Yabancı ilamın kesinleşmesi ispatlanamayınca tenfiz talebinin reddi
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2023/857 E. 2023/1145 K. · · İlk derece: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tanıma ve tenfizistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık
★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)Tanıma-tenfiz usulü
Gerekçe özeti
Yabancı mahkeme ilamının tenfizi davasında, ilamın verildiği ülke kanunlarına göre usulüne uygun kesinleşmiş olması bir dava şartıdır; davacıya bu hususu ispatlaması için kesin süre verilmesine rağmen kesinleşmeyi gösteren belge sunulmazsa, tenfizin ön koşulu gerçekleşmediğinden dava reddedilir.
Ele alınan sorunlar
Yabancı mahkeme ilamının kesinleşme koşulunun ispatlanamaması → ret
İddia: Davacı vekili, yabancı mahkeme kararının kesinleştiğini, davalıya yapılan tebligatlara erişiminin mümkün olmadığını, tebligatın kararın verildiği ülke mevzuatına göre incelenmesi gerektiğini, kayıtların sunulamamasının davanın reddi için yeterli sebep olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Gerekçe: 5718 sayılı MÖHUK'un 50/1. maddesine göre yabancı mahkeme ilamlarının Türkiye'de icra edilebilmesi, o ilamın verildiği devlet kanunlarına göre kesinleşmiş olmasına ve yetkili Türk mahkemesince tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Aynı Kanun'un 53. maddesi tenfiz dilekçesine ilamın kesinleştiğini gösteren, o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belgenin ve onanmış tercümesinin eklenmesini şart koşmaktadır. Yabancı ilamın tenfizi için kesinleşme bir dava şartı olduğundan, öncelikle kararın usulüne uygun kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılması ve davacı vekiline karar tebliğine dair belgeleri veya tebligat bilgilerini sunması için imkan tanınması gerekir. Tenfizi talep edilen ilamda "işbu suret kesinleşmiş ve icra kabiliyeti vardır" ifadesi bulunsa da, karara karşı kanun yolu bulunup bulunmadığı, kararın taraflara tebliğ edilip edilmediği ve kesinleşmenin usulüne uygun olarak gerçekleşip gerçekleşmediği anlaşılamamaktadır. Bu durumda mahkemece davacıya eksikliklerin tamamlanması için kesin süre verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gibi, ispat yükü kendisinde olan davacı tarafından bu kesin süreye riayet edilmemesi nedeniyle tenfizi talep edilen ilamın kesinleşip kesinleşmediği anlaşılamamıştır. Bu haliyle tenfize ilişkin ön koşul gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Yabancı mahkeme ilamının tenfizinde kesinleşmenin dava şartı olduğu ve bu hususun ispat yükünün davacıda olduğu, ispatlanamaması halinde davanın reddedileceği yönünden emsal niteliktedir.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- Yabancı mahkeme ilamının o ülke kanunlarına göre usulüne uygun kesinleşmiş olması, tenfiz davasında bir dava şartıdır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tanıma ve tenfiz↗ yabancı mahkeme ilamı↗ kesinleşme şartı↗ dava şartı↗ kesin süre↗ ispat yükü↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2023/857
KARAR NO 2023/1145
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 04/10/2022
NUMARASI 2021/821 Esas 2022/695 Karar
DAVA
Tanıma Ve Tenfiz
Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; Avusturya'da mukim müvekkil şirketin, Türkiye'de mukim davalı şirketten olan 55.815,13-Euro tutarlı ticari alacağının faizi ile tahsili amacıyla davalı şirkete karşı Avusturya Wels Bölge Mahkemesine başvurduğunu, 13.12.2012 tarih ve ... sayılı kararıyla, müvekkili şirketin 55.815,13-Euro tutarlı alacağının, 13.02.2012 tarihinden itibaren işleyen %8 temerrüt faizinin ve ayrıca 4.645,98-Euro tutarındaki mahkeme masraflarının davalı şirket tarafından müvekkil şirkete ödenmesine karar verildiğini belirterek Avusturya Wels Mahkemesi'nin 10.04.2013 tarihli ve ... sayılı ilamının Türkiye'de tanınması ve tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı tarafa usulüne uygun tebligat yapılmış, süresinde cevap dilekçesi sunulmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstanbul 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 24/11/2020 tarihli 2019/214 esas 2020/293 karar sayılı davanın kabulüne ilişkin kararının davalı tarafça istinaf edilmesi sonrası Dairemizin 16/09/2021 tarihli 2021/647 esas 2021/1285 karar sayılı ilamıyla dosyanın görevli Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Görevli mahkemece, tenfizi talep edilen kararda davalıya yargılama sırasında savunma hakkını kısıtlamayacak şekilde tebligat yapıldığına dair bilgi yer almadığı gibi, ilamın davalıya tebliğ ediliğini gösterir bilgi de bulunmadığı, davacı vekiline tenfizi istenen ilamın davalıya tebliğ edildiğine, yargılama sırasında davalının savunma hakkı kısıtlanmayacak şekilde davadan haberdar edildiğine dair tüm belgelerin sunulması için bir aylık kesin süre verilmesine rağmen herhangi bir belgenin ibraz edilmediği, bu durum karşısında tenfiz koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili şirketin davalıdan olan alacağı ile ilgili yabancı mahkeme kararının bulunduğunu, bahsi geçen kararın kesinleştiğini, davalı şirkete yabancı mahkeme tarafından yapılan tebligatlara müvekkili tarafından erişilmesinin mümkün olmadığını, Adalet Bakanlığı aracılığıyla yazılacak müzekkere vasıtasıyla tebliğ evraklarına ulaşılabileceğini, davalılara gönderilen tebligatın usulünün kararın verildiği mahkemede geçerli olan mevzuata göre incelenmesi gerektiğini, kayıtların sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddinin doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava; 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanunun 50 ve izleyen maddelerine dayalı olarak açılmış yabancı mahkeme kararının tenfizi davasıdır. 5718 sayılı MÖHUK’un 50/1. maddesi hükmüne göre, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye’de icra olunabilmesi, yetkili Türk Mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Anılan Yasa'nın “Dilekçeye Eklenecek Belgeler” başlığını taşıyan 53. maddesinde tenfiz dilekçesine “Yabancı mahkeme ilâmının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya ilâmı veren yargı organı tarafından onanmış örneği ve onanmış tercümesi ile ilâmın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesi”nin ekleneceği düzenlenmiştir.
Ayrıca, yabancı mahkeme ilamının tenfizi için kesinleşme dava şartı olduğundan öncelikle kararın usulüne uygun kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak, davacı vekiline karar tebliğine dair belgeleri veya karar tebligat bilgilerini sunmak üzere imkan tanınması gerekmektedir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 02/04/2018 tarih 2016/12408 E. 2018/2272 K.). Tenfizi talep edilen ilamda "işbu suret kesinleşmiş ve icra kabiliyeti vardır" ifadesi yer almakta ise de karara karşı kanun yolu bulunup bulunmadığı, kararın taraflara tebliğ edilip edilmediği, kesinleşmenin usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığı anlaşılamamaktadır. Bu durumda mahkemece davalıya eksikliklerin tamamlanması için kesin süre verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gibi ispat yükü üzerinde olan davacı tarafından kesin süreye riayet edilmediğinden tenfizi talep edilen ilamı kesinleşip kesinleşmediği anlaşılamamaktadır.
Bu haliyle tenfize ilişkin ön koşulun gerçekleşmediği anlaşıldığından mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 269,80-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 89,90-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 13/07/2023
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/64613 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi