi vakıanın tespitine ilişkin ceza hakiminin kararı hukuk hakimini de bağlayacağından, mahkemece ceza dosyası sonucu beklenerek, deliller hep birlikte değerlendirilip varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Asli müdahil davacı şirketin temyizine gelince, asli müdahilin davasında, asli müdahilin aval veren olarak gösterilmesinin usulsüz olduğundan bahsedilmiştir. Dava konusu bono incelendiğinde bono keşidecisinin şirket temsilcisi, şirketin ise temsilciye aval veren olduğu anlaşılmaktadır. Davacı ...’ın asli müdahil şirketi temsile yetkili bulunduğu, kendisinin keşideci olduğu bonoda davacı ...’ın şirketi temsil yetkisini kötüye kullanarak asli müdahil şirketi bonoda aval veren yaptığı temsilin, temsil yetkisinin kötüye kullanması nedeniyle bu aval işleminin batıl olduğu ve bu nedenle asli müdahil şirketin dava konusu bonodan dolayı borçlu olmadığı anlaşılmaktadır.
Zira temsilcinin kendisiyle işlem yapması kural olarak yasaktır. Temsilcinin izinsiz olarak kendisiyle yaptığı işlem sakat bir işlemdir. Bu işlem temsil olunanı bağlamaz. Özenli bir temsilci, iyiniyet ve sadakat borcu gereği, temsil ettiği şirketin çıkarına aykırı olarak bir işlem yaparsa bu işlem kural olarak temsil görevinin dışında kalır ( Doç. Dr. ..., Anonim Şirketlerde Şirketle İşlem Yapma Yasağı ve Çifte Temsil, Ankara, 2005, S: 67-78-228 ). Bu nedenle asli müdahilin davasının, bu bağlamda değerlendirilmeden karar verilmesi doğru olmamıştır.
3- Bozma sebep ve şekline göre, asli müdahil vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/38 E. 2017/444 K.
Ortak:aval · bono · temsil
İncelediğiniz karardaDava konusu «bono» incelendiğinde bono «keşidecisinin» şirket «temsilcisi», şirketin ise temsilciye «aval» veren olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı ...’ın asli müdahil şirketi «temsile» yetkili bulunduğu, kendisinin «keşideci» olduğu «bonoda» davacı ...’ın şirketi temsil «yetkisini» kötüye kullanarak asli müdahil şirketi bonoda «aval» veren yaptığı temsilin, temsil yetkisinin kötüye kullanması nedeniyle bu aval işleminin batıl olduğu ve bu nedenle asli müdahil şirketin dava konusu bonodan dolayı borçlu olmadığı anlaşılmaktadır.
… kişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; asli müdahilin vekilinin, davacı ...'ın asli müdahil ortağı olduğunu bilen davalının bu durumundan faydalanarak çift imzalı «bonoda», sahte kaşe ile davacının şahsı adına attığı imzanın üzerini kaşelemek suretiyle asli müdahili borçlandırdığını beyan ettiği, asli müdahilin, dava dilekçesinde deliller kısmında bilirkişi deliline dayanmadığı, bu nedenle kaşeye ilişkin «bilirkişi incelemesi» yaptırılmadığı, dolayısıyla asli müdahilin iddiasını ispatlayamadığı, davacının 8.000,00 TL bedelli bononun 218.000,00 TL bedelli hale getirildiğini iddia ettiği, dosyadaki Adli Tıp Kurumu raporunda «tahrifatın» 8 rakamında yapıldığının tespit edildiği, davacının 8 rakamı ile ilgili bir iddia ve talebinin olmadığının görüldüğü gerekçesiyle asli müdahil ve davacının davasın …
Benzer bu karardaİtiraz eden, her iki imzanın da şirketi «temsilen» kendisi tarafından atıldığını bu nedenle «bono» nedeniyle «şahsi sorumluluğunun» bulunmadığını ileri sürmüştür.
Bono metninde yer alan Limited Şirket ise asıl borçluya «aval» veren durumunda olup «bono» üzerindeki her iki imza asıl borçlu ile aval veren yönünden atılmış bulunmaktadır.
Alacaklı «bonoya» dayalı olarak «ihtiyati haciz» istemiş olup, borçlulardan gerçek kişinin itirazı üzerine mahkemece itirazın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şahsi sorumluluk · ihtiyati hacze itiraz · ihtiyati haciz · limited şirket · haciz
Benzer bu karardaBu durum karşısında, asıl borçlu durumunda bulunan «ihtiyati hacize» itiraz eden gerçek kişinin itirazının reddedilmesi gerekirken mahkemece imzaların kaşe üzerinde bulunması hususu yanlış değerlendirilerek «ihtiyati hacze itirazın» kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Dava, «ihtiyati haciz» kararına itiraza ilişkindir.
Alacaklı «bonoya» dayalı olarak «ihtiyati haciz» istemiş olup, borçlulardan gerçek kişinin itirazı üzerine mahkemece itirazın kabulüne karar verilmiştir.
İhtiyati «haciz» istemine konu olan «bonoda» ödeyecek kişi (asıl borçlu) olarak ... ismi olup, bono üzerine iki adet aynı «limited şirket» kaşesinin basıldığı ve kaşelerden birinin üzerinde aynı kişiye ait iki adet imza bulunduğu görülmektedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/3893 E. , 2021/2153 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Dörtyol 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 17.04.2019 tarih ve 2018/790 E. - 2019/281 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili ve asli müdahil vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının davacı ve dava dışı Meryem Sağlık Hizmetleri….Ltd. Şti. hakkında icra takibi başlattığını, ancak icra takibine konu 218.000,00 TL bedelli bononun 8.000,00 TL bedelli olarak düzenlendiğini, üzerinde tahrifat yapılarak 218.000,00 TL’lik bono haline getirildiğini, bu hususta suç duyurusunda bulunulduğunu ileri sürerek, davacının takibe konu 218.000,00 TL bedelli bononun 210.000,00 TL’lik kısmından ve fer’ilerinden davacının borçlu olmadığının tespitini ve davalı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asli müdahil vekili, HMK’nın 65. maddesi uyarınca asli müdahil davacı olarak davaya katılmak istediklerini, davalının 8.000,00 TL bedelli teminat olarak verilen bonoyu tahrif ederek 218.000,00 TL bedelli olarak icra takibine konu ettiğini, bononun üzerinde çift imza olması nedeniyle sahte kaşe ile imzaların birinin kaşelenerek asli müdahilin de borçlu hale getirildiğini ileri sürerek, takibe konu bono nedeniyle asli müdahilin borçlu olmadığının tespitine ve tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, bonodaki tahrifatın 8 rakamında olduğunu, davacı vekilinin bonodaki imzanın davacıya ait olması halinde icra dosyasındaki borcun ödeneceğini kabul ettiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; asli müdahilin vekilinin, davacı ...'ın asli müdahil ortağı olduğunu bilen davalının bu durumundan faydalanarak çift imzalı bonoda, sahte kaşe ile davacının şahsı adına attığı imzanın üzerini kaşelemek suretiyle asli müdahili borçlandırdığını beyan ettiği, asli müdahilin, dava dilekçesinde deliller kısmında bilirkişi deliline dayanmadığı, bu nedenle kaşeye ilişkin bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı, dolayısıyla asli müdahilin iddiasını ispatlayamadığı, davacının 8.000,00 TL bedelli bononun 218.000,00 TL bedelli hale getirildiğini iddia ettiği, dosyadaki Adli Tıp Kurumu raporunda tahrifatın 8 rakamında yapıldığının tespit edildiği, davacının 8 rakamı ile ilgili bir iddia ve talebinin olmadığının görüldüğü gerekçesiyle asli müdahil ve davacının davasının reddine, davalının tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili ve asli müdahil vekili temyiz etmiştir.
1-Davacı ... vekilinin temyizi yönünden, mahkemece davacının sahtelik iddiası yönelik olarak, dar yetkili icra hukuk mahkemesince alınan rapora istinaden karar verilmesi doğru olmadığı gibi bu rapor da mahkemece doğru olarak değerlendirilmemiştir. Adli Tıp Kurumunun 28.02.2011 tarihli raporunda senet miktarının “218.000” olarak okunduğu ancak bunun “21.000” rakamlarının farklı evsafta yazılmış olduğu belirtildiği halde, mahkemece bunun tahrifat olarak değerlendirilmemesi doğru olmamıştır. Ayrıca senet lehtarı davalının, dava konusu senetle ilgili olarak hakkında açılan kamu davasından beraat etmişse de söz konusu kararın davalı lehtarın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği belirtilerek, temyiz incelemesinde bozulduğu anlaşılmıştır.
TBK 74. maddesine göre maddi vakıanın tespitine ilişkin ceza hakiminin kararı hukuk hakimini de bağlayacağından, mahkemece ceza dosyası sonucu beklenerek, deliller hep birlikte değerlendirilip varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Asli müdahil davacı şirketin temyizine gelince, asli müdahilin davasında, asli müdahilin aval veren olarak gösterilmesinin usulsüz olduğundan bahsedilmiştir. Dava konusu bono incelendiğinde bono keşidecisinin şirket temsilcisi, şirketin ise temsilciye aval veren olduğu anlaşılmaktadır. Davacı ...’ın asli müdahil şirketi temsile yetkili bulunduğu, kendisinin keşideci olduğu bonoda davacı ...’ın şirketi temsil yetkisini kötüye kullanarak asli müdahil şirketi bonoda aval veren yaptığı temsilin, temsil yetkisinin kötüye kullanması nedeniyle bu aval işleminin batıl olduğu ve bu nedenle asli müdahil şirketin dava konusu bonodan dolayı borçlu olmadığı anlaşılmaktadır.
Zira temsilcinin kendisiyle işlem yapması kural olarak yasaktır. Temsilcinin izinsiz olarak kendisiyle yaptığı işlem sakat bir işlemdir. Bu işlem temsil olunanı bağlamaz. Özenli bir temsilci, iyiniyet ve sadakat borcu gereği, temsil ettiği şirketin çıkarına aykırı olarak bir işlem yaparsa bu işlem kural olarak temsil görevinin dışında kalır ( Doç. Dr. ..., Anonim Şirketlerde Şirketle İşlem Yapma Yasağı ve Çifte Temsil, Ankara, 2005, S:
67- 78-228 ). Bu nedenle asli müdahilin davasının, bu bağlamda değerlendirilmeden karar verilmesi doğru olmamıştır.
3- Bozma sebep ve şekline göre, asli müdahil vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asli müdahil vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın asli müdahil yararına BOZULMASINA, (3) Asli müdahil vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 08.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/656166300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz