Banka Teminat Mektubunun İadesi Ve Depo Edilmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/1578 E. 2021/1007 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
re'sen gözetme↗ teminat alacağı↗ hmk 357↗ depo talebi↗ garanti sözleşmesi↗ hukuki dinlenilme hakkı↗ teminat senedi↗ kamu düzenine aykırılık↗ davanın konusu↗ teminat mektubu↗ depo kararı↗ üçüncü kişi↗ genel kredi sözleşmesi↗ garantörlük↗ kamu düzeni↗ kefil↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ kredi sözleşmesi↗ dava sebebi↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ teminat↗ hmk 353(1)b-2↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu edilen teminat mektubunun süreli olduğu ve 30/12/2016 tarihi itibari ile işlem görmeksizin süresinin dolduğu, davaya konu edilen teminat mektubunun davacı açısından risk oluşturması söz konusu olmadığından depo talebine ilişkin davanın bu aşamada konusuz kaldığı, bununla birlikte dava açılış tarihi itibariyle alınan bilirkişi raporu ile davacının depo talebinin yerinde olduğu anlaşıldığı, her ne kadar bilirkişi raporunda asıl borçlu dışında kefillerin sorumluluğunun bulunmayacağı değerlendirilmiş ise de davalı kefiller ile dava açılış tarihi itibariyle davacıya karşı davaya konu teminat senedi nedeni ile sorumlu olduklarının değerlendirildiği zira davaya konu teminat mektubunu davalı kefillerin, kefil oldukları genel kredi sözleşmesine istinaden düzenlenerek dava dışı firmaya verildiği gerekçesiyle, davaya konu teminat mektubunun 30/12/2016 tarih itibariyle süresinin dolması nedeniyle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar davacı vekilince dava konusu teminat mektubunun 27.12.2016 tarihinde önce 02.01.2018 tarihine kadar son olarak da 22.12.2017 tarihinde 31.12.2018 tarihine kadar ikinci defa uzatıldığı, karar tarihi olan 26.06.2018 tarihi itibariyle teminat mektubu riskinin devam ettiği, dolayısıyla davanın konusuz kalmasının söz konusu olmadığı ileri sürmüş ise de, teminat mektubunun ilk sona erme tarihinden önce 27.05.2016 tarihinde davanın açıldığı, yargılama sürecinde davacı vekilince teminat mektubunun süresinin uzatıldığına dair iddia ve delil ileri sürülmediği, bu hususun karardan sonra ileri sürüldüğü gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin HMK'nn 353/1.b.1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacı banka tarafından düzenlenen ve üçüncü kişiye verilen teminat mektubu bedeli tutarında teminatın depo edilmesi istemine ilişkindir. Şu halde istemin (davanın) konusu bizatihi teminat mektubu yahut bedelinden kaynaklanan alacak olmayıp davacı bankanın garanti sözleşmesi hükümleri uyarınca doğan riskinin pasifize edilebilmesi için, mektup bedeli tutarında ek teminatın depo ettirilmesi istemine ilişkin olmakla davanın konusunu davacının sözleşmeye dayalı teminat alacağı oluşturmaktadır.
İlk derece mahkemesince, teminat mektubunun vadesinin dolması nedeniyle gelinen aşama itibariyle davacının riskinin kalmadığı gerekçesiyle davanın konusu kalmadığı değerlendirilmiş ise de davacı yandan dava sebebini oluşturan maddi vakıaya ilişkin riskin henüz devam edip etmediği usulünce sorulup saptanması gerekirdi. Mahkemece bu gereklilik gözetilmeden yapılan uygulama bir yandan HMK'nın 31. maddesinde öngörülen hakimin davayı aydınlatma görevinin yerine getirilmesindeki yanlışa işaret ettiği gibi diğer yandan da HMK'nın 27. maddesinde öngörülen davacının hukuki dinlenilme hakkının ihlali mahiyetinde olup mahkemece verilen karar bu yönleriyle yasaya aykırıdır.
Mezkur yasa hükümlerinin kamu düzenine ilişmekte olduğu izahtan varestedir. HMK’nın 355. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemeleri kamu düzenine aykırılık gördüğü hallerde bu durumu re’sen gözetmek durumunda olup davacı vekilince ilk derece mahkemesince bu hususlar sorgulanmadan karar verildiği yönünde gösterilen istinaf nedeni ve dilekçeye ekli belgelerle de banka riskinin sürmekte olduğunun tevsik edildiği gözetildiğinde, kabulü gereken istinaf başvurusunun, HMK'nın 357. maddesine dayalı olarak esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1346 E. 2023/1097 K.
Ortak:depo talebi · teminat mektubu · depo kararı · kredi sözleşmesi · dava sebebi · karar verilmesine yer olmadığına · teminat
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu edilen «teminat mektubunun» süreli olduğu ve 30/12/2016 tarihi itibari ile işlem görmeksizin süresinin dolduğu, davaya konu edilen teminat mektubunun davacı açısından risk oluşturması söz konusu olmadığından «depo talebine» ilişkin davanın bu aşamada konusuz kaldığı, bununla birlikte dava açılış tarihi itibariyle alınan bilirkişi raporu ile davacının depo talebinin yerinde olduğu anlaşıldığı, her ne kadar bilirkişi raporunda asıl borçlu dışında kefillerin sorumluluğunun bulunmayacağı değerlendirilmiş ise de davalı «kefiller» ile dava açılış tarihi itibariyle davacıya karşı davaya konu «teminat senedi» nedeni ile sorumlu olduklarının değerlendirildiği zira davaya konu teminat mektubunu davalı kefillerin, kefil oldukları «genel kredi sözleşmesine» istinaden düzenlenerek dava dışı firmaya verildiği gerekçesiyle, davaya konu teminat mektubunun 30/12/2016 tarih itibariyle süresinin dolması nedeniyle konusuz kalan dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Dava, davacı banka tarafından düzenlenen ve «üçüncü kişiye» verilen «teminat mektubu» bedeli tutarında teminatın «depo» edilmesi istemine ilişkindir.
Şu halde istemin («davanın) konusu» bizatihi «teminat mektubu» yahut bedelinden kaynaklanan alacak olmayıp davacı bankanın «garanti sözleşmesi» hükümleri uyarınca doğan riskinin pasifize edilebilmesi için, mektup bedeli tutarında ek teminatın «depo» ettirilmesi istemine ilişkin olmakla davanın konusunu davacının sözleşmeye dayalı «teminat alacağı» oluşturmaktadır.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 26.06.2018 tarihli ve 2016/597 E., 2018/654 K. sayılı kararıyla; davaya konu edilen «teminat mektubunun» süreli olduğu ve 30.12.2016 tarihi itibari ile işlem görmeksizin süresinin dolduğu, «depo talebine» ilişkin davanın bu aşamada konusuz kaldığı gerekçesiyle, davaya konu teminat mektubunun 30.12.2016 tarih itibariyle süresinin dolması nedeniyle konusuz kalan dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
… va dilekçesinde; müvekkil banka ile davalı firma arasında akdedilen sözleşme kapsamında Türkiye Elektrik İşletmeleri Anonim Şirketi'ne hitaben 125.000,00 TL bedelli «teminat mektubu» verilmek suretiyle davalıya teminat mektubu kredisi kullandırıldığını, davalının «kredi sözleşmesi» koşullarına uymaması üzerine 16.02.2016 tarihinde «hesaplarının kat» edildiğini ve meri mektubun iadesinin talep edildiğini, ancak sonuç alamadıklarını ileri sürerek, davalı lehine verilen 125.000,00 TL teminat mektup bedelinin bankanın merkez şubesinde faiz getirmeyen bir hesapta «depo» edilmesi için davalılardan tahsiline, dava esnasında mektubun tazmin olması durumunda ödenen tutarın tazmin tarihinden itibaren «temerrüt faizi», BSMV ve benzeri yükümlülüklerle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Ayrıca «teminat mektubu» riskinin dava tarihinde mevcut olup yargılama aşamasında ortadan kalkması durumunda karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi gerekirken davanın reddi hükmü kurulması da yerinde olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hesap kat · alacağın temliki · temlik · temerrüt faizi · eksik inceleme · temerrüt
Benzer bu kararda… va dilekçesinde; müvekkil banka ile davalı firma arasında akdedilen sözleşme kapsamında Türkiye Elektrik İşletmeleri Anonim Şirketi'ne hitaben 125.000,00 TL bedelli «teminat mektubu» verilmek suretiyle davalıya teminat mektubu kredisi kullandırıldığını, davalının «kredi sözleşmesi» koşullarına uymaması üzerine 16.02.2016 tarihinde «hesaplarının kat» edildiğini ve meri mektubun iadesinin talep edildiğini, ancak sonuç alamadıklarını ileri sürerek, davalı lehine verilen 125.000,00 TL teminat mektup bedelinin bankanın merkez şubesinde faiz getirmeyen bir hesapta «depo» edilmesi için davalılardan tahsiline, dava esnasında mektubun tazmin olması durumunda ödenen tutarın tazmin tarihinden itibaren «temerrüt faizi», BSMV ve benzeri yükümlülüklerle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Temyiz Sebepleri Temlik alan davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; «eksik incelemeyle» karar verildiğini, riskin devam edip etmediği hususunda «temlik» eden bankaya müzekkere yazılmasının istendiği, müzekkere gönderilmeden davanın reddedildiğini, bu hususta gerekli araştırma yapılmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Davacı vekili tarafından sunulan 17.12.2021 tarihli dilekçeyle belgelerin «alacağı temlik» eden bankada bulunması nedeniyle bankaya müzekkere yazılması talep edilmiştir.
O halde mahkemece «alacağı temlik» eden banka kayıtları üzerinde inceleme yapılarak «teminat mektubu» riskinin devam edip etmediği belirlenmek suretiyle karar verilmesi gerekmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1896 E. 2021/254 K.
Ortak:i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaİstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar davacı vekilince «dava konusu» «teminat mektubunun» 27.12.2016 tarihinde önce 02.01.2018 tarihine kadar «son» olarak da 22.12.2017 tarihinde 31.12.2018 tarihine kadar ikinci defa uzatıldığı, karar tarihi olan 26.06.2018 tarihi itibariyle teminat mektubu riskinin devam etti …
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, dava dışı sigorta şirketinin «acentesi» olması nedeniyle davacının «sigorta sözleşmesine» ilişkin hükümlere tabi olduğu, bu nedenle olayda TTK'da belirtilen sigorta sözleşmelerine ait «zamanaşımı» hükümlerinin uygulanacağını, ilamsız icra takibinde en «son» "14.09.2005 tarihli «sigorta prim alacağının»" takibe konu edildiğini, dava açılış tarihi olan 29.06.2009 tarihine göre, alacağın 29.06.2011 günü zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle, davanın reddine dair verile …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta prim alacağı · prim alacağı · sigorta sözleşmesi · acentelik · ek prim · zamanaşımı
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, dava dışı sigorta şirketinin «acentesi» olması nedeniyle davacının «sigorta sözleşmesine» ilişkin hükümlere tabi olduğu, bu nedenle olayda TTK'da belirtilen sigorta sözleşmelerine ait «zamanaşımı» hükümlerinin uygulanacağını, ilamsız icra takibinde en «son» "14.09.2005 tarihli «sigorta prim alacağının»" takibe konu edildiğini, dava açılış tarihi olan 29.06.2009 tarihine göre, alacağın 29.06.2011 günü zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle, davanın reddine dair verile …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10799 E. 2018/5160 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/10328 E. 2013/14127 K.
Ortak:kefil · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu edilen «teminat mektubunun» süreli olduğu ve 30/12/2016 tarihi itibari ile işlem görmeksizin süresinin dolduğu, davaya konu edilen teminat mektubunun davacı açısından risk oluşturması söz konusu olmadığından «depo talebine» ilişkin davanın bu aşamada konusuz kaldığı, bununla birlikte dava açılış tarihi itibariyle alınan bilirkişi raporu ile davacının depo talebinin yerinde olduğu anlaşıldığı, her ne kadar bilirkişi raporunda asıl borçlu dışında kefillerin sorumluluğunun bulunmayacağı değerlendirilmiş ise de davalı «kefiller» ile dava açılış tarihi itibariyle davacıya karşı davaya konu «teminat senedi» nedeni ile sorumlu olduklarının değerlendirildiği zira davaya konu teminat mektubunu davalı kefillerin, kefil oldukları «genel kredi sözleşmesine» istinaden düzenlenerek dava dışı firmaya verildiği gerekçesiyle, davaya konu teminat mektubunun 30/12/2016 tarih itibariyle süresinin dolması nedeniyle konusuz kalan dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı banka ile ... arasında 10.000 TL limitli «kredi sözleşmesi» düzenlendiği, davalıların «kefil» olarak bu sözleşmeye imza attıkları, kredi sözleşmesi 10.000 TL limitli iken geri ödeme planında 15.000 TL olarak hesap edildiği ve vadesinin 24 aydan 36 aya çıkartıldığı, borca «esas sözleşmenin» üçüncü kısmının dördüncü maddesinde kefilin sorumluluğu ile ilgili olarak “banka asıl borçluya başvurduktan sonra kendisinden «borcun ifasını» isteme hakkına sahip olduğunu kabul eder” şeklindeki düzenleme ile alacaklı bankanın ilk önce asıl borçluya başvurduktan sonra kefile başvurabileceği hususunun düz …
Davacı banka vekili, müvekkili ile asıl borçlu arasında «kredi sözleşmesi» düzenlendiğini, davalıların sözleşmenin «kefili» olduklarını ileri sürmüş, mahkemece yapılan yargılama sonunda, kredi sözleşmesi hükmüne atıf yapılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, banka «kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:borcun ifası · esas sözleşme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı banka ile ... arasında 10.000 TL limitli «kredi sözleşmesi» düzenlendiği, davalıların «kefil» olarak bu sözleşmeye imza attıkları, kredi sözleşmesi 10.000 TL limitli iken geri ödeme planında 15.000 TL olarak hesap edildiği ve vadesinin 24 aydan 36 aya çıkartıldığı, borca «esas sözleşmenin» üçüncü kısmının dördüncü maddesinde kefilin sorumluluğu ile ilgili olarak “banka asıl borçluya başvurduktan sonra kendisinden «borcun ifasını» isteme hakkına sahip olduğunu kabul eder” şeklindeki düzenleme ile alacaklı bankanın ilk önce asıl borçluya başvurduktan sonra kefile başvurabileceği hususunun düz …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/1578 E. , 2021/1007 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 26.06.2018 tarih ve 2016/597 E- 2018/654 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce verilen 24.10.2019 tarih ve 2018/1399 E- 2019/1373 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkil banka ile davalı firma arasında akdedilen sözleşme kapsamında TEİAŞ'a hitaben 125.000 TL bedelli teminat mektubu verilmek suretiyle davalıya teminat mektubu kredisi kullandırıldığını, davalının kredi sözleşme koşullarına uymaması üzerine 16/02/2016 tarihinde hesaplarının kat edildiğini ve meri mektubun iadesinin talep edildiğini, sonuç alamadıklarını ileri sürerek, davalı lehine TEİAŞ'a hitaben verilen 125.000 TL teminat mektup bedelinin bankanın merkez şubesinde faiz getirmeyen bir hesapta depo edilmesi için davalılardan tahsiline, dava esnasında mektubun tazmin olması durumunda ödenen tutarın tazmin tarihinden itibaren temerrüt faizi, BSMV vb. yükümlülüklerle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar davaya cevap vermemiş ve duruşmalara katılmamışlardır.
İlk derece mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu edilen teminat mektubunun süreli olduğu ve 30/12/2016 tarihi itibari ile işlem görmeksizin süresinin dolduğu, davaya konu edilen teminat mektubunun davacı açısından risk oluşturması söz konusu olmadığından depo talebine ilişkin davanın bu aşamada konusuz kaldığı, bununla birlikte dava açılış tarihi itibariyle alınan bilirkişi raporu ile davacının depo talebinin yerinde olduğu anlaşıldığı, her ne kadar bilirkişi raporunda asıl borçlu dışında kefillerin sorumluluğunun bulunmayacağı değerlendirilmiş ise de davalı kefiller ile dava açılış tarihi itibariyle davacıya karşı davaya konu teminat senedi nedeni ile sorumlu olduklarının değerlendirildiği zira davaya konu teminat mektubunu davalı kefillerin, kefil oldukları genel kredi sözleşmesine istinaden düzenlenerek dava dışı firmaya verildiği gerekçesiyle, davaya konu teminat mektubunun 30/12/2016 tarih itibariyle süresinin dolması nedeniyle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar davacı vekilince dava konusu teminat mektubunun 27.12.2016 tarihinde önce 02.01.2018 tarihine kadar son olarak da 22.12.2017 tarihinde 31.12.2018 tarihine kadar ikinci defa uzatıldığı, karar tarihi olan 26.06.2018 tarihi itibariyle teminat mektubu riskinin devam ettiği, dolayısıyla davanın konusuz kalmasının söz konusu olmadığı ileri sürmüş ise de, teminat mektubunun ilk sona erme tarihinden önce 27.05.2016 tarihinde davanın açıldığı, yargılama sürecinde davacı vekilince teminat mektubunun süresinin uzatıldığına dair iddia ve delil ileri sürülmediği, bu hususun karardan sonra ileri sürüldüğü gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin HMK'nn 353/1.b.1.
maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacı banka tarafından düzenlenen ve üçüncü kişiye verilen teminat mektubu bedeli tutarında teminatın depo edilmesi istemine ilişkindir. Şu halde istemin (davanın) konusu bizatihi teminat mektubu yahut bedelinden kaynaklanan alacak olmayıp davacı bankanın garanti sözleşmesi hükümleri uyarınca doğan riskinin pasifize edilebilmesi için, mektup bedeli tutarında ek teminatın depo ettirilmesi istemine ilişkin olmakla davanın konusunu davacının sözleşmeye dayalı teminat alacağı oluşturmaktadır.
İlk derece mahkemesince, teminat mektubunun vadesinin dolması nedeniyle gelinen aşama itibariyle davacının riskinin kalmadığı gerekçesiyle davanın konusu kalmadığı değerlendirilmiş ise de davacı yandan dava sebebini oluşturan maddi vakıaya ilişkin riskin henüz devam edip etmediği usulünce sorulup saptanması gerekirdi. Mahkemece bu gereklilik gözetilmeden yapılan uygulama bir yandan HMK'nın 31. maddesinde öngörülen hakimin davayı aydınlatma görevinin yerine getirilmesindeki yanlışa işaret ettiği gibi diğer yandan da HMK'nın 27. maddesinde öngörülen davacının hukuki dinlenilme hakkının ihlali mahiyetinde olup mahkemece verilen karar bu yönleriyle yasaya aykırıdır.
Mezkur yasa hükümlerinin kamu düzenine ilişmekte olduğu izahtan varestedir. HMK’nın 355. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemeleri kamu düzenine aykırılık gördüğü hallerde bu durumu re’sen gözetmek durumunda olup davacı vekilince ilk derece mahkemesince bu hususlar sorgulanmadan karar verildiği yönünde gösterilen istinaf nedeni ve dilekçeye ekli belgelerle de banka riskinin sürmekte olduğunun tevsik edildiği gözetildiğinde, kabulü gereken istinaf başvurusunun, HMK'nın 357. maddesine dayalı olarak esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı tarafın temyiz istemlerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine,09.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/652733500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz