Ayıplı Mal
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/3539 E. 2021/350 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
dönme hakkı↗ bedel indirimi↗ garanti kapsamı↗ sözleşmeden dönme↗ ayıp↗ bedel iadesi↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ denetime elverişlilik↗ garantörlük↗ kusur↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu araçtaki arızanın giderildiği, söz konusu arızanın araçta güvenli sürüş kabiliyetini ortadan kaldıracak, taşıttan faydalanmamayı sürekli hale getirecek derecede bir imalat hatasının varlığından söz edilemeyeceği, araçta önemli bir ayıp olmadığı, arızaların belgeler ışığında garanti kapsamında giderilmiş olduğunun tespit edildiği, düzenlenen her iki raporun birbiriyle örtüştüğü ve dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bulunması nedeniyle dava konusu araçta imalat hatası bulunmadığı ve aracın ayıplı olmadığı, araçtaki arızanın giderilmiş olduğu olayda ilk baştaki onarımdan kaynaklanan servis kusuru bulunduğunun açık olup bunun araçtaki ayıp olarak yorumlanmasının mümkün olmadığından dava konusu aracın ayıplı olmaması nedeniyle davacı tarafın bedel iadesi talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2-Dava ayıptan kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece Yargıtay (Kapatılan) 19.Hukuk Mahkemesi’nin bozma ilamına uyulmuş, bozma ilamından sonra iki ayrı bilirkişi kurulundan rapor alınmıştır.Bilirkişi raporlarında araçtaki ayıbın giderildiği, kullanıma engel teşkil etmediği ancak onarım nedeniyle araç bedelinden 3.000,00 TL indirim yapılması gerektiği tespit edilmiştir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 202/2. maddesi, hakim hal icabı satımın feshini muhik görmediği takdirde semen tenzili yoluna gidebilir hükmünü içermekte yine 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 227/4 maddesi alıcının sözleşmeden dönme hakkını kullanması halinde durum bunu haklı göstermiyorsa hakim satılanın onarılması yada satış bedelinin indirilmesine karar verilebilir, hükmünü içermekte olup söz konusu düzenleme uyarınca mahkemece bilirkişi kurulu raporlarında belirtildiği üzere araç bedelinden 3.000,00 TL indirilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5425 E. 2022/9642 K.
Ortak:bedel indirimi · dönme hakkı · garanti kapsamı · sözleşmeden dönme · ayıp · bedel iadesi · denetime elverişlilik · garantörlük
İncelediğiniz kararda… sürüş kabiliyetini ortadan kaldıracak, taşıttan faydalanmamayı sürekli hale getirecek derecede bir imalat hatasının varlığından söz edilemeyeceği, araçta önemli bir «ayıp» olmadığı, arızaların belgeler ışığında «garanti kapsamında» giderilmiş olduğunun tespit edildiği, düzenlenen her iki raporun birbiriyle örtüştüğü ve dosya kapsamına uygun ve «denetime elverişli» bulunması nedeniyle dava konusu araçta imalat hatası bulunmadığı ve aracın ayıplı olmadığı, araçtaki arızanın giderilmiş olduğu olayda ilk baştaki onarımdan kaynaklanan servis «kusuru» bulunduğunun açık olup bunun araçtaki ayıp olarak yorumlanmasının mümkün olmadığından dava konusu aracın ayıplı olmaması nedeniyle davacı tarafın «bedel iadesi» talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… hal icabı satımın feshini muhik görmediği takdirde semen tenzili yoluna gidebilir hükmünü içermekte yine 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 227/4 maddesi alıcının «sözleşmeden dönme hakkını» kullanması halinde durum bunu haklı göstermiyorsa hakim satılanın onarılması yada satış «bedelinin indirilmesine» karar verilebilir, hükmünü içermekte olup söz konusu düzenleme uyarınca mahkemece bilirkişi kurulu raporlarında belirtildiği üzere araç bedelinden 3.000,00 TL indi …
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, satılanın gizli ayıbının ortaya çıkmasından sonra süresinde «ihbarda» bulunulduğu ve 2.onarımın 60 günde tamamlanarak aracın «teslim» edildiği, TBK'nın 227/3.maddesi gereğince «sözleşmeden dönme» veya zararın miktarı dikkate alınarak ayıpsız misli ile değiştirme talebinin yerinde görülmediği, araçta 4.000,00 TL değerinde «değer kaybı» bulunduğu ve aracın kaldığı sürenin olağan tamir süresini çok aşması nedeniyle «mahrum kalınan» kazanç veya ikame araç alacağı bulunduğu, bu miktarın «denetime elverişli» bilirkişi raporuyla 10.600,00 TL belirlendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının aracın misli ile değiştirilmesi veya «bedelinin iadesi» talebinin reddine, aracın kullanılmadığı süre için takdiren 10.600,00 TL «maddi tazminat» ile 4.000,00 TL değer kaybı olmak üzere toplam; 14.600,00 TL dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hükme karşı taraf vekilleri «istinaf yoluna başvurmuştur».
İlk derece mahkemesince alınan iki bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, dava konusu araçtaki ayıpların giderildiği, «sözleşmeden dönme» ve ayıpsız misli ile değişim talebinin yerinde görülmediği, ancak bu «ayıplar» nedeniyle araçta «değer kaybı» oluştuğu, kullanılmayan süre için «maddi tazminat» istenebileceği belirtilerek «misliyle değişim» ve «bedel iadesi» talebinin reddine, aracın kullanılmadığı süre için maddi tazminat ve değer kaybı talebinin kabulüne karar verilmiştir.
227/4, “Alıcının «sözleşmeden dönme hakkını» kullanması halinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hakim, satılanın onarılmasına veya satış «bedelinin indirilmesine» karar verebilir” şeklinde düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:misliyle değişim · değer kaybı · mahrum kalınan kâr · kâr mahrumiyeti · kâr kaybı · ihbar · bilirkişi incelemesi · maddi tazminat
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, satılanın gizli ayıbının ortaya çıkmasından sonra süresinde «ihbarda» bulunulduğu ve 2.onarımın 60 günde tamamlanarak aracın «teslim» edildiği, TBK'nın 227/3.maddesi gereğince «sözleşmeden dönme» veya zararın miktarı dikkate alınarak ayıpsız misli ile değiştirme talebinin yerinde görülmediği, araçta 4.000,00 TL değerinde «değer kaybı» bulunduğu ve aracın kaldığı sürenin olağan tamir süresini çok aşması nedeniyle «mahrum kalınan» kazanç veya ikame araç alacağı bulunduğu, bu miktarın «denetime elverişli» bilirkişi raporuyla 10.600,00 TL belirlendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının aracın misli ile değiştirilmesi veya «bedelinin iadesi» talebinin reddine, aracın kullanılmadığı süre için takdiren 10.600,00 TL «maddi tazminat» ile 4.000,00 TL değer kaybı olmak üzere toplam; 14.600,00 TL dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hükme karşı taraf vekilleri «istinaf yoluna başvurmuştur».
İlk derece mahkemesince alınan iki bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, dava konusu araçtaki ayıpların giderildiği, «sözleşmeden dönme» ve ayıpsız misli ile değişim talebinin yerinde görülmediği, ancak bu «ayıplar» nedeniyle araçta «değer kaybı» oluştuğu, kullanılmayan süre için «maddi tazminat» istenebileceği belirtilerek «misliyle değişim» ve «bedel iadesi» talebinin reddine, aracın kullanılmadığı süre için maddi tazminat ve değer kaybı talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Dava; ayıplı aracın misliyle değiştirilmesi, bu talep kabul edilmediği takdirde «değer kaybı» tazminatı ve aracın kullanılmadığı süre için «maddi tazminat» istemine ilişkindir.
… eklenilen faydayı ve sürekli kullanımı engeller nitelikte bulunduğu, araçtaki arızaların halen devam ettiğine ve araca yapılan tamirlere ilişkin servis belgelerinin «ibraz» edildiği, davacının araçtan beklediği yararı sağlayamadığı, davacının ayıplı aracı kullanmaya zorlanmasının doğru olmayacağı, dolayısıyla misli ile değişim ve aracın serviste tamiri sırasında araç «mahrumiyetinden» kaynaklanan maddi zararının davalıdan tahsiline yönelik talebinin yerinde bulunduğu, dosya içeriğine göre «garanti kapsamında» azami tamir süresinin 30 iş günü olduğu, bakiye 14 gün yönünden zararın belirlendiği, bilirkişi raporunda aynı nitelikteki aracın günlük kira bedelinin 200,00 TL olduğu bildirilmekle, davacının araç mahrumiyeti nedeniyle 14x200=2.800,00 TL talep edebileceği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulü, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK'nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, 34 RA 6157 plakalı aracın davalı tarafça ayıpsız misli ile değiştirilmesine, davaya konu aracın davalıya iadesine, aracın kullanılmadığı süre için 2.800,00 TL «maddi tazminatın» dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/3355 E. 2025/2243 K.
Ortak:ayıp · kusur
İncelediğiniz kararda… sürüş kabiliyetini ortadan kaldıracak, taşıttan faydalanmamayı sürekli hale getirecek derecede bir imalat hatasının varlığından söz edilemeyeceği, araçta önemli bir «ayıp» olmadığı, arızaların belgeler ışığında «garanti kapsamında» giderilmiş olduğunun tespit edildiği, düzenlenen her iki raporun birbiriyle örtüştüğü ve dosya kapsamına uygun ve «denetime elverişli» bulunması nedeniyle dava konusu araçta imalat hatası bulunmadığı ve aracın ayıplı olmadığı, araçtaki arızanın giderilmiş olduğu olayda ilk baştaki onarımdan kaynaklanan servis «kusuru» bulunduğunun açık olup bunun araçtaki ayıp olarak yorumlanmasının mümkün olmadığından dava konusu aracın ayıplı olmaması nedeniyle davacı tarafın «bedel iadesi» talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… da tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu aracın 23.02.2021 tarihinde rutin bakımının yapılması için çalışır vaziyette servis hizmeti veren davalı tarafa «teslim» edildiği, servis bakımı ve hizmeti sonrası yapılan test sürüşü sırasında aracın motorunun çalışamaz duruma geldiğinin anlaşıldığı, davacının iddiasını, davalı tarafın sağladığı servis bakım hizmetindeki kusurlu ifaya dayandırdığı, başka bir ifadeyle davacının, servis hizmeti aldığı davalıya yönelik, daha önce başkasından satın aldığı dava konusu araçtaki imalattan kaynaklı açık veya «gizli ayıp» «sebebine» bağlı olarak herhangi bir talebinin bulunmadığının anlaşıldığı, davacının; imalatçı, ithalatçı veya satıcı olmayan davalıya karşı imalattaki ayıptan dolayı başvuramayacağı, tespit dosyasındaki bilirkişi raporunda, araçtaki motor arızasının kullanımdan kaynaklanmadığı, yetkili servis sorumluluğundaki üretimden kaynaklı olabileceği değerlendirmesi yapılmış ve mahkemece alınan 22.06.2022 tarihli uzman bilirkişi kurulu raporunda da benzer yönde değerlendirme yapılarak araçtaki arızanın gizli ayıptan kaynaklandığı ve davalının sorumluluğunun bulunduğu belirtilmiş ise de; davacının davasını, davalıdan aldığı rutin servis bakım «hizmetindeki kusura» dayandırması, davacıya ait araçta meydana gelen motor arızasının servis bakım hizmetinden değil, üretimden kaynaklı gizli ayıptan kaynaklanması, davalının verdiği …
… li olarak sunulan tamir ve bakım hizmetinin ayıplı olmadığı, dava konusu araçta satın alma sonrası ortaya çıkan dava konusu sorunun aracın satışı anında mevcut olup «gizli ayıp» vasfı arz eden imalat hatasından kaynaklandığı, davalı taraf satıcı, üretici ve ithalatçı konumunda olmadığından imalat nedenli ayıptan kaynaklanan dava konusu zar …
Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/30 Değişik İş sayılı dosyasından yapılan tespit sonrası davalının sorumluluğunun tespit edildiğinden davalıya «ihtarname» gönderildiğini belirtmiş, davalının cevabına cevap dilekçesinde de açıkça, «delil tespitinde» araçtaki arızanın kullanım hatasından kaynaklanmadığı, üretim kaynaklı, dizayn ya da malzeme alaşım kaynaklı üretim hatasından kaynaklanabileceği tespitine yer verildiğini, davalının aracın servis bakımlarının zamanında yaptırılmadığı iddiasının doğru olmadığını, araçtaki arızanın, üretim kaynaklı «gizli ayıp» mahiyeti itibarı ile davalı iddialarının sonuca etkili olmadığını, gizli ayıp mahiyetindeki tespite göre, davalının hukuki anlamda bir ayıp bulunmadığı iddiasına itibar edilemeyeceğini, yine davalının, arıza ve «hasarın» kendilerine bildirilmediği, «ayıp ihbarının» süresinde olmadığı, muayene külfetinin yerine getirilmediği iddialarının mesnetsiz olduğunu, üretimden kaynaklı gizli ayıp mahiyetindeki arızanın 6098 sayılı Türk …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ayıptan sorumluluk · hizmet kusuru · gizli ayıp · ayıp ihbarı · delil tespiti · ihbar · ihtarname · dosya masrafı
Benzer bu karardaSulh Hukuk Mahkemesinin 2021/30 Değişik İş sayılı dosyasından yapılan tespit sonrası davalının sorumluluğunun tespit edildiğinden davalıya «ihtarname» gönderildiğini belirtmiş, davalının cevabına cevap dilekçesinde de açıkça, «delil tespitinde» araçtaki arızanın kullanım hatasından kaynaklanmadığı, üretim kaynaklı, dizayn ya da malzeme alaşım kaynaklı üretim hatasından kaynaklanabileceği tespitine yer verildiğini, davalının aracın servis bakımlarının zamanında yaptırılmadığı iddiasının doğru olmadığını, araçtaki arızanın, üretim kaynaklı «gizli ayıp» mahiyeti itibarı ile davalı iddialarının sonuca etkili olmadığını, gizli ayıp mahiyetindeki tespite göre, davalının hukuki anlamda bir ayıp bulunmadığı iddiasına itibar edilemeyeceğini, yine davalının, arıza ve «hasarın» kendilerine bildirilmediği, «ayıp ihbarının» süresinde olmadığı, muayene külfetinin yerine getirilmediği iddialarının mesnetsiz olduğunu, üretimden kaynaklı gizli ayıp mahiyetindeki arızanın 6098 sayılı Türk …
… da tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu aracın 23.02.2021 tarihinde rutin bakımının yapılması için çalışır vaziyette servis hizmeti veren davalı tarafa «teslim» edildiği, servis bakımı ve hizmeti sonrası yapılan test sürüşü sırasında aracın motorunun çalışamaz duruma geldiğinin anlaşıldığı, davacının iddiasını, davalı tarafın sağladığı servis bakım hizmetindeki kusurlu ifaya dayandırdığı, başka bir ifadeyle davacının, servis hizmeti aldığı davalıya yönelik, daha önce başkasından satın aldığı dava konusu araçtaki imalattan kaynaklı açık veya «gizli ayıp» «sebebine» bağlı olarak herhangi bir talebinin bulunmadığının anlaşıldığı, davacının; imalatçı, ithalatçı veya satıcı olmayan davalıya karşı imalattaki ayıptan dolayı başvuramayacağı, tespit dosyasındaki bilirkişi raporunda, araçtaki motor arızasının kullanımdan kaynaklanmadığı, yetkili servis sorumluluğundaki üretimden kaynaklı olabileceği değerlendirmesi yapılmış ve mahkemece alınan 22.06.2022 tarihli uzman bilirkişi kurulu raporunda da benzer yönde değerlendirme yapılarak araçtaki arızanın gizli ayıptan kaynaklandığı ve davalının sorumluluğunun bulunduğu belirtilmiş ise de; davacının davasını, davalıdan aldığı rutin servis bakım «hizmetindeki kusura» dayandırması, davacıya ait araçta meydana gelen motor arızasının servis bakım hizmetinden değil, üretimden kaynaklı gizli ayıptan kaynaklanması, davalının verdiği …
Bu nedenle mahkemenin, davacının iddia ve talebini imalattan kaynaklı açık veya gizli bir «ayıp» «sebebine» dayandırmadığı gerekçesi yerinde olmayıp, yargılamanın, araçtaki arızanın imalat hatası ve «gizli ayıp» yönünden de ele alınması; ayrıca mahkemece davalının üretici, ithalatçı, satıcı olmadığı belirtilmiş ise de davalının cevap dilekçelerinde buna yönelik bir savunması bulunmadığı, temyize cevap dilekçesinde de müvekkil şirketin yetkili satıcı olduğu beyanı dikkate alınarak davalının sadece bakım hizmeti veren servis mi yoksa gizli «ayıptan sorumlu» yetkili olup olmadığı da tespit edilerek tarafların iddia, savunma ve delilleri birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, belirtilen hususlar dikkate alınmaksızın yazılı şekilde «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
… li olarak sunulan tamir ve bakım hizmetinin ayıplı olmadığı, dava konusu araçta satın alma sonrası ortaya çıkan dava konusu sorunun aracın satışı anında mevcut olup «gizli ayıp» vasfı arz eden imalat hatasından kaynaklandığı, davalı taraf satıcı, üretici ve ithalatçı konumunda olmadığından imalat nedenli ayıptan kaynaklanan dava konusu zar …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14976 E. 2013/20333 K.
Ortak:garanti kapsamı · ayıp · garantörlük · kusur
İncelediğiniz kararda… sürüş kabiliyetini ortadan kaldıracak, taşıttan faydalanmamayı sürekli hale getirecek derecede bir imalat hatasının varlığından söz edilemeyeceği, araçta önemli bir «ayıp» olmadığı, arızaların belgeler ışığında «garanti kapsamında» giderilmiş olduğunun tespit edildiği, düzenlenen her iki raporun birbiriyle örtüştüğü ve dosya kapsamına uygun ve «denetime elverişli» bulunması nedeniyle dava konusu araçta imalat hatası bulunmadığı ve aracın ayıplı olmadığı, araçtaki arızanın giderilmiş olduğu olayda ilk baştaki onarımdan kaynaklanan servis «kusuru» bulunduğunun açık olup bunun araçtaki ayıp olarak yorumlanmasının mümkün olmadığından dava konusu aracın ayıplı olmaması nedeniyle davacı tarafın «bedel iadesi» talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davacı tarafından «garanti» süresinde ortaya çıkan «ayıp» nedeniyle dava tarihinden önce ödenen ve ayıpla «illiyet bağı» içinde bulunan toplam 16.630,08 TL onarım bedelinin BK 61. maddesi gereğince «garanti sorumluluğu» nedeniyle ithalatçı olan davalı tarafından davacıya ödenmesi gerektiği, Garanti Yönetmeliği'nde tamirde geçen sürelerin garanti süresine eklenmesi öngörüldüğünden, davacının tamirde geçen sürelerde aracı kullanamamaktan dolayı uğradığını iddia ettiği zararları garanti nedeniyle sorumlu olan davalıdan talep etme olanağının bulunmadığı, dava konusu araçta ortaya çıkan «gizli ayıp» daha sonradan yapılan onarımlarla giderildiğinden araçta «değer kaybı» olmadığı, değer kaybının BK'nın 202. maddesi kapsamında davalıdan talep edilmesine yasal olanak bulunmadığı, davacı tarafça 28.07.2010 tarihli dilekçeyle zararların tazmini talep edildiğinden davacının «fatura» tarihlerinden itibaren faiz yürütülmesi isteminin yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 16.630,08 TL'nin 28.07.2010 tarihinden itibaren işleyecek …
2- Ancak, mevcut arızanın araçta «değer kaybına» neden olduğu bilirkişi raporuyla saptandığına göre «garanti» edenin «garanti kapsamında» olan bu zarardan da sorumlu olduğu nazara alınmaksızın 818 Sayılı Borçlar Kanununun 202. maddesi düzenlemesinin bu hususa ilişkin istemin reddine gerekçe yapılması doğru görülmemiştir.
Bu suretle aynı Yasa'nın 96. maddesinde yer verilen “Alacaklı hakkını kısmen veya tamamen «istifa» edemediği takdirde borçlu kendisine hiç bir «kusurun» isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bundan mütevellit zararı tazmine mecburdur.” hükmü gereğince davalının bu zarardan sorumlu tutulması gerektiği gözetilerek, «değer kaybına» yönelik istemin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:garanti sorumluluğu · değer kaybı · gizli ayıp · istifa · illiyet bağı · kâr kaybı · fatura
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davacı tarafından «garanti» süresinde ortaya çıkan «ayıp» nedeniyle dava tarihinden önce ödenen ve ayıpla «illiyet bağı» içinde bulunan toplam 16.630,08 TL onarım bedelinin BK 61. maddesi gereğince «garanti sorumluluğu» nedeniyle ithalatçı olan davalı tarafından davacıya ödenmesi gerektiği, Garanti Yönetmeliği'nde tamirde geçen sürelerin garanti süresine eklenmesi öngörüldüğünden, davacının tamirde geçen sürelerde aracı kullanamamaktan dolayı uğradığını iddia ettiği zararları garanti nedeniyle sorumlu olan davalıdan talep etme olanağının bulunmadığı, dava konusu araçta ortaya çıkan «gizli ayıp» daha sonradan yapılan onarımlarla giderildiğinden araçta «değer kaybı» olmadığı, değer kaybının BK'nın 202. maddesi kapsamında davalıdan talep edilmesine yasal olanak bulunmadığı, davacı tarafça 28.07.2010 tarihli dilekçeyle zararların tazmini talep edildiğinden davacının «fatura» tarihlerinden itibaren faiz yürütülmesi isteminin yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 16.630,08 TL'nin 28.07.2010 tarihinden itibaren işleyecek …
Bu suretle aynı Yasa'nın 96. maddesinde yer verilen “Alacaklı hakkını kısmen veya tamamen «istifa» edemediği takdirde borçlu kendisine hiç bir «kusurun» isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bundan mütevellit zararı tazmine mecburdur.” hükmü gereğince davalının bu zarardan sorumlu tutulması gerektiği gözetilerek, «değer kaybına» yönelik istemin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Ancak, mevcut arızanın araçta «değer kaybına» neden olduğu bilirkişi raporuyla saptandığına göre «garanti» edenin «garanti kapsamında» olan bu zarardan da sorumlu olduğu nazara alınmaksızın 818 Sayılı Borçlar Kanununun 202. maddesi düzenlemesinin bu hususa ilişkin istemin reddine gerekçe yapılması doğru görülmemiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4120 E. 2023/5962 K.
Ortak:bedel indirimi · garanti kapsamı · sözleşmeden dönme · ayıp · bedel iadesi · garantörlük
İncelediğiniz kararda… sürüş kabiliyetini ortadan kaldıracak, taşıttan faydalanmamayı sürekli hale getirecek derecede bir imalat hatasının varlığından söz edilemeyeceği, araçta önemli bir «ayıp» olmadığı, arızaların belgeler ışığında «garanti kapsamında» giderilmiş olduğunun tespit edildiği, düzenlenen her iki raporun birbiriyle örtüştüğü ve dosya kapsamına uygun ve «denetime elverişli» bulunması nedeniyle dava konusu araçta imalat hatası bulunmadığı ve aracın ayıplı olmadığı, araçtaki arızanın giderilmiş olduğu olayda ilk baştaki onarımdan kaynaklanan servis «kusuru» bulunduğunun açık olup bunun araçtaki ayıp olarak yorumlanmasının mümkün olmadığından dava konusu aracın ayıplı olmaması nedeniyle davacı tarafın «bedel iadesi» talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… hal icabı satımın feshini muhik görmediği takdirde semen tenzili yoluna gidebilir hükmünü içermekte yine 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 227/4 maddesi alıcının «sözleşmeden dönme hakkını» kullanması halinde durum bunu haklı göstermiyorsa hakim satılanın onarılması yada satış «bedelinin indirilmesine» karar verilebilir, hükmünü içermekte olup söz konusu düzenleme uyarınca mahkemece bilirkişi kurulu raporlarında belirtildiği üzere araç bedelinden 3.000,00 TL indi …
Benzer bu kararda… emesinin 15.04.2021 tarihli ve 2019/1187 E., 2021/521 K. sayılı kararıyla; 26.09.2018 tarihli bilirkişi raporu da nazara alındığında araçta meydana gelen arızaların «sebebinin» kullanıcıdan kaynaklanmadığı, araçtaki ayıpların «gizli ayıp» olduğu, «ayıp ihbarının» süresinde yapıldığı, yeni alınan bir araçta çok kısa süre içerisinde bu denli çok arızanın meydana gelmesinin araçtan beklenilen faydayı ve sürekli kullanımı engeller nitelikte bulunduğu, davacı vekilince UYAP'tan «ibraz» edilen 27.08.2019 tarihli dilekçede, araçtaki arızaların karardan sonra hatta istinaf aşamasında dahi devam ettiğinin beyan edilerek, araca yapılan tamirlere ilişkin servis belgelerinin ibraz edildiği de nazara alındığında, davacının araçtan beklediği yararı sağlayamadığı, arızaların tekrarlamaya devam ettiği, davacının ayıplı aracı kullanmaya zorlanmasının doğru olmayacağı, misli ile değişim ve aracın serviste tamiri sırasında araç «mahrumiyetinden» kaynaklanan maddi zararının davalıdan tahsiline yönelik talebin yerinde olduğu, «garanti kapsamında» azami tamir süresinin 30 iş günü olduğu, bakiye 14 gün yönünden zararın bilirkişi raporunda aynı nitelikteki aracın günlük kira bedelinin 200,00 TL olduğu bildirilmekle, davacının araç mahrumiyeti nedeniyle 14x200=2.800,00 TL talep edebileceği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulü ile dava konusu aracın davalı tarafça ayıpsız misli ile değiştirilmesine, davaya konu aracın davalıya iadesine, aracın kullanılmadığı süre için 2.800,00 TL «maddi tazminatın» faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… sayılı Kanun’un 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yeniden yapılan incelemede; dava, ayıplı aracın misli ile değiştirilmesi, olmadığı taktirde «değer kaybı» tazminatı ve aracın kullanılmadığı süre için «maddi tazminat» istemine ilişkin olup Mahkemece alınan 09.05.2018 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu aracın servis kayıtları incelenmek suretiyle iki ayrı arıza nedeniyle servise gittiği, bu arızaların onarılarak aracın davacıya sorunsuz «teslim» edildiği, ilk onarımın 3 gün sürdüğü, ikinci arızanın tamirinin 2 ay sürdüğü, birinci arıza olan debriyaj arızasının davalı tarafın savunmasında belirtildiği gibi kullanıma bağlı olarak çıkabilecek arızalardan olduğu; ancak yapılan onarım sırasında volanın değişimini gerektirecek şartların oluşmasının yapısal bir arızanın varlığına işaret ettiği, söz konusu arızanın serviste parça değişiklikleri ile «garanti kapsamında» giderildiği, ikinci arızanın motor ikaz ışığının yanması sonucu ortaya çıktığı ve davalı tarafından akü ve add blue deposunun değişimi ile giderildiği, davalı tarafça arızının kullanıcı kaynaklı olduğu savunulmuş ise de bu konuda somut delil «ibraz» edilmediği, önceden tespiti mümkün olmayan «gizli ayıp» niteliğindeki arızanın serviste garanti kapsamında giderildiği, yapılan parça değişiminin araçta değer kaybına sebep olmadığı tespitleri yapılmıştır.
… rızası sebebiyle 2,5 ayı bulan ve hala devam etmekte olan tamir süresi zarfında müvekkilinin işçilerinin ulaşımını taksi ile sağlamak zorunda kaldığını, halihazırda «garanti kapsamında» olduğunu ileri sürerek söz konusu aracın birebir yenisi ile değiştirilmesine, müvekkilinin söz konusu aracın tamiri sırasında işçilerin ulaşımına harcadığı ulaşım bedelinin tespit edilerek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, dava konusu aracın, gördüğü tamir ve bakım sonucu değişen parçaları nedeniyle «değer kaybı» bulunduğundan değişim talebinin reddi halinde değer kaybının faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:misliyle değişim · ayıp ihbar süresi · kullanım hatası · ihbar süresi · garanti süresi · değer kaybı · gizli ayıp · ayıp ihbarı
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının «ayıp ihbar sürelerine» uymadığını, arızaların kullanıcıdan kaynaklandığını, gerekli onarımın yapılarak aracın iade edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
… 9.02.2018 tarihine kadar yapılan tamir ve diğer işlemler incelenmek suretiyle araçta önemli arızaların çok kısa sürede meydana çıktığı, arızaların meydana gelişinde «kullanım hatası» olmadığı, imalat hatası olduğu, ayıbın «gizli ayıp» niteliğinde bulunduğu, «garanti süresi» içinde iken ücretsiz değiştirilmekle birlikte sık sık tekrarı halinde araçtan beklenen faydanın sağlanamayacağı kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
… emesinin 15.04.2021 tarihli ve 2019/1187 E., 2021/521 K. sayılı kararıyla; 26.09.2018 tarihli bilirkişi raporu da nazara alındığında araçta meydana gelen arızaların «sebebinin» kullanıcıdan kaynaklanmadığı, araçtaki ayıpların «gizli ayıp» olduğu, «ayıp ihbarının» süresinde yapıldığı, yeni alınan bir araçta çok kısa süre içerisinde bu denli çok arızanın meydana gelmesinin araçtan beklenilen faydayı ve sürekli kullanımı engeller nitelikte bulunduğu, davacı vekilince UYAP'tan «ibraz» edilen 27.08.2019 tarihli dilekçede, araçtaki arızaların karardan sonra hatta istinaf aşamasında dahi devam ettiğinin beyan edilerek, araca yapılan tamirlere ilişkin servis belgelerinin ibraz edildiği de nazara alındığında, davacının araçtan beklediği yararı sağlayamadığı, arızaların tekrarlamaya devam ettiği, davacının ayıplı aracı kullanmaya zorlanmasının doğru olmayacağı, misli ile değişim ve aracın serviste tamiri sırasında araç «mahrumiyetinden» kaynaklanan maddi zararının davalıdan tahsiline yönelik talebin yerinde olduğu, «garanti kapsamında» azami tamir süresinin 30 iş günü olduğu, bakiye 14 gün yönünden zararın bilirkişi raporunda aynı nitelikteki aracın günlük kira bedelinin 200,00 TL olduğu bildirilmekle, davacının araç mahrumiyeti nedeniyle 14x200=2.800,00 TL talep edebileceği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulü ile dava konusu aracın davalı tarafça ayıpsız misli ile değiştirilmesine, davaya konu aracın davalıya iadesine, aracın kullanılmadığı süre için 2.800,00 TL «maddi tazminatın» faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… sayılı Kanun’un 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yeniden yapılan incelemede; dava, ayıplı aracın misli ile değiştirilmesi, olmadığı taktirde «değer kaybı» tazminatı ve aracın kullanılmadığı süre için «maddi tazminat» istemine ilişkin olup Mahkemece alınan 09.05.2018 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu aracın servis kayıtları incelenmek suretiyle iki ayrı arıza nedeniyle servise gittiği, bu arızaların onarılarak aracın davacıya sorunsuz «teslim» edildiği, ilk onarımın 3 gün sürdüğü, ikinci arızanın tamirinin 2 ay sürdüğü, birinci arıza olan debriyaj arızasının davalı tarafın savunmasında belirtildiği gibi kullanıma bağlı olarak çıkabilecek arızalardan olduğu; ancak yapılan onarım sırasında volanın değişimini gerektirecek şartların oluşmasının yapısal bir arızanın varlığına işaret ettiği, söz konusu arızanın serviste parça değişiklikleri ile «garanti kapsamında» giderildiği, ikinci arızanın motor ikaz ışığının yanması sonucu ortaya çıktığı ve davalı tarafından akü ve add blue deposunun değişimi ile giderildiği, davalı tarafça arızının kullanıcı kaynaklı olduğu savunulmuş ise de bu konuda somut delil «ibraz» edilmediği, önceden tespiti mümkün olmayan «gizli ayıp» niteliğindeki arızanın serviste garanti kapsamında giderildiği, yapılan parça değişiminin araçta değer kaybına sebep olmadığı tespitleri yapılmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1850 E. 2023/1683 K.
Ortak:bedel indirimi · ayıp
İncelediğiniz kararda… sürüş kabiliyetini ortadan kaldıracak, taşıttan faydalanmamayı sürekli hale getirecek derecede bir imalat hatasının varlığından söz edilemeyeceği, araçta önemli bir «ayıp» olmadığı, arızaların belgeler ışığında «garanti kapsamında» giderilmiş olduğunun tespit edildiği, düzenlenen her iki raporun birbiriyle örtüştüğü ve dosya kapsamına uygun ve «denetime elverişli» bulunması nedeniyle dava konusu araçta imalat hatası bulunmadığı ve aracın ayıplı olmadığı, araçtaki arızanın giderilmiş olduğu olayda ilk baştaki onarımdan kaynaklanan servis «kusuru» bulunduğunun açık olup bunun araçtaki ayıp olarak yorumlanmasının mümkün olmadığından dava konusu aracın ayıplı olmaması nedeniyle davacı tarafın «bedel iadesi» talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… hal icabı satımın feshini muhik görmediği takdirde semen tenzili yoluna gidebilir hükmünü içermekte yine 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 227/4 maddesi alıcının «sözleşmeden dönme hakkını» kullanması halinde durum bunu haklı göstermiyorsa hakim satılanın onarılması yada satış «bedelinin indirilmesine» karar verilebilir, hükmünü içermekte olup söz konusu düzenleme uyarınca mahkemece bilirkişi kurulu raporlarında belirtildiği üzere araç bedelinden 3.000,00 TL indi …
Benzer bu karardaBu durumda icra dosyası ve «icra hukuk» mahkemesi dosyası getirtilerek dava konusu aracın gizli ayıplı olduğu kabul edilerek, aracın bu «gizli ayıp» nedeniyle «üçüncü kişiye» satımı nedeniyle ve davalıya ödenen bedel nedeniyle davacının uğradığı zararın, satış «bedeli indiriminin» tam olarak belirlenip bu miktara hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Bu durumda mahkemece uzman bilirkişi vasıtasıyla dava konusu araç test edilmek suretiyle araç üzerinde inceleme yapılarak ayıplı olup olmadığı ve varsa «ayıp» durumunun devam edip etmediğinin belirlenmesi ve net bir görüşü ihtiva eden rapor alınarak deliller hep birlikte değerlendirilip varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir." gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
… anın davalı şirket tarafından bir süre bekletildikten sonra imha edilmiş olduğu, bu nedenle dava konusu aracın test edilememiş olduğu, ayıplı olup olmadığı ve varsa «ayıp» durumunun devam edip etmediğinin belirlenemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gizli ayıp · icra hukuk mahkemesi · irsaliye · yetki itirazı · üçüncü kişi · bilirkişi incelemesi · yetki · ıslah
Benzer bu karardaMahkemece 28.04.2016 tarih, 2014/1566 E. ve 2016/354 K. sayılı kararı ile «irsaliyeli» faturadan aracın Ankara'da «teslim» edildiğinin anlaşıldığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(6100 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine göre yetkili mahkemenin Ankara olduğu gerekçesiyle «yetki itirazının» reddine, davacının davalı Öztorun Oto Servis Ltd.
Bu durumda icra dosyası ve «icra hukuk» mahkemesi dosyası getirtilerek dava konusu aracın gizli ayıplı olduğu kabul edilerek, aracın bu «gizli ayıp» nedeniyle «üçüncü kişiye» satımı nedeniyle ve davalıya ödenen bedel nedeniyle davacının uğradığı zararın, satış «bedeli indiriminin» tam olarak belirlenip bu miktara hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Birinci Bozma Kararı Dairemizin 18.04.2017 tarih, 2016/16525 E. ve 2017/3118 K. sayılı kararıyla; "Mahkemece «bilirkişi incelemesi» yaptırılmışsa da bilirkişi raporunda aracın mevcut durumda ayıplı olup olmadığı hususunda «kesin» bir görüş bildirilmemiştir.
… r çok parçasının değişmesinin aracın ayıplı olduğunu gösterdiğini, aracın çok düşük bir bedelle satıldığını, bu nedenle semen tenzili talebinde bulunulduğunu, ancak «ıslah» ile değiştirilen bu talebin dahi göz önüne alınmadığını savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/3539 E. , 2021/350 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 19.02.2019 tarih ve 2015/441-2019/218 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının davalı ... A.Ş.'den bir araç satın aldığını, aracın teslimden iki gün sonra arıza yaptığını, seyir halinde iken abs ve el freni ışıklarının yanmaya başladığını, servisin sorun olmadığını söylediğini, ancak arızanın tekrarı üzerine aracın 20 gün serviste kaldığını ve şanzımanının değiştirildiğini, aracın ayıplı olması nedeniyle davalı tarafa ihtar çekilerek aracın bedelinin iadesinin talep edildiğini, olumlu sonuç alınamadığını, araçtan beklenen faydanın sağlanamadığını belirterek dava konusu aracın davalıya iadesine, araç fatura bedeli olan 44.956,00 TL'nin ve araca takılan jant bedeli olan 1.104,67 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili, öncelikle satıcı ya da bayii olmayan davalıya husumet yöneltilemeyeceğini, ayrıca davacının yasal sürede ayıp ihbarında bulunmadığını, araçta herhangi bir ayıp olmadığını, aracın şanzımanının tamamen müşteri memnuniyetine yönelik olarak garanti kapsamında değiştirildiğini, aracın mevcut hali ile sorunsuz bir şekilde çalışmakta olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili, dava konusu aracın ayıplı olmadığını, belirtilen şikayetlerin kullanım kaynaklı olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu araçtaki arızanın giderildiği, söz konusu arızanın araçta güvenli sürüş kabiliyetini ortadan kaldıracak, taşıttan faydalanmamayı sürekli hale getirecek derecede bir imalat hatasının varlığından söz edilemeyeceği, araçta önemli bir ayıp olmadığı, arızaların belgeler ışığında garanti kapsamında giderilmiş olduğunun tespit edildiği, düzenlenen her iki raporun birbiriyle örtüştüğü ve dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bulunması nedeniyle dava konusu araçta imalat hatası bulunmadığı ve aracın ayıplı olmadığı, araçtaki arızanın giderilmiş olduğu olayda ilk baştaki onarımdan kaynaklanan servis kusuru bulunduğunun açık olup bunun araçtaki ayıp olarak yorumlanmasının mümkün olmadığından dava konusu aracın ayıplı olmaması nedeniyle davacı tarafın bedel iadesi talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2-Dava ayıptan kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece Yargıtay (Kapatılan) 19.Hukuk Mahkemesi’nin bozma ilamına uyulmuş, bozma ilamından sonra iki ayrı bilirkişi kurulundan rapor alınmıştır.Bilirkişi raporlarında araçtaki ayıbın giderildiği, kullanıma engel teşkil etmediği ancak onarım nedeniyle araç bedelinden 3.000,00 TL indirim yapılması gerektiği tespit edilmiştir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 202/2. maddesi, hakim hal icabı satımın feshini muhik görmediği takdirde semen tenzili yoluna gidebilir hükmünü içermekte yine 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 227/4 maddesi alıcının sözleşmeden dönme hakkını kullanması halinde durum bunu haklı göstermiyorsa hakim satılanın onarılması yada satış bedelinin indirilmesine karar verilebilir, hükmünü içermekte olup söz konusu düzenleme uyarınca mahkemece bilirkişi kurulu raporlarında belirtildiği üzere araç bedelinden 3.000,00 TL indirilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 25.01.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/652636800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz