İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/2018 E. 2021/810 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
işletme güvenliği↗ yargı yolu↗ istirdat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulü ile 467.791,92 TL'nin ödeme tarihinden itibaren davalıdan tahsiline dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
Davalı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1-Dava, ceza faturası ödemesinin istirdadı istemine ilişkindir. Hükümden sonra 25.11.2020 tarihinde kabul edilip 02.12.2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7257 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 33. maddesi ile 6446 sayılı Kanunun 8'inci maddesinin ikinci fıkrasına (ç) bendinden sonra gelmek üzere “İletim sisteminin normal işletme koşulları içerisinde işletilmesi ile işletme güvenliği ve bütünlüğü üzerinde risk oluşturan durumlara ilişkin olarak bağlantı ve sistem kullanım anlaşmalarında düzenlenen sistem kullanım ihlallerinin takibini yapmak, ihlal durumu tespit edilen tüzel kişilere sistem kullanım anlaşmasında düzenlenen cezai şartları ve diğer yaptırımları uygulamak.” şeklinde (d) bendi eklenmiş, aynı Kanunun 39. maddesi ile 6446 sayılı Kanuna eklenen Ek 3. madde ile de “(1) 8 inci maddenin ikinci fıkrasının (d)
bendinin uygulamasından kaynaklanan uyuşmazlıklar idari yargıda görülür.” şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Bu durumda, anılan Kanun değişikliğin somut olayda yargı yolu bakımından etkisinin değerlendirilmesini teminen yerel mahkeme hükmünün bozulması gerektiğinden Dairemizin 06.02.2019 tarihli, 2018/2301 Esas- 2019/883 Karar sayılı onama ilamının kaldırılarak, yukarıda anılan gerekçeyle mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair karar düzeltme itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6453 E. 2023/5823 K.
Ortak:işletme güvenliği · yargı yolu · istirdat · görev/görevsizlik
İncelediğiniz kararda1-Dava, ceza faturası ödemesinin «istirdadı» istemine ilişkindir.
… i ile 6446 sayılı Kanunun 8'inci maddesinin ikinci fıkrasına (ç) bendinden sonra gelmek üzere “İletim sisteminin normal işletme koşulları içerisinde işletilmesi ile «işletme güvenliği» ve bütünlüğü üzerinde risk oluşturan durumlara ilişkin olarak bağlantı ve sistem kullanım anlaşmalarında düzenlenen sistem kullanım ihlallerinin takibini yapmak, i …
Bu durumda, anılan Kanun değişikliğin somut olayda «yargı yolu» bakımından etkisinin değerlendirilmesini teminen yerel mahkeme hükmünün bozulması gerektiğinden Dairemizin 06.02.2019 tarihli, 2018/2301 Esas- 2019/883 Karar sayılı onama ilamının kaldırılarak, yukarıda anılan gerekçeyle mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu kararda… ile 6446 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin ikinci fıkrasına (ç) bendinden sonra gelmek üzere “İletim sisteminin normal işletme koşulları içerisinde işletilmesi ile «işletme güvenliği» ve bütünlüğü üzerinde risk oluşturan durumlara ilişkin olarak bağlantı ve sistem kullanım anlaşmalarında düzenlenen sistem kullanım ihlallerinin takibini yapmak, ihlal durumu tespit edilen tüzel kişilere sistem kullanım anlaşmasında düzenlenen cezai şartları ve diğer yaptırımları uygulamak.” şeklinde (d) bendi eklendiği, aynı Kanunun 39 uncu maddesi ile 6446 sayılı Kanuna eklenen Ek 3 üncü madde ile de “(1) 8 inci maddenin ikinci fıkrasının (d) bendinin uygulamasından kaynaklanan uyuşmazlıklar idari yargıda görülür.” şeklinde düzenleme yapıldığı, bu durumda anılan Kanun değişikliğinin somut olayda «yargı yolu» bakımından etkisinin değerlendirilmesini teminen Mahkeme hükmünün bozulması gerektiğine işaret edilerek, Dairemizin 06.02.2019 tarih, 2018/2301 E.
Mahkemece 24.01.2018 tarih, 2017/800 E. ve 2018/21 K. sayılı kararı ile sistem kullanım anlaşmasının 10 uncu maddesi gereğince «ihtar» müessesesi işletilmeden kesilen cezanın hukuka uygun olmadığı, davacının ihtirazi kayıtla ödediği «fatura» bedelinin «istirdadı» şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 467.791,92 TL'nin ödeme tarihinden itibaren davalıdan tahsiline karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
… e bozma ilamındaki gerekçe doğrultusunda yargılama sırasındaki Kanun değişikliği ile dava konusu uyuşmazlığın adli yargının görev alanından çıkarılıp idari yargının «görev alanına» «dahil» edildiği, Kanun değişikliği sebebiyle «yargı yolunun» caiz olmadığı, Mahkemenin «görevli» olmadığı, davacı dava açılmasına sebebiyet vermediğinden davalı lehine vekâlet ücreti ve «yargılama giderlerine» hükmedilmediği gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:tamamlanmış usul işlemi · derhal uygulama ilkesi · usul ekonomisi · makul süre · kâr kaybı · usulden reddi · ihtar · yargılama gideri
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemelerin «görevli» olup olmadığı belirlenirken, davanın açıldığı an esas alınması gerektiğini, usul kurallarının «derhal uygulanması ilkesi» gereği, bir kanun istisna hükmü içermiyorsa yürürlüğe girdikten sonraki uyuşmazlıklara derhal uygulanacağını, usul kurallarının derhal uygulanması ilkesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 448 inci maddesi gereği «tamamlanmamış usuli işlemler» için geçerli olduğunu, bir usuli işlem tamamlanmışsa sonradan yürürlüğe giren kanun bu işlemi etkilemeyeceğini, davanın açılmasının da bir usuli işlem olduğunu, bu sebeple davanın görevli mahkemede açılmasıyla artık bu usuli işlem tamamlanmış olduğundan yeni yürürlüğe giren kanunun, mahkemenin görevine etki etmemesi gerekeceğini, davanın açıldığı tarihte görevli olan mahkemenin daha sonra mevzuatta yapılan bir değişiklikle «görevsiz» sayılmasından sonra, bu mahkemede yapılan işlemlerin «geçersiz» sayılması ve bu işlemlerin en baştan tekrarlanması, zaman ve «masraf» «kaybına» yol açması yönünden «usul ekonomisi» ilkesine, davaların «makul sürede» neticelendirilememesine sebep olması yönünden de adil yargılanma ilkesine aykırı olduğunu, 7257 sayılı Kanun uyarınca idare mahkemelerinin zaman yönünden hangi aşamada görevli olarak nitelendirilebileceğine yönelik bir düzenleme yer almadığından, eldeki somut duruma göre adli yargının görevli olduğunun kabulu gerektiğini, davaya konu ceza faturasına 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun (6446 sayılı Kanun) 8 inci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendinin uygulanmasından kaynaklanan bir işlem olmadığını, dolayısıyla da aynı Kanunun Ek Madde 3 ile belirlenen yargı yoluna tabi olmadığını, söz konusu cezai «fatura», Ocak 2009 döneminde gerçekleşen ihlal dolayısıyla düzenlenen faturaya ilişkin olduğunu, taraflar arasında imzalanan sistem kullanım anlaşmasının 10 uncu maddesine dayanılarak düzenlendiği 6446 sayılı Kanun'da yapılan değişiklik Mahkemenin görevine etki etmediği halde, sanki 6446 sayılı Kanun’da yapılan değişikliğin yürürlüğe girmesinden sonra dava konusu fatura tahakkuk ettirildiği ve dayanağı olduğu iddia edilen ihlalin gerçekleştiği değerlendirilerek «yargı yolunun» caiz olmadığına karar verilemeyeceğini belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
… e bozma ilamındaki gerekçe doğrultusunda yargılama sırasındaki Kanun değişikliği ile dava konusu uyuşmazlığın adli yargının görev alanından çıkarılıp idari yargının «görev alanına» «dahil» edildiği, Kanun değişikliği sebebiyle «yargı yolunun» caiz olmadığı, Mahkemenin «görevli» olmadığı, davacı dava açılmasına sebebiyet vermediğinden davalı lehine vekâlet ücreti ve «yargılama giderlerine» hükmedilmediği gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Mahkemece 24.01.2018 tarih, 2017/800 E. ve 2018/21 K. sayılı kararı ile sistem kullanım anlaşmasının 10 uncu maddesi gereğince «ihtar» müessesesi işletilmeden kesilen cezanın hukuka uygun olmadığı, davacının ihtirazi kayıtla ödediği «fatura» bedelinin «istirdadı» şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 467.791,92 TL'nin ödeme tarihinden itibaren davalıdan tahsiline karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı lehine «vekalet ücreti» ve «yargılama giderine» hükmedilmesi gerektiğini belirterek Mahkeme kararının düzeltilerek onanması istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2972 E. 2023/6855 K.
Ortak:işletme güvenliği · yargı yolu · görev/görevsizlik
İncelediğiniz kararda… i ile 6446 sayılı Kanunun 8'inci maddesinin ikinci fıkrasına (ç) bendinden sonra gelmek üzere “İletim sisteminin normal işletme koşulları içerisinde işletilmesi ile «işletme güvenliği» ve bütünlüğü üzerinde risk oluşturan durumlara ilişkin olarak bağlantı ve sistem kullanım anlaşmalarında düzenlenen sistem kullanım ihlallerinin takibini yapmak, i …
Bu durumda, anılan Kanun değişikliğin somut olayda «yargı yolu» bakımından etkisinin değerlendirilmesini teminen yerel mahkeme hükmünün bozulması gerektiğinden Dairemizin 06.02.2019 tarihli, 2018/2301 Esas- 2019/883 Karar sayılı onama ilamının kaldırılarak, yukarıda anılan gerekçeyle mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu kararda… LK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın 30.09.2011 tarihli 1.664.089,29 TL bedelli sistem kullanım «cezai şart» faturası yönünden «menfi tespit» istemine ilişkin olduğu, 02.12.2020 tarihli ve 31322 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7257 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"un (7257 sayılı Kanun) 33 üncü maddesi ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun (6446 sayılı Kanun) "İletim Faaliyeti" başlıklı 8 inci maddesinin ikinci fıkrasında TEİAŞ’ın görev ve yükümlülüklerinin belirtildiği, (d) bendinde; "İletim sisteminin normal işletme koşulları içerisinde işletilmesi ile «işletme güvenliği» ve bütünlüğü üzerinde risk oluşturan durumlara ilişkin olarak bağlantı ve sistem kullanım anlaşmalarında düzenlenen sistem kullanım ihlallerinin takibini yapmak, ihlal durumu tespit edilen tüzel kişilere sistem kullanım anlaşmasında düzenlenen cezai şartları ve diğer yaptırımları uygulamak" görevinin sayıldığı, Yine 7257 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesi ile 6446 sayılı Kanun'a eklenen EK-3 üncü maddede; "8 inci maddenin ikinci fıkrasının (d) bendinin uygulamasından kaynaklanan uyuşmazlıklar idari yargıda görülür." 46 ncı maddesinde "Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer" düzenlemelerine yer verildiği, Belirtilen mevzuat hükümleri uyarınca Sistem Kullanım İhlal Halleri ve Cezai Şartlarından kaynaklanan uyuşmazlığın çözümünde idari yargının «görevli» olduğu gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 115 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca davanın, «yargı yolu» dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki «menfi tespit» davasının yapılan yargılaması sonucunda İlk Derece Mahkemesince davanın «yargı yolu» dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
… si kararı olduğunu, davanın ilk olarak zaten idari yargıda açıldığını, Uyuşmazlık Mahkemesi kararı doğrultusunda eldeki dava dosyanın adli yargıya intikal ettiğini, «usulden red» kararının bozulmaması halinde dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesini talep ettiklerini, dava şartlarından olan «yargı yolunun» davanın açıldığı tarihteki mevzuata göre belirlenmesi gerektiğini, dosyanın geldiği aşama itibarı ile usulden red kararı verilemeyeceğini, taraflar arasında sistem kullanım anlaşması olmadığından yerel mahkemenin red kararına mesnet teşkil eden mevzuat hükmünün somut olayda uygulanabilir olmadığını, olayda kamu gücüne dayalı bir «idari işlemin» olmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:usulden red · idari işlem · borçlu olunmadığının tespiti · cezai şart · dava şartı yokluğu · usulden reddi · fatura · menfi tespit
Benzer bu kararda… LK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın 30.09.2011 tarihli 1.664.089,29 TL bedelli sistem kullanım «cezai şart» faturası yönünden «menfi tespit» istemine ilişkin olduğu, 02.12.2020 tarihli ve 31322 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7257 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"un (7257 sayılı Kanun) 33 üncü maddesi ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun (6446 sayılı Kanun) "İletim Faaliyeti" başlıklı 8 inci maddesinin ikinci fıkrasında TEİAŞ’ın görev ve yükümlülüklerinin belirtildiği, (d) bendinde; "İletim sisteminin normal işletme koşulları içerisinde işletilmesi ile «işletme güvenliği» ve bütünlüğü üzerinde risk oluşturan durumlara ilişkin olarak bağlantı ve sistem kullanım anlaşmalarında düzenlenen sistem kullanım ihlallerinin takibini yapmak, ihlal durumu tespit edilen tüzel kişilere sistem kullanım anlaşmasında düzenlenen cezai şartları ve diğer yaptırımları uygulamak" görevinin sayıldığı, Yine 7257 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesi ile 6446 sayılı Kanun'a eklenen EK-3 üncü maddede; "8 inci maddenin ikinci fıkrasının (d) bendinin uygulamasından kaynaklanan uyuşmazlıklar idari yargıda görülür." 46 ncı maddesinde "Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer" düzenlemelerine yer verildiği, Belirtilen mevzuat hükümleri uyarınca Sistem Kullanım İhlal Halleri ve Cezai Şartlarından kaynaklanan uyuşmazlığın çözümünde idari yargının «görevli» olduğu gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 115 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca davanın, «yargı yolu» dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki «menfi tespit» davasının yapılan yargılaması sonucunda İlk Derece Mahkemesince davanın «yargı yolu» dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
… si kararı olduğunu, davanın ilk olarak zaten idari yargıda açıldığını, Uyuşmazlık Mahkemesi kararı doğrultusunda eldeki dava dosyanın adli yargıya intikal ettiğini, «usulden red» kararının bozulmaması halinde dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesini talep ettiklerini, dava şartlarından olan «yargı yolunun» davanın açıldığı tarihteki mevzuata göre belirlenmesi gerektiğini, dosyanın geldiği aşama itibarı ile usulden red kararı verilemeyeceğini, taraflar arasında sistem kullanım anlaşması olmadığından yerel mahkemenin red kararına mesnet teşkil eden mevzuat hükmünün somut olayda uygulanabilir olmadığını, olayda kamu gücüne dayalı bir «idari işlemin» olmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalı tarafından tesis edilen sistem kullanım «cezai şart» faturasından dolayı «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/2018 E. , 2021/810 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 24.01.2018 gün ve 2017/800-2018/21 sayılı kararı onayan Daire'nin 06.02.2019 gün ve 2018/2301-2019/883 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 25.03.2010 tarihli “Sistem Kullanım Anlaşması imzalandığını, davalı tarafça "Sistem Kullanım Anlaşması'na" dayanılarak, her bir trafo merkezi için reaktif sınırların aşıldığı gerekçesiyle müvekkiline Ocak 2009 dönemi için cezai şart faturası düzenlendiğini,“Sistem Kullanma Anlaşmasının" cezai şartlar başlıklı 10. maddesine göre ihlalin TEİAŞ’ın uyarısına rağmen uyarıda belirtilen süre içinde sona erdirilmemesi halinde ceza tahakkuk ettirilebileceğini, cezai şart uygulanması şartlarının bulunmadığını, müvekkilince ihtirazi kayıt konulmak suretiyle faturanın ödendiğini ileri sürerek, 467.791,92 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulü ile 467.791,92 TL'nin ödeme tarihinden itibaren davalıdan tahsiline dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
Davalı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1-Dava, ceza faturası ödemesinin istirdadı istemine ilişkindir. Hükümden sonra 25.11.2020 tarihinde kabul edilip 02.12.2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7257 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 33. maddesi ile 6446 sayılı Kanunun 8'inci maddesinin ikinci fıkrasına (ç) bendinden sonra gelmek üzere “İletim sisteminin normal işletme koşulları içerisinde işletilmesi ile işletme güvenliği ve bütünlüğü üzerinde risk oluşturan durumlara ilişkin olarak bağlantı ve sistem kullanım anlaşmalarında düzenlenen sistem kullanım ihlallerinin takibini yapmak, ihlal durumu tespit edilen tüzel kişilere sistem kullanım anlaşmasında düzenlenen cezai şartları ve diğer yaptırımları uygulamak.” şeklinde (d) bendi eklenmiş, aynı Kanunun 39.
maddesi ile 6446 sayılı Kanuna eklenen Ek 3. madde ile de “(1) 8 inci maddenin ikinci fıkrasının (d)
bendinin uygulamasından kaynaklanan uyuşmazlıklar idari yargıda görülür.” şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Bu durumda, anılan Kanun değişikliğin somut olayda yargı yolu bakımından etkisinin değerlendirilmesini teminen yerel mahkeme hükmünün bozulması gerektiğinden Dairemizin 06.02.2019 tarihli, 2018/2301 Esas- 2019/883 Karar sayılı onama ilamının kaldırılarak, yukarıda anılan gerekçeyle mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair karar düzeltme itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Dairemizin 06.02.2019 tarihli 2018/2301 Esas- 2019/883 Karar sayılı onama ilamının kaldırılarak, yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin sair karar düzeltme itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harcının karar düzeltme isteyen davalıya iadesine, 03.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/643747800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz