Limited şirkette ortak geçimsizliği yönetim kayyımı için haklı sebep sayılmaz
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2023/2006 E. 2023/1563 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Diğer / sınıflanamadıistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ Emsal
Davacının nitelemesi: İhtiyati Tedbir Talebi mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Limited şirkette ortağın çıkma davası açması halinde TTK 638/2 uyarınca mahkeme ortağın durumunun teminat altına alınması için önlemler alabilirse de, şirket yöneticisinin temsil ve ilzam yetkisinin tedbiren kaldırılarak kayyım atanması talebinde, haklı sebebin varlığı konusunda HMK 390/3 kapsamında yaklaşık ispatın davacı tarafça sağlanması gerekir. Şirket ortakları arasındaki geçimsizlik, tek başına şirkete yönetim kayyımı atanmasına haklı sebep oluşturmaz; kayyım atanması ancak organ boşluğu-eksikliği veya belirli bir işle sınırlı hallerde mümkündür.
Ele alınan sorunlar
Şirket müdürünün temsil ve ilzam yetkisinin tedbiren kaldırılarak kayyım atanması talebi → ret
İddia: Davacı vekili, ilk derece mahkemesinin adli kayıtları toplama kararı almasına rağmen bu kayıtlar toplanmadan tedbir talebinin reddedildiğini, TTK 638/2 hükmü gereğince %50 hissedar olan müvekkilinin durumunun dava sonuna kadar teminat altına alınması için gerekli önlemlerin alınması gerektiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: TTK 638/2 son cümlesi, ortağın çıkma davası açması durumunda mahkemenin ortağın durumunun teminat altına alınması için gereken önlemlere karar vereceğini düzenlemektedir; bu hüküm, davanın kesinleşmesine kadar ortaklığın fonksiyon ve fiil ehliyetinin sınırlandırılmaması veya ortadan kaldırılmaması ile ortakların haklarının zayi olmamasını amaçlamaktadır. İhtiyati tedbirlerde HMK 390/3 uyarınca yaklaşık ispat yeterlidir; ancak talebin dayanaklarının ihtiyati tedbir isteyen tarafça sunulması gerekir. Kar elde etme amacıyla kurulan ve kötü yönetildiği iddia olunan şirketlerin -istisnalar hariç- kayyım atanmak suretiyle yönetilmesi ve ticari faaliyetine devam etmesi mümkün değildir; tüzel kişiler için kayyım atanmasını sağlayacak yegane yol organ boşluğu-eksikliği yahut belli bir işle sınırlı kayyım atanmasıdır, şirket ortakları arasındaki geçimsizlik şirkete yönetim kayyımı atanmasına gerekçe yapılamaz. Geçici hukuki koruma önlemi alınırken tarafların ve şirketin menfaatlerinin korunması, davacının iddiaları yanında davalının savunmasının da gözönünde bulundurulması gerekir. Somut olayda davalı şirketin haklı sebeple fesih koşullarının mevcut olup olmadığı, sunulan delillerin toplanıp değerlendirilmesini ve yargılama yapılmasını gerektirmektedir. Davacı vekilinin delillerin toplanmadığı yönündeki itirazına karşın, ihtiyati tedbir talebinde talebin dayanaklarının tedbir isteyen tarafça sunulması gerektiğinden, şirket yöneticisinin temsil ve ilzam yetkilerinin tedbiren kısıtlanması talebinin haklı nedenin varlığı konusunda yaklaşık ispatın sağlanamadığı gerekçesiyle reddine ilişkin ara kararda ve delillerin takdirinde isabetsizlik görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Limited şirkette ortaklar arası geçimsizliğin, şirket yönetimine kayyım atanması için tek başına haklı sebep oluşturmayacağı ve kayyım atanmasının ancak organ boşluğu/eksikliği veya belirli bir işle sınırlı hallerde mümkün olduğu yönündeki tespit bakımından emsal niteliktedir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihtiyati tedbir↗ yaklaşık ispat↗ haklı sebeple şirketten çıkma↗ kayyım atanması↗ temsil ve ilzam yetkisinin kısıtlanması↗ organ boşluğu↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2023/2006
KARAR NO 2023/1563
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 22/06/2023 (Ara Karar)
NUMARASI 2023/440 Esas
İHTİYATİ TEDBİR TALEP EDEN
TALEP İhtiyati Tedbir
İhtiyati tedbirin reddine ilişkin 22/06/2023 tarihli ara kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.
TALEP
İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili, müvekkili şirketin davalı şirketin %50 ortağı olduğunu, şirketin diğer ortakları ... ve ...'nın ayrı ayrı %25 paya olduğunu,sicil kayıtlarına göre ...'in şirketi temsil ve ilzam ettiğini, şirketin işleyişiyle ilgili diğer ortak ...'den bilgi alınamadığını, şirket bilanço ve kayıtlarının müvekkili şirkete gösterilmediğini, defalarca konuyla ilgili yazılı ihtar çekildiğini ancak hala kayıtların gizlendiğini, müvekkili şirket sahiplerinin davalı şirkete alınmadığını, davalı şirket çalışanlarının müvekkili şirket ortakları hakkında kışkırtılarak sözlü ve fiili saldırılar yapılmasına sebebiyet verdiğini, bu konuyla ilgili asliye ceza mahkemesinde dava açıldığını, ilgili kişi hakkında maddi manevi tazminat davası açıldığını, davalı şirket ortağı ...'in aleyhe iftira ve yalancı şahitlik niteliğinde ifadeler verdiğini, ilgili dosyaların mahkemece celbini talep ettiklerini, ortaklar arasında ve şirket arasında husumeti ve adli süreci gösterir kayıtların celbini talep ettiklerini, ...'in davalı şirket kasasından maaş adı altında yetkisiz şekilde kendine ödeme yaptığını, şirketin içi boşaltılarak adresinin değiştirildiğini, gerek muhasebeci gerek şirket yetkilisine ihtar çekilmesine rağmen sonuç alınamadığını, şirket yöneticisinin kendi menfaatine fon oluşturmak ve müvekkilini zararlandırmak amacıyla hem müvekkili şirkete hem de yetkililerine usulsüz icra takibi ve davalar açtığını, şirket ortaklığından ayrılmak isteyen müvekkili şirketin diğer ortağa ulaşamadığını, ileri sürerek teminatsız olarak yargılama kesin hükümle sonuçlanıncaya kadar şirket yöneticisi ...'nın şirketi temsil ve ilzam yetkisinin kaldırılarak şirkete kayyum atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI
Mahkemece, davalı şirket yöneticisinin şirkete zarar verdiğine ilişkin somut bir delil dosya kapsamına sunulmadığı, bu aşamada davacı tarafça haklı sebebin mevcudiyetinin varlığı konusunda yaklaşık ispatın sağlanamadığı kanaatine varıldığından davacı vekilinin şirkete bağımsız kayyum atanmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili, verilen kararın hem usul hem esas yönünden hatalı olduğunu,mahkemece şirket ortakları ile şirketler arasında husumeti ve adli süreci gösterir kayıtların celbi talep edildiğini, mahkemece ilgili adli kayıtların tensip zaptı ile toplama kararı aldığını ancak toplanmadan tedbir taleplerinin reddine karar verildiğini, şirket yöneticisinin müvekkilini zararlandırmak amacıyla hem müvekkili şirkete hem de yetkililerine usulsüz icra takibi ve davalar açtığını, TTK m.638/2 hükmü gereğince ilk derece mahkemesince %50 hissedar olan müvekkilinin dava sonuna kadar durumunun teminat altına alınması için gerekli önlemler alınması gerekirken hukuki yanılgı ile bu yöndeki taleplerinin reddinin hukuka aykırı olduğunu, ileri sürerek;
kararın kaldırılmasını,şirket yöneticisi ... ...'nın şirketi temsil ve ilzam yetkisinin kaldırılarak şirkete kayyum atanmasına, bu kararın Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava; Limited şirkette pay sahibi davacının diğer ortak ile olan uyuşmazlıklar nedeniyle şirketin haklı sebeble feshi- ortaklıktan çıkma talebine ilişkindir. Davacı vekili davalı şirket müdürünün temsil yetkisinin tedbiren kaldırılmasını talep etmiştir. TTK 638/2-son cümle maddesinde ortağın çıkma davası açması durumunda mahkemenin ortağın durumunun teminat altına alınması için gereken önlemlere karar verileceği düzenlenmiştir. TTK 638(2) bir ortağın ayrılmasıyla ilgili davada hukuken kesinleşmiş karara kadar, ortaklığın fonksiyon ve fiil ehliyetinin sınırlandırılmamasını veya ortadan kaldırılmamasını ve ortakların haklarının zayii olmamasını amaçlamaktadır. Kural olarak bir davada tarafların ileri sürdüğü iddia ve savunmaların ispatı için tahkikat yapılması ve delillerin toplanması gerekir.
Hakim tüm delilleri inceleyip değerlendikten ve tam bir karara ulaştıktan sonra nihai kararını verir. İhtiyati tedbirlerde ise yaklaşık ispatın yeterli olacağı HMK 390/3 maddesinde düzenlenmiştir. Özel hukuk alanında kar elde etme gayesiyle kurulan kötü yönetildiği iddia olunan şirketlerin -istisnalar saklı kalmak kaydıyla - kayyım atanmak suretiyle yönetilmesi ve ticari faaliyetine devam etmesi mümkün değildir. Bu bağlamda tüzel kişiler için kayyım atanmasını sağlayacak yegane yol organ boşluğu- eksikliği yahut belli bir işle sınırlı olmak üzere (örneğin şirketi genel kurula götürmek gibi) kayyım atanması olup, şirket ortakları arasındaki geçimsizlik şirkete yönetim kayyımı atanmasına gerekçe yapılamaz.
Geçici hukuki koruma önlemi alınırken, tarafların ve şirketin menfaatlerinin korunması, davacının iddiaları yanında davalının savunmasının da gözönünde bulundurulması gerekir.Somut olayda; dava dilekçesi ile birlikte ihtiyati tedbir talep edilmiş olup, davalı şirketin haklı sebeble fesih koşullarının mevcut olup olmadığı, sunulan delillerin toplanıp değerlendirilmesini, yargılama yapılmasını gerektirmektedir. Açıklanan nedenlerle; davacı vekili delilleri toplanmadan ihtiyati tedbir talebinin red edildiğini ileri sürmüş ise de; ihtiyati tedbir talebinde bulunulur iken talebin dayanakları ihtiyati tedbir isteyen tarafça sunulmalıdır .Davacı vekilinin, şirket yöneticisinin temsil ve ilzam yetkilerinin tedbiren kısıtlanması talebinin, haklı nedenin varlığı konusunda yaklaşık ispatın sağlanmadığı gerekçesiyle reddine ilişkin ara kararda ve delillerin takdirinde isabetsizlik görülmediğinden, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle:İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 18/10/2023
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/64031 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi