Borçlu olmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/3708 E. 2021/1294 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
i̇i̇k 167↗ imza incelemesi↗ sulh hukuk mahkemesi↗ sulh↗ kredi sözleşmesi↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından her ne kadar sözleşme aslının Hopa Cumhuriyet Başsavcılığı ve sonrasında Artvin Ağır Ceza Mahkemesi'nde olduğu belirtilmiş ise de yazılan müzekkerelere gelen cevaplar sonucunda böyle bir sözleşmenin bulunmadığının anlaşıldığı, (Kapatılan) Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2017/4536 esas, 2018/6203 karar sayılı onama kararına konu olarak Hopa Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2011/2 E. ve 2015/167 K. sayılı kararında benzer sebeplerle görülen davada "... borçlunun sözleşmedeki imzanın kendisine ait olmadığını bu nedenle borçlu olmadığını belirtmesi, bu davada kural olarak alacaklının alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği, ancak her nasılsa sözleşmenin aslı temin edilerek dosyaya sunulmadığı, bu nedenle imza incelemesinin yapılamadığı, tüm bu hususlar değerlendirildiğinde borçlunun davasının kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...." şeklinde gerekçe kurulduğu, işbu davada davacının borçlu olduğu iddia edilerek girişilen takibe konu kredi sözleşmesinin mahkemeye sunulmadığı, davalı tarafın davacının borçluluğunu ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
Dava kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibinden dolayı borçlu bulunmadığının tespitine ilişkindir. Mahkemece yapılan araştırma sonucu takibe konu kredi sözleşmesi sunulmadığından davanın kabulüne karar verilmiş ise de; davalı tarafından davacıya kredi kullandırıldığı ileri sürülmüş olup mahkemece bankacılık konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla banka kayıt ve belgeleri yerinde incelettirilmek suretiyle davalı banka tarafından davacıya herhangi bir kredi kullandırılıp kullandırılmadığı, ödeme yapılıp yapılmadığı tespit ettirilerek şayet davalı bankaca davacıya kredi ödenmiş ise taraflar arasında fiilen kredi ilişkisi kurulduğunun kabulü ile alacak borç durumunun tespit ettirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken mahkemece eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/1811 E. 2014/10285 K.
Ortak:imza incelemesi · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaHukuk Dairesi'nin 2017/4536 esas, 2018/6203 karar sayılı onama kararına konu olarak Hopa Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2011/2 E. ve 2015/«167» K. sayılı kararında benzer sebeplerle görülen davada "... borçlunun sözleşmedeki imzanın kendisine ait olmadığını bu nedenle borçlu olmadığını belirtmesi, bu davada kural olarak alacaklının alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği, ancak her nasılsa sözleşmenin aslı temin edilerek dosyaya sunulmadığı, bu nedenle «imza incelemesinin» yapılamadığı, tüm bu hususlar değerlendirildiğinde borçlunun davasının kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...." şeklinde gerekçe kurulduğu, işbu davada davacının borçlu olduğu iddia edilerek girişilen takibe konu «kredi sözleşmesinin» mahkemeye sunulmadığı, davalı tarafın davacının borçluluğunu ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava «kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibinden dolayı borçlu bulunmadığının tespitine ilişkindir.
Mahkemece yapılan araştırma sonucu takibe konu «kredi sözleşmesi» sunulmadığından davanın kabulüne karar verilmiş ise de; davalı tarafından davacıya kredi kullandırıldığı ileri sürülmüş olup mahkemece bankacılık konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla banka kayıt ve belgeleri yerinde incelettirilmek suretiyle davalı banka tarafından davacıya herhangi bir kredi kullandırılıp kullandırılmadığı, ödeme yapılıp yapılmadığı tespit ettirilerek şayet davalı bankaca davacıya kredi ödenmiş ise taraflar arasında fiilen kredi ilişkisi kurulduğunun kabulü ile alacak borç durumunun tespit ettirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken mahkemece «eksik inceleme» sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer bu kararda1-Dava «kredi sözleşmesine» dayalı olarak talep edilen alacağa ilişkin olup, davalının sözleşmedeki imzasını inkar etmesi nedeniyle mahkemece «imza incelemesi» yaptırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, alacağa konu «kredi sözleşmesindeki» imzanın davalının eli ürünü olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece sözleşme aslının ceza dosyasından celbi, bu dosya bulunamadığı takdirde davacı bankadan celbi ile sözleşme aslı üzerinde yeniden «bilirkişi incelemesi» yaptırılmak suretiyle karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/3708 E. , 2021/1294 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Hopa Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 17.04.2019 tarih ve 2019/36 E. - 2019/94 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, davalı banka tarafından aleyhine icra takibi başlatıldığını, takip dayanağı kredi sözleşmesindeki imzaların kendisine ait olmadığını belirterek Hopa İcra Müdürlüğü’nün 2012/446 esas sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından her ne kadar sözleşme aslının Hopa Cumhuriyet Başsavcılığı ve sonrasında Artvin Ağır Ceza Mahkemesi'nde olduğu belirtilmiş ise de yazılan müzekkerelere gelen cevaplar sonucunda böyle bir sözleşmenin bulunmadığının anlaşıldığı, (Kapatılan) Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2017/4536 esas, 2018/6203 karar sayılı onama kararına konu olarak Hopa Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2011/2 E. ve 2015/167 K. sayılı kararında benzer sebeplerle görülen davada "... borçlunun sözleşmedeki imzanın kendisine ait olmadığını bu nedenle borçlu olmadığını belirtmesi, bu davada kural olarak alacaklının alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği, ancak her nasılsa sözleşmenin aslı temin edilerek dosyaya sunulmadığı, bu nedenle imza incelemesinin yapılamadığı, tüm bu hususlar değerlendirildiğinde borçlunun davasının kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...." şeklinde gerekçe kurulduğu, işbu davada davacının borçlu olduğu iddia edilerek girişilen takibe konu kredi sözleşmesinin mahkemeye sunulmadığı, davalı tarafın davacının borçluluğunu ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
Dava kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibinden dolayı borçlu bulunmadığının tespitine ilişkindir. Mahkemece yapılan araştırma sonucu takibe konu kredi sözleşmesi sunulmadığından davanın kabulüne karar verilmiş ise de; davalı tarafından davacıya kredi kullandırıldığı ileri sürülmüş olup mahkemece bankacılık konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla banka kayıt ve belgeleri yerinde incelettirilmek suretiyle davalı banka tarafından davacıya herhangi bir kredi kullandırılıp kullandırılmadığı, ödeme yapılıp yapılmadığı tespit ettirilerek şayet davalı bankaca davacıya kredi ödenmiş ise taraflar arasında fiilen kredi ilişkisi kurulduğunun kabulü ile alacak borç durumunun tespit ettirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken mahkemece eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 16.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/646241500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz