6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Anonim şirket YK başkanının görev süresine dair esas sözleşme hükmünün 1 yıldan fazla süreler için geçersizliği

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2023/821 E. 2023/1125 K. · · İlk derece: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Ticaret sicil işlemine itirazkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümTemyiz yolu açık

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Yönetim Kurulu Başkanının Seçim Süresine İlişkin Tescil İtirazı mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Anonim şirket esas sözleşmesinde yönetim kurulu başkanının genel kurul tarafından birden fazla yıl (örn. üç yıl) süreyle seçilebileceğine ilişkin bir düzenleme bulunsa da, TTK'nın 366/1. maddesindeki 'yönetim kurulu her yıl bir başkan seçer' hükmü emredici nitelikte olduğundan ve TTK 340. madde uyarınca emredici hükümlerden sapmaya kanunun açıkça izin vermesi gerektiğinden, bu tür esas sözleşme hükümleri bir yıldan fazla süreler için geçersizdir; ticaret sicilinin seçimi bir yıllık süreyle tescil etmesi hukuka uygundur.

Ele alınan sorunlar

Yönetim kurulu başkanının genel kurulca 3 yıl süreyle seçilebileceğine ilişkin esas sözleşme hükmünün geçerliliği → ret

İddia: Davacı vekili, genel kurulun esas sözleşmenin 8.3 maddesine dayanarak yönetim kurulu başkanını 3 yıl süreyle seçme yetkisi bulunduğunu, ticaret sicilinin bu süreyi 1 yıla indirerek yaptığı tescilin hatalı olduğunu, tescil kararına yapılan itirazın kabul edilmesi ve tescilin düzeltilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK'nın 340. maddesi ile öngörülen emredici hükümler ilkesi uyarınca, anonim şirketlere ilişkin TTK hükümlerinden esas sözleşme ile ancak kanunun açıkça izin verdiği hallerde sapılabilir. TTK'nın 366/1. maddesindeki 'yönetim kurulu her yıl üyeleri arasından bir başkan ve bulunmadığı zamanlarda ona vekâlet etmek üzere en az bir başkan vekili seçer' hükmü emredici niteliktedir. Yönetim kurulu başkanının genel kurul tarafından seçileceğinin esas sözleşmede düzenlendiği hallerde de başkan ve başkan vekilinin 'her yıl' seçileceğine dair emredici hükümden sapılması için kanunda açıkça bir izin öngörülmemiştir. Bu nedenle bir yıllık süreden sapma öngörülmediğinden, seçim yetkisi genel kurulda olsa da bir yıllık süre uygulanması gereken emredici bir düzenlemedir. Dolayısıyla esas sözleşmede yer alan, yönetim kurulu başkanının üç yıl süreyle genel kurul tarafından seçilmesine ilişkin hükmün bir yıldan fazla süreler yönünden geçerliliğinden söz edilemez. Davalı ticaret sicil müdürlüğünün yönetim kurulu başkanı seçimini bir yıllık süre yönünden tescil etmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından, tescil kararına yapılan itirazın reddine karar verilmesi gerekmektedir.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

Emsal değeri

Anonim şirket esas sözleşmesinde yönetim kurulu başkanının genel kurulca birden fazla yıl süreyle seçilebileceğine dair hükümlerin TTK 366/1'deki emredici 'her yıl seçim' kuralı karşısında bir yıldan fazla süreler için geçersiz olduğuna ilişkin, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun bozma ilamına uyularak oluşturulmuş bir tespittir; bu nedenle bölgesel ve ikna edici emsal değeri yüksektir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
emredici hükümler ilkesi yönetim kurulu başkanı seçimi ticaret sicili kararına itiraz esas sözleşme serbestisinin sınırları TTK 340 TTK 366

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 340TTK 366/1TTK 34 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)b-2HMK 361/1HMK 356

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2023/821

KARAR NO 2023/1125

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 21/11/2019

NUMARASI 2019/386 Esas 2019/1458 Karar

DAVA

Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz

Dairemizce verilen direnme kararının Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından bozulması üzerine yapılan duruşma sonunda dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA-İTİRAZ : Davacı vekili; müvekkili şirketin 22.03.2019 tarihli olağan genel kurulunda, şirket esas sözleşmesinin 8.3 maddesine göre YK üyesi ...'ın 3 yıllığına YK başkanı olarak seçildiğini, genel kurulda alınan kararların tescil ve ilanı için sicile başvurulduğunu, genel kurul toplantı tutanağının 8 nolu kararında YK başkanının 3 yıllığına seçilmiş iken ticaret sicil gazetesinde yayınlanan tescil kararı incelendiğinde, ...'ın 1 yıl için seçildiği hususunun tescil edildiğinin görüldüğünü, bu nedenle 08/04/2019 tarihli gazete ile durumu öğrendiklerinden TTK'nın 34. maddesi uyarınca tescil kararına itiraz ettiklerini belirterek tescilin düzeltilerek ...'ın 3 yıl için yönetim kurulu başkanı olarak seçildiğinin tescil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İTİRAZA CEVAP

Davalı İstanbul Ticaret Sicili vekili; davanın TTK'nın 34. maddesinde gösterilen usule uygun olarak açılmadığını, verilecek karara karşı kararın tebliğinden itibaren 8 gün içinde sicilin bulunduğu yerdeki mahkemede açılabileceğini, kabul veya red kararı mevcut olmadığını, 22.3.2019 tarihli tescil başvurusu üzerine 22.3.2019 tarihinde tescil isteminin gerçekleştirildiğini, davacının tescil edilen genel kurul kararının değiştirilmesini talep ettiği bu talebin genel kurul iptal davasının konusunu oluşturduğu, iddia edilen aykırılıklar bakımından sicil müdürlerinin resen harekete geçip tescilden imtina edemeyeceğini, TTK'nın 366(1) maddesi uyarınca A.Ş. YK'nun her yıl üyeleri arasından bir başkan ve bir başkan vekili seçmek zorunda olduğunu, davacı şirketin esas sözleşmesinin (8)3.

maddesinde "haklı bir sebep bulunmadığı takdirde, pay grubu üyeleri tarafından önerilen adaylar arasından seçilmesi zorunludur. YK başkanı, 3 yılda bir genel kurul tarafından seçilir." şeklinde yer alan düzenlemenin her ne kadar YK Başkanını'nı bir kere seçildiğinde 3 yıl süre ile görev yapmasını amaçladığı düşünülebilse de bu hususun yasal olarak mümkün olmadığından; bu düzenleme ancak TTK hükümlerine göre YK tarafından her yıl seçilmek durumunda bulunan YK Başkanı ve en az bir başkan vekilinin 3 yılda bir genel kurul tarafından seçileceği anlamında daraltılarak yorumlanabildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; tescil talebi üzerine tescil işleminin yapıldığı, Ticaret Sicil Müdürlüğünce verilmiş herhangi bir karar bulunmadığı, davacı şirketin dava açmadan önce Sicil Müdürlüğü'ne başvurarak tescilin düzeltilmesi talebinde bulunması ve bu talebinin reddi halinde kararın tebliğ tarihinden itibaren 8 gün içerisinde dava açması gerekirken doğrudan dava açtığı gerekçesiyle dava şartı gerçekleşmediğinden davanın usulden reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; ticaret sicile başvuru yapıldığını, ancak davalı tarafça düzeltilerek kısmen tescil edildiğini, genel kurulun ...'ı 3 yıllığına yönetim kurulu başkanı olarak seçtiğini, davalı kurumun hatalı bir şekilde düzeltme yaparak 1 yıl için yönetim kurulu başkanı olarak seçildiği hususunda tescil ettiğini, tescil kararın itiraz edildiğini, TTK 34.maddesinde tescil başvurularına karşı verilen kararlara karşı itiraz edilebileceğinin düzenlendiğini, kararın kaldırılarak tescilin düzeltilmesini talep etmiştir.

YARGITAY BOZMA İLAMI VE İSTİNAF KARARI VE SÜREÇ: Dairemizin 2020/408 Esas 2020/517 Karar sayılı ve 21/05/2020 tarihli kararıyla bozma ilamına uyulmamasına direnilmesine karar verilmiş; YK üyelerini 3 yıl süre ile seçebilecek olan genel kurulun, davacı şirketin esas sözleşmesi gereği seçilen üyeler içerisinden aynı süreyle görev yapmak üzere YK başkanını da seçme yetkisi bulunduğu, Kanundaki 3 yıl süreli sınırlama ancak yönetim kurulu üyelerinin görev süresine ilişkin olduğu, Genel Kurulun YK Başkanını ancak 1 yıl süre ile seçebileceğine ilişkin bir sınırlama olmadığı, zira genel kurulun dilediği zaman yönetim kurulunu görevden alma yetkisi olduğu, 1 yıllık süre ancak yönetim kurulunun kendi içinde yapacağı seçim için öngörülmüş olup;

nitekim YK başkan vekilinin de 1 yıllık süre ile yönetim kurulunca seçildiği, Genel kurul tarafından 3 yıl için seçilmiş başkanın 1 yıl süre ile sınırlı olarak seçildiği hususunun sicile tescil edemeyeceği; ticaret sicilinin tescil kararının 8.4.2019 tarihli ticaret sicili gazetesinde yayınlandığı ve davacı şirketin yasal süre de 15 Nisan 2019 tarihinde tescil kararına itiraz ettiği, hatalı yapılan tescil kararı ve işlemine yönelik itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken, bir karar olmadığından bahisle istemin reddine, karar verilmesi doğru olmamış ise de bu hata yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden itirazın reddine ilişkin kararın kaldırılarak itirazın kabulü ile davalı şirketin 22.3.2019 tarihli genel kurulunda Yönetim kurulu Başkanı seçilen ...'ın 3 yıl süre ile yönetim kurulu başkanı seçildiğinin tesciline karar verilmiştir.

Hükmün davalı vekili tarafından temyizi üzerine; "Yargıtay 11.HD. 2020/6310 Esas, 2021/5300 Karar sayılı ve 22/06/2021 tarihli ilamı ile; 6102 sayılı TTK'nın 340. maddesi ile getirilen "Emredici Hükümler İlkesi uyarınca TTK'da anonim şirketlere ilişkin hükümler kaideten "emredici" nitelikte olup, şirket ana sözleşmesi ile bu hükümlerden, "ancak TTK hükümlerince izin verilmesi halinde" sapılabilecektir... Yönetim kurulu başkanının seçimine ilişkin aynı kanunun 366/1. maddesinde, ise yönetim kurulu üyelerinin her yıl kendi üyeleri arasından bir başkan ve bulunmadığı zamanlarda ona vekâlet etmek üzere, en az bir başkan vekili seçebileceği düzenlenmiş olup, bu hükümler karşısında, yönetim kurulu başkanının yönetim kurulu üyeleri arasından 3 yıl süre ile anonim şirket genel kurulu tarafından seçilmesine ilişkin esas sözleşme hükmünün 1 yıldan fazla süreler yönünden geçerliliğinden söz edilemeyeceği, davalı Ticaret Sicilinin yönetim kurulu başkanı seçimini 1 yıllık süre yönünden tescil etmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, o halde davanın reddi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bu nedenle bozulmasına karar verilmiştir.

Dairemizce verilen 20/10/2021 tarihli 2021/1358 esas, 2021/1523 karar sayılı aynı gerekçelerle verilen direnme kararının Davalı İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü vekili tarafından kararın temyizi üzerine; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2022/11-65 Esas, 2023/144 Karar sayılı 1.3.2023 tarihli ilamı ile "13. Davacı şirketin esas sözleşmesinin 8 inci maddesinde yer alan yönetim kurulu başkanının genel kurul tarafından "üç yılda bir" seçileceğine dair düzenlemedeki "üç yılda bir" ibaresi, yukarıda da bahsedildiği üzere, 6102 sayılı Kanun'un 340.ıncı maddesi ile öngörülen emredici hükümler ilkesi bağlamında esas sözleşmede yer almaması gereken bir ibaredir. Zira 6102 sayılı Kanun'un 366 ncı maddesinin ilk fıkrasının birinci cümlesindeki "Yönetim kurulu her yıl üyeleri arasından bir başkan ve bulunmadığı zamanlarda ona vekâlet etmek üzere, en az bir başkan vekili seçer" şeklindeki hüküm emredici nitelikte düzenlenmiş olup yönetim kurulu başkanının genel kurul tarafından seçileceğinin esas sözleşmede düzenlendiği durumlarda başkanın ve başkan vekilinin "her yıl" seçileceğine dair emredici hükümden sapılması noktasında açıkça bir izin öngörülmemiştir.

Dolayısıyla 6102 sayılı Kanun'un 340 ıncı maddesi ile öngörülen emredici hükümler ilkesi bağlamında bir yıllık süreden açıkça sapılacağı belirtilmediği için bir yıllık süre, seçim yetkisinin genel kurulda olduğu hâlde de uygulanması gereken emredici bir düzenlemedir.

14. Bu itibarla davacı şirketin esas sözleşmesinde yer alan yönetim kurulu başkanının yönetim kurulu üyeleri arasından üç yıl süre ile anonim şirket genel kurulu tarafından seçilmesine ilişkin düzenlemenin bir yıldan fazla süreler yönünden geçerliliğinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla davalı ticaret sicil müdürlüğünün yönetim kurulu başkanı seçimini bir yıllık süre yönünden tescil etmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir." denilerek direnme kararımız bozulduğundan, yasal zorunluluk bulunması nedeniyle bozma kararına uyularak davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılarak yerinde olmayan ticaret sicili kararına itirazın reddine karar verilmiştir." denilerek direnme kararımız bozulduğundan yasal zorunluluk nedeniyle bozma ilamına uyulmuştur.

Hükmüne uyulan bozma ilamı gereği, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına yerinde olmayan ticaret sicil müdürlüğü kararına itirazın reddine karar verilmiştir. Yargıtay bozma ilamına uyularak yeniden hüküm verildiğinden Yargıtay HGK'nun 2021/96 esas 2021/205 karar sayılı, 4.3.2021 tarihli ilamı gereği taraflar yararına istinaf duruşma vekalet ücreti takdir edilmemiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/386 Esas 2019/1458 Karar sayılı ve 21/11/2019 tarihli kararının, HMK.'nun 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA; yeniden hüküm verilmesine; "Yerinde olmayan ticaret sicili kararına itirazın reddine" İlk derece yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 269,80-TL karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 44,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 225,4‬0-TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafça yapılan yargı giderinin üzerinde bırakılmasına,Davalı vekili için takdir olunan 9.200-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,Davacı tarafından yatırılan 54,40-TL harcın talep halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından istinaf ve temyiz aşamasında yapılan 246,95‬-TL yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Taraflar yararına istinaf duruşma vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, HMK.'nun 356. maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda oy birliğiyle karar verildi.12/07/2023

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/64429 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/5912 E. 2024/3380 K. · Onandı

Yönetim kurulu başkanının genel kurulca üç yıl için seçilmesi

Gerekçe özeti

Anonim şirkette yönetim kurulu başkanının bir yıl süreyle seçileceğine ilişkin düzenleme, emredici hükümler ilkesi karşısında esas sözleşmeyle aşılamaz; başkanın genel kurul tarafından seçilmesi kararlaştırılmış olsa dahi esas sözleşmedeki üç yıllık görev süresi bir yıldan fazla süreler yönünden geçerli sayılamaz ve ticaret sicil müdürlüğünün seçimi bir yıllık süre üzerinden tescil etmesi hukuka uygundur. Ayrıca bozma kararına uyulmakla karşı taraf yararına usuli kazanılmış hak doğduğundan, bozmayla belirlenen yönler yeniden incelenemez.

Emsal değeri

Yönetim kurulu başkanının görev süresine ilişkin bir yıllık sınırın genel kurulca yapılan seçimlerde de uygulanacağı ve esas sözleşmeyle uzatılamayacağı yönüyle bağlayıcı emsal değeri taşır.

Kavramlar: yönetim kurulu başkanının seçimi emredici hükümler ilkesi esas sözleşme serbestisi ticaret sicili tescilinin düzeltilmesi usuli kazanılmış hak bozmaya uyma

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2023/5912 E.  ,  2024/3380 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2023/821 Esas, 2023/1125 Karar

HÜKÜM

Ret

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen ticaret sicil müdürlüğü kararına itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 22.03.2019 tarihli olağan genel kurul toplantısında esas sözleşmenin 8 inci maddesi gereğince ....'ın üç yıllığına yönetim kurulu başkanı olarak seçildiğini, genel kurulda alınan kararların tescil ve ilanı için İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvuru yapıldığını, ancak 08.04.2019 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi’nde .....'ın bir yıl için seçilmiş gibi tescil edildiğinin görüldüğünü, bu duruma 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 34 üncü maddesi gereğince eldeki dava ile süresinde itiraz ettiklerini ileri sürerek İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün tescil kararının “...'ın üç yıl için yönetim kurulu başkanı olarak seçilmiştir” şeklinde düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının tescilin düzeltilmesine ilişkin 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi gereğince müvekkiline herhangi bir başvurusunun bulunmadığını, öte yandan 6102 sayılı Kanun'un 366 ncı maddesinin ilk fıkrası gereğince yönetim kurulu başkanının her yıl seçilmesi gerektiğini, anılan hüküm karşısında davacı şirketin esas sözleşmesinde yer alan yönetim kurulu başkanının üç yıllığına seçilmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 21.11.2019 tarihli ve 2019/386 E., 2019/1458 K. sayılı kararı ile; 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi gereğince açılacak davalarda davacının davalı ... müdürlüğüne tescilin düzeltilmesi için başvurması ve davalının da bu başvuruya ilişkin kabul ya da ret kararının bulunması gerektiği, ancak davacının davalıya anılan madde kapsamında bir başvurusu bulunmadığı, bu hususun dava şartı olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 21.05.2020 tarihli ve 2020/408 E., 2020/517 K. sayılı kararıyla; 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi gereğince açılacak davalarda hatalı yapılan tescil kararına karşı öncelikle ticaret sicil müdürlüğü nezdinde itiraz edilmesine dair bir düzenleme öngörülmediği, dolayısıyla ilk derece mahkemesinin gerekçesinin yerinde olmadığı, ayrıca davacının eldeki davayı ticaret sicil müdürlüğünün 08.04.2019 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayımlanan tescil kararına karşı 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi gereğince süresinde açtığı, davacı şirketin esas sözleşmesinin 8 inci maddesinde yönetim kurulu başkanının üç yıl süreyle genel kurul tarafından seçileceğinin düzenlendiği, 6102 sayılı Kanun'un 366 ncı maddesinin ilk fıkrasında belirtilen bir yıllık sürenin ise yönetim kurulu başkanının yönetim kurulu tarafından seçilmesi hâlinde uygulanacağı, dolayısıyla davacı şirketin genel kurulunca üç yıl için yönetim kurulu başkanı olarak seçilen ...'ın davalı tarafından bir yıl için yönetim kurulu başkanı olarak tescil edilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, itirazın kabulü ile davacı şirketin 22.03.2019 tarihli genel kurulun kararı ile yönetim kurulu başkanı ...'ın üç yıl süre ile seçildiği hususunun tespiti ve ticaret siciline tesciline karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunması üzerine Dairemizin 22.06.2021 tarih, 2020/6310 E. ve 2021/5300 K. sayılı bozma kararı verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen direnme kararına karşı süresi içerisinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 01.03.2023 tarih, 2022/11-65 E. ve 2023/144 K. sayılı kararıyla davacı şirketin esas sözleşmesinde yer alan yönetim kurulu başkanının yönetim kurulu üyeleri arasından üç yıl süre ile anonim şirket genel kurulu tarafından seçilmesine ilişkin düzenlemenin bir yıldan fazla süreler yönünden geçerliliğinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla davalı ... müdürlüğünün yönetim kurulu başkanı seçimini bir yıllık süre yönünden tescil etmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yasal zorunluluk bulunması nedeniyle hükmüne uyulan bozma ilamı gereği davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılarak yeniden hüküm kurmak sureti ile yerinde olmayan ticaret sicili kararına itirazın reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma ilamının yasal düzenlemeye aykırı olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 366 ncı maddesinin birinci fıkrası metninden yönetim kurulunun başkan seçme yetkisinin emredici düzenleme olmadığının anlaşıldığı, müvekkili şirketin esas sözleşmesinde yönetim kurulu başkanının 3 yılda bir genel kurul tarafından seçileceği hükmünün yer aldığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un 366 ncı maddesinin ilk fıkrasının birinci cümlesinin emredici nitelikte olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre aynı Kanun'un 340 ıncı maddesinde öngörülen emredici hükümler ilkesi gözetildiğinde yönetim kurulunun kendi üyeleri arasından seçeceği başkanın bir yıl süre ile seçileceğine dair düzenlemedeki bir yıllık sürenin yönetim kurulu başkanının genel kurul tarafından seçilmesi durumunda da uygulanıp uygulanamayacağı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.6102 sayılı Kanun'un 362, 366, 340 ve 421 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

30.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.