Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/3639 E. 2021/342 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
icra takibinin kesinleşmesi↗ takibin kesinleşmesi↗ ihtirazi kayıt↗ usuli kazanılmış hak↗ kazanılmış hak↗ ifa↗ tbk 99↗ fatura↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, takibe konu fatura borcunun takip tarihi itibariyle ödenmeyip, takip sonrası davacı tarafından yapılan ödemelerin borçtan düşülmesi ile davacının davalıya 13.936,79 TL borçlu olduğu ve 4.926,47 TL borçlu olmadığının tespitine ve koşulları oluşmayan tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesini 2016/10688 Esas ve 2017/6634 Karar sayılı ve 05.10.2017 tarihli kararı ile; "Davacı, hakkında yapılan icra takibinin kesinleşmesi sonucu kendi iradesi ile herhangi bir ihtirazi kayıt koymaksızın ödemede bulunmuştur. TBK'nun 78/1. maddesi uyarınca borçlanmadığı edimi kendi iradesiyle yerine getiren kimse bunu ancak kendisini borçlu sanarak ifa ettiğini ispat ederse geri isteyebilir. Mahkemece bu hüküm üzerinde durulmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davacının, hakkında icra takibinin kesinleşmesi sonucu kendi iradesi ile herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin ödemede bulunduğu, TBK'nın 78/1. maddesi uyarınca borçlanmadığı edimi kendi iradesi ile yerine getiren kimse bunu ancak kendisini borçlu sanarak ifa ettiğini ispat ederse geri isteyebileceği, davacının borçlanmadığını iddia ettiği edimi, kendisini borçlu sanarak ifa ettiğini ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Bozmadan önceki mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiş olup temyiz edilen kararda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu hususun davacı lehine usuli kazanılmış hak teşkil edeceği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13207 E. 2018/1067 K.
Ortak:eksik inceleme
İncelediğiniz karardaMahkemece bu hüküm üzerinde durulmaksızın «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle bozulmuştur.
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece anılan sözleşme hükümlerinin incelenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik incelem» sonucu yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kredi kartı borcu · ipoteğin kaldırılması · müteselsil kefil · ipotek · üçüncü kişi · kefil · ihtarname · yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava dışı ..... arasında 18.09.2008 tarihinde imza altına alınan genel kredi ve «teminat» sözleşmesine «müteselsil kefil» olduğu, borcun ödenmemesi nedeniyle icra takibi yapıldığı, taşınmazın satılarak takip borcunun kapatıldığı, «ipoteğin kaldırılması» için bankaya «ihtarname» gönderildiği, ancak bankanın 3. kişinin «kredi kartı borcu» nedeniyle ipoteği kaldırmadığı, davacının kredi kartı borcuna istinaden 3.900,00 TL 04.07.2012 tarihinde davalı avukatı Av. ... imzasına ödemek zorunda kaldığı, bu ödemenin ipoteğin kaldırılmaması nedeniyle kendini borçlu sanarak yapıldığı gerekçesiyle davacıdan haksız tahsil edilen 3.900,00 TL nin 04.07.2012 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2-Dava, dava dışı «üçüncü kişinin» haksız ödenen borcunun davalıdan tahsili istemine ilişkindir. .../...
Mahkemece, davacıya ait taşınmazın üzerindeki «ipoteğin kaldırılması» amacıyla, davacının kendini borçlu sanarak ödeme yaptığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, dosya içerisinde bulunan ve dava dış.....le davalının külli halefi bulunduğu Banka arasında, 18.09.2008 tarihinde imzalanan genel kredi ve «teminat» sözleşmesi ile «ipotek» resmi senedinin incelenmesinde, davacı yanın da bu sözleşmeler altında imzasının bulunduğu anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14272 E. 2015/10629 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kayıt kabul davası · ödeme planı · alacak davası · iflas · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ....'nin 09/03/1998 tarihli «ödeme planı» gereği ...na olan borçlarına mahsuben 531,501 DM'lik ödemenin davacı tarafından ödendiği hususunda «kesin» kanaat oluşmadığı, ayrıca 21/11/2003 tarihli Anlaşma ve İbraname adlı belgenin birinci maddesine göre davacının davalı şirketten herhangi bir talepte bulunamayacağ …
Bu durumda mahkemece, davalı hakkında açılan davaya «kayıt kabul davası» olarak bakılarak sonuçlandırılması gerekirken, bu husus yerine getirilmeden davanın «alacak davası» olarak nitelendirilmesi ve yargılamaya devam olunarak hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/06/2004 tarihli 2001/881 Esas, 2004/313 Karar sayılı kararı ile «iflasına» karar verildiği ve bu kararın Yargıtay denetiminden geçerek 24/10/2005 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5372 E. 2024/1716 K.
Ortak:takibin kesinleşmesi · ifa
İncelediğiniz karardaMahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davacının, hakkında «icra takibinin kesinleşmesi» sonucu kendi iradesi ile herhangi bir «ihtirazi kayıt» ileri sürmeksizin ödemede bulunduğu, TBK'nın 78/1. maddesi uyarınca borçlanmadığı edimi kendi iradesi ile yerine getiren kimse bunu ancak kendisini borçlu sanarak «ifa» ettiğini ispat ederse geri isteyebileceği, davacının borçlanmadığını iddia ettiği edimi, kendisini borçlu sanarak ifa ettiğini ispat edemediği gerekçesiyle davanın …
Hukuk Dairesini 2016/10688 Esas ve 2017/6634 Karar sayılı ve 05.10.2017 tarihli kararı ile; "Davacı, hakkında yapılan «icra takibinin kesinleşmesi» sonucu kendi iradesi ile herhangi bir «ihtirazi kayıt» koymaksızın ödemede bulunmuştur.
TBK'nun 78/1. maddesi uyarınca borçlanmadığı edimi kendi iradesiyle yerine getiren kimse bunu ancak kendisini borçlu sanarak «ifa» ettiğini ispat ederse geri isteyebilir.
Benzer bu kararda… kçesinde; dava dışı Şeker Faktoring Hizmetleri A.Ş. tarafından 2014 yılında 28.05.2008 keşide tarihli çekin müvekkili aleyhine takibe konulduğunu, takibe konu çekin «zamanaşımına» uğramış olması nedeniyle takibin «iptali davası» açtıklarını, ilk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verilmiş ise de, istinaf mahkemesince «takibin kesinleşmesinden» önceki zamanaşımı nedeniyle davacı şirket bakımından «takibin durdurulmasına» karar verildiğini, «istinaf incelemesi» devam ederken takip alacağının davalı şirketçe «temlik» alındığını, istinaf incelemesi sonucu beklenmeden müvekkil şirket aleyhine icra işlemlerinin başlatıldığını, icra tehdidi altında müvekkilinin 122.295,00 TL'yi ödemek zorunda kaldığını, yapılan bu ödemenin iadesi gerektiğini, bunun için davalı aleyhine icra takibi başlattıklarını, davalının kötü niyetli olarak «borca itiraz» ettiğini, itirazında haksız olduğunu belirterek itirazın iptaline, borçlunun %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
… E MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dava dışı Şeker Faktoring şirketine olan borcunu davalı şirketin «temlik» aldığı, taraflar arasında 14.11.2017 ve 28.11.2017 tarihli belgeler çerçevesinde anlaşmaya varıldığı, davacının yaptığı ödemelere ilişkin dekontlar incelendiğinde ödeme tarihlerinin «protokolde» belirlenen tarihte yapıldığı, alacaklının ise protokol gereği «icra takibinden feragat» ettiği, davacı vekilinin «zamanaşımına» uğrayan «çek» nedeniyle icra tehdidi altında ödendiğini iddia ettiği, davacının zamanaşımına uğrayan borcunu taraflar arasındaki protokol uyarınca ödediği, zamanaşımına uğrayan çeke dayalı borcun eksik borç haline geldiği, bu alacağın davacıya «takip yetkisi» vermediği konusunda ihtilaf bulunmadığı, ancak eksik borcu «ifa» eden davacının ödediği bedelin iadesini talep edemeyeceği, bu nedenle davacının alacak talebinin yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:icra takibinden feragat · dava takip yetkisi · hükmün açıklanmasının geri bırakılması · davanın konusuz kalması · takibin durdurulması · borca itiraz · icra hukuk mahkemesi · icra takibine itiraz
Benzer bu kararda… iyle yerine getiren kimse, bunu ancak kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebilir hükmünü içerdiğini, ödemenin yapıldığı tarihten önce «zamanaşımı» nedeniyle takibin geri bırakılması istemli dava açıldığını, «icra hukuk» mahkemesince davanın reddine karar verildiğini, davanın reddi üzerine icra tehdidi altında kendi isteği dışında ödeme yapmak durumunda kaldığını, anılan Kanun'un 78 inci maddesinin 3 ile 4 üncü fıkralarında belirtilen kendi isteğiyle ödeme şartının oluşmadığını, anılan maddenin 1 inci fıkrası kapsamında davanın reddi üzerine kendini borçlu sanarak ödeme yaptığını, Yargtay 12.Hukuk Dairesinin 1995/11582 E.-12301 K. sayılı kararıyla 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 71 inci maddesine göre zamanaşımı itirazında bulunduktan sonra yapılan ödemenin «istirdatının» istenebileceği, zamanaşımı nedeniyle takibin geri bırakılması talebinden önceki ödemelerin istirdata konu olamayacağı, zamanaşımı nedeniyle takibin geri bırakılması isteminden sonra ödeme olmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğinin belirtildiğini, Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin 2016/13104 E., 2018/100 K. sayılı kararı ile zamanaşımına uğramış borcun «hükmün açıklanmasının geri bırakılması» kararı elde etmek için ödenmesi, ancak zamanaşımı nedeniyle düşürüldüğü, «davanın konusuz kalması» nedeniyle yapılan ödemenin «sebepsiz zenginleşme» kapsamında istenebileceğine karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
… kçesinde; dava dışı Şeker Faktoring Hizmetleri A.Ş. tarafından 2014 yılında 28.05.2008 keşide tarihli çekin müvekkili aleyhine takibe konulduğunu, takibe konu çekin «zamanaşımına» uğramış olması nedeniyle takibin «iptali davası» açtıklarını, ilk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verilmiş ise de, istinaf mahkemesince «takibin kesinleşmesinden» önceki zamanaşımı nedeniyle davacı şirket bakımından «takibin durdurulmasına» karar verildiğini, «istinaf incelemesi» devam ederken takip alacağının davalı şirketçe «temlik» alındığını, istinaf incelemesi sonucu beklenmeden müvekkil şirket aleyhine icra işlemlerinin başlatıldığını, icra tehdidi altında müvekkilinin 122.295,00 TL'yi ödemek zorunda kaldığını, yapılan bu ödemenin iadesi gerektiğini, bunun için davalı aleyhine icra takibi başlattıklarını, davalının kötü niyetli olarak «borca itiraz» ettiğini, itirazında haksız olduğunu belirterek itirazın iptaline, borçlunun %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
… E MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dava dışı Şeker Faktoring şirketine olan borcunu davalı şirketin «temlik» aldığı, taraflar arasında 14.11.2017 ve 28.11.2017 tarihli belgeler çerçevesinde anlaşmaya varıldığı, davacının yaptığı ödemelere ilişkin dekontlar incelendiğinde ödeme tarihlerinin «protokolde» belirlenen tarihte yapıldığı, alacaklının ise protokol gereği «icra takibinden feragat» ettiği, davacı vekilinin «zamanaşımına» uğrayan «çek» nedeniyle icra tehdidi altında ödendiğini iddia ettiği, davacının zamanaşımına uğrayan borcunu taraflar arasındaki protokol uyarınca ödediği, zamanaşımına uğrayan çeke dayalı borcun eksik borç haline geldiği, bu alacağın davacıya «takip yetkisi» vermediği konusunda ihtilaf bulunmadığı, ancak eksik borcu «ifa» eden davacının ödediği bedelin iadesini talep edemeyeceği, bu nedenle davacının alacak talebinin yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, icra tehdidi altında ödenen miktarın tahsiline yönelik yapılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/3639 E. , 2021/342 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bodrum 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 19.03.2019 tarih ve 2017/395-2019/143 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının 2005 yılında Bodrum'dan bir arsa alarak burada villa tipi daireler inşa ettiğini, davalıdan bir takım mal ve hizmetler satın aldığını ve bedellerini ödediğini, davalı şirket yetkililerinin kötü niyetli davranarak Bodrum 1. İcra Müdürlüğünün 2008/5418 Esas sayılı icra dosyası ile takibe geçtiklerini, takibin dayanağının davalı tarafından, davacının haberi olmadan keşide edilen bir fatura olduğunu, bahsi geçen faturanın davacının ticari kayıtlarında olmadığını, davaya konu takip borcunun haciz baskısı altında bir kısmının ödendiğini ileri sürerek, davacının davalıya borçlu olmadığının tespitini ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalının davaya konu 18.000,00 TL tutarındaki fatura ile davacıya inşaat malzemesi sattığını, fatura bedelinin ödenmediği için icra takibi yapıldığını, davalının borcuna karşılık takipten sonra 11.885,00 TL ödeme yaptığını belirterek, davanın reddini ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, takibe konu fatura borcunun takip tarihi itibariyle ödenmeyip, takip sonrası davacı tarafından yapılan ödemelerin borçtan düşülmesi ile davacının davalıya 13.936,79 TL borçlu olduğu ve 4.926,47 TL borçlu olmadığının tespitine ve koşulları oluşmayan tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesini 2016/10688 Esas ve 2017/6634 Karar sayılı ve 05.10.2017 tarihli kararı ile; "Davacı, hakkında yapılan icra takibinin kesinleşmesi sonucu kendi iradesi ile herhangi bir ihtirazi kayıt koymaksızın ödemede bulunmuştur. TBK'nun 78/1. maddesi uyarınca borçlanmadığı edimi kendi iradesiyle yerine getiren kimse bunu ancak kendisini borçlu sanarak ifa ettiğini ispat ederse geri isteyebilir.
Mahkemece bu hüküm üzerinde durulmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davacının, hakkında icra takibinin kesinleşmesi sonucu kendi iradesi ile herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin ödemede bulunduğu, TBK'nın 78/1. maddesi uyarınca borçlanmadığı edimi kendi iradesi ile yerine getiren kimse bunu ancak kendisini borçlu sanarak ifa ettiğini ispat ederse geri isteyebileceği, davacının borçlanmadığını iddia ettiği edimi, kendisini borçlu sanarak ifa ettiğini ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Bozmadan önceki mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiş olup temyiz edilen kararda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu hususun davacı lehine usuli kazanılmış hak teşkil edeceği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 25/01/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/639554500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz